20 Ocak 2016 Çarşamba

Jamanak Gazetesi (VI)/Dr.Aylin Koçunyan*

1 Eylül

Dâhili Haberler

Alman Profesörler Türkçe Öğreniyorlar

İstanbul Darülfünunu'nda ders vermek üzere birçok Alman profesörün geleceği Berlin'den telgrafla bildiriliyor.Bunlar arasında,Hamburg'dan Dr.Ançüb,Harburg'dan Dr.Obat,Leipzig'den Dr.Penk zaten göreve atanmıştır.Eğitim Türkçe olacağından,profesörlere dili öğrenmek için bir yıl süre tanınmıştır.

4 Eylül

Dâhili Haberler

Eskişehir'de "Turan" adıyla örnek bir okulun açılmasına karar verilmiş ve binanın yapımına çoktan başlanmıştır.Aynı zamanda,"Ana Yurdu" adıyla da bir erkek okulu açılmıştır.Eğitimi yayarak ülkeye en büyük katkıyı sağlayacaklarına inanan aydınlar,ilk sayısı yayımlanan bir haftalık gazete kurma girişiminde bulunmuşlardır.

7 Eylül

Dâhili Haberler

Türkçe

Tasvir,şirketlerin faaliyetlerinde Türkçe'nin mecburi dil olması konusunda Nâfıa Nezareti'nin kararını memnuniyetle karşıladı.Aynı gazete,Türkiye'de iş yapan ve müşterilerinin büyük bir kısmı Türk olan şirketlerin faaliyetleri sırasında Fransızca'yı kullandıklarını ve bu uygulamanın milli bir infiale yol açtığını eklemektedir.Tasvir,bu uygulamanın sadece elektrik ve su şirketlerine özgü olmamasını ve demiryolları başta olmak üzere diğer bütün şirketleri kapsamasını talep etmektedir.

Ermeni Cemaatinden Haberler

Milli okulların yeniden açılacağı günler yaklaşıyor.Öğretmenlerin kendi görevleriyle geçimlerini sağlamaları ve ailelerine bakmaları bekleniyor.Diğer yandan,kilise cemiyetleri üyelerinin de,okulun aylık giderlerini karşılamak için yeterli gelire sahip olmaları gerekiyor.Bu durumda,ne öğretmenler gereğinden fazla talepkâr ne de cemiyet üyeleri gereğinden fazla cimri olmalılar.Bize göre en iyisi,öğretmenlerle kilise cemiyeti üyelerinin bu maaş sorununu birbirleriyle uzlaşarak ve karşılıklı anlayışla halletmeleridir.
Cismani Meclis'e başvurarak,Samatya'daki öğretmenler,öğretmen yardım sandığındaki alacaklarına istinaden,kendilerine maddi yardım yapılmasını rica etmişlerdir.Ancak Cismani Meclis'in Samatya'daki öğretmenlerin bu ricasını ne sebeple olumlu karşılamadığı bilinmiyor.

18 Eylül

Dâhili Haberler

Maarif Nezareti,gayrimüslim okul yöneticilerine bir genelge göndererek,yabancı memleketlerde ikâmet eden öğretmen görevlendirmemeleri tavsiyesinde bulundu.

19 Eylül

Toplumsal Açıdan Almanya

Alman karakterinin özelliklerinden biri de,fertlerin sorumluluk duygusudur.Almanya,toplumsal siyasetini bu kadar sağlam temeller üzerine oturtmuş olmasını bu duyguya borçludur.Her ferdin bu sorumluluk bilinci,Almanya'da toplumsal oluşumların mükemmel işlemesini sağlamaktadır.Bunun bir benzerini başka hiçbir ülkede görmek mümkün değildir.Avrupa'daki milletler arasında ilk kez Almanlar,işçinin korunması için kanunlar koydular ve diğer milletlere de örnek oldular.
1870'ten hemen sonra,Alman büyük bilimsel hareketiyle,partilerin yeni kümelenmesi serbest faaliyet konusunda kamuoyunu değiştirdi.O tarihten sonra Almanya'da toplumsal koşullardaki eksikleri tamamlamaya,mümkün olduğunca işçi sınıfını himaye etmeye,zayıfın konumunu güçlendirmeye ve onun varlık olanaklarını güvence altına almaya yönelik çabalar oldu.Ve böylece çok kısa bir sürede,1833 (sic)'te(1) hastalıklara karşı sigorta düzenlendi.1884'ten 1887'ye kadar,iş kazalarına karşı sigorta kondu.1889'da işten çekilmiş çalışanlara katkı yasası çıkarıldı.Bu kanunlarla,işçi sınıfı yeterince himaye altına alındıktan sonra,toplumsal açıdan daha yüksek düzeydeki memurlara,yaşlılık nedeniyle çalışamamaları durumunda yılda 500 marktan fazla bir maaş bağlanması (1911'de) düşünüldü.
İşte,birkaç kelimeyle,bu çeşitli sigortaların hangi temel prensipler üzerine kurulmuş olduğunu açıkladık.
Kanun sürekli veya geçici felaket,hastalık,kaza veya çalışmaktan acizlik durumlarını sigortalamayı mecburi kılmıştır [...] Masraflar,sigorta ettirenin ödemeleri ve iş sahibinin yardımlarıyla karşılanmaktadır.Kanun gereğince iş sahibi,hastanın tedavisi için harcanan meblağın yarısını veya üçte birini ödemeye mecburdur.Her işçi,her memur,sanayi veya ticaretin her dalında çalışan herhangi bir fert,hastalığa karşı sigortalanabilir.
[...]
Bu olanaklarladır ki Almanya,mevcut savaşta adam gibi ayağa kalktı ve zorluk çekmeden barış durumundan savaş durumuna geçti.

20 Eylül

Barış ve Rusya

Moskova'daki bir öğrenci toplantısında,Maksim Gorky,Almanya ile barış yapma durumunu hararetli bir şekilde savundu.Maksim Gorky yaklaşık olarak şunları söyledi:"Rus ordularının tamamen yenildiği tartışma götürmez ve bunlar Alman ordusunun karşı ağırlığına dayanamadan,düzensiz bir şekilde kaçmaktadırlar.Görüldüğü gibi,Rus birliğinin Almanların zafer dolu ilerleyişini durdurmayı başaramayacağı kanıtlanmıştır.Rusya'nın kışın kendini toparlayacağı umuduyla,halka bahara kadar sabır telkin eden çabaların yapılması alay konusudur.Almanya'nın onlarca yıl durmadan çalışarak yaptığı o şeyi Rusya'nın sekiz ayda yapabilmesi imkânsızdır.Bahar geldiğinde Alman ağırlığı daha da ezici bir hâle gelecek.Rusya'nın zorunlu barış yapması için uygun zamandır.Almanlar Petersburg,Kiev ve Moskova'yı aldıklarında,kutsal Rusya'nın varlığı sona ermiş olacak." Birdenbire polis öğrencilerin bu toplantısını dağıttı ve ertesi gün,Gorky çağrılarak kendisine barış lehine propaganda yapmasına hükümetin artık tahammül etmeyeceği söylendi.Ancak Gorky çok popüler bir yüz olduğundan,hükümet ona karşı başka vasıtalar kullanmaya cesaret etmedi.

Türkçe Berlin'de

Berlin'de kurulan "Türk-Alman Birliği",sadece Berlin ve çevresinde 400 kişinin yeni başlayan Türk dili kurslarına kayıt yaptırdığını duyurmaktadır.Çeşitli talepleri tatmin etmek üzere,aynı zamanda yirmi kurs açmak gerekli oldu.

İntihar

Samatya Krikor Kalfa Mahallesi'nde oturan 65 yaşındaki Varteni adlı bayan dün kendi evinde intihar etti.

21 Eylül

Ermeni Cemaatinden Haberler

Öğretmenlerden Sonra Öğrenciler...

Öğretmenlerin maaş ve milli okullarımızın finans sorunu henüz yeni çözülmüşken,başkentteki kilise cemiyetleri yeni bir zorlukla karşı karşıya kaldı.Bilindiği gibi,okulların yeni dönem açılışları bütün semtlerde hemen hemen başladı ve ebeveynler çocuklarını okullara kaydetmek için onlara rehberlik etme telaşı içindeler.Ebeveynlerin büyük bir çoğunluğu,hattâ tamamına yakını,kayıt sırasında,ödemenin miktarı ve düzeni sözkonusu olduğunda,bin bir türlü sebep göstererek memnuniyetsizlik ifade etmekte ve çok önemsiz bir meblağ bile ödemeye rıza göstermemektedirler.Ancak bu sebepler,kendi çocuklarının eğitimi gibi hayati bir sorunun yanında sadece boş bahanelerdir,tabii eğer sözkonusu bahaneleri öne süren ebeveynler çocuklarının eğitiminin kutsiyetinin bilincindeyseler...
Kilise cemiyetleri kendi semtlerinde bulunan okulları yönetebilmek için çocuklardan gelecek belli bir meblağın tahsil edilmesine de bel bağladıklarından,ödeme yapmama konusunda hemen hemen genelde gösterilen bu isteksizlik karşısında yeni sorunlara maruz kaldılar.Her tarafta koşulların değişmesine bağlı olarak,ebeveynlerin sundukları sebeplerde az çok haklı oldukları gerçek olabilir.Ancak söylediğimiz gibi,ebeveynler çocuklarının eğitiminin günlük ekmek kadar düşünülmesi gereken hayati bir sorun olduğunu dikkate alsalar,bunun için kendilerinin de mümkün ve hattâ mümkün olmayan fedakârlığı yapmak zorunda olduklarını farkedecekler.Hattâ kilise cemiyetlerinden bazıları,kendi semtlerindeki küçük çocukları eğitimin faydalarından yoksun bırakmamak için borç altına girmeyi göze almışlardır.Umarız ki karşılıklı bir iradeyle,tıpkı kilise cemiyetleriyle öğretmenler arasında çıkan geçici anlaşmazlıkların aşıldığı gibi,bu husus da eğitim faaliyetinin aksamasına sebebiyet vermez.Kilise cemiyetleri okulları açarak kendi iradelerini kanıtladılar.Şimdi hem kilise cemiyetlerinin çabalarını takdir ettiklerini hem de kendi çocuklarının eğitimine özen gösterdiklerini ve kendi sorumluluklarını algıladıklarını ispatlamak ebeveynlere kalıyor.

22 Eylül

Ermeni Cemaatinden Haberler

Bir İstifa Hakkında

Beyoğlu'ndaki geçici kilise cemiyeti üyelerinden matbaacı Hrant Efendi Khıdışyan mazeret sunarak istifasını verdi.Patrik Hazretleri,muhtemelen bu istifayı Cismani Meclis'in bir sonraki oturumuna sunacak.Daha önce yazdığımız gibi,yine Beyoğlu kilise cemiyeti üyelerinden Aram Efendi Halaçyan da henüz bir ay önce istifasını vermiş,Cismani Meclis ise bu istifayı kabul etmemişti.Böylece şimdi Beyoğlu gibi geniş bir semtin kilise,eğitim ve diğer çeşitli işlerini yürütecek ismen mevcut hemen hemen dört kişi kalıyor.Bu durum hem kanuna aykırı,hem de talep edilen işe yetişmek için bu dört kişinin gerçekten de insanüstü becerilere sahip olmaları gerekiyor.Kilise cemiyetinin kalan üyelerinin iyi niyetine rağmen,işlerin büyük bir kısmının yüzüstü kalacağını ve şikâyet veya memnuniyetsizliklerin hasıl olacağını tahayyül etmek zor değil.Zaten kanunun ve mantığın da öngördüğü gibi,Patrik Hazretleri,Beyoğlu için geçici ve sayıca fazla bir kilise cemiyetinin kurulmasını tavsiye edecek.Gelelim Hrant Efendi Khıdışyan'ın istifa nedenlerine.Bunun temel sebebinin Esayan'daki öğretmen grubunun seçimi olduğu söyleniyor,zira bu seçim vesilesiyle,sadece başkalarına yer açmak üzere,işin ehli öğretmenler kapıya konulmuştur.Eğitim işinin hâlâ kişisel hesaplara feda edilmesi karşısında hissettiğimiz şaşkınlığı ifade etmeden geçemeyeceğiz.

28 Eylül

Başka Yerlere Taşınanların Bıraktıkları Mallar,Borç ve Alacakları

Geçici Kanun

Madde 1. 14 Mayıs tarihli geçici kanuna göre,başka yerlere taşınan gerçek ve tüzel kişilerin terkettikleri mülkler,borç ve alacakları,bu iş için kurulmuş komiteler tarafından,birçok kişi için özel olarak hazırlanacak mazbatalar uyarınca,mahkemeler tarafından düzenlenir.
Madde 2. Birinci maddede belirtilen şahısların başka yere taşındıkları sırada,kendi mülkiyetlerinde bulunan icareteynli vakıf malları Evkaf hazinesine,diğer taşınmazlar ise hükümet kasası adına kaydedilecek.İki türe de ait taşınmazların borçları yukarıda bahsi geçen hazineden verilecek eşdeğer meblağla karşılandıktan sonra,kalan kısmı sahibine ödenecek.
Bu mallar konusunda açılacak davalarda "Defter-i Hakani" memurları karşı taraf olarak dikkate alınacak ve bu malların mülkiyeti hakkında muvazaa olmaması şartıyla tapu dışındaki başka özel resmî belgeler de kanuni sayılacak.
Yukarıda zikredilen şahısların başka yere taşınmaları tarihinden 15 gün önceye kadar,farazi işlemin muvazaa ile veya işlemin değerine tekabül etmeyen bir şekilde tamamlandığı mahkeme ile kanıtlanırsa,yapılan işlem iptal edilir.
Madde 3. Yukarıda zikredilen şahısların nakit paraları,taşınır malları,mevduatları ve alacakları,birinci maddede zikredilen komite başkanı veya vekili tarafından toplanır,geri alınır ve tahsil edilir ve mahkemeye sevkedilir.Bu mallardan ihtilaflı olmayanlar müzayedeye çıkarılarak satılır ve toplanan para sahipleri adına mevduat olarak hükümet hazinesine teslim edilir.
Madde 4. Terkedilmiş mallara sahip ve başka yere taşınan şahısların aynı malları üzerinde kendi hakları veya aynı şahıslar üzerinde alacakları bulunduğu konusunda ısrar edenler,kendilerine bildiri gönderme kolaylığı olması açısından,mevcut kanunun uygulanış tarihinden başlayarak,Osmanlı memleketlerinde ikâmet ediyorlarsa iki ve yabancı memleketlerde ikâmet ediyorlarsa dört aylık bir süre içinde şahsen veya vekilleri aracılığıyla komitelere müracaat etmeli ve kendi alacaklarını kaydettirmeli ve kabul ettirmelidirler.Aynı zamanda,komitenin toplandığı yerde ikâmet adresi göstermelidirler.
Bu süre geçirildikten sonra,açılacak davalarda kanuni genel hükümler uygulanır,ancak sözkonusu davalarda,hak kazananlar,bu kanun uyarınca düzenlenen terkeildmiş mallardan faydalanamazlar.
Madde 5. Komiteler her türlü borç ve alacakları yazar ve inceler ve doğru bulduklarını kabul eder ve kaydeder ve kayıt işleminden sonra,terkedilmiş mallarla ilgili dava sahiplerini ilgili mahkemelere sevkettikten sonra,her bir şahıs mallarının ve hesaplarının bilançosunu gösteren ayrı ayrı mazbatalar hazırlar ve kopyalarını gerekli yerlere asmak suretiyle ilgililere duyururlar ve bunların asıl örneklerini ek kâğıtlarla birlikte başsavcıya gönderirler.
Başsavcı,mazbataları,kaydetme talebiyle,borçlunun taşınmasından önceki kanuni ikâmet adresine ait hukuki birincil mahkemeye sevkeder.Alacaklılar ilan tarihinden 15 güne kadar,ilgili mahkemede mazbatalara itiraz edebilirler.Bu süre dolduğunda,mahkeme başsavcının mevcudiyetinde gerekli incelemeyi tamamlar ve eğer itiraz varsa,itirazda bulunanı ve komitenin başkanı veya vekilini ivedilikle çağırarak itirazı ve müdafaayı değerlendirdikten ve gerekli gördüğü değişiklikleri yaptıktan sonra,bütün mazbataları kaydederek,ilamı durumunda,belirtilen maddeler uyarınca işlem yapmak suretiyle komitelere sevkeder.Bu ilamların ihtiva ettiği kararlar itiraz,yeniden inceleme ve temyize tabi tutulamazlar.
Madde 6. Bu mutlak hükümler uyarınca,borçluların yüksek ve yüksek olmayan borçları elde bulunanlarla tamamıyla ödenir.Ancak yeterli olmadıkları durumda,orantılı olarak yüksek borçlar öncelikli addedilmek suretiyle komiteler tarafından düzenlenir.Bu komitelerin görev sürelerinin dolmasından sonra,bu işler yürütme memurları tarafından (icra daireleri) düzenlenecektir.
Madde 7. Taşınan şahısların malları üzerinde,bu kanunun ilanından önce mahkeme veya resmî makamlar tarafından konmuş hacizler iptal edilmiş sayılır.Haczedenler bu kanun hükümlerine tabidirler.
Yukarıda zikredilen şahıslara karşı,şimdi mahkemelerde davaları bulunanlar komitelere başvurmakta veya kendi davalarını sürdürmekte özgürdürler.Komitelere başvurmayanlar,dördüncü maddenin son hükümlerine tabi olacaklardır.Bu şahıslar lehine görülen davalar da komite başkanı veya vekili tarafından sürdürülür.
Madde 8. Komitelerin oluşum şekli ve bu kanunun diğer hükümlerinin uygulanış tarzı bir nizamnameyle kararlaştırılacaktır.
Madde 9. Bu madde uyarınca,Evkaf ve Maliye sandıkları adına kaydedilen icareteynli vakıf malları veya arazileri ve aynı zamanda taşınmazları göçmen nizamnamesi uyarınca göç edenlere teslim edilebilir veya bilâ-ücret dağıtılabilir.
Madde 10. Bu kanunun uygulanışı Evkaf,Dâhiliye ve Adliye nezaretlerinde tevdi edilmiştir.
Madde 11. Bu kanun,ilan tarihinden başlayarak uygulanır.
13 Eylül 1331.

30 Eylül

Tiyatro

Benliyan Osmanlı Operet Kumpanyası,Osmanlı Donanma Cemiyeti yararına Tepebaşı'ndaki kış tiyatrosunda Leblebici Horhor Ağa'yı,bugün saat 14:00'de kadınlar için ve akşam 19:30'da erkekler için,Doğu makamıyla sunacak.

***

1-Kronolojik devamlılık bakımından,tarih muhtemelen 1883 olmalıdır.

*Dr.Aylin Koçunyan,Jamanak Gazetesi (VI),Toplumsal Tarih,Sayı:261,Eylül 2015,s.12-14.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder