İsrail['in] [Washington] Büyükelçiliği önünde Gazze'de yaşananları protesto etmek için kendisini yakan ABD askeri Aaron Bushnell,târihte hangi parantezin kapanmasıyla anılacak?Batı'nın söylem üstünlüğünün sona ermesinin dünyâ için anlamı ne olacak?Enes Çallı yazdı.
ABD Hava Kuvvetleri'nde muvazzaf asker Aaron Bushnell,Washington DC'deki İsrail Büyükelçiliği önünde kendini ateşe verdi ve hayâtını kaybetti.Bushnell'in kendini yaktığı video sosyal medyada viral olurken son sözleri "Filistin'e özgürlük" ve "artık soykırıma iştirâk etmeyeceğim" oldu.Bushnell'in kendini yakması kuşkusuz Ekim 2023'den beri devam eden Gazze'deki etnik temizliğin en önemli sembol anlarından biri olarak hâtırlanacak.Bushnell'in bir ordu mensûbu olarak soykırıma iştirâk etmeyeceğini söylemesini ülkesinin İsrail'e verdiği desteğe tepki da olarak okuyabiliriz.Muvazzaf bir askerin böylesine radikal bir protesto eylemi yapması Biden yönetiminin İsrail'e verdiği güçlü desteği sorgulatır mı bilemeyiz.Ancak şu bir gerçek ki Trump sonrası büyük umutlar beslenen Joe Biden,İsrail politikası ile büyük bir başarısızlık hikâyesi yazdı. Biden'ın mirâsı
Hâlbuki Biden'ın ABD başkanı seçilmesi ve Kongre Baskını'ndan sonra Beyaz Saray'a çıkması kimi uzmanlar tarafından demokrasinin otoriterliğe karşı bir zaferi olarak okunmuştu.Popülizmin temsilcisi Trump kaybetmiş ve belki de bu dünyâ için yeni bir demokrasi dalgası yaratacaktı.Onun mirâsı başka olacaktı.
Hattâ Biden göreve geldikten sonra iki tane demokrasi zirvesi düzenledi,birçok ülke lideri bu toplantılara davet edildi.İlk zirvenin temaları otoriterlik ve yolsuzlukla mücâdele ile insân hakları üzerine oldu. Biden,dünyâda yeni bir demokrasi dalgası yaratmadı ama adını yakın târihin en büyük katliâmlarından birini yapan İsrail'e koşulsuz destek veren başkan olarak geçirmeyi başardı.İsrail aylardır Gazze'yi bombalıyor.Çoğu kadın ve çocuk,30 bine yakın insânı öldürdü.Aylardır insânî yardımların ulaşması için zorluklar çıkarıyor.
Çatışmaların başından beri İsrail'e milyarlarca dolarlık yardım yollayan ABD ise İsrail'e ateşkes çağrısı bile yapamıyor.Verilecek ateşkes kararının Hamas'ın lehine olacağını söyleyen,Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Gazze'de acilen insânî ateşkes talep edilen karar tasarısını üç kez veto eden bir Biden yönetimi var. Washington DC,Berlin,Brüksel düşerken...
Bu koşulsuz destek ile beraber ABD kamuoyunda İsrail'i eleştirmenin ciddî mâliyetleri oldu.
Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Temsilciler Meclisi'nde,anti-Siyonizm'in anti-Semitizm'le eşit olduğunu iddia eden bir maddenin de yer aldığı bir karar tasarısı kabul edildi.Karar sembolikti ama en azından ABD kamuoyunun -en azından bir kısmının- içinde olduğu rûh hâlini göstermesi açısında da önemliydi.
Nitekim İsrail'in saldırılarını protesto eden bazı öğrenci grupları üniversitelerde kriminalize edildi.Harvard,Pennsylvania ve MIT'den rektörler,Kongre'de üniversitelerdeki anti-Semitizm hakkındaki sorulara cevâp vermek zorunda kaldılar.Pennsylvania Üniversitesi rektörü Elizabeth Magill ve Harvard Üniversitesi Rektörü Claudine Gay,görevlerinden istifâ etti.Temsilciler Meclisi eski Başkanı Demokrat Partili Nancy Pelosi,Filistin için ateşkes protestosu yapan Amerikalıları eleştirdi ve onları Rusya ile bağlantılı olmakla suçladı. Siyâset ve üniversiteler üzerinde etkisi büyük Yahudi bağışçılar ile özellikle Cumhuriyetçi Parti ve muhâfazakâr medyadan gelen baskılarla oluşan atmosfer,İsrail'e sınırsız bir kredi olarak geri döndü.ABD'nde [2024] Kasım ayında yapılacak başkanlık seçimi yaklaşırken olası adaylar Biden ve Trump İsrail'e verilen destek konusunda hemfikir gözüküyor.Her ne kadar sokaklarda insânlar protesto etse de ABD'ndeki sol ve Müslüman kamuoyundan ciddî tepkiler gelse de henüz karar verici mekanizmalar İsrail'e verilen desteği sorgulama aşamasına gelmiş değil. Avrupa Birliği (AB) İsrail'in orantısızlığını besledi
AB için de durum ABD'nden çok farklı değil.
AB ancak katliâmlar başladıktan aylar sonra kalıcı bir ateşkese yol açacak acil insânî ara çağrısında bulunabildi.Çok daha büyük insânî felâkete yol açmasından korkulan İsrail'in Refah'a askerî müdâhale kararından vazgeçmesi istendi.AB'nin en önemli ülkelerinden biri olan Almanya'nın İsrail'e verdiği sınırsız destek ise artık uluslararası ilişkilerin değil psikolojinin konusu.
Rusya kökenli Amerikalı Yahudi New Yorker yazarı Masha Gessen,Alman Yeşiller Partisi'ne bağlı Heinrich Böll Vakfı'nın verdiği Hannah Arendt Siyâsî Düşünce Ödülü'nü almaya hak kazanmıştı.Ancak makâlesinde Gazze'yi Varşova Gettosu'yla karşılaştırdığı için ödül töreni önce yapılmayacağı duyuruldu.Gessen,ödülünü daha sonra gecikmeli bir törenle alabildi.Filistinli yazar Adania Shibli için Frankfurt Kitâp Fuarı ve Avrupa Yayıncılar Federasyonu'nca düzenlenecek ödül töreni de iptâl edildi.En ufak İsrail eleştirisini neredeyse anti-Semitizm suçlamasıyla püskürten Almanya,yine târihin yanlış tarafında durmayı başardı.
Aylardır Avrupa sokaklarında devam eden protestolara rağmen İspanya ve İrlanda gibi istisnâlar dışında İsrail'in yaptığı kıyıma şiddetli tepki gösteren Batı yönetimi henüz olmazken,İsrail'in Gazze'ye saldırılarındaki orantısızlık en çok buradan beslendi.İsrail,Rusya'nın Ukrayna'dan öldürdüğünden çok daha fazla sivili öldürmesine rağmen herhangi bir yaptırıma marûz kalmayacağını biliyor.Bu yüzden kilisedeki Hristiyanları keskin nişâncıyla katledecek,hastaneleri bombalayacak,savaş suçları işleyecek kadar cüretkâr olabiliyor.Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in her gün yaptığı barış ve ateşkes çağrıları ise sosyal medya etkileşimi dışında bir işe yaramıyor. Uluslararası Adâlet Divânı (UAD),26 Ocak [2024] târihinde Güney Afrika'nın açtığı soykırım davâsında,İsrail'in Gazze sakinlerine yönelik öldürme,saldırı ve yıkımla ilgili eylemlerinden kaçınmasına ve soykırımı önlemek için tüm tedbirleri almasına hükmetmişti.Ancak İsrail bu tedbirlere de uymuyor.
İnsân Hakları İzleme Örgütü'ne göre İsrail,yasal bağlayıcılığı olan UAD kararlarını açıkça çiğniyor ve Gazze halkının ihtiyâç duyduğu yardımların sağlanması yönündeki emirleri yerine getirmiyor.Maalesef uluslararası hukûkun da sınırlarını burada görüyoruz. Orman kânûnlarına geri dönüş
İkinci Dünyâ Savaşı sonrası kurumsallaşan insân hakları söyleminin öncüsü Batı Avrupa ülkeleri ve Amerika'ydı.Soğuk Savaş döneminde Batı,Sovyetler Birliği'ne karşı demokratik,hür dünyânın temsilcisi olmuş ve bu söylemle kendince ahlâkî üstünlüğün taşıyıcılığını yapmıştı.
İnsân Hakları Beyânnâmesi 1948 yılında kabul edilirken,BM,AB (öncülleri Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu,Avrupa Ekonomik Topluluğu) ve Uluslararası Af Örgütü gibi organizasyonlar bu dönemin ve söylemin küresel çaptaki tezâhürü olarak ortaya çıktılar.İyi de oldu.Bu kurumlar kimi zaman söylem düzeyinde de olsa insân hakları,savaş hukûku konularında asgari bir seviyeyi temsil ediyorlardı.
Ancak 7 Ekim [2023] sonrasında sadece Ortadoğu'da değil dünyâ siyâseti için de yeni bir durum oluştu.ABD ve Batı bloğunun İsrail'e verdiği sınırsız kredinin en büyük sonucu Batı değerlerinin dünyânın her tarafında sorgulanır hâle gelmesi olacaktır.Batı'nın insân hakları ve demokrasi söyleminin geçmişte çokça kez sorgulandığı vak'alar,savaşlar,işgâller gördük ancak Gazze'deki katliâma karşı alınan tavır artık dönüm noktası olacaktır.Zâten şüpheyle bakılan insân hakları ve barış söylemi iyice içi boşaltılan kavramlara dönüşürken Batı'nın bu noktadaki söylem üstünlüğü zâten erimişti,şimdi sıfırlandı. Onyıllardır sürgünler,katliâmlar ve yerinden edilmelerle yazıldı Filistin halkının târihi.Ancak bu sefer,sosyal medya çağında her şey gözümüzün önünde oluyor.Gazze'de,babalar çocuklarının cesetlerini taşıyor,gazeteciler görevini yaparken öldürülüyor,hastaneler toplu mezârlara dönüşüyor.Bu kadar orantısız bir savaşa verilen kayıtsız destek ise tüm insânlık için büyük bir hayâl kırıklığını temsil ediyor.İsrail,ateşkes kelimesini doğru düzgün telâffuz edemeyen Batı ülkeleri ile beraber küresel siyâsette bir parantezi kapatıyor.
Yeni parantez içinde ise uluslararası kurumlara,uluslararası hukûka güvenin iyice zedelendiği,silâhlanmanın arttığı,güçlü olanın zayıfı artık daha kolayca ezdiği;yâni orman kânûnlarının tekrardan norm olacağı bir dünyâ gözüküyor... *Enes Çallı,Amerikan askeri Aaron Bushnell neden kendini yaktı?,Fikir Turu,28 Şubat 2024. https://fikirturu.com/jeo-politika/aaron-bushnell-neden-kendini-yakti/