2 Ocak 2023 Pazartesi

Savaşa dâir bütün yanlışlarınızı düzeltiyoruz/Sevan Nişanyan*

Rusların satrançta Amerikalılardan çok daha başarılı olduğu gerçeği akılda tutulmalıdır.

İddia 1:Rusya egemen bir ülkeye saldırmıştır.Gerekçesi ne olursa olsun suçtur ve lânetlenmelidir.

Cevap:Uluslararası hukûkta böyle bir kural geçmişte var mıydı bilmiyorum,ancak eğer var idiyse son dönemde yürürlükten kalkmış olduğu açıktır.ABD ve müttefikleri 1999'dan bu yana Sırbistan,Irak,Afganistan,Lübnan,Somali,Libya,Suriye ve Yemen'e gerek havadan bombalama,gerek askerî işgâl veya yerel saldırganları silâhlandırma yoluyla saldırmış ve bundan dolayı herhangi bir yaptırıma marûz kalmamıştır.Kezâ Türkiye egemen devletler olan Kıbrıs ve Suriye'yi istilâ ve işgâl etmiştir.Bazı devletlerin serbestçe ihlâl edebildiği kuralların evrensel geçerliğe sahip olduğu iddia edilemez.

Mesele sadece emsaller meselesi değildir.Herhangi bir ülkenin diğerine fiilen saldırmasa dahi düşmânca eylemlere başvurması,tehdit oluşturacak şekilde silâhlanması veya düşmân ittifaklara katılması da devletler arasındaki dostane (kurallı) ilişkilerin ortadan kalkması anlamına gelir.Tehdide marûz kalan ülkenin böyle bir durumda iş işten geçinceye kadar pasif kalması beklenemez.Saldırı bazen savunmanın tek makûl yöntemi olabilir.

Bir devletin kendi vatandaşı olan azınlık topluluklarını ezmeye,yurtlarından sürmeye veya yok etmeye yönelik eylemleri,geleneksel diplomaside çoğu zaman geçerli savaş sebebi sayılmaz.Ancak bu kuralın da son dönemde ortadan kalkmış olduğu görülüyor.Sırbistan'ın bombalanması için ileri sürülen gerekçe Kosovo'daki Arnavut azınlığın ayrılma talebiydi.Kıbrıs'ta Türklere yönelik tehditler Türkiye'nin bu ülkeyi işgâline gerekçe sayılmış,Irak'ın Kürtlere,Çin'in Uygurlara,Myanmar'ın Rohingyalara yönelik uygulamaları çeşitli düşmânca girişimler için yeterli sebep kabul edilmiştir.

Demek ki "egemen bir ülkeye askerî saldırı düzenlemek yanlıştır" tezi genel bir doğru olarak ileri sürülemez.

İddia 2:Rusya'nın Ukrayna'ya saldırması için haklı bir sebep yoktu.

Cevap:NATO takriben 2002 yılından itibâren Rusya'yı "düşman devlet" (hostile power) ilân etmiş ve gitgide artan bir dozda savaş ihtimâlini ve savaş hazırlığını imâ eden eylem ve söylemleri benimsemiştir.Ukrayna'nın 2014'ten itibâren açıkça dile getirdiği NATO'ya katılma talebi,bu ülkenin Rusya'ya düşmân bir askerî ittifakta yer alması anlamına gelir.Ukrayna yönetimi bununla yetinmeyip 2022 başında ülkeye nükleer silâhların konuşlandırılmasını talep etmiş ve bu talep özellikle İngiltere tarafından hararetle desteklenmiştir.İlâveten ABD Silâhlı Kuvvetleri'nin ülkede biyolojik savaş amacıyla kullanılabilecek otuz kadar tesis kurduğu bilinmektedir.Bunlar savaş eylemidir ve karşı güç kullanımını meşrû kılarlar.Görünürde açık bir saldırı yoktur.Ancak bir gün ansızın Ukrayna'nın NATO'ya katıldığı ve nükleer füzelerle donatıldığı ilân edildiğinde,Rusya'nın dünyâ savaşı çıkarmadan kendini savunma imkânı ortadan kalkmış olacaktır.

Ukrayna nüfusunun yüzde 30 küsûru kendini Rus olarak tanımlamaktadır.Konuşulan dil itibâriyle Rus sayılabileceklerin oranı daha da yüksektir.Buna rağmen 2014'te kanlı bir darbeyle başa geçen Ukrayna yönetimi ülkedeki Ruslara yönelik gerek resmî kurumlar gerek gayri-resmî silâhlı gruplar aracılığıyla ağır bir baskı politikası uygulamış,Rus yanlısı siyâsî parti ve liderleri tasfiye etmiş,Rusça eğitimi sınırlamış,Rusça yayınları yasaklamıştır.Yönetimde etkili olan militan gruplar,hattâ hükûmet mensûbu bakanlar (meselâ İçişleri Bakanı Arsen Avakov),Rusları öldürmeyi,yok etmeyi,ülkeden sürmeyi,kadınlarının ırzına geçmeyi savunan söylemleri açıkça dile getirmiştir.Darbeden sonra bağımsızlık ilân eden iki vilâyete karşı sekiz yıldan beri son derece kanlı bir savaş sürdürülmüştür.

Bu çerçevede değerlendirildiğinde Rusya'nın saldırı gerekçeleri en azından Türkiye'nin 1974'te Kıbrıs gerekçeleri kadar meşrûdur.Hattâ daha meşrûdur.Çünkü Kıbrıs'ta Türk azınlığın oranı yüzde 30+ değil yüzde 18'di.Rum militanlarca katledilen Türk sayısı 14.000 değil onlar düzeyindeydi.Ayrıca Kıbrıs'ta Türkçe yasaklanmamıştı,devletin resmî dillerinden biriydi.

İddia 3:Rusya iki ili savunmakla yetinebilirdi,Kiev'e saldırması için sebep yoktu.

Cevap:Rusya'nın Donetsk ve Lugansk'a girmesi,ABD ve müttefiklerinin Rusya'ya karşı düşmânca yaptırımları açısından bugünkünden farklı bir sonuç doğurmazdı.Artı,"saldırıya uğramış ülke" konumunu ileri süren Kiev rejiminin NATO şemsiyesi altına girmesi ve muhtemelen nükleer silâhlar dâhil askerî desteklerle donatılması kaçınılmaz olurdu.Rusya'nın iki cumhuriyeti ilhâkı Rusya'nın askerî ve diplomatik konumunu güçlendirmez,radikal bir şekilde zayıflatır.

İddia 4:Savaş sebebi ne olursa olsun Rusya'nın sivilleri öldürmesi,şehirleri bombalaması kabul edilemez.Rus Ordusu doğum hastanesini,sinemaları,camileri,alışveriş merkezlerini top ateşine tutmuştur.

Cevap:Savaşlarda sivil zâyiât olur.Acı bir gerçektir.Kınanmalıdır.

ABD ve müttefiklerinin Sırbistan,Irak,Afganistan,Libya ve Yemen'de askerî hedef gözetmeden şehirleri ve sivil tesisleri bombalaması bu husûsta son yılların en çarpıcı insânlık suçları arasındadır.Kezâ Suriye,Afganistan,Somali ve diğer ülkelerde sivil militanların iç savaşı körükleyecek sûrette silâhlandırılması,havadan bombardımana oranla daha yıkıcı sonuçları olan bir savaş suçu sayılmalıdır.

Rusya Ukrayna'da bugüne dek havadan bombardıman ve uzun menzilli füzeleri sadece askerî tesislere karşı kullanmıştır.Şehirler ve sivil yerleşimler havadan bombalanmamıştır.Şu âna kadar inandırıcı kaynaklarca teyit edilen sivil zâyiât yüzler veya alçak binler düzeyindedir.Bu zâyiâtın ne kadarına Rus Ordusu'nun,ne kadarına ülkenin Rus sivil halkını meşrû hedef sayan Ukrayna milislerinin yol açtığı açık değildir.

Batı yanlısı medyada sansasyonel bir şekilde haberleştirilen saldırılar savaş propagandasından öte bir değer taşımıyor.Cami saldırısının yalan haber olduğu ilk günden anlaşılmış fakat bu husûs Batı yanlısı medyada göz ardı edilmiştir.Mariupol'deki doğum hastanesi ile Kiev'deki alışveriş merkezinin askerî karargâh veya sığınak olarak kullanıldığı bizzat Batı basını tarafından (satır arasında) teyit edilmiştir.Mariupol'de sivillerin sığındığı sinemanın Ruslar değil Ukrayna milisleri tarafından bombalandığını katliâmdan kurtulan mülteciler ifâde etmektedir.

Mariupol ve Harkov kentlerinin yerle bir edildiğine ilişkin sansasyonel haberler,son günlerde bu iki kentten yayınlanan drone görüntüleriyle yalanlanmıştır.Tahrip edilmiş binaları gösteren münferit görüntüler kamuoyunda duygusal tepkiler yaratabilir fakat genel durum hakkında bilgi vermez.

İddia 5:Ruslar sivil halkın tahliyesini önlemektedir.

Cevap:Bu iddia askerî açıdan anlamsızdır.Rus stratejisinin,sivil halkın kaçmasını sağlayarak geride kalan askerî kuvvetleri ve silâhlı milisleri yalıtmak olduğu anlaşılıyor.Nitekim Doğu Ukrayna'da sivil halkın belki yarıdan fazlasının yavaş ilerleyen Rus cephesinden kaçmaya fırsat bulmuş olduğu söylenmektedir.Mariupol kuşatmasında Rus Ordusu,sivil kılığına girerek kaçmaya çalışan Ukrayna milislerini önlemeye çalıştığı için Batı yanlısı basında suçlamalara marûz kalmıştır.

Kezâ Gomel müzakerelerinde Rus tarafının Doğu Ukrayna'nın Rus halkını savaş süresince Rusya'ya tahliye etme önerisi Ukrayna hükûmetince reddedilmiştir.

İddia 6:Rus Ordusu Ukrayna'da batağa saplanmıştır,ilerleyememektedir.

Cevap:Savaşın ilk günlerinde Rusya'nın yıldırım savaşı ile Kiev'i birkaç günde ele geçireceği beklentisi yaygındı.Bu beklenti gerçekleşmemiş veya gerçekleştirilememiştir.Savaşın üçüncü gününden bu yana Rus Ordusu son derece temkinli bir harekâtla her gün kontrolü altındaki sahayı genişletmektedir.Ukrayna Hava Kuvvetleri ve Donanması savaşın ilk günlerinde devre-dışı bırakılmıştır.Doğudaki Ukrayna kuvvetlerinin batı ile irtibâtının kesilmesine ramak kalmıştır.

Rusların yavaş ilerlemesinin nedeni askerî yetersizlik olabileceği gibi,belki sivil halkın kaçışına fırsat tanımaya yönelik bilinçli bir strateji de olabilir.Bilhassa Rus Hava Kuvvetleri'nin savaşın başından beri hemen hiç kullanılmamış olması gibi şaşırtıcı bir olgu böyle bir plânlamayı akla getirir.

Her hâlükârda Rusların satrançta Amerikalılardan çok daha başarılı olduğu gerçeği akılda tutulmalıdır.

İddia 7:Ukrayna halkının kahramanca direnişine saygı gösterilmelidir.

Cevap:Ukrayna halkının şimdilik yüzde onu (4 milyon kişi) yurtdışına kaçmıştır.Askerlik yaşındaki erkeklerin çıkışına izin verilmediği için gerçekte kaçmak isteyen ve imkân bulursa kaçacak olanların sayısının bundan çok daha yüksek olduğu varsayılabilir.Yurt-içinde savaştan kaçanların sayısı on milyon kişi olarak tahmin edilmektedir.

Romanya,Bulgaristan,Moldova ve Yunanistan gibi ülkelere sığınan mültecilerle yapılan söyleşilerde kaçanların büyük kısmının -belki yüzde 80 gibi bir oranın- savaştan Zelensky hükûmetini ve fanatik Ukrayna milliyetçilerini birincil sorumlu saydığı görülmektedir.Hemen oybirliğiyle dile getirilen görüş "Ukrayna ve Rus halklarının kardeş olduğu" yönündedir.(Putin'i suçlayanlar da az değildir.)

Ukrayna Ordusu'nun düzenli birliklerine mensûp askerlerin savaşmaktan kaçındığı ve ilk fırsatta teslim olduğu bilgisi Rus tarafınca ileri sürülmektedir.Bu iddianın doğruluğunu bu aşamada teyit etmek mümkün görünmüyor.Ancak Mariupol,Nikolayev ve Harkov'da etkili bir şekilde savaşan birliklerin düzenli ordu birlikleri değil NATO ülkeleri tarafından örgütlenen,eğitilen ve silâhlandırılan milliyetçi milis grupları olduğu konusunda Batılı ve Rus kaynakları büyük ölçüde mutâbakat içindedir.

İddia 8:Rusya Ukrayna'yı yenmeyi başarsa da Batılı devletlerin ekonomik yaptırımlarına direnemez.

Cevap:Bu doğru olabilir.Ancak yaptırımların, a) Batı ittifakına ve özellikle Avrupa'ya ilişkin hangi sonuçları doğuracağı ve b) önemli bazı Asya ülkelerinin tavrını nasıl etkileyeceği henüz açık değildir.

Rusya yaptırımlara karşı şimdilik son derece yumuşak bir tepki göstermiş,Avrupa'ya gaz ve petrol sevkiyatını kesmeye niyetli olmadığını bildirmiş,Batı bankalarında bulunan 300 milyar dolar rezervine el konduğu hâlde vadesi gelen tahvillerini dolarla ödemeye devam etmiştir.Bu "dostane" politikanın,Avrupa ülkeleriyle el altından sürdürülen birtakım pazarlıklarla ilgili olması pekâlâ mümkündür.

Daha önemlisi,kilit bir dizi Asya ülkesi,beklentilerin aksine,yaptırımlar konusunda şimdilik ABD'ne karşı ve Rusya'dan yana bir tavır takınmıştır.Türkiye,Suudi Arabistan ve BAE,Çin,Hindistan ve hattâ İsrail bu meyanda sayılabir.Özellikle Hindistan'ın 1947'den bu yana ilk kez cân düşmânı Pakistan'la uluslararası bir meselede aynı safta yer alması düşündürücüdür.

Sonuç olarak ekonomik savaşın ABD'ne mi Rusya'ya mı daha çok zarar vereceği henüz belirsizliğini korumaktadır.

İddia 9:ABD-karşıtı görüşler Rus propagandasının ürünüdür.

Cevap:Savaşın bu âna kadarki en çarpıcı olgularından biri,hattâ başlıcası,Rus propagandasının -kamuoyunu iknâ etme çabasının- olağanüstü zayıflığıdır.Dünyâ medyasının neredeyse tümü ABD yanlısı savaş propagandasının etkisi altındadır.Batı medyası onyıllardan beri görülmemiş bir şekilde ortak bir anlatı çevresinde coşkuyla birleşmiştir.Rusların -haklı olmasa bile en azından- makûl sayılabilecek karşı tezleri hemen hiç duyulmamaktadır.İlginçtir ki Rusya dâhilinde dahi savaşı önemseyen veya haklı gösteren sesler son derece cılız çıkmaktadır.

Bu koşullarda,dünyâ haberleriyle ilgilenen aklı başında birinin Rus propagandasından nasıl ve neden etkilenmiş olabileceğini anlamak mümkün değildir.

İddia 10:Rusya gırtlağına kadar yolsuzluğa batmış oligarkların egemen olduğu bir ülkedir.

Cevap:Doğrudur,öyledir.Eski Sovyet ülkelerinin hepsi öyledir.Ukrayna da öyledir.Şu farkla ki,Ukrayna'nın aksine Rusya oligarklarının kendilerine bağlı silâhlı milis güçleri yoktur.Ya da varsa,iç politikada Ukrayna'dakiler kadar etkin değildir.Örneğin Ukraynalı oligark Igor Kolomoyski gibi emrindeki bir televizyon oyuncusunu cumhurbaşkanı seçtirme güçleri yoktur.Ayrıca Rus oligarşisi ülkedeki çeşitli etnik ve dinî kimlikler konusunda -Ukrayna'nın ve diğer Sovyet ülkelerinin hemen hepsinin aksine- son derece kapsayıcı ve önyargısızdır.Milleti,devleti ve özellikle Rusları tâlân eden Ukrayna oligarklarının aksine,milleti ve devleti tâlân etmekle yetinirler.

Oligark tabirini "devlet organlarıyla özel ilişkileri sayesinde büyük servete kavuşan ve bu serveti siyâsî ve finansal güçlerini artırmak için kullanan kişi" olarak tanımlayabiliriz.Batı ülkelerinde bu nitelikteki kişiler genellikle birey değil tüzel kişilik adıyla tanınırlar (Boeing,Exxon,BlackRock,Amazon vs.) ABD'nin tanıma uyan en zengin üç oligarkının net kişisel varlığı Rusya'nın önde gelen 113 oligarkının net varlığına eşittir.Hükmettikleri tüzel kişilikler açısından bakıldığında aradaki fark bunun on katından fazladır.

İddia 11:Rusya diktatörlüktür.Diktatörlükle liberal demokrasilerin savaşında ikincisinden yana olmalıyız.

Cevap:Münferit siyâsi muhaliflere uygulanan baskılar açısından ABD ile Rusya'nın uygulamaları arasında kayda değer bir fark yoktur (bkz. Assange,Snowden,Donziger,Guantanamo vs.) ABD cezâevi nüfusunun genel nüfusa oranı Rusya'nın iki katı kadardır.ABD'nde her yıl polis tarafından öldürülen kişi oranı da çeşitli tahminlere göre Rusya'nın on ilâ yirmi katı olabilir.İdâm cezâsı ABD'nde uygulanmakta,Rusya'da 1996'dan bu yana uygulanmamaktadır.

ABD kültüründe ifâde özgürlükleri geleneksel olarak geniş yer tutardı.Ancak bunlar son yıllarda a) üniversitelerde ve yayın kuruluşlarında norm-dışı görüşlere yönelik gitgide sertleşen baskılar ve b) dijital medyada çığırından çıkan sansür nedeniyle radikal olarak kısıtlanmıştır.Rusya'da yayın dünyâsı Türkiye'yi andıran resmî ve gayri-resmî baskılara marûzdur.Buna rağmen,Türkiye'deki gibi,belli çizgiler dâhilinde sert muhalefet yapan yayın organlarının yaşamasına izin verilmektedir.Rusya'da gazeteci sayısı nüfusa oranla ABD'nin dört katı (102 bin vs. 54 bin),basılı gazete sirkülasyonu yine nüfusa oranla iki katıdır (günde 22 milyon vs. 24 milyon.)

Rusya'da siyâsî iktidar,tıpkı ABD'ndeki gibi,görünürde serbest çok partili seçimlerle belirlenmektedir.2018 başkanlık seçiminde üç siyâsî parti tarafından desteklenen Vladimir V. Putin oyların yüzde 76'sını,çeşitli ölçülerde Putin rejimine muhalif olan yedi aday yüzde 23'ünü almışlardır.ABD'nde tüm kilit konularda birbirinin eşi politikaları savunan (ve her hâlükârda seçim sloganları ile iktidardaki uygulamaları arasında mantıkî bir bağ bulunmayan) Coca Cola ve Pepsi Cola partileri genellikle oyların yüzde 98 ilâ 99'unu alırlar.

Bu verilerden,iki ülkeden hangisinin daha fazla "diktatörlük" veya "liberal demokrasi" olduğuna dâir net bir sonuca ulaşmak mümkün değildir.

İddia 12:Nişanyan Ermenistan yanlısı olduğundan Rusya'yı savunuyor.

Cevap:Ermenistan halkının genellikle Ukrayna'ya sempati duymadığı gerçektir.Buna karşılık bir-iki aşırı görüşlü kişi dışında Rusya'nın müdâhalesini savunan kimseye rastlamadım.Konuştuğum kişilerin büyük çoğunluğu,savaşın Ermenistan'a verebileceği zararlardan dolayı kaygı içindedir.Her hâlükârda bugüne dek yaşadığı ülkelerin resmî-millî görüşüne boyun eğmemeyi şiâr edinmiş bir kimsenin bu yaştan sonra neden tavrını değiştirmek isteyeceğini anlamak zordur.

Vicdânını ve aklını kişisel çıkarına kurbân etmeye razı olacak birinin bu savaşta takınacağı tutum bellidir.Pazar sohbetlerimi izleyenlerin sayısı son dört haftada yüzde 30 oranında düştü.Patreon destekçilerinin sayısında da kaygı verici bir azalma var.Çıkarını gözeten biri bu durumda ne yapar?Susar.Ya da sürünün çağrısına uyup göze batmamayı seçer.

Merak etmeyin,yapmam öyle şey...

*Sevan Nişanyan,Savaşa dâir bütün yanlışlarınızı düzeltiyoruz,23 Mart 2022.

https://nisanyan.substack.com/p/savasa-dair-butun-yanlslarnz-duzeltiyoruz

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder