18 Ocak 2016 Pazartesi

Jamanak Gazetesi 1915 (V)/Dr.Aylin Koçunyan*

1 Ağustos

Almanya'nın Gücünün Sırrı

[...]
Akılların eşitsizliği,metot farklılıklarının sonucundan başka bir şey değildir.Descartes,"Metot Hakkında Konuşma" adlı eserinde,"sağduyunun insanlara eşit şekilde verilmiş olduğunu;metot farklılıklarının birinin sağduyulu diğerinin ise tam tersi görünmesine sebep olduğunu" yazmaktadır [...] Eğer bu böyleyse,Alman metodu Fransızınkinden üstündür,çünkü "Gerçeğin ölçütü deneydir" ve mevcut savaşın sonuçları Almanya'nın lehine olmaya meyillidir.Kuşkusuz ki Fransız aklı,aydınlık ve tamamen mantık demektir [...] Ancak gözlemlemeliyiz ki o aydınlık ve mantık yüzeyseldir [...] Alman aklı olguları ve olayları saptar;onları yeni gruplara göre sınıflandırır ve onlardan heyecanlar üretir;yeni durumları eskileriyle karşılaştırır ve böylelikle yeni işlemler yaratır.O gerçekliğin analizinden genel kurallara doğru yükselir ve gerektiğinde bunlar üzerinden adım adım somutluklar sahasına iner.Sonuç olarak,Alman ideallerinin kaynağı hareket hâlindeki yaşamdır ve bu yüzden de onlar hayal olmaktan öte her zaman uygulanabilir nitelik taşırlar [...] Tam tersine,Fransız aklında duygusallık ve hayal genellikle önemli bir rol oynar.O aklın yüksek,güzel ve bazen yüce duygulara gücü yeter ancak bu duygular hayali bir nitelik taşır ve uygulama sahasına yetişinceye kadar,ya kendilerini oluşturan unsurlar gerçeklikten doğmuş olmadıklarından ya da onları ete kemiğe büründürmek için gerekli irade gücü eksik olduğundan geriye hiçbir şey kalmaz.Kısacası o,sentez metoduyla çalışır [...] Doğu'daki halklardan Türkler (savaşçı olarak),Almanlarla göze çarpan benzerlikler sunan belki de tek unsurdur.Bu olguyu vurgulamak önemlidir,çünkü bir halk sadece kendi ırksal yetenekleri için elverişli bir zemin sunan bir medeniyeti benimseyebilir.Almanlar,biz Ermenileri bizim onları tanıdığımızdan daha iyi tanıyorlar.Bugün klasik Ermenice'yi Venedik ve Viyana'daki bir Mıkhitaryan rahibi kadar doğru yazan bir düzine Alman Oryantalist saymak mümkündür.
Ancak maalesef ki diğer Osmanlı halkları gibi Fransız medeniyetini benimsemeye çalışmışız ve bu kendisinden beklenen tüm meyveleri vermemiştir [...]
A. Çizmeciyan

4 Ağustos

Rusya'da Karışıklık

Moskova'da meydana gelen pogrom (kıyım ve talan) konusunda,Rotterdam'dan mektupla,merkezi Cenevre'de bulunan Rusya Yahudileri Sosyalist Komitesi'ne şu bilgiler gönderilmiştir:
"Moskova'daki pogrom büyük bir nicelik kazandı;Tversk Meydanı'ndaki mahalle tamamen harap edildi.İnsanlar nehre atıldı ve öldürüldü;evler kül oldu [...] Moskova'da durum siyasi açıdan çok karışık [...] Yahudiler sarsılmış durumda [...] Ancak Barkin ve Sazanov'un araya girmeleriyle,Yahudilerin Petersburg'dan çıkarılması ertelendi.Büyük prens,bankerler hariç,Riga vilayetinin işgal edilmesinden hemen sonra onların çıkarılmasını emredecek.Çok kuvvetli bir anti-Yahudi propaganda başladı [...]"

10 Ağustos

Türkiye ve Almanya

Deutsche Tages Zeitung,yeni Üçlü İttifak hakkında konuşarak Alman İmparatorluğu'nun sadece savaşın devamı için Türkiye ile silah arkadaşlığı yapmadığını yazıyor.Bu ittifak,silah arkadaşı iki tarafın hayati menfaatlerinin benzerliği ve uyumu üzerine kuruludur.İttifak,parlak şekilde kendi denemesini tamamladı.İki devlet arasında sıkı birlik duygusu artmakta ve gittikçe derinleşmektedir.Aynı zamanda,savunma alanında benzer bir konum benimsemenin vazgeçilmez ihtiyacı da artmaktadır.Yeni Üçlü İttifak siyasi,iktisadi ve askerî açıdan devamlı bir birliktelik üzerine temellendirilmeli ki İstanbul,Budapeşte,Viyana ve Berlin'i birbirlerine bağlasın.Bu durum sadece Rus gücünün yok edilmesiyle gerçekleşebilir [...]

12 Ağustos

Süre
İstanbul Savaş Mahkemesi Başkanlığı'ndan

İstanbul Savaş Mahkemesi kaçak durumda bulunan Boğos Nubar Paşa'nın yargılanmak üzere mahkemenin huzuruna çıkması için on günlük süre verdi.Boğos Nubar Paşa,Doğu vilayetlerinde bağımsız Ermenistan kurma niyetiyle savaştan faydalanarak Üçlü İtilaf devletleriyle işbirliği yapmak;Eçmiadzin Katolikosu'nun düzenleme ve tavsiyesiyle Ermenilerden bağış toplamak ve topladığı paralarla Kafkasya'da Rus ordusuna gönüllü asker kaydetmek;bununla birlikte,aynı amaç için,Osmanlı hükümetine karşı ayaklanan Ermenilere maddi olarak ve başka yollarla yardım etmek;Amerika'da yayımlanan "Aztak" ve "Yeridasart Hayasdan" gazetelerinde tüm Ermeni ulusuna yönelik ihtilal çağrıları yayımlamak;aynı zamanda Balkan Savaşı'ndan sonra oluşan ve Osmanlı hükümetinin zayıflamasına neden olan bir önceki durumdan faydalanarak Doğu vilayetleri meselesinde Ermeni komitelerine önderlik yaparak tüm Ermeni ulusunun delegesi sıfatını takınarak yabancı kontrolünde yarı bağımsız bir Ermenistan'ın kurulması için Üçlü İtilaf devletlerinin başkentlerinde Osmanlı hükümeti aleyhinde girişimde bulunmakla suçlanmaktadır.
Bu durumda,Boğos Nubar Paşa,verilen süre içinde mahkemenin huzuruna çıkmazsa,ceza usulleri kanununun özel hükümleri uyarınca gıyabında dava görülecek,kendisinin mülkleri ve mal varlığı haczedilecek ve vatandaşlık haklarından,rütbe ve madalyalarından mahrum bırakılacak ve bu nedenle dava açma hakkı olmayacaktır.Kendisinin nerede olduğunu bilenler söylemek,adli polis memurları ise kendisini tutuklamaya mecburdurlar.

13 Ağustos

400 Yıllık Bir Dostluk

Osmanischer Lloyd'dan okuyoruz:"Tan,Almanların kendi entrikalarıyla,400 yıllık dostluktan sonra,Türkiye'yi Fransa'dan soğutmayı başardığı konusunda şikâyet ediyor.Tanin ise buna cevaben Almanya'ya karşı beslediği nefret nedeniyle Fransa'nın bu dostluğu bitirdiğini yazıyor [...]"
"Türk-Fransız dostluğu,eskiye dayanan siyasi bir işbirliğiyle başlamıştı.1526 Mohaç Savaşı'ndan sonra,Sultan Süleyman Fransa ile ittifak yaptı.I. François'dan beri,Fransa'nın siyaseti,Avusturya hanedanına olduğu gibi Habsburg himayesindeki Alman devletlerine karşı mücadele vermek üzerine kuruluydu.Fransa,Macaristan'da Habsburg hanedanıyla savaş yapmak istedi ve bunun için Türklerin yardımı gerekliydi.Fransa,sonraları,Türkiye ile ittifakı sayesinde Boğaziçi'nde ve daha uzaklarda İtalyan etkisine karşı mücadele verebildi.
Bilindiği üzere Türkler,Avusturya'ya karşı Fransa'ya yaptıkları yardımdan kendilerine hiçbir yarar sağlamadılar.Tam tersine,Osmanlı İmparatorluğu'nun mali zayıflığı bu tarihten başlar.
Ahmed Cevdet Paşa,kendi tarihinde,doğu ve güneyde sefer yapmaktan geri kalarak kuzeye doğru yönelen Türkiye'nin büyük bir siyasi hata yaptığını belirtmiştir.Bu yanlış siyasetle,Türkiye'nin Ganj'a kadar yayılan bir İslami imparatorluk kuramadığı dikkate alınırsa,Türk tarihçinin dile getirdiği acının anlamını hissetmek mümkün olacaktır [...] Napolyon savaşlarından sonra,devam eden Fransız-Rus nefreti,Türkiye ve Fransa arasında sıkı bir birlik meydana getirdi ve Kırım Savaşı'na sebep oldu.Türkiye,bu savaştan hiç faydalanmadı.Bu,İtalyan etkisini ortadan kaldırmak için,Fransa'ya,Doğu'da kendi medeniyetini yaymasına olanak verdi.Fransız fikirleri,Türk milli yayılımına zarar verecek kadar yayıldı.Son olarak da,Fransa'nın Suriye'deki Hristiyanları kendi himayesi altına alarak orayı bir Fransız vilayetine dönüştürmeye yöneldiği hissedildi.Türkiye ile Fransa arasında 400 yıllık bir dostluk olduğunu sanmak yanlıştır.Türkiye Fransa'nın dostluğundan hiç faydalanmamıştır."

14 Ağustos

Hilâl-i Ahmer ve "Jamanak"

Bilindiği üzere,her bayramın ilk günleri,gazeteler 10 para artışla 20 paraya satılır ve bu artıştan elde edilen meblağ Hilâl-i Ahmer'e aktarılırdı.Düşmana göğüs gererek,yaralı askerlere özen gösteren ve şu aralar tüm Osmanlıların yardımına her zamankinden çok ihtiyacı olan Hilâl-i Ahmer'e sağladığı yararlar için herkes onu takdir etmeyi bilmektedir.
Ancak bu yıl,okur kitlesine yük olmadan,her gazetenin Hilâl-i Ahmer'e belli bir meblağ ayırması daha uygun görüldü.Zaten okurlar her vesileyle ve her şekilde bu insani kuruluşa yardım etmektedirler.
Her fırsatta Hilâl-i Ahmer'e yardımını esirgemeyen "Jamanak",bayramın ilk günü elde ettiği gelirin eşdeğeri olan 5 Osmanlı altınına tekabül eden meblağı bu kuruluşa ayırdı.

19 Ağustos

Van'da

Ruslar ve Ermeni çeteler,ilk önce Van'daki Müslüman mahalleleri ateşe verdiler ve kendi kaçış anlarında Ermeni mahallesini tamamen yaktılar,aynı şekilde kadın ve genç kızlara tecavüz ettiler,halkı katlettiler ve Amerikan manastırını da ateşe vererek oraya sığınan zavallı insanları öldürdüler.
Ruslar geri çekilme anlarında,Amerikalıları ve İtalyan konsolosunu kendileriyle birlikte götürdüler.Alman yetimhanesinin öğretmenini,orada bulunan birkaç yetimle birlikte yakaladılar ve onları gidecekleri yere götürdüler.O arada bizim askerler yetişince Ruslar kaçtı ve öğretmen Van'a geri dönebildi.Ruslar aynı şekilde Alman yetimhanesini de yaktılar.

20 Ağustos

Rusya'da

Hükümetin orduyu silahlandırmak için gösterdiği ilgisizlik nedeniyle,halkta çok büyük bir infial meydana geldi.Bunun sonucunda,her hâlükârda,sonbahara doğru bir ayaklanma çıkmasından korkuluyor.Komiteler birçok işi zorlaştırmaktadır.Almanya ve Fransa'da bulunan Yahudiler,Rusya karşıtı birçok propaganda teşvik etmektedirler.Sahiplerinin büyük bir kısmı Yahudi olan Amerikan ve İngiliz mühimmat fabrikaları,Rusların Yahudilere karşı takındıkları tavrı değiştirmedikçe,mühimmat tedarik etmemekle tehdit ediyorlar.Çar ve çevresi barıştan yanalar.Karışıklık korkusu çok büyük bir etki yaratmaktadır.Geçen hafta halk Petersburg'da büyük ölçüde üzüntülüydü.Sıkı sansüre rağmen,halk savaşın gerçek durumu hakkında doğru bilgi toplamıştır.

22 Ağustos

Barış İçin

Roma'daki güvenilir bir kaynaktan,Papa'nın emriyle,İsviçre'de barış lehinde bir toplantı düzenleneceği Gazetta del Popolo'ya telgrafla bildirildi.ABD,İspanya ve Hollanda bu konferansa destek verecek.

24 Ağustos

Paris'te yayımlanan La Guerre Sociale gazetesi,kamuoyunun korkuya kapılmaması için,Fransız sansürünün Türkiye,Avusturya-Macaristan ve Almanya'daki savaşa dair resmî bildirilerin yayınlanmasını yasakladığını yazıyor.

25 Ağustos

İngiltere ve Almanya Ekonomileri Arasındaki Denge

Osmanischer Lloyd gazetesinin dünkü sayısından:"Kuşkusuz ki az çok önemli olan tek düşmanımız İngiltere'dir.Bazı insanlar İngiltere'ye saldırmanın mümkün olmadığını sanıyor.Diğerleri ise bu kanıda olanların askerî açıdan haklı olup olmadıklarını bir incelesinler.Ancak eğer onlar meseleye iktisadi açıdan yaklaşırlarsa,kuşkusuz ki yanılacaklar.Savaştan önce biz İngiltere'yi yenmek üzereydik.İktisadi açıdan Almanya,İngiltere'den daha fazla sıkıntı çekmedi [...] Tarafsız olarak değerlendirilebilecek bir Amerikan gazetesi,savaşan devletlerin mali durumu hakkında aşağıdaki bilgileri vermektedir:
Kamu borçlanması:Almanya 1 1/4;Fransa 6 1/2;İngiltere 2 3/2 (sic);Rusya 4 1/2 milyar dolar.
Milli kurumlar:Almanya 80;Fransa 50;İngiltere 85;Rusya 40 milyar dolar.
Savaş masrafı:Almanya 1 3/4;Fransa 4 1/2;İngiltere 2 1/4;Rusya 4 1/2 milyar dolar.
Bu rakamlar,Almanya'nın iyi bir konumda olduğunu ve iktisadi açıdan kıyas kabul etmez bir şekilde İngiltere'den daha fazla ağırlığı olduğunu göstermektedir.

Ermeni Cemaatinden Haberler

Osmanlı askerlerinin kışlık ihtiyaçlarının ortak bir faaliyetle karşılanmasını güvence altına almak üzere,Ermeni tüccarlar,gelen davet üzerine Türk tüccarlar ve yetkili devlet memurlarıyla istişarede bulundular.Başlayan çalışmaları daha ileriye götürmek için yarın tekrar karma bir oturum daha düzenlenecek.Her tüccardan,ödediği temettü vergisi oranında kışlık bir hediye alınması düşünülüyor.Bunun yanı sıra kilise cemiyetleri de bu konuda kendi paylarına düşen yardımı yapmaktadırlar.
Milli Hastane'nin mülkiyetinde bulunan gayrimenkullerin bir kısmının gecikmiş vergi borçları bulunması ve bütçenin daralması sonucunda ödemelerin yapılamaması nedeniyle,bu gayrimenkullerin aylıkları haciz altına alınmıştı.Diğer yandan,hastane yönetiminin iaşe hesabı üzerinden devletten alacağı bulunuyordu.O yüzden,emlak vergisi borçlarının mümkünse devletin borcuyla birlikte hesaba katılması için ilgili merciye müracaatta bulunuldu.Bu kez,sevinerek duyduk ki ilgili merci bu öneriyi kabul etmiş ve bu doğrultuda maliye tahsil şubelerine konulan haczin kaldırılması için talimat vermiştir.Bu şekilde,hastane yönetimini kaygılarının birinden kurtulmuş oldu.

30 Ağustos

Mısır ve Kafkasya

Tercüman-ı Hakikat,dün akşamki başyazısında Alman başbakanının konuşmasından şu sözlere alıntı yapmaktadır:"Almanya,Rusların zafer ve İngilizlerin dünyaya hükmetme arzularını kırana kadar" kavgayı devam ettirecek.Gazete,Rusya'nın zafer arzusunun Büyük Petro'nun Azak Denizi'ne ve Finlandiya'ya ayak bastığı andan doğan Batı sularına hâkim olma arzusundan kaynaklandığını söylemektedir.Ruslar,Çarigrad'a yani Konstantinopolis'e hâkim olmak istemezler,ancak Konstantinopolis aracılığıyla Akdeniz'e inmeyi arzulamaktadırlar.Bir ara,İngiltere ve Fransa bu isteğe karşı çıktılar ve Türkiye tarihi,Rusya'yı bazen gözünü Basra,Hindistan ve Japon sularına doğru çevirmesine yol açan bu karşı çıkışa tanıklık etmiştir.Buna rağmen,Rusya Akdeniz'i hiçbir zaman unutmaz.Bunun sonucunda,Rusya'yı kendi arzularından vazgeçirmenin ve insanlığın sükûnetini güvence altına almanın tek yolu,Rusya'yı Karadeniz ve Baltık Denizi kıyısından çıkarmak yani Kafkasya'yı,Karadeniz'in kuzey kıyısını,Polonya'yı ve Baltık kıyısını Rusya'nın elinden almaktır.
İngiltere ise,dünya üzerindeki hâkimiyetini Cebelitarık ve özellikle Mısır üzerinden güvence altına almaktadır.İngilizlerin Mısır'dan çıkarıldıkları,orada İngiltere'ye karşı koyabilecek güç yaratıldığı ve Kızıldeniz'den İngiliz bayrağı yok olduğu gün,insanlık İngiliz hâkimiyetinden kurtulacaktır.
Almanlar,Polonya'yı ve Baltık Denizi'ni Ruslardan temizlemekte ve ümit ediyoruz ki yakın zamanda Alman bayrağı Finlandiya ve Petersburg'da dalgalanacak.
Kafkasya ve Mısır'ın kurtarılması,Berlin-İstanbul yolunun açılmasına -ki Alman basını bugünlerde bununla çok ilgilenmekte- bağlıdır.
Brest-Litovsk'un düşmesiyle,müttefik ordulardan kalan büyük güçler,kuşkusuz ki aynı yolu açmaya teşebbüs edecekler.Tabii ki bu kararın verildiği gün,Bulgaristan da kendi ulusal isteklerini gerçekleştirmek için işe koyulacak.Böylelikle Berlin yolu belki de iki aydan çabucak açılacak.
Tercüman-ı Hakikat bunun Mısır ve Kafkasya'nın kurtuluşu için bir başlangıç olacağını söylemektedir.

31 Ağustos

Son Haberler
Resmî Açıklama

Osmanlı Harbiye Nezareti'nden,1331 Ağustos 17 sayısıyla
1-Çanakkale cephesinde- Dün düşman "Anafartalar" çevresinde herhangi bir harekette bulunamadı.Bu çevrede,bizim birliklerimizin attıkları bombaların etkisi altında,düşman torpidolarından birinin arka tarafında bir patlama meydana geldi.Aynı torpido bir römorkör rehberliğinde çekilerek götürüldü.Arıburnu'nda kayda değer bir vukuat olmadı.Seddülbahir çevresinde,15 Ağustos akşamı sol kol üzerinde,bizim topçu birliklerinin ateşiyle düşmanın bombalama mevzileri yok edildi.
2-Başka cephelerden önemli bir bilgi yok.

*Dr.Aylin Koçunyan,Jamanak Gazetesi 1915 (V),Toplumsal Tarih,Sayı:260,Ağustos 2015,s.14-16.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder