25 Ekim 2016 Salı

Mektup (I)/Ahmed Hâşim*

Halide Edib Hanımefendi'ye

Geçenlerde Vakit gazetesiyle bir makale neşretmiştiniz.Bir zaman­dan beri âdet olduğu üzere merhametten,insaniyetten bahseden bir makale,okuyanlar içinde bugünün vekâyi'ni,dünün vekâyi'i ile kıyas ettikten sonra hayatın eşkâlini sıralayan ve böylece,yapılan bir işten,söylenen bir sözden umumi bir mana çıkarmakla meşgul kim­seler bulunabileceğini hatırlamadı­nız mı?Karşınızda mazinin günlerine doğru feci aynalar tutan hafızayı unut­muş görünüyorsunuz.Vakit'teki makale­nizde,Ermeni kıtâlinden bahsediyorsunuz.Ve ağır,vakur,itabkâr bir sesle bir kürsünün bâlâsından bu işin şenâ'atini ilan ediyorsunuz.Ne iyi!Bu hâlinizle bir kanlı ovanın ufku üzerinde yük­selen beyaz şefkate ne kadar benzeyecektiniz,eğer bu sesiniz bütün seslerin sustuğu ve insan boğazla­rından akan son kırmızı ırmakların gâib olmak üzere topraklara doğru koşup gittiği sırada,bugün gibi işi­tilmiş olaydı!Fakat siz,o sırada başka bir mezbaha­yı seyre gitmiştiniz.

Paşanız sizi dumanlı ve parıltılı otomobillerle Neron eğlencesini seyr için,Suriye'ye davet etmişti.O zaman ben Konya'da idim.Sizi,hemşehrilerinizi,maiyetini­zi ve sırmalı genç mihmandarlarınızı götüren trene orada tesadüf etmiştim.Vahşi bir Afri­ka'ya giden misyonerler gibi gururlu ve bir düğüne gidenler gibi süslüydünüz ve neşeliydiniz.Filhakika,öldürülecek akıllı insanların kafasına bir tehlike his­setmeden ve titremeden girilmez.Fakat siz biliyordunuz ki,sizin için tehlikelerin eli ve ayağı sımsıkı bağlattırılmış ve ürkmemeniz için (çünkü Paşa Galant'tır,çünkü siz kadınsınız) masum yüzlerin ızdırabı ceb­ren tebessüme kalb edilmiştir.

O sırada Suriye'de insanlar öldürülüyordu.Paşa'nın askerleri,insanları bağlıyor,mahkemeleri bunları mah­kûm ediyor.Cellatları bunları asıyor ve genç kâtiple­ri altın kalemlerle bu vekâyi'i kasideler hâline koyuyor ve Paşa,memnun,mağrur,maktûllerin yetimlerine verdirdiği ziyafetlerde sarhoş olup sakalı içinde sızarak hülyalarını kızıl gözler­le dumanlar içinde seyre dalıyordu.

Siz o zaman orada ne yapıyordunuz?Demişlerdi ki,birlikte götürdüğünüz bir alaya çoluk çocukla siz Suriye'yi temdîne gitmiştiniz biz buna gülmüştük.Mamafih Paşa'dan sonra bir gün bile dura­mayarak aynı maiyetinizle ora­lardan firarınız,almış olduğu­nuz vazifenin pek insanî bir şey olduğuna sizin inanmadığınıza bir delildir.Hanımefendi,Paşa Türk­lüğü bir Moloh (Moloch) gibi insan cesetleriyle beslerken sizi yardıma çağırmıştı.İstiyordu ki masum bir ırk nâmına diğer masum bir ırk üzerinde yaktı­ğı bu ateşler sönmeden,anlaştıklarının gözü,onla­rı seyrederek bir dakika için parlasın.Oraya gittiniz ve isyan ile dönecek yerde veyahut o kâtil eli tutup bugünkü sesinizle onu tevkif edecek yerde,durdunuz ve bir ümidin tulû'unu seyreder gibi o kanlı gurûbları bir sene seyrettiniz.

Ermenilere dair yazdıklarınızın ve yazacaklarını­zın bir kıymeti olması için Suriye'de Arapların öldürül­düğü günlerde Suriyeli annelerin,hemşirelerin,zevce ve ma'şûkaların gizlice altında ağladıkları nâmütenahi damlara nazır,mutantan otel teraselerinde,yeşil portakal yaprakları kokan Suriye gecelerinde,sizin gülmemiş olmanız lâzım gelirdi.Vakit'teki makalenize nazaran bir çift beyaz melek kanadına pek hâhişger olduğunuz anlaşılıyor.Fakat istikbâlin muhayyi­lesi sizi mavi bir gecesinde,içinde insan kemik­lerinin kaynadığı bir kazanı karıştırmakla meşgul sakallı bir sihirbaz ile birlikte göstermez ise,size ne mutlu,hanımefendi geçen dört senenin işleri hesap edilirken sizi maalesef Vakit nâmına söz söylemek­ten men eden hayatınızda bir Suriye var.Bir Suriye ki,rakkaselerini ve şampanyalarının lezzetini Cibali imamının oğlu hâlâ unutamıyor...

*Ahmed Hâşim,Mektup (I),Yeni İstanbul,9 Teşrin-i Sani 1334/1918,s.4,No:4;Arsen Yarman,Ermeni Etıbba Cemiyeti (1912-1922):Osmanlı'da Tıptan Siyasete bir Kurum,Tarih Vakfı,2014,s.279-280;Der Zor'da Ermeniler ölürken ne yaptınız?,Devrimci Karadeniz,15 Kasım 2014;Şerhh,2015,Sayı:1,s.[92]-93.

http://devrimcikaradeniz.com/der-zorda-ermeniler-olurken-ne-yaptiniz/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder