"Nehir Söyleşi",birbirine karışan iki mecrâdan akıyor:Kamusal kimliği ile dinî lider Bartholomeos ve kişisel hayatı ile "insân" Bartholomeos.Bu kimliklere farklı bölümler özgülenmiş değil.Patrik,özel hayatından bahsederken siyâsî meselelere atlayıveriyor.
Yıldız Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Elçin Macar'ın,Rum Patriği Bartholomeos ile gerçekleştirdiği "Nehir Söyleşi",Doğan Kitâp'tan Kasım 2021'de "İmroz'dan İstanbul'a Patrik Bartholomeos" başlığıyla yayınlandı.Rum Patrikhânesi,Türkiye ve Yunanistan'daki azınlıklar,devlet-kilise ilişkileri ve nüfus mübâdelesi ile ilgili çalışmalarıyla tanınan Macar,Patrik'le olan eski dostluğu itibâriyle de bu söyleşiyi yapmak için doğru isimdi.
"Nehir Söyleşi",birbirine karışan iki mecrâdan akıyor:Kamusal kimliği ile dinî lider Bartholomeos ve kişisel hayatı ile "insân" Bartholomeos.Bu kimliklere farklı bölümler özgülenmiş değil.Patrik,özel hayatından bahsederken siyâsî meselelere atlayıveriyor.En kritik dinî tartışmaların ortasında,meşhûr -ya da sıradan- insânlarla dostluklarına değiniyor.Söyleşiyi keyifli kılan husûslardan biri de bu iç içe geçmişlik.
Patrik'in,İmroz/Gökçeada'nın Zeytinli Köyü'nde dünyâya geldiği gün,sıradışı hayatını âdetâ haber veriyor:Artık yıl olan 1940'ın 29 Şubat günü doğduğu için,Patrik ancak dört yılda bir doğumgününü kutlayabiliyor.Bu hesapla,daha yirmili yaşlarının başında.Belki de dinçliğinin sırrı burada gizli.
Çocukluğunda,kahvecilik ve berberlik yapan babasının yanı sıra köyün papazına da yardım ediyor.Daha o çağlarda "dine,kiliseye hevesi" var.Ailesi,pek çok din adamı yetiştirmiş,yani "DNA'sında papazlık var".Meşhûr Amerika Başepiskoposu Iakovos da Zeytinli'den hemşehrisi.
Zeytinli İlkokulu'nu bitiren vefâlı öğrenci,Türk öğretmenini unutmayacak ve Patrik olduktan sonra Ankara'da izini bulup elini öpecektir.İlkokuldan sonra İstanbul'a,Zoğrafyon'a gönderiliyor.Derken Heybeliada Rûhbân Okulu'na giriyor ve 1961'de mezûniyetini müteâkiben diyakoz olarak takdis ediliyor.Artık "rûhânî"ler sınıfına girmiştir.Ama önce cüppesini çıkarıp üniforma giyiyor.Gelibolu'daki 40. Piyade Alayı'nda askerliğini yaparken NATO işbirliği çerçevesinde gelen Yunan subaylara tercümânlık ediyor,kolordu adına Yunanca yazışmaları yürütüyor.Vefâlı diyakoz,terhis olunca komutanlarıyla dostluğunu sürdürecek.
Rûhbân Okulu'nda kilise hukûku dersi verecek bir uzmana ihtiyâç var.1963'te Roma'ya,Istituto Orientale'de bu alanda doktora yapmaya gönderiliyor.Bu enstitü,Cizvit râhiplerine ait Università Gregoriana'ya bağlı.Böyle bir Katolik kurumunda eğitim gördüğü için Bartholomeos,Patrik olduktan sonra kimi Ortodoks kurumlarınca eleştirilecektir.
1968'de üstlendiği Rûhbân Okulu Müdür muâvinliği vazifesi kısa sürüyor.Okulun 1971'de bir Anayasa Mahkemesi kararı bahane edilerek kapatılmasını müteâkiben Patrikhâne'ye Özel Kalem Müdürü olarak atanacak.
1949'da,komünizmle mücâdele adına ABD,Yunanistan ve Türkiye'nin ortak operasyonu ile tahta oturtulan Amerika Başepiskoposu Patrik Athinagoras,yetenekli genç diyakoza önemli vazifeler veriyor.Athinagoras 1972'de vefât edince,Patrik seçimine hükûmet müdâhale ederek bazı adayların üzerini çizecektir.Bu arada Bartholomeos,Ankara'ya giderek İhsan Sabri Çağlayangil'le görüşür.Yeni Patrik,İmroz Metropoliti Dimitrios olacaktır.1970'lere damgasını vuran Türk-Yunan ilişkilerindeki çalkantılar,Patrikhâne'ye doğrudan yansıyacaktır.1974'ten itibâren metropolitlere verilmeyen pasaportlar,1978'de Montreux'de Ecevit-Karamanlis görüşmelerinin başlamasıyla bir ânda teslim edilir.
Özal'lı yıllarda Patrikhâne nefes almaya başlar.1941'de yanan binaya restorasyon izni,nihâyet 1987'de Başbakan Özal'ın girişimi ile verilir.1991'de Dimitrios vefât eder.Yeni Patrik seçilecek.Ankara'ya gönderilen aday listesi,hiçbir silinme olmaksızın geri gelince Sinod alelacele oybirliği ile Bartholomeos'u seçer.Yeni Patriğin nezâket ziyâreti esnâsında Cumhurbaşkanı Özal,aday listesine müdâhale olmaması için tedbir aldığını ve 1987'deki restorasyon izninden dolayı da çok eleştirildiğini söyleyecektir.Patrik,"samimi,alçakgönüllü ve rahatlatıcı" bir kişilik olarak andığı Özal'ın ölüm yıldönümü olan 17 Nisan'da hâlâ mezârına gidip çiçek bırakıyor,dua ediyor.
Bartholomeos'un 2 Kasım 1991 târihli tahta çıkış töreninin sayısız önemli misâfiri arasında Yunanistan Başbakanı ve Dışişleri Bakanı da var.Ama törene katılan İmrozlu yaşlı bir çift var ki,mutlulukları târife gelmez.Dün berber dükkânını süpüren,kahvehânenin fincanlarını yıkayan evlâtları bugün Ortodoks âleminin Patriği'dir.Bu saadet kaç ebeveyne nasip oldu ve olacak?Peki,oğullarının en uzun süre tahtta kalan İstanbul Patriği olacağını tahmin edebilirler miydi?Günümüz itibâriyle Bartholomeos'un Patrikliği otuz yılı,rûhânîliği ise altmış yılı aştı.Nisan 2022'de,Bartholomeos dönemi Patrikhânesi'nde dördüncü kez Ayion Myron (Kutsâl Yağ) kaynatılacak.
Tahta geçtiği gün,haritada Sovyetler Birliği vardı.Bir ay sonra yoktu.Soğuk Savaş bitti,sonra ne savaşlar başladı!Bartholomeos'un otuz yılı aşkın Patriklik dönemi,gezegenimizin ve ülkemizin en fırtınalı,en hızlı değişim dönemlerinden birine denk geldi.
Seleflerinin hepsinden fazla seyahat etti,çalıştı,faaliyetler düzenledi.Eski patriklerin ismi kamuoyunda pek bilinmezdi,bugün Bartholomeos'un ismini duymayan yok gibi.Hristiyan âleminde ve genel olarak dünyâda ismini ve sesini duyurdu.
Kronikleşmiş eski meselelerle uğraşmak zorunda kaldı.Bunların başında Patrikhâne'nin "ekümenik" niteliği ve yetki sahası ihtilâfları geliyor.Çetrefil meselelere hukûkçu mantığı ile yaklaşan Patrik,451 târihli "ekümenik" Kadıköy Konsili'nin 28. maddesine göre otosefal (özerk) kiliselerin dışındaki Ortodoksların İstanbul'a tâbi olduğunu ve "ekümenik" unvânının Bizans,Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde kesintisiz kullanıldığını hatırlatıyor.Avrupa Konseyi'ne bağlı Venedik Komisyonu'nun 2010 târihli raporunun,"Ankara,'ekümenik' unvânını kullanmaya mecbur değildir,ama buna engel de olamaz" şeklindeki tespitine işaret ediyor."Ekümenik"liği "Hristiyanları ilgilendiren bir konu" olarak nitelendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan,Patriğe de alenen "Ekümenik Patrik Bartholomeos" diye hitâp ederek meseleye son noktayı indirmiş gibi.
"Ekümenik"lik tartışmasının gerisinde ne var?Moskova Patrikhânesi,İstanbul'un önceliğinden rahatsız.Kişinin ve makâmının unvânlarını ayrıştıran Ruslar,Bartholomeos'a "Ekümenik Patrik" diye hitâp ederken Patrikhânesi'ne "Konstantinopolis Kilisesi" diyorlar.Rusya'da devletin,Moskova Patrikhânesi üzerindeki nüfuzu kimse için sır değil.Bartholomeos,geçmişte komünist rejimlerin,Ortodoks kiliselerinin yapı ve yetkileriyle nasıl pervâsızca oynadıklarını hatırlatıyor.Günümüzde,Ortodoks ülkelerde din-devlet ilişkileri bakımından ne değişti?Ulusal düzeydeki kurumsal ilişkiler,uluslararası siyâsete de yansıyor:"Teopolitik",jeopolitiğin bir parçası hâline geliyor.Bartholomeos,Arnavutluk Başepiskoposu'nu kendi atayarak Atina Başepiskoposluğu'nu bertaraf etti.Estonya Ortodoks Kilisesi'ne İstanbul'a bağlı özerklik;Ukrayna Kilisesi'ne ise bağımsızlık vererek bunları Moskova Patrikhânesi'nin etki sahasından dışlamış oldu.Ustaca satranç hamleleri...
İzin almaksızın 1833'te Patrikhâne'den ayrılan Yunan Kilisesi'nin özerkliğini Patrikhâne 1850'lere kadar tanımamış.İlişkiler hâlâ nâzik.Yunanistan'da,aralarında Girit,Oniki Adalar ve Aynaroz'un da bulunduğu doğrudan İstanbul Patrikhânesi'ne tâbi bölgeler var.Aynaroz'da,açıkça Patrikhâne'ye isyân eden manastırlar var.(Patriğin,İlber Ortaylı refâkatinde Aynaroz gezisinin hikâyesini okurken aklınızdan valizinizi yapmak geçiyor.)
İstanbul Patrikhânesi'ne tâbi bu bölgeler için yapılan episkopos ve metropolit tayinleri,Patrikhâne'nin gerek Yunan Devleti ve Kilisesi,gerekse Ankara ile ilişkilerini daha da karmaşık hâle getiriyor.Yunanistan,Patriği hep Türklere itâatle suçluyor.Türkiye'nin nazarında Patrikhâne,Yunan Dışişleri'ne âlet oluyor.Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ise Patriği mütemâdîyen Amerika'nın "enstrümanı" olarak nitelendiriyor.Patriğin bu üç devlete birden hizmet etmesi mantıken imkânsız.Peki o ne yapıyor?Cevabı kendisi vermiş:"Kavgacı değilim ama,Patrikhânemizin haklarına düşmânlık olursa hiç saymam,Rus,Yunan..."
Bartholomeos,Ortodoks liderleri sıklıkla İstanbul'a çağırarak toplantılar düzenledi,itibârı giderek arttı.Bu organizasyonlar,kiliseler arası çekişmelere de sahne oldu.2016'da Girit'te düzenlenen Panortodoks Konsil'e Rusya katılmadı.Ortodoks âleminde Bartholomeos'a yöneltilen eleştirilerin bir kısmı da,onun Katolik Kilisesi ile olan yakın ve dostane ilişkilerini hedef alıyor.Katolik Kilisesi'nin çağdaşlaşması ve diğer din/mezheplere açılması bakımından bir dönüm noktası oluşturan II. Vatikan Konsili'ni Bartholomeos,doktora öğrencisi olarak bulunduğu Roma'da günü gününe takip etmiş.1054'te karşılıklı gönderilen aforoz mektuplarının 1965'te geri alınması sürecine yakından tanık olmuş.Patrikliği döneminde,Katolik Kilisesi ile yakınlaşmaya yönelik evrensel hareketi etkin biçimde destekliyor.Vatikan,2004'te önemli Ortodoks azizlerine ait mukaddes emânetleri Fener'e iade etti.
Vatikan'la iyi geçinen Bartholomeos;Patrikhâne'nin Ortodoks Vatikan'ı olmaya çalıştığı yönündeki iddiaları "masal" olarak nitelendiriyor ve bu noktada iki kilise arasındaki yapısal farklılıkları vurguluyor.Seçim,yönetim ve karar alma süreçleri bakımından Ortodoksluğu daha "demokratik" buluyor.Diğer yandan,gözlemlememiz gerekir ki,Katolik Kilisesi'ne özgü Papa'nın yanılmazlığı dogması,Ortodoks Kilisesi'nde mevcut değil.Bu itibârla Patrik hata yapabilir.Ve yapıyor.Kitâpta,Türkçesinin zayıf olduğundan yakınıyor.Keşke,günlük hayatta duyduğumuz,okuduğumuz Türkçe,Patriğinkinin onda biri kadar düzgün ve zengin olsaydı...
Patrik,tek Tanrılı dinlerle dostluk ve işbirliğini yoğun biçimde destekliyor.Burada da işe dinî/millî hassasiyetler karışıyor.1994'te Patrikhâne'nin,Diyânet İşleri Başkanlığı'nın,Katolik ve Yahudi temsilcilerin katılımıyla yapılan toplantı neticesinde yayınlanacak bildiri için Patrikhâne,târihî unvânına uygun olarak "Konstantinopolis Bildirisi" başlığını öneriyor.Diyânet İşleri Başkanı bunu imzâlayamaz.Sonuçta İstanbul/Konstantinopolis ikilemini bertaraf eden formül,krizi çözüyor:"Bosphorus Declaration".Patrik,Müslüman ülkeleri sık sık ziyâret ediyor ve özellikle İran İslâm Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Khatami ile iyi anlaşıyor.
Çok gezen Patriğin görüştüğü meşhûrlar arasında İngiliz Prens Philip,Bloomberg,Geidar Alievich Aliev,Belçika Kralı Philippe,(eski) Yunan Kralı,Hafez Assad,Gaddafi,Castro,Merkel,Ban Ki Moon,Biden,Shimon Peres ve Obama da var.Çoğunun fotoğraflarına kitâpta yer verilmiş.
"Yeşil Patrik" olarak anılan Bartholomeos'a bu lâkabı ABD Başkan Yardımcısı Al Gore takmış.Tahta çıkışından beri çevrenin korunması için sempozyumlar ve faaliyetler örgütleyen,yayınlar yapan Bartholomeos'un bu bağlamda Karadeniz,Amazon ve Grönland yolculukları akıllarda yer etti.Papa I. Franciscus'un çevreye ilişkin 2015 târihli "Laudato si" başlıklı genelgesi (encyclicus) Bartholomeos'tan sitâyişle bahsediyor.
Patriğin,Türkiye'den gelecekle ilgili beklentilerine uzunca yer ayrılmış.Bunların başında tabiî ki Rûhbân Okulu'nun yeniden açılması geliyor.Sayısız patrik ve başepiskopos yetiştiren bu okulun öğrencileri,Türkçe bilerek mezûn oluyorlardı.Kendisi de Heybeliada Rûhbân Okulu mezûnu olan Patriğin Geidar Alievich Aliev ile Türkçe görüşebilmesi,mezûnlar kitlesinin sağlayacağı diplomatik avantaj hakkında bir fikir veriyor.Okulun yarım asrı aşkın süredir kapalı durması sonucu,Patrikhâne,din adamı ihtiyâcını gideremez hâle gelmiş.Artık râhiplerini "ithâl etmek" zorunda.Yunan "ithâl" râhiplerin "Fanaryot" olmaları zaman alıyor.Yabancıların,Patrikhâne'nin en yüksek karar organı olan Sinod'a kabulü zorunlu hâle geliyor.Cumhurbaşkanı Erdoğan,kendi inisiyatifiyle yabancı metropolitlere Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı vererek problemi çözüyor.Patrik,samimi şükrânlarını ifâde ediyor.Ama taşıma suyla değirmen döndürmek yerine suyun kaynağını açmak daha sağlıklı değil mi?Bartholomeos,Patriğin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması şartının kaldırılması,Rum vakıf mâllarının iade edilmesi,Patrikhâne'nin tüzel kişiliğinin tanınması,Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını kaybeden Rumlara vatandaşlıklarının iade edilmesi yönünde temennilerini dile getiriyor.Ayasofya'da Noel ve Paskalya günleri âyîn yapmalarına izin verilmesini ümit ediyor.Anadolu'da,başka isim taşıyan onca kilise varken Ayasofya kiliselerinin camiye dönüştürülmelerini hayretle karşılıyor.
Bartholomeos acı sorular soruyor:Rûhbân Okulu'nun kapalı durması,Türkiye'nin menfaatlerine midir?İstanbul'un 120.000 kişilik Rum nüfusu günümüzde 3.000 kişiye indi.Medeniyet,kültür bakımından bunun ne faydası oldu?Kim kazandı?Kim kaybetti?Hoşgörü,demokrasi söylemleri ile bu gerçekler ne kadar bağdaşıyor?
Kitâp;uluslararası ilişkilerden ilâhîyâta,azınlıklar sosyolojisinden Türkiye'nin siyâsî târihine kadar uzanan geniş bir yelpazede çok kıymetli bilgiler içeren bir başvuru eseri olmaya aday.Ama bu alanlara hiç ilgisi olmayan bir okur bile kitâbı bir solukta keyifle okuyabilir.Çünkü içinde bambaşka bir insânî sıcaklık var.Patrik,inanılmaz bir saydamlıkla kendini,hayatını,inancını anlatıyor.Onu tanıyorsanız,satırların arasında bariton sesini duyuyor,bakışlarınızı yakalayan koyu mavi gözlerini görüyorsunuz.Nükteleri,şakaları,çok aşinâ geliyor.Söyleşideki ayrıntılar,efsânevî hafızasının yaşına rağmen hâlâ dipdiri olduğunu gösteriyor.Mütevazı,sade,adalı papaz kişiliğinin derinliklerinde,diplomatik ve entelektüel yetenekleri ile âdetâ bir Rönesans kardinali var.İstanbul Rum cemaatinin ondan bahsederken kısaca "papus (dede)" kelimesini kullanması boşuna değil.Bartholomeos,her çocuğun hayalini kurduğu dede figürünü temsil etmiyor mu?
Son olarak,bir çift sözüm var:
Elçin Macar'a:Kalemine,yüreğine,diline sağlık.Yaptığın vefâlı söyleşi,bir târihe tanıklık ediyor.
Patrik'e:Is polla eti,Despota!..(1)
***
1-Âyîn esnâsında okunan ve Patriğe uzun yıllar temenni eden methiyeden.
*Emre Öktem,Târihe tanıklık ve insânî sıcaklık:Patrik Bartholomeos kitâbı,Toplumsal Târih,Sayı:338,Şubat 2022,s.74-[77].