15 Aralık 2020 Salı

Enver ile Kemal'i niye tartışmıyoruz?/Prof.Dr.Taner Akçam*

Enver Paşa,Osmanlı Devleti'nin son dönemine damgasını vuran İt­tihat ve Terakki Partisi liderlerinden,1914 -1918 arasında ülkeyi yöneten paşalardan biriydi."Üç Pa­şalar iktidan" Birinci Dünya Savaşı'nda Türkiye'yi Almanya'nın yanında sa­vaşa soktu.1914 Aralık ayında Pantürkist emellerle başlattıkları Sankamış Harekâtı büyük bir boz­gunla sonuçlandı.Savaş yenilgiyle sonuçlanınca Enver Paşa,öteki İttihatçılarla birlikte bir Alman gemisi­ne binerek ülkeyi terketti.İstan­bul'da Divân-ı Harb'e verilen En­ver Paşa,Berlin üzerinden Sovyet Rusya'ya gitti.Anadolu'da Mustafa Kemal Paşa'nın kurduğu yeni rejimi Sovyet yardımıyla devirme tasarısını Moskova desteklemedi.Enver Paşa,bunun üzerine,1921'de Ber­lin'de İslâm İhtilâl Cemiyetleri İtti­hadı Kongresi'ni,sonra Bakû'de II. İslâm Konferansı'nı topladı.1922 sonunda Türkistan'a geçti ve Sov­yet yönetimine karşı bağımsızlık savaşı başlattı.Aynı yıl,Kızıl Ordu ile savaşırken öldü.Enver Paşa'nın naaşı,ölümünden 74 yıl sonra bu ay başında [Ağustos 1996] Türkiye'ye getirildi."Türk Ulusal Kimliği ve Ermeni Sorunu" (1992) ve "Türkiye'yi Yeniden Dü­şünmek" (1995) gibi kitapların ya­zarı olan Dr.Taner Akçam,Enver Paşa'nın naaşının Türkiye'de karşılanışını yorumluyor.

Ulusu kan ve din bağıyla değil,yurttaşlık bağıyla tanımlamak arzusu Cumhuriyet'i,İttihat ve Terakki'nin Panislâmist,Panturanist politikalanndan ayıran noktaydı.

Önde devlet ricâli,arkasında önemli bir halk topluluğu,Enver Paşa'nın naaşı arkasından yürünüyor.Kalabalık,"Enver Paşa'nın davâsının","Turan'ın,tüm Türklerin siyâsî birliği davâsının" izinden gideceğini hay­kırıyor.

DYP İstanbul İl Örgütü benzeri bir pankart taşıyor.Devlet bu sloganların önünde yürüyor.Cumhurbaşkanı yaptığı konuşmada,Enver'i övüyor.Medyaya yaptıkları açıklamalarda devletin bakanla­rı,Enver Paşa'nın özellikle Or­ta Asya'daki mücadelesinden saygıyla bahsediyorlar.

Basındaki yazılarda "Hoşgeldin Paşa!" havası egemen.Enver'in "Panturanist,Panislâmist" amaçları konusunda,bu amaçlarla Cumhuriyet fikri arasındaki son derece hayatî fark,Cumhuriyet'in bu fark üzerine oturduğuna dair tek bir yazı yok.

Tarihle barışmak mı?

"Panturanizm,Panislâ­mizm" kelimelerine rastlamı­yoruz bile.Enver'in,"macera­cı" olduğunu söyleyenler var.Maceracılık,Enver'in amacına yönelik bir eleştiri değil.Söyle­nenlerden,rahatlıkla,"İdeali doğruydu,ama zamanlaması ve seçtiği araç yanlıştı" gibi bir sonuç da çıkabiliyor.

Üstelik bunlar,"tarihle ba­rışmak" adına yapılıyor.Oysa tarihle barışmak,tarihe tavır almak;tarih üzerine konuş­mak,tartışmak demek.Bizde ikincisi olmadı,olmuyor.

Yapılanlar ve söylenenlerden tarihe tavır almak konusunda,çıkarttığımız şu oldu:Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere Türk siyâsî eliti,Enver'i yurt­sever sayıyor ve Orta Asya'da­ki mücadelesi önünde saygıyla eğiliyor.Cumhuriyet ile "Pan­turanizm ve Panislâmizm" arasındaki temel fark,bu tavır alışta hiç yer tutmuyor.Yani Türk siyâsal elitinin tarihe tavır alı­şı,Cumhuriyet ile Osmanlı'nın arasın­daki farkı anlama­mak,Cumhuriyet felsefesini içine sindirmemiş olmak ve Osmanlı'ya öz­lem duymak biçi­minde tezâhür edi­yor.

Adriyatik'ten Asya'ya

Sovyetlerin yıkılması ile birlikte,bölgemizde Birinci Ci­han Harbi çıkışma benzer ko­şullar egemen oldu.Komşula­rımızla tarihimiz beyaz bir sayfa de­ğildir.Bu­gün söyle­nen her söz,atılan her adım,komşuları­mızın kolektif hafı­zalarında tarihi çağ­rıştırmak­ta.

Ben,bugüne kadar,Cumhu­riyet yöneticilerinin Pancılığı hatırlatan sözlerini daha çok,düşüncesizce,iş olsun diye söylenmiş sözler olarak kabul ettim.Oysa şimdi anlaşılıyor ki,"Adriyatik'ten Orta As­ya'ya Türk yurdu" sözleri iş olsun diye söylenmemiş.Bu sözlerin ardında belki bir siyâ­sî felsefe yatıyor.Bu Cumhuriyet'in karşıtı,yurttaşlık esası­na dayalı modern bir devleti değil;sınırları etnik köken-din kardeşliği esasına göre çi­zilmiş bir "imparatorluk" öz­lemini dile getiriyor.

Bu tabloya,Başbakan Nec­meddin Erbakan'ın Ortadoğu ve Uzakdoğu gezisi sırasında verdiği,dış politikanın esasla­rını din kardeşliği eksenine oturtmak isteyen mesajlar da eklenebilir.

"Pan"cı rüyâlar...

Dünya ve bölgemizdeki gelişmeler,Türkiye'nin önüne yeni tarihî şanslar getirdi.Türkiye bu şansları ya,eski "Pan"cı rüyâları gerçekleştirme fırsatı olarak ele alacak ya da Cumhuriyet felsefesine uygun davranarak,içte ve dışta demokratik değerleri esas alan,insanlığın ortak değerlerine sahip çıkan bir yönde.Şu ânda dünyaya ve komşularımıza asıl verdiğimiz mesaj,birincisi.

Ya ne yaptığımızı bilmiyor;yazdıklarımız,çizdiklerimiz,söylediklerimiz üzerine düşün­müyoruz.Ya da yetmiş yıllık Cum­huriyet örtüsü,yapay bir olgu idi ve "aslımıza dönüyoruz".

Ne İttihat ve Terakki'nin politikaları,ne de Mustafa Kemal'in bu ekiple arasındaki çatışmanın içeriği üzerine tar­tışıyoruz.Oysa bu çatışma ta­rihî öneme sahiptir.Çünkü Cumhuriyet,bir anlamda İtti­hat ve Terakki'nin militarist ve yayılmacı politikalarına da bir cevaptı...

*Prof.Dr.Taner Akçam,Enver ile Kemal'i niye tartışmıyoruz?,Milliyet,27 Ağustos 1996,s.20.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder