İsrailli yöneticiler ve destekçileri "Neden Hamas'ın şiddeti görülmüyor?" diye şikâyet ediyorlar.Sen Hamas'ın vahşetini üçe,beşe değil bine katlar,Hamas'ın bir gün yaptığını sen iki buçuk aydır her gün yaparsan,Hamas'ın senin gölgende kalıp görülmemesinde de şaşıracak bir şey yok.
İsrail,başta ABD olmak üzere Batılı devletlerin de desteğini alarak,Gazze'yle birlikte insân hakları düzeninin tüm değerlerini ve normlarını yıkmaya devam ediyor.Bunu yaparken,kendisine yönelik tüm eleştirileri,giriştiği katliâm ve etnik temizlik politikasını sonlandırması için yapılan çağrıları,Hamas'ı ve onun İslâmcılığını öne sürerek karşılamaya çalışıyor.Başka bir deyişle,dünyâ kamuoyunu Hamas'la korkutarak,"Ben bugün bunları burada durdurmazsam yarın sizi evinizde vuracak bunlar" diyerek kendi vahşetine rızâ devşirmeye çalışıyor.("İstanbul düşerse,Kudüs düşer,Mekke düşer" lâflarına ne kadar benziyor,değil mi?)İslâmcılık,belli bir grubu siyâseten ve moral düzlemde diğerlerinin hâkimi olarak konumlandıran,üstünlükçü her ideoloji gibi insân hakları,özgürlükler ve demokrasi için bir tehlikedir.Dolayısıyla,geriletilmesi gereken bir siyâsî düşünce ve harekettir.Gelgelelim,bu size "İslâmcılıkla mücâdele" adı altında her şeyi yapma hakkı vermez,sizi tüm insân eylemlerini bağlayan veyâ en azından bağlaması gereken sınırlardan âzâde kılmaz.İçinde binlerce çocuğun olduğu 17 bin kişiyi haftalar içinde tonlarca bomba atarak katlederseniz,insânların sizin "İslâmcı Hamas'la mücâdele" iddianızı kabul etmeyip size karşı çıkmasında şaşıracak bir şey yok,çünkü bu ölçüsüzlüğü ne akıl,ne mantık,ne vicdân kabul eder.
Benzer şekilde,İsrailli yöneticiler ve destekçileri "Neden Hamas'ın şiddeti görülmüyor?" diye şikâyet ediyorlar.Sen Hamas'ın vahşetini üçe,beşe değil bine katlar,Hamas'ın bir gün yaptığını sen iki buçuk aydır her gün yaparsan,Hamas'ın senin gölgende kalıp görülmemesinde de şaşıracak bir şey yok.İnsânlara Hamas'ın vahşetini idrâk edecek zamanı ve fırsatı verdin mi ki?Hemen ertesi günü Gazze'deki sivillerin üzerine rastgele tonlarca bomba atmaya başladın.O kadar büyük bir dehşet yarattın ki,Gazze'de yıktığın binâların tozu dumanı içinde Hamas'ın şiddeti de görülmez oldu.Onun için,"Hamas şiddeti niye görülmüyor?" diye sorduğun zaman önce dönüp kendine bakacaksın.Hamas görülmüyorsa baş sebebi sensin.Ayrıca,insânlar senin kendi vahşetini meşrûlaştırmak,kabul edilebilir kılmak maksadıyla Hamas şiddetini bir araç olarak kullandığını da görüyor.
Bunların yanı sıra,"karşı taraf" olarak homojenleştirdiğin kitlenin içinde yanlış veyâ kötülük yapan birilerini gösterdiğinde bu sana "karşı taraftaki" herkese cânının istediğini yapma özgürlüğü de vermez.Bu düşünme biçimi veyâ yaklaşıma Türkiye'de de çok sık rastlanır -"öteki taraf"ta "yanlış" yapan birilerini bulup devamlı onları öne sürerek kendini tüm ahlâkî sınırlardan kurtarmak...Hâlbuki istisnâsız,sınırsız tüm yaptıklarınızı karşı tarafın yanlışlarıyla meşrûlaştıramazsınız;zâten çoğu durumda böyle yekpâre bir "karşı taraf" yoktur ama onu yekpâreleştirmek sizin işinize gelir.
İsrail ağızlarından çok sık duyduğumuz bir söz de "Bunu Hamas başlattı".Bu meselenin 7 Ekim'de başlamadığından,uzun bir târihi olduğundan dahi bahsetmeyeceğim.Velev ki "savaş"ı "karşı taraf" başlatmış olsun;bu da size evrensel insân hakları hukûkunu,savaş hukûkunu çiğneme hakkı vermez.Bunlar en temel,en basit,söylenmesine gerek bile olmaması gereken ilkeler ama unutturulmaya çalışıldığına hâtırlatmak da mecbûrî oluyor.
İşin ahlâkî yönü böyle.Peki,stratejik-rasyonel yönü nasıl?İsrail,Gazze'de 365 kilometrekareye sıkışmış 2,2 milyon insânı ayrım yapmaksızın bombalayınca İslâmcılığı gerçekten de geriletmiş mi oldu?Başka bir deyişle,İsrail'in "İslâmcılığın sizin için bir tehdit olmasını engelliyorum" iddiası doğru mu?Elimizde bunun böyle olduğunu gösteren bir veri olmadığı gibi,İsrail'in sebep olduğu öfke ve nefretin İslâmcılığın Müslümanlar arasındaki sosyo-politik köklerini daha derine salmış olması beklenir.Annesi,babası,kardeşi,yakınları öldürülmüş bir çocuğun,bir gencin hangi duygularla hareket etmesini,ne yapmasını bekliyoruz?Biriktirdiği intikâm hırsıyla birlikte en yakın siyâsî harekete,çok da sorgulamadan angaje olacaktır.İsrail'in Filistin hareketini bölmek için Fatah karşısında Hamas'ı destekleyip,onun Filistin siyâsetinde ciddî bir aktör olmasına yaptığı katkıyı da ya târihin bir ironisi,ya da diyalektiğin işlemesi olarak değerlendirin artık.Lâik kanal gerileyince bu çocukların,gençlerin angaje olacağı hareketin,şartlar gereği İslâmcılık olması sürpriz olmaz.
Bu yalnız Filistin'de,Gazze'de böyle değil;İsrail'in bu politikaları dünyânın her yerinde İslâmcı hareketlere alan açıyor,onlara karşı sempatinin yükselmesine sebep oluyor.Siz böyle açık bir adâletsizlik,haksızlık ve zulüm düzenini kuşaklar boyunca sürdürür,bir de üstüne iki ayda 20 bine dayanan sayıda kişiyi katlederseniz,bunun İslâmcılığı yükseltmesi normal sonuçtur.Bırakın şimdiyi,İsrail-Filistin meselesi onlarca yıldır İslâmcılığın cân suyunu veren,onu diri tutan kaynaklardan biri.Velhâsıl,sorunun kendisi varlığını sürdürdükçe bu meselede İslâmcılığı geriletmek için attığınız her askerî,baskıcı adım onun toplumsal tabanını genişleterek politik ömrünü uzatıyor.İsrail,askerî anlamda ne kadar "kazanan" olursa,sorunun siyâsî ömrü o kadar uzuyor.İslâmcılık ve onun etkisi konusunda endişelenen biri eğer samimiyse yapması gereken,İsrail-Filistin meselesinin adâlet ve hak temelinde çözülmesi için çalışmaktır...
*Dr. Ohannes Kılıçdağı,Hamas şiddeti neden görülmüyor?,Agos,15 Aralık 2023.
https://www.agos.com.tr/tr/yazi/29568/hamas-siddeti-neden-gorulmuyor
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder