1 Temmuz 2017 Cumartesi

"Evinde Ermeni saklayanın evi yakılacak ve evi önünde idam edilecektir"/Prof.Dr.Taner Akçam*

Tarihçi Prof.Dr. Taner Akçam kritik önemde yeni bir belgeyi daha açığa çıkarıyor.Dönemin III. Ordu Kumandanı olan Mahmud Kâmil Paşa'nın Ermenilerin sürüldüğü bölgelere gönderdiği telgrafta Ermenileri evlerinde saklayanların evlerinin yakılacağını söylüyor.

Tarihçi Prof.Dr. Taner Akçam,geçen hafta yayınladağımız ve Ermeni Soykırımı'nın belgesi sayılabilecek Bahaeddin Şakir'in telgrafının ardından,kritik önemde yeni bir belgeyi daha açığa çıkarıyor.Dönemin III. Ordu Kumandanı olan Mahmud âamil Paşa'nın Ermenilerin sürüldüğü bölgelere gönderdiği telgraf,aslında tüyler ürpertici.Mahmud Kâmil Paşa telgrafında Ermenileri evlerinde saklayanların evlerinin yakılacağını söylüyor.Tüm bu belgelerin ardından resmî çevrelerin sessizliğini ne kadar sürdüreceği ise merak konusu

Elimizde,III. Ordu Kumandanı Mahmud Kâmil Paşa'ya ait,Ermenilerin sürüldüğü bölgelere gönderdiği bir emrin,İçişleri Bakanlığı'nın resmî antetli kâğıda yazılmış orijinalinin filmi bulunmaktadır.Belgenin altında Bakanlığın,"aslına uygundur" damgası vardır.Mahmud Kâmil Paşa bu emrinde,evlerinde Ermeni saklayanların evlerinin yakılacağını ve bu kişileri evlerinin önünde idam edileceklerini bildirmektedir.Bu işi yapanlar sivil-asker devlet görevlileri ise,görevlerine derhal son verilecek ve sıkıyönetim mahkemelerinde yargılanacaklardır.

24 Temmuz 1915 tarihli emrin tam Türkçeleştirilmiş hâli şöyle:"Ahalisi dâhile sevkolunan köy ve kasabaların bazılarında Müslümanların Ermenileri gizledikleri anlaşılmaktadır.Hükümetin kararlarına aykırı olarak Ermenileri evlerinde saklayıp koruyan hane sahiplerinin,evleri önünde idamları ile evlerinin yakılması gerekmektedir.Bu hususun ilgililere münasip bir şekilde bildirilmesiyle sevkedilmemiş hiçbir Ermeni bırakılmamasına özen gösterip uygulamalarınız hakkında bilgi veriniz.Din değiştirip Müslüman olan Ermeniler de sevkedilecektir.[Ermenileri] koruyanlar Silâhlı Kuvvetler mensubu iseler,önce ilgili bakanlıklara ihbar edilip sonra yargılanmak üzere derhal askerlikle ilişkileri kesilecek,idarî görevli iseler derhal azledilerek yargılanmak üzere sıkıyönetim mahkemesine verileceklerdir."

Bu telgraf,tıpkı Bahaeddin Şakir'in 4 Temmuz 1915 tarihli telgrafı gibi,1919-1921 yılları arasında İstanbul'da görülen İttihat ve Terakki yargılanmaları dosya evrakı arasındadır.İttihatçı yöneticiler aleyhine açılan Ana Dava iddianamesinde bu telgraftan uzunca bir alıntı yapılır ve belgenin mahkeme evrakı dosya numarasının [tertîb 13 ve­sî­ka 1] olduğu bildirilir.

İkinci telgraf

Mahmud Kâmil Paşa'nın konuya ilişkin ikinci bir telgrafı daha vardır.1 Ağustos 1915 tarihinde,bölgelere ikinci bir emir yollayan Paşa,24 Temmuz emrine açıklık getirir.Bu ikinci telgrafta,"dâhile sevkedilmekte olan Ermenileri saklayanların idamları bildirilmişti",der ve ama bu cezanın "hükümet tarafından [Müslüman evlere] resmen dağıtılan... kadın ve çocukları muhafaza edenleri" kapsamadığını söyler.Ceza,"hangi cins ve dinden olursa olsun hükümetin malûmâtı olmaksızın hanelerine Ermenileri gizleyen[ler]" ile ilgilidir ve bu kişiler idam cezası ile cezalandırılacaktır.

Emrin gösterdiği gerçek şudur;köylerde ve kasabalarda,çok sayıda Müslüman evlerinde Ermeni saklamaktadır ve hükümet bunun önüne geçmek istemektedir.Evleri yakma ve insanları idam etme tehditleri bundan dolayıdır.

İstanbul yargılamaları sırasında ortaya çıkan tüm bu belgeler hâlâ,devletin gizli kasalarında bir yerlerde saklı tutulmaktadırlar!Belgeler,nerede oldukları bilinmedikleri için yıllarca,"orijinali yok o hâlde geçersizdir" muamelesine tabi tutuldular.Ortada yıllarca süren tuhaf bir koalisyon vardı.Devlet belgeleri saklıyor,bazı akademisyenler de,"orijinali olmadığına göre bu belgenin kanıt olarak sunulması doğru olmaz",tezini işliyorlardı.

Bu tezi savunanların başında Guenter Lewy adlı bir Amerikalı tarihçi gelir.2004 yılında yazdığı bir kitabında,"mahkeme kayıtlarının hiçbirisinin orijinal hâlleri mevcut olmadığı için,ileri sürülen iddiaları güvenilir kabul etmek tarihçilik açısından doğru değildir",mealinde şeyler yazmış ve hemen akabinde 2005 yılında Türkiye'ye çağrılarak kendisine ödül verilmişti.Ödülü veren dönemin TBMM Başkanı Bülent Arınç idi.

Artık bu "şıracının şahidi bozacı" komedisine bir son vermek gerekiyor.Yayınladığımız Bahaeddin Şakir ve III. Ordu Komutanı Mahmud Kâmil Paşa'ya ait belgeler sadece bir başlangıç.Elimizde,İstanbul yargılanmalarına ait külliyatlı miktarda orijinal belge var.1918 Kasım ayında kurulan soruşturma komisyonunun ele geçirdiği yüzün üzerinde telgraf;bölgelerden yollanan belgeler,Yozgat Mutasarrıfı Kemal örneğinde olduğu gibi,bazı sanıkların savcılık soruşturmaları,Osmanlı asker ve sivil devlet görevlilerinin tanık ifadeleri,müfettiş raporları...Hepsi kısa bir sürede internet ortamında okuyucularla buluşacak.

Beklentim,hükümetin,yüz yıldır oynanan ve kendimize zarar vermekten başka hiçbir işe yaramayan bu anlamsız oyuna son vermesidir.Hakikatin bir gün açığa çıkmak gibi kötü bir huyu var.Artık saklamak ve inkâr etmenin bir anlamı yok.Türkiye'nin tarihi ile yüzleşmesinin vakti gelmiş ve geçmektedir.Bu yüzleşmeye başlandığında,bugün demokrasi ve insan hakları gibi karşı karşıya kaldığımız birçok temel sorunun da çözülmeye başlandığı görülecektir!

Belgeler nasıl toplandı?

1919-1921 İstanbul yargılamaları öncesi,1918 Kasım'ında bir soruşturma komisyonu kurulmuştu.Bu komisyon bölgeleri gezerek 1915-1917 Ermeni sürgün ve öldürmelerine ilişkin belgeler topladı.Mahkeme faaliyete geçtikten sonra ise,ortaya çıkan yeni olgulara bağlı olarak,düzenli aralıklarla İçişleri Bakanlığı'na başvurdu ve yeni belgeler istedi.Bakanlık,Mahkeme'den gelen yazılara binaen,bölgelere yazmış ve çeşitli konularda bulunabilecek belgelerin kendilerine yollanmasını istemiştir.Mahkeme dosyaları arasındaki belgelerden,1915 yılında çekilmiş bazı telgrafların,aynı anda birçok vilayetten İstanbul'a gönderilmiş olduğunu anlıyoruz.Örneğin,Sivas Vilayeti,24 Temmuz ve 1 Ağustos 1915 tarihli Mahmud Kâmil Paşa'ya ait telgrafların birer örneklerini 8 Ocak 1919 tarihinde İstanbul'a yollamıştır.

Bakanlık bölgelerden kendisine gelen bu belge ve telgrafları mahkemeye aktarmıştır.Örneğin 2 Nisan 1919 tarihinde Dâhiliye Nezareti'nden Divan-ı Harbi Örfi Başkanlığı'na yazılan bir yazıda,kendilerine Ankara bölgesinden 42 telgrafın gelmiş olduğu bildirilmekte ve bu belgeleri Mahkeme'ye aktardıkları söylenmektedir.

Mahmud Kâmil Paşa ve Bahaeddin Şakir belgeleri bu soruşturmalar sırasında elde edilen telgraflar arasındadır;bazı iddianame ve karar suretlerinde başta bu iki belge olmak üzere,birçok başka belgeden de alıntılar yapılmıştır.İddianame ve karar suretleri,dönemin Resmî Gazete'sinde yayınlandığı için bu belgelerin varlığından haberdar idik ama bugüne kadar orijinalleri hiçbir yerde yayınlanmamıştı.(1)

Belgeler Kudüs Ermeni Patrikhanesi arşivindedir

İstanbul yargılamalarına ilişkin mahkeme evrakının önemli bir kısmı önce İstanbul Ermeni Patrikliği'nin elinde bulunmaktaydı.1922 yılında Patriklik bu belgeleri Marsilya'ya yollamış;belgeler oradan önce Manchester'a ve Manchester'dan Kudüs Ermeni Patrikliği'ne gitmiştir.Bu yolculuğu,Mahmud Kâmil Paşa ve Bahaeddin Şakir belgelerinin üzerindeki damgalardan takip etmek mümkündür.Belgelerin sağ üst köşesinde,resmî Osmanlı antedi üzerinde bir damga ve numara görülmektedir.Damga Marsilya Ermeni Piskoposluğu'na aittir.Damganın ortasında Ermenice [Հայոց Առաջնորդարան Մարսելի] çevresinde ise Fransızca Marsilya Ermeni Patrikliği yazılıdır.Kudüs arşiv kaydı ise Ermenice bir harf ve numaradan ibarettir.Kudüs arşivi araştırmacılara kapalı olduğu için bu belgelere bugün ulaşmak imkânsızdır.

Biz belgeleri,1988'de vefat eden Krikor Gergeryan adlı Katolik rahibin özel arşivinde bulduk.Gergeryan ve arşivi hakkındaki ayrıntılı bilgiler,Naim Efendi'nin Hatıratı ve Talat Paşa Telgrafları (İletişim,2016) adlı kitapta mevcuttur.Gergeryan'ın belgeleri nasıl ele geçirdiğinin hikâyesi ise şöyledir:

Gergeryan belgelere nasıl ulaştı?

Hayat tesadüflerle doludur.Ermeni Soykırımı'nda,başta annesi,babası ve altı kardeşi olmak üzere birçok akrabasını kaybeden Sivas Gürünlü Krikor Gergeryan,Kahire'deki kardeşinin yanına yerleşir.Roma'da rahip okulunu bitirdikten sonra,Ermeni dinî liderlerinin öldürülmesi konusunda doktora yapmaya karar verir ve belge toplamaya başlar.1940'lı yıllarda Kahire'de,tesadüf eseri,İstanbul Divan-ı Harbi Örfi Mahkemesi hâkimlerinden Kürt (Nemrut) Mustafa Paşa ile karşılaşır.1922 yılında Ankara hükümetinin İstanbul'u ele geçirmesi ile tutuklanmaktan korkan Kürt Mustafa Paşa Kahire'ye kaçmış ve orada yaşamaktadır.

Paşa,Gergeryan'a önemli bir bilgi verir:İstanbul yargılamaları sırasında,Ermeni Patrikliği'nin davalara müşteki olarak [Ermenileri temsilen] katılmalarına müsaade edilmiş ve Patriklik,Osmanlı kanunlarına göre dava belgelerinin birer kopyalarını elde etme hakkına sahip olmuştur.Paşa,bu belgelerin Kudüs Patriklik arşivinde olduğu bilgisini de verir.

Bunun üzerine Gergeryan Kudüs'e gider ve buradaki belgelerin fotoğraflarını çeker.Elindeki malzemeleri birçok araştırmacıyla paylaşır.1983 yılında,Armenian Assembly adlı kuruluş Gergeryan'ın tüm arşivinin filmini çeker.Bu mikrofilmler teorik olarak araştırmacıların hizmetine açıktı ama iyi bir kataloglama olmadığı için kullanılması oldukça zordur.

Krikor Gergeryan 1988 yılında vefat etti ve arşiv yeğeni Dr. Edmund Gergeryan tarafından muhafaza edildi.Dr. Edmund Gergeryan,2015 Nisan ayında bu arşivi görmeme müsaade etti.Ve İstanbul yargılamaları evrakının büyük bir kısmına ulaşma şansına sahip oldum.Bu belgeler en kısa sürede internet ortamında araştırmacıların hizmetine sunulacaktır.

Türkiye,tarihî hakikatleri karartarak,belgeleri imha ederek veya saklayarak gidebileceği yolun sonuna gelmiştir.Artık ülkeye zarar vermekten başka hiçbir işe yaramayan,Türkiye'nin uygar uluslar arasında yer almasını engelleyen bu anlamsız inkâr politikasına bir son verilmelidir.Yayınladığımız bu belgelerin güzel bir geleceğin başlangıcına hizmet etmesi en büyük dileğimizdir.İnkârın ortadan kalkması,tarihî hakikatlerle yüzleşme bu ülke ve insanları için güzel bir başlangıcın habercisi olacaktır...

***

1-Çalışmamız sırasında,Bahaeddin Şakir telgrafının silik bir kopyasının Vahakn N. Dadrian tarafından,Journal of Political and Military Sociology,Volume 22,No. 1 Summer 1994 (s.69) adlı bir eserde yayımlanmış olduğunu tespit ettik.

*Prof.Dr.Taner Akçam,"Evinde Ermeni saklayanın evi yakılacak ve evi önünde idam edilecektir",Agos,3 Mayıs 2017.

http://www.agos.com.tr/tr/yazi/18403/evinde-ermeni-saklayanin-evi-yakilacak-ve-evi-onunde-idam-edilecektir

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder