9 Temmuz 2016 Cumartesi

"Müdahale savaşı büyütür"/Radovan Karadžić*

Amerika'da savaş suçlusu muamelesi gören Radovan Karadžić Sabah'a konuştu:"Müslümanlar birbirlerine tecavüz edip,öldürüyorlar"

New York'ta serbest dolaşmasına izin verilmeyen
Karadžić,kendini peygambere benzeterek "İsa ve Muhammed de başkaldırdıklarında yalnızdılar" diye savundu.

Yumuşak konuşmaya çaba gösteren,aşırı nezaketle davranan
Karadžić,inanılmaz yalanları son derece sakin,hattâ haksızlığa uğramış gibi söyleyebiliyor:"Bosnalı Müslümanlar kendi kendilerine işkence ediyor,öldürüyor,hattâ birbirlerinin ırzına geçiyorlar!"

Karadžić,tecavüzlerin sistematik olmadığını da iddia ederek inanılmaz bir savunma yapıyor:"Irza geçme sadece savaş zamanında değil,barış zamanında da olur,insanlar birbirinin ırzına geçer."

Eski komünistler

Bosna görüşmeleri için bulunduğu New York'ta Birleşmiş Milletler binasının en çok on blok ötesine gitmesine izin verilen
Karadžić Sırp milislerine kumanda eden generallerin hepsinin "Eski moda komünist generaller" olduklarını itiraf etti.

"Savaş büyür"


Karadžić meydan okumaktan da geri kalmıyor:"Eğer Müslümanlar konfederasyonu kabul etmezlerse korkunç savaş devam eder.Askerî bir müdahale olursa Bulgaristan ve Sırbistan da işin içine girecek,savaş büyüyecektir."

47 yaşında Doktor Radovan Karadžić.Bosna'da Müslümanlara etnik temizleme uygulayan,200 bin Bosnalı'nın korkunç koşullarda ölümü,bir milyon Bosnalı Müslümanın yerinden edilmesinden sorumlu Sırp güçlerinin lideri,dünyanın bir numaralı "savaş suçlusu",sık sık "mutlu kasap","psikopat" sıfatlarıyla anılan
Karadžić geçen Perşembe gününden [4 Şubat 1993] beri New York'ta,Birleşmiş Milletler barış görevlileri Lord Owen ve Cyrus Vance'in hazırladığı "barış plânı" için müzakerelere katılıyor.Karadžić,Amerika tarafından resmen savaş suçlusu zanlısı olarak nitelendirildiği için Birleşmiş Milletler çevresinde ancak on blok ile sınırlı hareket serbestisine sahip.ABD vizesi görüşmeler uzadıkça her hafta yenileniyor.

Müslüman yönetimi

Dr.
Karadžić'in New York'u ilk ziyareti değil bu.17 yıl önce Columbia Üniversitesi'nde "Amerikan şiiri" ve "psikoloji" dalında lisansüstü bir çalışma yapmaya geldiğinde tanıdığını iddia ediyor.Sarajevo Stadyumu,emrindeki güçlerin öldürdükleri Bosnalılar için mezarlığa dönüşmeden önce,Sarajevo futbol takımının grup terapilerinden sorumluymuş Dr. Karadžić.Konuşurken karşısındakinden daha alçak sesle konuşmaya gayret gösteriyor.Zaman zaman bu aşırı nezaketi nefret dolu bir kızgınlığa dönüşüyor.Sakin sakin seyreden konuşmasının bir yerinde birden "Sırplar 500 yıl Osmanlı yönetimi altında Müslümanların egemenliğinde kaldılar,artık bir daha Müslüman yönetimine girmeye niyetimiz yok" diye bağırıveriyor.

Usta yalancı

Karadağ'da doğup büyüyen
Karadžić 15 yaşındayken Sarajevo'ya taşınmış.Doğumu sırasında Karadağ'ın Bosna'ya bağlı olması nedeniyle kendisini Bosnalı addediyor.1990'da Sırp Demokratik Partisi'nin kurulmasından sonra yapılan seçimlerde Sırpların büyük çoğunluğunun oylarını toplamayı başaran Karadžić,karşısındakinin gözünün içine baka baka yalan söyleyebilen politikacıların en ustası.Öyle ki Karadžić,Sırpların üzerine atılan her şeyin iftira olduğunu,"Bosnalı Müslümanların kendi kendilerine işkence ettikleri,kendi kendilerini öldürdükleri,hattâ kendilerinin ırzına geçtikleri ve kendi evlerini terkettikleri"ni söylerken sakin,yüzünde haksızlığa uğramış zavallı ifadesini rahatlıkla taşıyabiliyor.Yugoslavya'da komünist yönetim sırasında yolsuzluktan hapis yatan,ancak bunu "rejime aleyhtar olmak" yaftasına çevirerek satan Karadžić,Bosna'da savaş sırasında Sırplara silâh sağlanmasında en aktif çalışanlardan biri.Bosna tepelerinde sivil hedefleri bombalayan Sırplar bugün dünyada "Karadžić'in Frankensteinları" olarak biliniyor.Bir-iki şiir kitabının sahibi Karadžić cephede bizzat çatışmaktan kaçınmayı başarmış.Karadžić kanlı çatışmaları Dubrovnik ve Sarajevo bombardımanlarının mimarı General Ratko Mladić ve Belgrad kahvecisi etnik temizleyici,katil Arkan'ın emrine bırakmayı yeğlemiş.Sorularımız ve Karadžić'in yanıtları şöyle:

"Bir hayvan bile öldürmedim"

-Bir psikolog doktor olarak şu an dünyanın yegane savaş suçlusu zanlılarının başında gelmek nasıl bir his?

Bu dünyanın adâletsizliğinden kaynaklanıyor,bu gerçek değil,temelde basın bu imajı yaratıyor,doğrularla alakası yok,son derece büyük bir haksızlık.Ben savaş suçlusu olmadığımı biliyorum,benim insanlarım da benim savaş suçlusu olmadığımı biliyor,halkım beni seçimle işbaşına getirdiğini,onları temsil ettiğimi biliyor.

-Şimdiye kadar kimseyi öldürdünüz mü?

Hayır,öldürmeye karşıyım,öldürmeler derhal durmalıdır.Ben hayatımda değil bir insan,bir hayvan bile öldürmedim.Benim yüzümden ya da benim elimden kimse ölmüş değildir.Umarım,hayatımın sonuna dek de böyle kalırım,çünkü böyle kalmayı istiyorum,hiç kimseyi öldürmek istemiyorum.

-Etnik temizleme?

Buna "etnik temizleme" demek doğru değil,olan "etnik yer değiştirme"dir.İnsanlar kendi yerlerini değiştiriyorlar.Çünkü korkuyorlar.Ama bu etnik temizlik değildir.Biz mültecilerin evlerine dönmelerine izin veriyoruz.Mültecilerin evlerine dönmelerine izin vereceğiz.

-Peki konsantrasyon kampları ve aç bırakılan Bosnalı Müslümanlar bu "etnik yer değiştirme"nin bir parçası mı?

Onlar konsantrasyon kampları değil.Onlar savaş tutsaklarının kampları.Orada yanlışlıkla araya bir sıska oğlan çocuğu karışmış,diğerlerinin hepsi gayet yakışıklı,yapılı adamlardı.Dolayısıyla kamplardakilerin aç bırakıldığı doğru değil,açlık bütün nüfusun sorunu,çünkü ekonomik ambargo uygulanıyor,ekonomik ambargo nedeniyle bütün nüfus aç,sadece kamplardakiler değil.Bütün nüfus aç olduğu için hapishanelerdekilere sadece günde iki öğün yemek verebiliyoruz.Çünkü yiyecek yok,herkese yeterli değil.

"Irza geçme her zaman olur"

-Kadınların ırzına geçilmesi sizin psikolojide öğrendiğiniz yöntemlerden biri mi?

Bu tümüyle yalan bana inanın.Bunun en ufak bir parçası bile doğru değil.Bakın bu ırza geçilme iddialarını ortaya atan kadınların 18'ini kontrol ettirdik,bütün hepsi "ben değil benim arkadaşımın ırzına geçildi" şeklinde açıklama yaptı.Irza geçme konusunda hiçbir kanıt yoktur.Bu tümüyle korkunç bir yalandır.Irza geçme sadece savaş zamanında değil,barış zamanında da olur,insanlar birbirinin ırzına geçer.Bunları psikopatlar yapar,savaşta da psikopatlar vardır.Eğer bazı psikopatlar ırza geçmeye teşebbüs etmişlerse bu demektir ki bunlar psikopattır.Bizim komutanlarımız onları görürlerse öldürürler.Böyle bir şeye hiçbir şekilde izin vermeyeceklerdir.Bizim bunu sistematik olarak yaptığımız iddia ediliyor.Bu korkunç bir yalan.Bizim generallerimiz ahlâk konusunda son derece hassastır.Her şeyden önce bizim generallerimizin hepsi eski moda komünist generallerdir.Bir şey daha söyleyeyim,ortaya altı-yedi aylık çocukları çıkarıp bunların ırza geçme sonucu olduğunu iddia ediyorlar,savaş başlayalı on ay oldu,nasıl oldu da bu çocuklar dokuz aylık hamilelikten sonra peydahlandılar?

-Kim bu sözünü ettiğiniz psikopatlar?

Her orduda psikopatlar var,Sırp kadınlarının da ırzına geçiliyor,Müslüman kadınların da.Yani ortada sistematik bir durum olmadığını anlatmaya çalışıyorum.Bunların ortaya atılmadan önce kontrol edilmesi lâzım.Mesela ben size bir istatistik söyleyeyim,bizim topraklarımız üzerinde 150 bin Müslüman var.Bunların 50 bini çocuk,50 bini erkek,50 bini kadın.Bunların hepsi genç kadınlarmış ve biz bunların yarısının ırzına geçmişiz!Her dakikada bir ırza geçme olayı olması lâzım,bu korkunç bir yalan.Utanmasız bir yalan.

"Psikoloğum,psikopat değil"

-Sürekli olarak bu gerçekleri yalanladığınız için inandırıcı olamadınız.Bu nedenle sizin de psikopatlardan biri olduğunuz kanısı yaygın...

Kimse benim psikopat olduğumu iddia edemez.Ben psikoloğum,ama psikopat değilim.Herkes psikopatın ne olduğunu biliyor.Ben yalan söylemiyorum,bazen çok da acı olsa her zaman gerçeği söylüyorum.Hapishanelerimizi basına açtığımızı biliyor musunuz?

-Dünyayı bu söylediklerinize inandıracağınızı umut ediyor musunuz?

Doğrunun ortaya çıkacağına inanıyorum.Doğrunun ortaya çıkacağından eminim.İsa başladığında da yapayalnızdı.Sonra dünya ona inandı.Muhammed başladığında da yalnızdı.

-Sırplar,Türkiye ile topyekûn bir savaşa dayanabilir mi?

Sırplar,Türkiye ile topyekûn savaşa dayanabilir.Hitler'e karşı dayandık,aynı şekilde herhangi birine karşı da direniriz.Ancak Türkiye,Sırbistan'la savaşa girmemelidir,Karadeniz temelinde işbirliği yapmalıdırlar.Türkiye,Müslümanları Sırplarla birlikte kalmaya ikna etmeye çabalamalıdır.Yugoslavya'da kalmaya ikna etmelidirler,eğer Yugoslavya'da kalırlarsa mutlu insanlar olacaklardır.Ama kendi başlarına ayrılmaya kalktılar ve bizi de kendilerine dâhil ettiler.

-Bu savaşa nereye dek devam edeceksiniz?

Bu savaşı durdurmanın iki yolu vardır,bunlardan birincisi taraflardan birinin tümüyle yenilmesidir,diğeri ise siyasi çözümdür.Eğer bir tarafı pes ettirmeyi hedefleseydim,Sarajevo'yu şimdiye kadar ele geçirmiştik.Biz bunu yapmayarak savaştan yana olmadığımızı kanıtladık.Biz bunu istemiyoruz onlar bizim kardeşlerimiz,onlar Sırptır.Etnik olarak Sırptırlar,her zaman Sırp olmuşlardır,ancak İslam'ı kabul etmişlerdir.Müslüman liderlik Türkiye'den çok cihada yakındır.Halk Türkiye'ye yakındır.Hâlbuki liderlik Sudan,İran gibi ülkelere yakındır.
Izetbegović cihadçıdır.Eğer Müslümanlar konfederasyonu kabul etmezlerse,savaşa devam ederlerse bu durumda korkunç savaş devam eder.Eğer askerî bir müdahale olursa,bu durumda Bulgaristan ve Sırbistan işin içine girecektir,böylece savaş büyüyecektir...

*Radovan Karadžić,"Müdahale savaşı büyütür",Röportaj:Şebnem Şenyener,Sabah,10 Şubat 1993.

***


15 yıl önce Radovan Karadžić
:"Psikopat değil,psikoloğum"/Şebnem Şenyener*

Radovan Karadžić
'le yaptığım söyleşide kullandığı "etnik yer değiştirme" tanımı onun aleyhinde açılan savaş suçları dosyasına girdi.

Sarajevo'da hayatı cehenneme çeviren Sırp bombardımanı ve kurşunlama kampanyası başlayalı tam bir yıl olmuştu.Pazar yerlerini,futbol sahalarını mezarlığa dönüştüren,şehri kırıp döken,200 bin kişinin ölümüne,yaklaşık bir buçuk milyon kişinin göç etmesine neden olan ve tam 43 ay sürecek "etnik temizlik" kampanyası devam etmekteydi.

1993'ün Şubat ayının 9'uydu.Üstelik New York'ta güneşli bir gündü.Sonradan,Lahey Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'nce "tarihte eşi benzeri görülmemiş suçlarla" dünyanın bir numaralı savaş suçlusu olarak aranan Sırp lideri Radovan Karadžić ile görüşmek üzere 42. Sokak ile 3. Cadde'nin köşesindeki Grand Central Oteli'ne yollandım.
Srebrenica katliamı henüz gerçekleşmemişti.Karadžić'in sorularımı yanıtlarken yapacağı "etnik yer değiştirme" tanımının,Lahey Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'nde dava dosyasına gireceğinden habersizdim.O ana dek Karadžić'i Birleşmiş Milletler'de müzakerelere katılırken ya da bina çevresinde on blokla sınırlı hareket bölgesinde uzaktan izlemiştim.Milliyetçi bir şair,psikolog doktor geçmişi bir yana,üzerinde hep eğreti duran kruvaze takım elbisesi,beyaz yeleli saçları,orta boylu,yumuşak bakışlı,sevimsiz ve her şeyden çok da alelâde biriydi.
Gazetecileri alelâde yalanlarla cevaplıyordu.Avrupa'da bugün bile soykırımı reddeden Nazilerin alelâdeliğiyle hem de.Böyle biriyle tarafsız bir röportaj yapmanın imkânı olmadığını anlayınca,başıma Boşnakların sembolü olan bereyi geçirdim,Karadžić'in odasına öyle girdim.

"Etnik temizlik değil,yer değiştirme"

Alelâdeliğin ilk işareti Fransız konyağı ve Küba purosuydu.Çevresini kuşatan benzeri bir grup adamdı.Üzerinde poker oynandığı belli bir çalışma masasıydı.Aşırı nezaketiydi.Bana,alçak ve yumuşak bir sesle "Müslümanların kendi kendilerinin ırzına geçtiğini,kendi kendilerini öldürdüklerini,kendi evlerini kendi rızalarıyla terkettiklerini,kendi kendilerine işkence ettiklerini" anlatmaya başladı.
Dünyanın adâletsizliğinden dem vurdu."Savaş suçlusu olmadığımı biliyorum.Benim insanlarım da benim savaş suçlusu olmadığımı biliyor" dedi.Söylediklerine niçin kimseyi inandıramadığını sorduğumda,"İsa da başladığında yapayalnızdı.Sonra dünya ona inandı.Muhammed de başladığında yalnızdı" diyerek,sadece şimdiki zamanı değil,geçmişi ve geleceği yeniden yaratma niyetini belli etti.
1945 doğumlu Karadžić'in alelâde hikâyesinde Tito Yugoslavya'sında hapis yatan,Çetnik milliyetçisi babasından uzakta,annesiyle bir çiftlikte "yalnız" geçirilmiş bir çocukluk var.Sarajevo Tıp Fakültesi'nde Psikiyatri Bölümü'nde paranoya uzmanlığı var.Şiirlerini okumak için üniversite salonlarını kiralayışı var.Yolsuzluktan 11 ay hapis yatışı var.Sarajevo futbol takımında psikologluk var.New York'ta Columbia Üniversitesi'nde şairlik var.Ama şiirleri de alelâde Karadžić'in.

Lahey'den gelen suçlama

Edebi girişimleri özgünlükten yoksun.Siyasetle bağlantısı şair ve yazar arkadaşları sayesinde.Önce Yeşil Parti üyesi,ardından Sırp Demokrat Partisi'nin kurucularından biri.1992 Nisan'ında Izetbegović'in Bosna'nın bağımsızlığını ilan etmesini İslam Cumhuriyeti'nin kurulma bahanesi diye düşünmüş.Ve o gün,benim gibi bir Türk gazetecisine demeç verirken,"Müslüman liderlik Türkiye'den çok cihada yakındır.Ama halk Türkiye'ye yakındır.Hâlbuki liderlik Sudan,İran gibi ülkelere yakındır.Izetbegović cihadçıdır" sözleriyle amacına sempati toplayacağından emin.
Uzun uzun "öldürmeye karşı" olduğunu açıkladıktan sonra "etnik temizlik" yolundaki soruma,"Buna etnik temizlik demek doğru değil,sözkonusu olan şey 'etnik yer değiştirme'dir.İnsanlar kendi yerlerini değiştiriyorlar.Çünkü korkuyorlar.Biz mültecilerin evlerine dönmelerine izin veriyoruz.Mültecilerin evlerine dönmelerine izin vereceğiz" sözleriyle karşı çıktı o gün.
Aradan bir yıl bile geçmeden BBC,Karadžić'in bir misafirini [Eduard Veniaminovich Limonov] Sarajevo'ya bakan bir tepeye çıkarıp eline silâh vererek şehre ateş etme davetiyle "ağırlayışını" kayda aldı.
O gün New York'ta karakterini en fazla açığa çıkaran ifadelerinden biri kadınların ırzına geçilmesi konusundaki soruma verdiği cevaptı:
"Irza geçme sadece savaş zamanında değil,barış zamanında da olur,insanlar birbirinin ırzına geçer.Bunları psikopatlar yapar,savaşta da psikopatlar vardır.Bizim komutanlarımız onları görürse öldürür.Böyle bir şeye asla izin vermezler.Bunu sistematik olarak yaptığımız iddia ediliyor.Bu korkunç bir yalan.Bizim generallerimiz ahlâk konusunda son derece hassastır.Her şeyden önce bizim generallerimizin hepsi eski moda komünist generallerdir."
Sözcüğü kendisi kullanınca "Kim bu psikopatlar?" diye sordum."Her orduda psikopatlar vardır" diye cevap verdi."Sırp kadınlarının da ırzına geçiliyor.Müslüman kadınların da" dedikten sonra "Ben psikopat değilim,psikoloğum" ifadesiyle Batı'da ona "psikopat" denilmesine itiraz etti.
Konsantrasyon kamplarını,"Orada yanlışlıkla araya sıska bir oğlan çocuğu karışmış,hâlbuki geri kalanlar yakışıklı,yapılı adamlar.Dolayısıyla kamplardakilerin aç bırakıldığı doğru değil.Zaten ekonomik ambargo nedeniyle bütün nüfus aç.Sadece kamplardakiler değil,bütün nüfus aç,hapishanelerdekilere günde sadece iki öğün yemek verebiliyoruz.Çünkü yiyecek yok,herkese yeterli değil" sözleriyle anlattı.
Sonunda Lahey'de,1995 Temmuz'unda Srebrenica katliamında 7 bin 500 Müslümanı öldürmek,"Bosnalı Müslüman ve Hırvat nüfusu terörize etmek ve moralman çökertmek",284 Birleşmiş Milletler Barış Gücü askerini 1995 Mayıs ve Haziran'ında insan zırhı olarak kullanmak dâhil hakkında 15 suç tanımı,18 sayfalık bir iddianame ile suçlandı.
Srebrenica katliamının görüntülerinin Yugoslavya'da yayımlanmasından sonra bile Karadžić,onun bu suçları işlemediğine inanan Bosnalı Sırplar arasında 13 yıl saklanmayı başardı.Kaçaklığı sırasında,"Gecenin Mucizevi Güncesi" adlı bir roman,bir de Bosna çatışmasında halkının lideri olmak isteyen bir adamı hikâyelendirdiği "Durum" adlı kara mizah oyununu yazdı...

*Şebnem Şenyener,
15 yıl önce Radovan Karadžić:"Psikopat değil,psikoloğum",Milliyet,26 Temmuz 2008.

http://www.milliyet.com.tr/Pazar/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetayArsiv&KategoriID=26&ArticleID=971371

***


"Sahte gözyaşlarıyla,Allah'ın çocukları
geçirdiler Sırp şehirlerinin anahtarlarını ellerine
Dayton jürisinin çocuğu,
bu ihtilaf kardeşliği ve şeytani güç
sürüyor bizi,İsa'nın muhafızlarını,İsa'nın topraklarından,
hiçliğe,unutuluşa.
Kazandıktan sonra tüm savaşlarımızı öylesine adil
yeşil masaların lâneti yakaladı bizi..."
*Radovan Karadžić

***


"I had a misfortunate role in a misfortunate war in a misfortunate country.
It was a war that we did not want and that we did not need.
It was a war among Serbs,since the Bosnian Muslims are Serbs who adopted Islam under Turkish rule.It was not in our interest to be enemies.
Our clashes are always tragic for all people in Bosnia and beneficial only to third parties.
Had there been a different leadership of the Bosnian Muslims in the early 1990s,the war would have been avoided.
People in Bosnia always wish for peace.There is a habit among people in our country of saying the words 'Peaceful Bosnia' at the end of a sentence.
This can tell you how rarely it is peaceful in Bosnia..."*
Radovan Karadžić,The Rageh Omaar Report,al Jazeera,March 2010.

***


"Talihsiz bir ülkede talihsiz bir savaşta talihsiz bir rol oynadım.
Bu bizim istemediğimiz ve ihtiyaç duymadığımız bir savaştı.
Savaş Sırplar arasında geçti.Çünkü Bosnalı Müslümanlar,Türklerin yönetimi altında İslam'ı kabul etmiş olan Sırplardı.Düşman olmak bizim çıkarımıza değildi.
Çatışmalarımızdan her zaman Bosna'daki insanlar zarar gördü ve sadece üçüncü taraflar çıkar sağladı.1990'larda Bosnalı Müslümanların farklı anlayışta liderleri olsaydı savaş önlenebilirdi.
Bosna halkı barış istiyor.Ülkemizde halk arasında cümle sonlarına 'Bosna'da Barış' kelimelerini eklemek gibi bir alışkanlık vardır.
Bu da size Bosnalıların ne denli barış özlemi içinde olduklarını gösterir..."*
Radovan Karadžić,The Rageh Omaar Report,al Jazeera,Mart 2010.

http://www.aljazeera.com/focus/2010/02/20102229152873163.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder