1 Eylül 2016 Perşembe

Naziler Stalin'in oğlunu nasıl sorguladı?/Mehmet Perinçek*

Geçtiğimiz yılın Kasım ayının sonunda [22 Kasım 2011] Stalin'in kızının [Svetlana Iosifovna] ölmesi ve hemen ertesi günü (28 Kasım) Aydınlık'ta Ercan Dolapçı'nın Stalin’in oğlunun Naziler tarafından kurşuna diziliş hikâyesine değinmesinin ardından beş-altı senedir elimde bulunan Stalin'in aile arşivini açmaya karar verdiğimi bu köşede yazmıştım.

Bugün Stalin'in oğlunun Naziler tarafından sorgulanmasının tutanakları ve öldürülmesiyle ilgili ayrıntıların yer aldığı "çok gizli" raporlarla başlıyoruz.

Stalin'in biri kız ikisi erkek üç çocuğu vardır.İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanlara esir düşen ve Nazi kampında öldürülen büyük oğlu Yakov Iosifovich Dzhugashvili (Stalin'in gerçek soyadı) (1908-1943),Stalin'in ilk eşi Yekaterina Semyonovna Svanidze'dendir.Yakov,savaşın hemen öncesinde askerî akademiyi bitirmiş ve ilk günlerinden cepheye gitmiştir.16 Temmuz 1941 günü üsteğmen olarak Almanlara esir düşmüş ve 1943 yılında Sachsenhausen toplama kampında öldürülmüştür.

Esir düştükten iki gün sonra 18 Temmuz 1941'de Almanlar tarafından sorgulanan Yakov'la ilgili tutanaklar,savaştan sonra Ruslar tarafından Alman Hava Kuvvetleri Bakanlığı'nın arşivinde bulunmuştur.Belgelerin orijinali,31 Ocak 1946'da Stalin'e gönderilmiştir.

32 sayfalık Almanca tutanağın orijinali,Rusya Federasyonu Devlet Başkanlığı Arşivi'nde (APRF) fond 45,liste 1,dosya 1554,yaprak 8-39,onaylı Rusça çevirisi ise yaprak 40-73 kayıtlarıyla saklanmaktadır.

Alman 4. Ordusu Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nda Yüzbaşı Revschle ve Binbaşı Holters tarafından çevirmen aracılığıyla yapılan sorguda,Yakov Iosifovich Dzhugashvili'ye kimi zaman "siz",kimi zaman da "o" şeklinde hitap edilmiştir.

Adı,soyadı,Stalin'le akrabalığı,Almanca bilip bilmediği,Almanya'da daha önce bulunup bulunmadığı,ordudaki görevi gibi sorulardan sonra nasıl esir düştüğü sorulmuştur.

On sene önce Almanca öğrendiğini,ancak birkaç kelime anlayabildiğini,daha önce Almanya'da bulunmadığını ifade eden Yakov,kendisinin topçu bataryasının komutanı olduğunu,ancak kuşatma sırasında karargâhta tümen komutanının yanında bulunduğunu belirtir.

Kendi bataryasının yanına gitmek üzere yola çıktığında bir grup Kızıl Ordu askeri,Alman hattını yarmak üzere kendilerine komuta etmesini ister.Ancak çatışmada grup dağılır;Yakov kendi bataryasını bulamaz.Bölgede panik havası vardır.Bazı Kızıl Ordu askerleri üniformalarını çıkartıp sivil kıyafetler giymektedir.Yakov,bunu istemez,ancak daha sonra kendi bataryasını daha rahat aramak için bir köylüden aldığı elbiseleri giyer.Ancak yine de yakalanır.

Yakov,kendi isteğiyle teslim olup olmadığı sorusuna "Kendi isteğimle değil,zorunda kaldım" cevabını verir.

Paraşütçüler tartışması

Almanların "Askerlerimiz size nasıl davrandılar?" sorusu üzerine ilginç bir tartışma başlar:

"-Sadece benden postallarımı aldılar;genel olarak,diyebilirim ki,fena değil.Ayrıca sizin esirlerinize kötü davranılmadığını söyleyebilirim.Ben kendim şahidim,hattâ paraşütçülerinize bile.Bile diyorum,çünkü siz de onların neyle görevlendirildiklerini,fiili olarak 'casus' olduklarını biliyorsunuz.
-Niçin 'hattâ paraşütçüler' diyorsunuz?
-Ben niye mi hattâ paraşütçüler dedim.Çünkü siz kendiniz de biliyorsunuz ki,paraşütçüler kimdir,çünkü ben...
-Niçin paraşütçülere farklı davranılması gereksin?
-Çünkü bana burada dediler ki,bizde öldürüyorlar,eziyet ediyorlar vb. diyorlarmış sizinkiler.Bu doğru değil,doğru değil!
-Yoksa onlar size göre asker değil mi?
-Onlar tabii ki asker,ama onların savaş yöntemleri ve karakterleri biraz farklı,oldukça sinsice.
-Alman paraşütçülerin de böyle araçlarla savaştığını mı düşünüyor?
-Hangi? (Nasıl,kim başka?)
-Alman askerleri uçaktan atlar ve aynı vurucu birliklerle hattı yaran piyadeler gibi savaşır.
-Her zaman,çoğu durumda değil.
-Yoksa Rus paraşütçüleri farklı mı hareket ediyor?
-Öyleyse açık konuşalım;bence siz de biz de paraşütçülere farklı anlamlar yüklüyoruz,bence bu böyle.
-Ama bu kesinlikle doğru değil!
-Olabilir,ama bizde böyle bir düşünce oluştu.Yoldaşlar,benim topçularım ve kontrtank bölügünden tanıdıklar,bizim ordularımızın üniformalarıyla atladıklarını anlattı.
-Sakın bizim paraşütçülerin İngiliz hükümetinin bir ara bildirdiği gibi sivil kıyafetlerle uçaklardan atladıklarını düşünüyor olmasın?
-Sizin paraşütçülerinizi bizim Kızıl Ordu ve polis üniformalarımız içinde yakaladılar.Bu olgudur.Asla reddedilemez.Asla reddedilemez.
-Demek İngilizlerdeki gibi masal.
-Hayır,bu olgudur.
-Peki kendisi hiç sivil kıyafetle veya yabancı bir ordunun üniformasıyla atılmış bir paraşütçü görmüş mü?
-Bana bunu yerel halk anlattı.Görüyorsunuz,sizinle tartışmıyorum,savaş savaştır ve savaşta her araç mübahtır.Bir kadını yakalamışlar,yakalamışlar kadını,kim olduğunu bilmiyorum,sizden veya bizim [vatandaşımız] ama düşman.Üzerinde veba virüslü bir şişe bulmuşlar.
-Alman mıydı?
-Hayır Rus.
-O da buna inanıyor mu?
-Bu kadını yakaladıklarına inanıyorum,ama kimdir,bilmiyorum,sormadım,Alman değil,Rusmuş,ancak kuyuları zehirleme görevi varmış.
-Ona anlatmışlar,kendisi görmemiş.
-Kendim görmedim,ancak güvenilebilir insanlar bunu anlattı.
-Kim bu insanlar?
-Bunu bana yerel halk ve benle birlikte olan yoldaşlar anlattı.Sonra tramvayda sizden bir kadını yakalamışlar;kadın,polis üniforması içindeymiş ve bilet almış,bu şekilde kendini ele vermiş.Bizim polisler,hiçbir zaman tramvay bileti almaz."

Yakov Iosifovich Dzhugashvili ve Alman subaylar arasındaki "paraşütçü" tartışması daha da devam eder.Yakov,tartışmanın sonunda şunları vurgular:

"Paraşütçüler,orduların yeni bir türüdür;mesela topçular,süvariler vb. gibi,orduların tamamen ayrı bir türü.Onların görevi cephe gerisinden vurmaktır.Orduların bu türü cephe gerisinde faaliyet yürütür ve bu sebeple halkta ve orduda ona uygun bir tepki yaratır,ajan olarak görülürler."

Stalin'den oğluna:"Git,savaş"


Bugün de Stalin'in oğlu Yakov Iosifovich Dzhugashvili'nin Naziler tarafından sorgusunun tutanaklarına kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Alman sorgucularla Yakov arasında Rus zengin köylüleri Kulaklarla ilgili diyaloglar da yaşanır.Alman subaylar,Kulakların Sovyet rejiminden neden memnun olmadıklarını,Almanya'daki rejimin Kulaklar için daha uygun olup olmayacağını sorar.

Yakov,Kulakların Çarlığın ve burjuvazinin koruyucuları olduğunu,ancak onların çocuklarının farklı bir ruhla yetiştirildiğini,o yüzden çoğunluğunun ebeveynlerinin yolundan gitmediklerini söyler.

SSCB'nde ekonomi

Bu tartışmayla birlikte konu,SSCB'nde işçi ve köylülerin durumuna gelir.Yakov,Çarlık dönemine oranla halkın şüphesiz çok daha iyi koşullarda yaşadığını,onlara sormaları hâlinde buna cevap vereceklerini ifade eder.Alman subayların bu kadar uzun sürede çok daha fazla şeylerin yapılmış olması gerektiğini söylemesi üzerine Yakov şöyle devam eder:

"-Tamam,size cevap vereceğim:Rusya,kendi sanayisini kurdu.Rusya,neredeyse hiç kimseye bağımlı değil,hiç kimseye değil.Rusya'daki her şey,kendisinin,belki bu bazı memnuniyetsizliklere,köylülerin,işçilerin hesabına yapıldı ve kesinlikle nüfusun bir kısmının memnun olmadığı muhtemeldir.
-Ama işçiler için hiçbir şey yapılmadı.Hep söylüyorsunuz:İşçi-Köylü Ordusu.
-Evet,ama görüyorsunuz ki bağımsızlık onlar için;bağımsızlık demek bağımsız sanayi demektir;bağımsız sanayi ise her şeydir,her şey.
Bu,onlar için yapılıyor,zira bunların tüm veriminin ancak daha bir kısmını aldık;memnuniyetsizlik var,çünkü bizde her şey acele yapılıyor,yeterli vaktimiz yoktu.Sallanmaya vaktimiz yoktu;her şeyi hayata geçirmeye,her şeyi yaparken halkı parayı nereye harcayacağı konusunda ikna etmeye vaktimiz yoktu.Halk,paranın nereye gittiğini biliyor,inşaya gitti."

Yakov,ayrıca 1920'li yıllardaki yetişmiş kadro,tekniker,aydın,mühendis,öğretmen vb. eksikliğine de vurgu yapar.Rusya'nın on senede her şeyi yapması gerekmiştir ama o dönemde hiçbir aydını yoktur.

Alman subaylar,Yakov'un artık Alman ordularını yakından gördüğünü belirtip hâlâ Kızıl Ordu'nun direniş şansının olduğunu düşünüp düşünmediğini sorar.Yakov'un cevabı "Savaş devam edecektir" olur.

Sorguda Finlandiya'nın,Romanya'nın,Macaristan'ın ve Slovakya'nın da Sovyetler Birliği'ne savaş ilan ettiği belirtilmesi üzerine Yakov,gülerek "Bunların hepsi boş,esas olan Almanya" tepkisini verir.

Alman subaylar,ayrıca Yahudilerle ilgili ırkçı açıklamalarda da bulunurlar ve ardından Yakov'un Stalin'in ikinci eşinin [Nadezhda Sergeyevna Alliluyeva] Yahudi olduğunu bilip bilmediğini sorarlar.Yakov,bunun kesinlikle doğru olmadığını,babasının ilk eşinin Gürcü,ikincisinin de Rus olduğunu söyler.Alman subaylar,bu iddialarında ısrarcıdır.Stalin'in yeni eşinin kim olduğu sorusuna Yakov tepki gösterir ve ikinci eşinin ölümünden sonra tekrar evlenmediğini ifade eder.

"Savaşta her araç meşrudur"

Daha sonra dikkat çekici bir tartışma da Sovyet ordularının geri çekildikleri bölgelerdeki stokları yakmaları üzerine yaşanır.Almanların bu durumun açlık ve yoksulluk yarattığını belirtmesi üzerine aralarında şu ifade geçer:

"-Görüyorsunuz,ben Sovyetler Birliği değilim,daha doğrusu ben sadece Sovyetler Birliği vatandaşıyım,bu yüzden hiçbir şey söyleyemem.Belki benim kişisel fikrim sizi ilgilendirebilir.Napoléon Rusya'ya girdiğinde de aynısı yapılmıştır.
-Bunun doğru olduğunu düşünüyor mu?
-(Uzun bir ara) Açık söyliyeceğim,ben doğru görüyorum.
-Ne bakımdan peki?
-Çünkü biz düşmanız,doğru değil mi?Neden saklayayım?Eğer biz düşmansak demek ki savaşmamız gerek.Savaşta da her araç mübahtır.
-Eğer Kızıl hükümet Moskova'yı ve sanayi tesislerini de ateşe verse bunu doğru bulur mu?
-Ben savaşta her aracı meşru görüyorum,savaşta bütün araçlar mübahtır!Savaş savaştır,böyle düşünüyorum.
-Evet,ama kendi kendini yok etmektir.
-Peki sizin Moskova'yı alacağınız nereden belli?Moskova'yı kesin alacağınıza nasıl emin olabilirsiniz?Çok eminsiniz,çok!"

Stalin'in son sözleri

Alman subayların 22 Temmuz'da babasıyla son görüşmesinde ona ne dediği sorusuna Yakov'un cevabı kısa olur:"Git,savaş!"

"Utanıyorum"

Yakov,ailesiyle ilgili sorulan sorulara cevaplarda evli ve üç yaşında bir kızı [Galina Yakovlevna] olduğunu belirtir.[1] Sonrasında yaşanan konuşma Yakov'un samimi duygularını yansıtmaktadır:

"-Esir düştüğünün eşine haber verilmesini istiyor mu?
-Gerek yok.Eğer benim isteğimi yerine getirecekseniz,lüzumu yok.
-Ailesinin esir düştüğünü bilmesini niçin istemiyor?Belki ailesinin bundan zarar göreceğini mi düşünüyor?
-Söylemek gerekirse hiçbir şey düşünmüyorum.Eğer istiyorsanız haber verin,istemiyorsanız gerek yok.Buyurun,haber verin,benim için farketmez.
-Yoksa esir düşmek bir asker için utanç mı ya da ailesinin bundan dolayı bir olumsuzlukla mı karşılaşacağını düşünüyor?
-Hayır,hiçbir olumsuzluk olmaz.Benim için utanç verici!
-Evet,ama savaştan sonra evine dönecek.O zaman hayatı boyunca utanması gerek.Askerlerin başına her zaman esir düşmek gelir,yaralı veya cesur bir asker gibi.
-Sağ kaldığım için babam karşısında utanıyorum.Bunun rezillik olduğunu saklamıyorum."

Alman bildirileri

Yakov,sorgusunda esir düştüğünün radyodan duyurulmasına ve fotoğraflarının çekilmesine de karşı çıkar.Ancak Almanlar,bu durumu bir psikolojik savaş malzemesi olarak kullanır.Üstünde Yakov'un resimlerinin olduğu ve "Bunun kim olduğunu biliyor musunuz?" yazılı Rusça bildiriler işgal bölgelerinde dağıtılır.Yan tarafta bir örneğini gördünüğünüz bildirilerde Stalin'in oğlunun esir olduğu belirtilerek Yahudilerin çıkarları adına kan dökülmemesi çağrısı yapılır:

"Stalin'in emriyle Timoshenko (Sovyet komutanı-MP) ve siyasi komiserlerimiz size Bolşeviklerin teslim olmayacaklarını öğretiyorlar.Ancak Kızıl Ordu askerleri her daim Almanların tarafına geçiyor.Korkutmak için komiserler size Almanların esirlere kötü davrandığı yalanını söylüyor.Stalin'in kendi oğlu bunun yalan olduğunu kanıtlamıştır.O,teslim oldu,çünkü Alman ordularına her türlü direniş boşunadır!
Stalin'in oğlunun örneğini takip edin.O sağ,sağlıklı ve mükemmel hissediyor.Yüksek yöneticinizin oğlu bile teslim olmuşken siz niye gereksiz kurbanlar veresiniz,kaçınılmaz ölüme yürüyesiniz."

Babasına mektubu

Yakov,sorgusunda teklif edilmesi üzerine babasına bir mektup gönderir.Yanda orijinalini gördüğünüz 19 Temmuz 1941 tarihli mektup diplomatik yollarla Stalin'e ulaştırılır:

"Değerli baba!Ben yaşıyorum,sağlıklıyım ve yakında Almanya'ya subay kamplarından birine gönderileceğim.Davranışları daha iyi.Sağlık diliyorum.Herkese selam."

Kamp günleri

Bu mektup,Yakov'dan alınan son haberdir.Güney Bavyera'da küçük bir şehir olan Hammelburg civarındaki savaş esirleri kampında Yakov'la birlikte kalmış olan Binbaşı Minasyan esaretten kurtulduktan sonra 12 Mart 1945'te onunla ilgili bir rapor yazar.Çeşitli kurumlardan geçtikten sonra rapor,Stalin'in sekreterliğine 23 Haziran 1945'te ulaşır.

Bu kampta Sovyet,Fransız,İngiliz ve Belçikalı subaylar kalmıştır.Çok sayıdaki Sovyet subayı arasında 27 de general bulunmuştur.Nisan-Haziran 1942 tarihleri arasında tutulduğu kamptan Yakov,daha sonra bilinmeyen bir yere götürülmüştür.

Binbaşı Minasyan'a göre kampta kaldığı süre boyunca Yakov,sağlam ve cesur bir tavır sergilemiş ve diğer Sovyet subaylarıyla aynı yemeği (150 gram kaynatılmış tahıl ve günde bir kere tarla şalgamından yapılmış çorba) yemiştir.

Almanlar onu kampın içinde çalıştırmışlardır.At kemiklerinden pipo,biblo,satranç takımı gibi elişi ürünler yapmıştır.Faşist gazetelerin foto muhabirleri Gestapo yetkilileriyle her gün Yakov'un yanına gelmiş ve onun ağzından işlerine yarayacak sözler almaya çalışmışlardır.Ama Yakov'un tavrı hep net olmuştur:"Vatanımı seviyorum,vatanım hakkında hiçbir zaman hiçbir kötü söz söylemeyeceğim!"

Belge,Rusya Fedarasyonu Devlet Başkanlığı Arşivi'nde (APRF) fond 45,liste 1,dosya 1554,yaprak 108-109 numaralarıyla saklanmaktadır.

Ölümünün ayrıntıları


Yakov'un ölümünün ayrıntıları ise 14 Eylül 1946'da Berlin'de SSCB'nin İçişleri Bakan Yardımcısı Ivan Aleksandrovich Serov'un yazdığı "çok gizli" raporda yer almaktadır.(APRF fond 45,liste 1,dosya 1555,yaprak 2-7.Orijinal)

Raporda 10 Temmuz 1946'da yakalanan Alman subayı Paul Hensger'in yapılan sorgusunda 1941 yılında Yakov Iosifovich Dzhugashvili'nin sorgusunda çevirmen olarak bulunduğunun anlaşıldığı belirtilmektedir.Hensger'in ifadelerine göre Yakov,sorgudan sonra Sachsenhausen toplama kampına gönderilmiştir.

Daha sonra Sovyet yetkililer,Amerikalıların bu kamptan 15 çalışanı 1945 yılında tutukladıklarını öğrenmişler ve bu kişileri Amerikalı yetkililerden talep etmişlerdir.Sovyet yetkililerin teslim aldıkları bu kişiler arasında kampın komutanı Albay Keindl ve kampın güvenliğinden sorumlu Yarbay Wegner de bulunmaktadır.

Gustav Wegner'in yapılan sorgusunda A sınıfı özel kampta üst düzey Kızıl Ordu,İngiliz ve Yunan subaylarının kaldığı anlaşılmıştır.1943 Mart'ında Wegner'e Stalin'in oğlunun ve Molotov'un akrabasının 2 no'lu barakaya getirileceği ve bu sebeple oraya kampın kurallarını Rusça yazan levhayı asması gerektiği belirtilmiştir.

Yakov,ertesi gün kampın hapishanesinden barakaya General Bessenov,iki yarbay ve bir üsteğmenle getirilir.Tuğgeneral Bessenov ve iki yarbay aslında Kızıl Ordu'dan devşirilmiş Gestapo ajanlarıdır.Suç işlediklerinden dolayı kampa gönderilmişlerdir ve raporun yazıldığı dönemde Moskova'da tutuklu bulunmaktadırlar.

Wegner'in anlatımına göre Yakov,kamp yönetiminden cephedeki durumu takip ettiği gazete dışında hiçbir talepte bulunmamıştır.Soyadını hiçbir zaman söylemeyen Yakov,kamp idaresine de nefretle yaklaşmıştır.

Wegner,sorgusunda 1943'ün sonunda Yakov'un nöbetçiler tarafından kaçma girişimi sırasında öldürüldüğünü öğrendiğini,bu olayın ayrıntılarını bilmediğini ve olayla ilgili soruşturmanın da Himmler'in talimatıyla yürütüldüğünü belirtmiştir.

Kamp komutanı Keindl ise Yakov'un üç hafta kampın hapishanesinde kaldıktan sonra Himmler'in emriyle A sınıfı kampa getirildiğini söylemiştir.

Üç barakadan oluşan kamp,taş duvarlarla çevrilidir.Duvarların önünde ise yüksek elektrik akımı verilmiş dikenli teller bulunmaktadır.

Keindl da Yakov'un kampta dışa kapalı bir hayat sürdüğünü,General Bessonov da dâhil kimseyle konuşmadığını,kamp idaresinden hiçbir talepte bulunmadığını ve sadece cephedeki durumla ilgilendiğini belirtmiştir.Keindl,bir keresinde ricası üzerine Yakov'a Alman ve Sovyet ordularının konumlarını gösteren bir harita da vermiştir.

Keindl'ın Yakov'un ölümüyle ilgili anlatımı da şu şekildedir:2 no'lu barakadaki tutuklular,baraka çevresinde havalandırmaya çıkmışlardır.Akşam saat 19:00'da onları gözetleyen SS subayı Jungling barakalara dönmelerini emretmiş;Yakov dışında herkes bu talimata uymuştur.Yakov,kamp komutanını talep etmiştir.Jungling'in tekrarlarına rağmen Yakov,barakaya dönmeyi reddetmiştir.

Bunun üzerine SS subayı Keindl'a telefon açmaya gider,telefonda durumu anlatırken silâh sesi duyduğunu söyleyip telefonu kapatır.Yakov,düşünceli bir şekilde dikenli tellere doğru ilerlemiş,nişan alan nöbetçinin ilk önce "dur",ardından da "ateş edeceğim" ihtarına uymamış,nöbetçiye sövmüş,elleriyle gömleğini iki yana doğru yırtıp göğsünü açarak nöbetçiye "vur" diye bağırmıştır.Nöbetçi başından vurarak Yakov'u öldürmüştür.Keindl,Yakov'un ateş edilmesine paralel olarak yüksek akımın bulunduğu telleri tuttuğunu da eklemiştir.

Keindl,Himmler'in talimatı gelene kadar 24 saat boyunca cesedi bulunduğu yerde tutar.Ceset,daha sonra krematoryuma götürülür ve burada Alman istihbaratında görevli iki profesör tarafından otopsi yapılır.Profesörler,Yakov'un ateş açılmasından önce elektrik akımından öldüğünü rapor ederler,ayrıca nöbetçinin talimatnameye uygun hareket ettiğini belirtirler.

Daha sonra Yakov'un cesedi krematoryumda yakılır,külleri soruşturma dosyasıyla merkeze gönderilir.

Sovyet yetkililer,Keindl'dan doğru bilgi verdiğini kontrol etmek için Yakov'un dış görünüşünü tarif etmesini istemişlerdir.Keindl,doğru bir şekilde tasvir etmiştir.Ayrıca,gösterilen fotoğraflar içinden hemen Yakov'u tanımıştır.

Sovyet raporunda Yakov'un 1943'te kampta bulunduğuna ve vurulduğuna dair bir şüphenin olmadığı,ancak Keindl'in Yakov'un elektrik akımından öldüğüne dair ifadesinin sorumluluğunu hafifletmek için uydurduğu belirtilmiştir.

Ayrıca Keindl,sorulan soru üzerine Yakov'un kişisel dosyasını kendi kasasında sakladığını,ancak Almanya'nın teslim olmasıyla astsubayına yakma emri verdiğini söylemiştir.

Rapor,Keindl ve Wegner'in korkularından her şeyi anlatmadıklarını ve intihar girişiminde bulunduklarını belirterek son bulur...

[1]-Yakov Iosifovich'in ikinci eşi Yulia Meltzer'den olan Galina Yakovlevna (1938-2007)'dan başka ilk hanımı Olga Pavlovna Golysheva'dan doğan Yevgeny Yakovlevich (1936-) isminde bir de oğlu vardır...(Okurun notu)

*Mehmet Perinçek,Naziler Stalin'in oğlunu nasıl sorguladı?,Aydınlık,18-20 Ocak 2012.

http://www.aydinlikgazete.com/naziler-stalinin-oglunu-nasil-sorguladi-tamami-makale,7866.html
http://www.aydinlikgazete.com/stalinden-ogluna-git-savas-tamami-makale,7903.html
http://www.aydinlikgazete.com/ozel-aile-arsivi-ii-olumunun-ayrintilari-tamami-makale,7939.html

2 yorum:

  1. merhaba daha önce sabatay forumda yazmış mıydınız? 2004 civarı...

    YanıtlaSil
  2. merhabalar
    açıkçası hatırlamıyorum
    olabilir de ama çıkaramadım özür dilerim
    değerli alakanıza teşekkür ederim
    saygılar

    YanıtlaSil