Enver Paşa,Osmanlı Devleti'nin son dönemine damgasını vuran İttihat ve Terakki Partisi liderlerinden,1914 -1918 arasında ülkeyi yöneten paşalardan biriydi."Üç Paşalar iktidan" Birinci Dünya Savaşı'nda Türkiye'yi Almanya'nın yanında savaşa soktu.1914 Aralık ayında Pantürkist emellerle başlattıkları Sankamış Harekâtı büyük bir bozgunla sonuçlandı.Savaş yenilgiyle sonuçlanınca Enver Paşa,öteki İttihatçılarla birlikte bir Alman gemisine binerek ülkeyi terketti.İstanbul'da Divân-ı Harb'e verilen Enver Paşa,Berlin üzerinden Sovyet Rusya'ya gitti.Anadolu'da Mustafa Kemal Paşa'nın kurduğu yeni rejimi Sovyet yardımıyla devirme tasarısını Moskova desteklemedi.Enver Paşa,bunun üzerine,1921'de Berlin'de İslâm İhtilâl Cemiyetleri İttihadı Kongresi'ni,sonra Bakû'de II. İslâm Konferansı'nı topladı.1922 sonunda Türkistan'a geçti ve Sovyet yönetimine karşı bağımsızlık savaşı başlattı.Aynı yıl,Kızıl Ordu ile savaşırken öldü.Enver Paşa'nın naaşı,ölümünden 74 yıl sonra bu ay başında [Ağustos 1996] Türkiye'ye getirildi."Türk Ulusal Kimliği ve Ermeni Sorunu" (1992) ve "Türkiye'yi Yeniden Düşünmek" (1995) gibi kitapların yazarı olan Dr.Taner Akçam,Enver Paşa'nın naaşının Türkiye'de karşılanışını yorumluyor.
Ulusu kan ve din bağıyla değil,yurttaşlık bağıyla tanımlamak arzusu Cumhuriyet'i,İttihat ve Terakki'nin Panislâmist,Panturanist politikalanndan ayıran noktaydı.
Önde devlet ricâli,arkasında önemli bir halk topluluğu,Enver Paşa'nın naaşı arkasından yürünüyor.Kalabalık,"Enver Paşa'nın davâsının","Turan'ın,tüm Türklerin siyâsî birliği davâsının" izinden gideceğini haykırıyor.
DYP İstanbul İl Örgütü benzeri bir pankart taşıyor.Devlet bu sloganların önünde yürüyor.Cumhurbaşkanı yaptığı konuşmada,Enver'i övüyor.Medyaya yaptıkları açıklamalarda devletin bakanları,Enver Paşa'nın özellikle Orta Asya'daki mücadelesinden saygıyla bahsediyorlar.
Basındaki yazılarda "Hoşgeldin Paşa!" havası egemen.Enver'in "Panturanist,Panislâmist" amaçları konusunda,bu amaçlarla Cumhuriyet fikri arasındaki son derece hayatî fark,Cumhuriyet'in bu fark üzerine oturduğuna dair tek bir yazı yok.
"Panturanizm,Panislâmizm" kelimelerine rastlamıyoruz bile.Enver'in,"maceracı" olduğunu söyleyenler var.Maceracılık,Enver'in amacına yönelik bir eleştiri değil.Söylenenlerden,rahatlıkla,"İdeali doğruydu,ama zamanlaması ve seçtiği araç yanlıştı" gibi bir sonuç da çıkabiliyor.
Üstelik bunlar,"tarihle barışmak" adına yapılıyor.Oysa tarihle barışmak,tarihe tavır almak;tarih üzerine konuşmak,tartışmak demek.Bizde ikincisi olmadı,olmuyor.
Yapılanlar ve söylenenlerden tarihe tavır almak konusunda,çıkarttığımız şu oldu:Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere Türk siyâsî eliti,Enver'i yurtsever sayıyor ve Orta Asya'daki mücadelesi önünde saygıyla eğiliyor.Cumhuriyet ile "Panturanizm ve Panislâmizm" arasındaki temel fark,bu tavır alışta hiç yer tutmuyor.Yani Türk siyâsal elitinin tarihe tavır alışı,Cumhuriyet ile Osmanlı'nın arasındaki farkı anlamamak,Cumhuriyet felsefesini içine sindirmemiş olmak ve Osmanlı'ya özlem duymak biçiminde tezâhür ediyor.
Sovyetlerin yıkılması ile birlikte,bölgemizde Birinci Cihan Harbi çıkışma benzer koşullar egemen oldu.Komşularımızla tarihimiz beyaz bir sayfa değildir.Bugün söylenen her söz,atılan her adım,komşularımızın kolektif hafızalarında tarihi çağrıştırmakta.
Ben,bugüne kadar,Cumhuriyet yöneticilerinin Pancılığı hatırlatan sözlerini daha çok,düşüncesizce,iş olsun diye söylenmiş sözler olarak kabul ettim.Oysa şimdi anlaşılıyor ki,"Adriyatik'ten Orta Asya'ya Türk yurdu" sözleri iş olsun diye söylenmemiş.Bu sözlerin ardında belki bir siyâsî felsefe yatıyor.Bu Cumhuriyet'in karşıtı,yurttaşlık esasına dayalı modern bir devleti değil;sınırları etnik köken-din kardeşliği esasına göre çizilmiş bir "imparatorluk" özlemini dile getiriyor.
Bu tabloya,Başbakan Necmeddin Erbakan'ın Ortadoğu ve Uzakdoğu gezisi sırasında verdiği,dış politikanın esaslarını din kardeşliği eksenine oturtmak isteyen mesajlar da eklenebilir.
Dünya ve bölgemizdeki gelişmeler,Türkiye'nin önüne yeni tarihî şanslar getirdi.Türkiye bu şansları ya,eski "Pan"cı rüyâları gerçekleştirme fırsatı olarak ele alacak ya da Cumhuriyet felsefesine uygun davranarak,içte ve dışta demokratik değerleri esas alan,insanlığın ortak değerlerine sahip çıkan bir yönde.Şu ânda dünyaya ve komşularımıza asıl verdiğimiz mesaj,birincisi.
Ya ne yaptığımızı bilmiyor;yazdıklarımız,çizdiklerimiz,söylediklerimiz üzerine düşünmüyoruz.Ya da yetmiş yıllık Cumhuriyet örtüsü,yapay bir olgu idi ve "aslımıza dönüyoruz".
Ne İttihat ve Terakki'nin politikaları,ne de Mustafa Kemal'in bu ekiple arasındaki çatışmanın içeriği üzerine tartışıyoruz.Oysa bu çatışma tarihî öneme sahiptir.Çünkü Cumhuriyet,bir anlamda İttihat ve Terakki'nin militarist ve yayılmacı politikalarına da bir cevaptı...
*Prof.Dr.Taner Akçam,Enver ile Kemal'i niye tartışmıyoruz?,Milliyet,27 Ağustos 1996,s.20.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder