4 Mart 2017 Cumartesi

Bir Hişadagaran,Arşak Babikyan ve unutulmuş diğerleri/Dr.Aylin Koçunyan*

Arşak Babikyan'ın özelinden yola çıkılarak ulaşılan ayrıntılar her şeyden önce bizi,eşyaların el değiştirme süreci ile bu sürece dâhil olan aracı,satıcı ve ilânlar üzerinden,kendilerine pek ulaşamasak da alıcılara kadar uzanan geniş bir yelpazedeki insan malzemesinin kimliğini ve estetik değerlerini sorgulamaya davet ediyor.Kuşkusuz ki ticaret ve telefon rehberlerinin ötesinde daha pek çok kaynağı sorgulayarak hikâyelerine ulaşmamız gereken isimler bizi bekliyor.

Kuruçeşme Ermeni Kilisesi'nin yüzüncü yılı vesilesiyle 1934 yılında yayımlanmış bir hişadagaran(1) üzerine elle yazılmış "Sayın Bay Arşak Babikyan" notunun bende uyandırdığı merak,hem kent/semt-cemaat ilişkisine ışık tutabilecek tarihsel bir kaynak olarak hişadagaran'lar üzerine eğilmem hem de ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından yirminci yüzyıl başına kadar İstanbul'da obje ticaretiyle uğraşan şahısların telefon ve ticaret rehberleri ve gazete sütunlarına ilân mahiyetinde yansıyan hikâyelerini tesadüfen keşfetmem için bir vesile olmuştur.

Ermenice hişel ("hatırlamak") kelimesinden türeyen ve hişadag ("anı") sözcüğünü de içeren hişadagaran,bir edebî tarz ve gelenek olarak beşinci yüzyıla kadar uzanır.(2) Hişadagaran'lar,tıpkı kolofonlar gibi,elyazmasının tarihi,yazarı ve patronajı hakkında bilgi vermekte,yazıldıkları dönemin sosyo-politik olaylarını,tarihsel gelişmeleri görgü tanıkları üzerinden aktararak başka şekilde unutulabilecek yerel bir tarihi kayda geçirmektedir.(3) Bu kaynakların modern tarzdaki uzantıları ise,genellikle İstanbul'da veya Anadolu'da,Ermeni nüfusun yoğun yaşadığı semtlerde veya şehirlerde,cemaatle birlikte şekillenen kilise,okul ve benzeri kurumların
belli bir zaman dilimindeki hikâyesini mémorial kitap (bir şeyin anısına yazılmış;bir olayı veya kişiyi yâd eden) formatında aktarmaktadır.Makro düzeyde bilgi içeren İnciciyan tarzındaki şehrengiz metinlere göre,daha mikro düzeyde ve kentin veya semtin öznel algısına dair de ayrıntılar içeren ondokuzuncu ve yirminci yüzyıla tarihlenen hişadagaran'lar,bireyler tarafından kaleme alındıkları gibi belli bir semteki kilise veya okulun idari mercilerinin kolektif bir çalışması olarak da karşımıza çıkar.

Yüzyıllar boyunca formatları değişse de hişadagaran'ların amacı belki de aynıdır:Yerel tarihi insanlar,mekânlar,olaylar ve kurumlar üzerinden belgelemek.Belli bir kilise,okul veya benzeri kurumların tarihini bir semt veya kent arka plânında sunan bu kaynaklar,Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Ermeni cemaatinin kendi tarihini kurgulayış ve aktarış şekli,unutma ve hatırlama mekanizmaları,kimlik/mekân ilişkisi gibi pek çok konuda kaynak teşkil edebilir.Belki hişadagaran'ların bu makalenin konusuyla bir vasıta olmaktan öte doğrudan bir bağlantısı yoktur.Ancak tıpkı az sonra bahsedeceğim müzayede ilanlarının toplumsal
değişimi gözlemlememizi sağlayan birer obje envanteri olması gibi,cemaat-kurum-mekân ilişkisi üzerinden kurum ve mekânları dolduran insan,anı ve olayların envanterini sunarlar.Belki bu kaynakları yan yana koyduğumuzda kolektif bilinç veya bilinçaltının kaybolmuş parçalarını biraraya getirebilir,müzayede ilânlarıyla evlerin içini görebildiğimiz gibi,hişadagaran'larla kurumların içine girebiliriz.

Arşak Babikyan'ın kimliği hakkında bilgi bulma ümidiyle,elimdeki hişadagaran'ın tüm sayfalarını karıştırmama rağmen,içinde kendisinden bahseden herhangi bir satıra rastlayamadım.Reşat Ekrem Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi'nde bu başlık altında bir madde yazan Kevork Pamukciyan,Babikyan'ı şu satırlarla tanıtıyordu:1881'de Bükreş'te doğan Arşak Babikyan,1900 yılında Mekteb-i Sultani'den mezun olmuş,aynı yıl Büyük Postane yakınında bir kütüphane açmıştı.1900-1902 yılları arasında Kuruçeşme,1902-1905 yılları arasında Getronagan ve 1905-1909 yılları arasında Nigoğosyan okullarında Fransızca öğretmenliği yapmıştı.1915 yılında Le Soir ve Hilâl adlı gazetelerin neşriyat idare heyetle
rinde görev almış,1917 yılından sonra ise mobilyacılık ve mezat işleriyle meşgul olmaya başlamıştı.(4) Ulus gazetesinin 1951 yılındaki bir sayısında,Emin Erişirgil'in "Aydın İşsizliği Var mı?" başlıklı yazısında,kendisinden kısa bir bahis göze çarpar:"Vaktiyle İstanbul'da Ankara Caddesi'nde Babikyan Efendi adlı Fransızca kitap satan bir zat vardı.Okumaya meraklı idi,hepimizin irfan itibariyle velinimeti idi.Ondan Fransızca kitapların adlarını ve münderecatını öğrenirdik.Böyle kitapçı bulmağı bir tarafa bırakıyorum,hiç olmazsa İstanbul,Ankara,İzmir'in yayınları ilçelere kolaylıkla gidebilmelidir."(5) 1909 yılına ait Annuaire oriental'in adresler kısmından,Arşak Babikyan'ın İstiklâl Caddesi,Feridiye Sokak'ta oturduğu bilgisine ulaşıyoruz.(6) Muhtemelen,bir dönem Kuruçeşme'deki Ermeni okulunda öğretmenlik yaptığı için elimdeki hişadagaran kendisine hediye edilmişti.

Ticaret ve telefon rehberleri üzerinde yaptığım ayrıntılı bir araştırma,1921 yılında Taksim'de Babikyan Kardeşler adıyla bir müzayede evinin varlığına işaret ediyor.1930'lu yıllarda ise,müzayede evi İstiklâl Caddesi 74 numarada,Babikyan-Kapamaciyan ortaklığına dönüşüyor.1940'lı yıllarda Turnacıbaşı Sokak'ta Arşak Babikyan'ın bir mobilya imâlâthanesi bulunduğunu ve mekânın 1950'li yıllarda Sakızağacı'na taşındığını öğreniyoruz.(7) 1920'li yıllarda Akşam gazetesinde çıkan müzayede ilânları ise,Arşak Babikyan'la ilgili bilgilerimizi biraz daha renklendiriyor ve merak ettiğimiz diğer meslektaşlarının isimlerini öğrenmemize vesile oluyor.Böylelikle Arşak Babikyan,Salih ve Mıgırdiç Beyler,J. Eskinazi,Samuel Behar ve Şürekası,J. Triyandafilides gibi isimlerin 1920'lerde eşya müzayedeleri düzenledikleri ayrıntısına ulaşıyoruz.Bu isimlerden bazılarının müzayedeleri zaman zaman ortaklaşa düzenlediklerine de tanık oluyoruz.(8) Ayrıca Akşam gazetesinin 11 Kânunusani 1924 tarihli sayısından,Salih ve Mıgırdiç Beylerin Şehremaneti'nin müzayede memurları olduklarını öğreniyoruz.Osmanlı dönemindeki mezatlar,Kapalıçarşı'daki İç Bedesten ile Sandal Bedesteni'nde halkın katılımıyla gerçekleşirdi.Burada kıymetli eşya müzayedelerinin yanı sıra,sıradan mezatlar da düzenlenirdi.Bunların çoğu,vefat veya müsadere yoluyla Kapalıçarşı'ya düşen mallardı.(9) Bu bağlamda,Salih ve Mıgırdiç Beylerin Şehremaneti müzayede memurları olmaları şaşırtıcı değildir.1920'li yıllarda Akşam gazetesinde çıkan Osmanlıca müzayede ilânları,satılan malların muhteviyatı ve kimlere ait oldukları ve eşyaların satışa çıkarılma nedenleri gibi pek çok konuda bilgi paylaşmaktadır.İlânlar,eşyaların değeri konusunda rakamsal veri sunmamakla birlikte,ait oldukları mekân ve tasvirlerde kullanılan tabirler,aşağı-yukarı da olsa kıymetlerini tahayyül etmemize olanak tanımakta ve antika objelerle birlikte o dönem için modern ve yeni sayılabilecek nesnelerin birarada müzayedeye çıkarıldıklarını göstermektedir.

Reşat Ekrem Koçu,İstanbul Ansiklopedisi'nde "antika" kelimesini "bir memleket ve millet adına bağlanmadan,eski çağların yadigârları,sanat eserleri,bunların arasında ayrıca altın,gümüş ve mücevher ile kıymetlenmiş eşya" olarak tanımlarken,tabirin halk ağzına düşüp yerleşmesini ve antikacılığın bir ticaret sahası olarak oluşumunu ondokuzuncu yüzyıla bağlamaktadır.Koçu,dönemin bilgisine güvenilir antikacılarından Nurettin Yatman'ın ansiklopediye gönderdiği notlara dayanarak,İstanbul'un şöhretli antikacılarının Kapalıçarşı,Mahmutpaşa ve Beyoğlu çevresinde toplandıklarını yazmakta ve 1855 yılında ticarete başlayan Antoine Brimo'yu listesinde ilk sıraya koyarak,1920'lere kadar pek çok isim saymaktadır.(10) Annuaire oriental olarak adlandırılan eski ticaret rehberlerine bakıldığında,Osmanlı döneminde,1868-1914 tarih aralığında,antikacı kategorisinin yer almaması dikkat çekicidir.Bunu,eski dönemlerde İstanbul'da antikacı olarak adlandırabileceğimiz bir esnaf sınıfı veya meslek grubunun oluşmamasına bağlayabiliriz.Kapalıçarşı'da Cevahir Bedesteni'nde mücevherci,sedefçi,silâhçı gibi meslek grupları antika objeler de satardı.Sefer ve fetihlerle Osmanlı başkentine gelen ganimet,esnaf arasında bir antika pazarı oluşturmuştu.Sarayın da her yıl yaptığı ayıklamalardan çıkan değerli mallar,İstanbul pazarına dağılıyordu.(11) 1868-1914 tarih aralığında,Annuaire oriental'lere geri döndüğümüzde,müzayedeci (commissaire-priseur) sıfatıyla pek çok isme rastlanmaktadır:E. ve Isaac de Castro,Ignace Coën,Ernest Ferri,Gomik Essabalian,H. Gheusumian,Marc Gad. 1909 tarihli Annuaire oriental'in meslekler bölümünden,müzayedecilikle birlikte Ernest Ferri ve Gomik Essabalian'ın eskicilik (brocante) yaptığını öğreniyoruz.Aynı şekilde,Ignace Coën'in Avusturya Konsolosluğu'nun müzayedecisi ve yeminli bir münadi (estimateur juré) olduğu bilgisi yer alıyor.Yine aynı rehberden,E. de Castro'nun İstanbul'da İtalyan himayesindeki Yahudi milletine mensup olduğu ve cemaat idaresinde görev aldığı bilgisine ulaşıyoruz.Ernest Ferri'nin ise,Asmalı Mescid'de bir müzayede salonu vardı.(12) Bütün bu mesleki gruplar arasındaki geçişler bir bakıma,Osmanlı döneminde müzayedeci/mobilyacı/eskici (rehberdeki Fransızca tabirle brocante)/antikacı kategorilerinin kesin sınırlarla birbirinden ayrılmadığını göstermektedir.Aslında durum Cumhuriyet döneminde de,belki 1950'lere kadar pek farklı değildir.Ayrıca meslek kategorilerinde olduğu gibi,aracıların farklı tabiiyetler arasındaki geçişleri de ülkede obje dolaşımını ve ticaretini etkileyen ve çeşitlendiren faktörlerdi.

Yine İstanbul telefon rehberleri yardımıyla,Arşak Babikyan gibi,kurdukları iş sahalarını Osmanlı'dan Cumhuriyet'e taşıyan Behar ailesi mensuplarının da 1930-1940 yılları arasındaki zaman diliminde hem mezat işleriyle hem de Beyoğlu'nda mobilyacılıkla uğraştığını farkediyoruz.Bu isimlerin Akşam gazetesine yansıyan müzayede ilânları ise,modern
ve sıradan objelerle birlikte antika eşya da sattıklarını göstermektedir.(13) Müzayede ilânları üzerinde yapılan dikkatli bir söylem analizi bizi ilginç saptamalara götürmektedir.Eşyalara yüklenen "nadide","kıymettar","eski saraylardan kalan","muteber veya büyük bir aileye ait","zarif","nefis","fantezi","tarihî","asar-ı atika","müstesna güzellikte" benzeri nitelemeler,bunların belli elitin tüketim kalıplarıyla özdeşleştiğine işaret etmekte ve satılan eşyalara "sınıf" ve "yaşam tarzı" gibi anlamlar yüklemektedir.Mobilyalar betimlenirken kullanılan "atik"/"cedit","antika/modern" veya "en son model" gibi nitelemeler ve getirildikleri ülkelerin fabrika adlarının bu nitelemelerle birlikte zikredilmesi,Avrupa'dan gelen antika mobilyayla birlikte,sanayi tipi yabancı ve çağdaş mobilyanın da Türk pazarında satıldığını göstermektedir.Bu bağlamda,müzayede ilânları,mobilyadaki yerel tüketim kalıpları hakkında bizi bilgilendirirken,diğer yandan da Avrupa'daki eşya endüstrisine,ünlü fabrikaların yerel ağlarına ışık tutmaktadır.

Arşak Babikyan'ın özelinden yola çıkılarak ulaşılan ayrıntılar her şeyden önce bizi,eşyaların el değiştirme sü
reci,bu sürece dâhil olan aracı,satıcı ve ilânlar üzerinden kendilerine pek ulaşamasak da alıcılara kadar uzanan geniş bir yelpazedeki insan malzemesinin kimliğini ve estetik değerlerini sorgulamaya davet ediyor.Kuşkusuz ki ticaret ve telefon rehberlerinin ötesinde daha pek çok kaynak sorgulayarak hikâyelerine ulaşmamız gereken birçok isim bizi bekliyor.Ancak Babikyan Efendi pek çok açıdan çarpıcı bir örnek. Batılılaşmanın simgesi Mekteb-i Sultani'den mezun oluyor.Bu kurumun çağrıştırdığı düşünce dünyasıyla müzayedeye çıkardığı objelerin dünyası kendi kimliğinde kesişiyor.Gazetelere yansıyan müzayede ilânlarının siyasî,ekonomik ve toplumsal anlamları üzerinde pek çok değerlendirme yapmak mümkün.Konuya sosyolojik açıdan yaklaşacak olursak,müzayedeler sadece eşyaların satışa sunulduğu bağlamlar değil;aynı zamanda eski sahipler için anlamını yitiren objelerin yeni sahiplerini bekledikleri anlık birer toplumsal hafıza ardiyesi olarak karşımıza çıkıyor.Değerini yitiren objeler,değerini yitiren kültürel/toplumsal değerlerle birlikte bu ardiyede yeni sahiplerini bekliyor.

Bu anlamda,müzayedeler sadece eşyalar ve değerleri üzerinde pazar
lığın yapıldığı toplumsal müzakere alanları değil;aynı zamanda farklı kültür ve değerlerin birbirleriyle temas anlarıdır.Eşyanın değeri,bu anlamıyla,siyasetten yani farklı toplumsal güç dengeleri arasındaki müzakereden geçer.(14) Bir bakıma,her müzayede sonrasında eşyalar taşındıkları yeni mekânlarda,birlikte sergilendikleri diğer nesnelerle ve arka plânlarıyla birlikte,kültürel olarak tekrar üretilmektedir.(15) Az sayıda da olsa,müzayedelerde satışa çıkarılan kitaplar,İstanbul'u etkileyen düşünce kuramları ve kentte dolaşımda olan objelerin menşei arasındaki paralelliklere dikkat çekmekte,maddi ve entelektüel kültürün şehirdeki ve daha genel anlamıyla ülkedeki kesişim noktalarını yansıtmaktadır.Müzayedeci gibi aracı aktörlerden bazılarının Osmanlı'dan Cumhuriyet'e intikal ederek toplumsal zevkte belli bir devamlılık sağladığını düşünmek de mümkün.Müzayedelere konu olan eşyalar,belli bir ticarî değere sahip veya antika niteliğinde mobilya,tablo,heykel gibi sanat eserlerinden sıradan nesne ve günlük yaşamı kolaylaştıran teknolojik aygıtlara kadar uzanan geniş bir obje yelpazesini içermektedir.Osmanlı'dan Cumhuriyet'e bu müzayedelerin ayrıntılı bir tarihi ve bunlara konu olan kıymetli veya sıradan eşyaların dönemsel bir envanteri,Batılılaşma/modernleşme süreçlerini maddi kültür tartışmaları eksenine kaydırarak,ülkenin toplumsal,siyasal ve iktisadî değişimini,bu kez,gündelik yaşam gibi daha mütevazı bir arka plânda,bireylerin evleri döşemekte sahip oldukları zevk ve estetik gibi daha öznel ve duygusal kıstaslar üzerinden değerlendirmemize ve insanların iç dünyalarına daha fazla yaklaşmamıza olanak tanıyacaktır.Ayrıca bireysel ve duygusal olduğunu düşündüğümüz zevk,estetik,beğeni gibi dinamikler,gerçekte toplumsal,siyasal ve ekonomik olarak şekillenen tarihsel süreçlerdir...(16)

***


1-Պատմական Յիշատակարան Երեւման Ս.Խաչ Եկեղեցւոյ Գր-Չէշմէի.Հարիւրաայ Յոբելեանի Առթիւ 1834-1934 (İstanbul:Setyan,1934).
2-Avedis Sanjian,Colophons of Armenian Manuscripts,1301-1480:A Source for Middle Eastern History
(Cambridge,Mass.:Harvard University Press,1969),önsöz,vii.Ayrıca bkz. Aida Gureghian,"Eternalizing a Nation:Armenian Hishatagarans in the Seventeenth Century",Church History 79/4 (Aralık 2010):783-799.
3-Aida Gureghian,a.g.m.,s.785.
4-Kevork Pamukciyan,"Arşak Babikyan",İstanbul Ansiklopedisi,(haz.) Reşat Ekrem Koçu,c. 4 (İstanbul:Tan Matbaası,1960),s.1772.
5-Ulus,8 Eylül 1951.
6-Annuaire oriental du Commerce,de l'Industrie,de l'Administration et de la Magistrature (Constantinople:Cervati,1909),s.457.
7-Bu bilgiler aktarılırken,PTT tarafından
1929-1956 yılları arasında yayımlanan İstanbul telefon rehberleri esas alınmıştır.Ayrıca Annuaire oriental veya Şark Ticaret Yıllığı olarak bilinen ticaret yıllıkları kaynak olarak kullanılmıştır.Bkz.Annuaire oriental,1921.Commerce,Industrie,Administration,Magistrature (Constantinople:Alfred Rizzo,1921);Şark Ticaret Yıllığı (İstanbul:Ahmet Cevdet,1932);Ticaret Yıllığı,1944-1945 (İstanbul:Milli Ülkü Neşriyat Yurdu,1945.)
8-Örnekler için
Akşam gazetesinin 1922-1924 yılları arasına tarihlenen 1309,1328,1335,1347,1354,1356,1377,1774,1788,1830,1837,1879,1886,1891,1935 numaralı sayılarına bakılabilir.
9-Uğur Göktaş,"Mezatlar",
Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi,c. 5 (İstanbul:Tarih Vakfı,1995),s.445-446.
10-Reşat Ekrem Koçu,
İstanbul Ansiklopedisi,c. 2 (İstanbul:Aşirefendi Kütüphanesi,1959),s.877-879.
11-Necdet Sakaoğlu,"Antikacılık",
Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi,c. 1 (İstanbul:Tarih Vakfı,1993),s.277.
12-
Annuaire oriental du Commerce,de l'Industrie,de l'Administration et de la Magistrature,1909 (Constantinople:The Annuaire Oriental & Printing Company,1909),s.94,188,572,1080,1100.
13-1940'lı yıllardaki örnekler için bkz.
Akşam,28 Nisan 1945,22 Eylül 1945,5 Ekim 1945,3 Kasım 1945,10 Kasım 1945,15 Aralık 1945,14 Şubat 1948,20 Mart 1948,18 Eylül 1948,25 Eylül 1948,8 Ocak 1949,23 Nisan 1949,30 Nisan 1949,7 Mayıs 1949 vd.
14-Arjun Appadurai,"Introduction:Commodities and the Politics of Value",
The Social Life of Things:Commodities in Cultural Perspective,(ed.) Appadurai (Cambridge University Press,1996),s.6.
15-Igor Kopytoff,"The Cultural Biography of Things:Commodisation as Process",
a.g.e.,s.64.
16-Leora Auslander,
Taste and Power.Furnishing Modern France (Berkeley,Los Angeles ve London:University of California Press,1996),s.1-6.

*Dr.Aylin Koçunyan,Bir Hişadagaran,Arşak Babikyan ve unutulmuş diğerleri,Toplumsal Tarih:Sayı 269,Mayıs 2016,s.44-48.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder