31 Mart 2023 Cuma

Dersim Katliâmı'nda zehirli gaz kullanma emri Mustafa Kemâl ve İsmet İnönü'den/Prof. Dr. Taner Akçam*







Taner Akçam,Dersim Katliâmı döneminden önemli bir evrâka,dönemin Dâhiliye Vekili Şükrü Kaya'nın komutan Abdullah Alpdoğan'a gönderdiği bir mektûba ulaştı.Mektûba göre zehirli gaz emri dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemâl ve Başbakanı İsmet İnönü'den gelmiş.Kaya mektûbunda ayrıca "Bütün o şakileri mağaralara göm,göm ki bir daha cânlanmasınlar" diyor.Akçam yazısında zehirli gaz tedârikine dâir başka evrâklar da paylaşıyor.

Elimizde,Şükrü Kaya'ya ait 26 Nisan 1937 târihli bir mektûp var.(1) Çok kısa olan mektûptaki ifâdeler aynen şöyle (imlâ hataları korunmuştur):[Belge-1]

"Sayın çok değerli Abdullah Alpdoğan Paşa,

Çok değerli Generalim Bakanlığa göndermiş olduğun raporu okudum.Tayyare Alay Kumandanlığı'ndan,yangın ve Millî Müdâfa'dan yakıcı ve boğucu gaz talep etmişsin.Hükûmette bazı kendini bilmezler,taleplerinin karşılanmaması için çalışma yapmaktalar.Nitekim başarılı olamadılar.

Cumhurreisimiz ve Başvekilimiz taleplerinin acil tedârik edilmesinin zorunlu olduğunu derhâl yerine ulaştırılması emrini vermişlerdir.Hattâ sonunda taleplerin karşılanacak,gerektiği gibi kullanılacağından zerre kadar kuşku duymuyorum,bütün o şakileri o mağaralara göm,göm ki bir daha cânlanmasınlar.

Hürmetle selâm eder,başarıların devamını dilerim.

26 Nisan 1937

Dâhiliye Vekili
Şükrü Kaya"

Şükrü Kaya mektûbu ve diğer resmî belgeler

Dersim'de katliâmlar sırasında zehirli gaz kullanıldığı daha önce de biliniyordu.Uzun yıllar Dışişleri Bakanlığı yapmış İhsan Sabri Çağlayangil'in,Kemal Kılıçdaroğlu'na yaptığı açıklamada söyledikleri,sıkça tekrar edilen bilgiler arasındadır.Çağlayangil bu görüşmede,"Ordu zehirli gaz kullandı.Mağaraların kapısının içerisinden bunları fare gibi zehirledi.Ve yediden yetmişe o Dersim Kürtlerini kestiler.Kanlı bir harekât oldu," der.(2)

Geçmiş yıllarda,Dersim Katliâmı'nda zehirli gaz kullanıldığına ve bu gazların Almanlardan satın alındığına ilişkin bazı arşiv belgeleri de yayınlandı.Belgeleri yayınlayan Dersim Gazetesi idi.Hüsnü Gürbey ve Mahsuni Gül imzâlı yazıda,bazı belgelerin Hasan Saltık arşivinden alındığı da belirtildi.(3) Belgelerden birisi,7 Ağustos 1937 târihli altında Mustafa Kemâl'in de imzâsı bulunan bir Bakanlar Kurulu kararı idi.Hükûmet,Almanya'dan zehirli gaz alma kararı almıştı.[Belge-2] Bu belge,1 Aralık 2019 târihinde Alman ARD kanalında Thorsten Mack ve Karaman Yavuz tarafından yapılan Dersim ile ilgili bir programda kullanıldı ve büyük tartışmalara yol açtı.(4) Alman Sol Parti,konu üzerine soruşturma önergesi sundu ve hükûmet önergeye yazılı cevâp verdi.(5)

Mektûbun doldurduğu boşluk

Burada yayınladığımız Şükrü Kaya'ya ait mektûp,konuya ilişkin daha önce yayınlanmış belgelerle sadece uyum içinde değil,o belgelerdeki bir boşluğu da dolduruyor ve belgeler hakkında ileri sürülen tüm şüpheleri ortadan kaldırıyor.Gaz alımlarının Dersim ile ilişkisi olmadığı veya kullanılmadığı ya da Mustafa Kemâl'in gaz kullanımından haberi olmadığı gibi itirâzların geçersiz olduğu bu mektûpla açığa çıkıyor.

Daha da önemli olan Şükrü Kaya'nın,hükûmetin içinde zehirli gaz kullanımına karşı olanların varolduğunu itirâf ediyor olmasıdır.Hükûmetin bazı üyelerinden gelen bu direnci kıran Mustafa Kemâl ve İsmet İnönü'dür.Mektûptaki açık ifâdeden de anladığımız gibi,Dersim'de zehirli gaz kullanımı doğrudan bu ikilinin girişimi ile mümkün olmuştur.

Dersim Gazetesi'nde yayınlanan belgeler arasında,27 Mart 1937 târihinde Dâhiliye Vekâleti'ne gönderilen bir yazı vardır.Yazıda "Tayyare Alay Kumandanlığı'ndan yangın ve Millî Müdâfaa'dan yakıcı ve boğucu gaz bombaları istedim," denir.Belgede imzâ yoktur.[Belge-3] Burada yayınladığımız Şükrü Kaya'ya ait mektûpta,bu ifâdelerin Abdullah Alpdoğan Paşa'ya ait olduğunu anlıyoruz.Şükrü Kaya mektûbunda,27 Mart 1937 târihli rapordaki ifâdeleri aynen tekrar etmiştir;"Çok değerli Generalim Bakanlığa göndermiş olduğun raporu okudum.Tayyare Alay Kumandanlığı'ndan yangın ve Millî Müdâfaa'dan yakıcı ve boğucu gaz talep etmişsin."

Alpdoğan Paşa'nın bu isteği üzerine Millî Müdâfaa Vekilliği (Millî Savunma Bakanlığı) 27 Temmuz 1937 târihinde "Başvekâlet Yüksek Makâmına" imzâlı bir yazı yazar ve ilgili gazların Almanya'dan alınması için "Berlin Büyükelçiliğimiz emrinde olarak Vekâletimiz gaz mütehassısı ile Berlin Ateşemiliter veya Hava Ataşesi'nin yapacakları inceleme sonucu" Almanya'dan gaz alınması için Bakanlar Kurulu'nca karar alınmasını ister.[Belge-4]

Millî Savunma Bakanlığı'nın yazısı,Başvekâlet tarafından Mâliye'ye havâle edilir ve Mâliye Bakanlığı bu havâleye 5 Ağustos 1937 târihinde cevâp verir.Cevâpta "Muhtelif cins tayyare bombalarımız için ihtiyâç görülen muhtelif evsâfta (20) ton gazla,bunların bombalara konmasına mahsûs bir adet otomatik doldurma tesisâtının (gizli satın alınması Yüksek Makâmınızca da tasdik buyurulduğu takdirde)... Almanya'dan gizli pazarlıkla satın alınması için" Mâliyece bir mahzûr olmadığı bildirilir.[Belge-5]

Ve aynı gün (5 Ağustos 1937) Bakanlar Kurulu aldığı kararla,ilgili gazların "Gizli pazarlıkla satın alınmasına izin verilmesi,Millî Müdâfaa Vekilliği'nin 26 Temmuz 1937 târih ve 871 sayılı tezkeresiyle yapılan teklif ve Mâliye Vekilliği'nin 5 Ağustos 1937 târih ve 3930 sayılı mutalânâmesi üzerine İcrâ Vekilleri Heyeti'nce 7 Ağustos 1937'de onanmıştır," denir.

Sonsöz

Türkiye târihindeki karanlık sayfalarla henüz yüzleşmedi.Daha da kötüsü,bu tür yüzleşmelerin demokratik bir rejim oluşturmak için şart olduğuna ilişkin bir toplumsal bilinç de oluşmuş değil.İktidar da muhalefet de târihte işlenmiş suçlardan kaçmanın,üstünü örtmenin meziyet olduğunu düşünen bir kültürden besleniyor.

Bu topraklarda demokrasinin,fikir özgürlüğünün,eşit vatandaşlık,insâna ve onun en temel haklarına saygı duyan bir rejimin yokluğu ve kurulamıyor olmasının ana nedeninin yüzleşmeden kaçmayı meziyet sayan kültür olduğunu görmekten hâlâ çok uzağız.Ne zaman bu tür yüzleşme çağrıları yapılsa,"şimdi zamanı mıydı?" uyarı ve eleştirileri gelir.Oysa,"şimdi zamanı mıydı?" ifâdesi "demokrasinin ve insân haklarına saygı duyan bir rejimi oluşturmanın zamanı değildir" anlamına gelir.Bu basit gerçeği göremeyecek kadar kör olan bir kültürün köleleri durumundayız.

Değişir mi?Evet,çok kolayca...Yeter ki bu toplumun kurucularıyla araya demokrasi ve insân hakları eksenli mesâfe koymayı öğrenelim.Kuruculara körü körüne tapınma bu topraklara demokrasi gelmemesinin,eşit vatandaşlığın sağlanamamasının ana nedenidir.Bu toplum,kurucularla araya mesâfe koyamadıkça tek adam rejimlerinden kurtulamayacağı basit gerçeğini kavramak zorunda.

Şükrü Kaya'nın imzâları

Mektûbun orijinal olduğu konusunda en küçük bir tereddüt yok.Şükrü Kaya,mektûbunda diğer bir belgedeki ifâdeyi de aynen tekrar ediyor.Bunun da ötesinde,Cumhuriyet Arşivi,Şükrü Kaya'ya ait onlarca imzâ ile dolu ve karşılaştırmak mümkün.Burada birkaç örnek yayınlıyoruz...

***

1-Mektûp,Hasan Saltık Arşivi'nden.Arşiv'deki belgeleri benle paylaşan Nevzat Onaran'a ve belgeyi kullanmama izin veren Nilüfer Saltık'a teşekkür ederim.
2-Dersim Gazetesi,24 Mayıs 2019.
3-A.g.e. Yayınlanan belgelere şu adresten [https://dersimgazetesi.net/editorun-secimi/zehirli-gazlar-almanyadan-bombardiman-ucaklari-amerikadan-alinmis/] ulaşmak mümkündür.
4-Karaman Yavuz'un gelen eleştirilerle ilgili açıklaması için bakınız [https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2019/12/18/karaman-yavuz-ataturk-imzali-zehirli-gaz-belgesi-devlet-arsivinde-var]
5-Alman hükûmetinin soru önergesine verdiği cevâp için bakınız [https://dserver.bundestag.de/btd/19/116/1911665.pdf?fbclid=IwAR2ICajkXQNyZJAS06ntoHwpnSFPXK7-yofeCFA9ESDZHgHrGazA3zKqXX0]

*Prof. Dr. Taner Akçam,Dersim Katliâmı'nda zehirli gaz kullanma emri Mustafa Kemâl ve İsmet İnönü'den,Agos,31 Mart 2023.

https://www.agos.com.tr/tr/yazi/28409/dersim-katliaminda-zehirli-gaz-kullanma-emri-mustafa-kemal-ve-ismet-inonuden