20 Şubat 2016 Cumartesi

"Yok Edilen Medeniyet:Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet Dönemlerinde Gayrimüslim Varlığı"/Hazal Özdemir*

Hrant Dink Vakfı,Boğaziçi Üniversitesi,Sabancı Üniversitesi ve İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin düzenlediği "Yok Edilen Medeniyet:Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet Dönemlerinde Gayrimüslim Varlığı" konulu bilimsel toplantı,21-22 Kasım 2015 tarihlerinde Boğaziçi Üniversitesi'nde yapıldı.

Hrant Dink Vakfı'nın internet sitesinden canlı olarak da yayınlanan konferansta geç Osmanlı ve erken Cumhuriyet dönemlerinde uygulanan imha ve Türkleştirme politikaları ile tasfiye edilen gayrimüslim varlığının tarihi disiplinlerarası bir perspektifle incelendi.

Toplam 11 ülkeden,29 bilim insanının katıldığı ve 27 adet tebliğin sunulduğu toplantının başlangıcında Rakel Dink ve üç üniversitenin rektörlerinin konuşmalarının ardından,Ermenilere uygulanan şiddetin başlamasından önceki dönemdeki merkez-taşra ilişkisine değinildi.Nilay Özok Gündoğan,"Devlet,Toprak Sahipleri ve Ortakçılar:Palu'da Toplumsal Şiddetin İktisadi Kaynakları,1840-1870" başlıklı konuşmasında iki ana probleme işaret etti:Tanzimat Fermanı'nın va'dettiğinin tersine herkesten gelirine göre vergi alınmaması ve angaryanın kaldırılmaması.Gündoğan devamla çiftçilerin gelirlerinin hak ettiklerinin çok altında olduğunu,devletin çifte vergi almak suretiyle çiftçiyi sömürdüğünü,Müslümanlar da gelirlerinin üstünde vergi ödüyorsa da gayrimüslimlerin yükünün daha fazla olduğunu aktardı;Ermeni,Rum veya Yahudi değil,Müslüman ve gayrimüslim ayrımı yapıldığını,1840'tan 1870'e kadar olan süreçte daha nüfusun Ermeni ve Ermeni olmayanlar şeklinde ayrılmadığını belirtti.Bildirisini Elazığ'ın Palu ilçesindeki toplumsal şiddet üzerinden kuran Gündoğan,merkezin aslında Palu'dan bihaber olduğunu,nüfus,bölgedeki güç dengeleri ve vergi hakkında sistematik bir bilgilerinin bulunmadığını;1840-1870 arasındaki döneme damgasını vuran iki ekonomik maddenin,Ermenilerin gittikçe daha çok toprak kaybetmesi ve bazı Ermenilerin de küçük de olsa bir sermaye elde ederek toprak almak istemeleri olduğunu anlattı.

Birinci Dünya Savaşı öncesi,sırası ve sonrasında Ermeni işgücü ve iktisadi bağlarını inceleyen ikinci oturum,Jelle Verheij'in "1890'larda Taşradan İstanbul'a Ermeni Göçü:Göçmen Profili" adlı bildirisiyle başladı.İstanbul'a yapılan Ermeni göçü hakkındaki bilgilerine,Eylül 1895'te Hınçak hareketinin İstanbul'da düzenlediği bir gösterinin kayıtlarından ulaştığını söyleyen Verheij,bu organizasyonda Ermenilere şiddet uygulandığını anlattı.

Sinan Dinçer,"Ermeni Göçmen Dayanışma Ağlarının Oluşumu ve Çöküşü" başlıklı konuşmasında İstanbul'a yapılan Ermeni göçlerinin tarihinin Bizans İmparatorluğu'na dayandığını,göçmenlik tarzının ondokuzuncu yüzyılda biçim değiştirdiğini ve artık daha çok insanın İstanbul'dan başka yerlere de göç ettiğini,Sanayi Devrimi'nin doğurduğu işgücü ihtiyacıyla uluslararası göç kavramının ortaya çıktığını anlattı;göçün yarattığı sömürünün karşısında durmak için örgütlenen Ermenilerin faaliyetlerini aktardı.

Edhem Eldem başkanlığındaki üçüncü oturumun ilk konuşmacısı Zeynep Kezer,"Yok Olan Bir Çevre:1915 Sonrasında Harput ve Çevresinde Endüstriyel ve Zirai Yapıların Değişimi" adlı bildirisinde Ermenilerin bölgedeki sanayiyi canlandırarak Harput-İstanbul arasındaki bağlantıyı sağladıkları gibi,dönemin ileri tekstilcilik tekniklerini kullandıkları için Avrupa'yla da iletişim hâlinde kaldığından,ancak Soykırım'ın bölgenin yapısını tamamen değiştirdiğinden söz etti.

"Kilikya Ermeni Katolikosluğu'nun Adana Kozan'da (Sis) El Konan Mülkleri" başlıklı konuşmasına,Kilikya Ermenilerinin mülklerini geri almak için Anayasa Mahkemesi'ne dava açtıklarını belirterek başlayan Elçin Macar,1912-1913 Balkan Savaşları'ndan ve Ermeni Soykırımı'ndan sonra Ermeni mülklerine Balkan muhacirlerinin yerleştirildiğini,Kilikya'daki Ayasofya Kilisesi'nin de Türk erkek çocuk yetimhanesine çevrildiğini aktardı.

Caroline Mesrobian Hickman,"Afyonkarahisar'da Ermenilerin İktisadi Hayattaki Yeri,1875-1925" başlıklı konuşmasında ondokuzuncu yüzyıl sonu ve yirminci yüzyıl başında Afyon'un ekonomisinde Ermenilerin baskın bir rol oynadığını;saatçilik,halıcılık,altın ve gümüş işlemeciliği,heykel yapımı gibi zanaatlarla uğraşan Ermenilerin yüzde 70'inin 1915'te bölgeden uzaklaştırıldığını ve 1922'den sonra,ekonominin Türkleştirilmesi bağlamında,Ermenilerin yürüttüğü işkollarının ya kaybolduğunu ya da Türklere devredildiğini belirtti.

İlk günün "Belirli Bölgeler ve Gruplar-II" başlıklı son oturumunun başkanlığını Ayşe Kadıoğlu üstlendi.Eyal Ginio,Dimetoka'da gayrimüslimlerin yaşadığı kültürel ve siyasal dışlanma ortamına ışık tutarken,Giordano Altarozzi ve Iulia Alexandra Oprea,İstanbul'daki son Levantenlerin hikâyelerini paylaştı.Oturum,Dimitris Stamatopoulos'un İstanbul'u terkeden Rum ailelerin avukatlığını üstlenen Mirmiroğlu arşivinden örnekler aktardığı sunumuyla sona erdi.

Konferansın ikinci günü,oturum başkanlığını Leyla Neyzi'nin yaptığı "Kişisel Hikâyeler ve Aile Hikâyeleri" başlıklı beşinci panelle başladı.Panelde Oya Güzel Durmaz tehcire yollanan Ermeni bir tüccar olan Ibranosyan'ın yaşam hikâyesini anlatırken,Jonathan Conlin,Gülbenkyan ailesini,Sezai Balcı da Giresun'da 19 yıl belediye başkanlığı yapmış olan Kaptan Yorgi Konstantinidi Paşa'nın hayatını ele aldı.

Bülent Bilmez başkanlığındaki "Hukuki ve Dinî Baskı" panelinde Mehmet Polatel "Ermenilerin El Konan Mallarının İadesine İlişkin Tartışmalar ve Düzenlemeler,1908-1912" başlıklı konuşmasında,el konan malların hukuki yönlerini değerlendirdi ve Doğu vilayetlerindeki 13 manastır ve 83 kiliseye ait mülke,27 kiliseye ve 16 mezarlığa hukuki gerekçeler yaratılarak el konduğu bilgisini verdi.Hilmar Kaiser de "1915'te Ermenilerin Menkul Malları" başlıklı konuşmasını tehcir dönemine ait fotoğraf kareleri eşliğinde yaptı.

Anush Hovhannisyan,Ermeni mülklerinin el değiştirmesinde zorla Müslümanlaştırma konusunu ele alırken,bu yağmada toplumun katılımı üzerinde durdu ve doğrudan iştirak edilmiş olmasa bile sessiz kalmanın suça katılmayı beraberinde getirdiğini vurguladı.

Hamit Bozarslan konuşmasında Ermeni ve Yahudi soykırımlarında iktisadi ve demografik homojenleşme projelerinin yanı sıra,yok edilen kültür ve medeniyetin yarattığı sonuçları yorumladı.Bozarslan,ekonomik ve kültürel,insani değerlerin savaşla talan edilip dünyanın bu yolla yeniden tasarlanmaya çalışıldığı günlerin geride bırakılması gerektiği mesajını verdi.

Konferansın öğleden sonraki ilk paneli "Talandan Sonra" başlığını taşımaktaydı.Oturum başkanlığını Ayfer Bartu Candan'ın yaptığı yedinci panelde Ümit Kurt,Ellinor Morack,Emre Eldem,Oktay İnce ve Nevzat Onaran,geç Osmanlı ve erken Cumhuriyet dönemlerinde emval-i metruke temasını farklı açılardan tartışmaya açtılar.

Suavi Aydın'ın oturum başkanı olduğu "Kültürel Kayıplar" panelinde Ümit Eser,Francesca Penoni,Fırat Güllü ve Stefanie Kundakjian mimari ve tiyatro temaları üzerinden İmparatorluk ve erken Cumhuriyet dönemlerinde yok edilen miras üzerine odaklandılar.Stefanie Kundakjian ise dönem coğrafyasında Ermeni kadın ve çocukların "nakit" olarak değeri üzerine bir sunum yaptı.

Konferans Cengiz Aktar'ın başkanlığında yapılan "Genel Değerlendirme ve Tartışmalar" oturumuyla sona erdi.

Hrant Dink Vakfı'nın bu kapsamda beşinci konferansı olan "Yok Edilen Medeniyet:Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet Dönemlerinde Gayrimüslim Varlığı"nın tebliğleri kitaplaştırılarak bir yıl içinde araştırmacıların bilgisine sunulacak...

*Hazal Özdemir,"Yok Edilen Medeniyet:Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet Dönemlerinde Gayrimüslim Varlığı",Toplumsal Tarih,Sayı:265,Ocak 2016,s.22-23.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder