17 Kasım 2016 Perşembe

"Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü tanıyoruz ama..."/Serzh Sargsyan*

Sputnik Ermenistan'ın sorularını yanıtlayan Ermenistan Devlet Başkanı Serzh Sargsyan,Rusya ile ortak askerî güç oluşturulması kararı,Dağlık-Karabağ'da son durum ve Türkiye ile ilişkiler başta olmak üzere gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Sargsyan'ın açıklamalarından öne çıkanlar:

"Askerî sözcüğünü her kullandığımızda bir sır vardır"
"Gümrü haricinde yeni bir askerî üsse gerek yok"
"İskender füzeleri Azerbaycan'a karşı bir panzehir"
"Rusya'nın hamlesi Nisan'da oluşan durumda yapılacak tek şeydi"
"Halklara iradelerini kullanma hakkı vermeyeceksek SSCB'nden çıkmamıza gerek yoktu"
"2011'de Aliyev'in sıraladığı maddeler moralimizi bozdu"
"Bu çatışmada Ermenistan,Azerbaycan ya da Karabağ'ın galip gelmesi sözkonusu değil"
"Sadece bu üç ilke temelinde sorunu çözmeye hazırız"
"Neden bir anlaşma değil de açıklama kabul edildi?"
"Ateşkes ihlâllerini inceleme anlaşmasını bugün imzalamaya hazırız"
"Yerevan'la Bakû arasındaki tek sıcak hat cephe hattı"
"Evet,Azerice konuşuyorum"
"Öngörülemeyen bir komşunuz varsa tahmin yürütmek çok zor"
"Sovyetler Birliği bir yıl daha kalsaydı Dağlık-Karabağ'ın bağımsızlığını herkes tanırdı"
"Türklerle sadece uluslararası forumlarda karşılaşınca selamlaşıyoruz,o kadar"
"Binlerce Ermeni beni protesto etti,ikna etmeye çalıştım,yalvardım"
"Suriye'de kalan Ermenilere yardım etmeye çalışıyoruz"
"Halep'teki duyguları ben Stepanakert'te yaşadım"
"Yarı başkanlık sistemimiz vardı ve yarı olan her şeyde olduğu gibi eksikleri vardı"
"Avrasya Ekonomik Birliği'nin geleceği çok büyük,en azından bizim için"
"Ulusal fikrimiz Azerbaycan ve Türkiye'yle sorun yaşamamak"

-Sizinle röportaj yapma fırsatını verdiğiniz için teşekkür ederiz.Ermenistan-Rusya ilişkileri her iki ülke için de önem taşıyor.Sıcak bir gelişmeyle başlayalım.Ortak askerî grup kurma kararı alındı.Rusya ve Ermenistan,hâlihazırda Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) üyesi,şimdi de ortak askerî grup kurulacak.Bunun amacı ne,hangi teçhizatlar kullanılacak ve komuta kimde olacak?

Eğer net olmak gerekirse,bu yeni bir gelişme değil,uzun süredir devam eden mevcut müttefiklik ilişkilerinin devamı.Ortak askerî grup,1990'lı yılların başında kuruldu.Komutanlık,birlikler ve teçhizat hâlihazırda var.Elbette Rusya Devlet Başkanı'nın (Vladimir Vladimirovich Putin) talimatıyla mevcut anlaşmaya eklenecek tüm yeni unsurları dikkatle takip edeceğiz.

-Vladimir Vladimirovich Putin,hükümete talimat verdi,belge resmî sitede yayımlandı?Bu nedir?

Rusya ve Ermenistan arasında her zaman ilişki vardı,ancak her zaman müttefik değildik.Ekonomik ilişkiler her zaman vardı,ancak ortak ekonomik alan yoktu.Ortak askerî grubumuz vardı,bu grubun komutası da vardı.Ancak bu devam eden bir süreç,çünkü askerî-teknik ve askerî-siyasî ilişkiler periyodik olarak gelişiyor.Yani,bu güzel bir gelişme ve bu ortak grup istediğimiz düzeye gelinceye kadar çalışmaya devam edeceğiz.

-Ortada bir askerî sır varmış gibi konuşuyorsunuz,detay vermiyorsunuz.Peki,Rusya ve Ermenistan için KGAÖ kapsamındaki müttefiklik ilişkilerinde eksik kalan nokta neydi?

"Askerî" sözcüğünü her kullandığımızda,her zaman için bir sır vardır.Bunun büyük bir sır olduğunu söylemiyorum ancak konuşmak istemediğim detaylar var.

-Gümrü'nün haricinde yeni bir askerî üs kurulması beklenebilir mi?

Sanırım buna gerek yok.Zira Gümrü'deki üs,gerekli görülebilecek tüm unsurları kapsayacak imkânlara sahip.Bu nedenle,küçük Ermenistan topraklarında bir üssün yeterli olacağını düşünüyorum.Yapılması gereken tek şey,bu üsse askerî güç kazandırmak.

-Ermenistan,Rusya dışında,İskender füzelerine sahip olan tek ülke ve füzeler Bağımsızlık Günü dolayısıyla düzenlenen askerî törende sergilendi.Bunun bölgede silâhlanma yarışına yol açmasından çekinmiyor musunuz?

Bölgemizdeki askerî duruma bir şekilde denge kazandırılmasının zorunlu bir önlem olduğunu düşünüyorum.Azerbaycan'ın son birkaç yıl içinde düzenli olarak yeni silâhlar edindiği sır değil.Azerbaycan'daki mâli imkânlara sahip değiliz ancak her zaman bir panzehir bularak durumu dengelemeye çalışıyoruz.Bu açıdan da İskender füzeleri,tam olarak bir panzehir görevi görüyor.Elbette silâhlanma yarışı iyi bir durum değil,bunun taraftarı değiliz.Ancak her gün savaş tehdidi aldığınızda uygun adımları atmak zorunda kalıyorsunuz.

Bununla birlikte,Rusya ile bölgedeki dengelerin korunmasını öngören bir anlaşmamız var.Rusya'nın bundan yola çıkarak talebimizi kabul ettiğini ve askerî açıdan harika olan bu sistemi tedarik ettiğini düşünüyorum.Elbette bu tür sistemler olmasaydı insanlık için daha iyi olurdu ancak mecbur kaldığınızda bu yola başvuruyorsunuz.

-Rusya'nın bölgedeki barışı tesis eden ülke olma rolüne bakalım.Nisan ayında Dağlık-Karabağ'da silâhlı çatışmalar yaşandığında Rusya nasıl bir rol oynadı?

Rusya bölgemizde barışın ve istikrarın desteklenmesi de dâhil kilit bir role sahip.Moskova,silâhlı çatışmaların sona ermesinde başroldeydi.Sorudaki alt mesajı anlayabiliyorum zira Ermeni toplumu Rusya'nın dengeleyici pozisyonunu,hem kitle iletişim araçları hem de Dışişleri Bakanlığı düzeyinde muğlak bir şekilde algıladı.Burada Ermeni toplumunu da anlamak mümkün.Ermenistan'da halkın ezici çoğunluğu bir tehlike oluşması durumunda Rusya'nın her zaman Ermenistan'ın yanında olacağından emindi.Ancak halkın bir kısmı Rusya'nın dengeyi sağlamak zorunda olduğunu anladı.Çünkü bu dengenin sağlanmaması,çok daha kapsamlı faaliyetlere yol açabilirdi.Rusya'nın yaptığı hamle,belki de,Nisan'da oluşan durumda yapılacak tek hamleydi.

-Rusya nasıl bir hamle yaptı?

Ermeni ve Azeri genelkurmay başkanları Moskova'da buluştu,silâhlı faaliyetleri durdurma ve 1994 tarihli silâhlı faaliyetlerin sonlandırılması anlaşmasına geri dönme konusunda uzlaşma sağladı.Dürüst olmak gerekirse,görüşmede neler konuşulduğunu bilmiyorum.Rusya ve Azerbaycan liderleri konuştu mu,savunma bakanları konuştu mu,bunlarla ilgili hiçbir detayı bilmiyorum.Ancak Putin ve benim aramda bir görüşme olduğunu ve Putin'in sözlerinin sorunun çözümüne hizmet ettiğini kesinlikle biliyorum.Bu çok önemli.

-Dağlık Karabağ sorunu Ermenistan için çok zorlu bir konu.Her zaman savaşın eşiğinde bulunan bir denge sağlamak ve bazen bu dengeyi bozup savaş durumuna geçmek kabul edilebilir bir durum değil.Sizce diplomatik uzlaşma sağlanması ve buna dayanarak kalıcı barış tesis edilmesi mümkün mü?

Elbette.Rusya,ABD ve Fransa'nın yer aldığı Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu'nun tüm faaliyetleri prensipte buna yönelikti.2007 yılında,ben henüz başbakanken,eşbaşkanlar Dağlık-Karabağ sorununun çözümü konusunda üç prensibe dayanan bir teklif sundular.İlk prensip,güç kullanılmaması ya da güç kullanma tehdidinde bulunulmaması;ikincisi,toprak bütünlüğünün korunması;üçüncüsü ise halklar arasında eşitlik sağlanması ve bağımsızlık hakkının tanınmasıydı.Bu prensipler,birbiriyle çelişmiyor zira medeni bir dünyada tüm sorunlar güç kullanılmadan çözülüyor.Toprak bütünlüğü...Azerbaycan dâhil her ülkenin toprak bütünlüğünü tanıyoruz.Ancak halkların alacağı bağımsızlık kararı,toprak bütünlüğü prensibi ile çelişmiyor çünkü toprak bütünlüğü devletler arasındaki ilişkileri kapsarken,bağımsızlık ise anavatanlarında birlikte yaşayan halkları ve başkentleri ilgilendiriyor.Eğer halklara kendi iradelerini kullanma hakkını vermeyeceksek,o zaman SSCB'nden çıkmamıza gerek yoktu.SSCB de bu prensip temelinde dağıldı.Bu nedenle sözkonusu prensipler birbiriyle çelişmiyor.

AGİT Minsk Grubu eşbaşkanlarından teklif aldıktan sonra biz Ermenistan olarak dedik ki,"Bu hayalimizdeki belge değil ama yine de bu ilkeler temelinde görüşmeye hazırız".Azerbaycan uzun süre kabul etmedi.Ancak Haziran 2008'de,Azerbaycan Devlet Başkanı Ilham Geidarovich Aliyev ile ilk görüşmemiz gerçekleşti,bu görüşmede teklifi kabul ettiler ama Bakû'ye döndükten sonra "Böyle bir belge yok" dediler.2008 parlamento seçimlerinin ardından,Moskova'da toplandık ve dönemin Rusya Devlet Başkanı Dmitriy Anatolyevich Medvedev'in katılımıyla gerçekleşen görüşmede bir belge imzaladık.Bu belge,Ermenistan ve Azerbaycan liderleri arasında son 25 yılda imzalanan tek belge özelliğini taşıyor.Sonra Meyendorff'ta biraraya geldik.Burada imzaladığımız belgeye göre Dağlık-Karabağ sorunu sadece siyasî yollarla çözülmeli.Ardından müzakere süreci devam etti ve birkaç kez anlaşmayı imzalamaya yaklaştık.Bu anlaşmada üç ilke net bir biçimde ifade edilmişti.Yani Ermenistan ve Dağlık-Karabağ,güvenlik bölgesi olan arazileri koruyor.Azerbaycan bu araziler için "işgal edilmiş" diyor.Ama ilk maddede,Dağlık-Karabağ'ın hukukî statüsünün,Dağlık-Karabağ halkının iradesinin özgürce tecelli etmesi yoluyla çözüme kavuşturulacağı net biçimde belirtilmişti.İradenin özgürce tecelli etmesinin yasal olarak bağlayıcı olduğu kaydedilmişti.Ardından referanduma kimlerin katılacağı ve konusu belirtilmişti.Bu halkın kendi geleceğini belirleme ilkesinin timsaliydi.Ama her defasında Azerbaycan yeni koşullar ileri sürdü.

2011'de herkes sonuna geldiğimizi,belgeyi imzalamaya hazır olduğumuzu düşündü.ABD Başkanı (Barack Obama),Azerbaycan Devlet Başkanı ile beni arayarak başarılar dilemişti.Fransa Cumhurbaşkanı (François Hollande) da Azerbaycan Devlet Başkanı ile bana mektup yazarak aynı dileklerde bulunmuştu.Rusya Devlet Başkanı ise bu görüşmelere şahsen katılmıştı.Ama maalesef Kazan'da,Azerbaycan bu ilkeyi reddetti.ABD,Rusya ve Fransa liderleri belgeyi imzalayacağımızdan emindi ama Azerbaycan geri çevirdi.

-Yani siz imza atmaya mı hazırlanıyordunuz?Bu nasıl oldu?

Tüm görüşmelerde olduğu gibi masaya oturduk,belgeler hazırdı.Rusya Devlet Başkanı,açılış konuşmasını yaparak,barışçıl çözüme ulaşmamızın iyi olduğunu kaydetti.Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Viktorovich Lavrov konuştu.Sonra Azerbaycan Devlet Başkanı söz alarak onların elbette barışçıl çözüm istediğini ama bazı sorunların kaldığını söyleyerek sekiz-dokuz madde sıraladı.Elbette moralimiz bozuldu.

-Bu sizin için beklenmedik miydi?

Benim için değil.Büyük kuşkum olduğunu ABD ve Rusya liderlerine de söylemiştim.Çünkü Azerbaycan lideri,Dağlık-Karabağ'ın bağımsızlığını asla tanımayacaklarını devamlı dile getirmişti.

-Taraflar bu anlaşma konusunda mutabakata varmış mıydı?

Belge üzerindeki çalışmalar üç yıl sürmüştü,elbette mutabakata varılmıştı.Belge imzalanmaya hazırdı.Elbette bunun üzerine Azerbaycan Silâhlı Kuvvetleri'nin kapasitesini artırmak için daha fazla çaba gösterdi.2015 başlarında,sorunun savaşa değilse de büyük bir çatışmaya doğru gittiği açığa çıktı.Sonra Nisan olayları yaşandı.Elbette çözümün karşılıklı tavizlere dayanması gerektiğini anlıyoruz.Bu çatışmada Ermenistan,Azerbaycan ya da Karabağ'ın galip gelmesi sözkonusu değil.

-Bahsettiğiniz belgeye geri dönmeye hazır mısınız?Bu belge geçerli mi?

Bu ilkeler hâlen geçerli.Ama bizim hazır olmamız hiçbir şey ifade etmiyor,çünkü bu durumlarda tek tarafın değil tüm tarafların hazır olması gerekiyor.Bunun yanında,Nisan olayları,iki taraf arasındaki güven düzeyinin sıfır olduğunu gösterdi.Kesinlikle hiçbir güven yok.Bu üç ilke temelinde sorunu çözmeye hazırız ama sadece bu üç ilke temelinde.

-Görüşmelere dönmeye hazır mısınız?

Evet.

-Azerbaycan Devlet Başkanı'na görüşme teklif etmeye hazır mısınız?

Biz,ülke liderleri,dışişleri bakanları ya da çalışma grupları düzeyinde olsun görüşmeyi hiçbir zaman reddetmedik.Ama bu görüşmelerin yararlı olmasından,ilerleme olmasından yanayız.Eğer ilerleme yoksa,anlaşmalar da uygulanmıyorsa bu görüşmelerin ne faydası var?Örneğin,Nisan olaylarının ardından Viyana'da toplandık.AGİT Minsk Grubu başkanı olan ülkelerin dışişleri bakanları da oradaydı.Bir açıklama kabul edildi.Neden bir anlaşma değil de açıklama?Çünkü Azerbaycan çok isteksizdi ama eninde sonunda kabul etmek zorunda kaldı.Ama döndükten sonra bu açıklamanın Minsk Grubu başkanlarına ait olduğunu,kendilerini bağlamadığını açıkladılar.Sonra Rusya Devlet Başkanı'nın katılımıyla Sankt Peterburg görüşmesi oldu ve olayları inceleme mekanizmasını oluşturma konusunda anlaştık,zira her defasında Azerbaycan ateşkesin Ermenistan tarafından ihlâl edildiğini iddia ediyor.Biz de,inceleme mekanizmasını oluşturalım diyoruz,böylece tüm dünya kimin ateşkesi ihlâl ettiğini anlar.Sonra AGİT Başkanı'nın bölgedeki özel temsilcisinin yetkilerini genişletme konusunda anlaşmaya vardık.Maalesef bugüne kadar her iki anlaşma da çalışmıyor.

-Yani mekanizma yok mu?

Hayır,kesinlikle hiçbir mekanizma yok.

-Belki yeni bir görüşme teklifiniz en azından herhangi bir diplomatik çalışma için özendirici bir etken olur.

Bunu belki beş yıldır konuşuyoruz.Öyle görünüyor ki AGİT Minsk Grubu başkanlarının elinde hazır bir belge var ama Azerbaycan bu belgeyi istemiyor.Onlar,"Elbette bu çok önemli ama Ermeni güçler Azerbaycan topraklarından çıktıktan sonra" diyorlar.

-Yani siz bir görüşme teklifinde bulundunuz ama yanıt alamadınız,doğru mu anlıyorum?

Biz,ateşkes ihlâllerini inceleme mekanizması anlaşmasını hemen bugün imzalamaya hazırız.Minsk Grubu başkanlarının,tüm dünyanın ateşkesi kimin ihlâl ettiğini bilmesini istiyoruz.

-Yerevan ile Bakû arasında sıcak bir telefon hattı var mı?

Maalesef yok,tek sıcak hattımız var o da cephe hattı.

-Belki böyle hat oluşturmanın bir anlamı olur.Zira siz Azerice biliyorsunuz.

Evet,Azerice konuşuyorum ve çok iyi anlıyorum.1990'ların başlarında,ben Ermenistan savunma bakanıyken,böyle bir girişim vardı.Azerbaycan Savunma Bakanlığı ile doğrudan bağlantımız vardı.Acil durumlarda bağlanabiliyorduk.Ama şu anda yok.

-Liderler arasında böyle bir hattın olmasını ister miydiniz?

Eğer bir yararı olacaksa,eğer olaylara acil müdahale edebileceksek olabilir.Örneğin cephe hattında birileri ateş açtı,elimizdeki verilere göre Azeriler ateş ediyor,ben ahizeyi alarak hemen Azerbaycan Devlet Başkanı'nı arıyor ve ateş ediyorlar diyorum.O da bunu inceliyor.

-Yani böyle bir hatta karşı değilsiniz?

Ben karşı değilim.Bu durumda,kontrol kurarak kimin ateş açıp açmadığını net olarak söylemeye hazır olurdum,aynısını da Azerbaycan liderinden beklerdim.

-Tahminleriniz ne yönde,yakın zamanda durum nasıl gelişecek?

Davranışı öngörülemeyen bir komşunuz varsa tahmin yürütmek çok zor oluyor.Azerbaycan Devlet Başkanı ile yaptığınız röportajı hatırlıyorum.Röportajı sırasında,Ermenistan'ın sürekli belli bir baskı altında,her an bir şeyler olabilir düşüncesiyle yaşaması gerektiğini söylemişti.Yani doğrudan tehdit sözkonusu,hangi tahminlerden bahsedebiliriz?Durumun bir ay,altı ay sonra nasıl olacağı sorusunun adresi ben değilim.Bize bağlı olsaydı,yüzde yüz olarak bizim çatışma başlatmayacağımızı,sorunun hiçbir zaman savaşa dönüşmeyeceğini söylerdim.Ama sorunu askerî yollarla çözmeyi amaçlayan bir komşu varsa bir şeyler söylemek veya tahminler yürütmek çok zor.

-Azerbaycan yönetimi,Dağlık-Karabağ sakinlerini kendi vatandaşı olarak görüyor.Ve diyalog yürütmek,ilişkiler kurmak,bir şeyler konuşmak yerine sürekli tehdit ediyor.Karabağ'da yaşasaydınız geleceğinizi Azerbaycan'da görebilir miydiniz?Bu mümkün mü?

İki ülke liderinin,bölgeye barış getiren liderler olarak tarihe geçmesini çok isterdim.Bu benim için çok önemli,çünkü tüm hayatımı bu işe verdim.Ben Karabağ'da yaşadım ve çalıştım.Komünist Parti'nin kurumlarında çalıştım.Yani bu sorunun doğuşunu izledim.1988'i net bir şekilde hatırlamanız gerekiyor,çünkü bu bölgedeydiniz ve bu konuyla ilgileniyordunuz.Kendi hakkını hayata geçirmek isteyen bir halka karşı güç kullanmak doğru mu?O döneme dönelim ve neler yaşandığını hatırlayalım.Hatırlarsanız,Sovyetler Birliği'nde 1990'lı yıllarda,cumhuriyetlerin SSCB'nden ayrılmasıyla ilgili sorunları çözümüne dair kanun kabul edilmişti.Bu kanunun üçüncü maddesinde,bunun özerk oluşumlar için de geçerli olduğu net bir biçimde yazılmıştı.1990 yılıydı.Sonra ne oldu?Ekim 1991'de Azerbaycan Yüksek Konseyi,Azerbaycan'ın bağımsızlığını ilan etti.Yani kendini Sovyetler Birliği'nden ayırdı.Sovyetler Birliği vatandaşları olan Dağlık-Karabağ sakinleri de referandum kararını aldı.10 Aralık referandumunda,Dağlık-Karabağ'ın Azerbaycan'dan ayrılması kararı alındı.Aralık sonlarında da Sovyetler Birliği ortadan kalktı.

Eminim,Sovyetler Birliği altı ay,bir yıl daha kalsaydı Dağlık-Karabağ'ın bağımsızlığı tüm ülkeler tarafından tanınırdı.Kimseyi güç yoluyla elinizde tutmanıza gerek yok.Bu doğru değil,bu ahlâksızca.Bu,hem uluslararası hukuka hem de dönemin Sovyet hukukuna aykırı.Tüm değerlere aykırı.

-Sözlerinizden anlaşma olasılığının devam ettiğini anlıyorum.Barış yönünde ilerleme kaydetmenizi diliyorum.Diğer konulara geçelim.Türkiye,Ermenistan'ın bir başka komşusu.

Evet,çok ilginç bir bölgede yaşıyoruz.

-Komşular konusunda şanslısınız...Ermenistan ve Türkiye arasındaki ilişkileri iyileştirme şansı var mı?Öyle bir amacınız var mı?

Maalesef bu soru da yanlış kişiye soruluyor.Çünkü biz,2008'de Türklere yavaş ilerleyen müzakere sürecini halka açıklamayı teklif etmiştik ve 2009'da iki protokolü imzalama aşamasına gelmiştik.Zürih'te,Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyesi üç ülkenin dışişleri bakanları huzurunda,bu iki protokolü imzaladık.Ama maalesef belli bir süre sonra Türklerin bu protokolleri onaylamaya ve Ermenistan'la ön koşulsuz ilişkiler kurmaya hazır olmadığı ortaya çıktı.Koşullarını sürmeye başladılar.Ermenistan'ın Dağlık-Karabağ'ı,onların tabiriyle "işgal edilen" ilçelerden en az birini,yani güvenlik bölgesinin bir parçasını Azerbaycan'a vermeye ikna etmesini istediler.Bu durumda Türkler ilişkileri kurmaya,sınırları açmaya hazır olacakmış.Ama anlaşmamızda,iki protokolde,ilişkilerin ön koşulsuz kurulacağı net bir şekilde belirtilmişti.Yanıtımız da şu oldu:"Kusura bakmayın ama bunu imzadan önce,müzakere sürecinde konuşmak gerekiyordu." Sonuç olarak şimdi Türkiye ile hiçbir ilişkimiz yok.Sadece uluslararası forumlarda karşılaşınca selamlaşıyoruz o kadar.

-Ama hiçbir şey sonsuz değil,ilerlemek lâzım.

Elbette.Başka ne yapabiliriz ki.Hattâ 2009'a kadar bazı dostlarımız,"Soykırım kompleksimiz olduğu"nu,"Türkler Soykırımı tanımadığı sürece onlarla hiçbir ilişki istemediğimizi" bize söylemişti.Ama biz anlaşma kararını aldık.Ne durumda olduğumu anlamanız gerekiyor.Ben tüm dünyayı gezerek Ermeni diasporasının temsilcileriyle görüştüm.Paris,New York,Los Angeles ve Beyrut'ta binlerce Ermeni sokağa çıkarak Ermenistan Devlet Başkanı'nı protesto ederek protokollerin imzalanmamasını talep etti.Ben çalışmalara devam ettim,ikna etmeye çalıştım,yalvardım.Sonuç olarak imzaladık ama onlar kendi taahhütlerini yerine getirmedi.Bu durumda ne yapılabilir?Onlara uyup,"Evet,gelin güvenlik bölgesini Azerbaycan'a verelim,Türkiye de sınırları açsın" mı diyeceğiz?Sonra ne olacak?Üç ay,bir yıl sonra bir çatışma çıkınca da yeniden kapatacak.Çünkü bu bize bağlı değil.Belki artık popüler bir örnek olmayacak ama hep söylerim,tüm evlilikler tüm düğünler her iki tarafın rızasını gerektirir.Sorunun yüzde 50 çözüldüğünü söylemek yanlış olur.Bu anlamda hiçbir şey bize bağlı değil.

-Ermenistan Halep'e insanî yardım göndererek Suriye çatışmasının çözümüne katılıyor.Sığınmacıları kabul ederek de bu çatışmanın sonuçlarını yumuşatmaya çalışıyor.Bu Ermenistan için kolay değil sanırım.

Evet,bunu yapıyoruz.

-Sığınmacılar kendilerini Ermenistan'da nasıl hissediyor?Ülke lideri olarak sizden ne aldılar?Onların geleceğini nasıl görüyorsunuz?Sayıları kaç?

Bugün Ermenistan'da yaklaşık 20 bin Suriyeli Ermeni var.Elbette durumları çok ağır,yıllarca Suriye'de yaşadılar,çalıştılar,aile kurdular,bir şeyler biriktirdiler.Suriye'de büyük bir diasporamız vardı,mirasımız:Kiliseler ve kültürel değerlerimiz vardı.Her hâlükârda onların hayatını kolaylaştırmaya çalışıyoruz.Konut ve istihdam sorunlarını çözmeye çalışıyoruz.Bu konuda yalnız değiliz.Dünya genelinden Ermeni kardeşlerimiz sadece Ermenistan'a sığınanlara değil Suriye'de kalanlara da yardım etmeye çalışıyor.Orada büyük bir trajedi yaşanıyor.

-Hâlihazırda Halep'te yaşananlar hakkında ne düşünüyorsunuz?Örneğin Paris ve Moskova bu olaylara farklı bakıyor.Siz Halep'teki durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Orada yaşananların kesinlikle trajedi olduğunu düşünüyorum.Ülke can çekişiyor.Maalesef aynı duyguyu ben Stepanakert'te de yaşadım.Stepanakert'e her gün 300'den fazla mermi düşüyordu.Halep'te 4 milyon kişi yaşıyordu.Bu çok korkunç,gerçekten de korkunç.Elbette sorunun bir an önce çözülmesini istiyoruz,sorunun Suriye halkı tarafından çözülmesini istiyoruz.Kararın,Suriye halkı tarafından verilmesini istiyoruz.Bu onun hakkı.Suriye hükümetinin davetiyle Rusya'nın ona sağladığı yardımı da tamamen onaylıyoruz.Bu konuda hiçbir kuşku yok.Yardım istemek Suriye devletinin meşru hakkı.Yardım yapmak da Rusya'nın meşru hakkı.Bu sorunun bir an önce çözülmesini istesek de öyle görüyoruz ki bu mümkün değil.Bu ülkede hâlen yaklaşık 20 bin yurttaşımız kalıyor.Elimizde net bilgi yok.

-Yani orada 20 bin Ermeni daha var,doğru mu?

Evet.

-Ermenistan'ın iç yaşamına dönelim.Bu yakınlarda Ermenistan'da parlamenter cumhuriyete geçiş referandumu yapıldı.Bu Ermenistan'a neler kazandıracak?

Bu çok önemli bir konu.Birçok ülke,Ermenistan'ın başkanlık sistemiyle yönetildiğini ve şimdi parlamenter sisteme geçtiğini sanıyor.Bu böyle değil.Yarı başkanlık sistemimiz vardı ve yarı olan her şeyde olduğu gibi birçok eksikliği vardı.Sadece mevcut devlet başkanının parlamentoda çoğunluğa sahip olması ile ülke idaresi istikrarlı hâle geliyor.Neden?Çünkü yarı başkanlık sisteminde hükümeti parlamento kuruyor.Eğer başkan bir siyasî gücü,parlamentodaki çoğunluk ise farklı bir siyasî gücü temsil ederse hükümet ile devler başkanı arasındaki ilişkilerin kötü olacağı açık.Kötü ilişkiler önemli değil de anayasaya göre devlet başkanı ülke güvenliği ve bütünlüğünden sorumlu.Devlet başkanı aynı zamanda başkomutandır.Herkes şunu biliyor ki,başkomutanın görevi,haritada orduya yön verecek oklar çizmek değil.Başkomutanın görevi,askerî ve siyasî sorunları çözmek için devletin tüm kaynaklarını seferber etmek.Peki,bütçenin bir kısmını bu amaca yönelik harcama hakkına sahip olmadan bunu nasıl yapabilir?

İkincisi,mevcut durumda,hakların ve sorumluluğun aynı yerde olmasını doğru buluyorum.Parlamento ise hak ve sorumluluklara sahip sistem ve yapılar üzerinde çok etkili bir kontrol biçimidir.Bu nedenle bu yönetim biçiminin Ermenistan güvenliğini daha da sağlamlaştıracağını düşünüyorum.

-Ermenistan yeni başbakan ve yeni hükümete kavuştu.Genel olarak ülkeyi idare eden ekip yenileniyor.İdareye yeni isimler katıldı.Yeni hükümetten,Ermenistan'ın siyasî hayatına giren yeni kandan beklentiniz ne?

Hükümet toplantısında da söyledim,ilk görevimiz idarenin etkinliğini artırmak.Ardından da ekonomimizin durumunu analiz ederek tüm engel ve sorunları tespit etmek,onları yok ederek de ekonomik büyümeyi hızlandırmak.Ekonomimiz son beş yılda yüzde 20 büyüdü.Yıllık büyüme ortalama yüzde 4.Elbette mevcut göstergeler ne bizleri ne de Ermenistan vatandaşlarını tatmin ediyor.Onlar daha iyisini talep ediyor ve biz de daha fazlasını istiyoruz.Bu yönde ilerlediğimizi düşünüyorum.Umarım yeni hükümet bu görevi onuruyla yerine getirecek.Bundan eminim.İşte bu konuda tahminler yapabilirim,çünkü eylemleri öngörülebilir insanlarla iş yapıyorum.İstikrarlı büyümemizin hızlanacağını düşünüyorum.

-(Ermenistan Başbakanı) Karen Karapetyan ona güvendiğinizi biliyor mu?

Karen Karapetyan ve ekibi,bizim ortak ekibimiz.Amaçlarımız ortak.Evet,gerçekten de onun hükümeti,sadece ilerleyen arabamızın motorudur.

-Bunu duymak çok güzel.Başarılar dilerim.

Teşekkür ederim.

-Hâlihazırda Ermenistan,Avrasya Ekonomik Birliği (AEB)'ne başkanlık ediyor.Bu başkanlıktan beklentileriniz neler?Bu statüden nasıl yararlanmayı plânlıyorsunuz?

Küçük bir düzeltmem olacak,biz AEB'ne başkanlık etmiyoruz.Ermenistan'ın temsilcisi,eski başbakanımız AEB Komisyonu'nun başkanı.

Tigran Sargsyan,otorite sahibi bir kişi,enerjili ve ileri görüşlü.En başından,Ermenistan'ın AEB'ne dâhil olmasının taraftarıydı.Bu işi nasıl ileriye taşıyacağı konusunda bazı fikirleri var sanırım.Birçok şeyin komisyon başkanına bağlı olduğunu biliyorum.Ama temel sorunları AEB'ne üye ülkelerin liderleri çözüyor.Maalesef,Ermenistan'ın AEB'ne dâhil olması,bu birliğin lokomotifi olan Rusya'daki ekonomik durumunun yaptırımlar yüzünden kötüleşmesine rastladı.Elbette ekonomimiz çok küçük ve binlerce bağ bizi Rus ekonomisine bağlıyor.Ve dış kaynaklı olumsuz etkiler elbette göstergelerimizi kötüleştirdi.Ama birliğe dâhil olarak doğru yaptığımızdan,hiçbir şey kaybetmeden birçok şey kazandığımızdan eminim.Sanırım,AEB ülkelerinin vatandaşları da bir-iki yıl sonra bunu hissedecek.Birkaç örnek verebilirim.3 milyonluk piyasaya sahibiz.Bu çok küçük bir piyasa.AEB'ne üye olarak biz en az 170 milyonluk piyasanın bir parçası olduk.Malların,hizmetlerin,iş gücünün ve sermayenin serbest dolaşımı gibi birliğin temelinde yatan amaçlarımıza ulaşırsak elbette birçok şey kazanacağız.Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da ihracatımızı artırdık.Bu yıl ihracatımızı neredeyse yüzde 50 artırdık.Büyük bir kısmı AEB'ne oldu.Bu bizim için çok ama çok önemli.Birçok olumlu etkilerden bahsedebiliriz.Sorun şu ki,insanlar her şeyde olduğu gibi bu konuda da hızlı sonuç bekliyor.Bugün üye olduk yarın iki-üç kat daha iyi yaşamalıyız türünden.Ama hepimiz çok iyi biliyoruz ki böyle olmuyor.Yavaş ama sağlam büyüme çok daha iyi.AEB'nin geleceği çok büyük.En azından bizim için.

-Bu yakınlarda,Rus vatandaşlarının kimlikleriyle Ermenistan'a seyahat edebileceği yönünde haber yapıldı.Bu,Ermenistan'ın turistik imkânlarını artıracak.Bu ne zaman olacak?

Biliyorsunuz,Rusya'yla hiçbir sorunumuz yok.Ancak bazen öyle konular oluyor ki,çözüme kavuşturulmaması yanlış anlamalara yol açıyor.Böyle konulardan biri de bu.Birkaç yıldır bu konuyu Putin ve Lavrov ile görüşüyorum.Onlar bana,"Rusya halkının yüzde 90'ı kimlikleriyle Ermenistan'a giremiyor.Bu nasıl oluyor?Pasaport kontrolünden geçiyoruz ama gümrük kontrolünden geçemiyoruz" diyorlar.Bunun sadece ekonomik sorun olmadığını biliyoruz.Örneğin,sürekli şunu konuşuyoruz,Ermenistan'da Rusça'nın korunması ve yayılması için ek olarak hangi tedbirleri almamız gerekir?Bunun bazı yöntemleri var.Örneğin,Rus turistlere hizmet veren oteller ve restoranlarda Rusçası iyi olan personel çalışacak.Ve buna benzer diğer yöntemler.Sanırım,önümüzdeki yıldan itibaren bu konuda büyük gelişme izleyeceğiz.

-Ermenistan iki yıl sonra başkent Yerevan'ın kuruluş yıldönümünü kutlayacak.Bu kent,milattan önce 782'de kurulmuş.Diğer yandan Ermenistan,bağımsızlığının 25. yıldönümünü kutladı.Bu rakamların karşılaştırılması mümkün değil.Büyük hayale gelirsek,Ermenistan'ı nasıl görmek isterdiniz?

Bilirsiniz,ulusal fikirlerimizin gerçekleşmesini istiyorum.

-Hangisi?

Emek.Sabahtan akşama kadar çalışmak lâzım.

-Ulusal fikir bu mu?

Ulusal fikir,güçlü ve sağlam ülke olmak.Azerbaycan ve Türkiye'yle sorun yaşamamak.Karabağ'ın Ermenistan'a bağlanacağı veya en azından bağımsız olacağı günü hayal ediyorum.Gençler kışlalarına veya evlerine dönecek ve biz her gün şunu düşüneceğiz,ölen çocukların ailelerinin acısını nasıl yumuşatabiliriz?Türkiye sınırının açılmasını istiyorum.Türk gençlerin,Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşanan Ermeni Soykırımı'ndan sorumlu olmadığını anlamasını istiyorum.Bugünün Türk gençleri neden sorumlu olsun ki?İnsanların Avrupa'dan Ermenistan'a gelmesini istiyorum,tıpkı bugün bizim büyük bir memnuniyetle Ermenistan'dan Avrupa'ya giderek bilim,teknoloji ve sosyal alanda bunca kısa sürede nasıl böyle bir büyüme başardıklarına şaşırdığımız gibi.Tüm Ermenilerin Ermenistan'da toplanmasını istiyorum,bu belki asla gerçekleşmeyecek bir hayal.Çok fazla gelecek,anlıyor musunuz?Çünkü Ermeniler biraraya toplanınca aynı konuda dört farklı görüşleri olabiliyor.Ama en azından rahat,zira birlikte biz güçlüyüz.

-Röportajınız için size teşekkür ederim.Sputnik Ermenistan'dan iş arkadaşlarımın size sormamı istediği bir soru daha var:Burada 35 kişi,çok iyi niyetlerle çalışıyoruz.Sputnik Ermenistan'a dilekleriniz ne olurdu?

Sputnik'in,fikirlerini yaymak ve gerçek bilgiyi iletmek için güçlü bir araç hâline gelmesini diliyorum.Sputnik çok büyük bir kitleye sahip.Ve günümüz dünyasında birçok şey medyanın nasıl çalıştığına bağlı.Sputnik'in her zaman istikrarlı çalışmasını;genç insanlara iyi ameller işlemeleri,olimpiyat şampiyonu olmaları veya okul turnuvalarını kazanmaları yönünde ilhâm olmasını diliyorum.Refahın en doğru ve istikrarlı kaynağının günlük yoğun çalışma olduğuna herkesi ikna etmelerini diliyorum...

*Serzh Sargsyan,"Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü tanıyoruz ama...",Röportaj:Sputnik Ermenistan;Sputnik Türkiye,17 Kasım 2016.

https://tr.sputniknews.com/avrupa/201611171025851585-ermenistan-sarkisyan-turkiye-azerbaycan/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder