25 Ocak 2016 Pazartesi

Ispartalıyanlar ve Kordon'daki Konak/Talât Ulusoy*

Bu yazı,Ispartalıyan ailesi ve Kordon'da yaptırdıkları konağın başından geçenler üstünedir:İzmir şehri,1926'da satın alıp sağlığında Mustafa Kemal'e "hediye" ettiği Ispartalıyan (ya da son sahibinin adıyla Takfor Efendi) Konağı'nı,Mustafa Kemal'in ölümünden sonra,1940'ta,bu kez de vârisinden satın alır ve merhum Ata'sına "Atatürk Müzesi" olarak bir kez daha hediye eder.Ispartalıyan Konağı bugün "İzmir Atatürk Müzesi" olarak kullanılmaktadır.

İzmir'in tanınmış ailelerinden Ispartalıyanlar halı ticaretiyle uğraşır.Özellikle Isparta,Kula,Uşak ve Gördes'te dokuttukları halıları Avrupa'ya satarlar.İşyerleri Zeytun Çarşısı'ndadır.(1) Zenginliklerinin kaynağı ticarettir,ama ünleri sadece zenginlikten gelmez.Aile büyüğü Agop Ispartalıyan,1876'da Meşrutiyet ilânı ertesinde toplanan ilk Meclis'te görev alan İzmirli mebuslardan biridir.

Eşit haklı anayasal düzenden hoşnut olmayan âyan-eşraf İslâm ileri gelenleri Sultan Abdülhamid'e baskı yapıp Meşrutiyet'i askıya aldırınca,Agop Efendi İzmir'e,işinin başına döner gelir ve ondokuzuncu yüzyılın ortalarına doğru girdikleri halı işini hızla büyütür.1875-1880 yıllarında Kordon'da,Bella Vista'da (şimdi Gündoğdu) büyük bir konak yaptırır.Konak arka avlusuyla Paralel Sokak'a (şimdi İkinci Kordon) kadar uzanır.

Hüseyin Avni Paşa,Aydın valiliği yaptığı sırada,yirmiyi aşkın odası ve geniş salonuyla pek çok İzmirliyi ağırlayan bu konağın baş konuğudur.Paşa da bir Ispartalı olduğundan,yakın dostu Agop Efendi'yle Isparta ağzıyla Türkçe konuşmanın keyfinden midir nedir,sıkça burada kalır.(2)

Agop Efendi çok zengindir ama "kendine Hristiyan" değildir.Kardeşi Hovhannes ile birlikte ticarette kazandığıyla İzmir Ermenilerine eğitim ve sağlık konularında el uzatmaktan geri durmaz.Ermeni Mahallesi'nde 1801'de inşa edilen ve İslâm millet yoksullarına da kucak açan Surp Lusavorçyan Hastanesi 1879'da onun ve kardeşi Hovhannes Ispartalıyan'ın bağışlarıyla yenilenir.Ermeni milleti onlara minnetini göstermek için hastane avlusuna heykellerini diker.(3)

Babadan Oğula

Kanun-ı Esasi 1908'de yeniden yürürlüğe sokulduğunda,bu kez oğul Istepan mebus seçilir.Istepan az ve öz konuşan biridir ve mebusluğu süresince verdiği sadece iki önerge vardır.Birincisi "Uzak Anadolu vilâyetleri halkının durumlarının iyileştirilmesi için gerekli önlemlerin alınması"(4) hakkındadır.25 Şubat 1909'da Meclis'in ondokuzuncu oturumunda madde madde okunan önergede şunların ivedi olarak yapılması istenir:

1-Halkın zorbalara (mütegallibin) vermek ve ödemek zorunda olduğu çeşitli vergilerin kaldırılmasıyla,zorbaların hizaya getirilmesi.
2-Adâlet düzeninin tamamlanması.
3-Hamidiye Alayları'nın düzeltilmesi ve temelden kaldırılması.
4-Müslüman olmayan halktan da asker alınmasına ilişkin yasa tasarısının bir an önce incelenip uygulanması.
5-Ülkelerine dönen Osmanlı göçmenlerinin gaspedilmiş emlâk ve arazilerinin kendilerine geri verilmesi.
6-Vergi borçlarının affı.
7-Rumeli Vilayat-ı Selasesi'ne (Selanik,Kosovo,Manastır) uygulanan vergi (aşar),jandarma ve köy bekçileri usullerinin Anadolu vilayetlerine de uygulanması.
8-Yüksek okul bitiren memurların uzak vilayetlere de atanmasına çalışılması ve bu memurların yakın vilayetleri tercih etmelerine izin verilmemesi.
9-Uzak vilayetlere satılan hububat vergisinin iki seneye kadar kaldırılması ve bazı ekonomik önlemlerin alınması.

İkinci önerge daha sonra verilmiş olsa da,daha önce,19 Şubat 1908 tarihinde okunmuştur ve "Osmanlı memleketlerindeki yabancılar hakkında alınması gerekli önlemler"(5) hakkındadır.Beş maddelik önergenin ilk iki maddesinde şu sözlerle "kapitülasyonlar" eleştirilir:

1-Yabancı şirketlerin esas yasa ve ayrıcalıklı haklarını incelemek amacıyla Meclis-i Mebusan tarafından özel bir komisyon oluşturulması.
2-Sözü edilen hak ve ayrıcalıkların değiştirilmesi kabul edilmese bile,devletin gücüyle ilgili olanların yürürlükten kaldırılması.

Her iki önergesinde Meclis'in öncelikle ele almasını istediği maddeler,Istepan Efendi'nin Osmanlı halklarının ve devletinin çıkarları için titizlendiğini gösterir.Istepan Ispartalıyan,Ocak 1911'de Meclis'in feshine kadar mebusluk görevini sürdürür.

Son Kuşak Ispartalıyanlar

1908 yılında İzmir'de Ispartalı Biraderler,Yervant Ispartalı ve bir de T. Ispartalıyan ve C. Ispartalıyan biraderler diye üç tüccar vardır.(6) İkinci Kordon'la Eski Balık Pazarı,diğer adıyla Saklı Cadde arasında kalan bir büyük han ve ayrıca iki Kordon'a da cephesi olan iki han sahibidirler.İkincisi ünlü demir-çelik fabrikatörü İsigonislerin makine sergisiyle duvar komşusudur.Macedonya,Rumeli ve Kidonya otelleri de bu sıradadır.(7)

Bu varlıklı hâlleri,Ispartalıyanların halı ticaretinde tekel olduğunu düşündürebilir.Oysa bu alanda ciddi rakipleri vardır.Örneğin Silikciyan,İspencyan ve Kâhyayan adlı halı tüccarları Ispartalızadelere karşı birleşip "Ermeni Şark Halıları İmalat ve Ticarethaneleri" adıyla İzmir merkezli bir ortaklık oluşturur.(8) İstanbul,Selanik,Kayseri ve Sivas'ta da şubeler açarlar,ama nafile,baş edemezler Ispartalıyanlarla.Aynı şekilde,Orta Asya'dan,Sincan'dan yün ve ipek halılar getiren Baltazanos da,İran halısı ticaretiyle ünlü Lambiki Konstanidi ve Koroni de...Hele ilk halı fabrikasını kuran Polidoru da baş edemez bu rakiple,(9) zira makine halısı tezgâhta dokunanın yerini tutamaz.

Birinci Dünya Savaşı,İzmir'de ekonomik canlılığın hızını kesse de,savaş ertesinde Ispartalıyan halıları için Avrupa pazarı yeniden açılmaya başladığı sırada,9 Eylül 1922 günü İzmir,Ankara Hükümeti kuvvetleri tarafından geri alınır ve 1915 "Tehcir Kanunu" hışmından kurtulabilen İzmir Ermenileri,Rumlarla birlikte göçe zorlanır."Örfi idare" (sıkıyönetim) bildirilerinden anlaşıldığı üzere,18-45 yaş arası Ermeni ve Rum erkekler kamplara gönderilmek üzere toplanır ve kalan çocuk,kadın ve yaşlıların da memleketi terketmeleri emredilir.(10) Terke zorlanan diğerleri gibi Ispartalıyanların da taşınır ve taşınmaz bütün malları "emval-i metruke" (terkedilmiş mallar) olarak adlandırılacaktır artık!

"Emval-i metruke" ilk günlerde "ganimet" olarak kapanın elinde kalır ve bu durum Ankara'da,Meclis'te uzun tartışmalara yol açar.(11) Ispartalıyan Konağı da "ganimet"tir,ama kimseye kaptırılmamış,"milli emlak" defterine kaydedilmiş bir "ganimet".

İçindeki nadide eşya ve halılarıyla "terkedilmiş" konağın "tüm zemin kat tabanı büyük boy mermer plakalarla döşelidir.Salonda yerde 34,5 metrekarelik Uşak halısı,sağ ve sol nişlerde mermer heykeller,büyük kristal ayna ... vardır.Sağ ve soldaki odada ve küçük salonda ondokuzuncu yüzyıl stili nefis şömineler vardır.Birinci kata çıkan merdivenlerin başında aplik görevi yapan iki adet tunç şövalye heykelciği vardır..."(12) Şövalyeler ve şömineler konağın ayrılmaz parçaları,Uşak halısı ise Ispartalıyan sülalesinden kalan bir "acı" hatıradır büyük olasılıkla!

Hoş Gelişler Ola Gazi Paşa!

"Mustafa Kemal,12 Şubat 1923'te toplanan İzmir İktisat Kongresi için geldiğinde bu evde ilk kez konaklamış,toplantılarını ve kişisel çalışmalarını burada sürdürmüştür.Kongre bitiminde Karargâh taşındıktan sonra hazine,binayı Naim Bey'e (Naim Palas) otel olarak kullanmak üzere kiralamıştır."(13) "Kurtuluş"tan altı ay sonra "Ulu Önder"in ağırlanabildiği yer dayalı döşeli olsa gerektir;yani diğer pek çok ev,köşk,konak gibi içi boşaltılamamıştır.(14)

16 Haziran 1926'da şehre geldiğinde İsmet Paşa ile birlikte Naim Palas'ta kalan Mustafa Kemal çok beğenmiş olmalı ki,"13 Ekim 1926'da bina İzmir Belediyesi tarafından satın alınmış ve bazı yeni eşyalar da konularak Mustafa Kemal'e hediye edilmiştir.Mustafa Kemal 1930-1934 yılları arasında İzmir'e her gelişinde hep bu evde kalmıştır..."(15)

Burada karanlıkta kalan bir nokta var:"Terkedilmiş mallar"ın talandan arta kalanları idare tarafından şahıslara "müzayede" ile satılır ya da kiralanır veya merkezi yönetim ve belediyeye ihtiyacına göre tahsis edilebilir.Ispartalıyan Konağı belediye tarafından satın alındıysa,kaç paraya alınmıştır?Yok,gösterilen ihtiyaca dayanarak verilmiş ise,İzmir Belediyesi ne tür bir ihtiyaç belirterek almıştır bu konağı?

Binanın tapusu "Ulu Önder"in üzerine yapıldıktan sonra,iç mekânlar yeniden işlevlendirilir:"Birinci katta Mustafa Kemal'in kullanım odaları bulunmaktadır.Bunlar:Toplantı salonu,çalışma odası,yatak odası,misafir odası,berber odası,muhafız odası,bekleme-kabul odası,kütüphane,yemek odası ve banyodur.Toplantı salonunda ortada yeşil çuhalı rulet masası ve etrafında oniki adet Cosmos marka sandalye yer almaktadır.Salon duvarlarına dayalı on adet küçük boy maun sandalyelerin arkalıklarındaki çini plakalar üzerinde Shakespeare'in eserlerinden kimi sahneler canlandırılmıştır.Yatak odasında maun karyola,iki komidin,iki kadife koltuk,bir kanepe,bir şezlong,bir markiz,üç dolap vardır.Yatak odaları günün modasına göre döşenmiştir.Kütüphanede Fransızca bir ansiklopedi bulunmaktadır.Çalışma odasında meşe kaplama çalışma masası ve onun üzerinde Mustafa Kemal'in kullandığı yazı takımı vardır.Odalar bronz dolama heykeller,vazolar ve yağlıboya tablolarla süslenmiştir..."(16)

Altı yıl sonra eski Ispartalıyan Konağı,yeni sahibinin adıyla Mustafa Kemal'in konağı bir kez daha şehir meclisi (belediye meclisi) gündemine gelir.Belediye Başkanı Dr.Behçet Uz Daimi Encümen'den gelen mazbatayı okur:

"Gazi hazretlerinin konaklarında evvelce satın alımı tamamlanmayan yatak takımlarının noksanlığı dolayısıyla her an için kullanıma hazır şeklinin korunması amacıyla tamamlanması gerekli olan ve bayii ile anlaşılan eşyanın satın alınması için 1500 liralık ödeneğe ihtiyaç bulunduğuna ve bütçenin,misafir ve ziyaretçi ağırlama tertibinde hâlen mevcut olan ödeneğin yetmeyeceğinin anlaşılmış olmasına dayanarak sözkonusu bu iş için 1500 liralık ödenek eklenmesi gerektiği için,sigorta şirketlerinden tahsil olunan itfaiye payının bütçede kabul edilen 20000 lira olduğu hâlde 27 Nisan 1932'ye kadar 15,177,75 lira fazlasıyla,37,177,75 lira tahsilat vuku bulmuş olduğu için sözkonusu fazlalıktan ... 1500 lirasının misafir ve ziyaretçi ağırlama tertibine ek ödenek olarak konulması konusunun görüşülmesine ilişkin belediye başkanlığının 30 Nisan 1932 tarih ve 5031 no'lu yazısı incelenerek ve gereği görüşülerek,konunun ilgisi dolayısıyla görüşülmesi ve gereğinin karara bağlanması için evrakının takımıyla şehir meclisi sayın heyetine sunulmasına" karar verildiği yazar mazbatada.(17)

Sonuç itibariyle Mustafa Kemal,"İzmir"in kendisine hediye ettiği bu konakta,İzmir'e yaptığı yedi ziyarette toplam 35 gün kalmıştır.(18)

Fedakâr İzmir

Elbette İzmir halkı "Ulu Önder”i için hiçbir fedakârlıktan kaçınmaz;ancak,belediye bütçesinden ayrılan parayla satın alınmış ve belediye meclisi kararıyla "tapusuyla" hediye edilmiş bir evin altı yıl sonra yatak takımının yine belediye bütçesinden karşılanması gariptir.Üstelik şehir bütçesi çok kısıtlıdır ve hayati ihtiyaçlar karşılanamamaktadır.

İlginç tesadüf,"yatak odası mefruşatı" kararının alındığı oturumdan bir öncesinde İzmir Valisi Kâzım Paşa'nın bir mektubu okunmuştur.Şöyle yazar Vali Paşa:

"... Halka hakkıyla faydalı olabilmeyi sağlayacak esasları tespit ve bu esasları gözönünde bulundurmak ve başarmakla belediyeleri görevli kılmış olan kanunlarımızın emirleri incelenirse,belediyemizin yapmakla görevli olduğu şeylerin en esaslılarını bile yapamadığı görülür...En doğal ve zorunlu sayılabilecek olan akıl hastaneleri,hastaneler,dispanserler,doğum evlerimiz yoktur...Bu kurumların belediyece tesis edilmemiş bulunuşunda kanuna uygunsuzluk olduğu görülür...Belediye hekimlerinin... esnafın belirli denetimlerini,gıda maddelerinin sağlığa uygun olmasını sağlamak gibi en esaslı ve sayılı görevlerinden birini tamamen yerine getirememek durumuna düştüğünü söylemek bile gereksizdir...Belediyemiz hekim kadrosunun yetersizliği ve mevcut hekimlerin sağlık denetimlerine bile yetişemedikleri meydanda olmakla beraber,fakir halkın muayeneye,tedaviye muhtaç hastalarının ihmali doğru görülmeyerek mevcut hekimlere bir de âdetâ dispanser muayeneleri görevi yüklenmiştir...Bunun içindir ki belediyenin mevcut sağlık ve hayır işleri kadrosunun... genişletilmesi zorunluluğuna dikkat çekiyoruz...Binlerce fakir hastaların dertlerine çare bulunmasını sağlamak için;en aşağı iki-üç tane dispanser kurulmasını;Çocuk Yuvası kadrosunun genişletilmesini; ... salgın hastalıklar istilasına mani olan... tebhirhane (tütsüleme evi) inşası için,bu seneden itibaren mümkün olan ödeneğin ayrılmasını gerekli gördüğümü belirtmek isterim efendim.27 Nisan 1932"(19)

Üstelik meclisin üçüncü oturumunda Belediye Başkanı Dr.Behçet Uz parasızlık derdiyle sızlanmaktadır:

"Geçen gün yağan yağmur yaz yağmuru olduğu hâlde yine birçok lağımlarımızı patlatmıştır,her sene zararımız artmaktadır.Buna rağmen önümüzdeki sene için bütçemize bir şey koymak imkânını bulamadık... bütçede görüleceği gibi lağım için ancak altı bin lira kadar bir para koyamadık...İlk tedbir olarak 70 bin lira lâzımdır..."(20)

İzmir'e hastane,dispanser lâzımdır,hekimler lâzımdır,kanalizasyon ve yağmur suyu tesisatı lâzımdır,ama kasada para yoktur.Yine de "Gazi Paşa Konağı" için masraftan kaçılmaz!

"Mustafa Kemal'in vefatı üzerine,ev kızkardeşi Makbule Boysan'a veraset yoluyla intikal" eder ve 25 Eylül 1940'ta İzmir Belediyesi binayı müze yapmak üzere bir kez daha satın alır!(21)

İzmir şehri,1926'da satın alıp sağlığında Mustafa Kemal'e "hediye" ettiği Ispartalıyan (ya da son sahibinin adıyla Takfor Efendi) Konağı'nı,Mustafa Kemal'in ölümünden sonra,1940'ta,bu kez de vârisinden satın alır ve merhum Ata'sına "Atatürk Müzesi" olarak bir kez daha hediye eder...

***

1-Engin Berber,İzmir 1876 ve 1908,(Yunanca Rehberlere Göre Meşrutiyette İzmir),İzmir:İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Kitaplığı,2008,s.53.
2-Elke Hartmann,"The 'Loyal Nation' and Its Deputies:The Armenians in the First Ottoman Parliament",The First Ottoman Experiment in Democracy (ed.Christoph Herzog,Malek Sharif),Würzburg,2010,s.199.
3-Didem Akyol Altun,"Cumhuriyet Öncesi Dönemde İzmir Hastanelerinin Mekânsal Gelişimi",Tarih İncelemeleri Dergisi 29/2 (2014):405-443.
4-"Anadolu vilayatı baide ahalisinin ıslahı ahvaline dair takrir",Meclis-i Mebusan Zabıt Ceridesi,(Ankara:TBMM Basımevi,1982),c.2,s.224-225.
5-"Memalik-i Osmaniyenin müessesatı ecnebiye hakkında ittihazı muktazi tedabire dair takrir",a.g.e.,s.224.
6-Charles Edouard Goad'a ait 1905 tarihli İzmir Sigorta Haritaları,İzmir Milli Kütüphanesi.
7-Aynı yerde.
8-Aynı yerde.
9-Engin Berber,a.g.e.,s.111.
10-"5 No'lu Beyanname",Ahenk,18 Eylül 1922;"7 No'lu Beyanname",Ahenk,2 Ekim 1922.
11-TBMM Gizli Oturum Tutanakları 11 Eylül 1922;29 Kasım 1922;25 Kasım 1922;7 Aralık 1922.Ayrıca bkz.Talât Ulusoy,"Büyük İzmir Soygunu" (https://yuzlesmeatolyesi.wordpress.com)
12-(http://www.kultur.gov.tr/TR,25319/izmir---ataturk-muzesi.html)
13-(http://www.kultur.gov.tr/TR,25319/izmir---ataturk-muzesi.html)
14-Bkz.Talât Ulusoy,a.g.m.
15-Latif Taşdemir,Atatürk'ün İzmir Ziyaretleri ve Kaynakçalı Kronolojisi (http://atailkuyg.ege.edu.tr/files/l_d-ata_izmir.pdf)
16-(http://www.kultur.gov.tr/TR,25319/izmir---ataturk-muzesi.html)
17-İzmir Belediyesi Şehir Meclisi toplantısı,Zabıtname Defteri,6. Oturum,Nisan 1932,s.13.
18-Latif Taşdemir,a.g.m.
19-İzmir Belediyesi Şehir Meclisi toplantısı,Zabıtname Defteri,5. Oturum,Nisan 1932,s.2-3.
20-İzmir Belediyesi Şehir Meclisi toplantısı,Zabıtname Defteri,3. Oturum,Nisan 1932,s.19.
21-(http://www.kultur.gov.tr/TR,25319/izmir---ataturk-muzesi.html)

*Talât Ulusoy,Ispartalıyanlar ve Kordon'daki Konak,Toplumsal Tarih,Sayı:264,Aralık 2015,s.76-79.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder