23 Ocak 2016 Cumartesi

12 Eylül'den Unutulan Bir Mağduriyet Öyküsü:Manuel Yergatyan/Emre Can Dağlıoğlu*

Askerî rejimin baskısının en somut örneklerinden biri de toplumun tanınan isimlerinden,Kudüs Ruhban Okulu'nda görevli Türkiyeli Ermeni rahip Hayko (Manuel) Eldemir'in (Yergatyan) darbeden kısa bir süre sonra "kimsenin anlayamadığı bir sebeple" tutuklanması,toplumun önemli simalarıyla birlikte işkenceden geçirilmesi ve uzun süre hapiste tutulmasıydı.Rahip Yergatyan'ın zorlu hikâyesi,soykırım bahsinde Ermeni toplumunun nasıl sessizleştirildiğine yönelik önemli ipuçları içermesinin yanı sıra,medyanın kendiliğinden bu sürecin önemli bir aracı olduğunu da gözler önüne seriyor.

Ellinci yıldönümü olan 1965'te yapılan anmalarla dünyada yenilen duyulmaya başlanan Ermeni Soykırımı,1970'lerin başından itibaren ASALA ve Adalet Komandoları örgütlerinin Türkiyeli diplomatlara yönelik suikastlarıyla dünya gündemine taşındı.Türkiye,1965'te kamuoyunun yaşadığı şaşkınlığı,Batı ülkelerinde işlenen cinayetlerin ardından da uzun bir süre üzerinden atamayacaktı.(1) 12 Eylül darbesi bu anlamda Türkiye'nin "yardımına yetişmiş oldu" ve altmış beş yıldır süren soykırım inkârı,askerî rejim tarafından resmî düzeyde kurumsallaştırıldı.Bu kurumsallaşma aynı zamanda devletin askerî rejim tarafından yeniden organize edilmesi anlamına geliyordu ve darbenin meşrulaştırılması için "Ermeni meselesi" önemli bir araç hâline getirildi.(2) 12 Eylül öncesinde devletin zafiyete düşürülmesinden ötürü Ermeni diasporasının cesaret bulduğu tezi sıklıkla işlendi.Bu bağlamda,"Ermeni meselesi" tüm tarihsel bağlarından kopartılarak güvenlik meselesi parantezine hapsedildi.Diğer yandan,dünyaya karşı Türkiye'yi "savunacak" bir resmî anlatı,Dışişleri Bakanlığı ve üniversiteler tarafından üretildi,medya ve
milli eğitim aracılığıyla yaygınlaştırıldı ve bu anlatı üzerindeki denetim MGK aracılığıyla merkezileştirildi.(3) Dışarıda olduğu kadar içeride de kamuoyu oluşturulmasını amaçlayan bu hamleler Türkiyeli Ermenilere yönelik baskının artırılmasını da beraberinde getirdi.Dışarıdaki "kötü" Ermeni diasporası ile içerideki "iyi" Ermeniler arasına Cumhuriyet dönemince konan ayrım devlet eliyle keskinleştirildi ve Ermeni toplumu,fiziksel ve psikolojik anlamda zora başvurularak,bu çerçeveye sığmak zorunda bırakıldı.Askerî rejimin bu baskısının en somut örneklerinden biri de toplumun tanınan isimlerinden Kudüs Ruhban Okulu'nda görevli olan Türkiyeli Ermeni rahip Hayko (Manuel) Eldemir'in (Yergatyan) darbeden kısa bir süre sonra "kimsenin anlayamadığı bir sebeple" tutuklanması,toplumun önemli simalarıyla birlikte işkenceden geçirilmesi ve uzun süre hapiste tutulmasıydı.Rahip Yergatyan'ın bu zorlu hikâyesi,soykırım bahsinde Ermeni toplumunun nasıl sessizleştirildiğine yönelik önemli ipuçları içermesinin yanı sıra,medyanın kendiliğinden bu sürecin önemli bir aracı olduğunu gözler önüne seriyor.

Yergatyan'ın Hikâyesi


Yergatyan 1954'te İstanbul'da do
ğar.İlk ve ortaokulu Gedikpaşa Surp Hovhannes Ermeni Okulu'nda tamamladıktan sonra,14 yaşında Kudüs'te bulunan Ruhban Okulu'na [Jarankavorats] teoloji eğitimi almak için gider.1973'te Manuel ruhani ismiyle diyakoz [sargavak] olarak takdis edilmesinin ardından,askerliğini yapmak için Türkiye'ye döner ve 1976'da ise bu kez rahip olarak takdis edilir.1978'e kadar Oxford'da bulunan bir kolejde uzaktan eğitim görür ve o yıl tekrar Kudüs'e bu kez okulun başrahibi olarak geri döner.Kudüs İbrani Üniversitesi'nde Restorasyon Bölümü'nde okurken,aynı zamanda okulda tarih hocası olarak görev almaya başlar.(4)

Bu sırada Türkiye'de askerî cuntanın yönetime el koymasıyla,milyonlarca insan gibi Yergatyan'ın da hayatı de
ğişir.Darbeden yaklaşık bir ay sonra,10 Ekim 1980'de,kısa bir ziyaret için geldiği Türkiye'den eğitim görmek için onunla beraber Kudüs'e gidecek olan öğrencileriyle birlikte Yeşilköy Havaalanı'nda güvenlik kontrolünden geçerken hakkında ihbar olduğu gerekçesiyle gözaltına alınır.(5) İlk sorgusu havaalanında bir odada yapılır.Kudüs'e öğrencileri ne amaçla götürdüğü üzerine sorulan birkaç sorudan sonra,odadan çıkması söylenir.Geri çağrıldığında ise bavulunda kendisinin koymadığı belgeler ve bir haritayla "terörle bağının ispatlandığını" görür.Yergatyan,daha sonra o anı "Büyük bir şeyler döndüğünü o zaman anladım" diye anlatacaktır.(6)

Mahkemeye delil olarak sunulan bu "suç aletleri",Ermeni halk oyunları kaseti,1888 yılına ait ve Venedikli Mıkhitarist rahipler tarafından çizi
len bir "tarihi Ermenistan" haritası,(7) Sovyet Ermenistan'ında yayımlanan Hayreniki Dzayn [Vatanın Sesi] gazetesi(8) ile ASALA ve Taşnaktsutyun'a ait olduğu söylenen yayınlardır.(9) Daha sonra mahkemede bavulunda bulunan bir kitap da ısrarla sorulacaktır.Yergatyan'ın yanında olan o kitap da,Simon Simonyan'ın(10) 1950'lerde yazdığı ve Kudüs'te ders kitabı olarak okutulan Hayots Badmutyun'dur [Ermeni Tarihi].(11) Bu delillerden yola çıkarak Kudüs'e götürdüğü öğrencilere "terör" eğitimi vereceği kanısına varılır.

Bu çerçevede öğrenciler ve Yergatyan'ın yanı sıra,Ermeni top
lumunun tanınan yedi siması da aceleyle gözaltına alınır.(12) Meselenin hukuki kılıfını ise Yergatyan'ın üzerinde bulunan bir miktar döviz oluşturur.Kudüs'te rahip olmaya giden öğrencilere ait olduğu açık olan o para,dönemin Türk Parasının Değerini Koruma Kanunu gereği döviz taşımak yasak olduğundan suç unsuru kabul edilmiştir.(13) Bu kapsamda,"parayı vereni de,parayı dövize çevireni de,çocukların Kudüs'e gidip okumalarını salık vereni de toplarlar."(14)

12 Eylül döneminin en ünlü işken
cehanelerinden Samandıra'ya götürülen onbir kişiye işkence yapılır.Yergatyan'ın el ve ayak tırnakları sökülür,vücuduna elektrik verilir.(15) Bir ay boyunca hepsi düzenli olarak dayağa maruz kalır:(16)

"Beni küçük bir hücreye kapattılar.Ve burada işkenceye başladılar.Ne söylerlerse evet diyene kadar dö
vüyorlardı.Sen 'itiraf' edene kadar dayak durmuyordu.Orada 30 veya 31 gün kaldım ve her gün dayak,çok ağır dayak yedim.O insanların vicdanı yoktu.Kudüs'teki uzun yıllardan sonra,Türkçem zayıflamıştı.Konuşurken arada Ermenice,Arapça,İbranice ve İngilizce kelimeler de kullanıyordum.Türkçem akıcı değildi.Bunu anlamadılar.Onlardan bir şeyler sakladığımı düşünerek,beni daha fazla dövdüler.Bir aylık sorgulamanın ardından,bazı kâğıtları imzaladım.Bunun ardından gözlerimi bağlayarak beni İstanbul'a götürdüler.Benim davamla ilişkili olan yedi tutuklu daha vardı.Onları da her gün dövüyorlardı."

Soruşturma kapsamında gözaltında tutulan tüm isimler,bir aylık Samandıra sürecinin ardından onbeş gün de Selimiye Kışlası'nda tutulur.Kasım ayının sonuna doğru hâkim karşısına çıktıklarında karar,Yergatyan haricindeki herkesin salıverilmesi olur.Yergatyan tutuklanırken,diğer kişilerin de mahkemede tanık olarak dinlenmesine karar verilir ve yurtdışına çıkmaları yasaklanır.(17) Yergatyan'a yöneltilen ilk suçlama ise ASALA'yla kuvvetli bir bağı olduğu ve öğrencileri Kudüs'e "terörist yapmak için" götürdüğüdür.Bu ortam içerisinde Yergatyan,mahkeme için sırasının gelmesini beklerken,1981'in sonbaharında Paris'te yaşanacak bir olay bu süreyi uzatacaktır. 

Van Operasyonu


Türkiye Paris Başkonsolosluğu,24 Eylül 1981'de dört ASALA militanı tarafından "Van Operasyonu" kapsa
mında basılır.Kapıdaki güvenlik görevlisini öldüren militanlar,içeride bulunan başkonsolos dâhil 56 kişiyi rehin alır.Rehinelerden biri,akşam saatlerinde başkonsolosluğun bulunduğu katın penceresinden "Yeğiya Keşişyan İntihar Komandoları" adına şu isteklerinin yazılı olduğu bir kâğıt bırakır:"Türkiye'de yaşayan Ermenilerin seyahat ve ifade özgürlüklerinin sağlanacağına dair devlet garantisi verilmesi,uluslararası bir organizasyonun Türkiye'de Ermenilere ait kültürel kurumların etkinliklerini kontrol etmesi ve iki din adamı Manuel Yergatyan ve Hrant Küçükgüzelyan ile beş Türk ve beş Kürt devrimcinin(18) serbest bırakılması."(19) Bunun üzerine uluslararası basına konuşan başkonsolosluk çalışanı ise "Türkiye'de tutuklu Ermeni yok,aşırı sağcılar ve aşırı solcular var" diyerek soruları savuşturmaya çalışır.

Paris'te rehine krizi yaşanırken,Tür
kiye gazeteleri ise mikrofonları hiç vakit kaybetmeden dönemin Ermeni Patriği Şınorhk Kalustyan'a çevirir.Türkiye'de siyasi tutuklu Ermeni bulunmadığını belirten Kalustyan,sadece meslekleri rahiplik olan iki Ermeni tutuklunun varolduğunu,onların da sıraları gelmediği için mahkeme huzuruna çıkmadıklarını söyler.

Cumhuriyet gazetesine göre,bu rahiplerden Yergatyan döviz ka
çakçılığıyla suçlanmaktadır.Tutuklu bulunan diğer rahip Hrant Küçükgüzelyan'ın ise "Ermeni çocukları Anadolu'nun uzak yerlerinden İstanbul'a getirdiği ve onlara Ermeni din ve dil eğitimi verdiği"(20) bildirilir.Aynı zamanda,Küçükgüzelyan'ın "Avrupa'daki çeşitli insan hakları örgütlerine mektup göndererek Türkleri kötülediği ve Türkiye'deki Ermeni toplumunun ağır sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu bildirdiği" öğrenilmiştir.(21) Hürriyet gazetesine göre ise Küçükgüzelyan,"küçük yaştaki çocuklara yasak kitaplar dağıttığı için yakalanmış" ve daha sonra "gizli Ermeni örgütleriyle ilişkide olduğu" ortaya çıkarılmıştır.Aynı gazete,isnat edilen suçlarla dahi ilgisi olmayan bir Yergatyan portresi çizerek,Yergatyan'ın sahte pasaportla Suriye sınırından Türkiye'ye girmeye çalışırken üzerinde iki tabanca,üç bomba ve gizli belgelerle yakalanan bir ASALA militanı olduğunu ileri sürer.(22)

Militanlar ertesi gün rehineleri ser
best bırakarak Fransa polisine teslim olurken,bu eylem can kaybı olmadan atlatılsa da 26 Eylül 1980'de Paris'te ve 2 Nisan 1981'de Kopenhag'da yaşanan küçük saldırıların ardından askerî rejim için ilk büyük ASALA saldırısıdır ve yoğun bir propaganda döneminin başlangıcı olur.Yergatyan içinse bu dönem,mahkeme önüne çıkmak için on ay daha beklemek ve hapishanede daha ağır muamele anlamına gelmektedir:(23)

"Diğer tutuklular bana zarar verme
diler,ancak hapishanede inanılmaz bir psikolojik işkence vardı.Tuvalete gitmene izin vermiyorlardı;yemeğini geç getiriyorlardı;doktora görünmene izin vermiyorlardı;hastalandığında ilaç vermiyorlardı;kitap okuyorsan,ışıkları kapatıyorlardı;ayağa kalkarsan,oturmanı söylüyorlardı.Farklı çeşitlerde psikolojik baskı uyguladılar.Genelde gardiyanlar seni koğuştan çıkarıyorlar ve gelişigüzel vuruyorlardı, sadece eğlenmek için..."

Patrik Kalustyan da üç yıl sonra yaptığı ABD ziyareti sırasında,Van
Operasyonu'nun Yergatyan'ın durumuna etkisini şöyle değerlendirecektir:"Ermeni teröristler Paris'teki Türk Başkonosluğu'nu bastıklarında,taleplerinden biri de Peder Yergatyan'ın serbest bırakılmasıydı.Bu,doğal olarak ASALA'yla ilişkisi olup olmadığını anlamak için onun daha fazla araştırılmasına yol açtı.Bu onun durumunu daha kötüye götürdü."(24)

Mahkeme Başlıyor


Askerî savcı,Mayıs 1982'de Yergat
yan hakkındaki iddianameyi hazırlar ve 1 Numaralı Askeri Mahkeme'de "Türkiye aleyhinde faaliyetlerde bulunmak,ırkçılık ve bölücülük propagandası ve Atatürk Kanunu'na aykırı davranmak" suçlarıyla davayı açar.Savcı "Yakın geçmişin en mühim ve dehşet verici olaylarından biri olan Ermeni meselesinin yeniden canlandırılmak istendiğine şahit olmaktayız" diyerek başladığı iddianamenin sonuç bölümünde şunları yazar:"Sanık Hayko Manuel Eldemir,siyaset yapmak bir yana Türk ve Ermeni toplumlarını birbirine düşürmeye çalışan silahlı katillerle müşterek çalışma içine girmiştir."(25)

29 Haziran 1982'ye gelindiğinde Yer
gatyan ilk kez hâkim karşısındadır.Savcı,"Kudüs'teki görevi sırasında Türkiye ve Türklük aleyhine yoğun faaliyet göstermek" ve "Türk ve Ermeni toplumlarını birbirine düşürmeye çalışan silahlı katillerle işbirliği içinde olmak" eylemlerinin yanı sıra "köpeğine Atatürk adını koymak"tan ötürü Yergatyan'ı suçlu bulmuştur(26) ve hakkında toplamda en az on yıl hapis cezası ister.Aynı celsede,bu suçlamalar mahkemede dinlenen dokuz Ermeni tanığa sorulur ve hepsi de Yergatyan'ın Türkiye aleyhine konuşmalar yaptığını ve faaliyette bulunduğunu bilmediklerini söyler.Yergatyan'ın tahliye talebi reddedilirken,havaalanında rahibi yakalayan polis memurları ile bir öğrencisinin tanık olarak dinlenmesi kararıyla mahkeme ileri bir tarihe ertelenir.(27)

27 Temmuz 1982 tarihindeki ikinci duruşma Yergatyan'ın davasında
önemli bir kırılmaya neden olacaktır.Hakkında kovuşturmaya gerek olmadığına karar verilen öğrenci Mikayel (Mikail) Sağlam,"zor ve baskı altında alınan" ve iddianameye temel oluşturan ifadelerini(28) bir kez de mahkemede tekrarlar.Mikayel,Yergatyan'ın her fırsatta Türk düşmanlığını gösterdiğini ve köpeğini Türk büyüğünün adıyla çağırdığını kendisinin duymadığını,ancak üst sınıflarda okuyan bazı kimselerin buna şahit olduğunu söyler ve devam eder:(29)

"Hayko Eldemir tarih dersi okutuyordu.Türkiye'nin doğu kısmındaki bir bölüm toprakların Ermenilere ait olduğunu,Türkiye'de Ermenilere kötü davrandıklarını,1940'ta Ermenilerin katledildiğini,bu toprakların eninde sonunda Ermenilerin olacağını söylüyordu.1915 Katliamı'nın yıldönümü olan 20 Nisan 1980 günü Ruhban Okulu'nun konferans salonunda kutlamalar yapıldı ve sahnenin süslenmesini Hayko Manuel Eldemir yaptı."
[İtalikler bana ait]

Hürriyet gazetesine göre,bu "süslemeler" "Güney ve Doğu Anadolu'yu içine alan Ermenistan haritası" ile "sahneye dizilen kuru kafalar"dır ve bir ayin için yapılmıştır.(30)

Tanık Patrik Kalustyan


Yergatyan iddialara yönelik itirazları kâr etmeyecek olsa da bu iddiaların sorulması için Patrik Kalustyan'ın mahkemede tanık olarak dinlenme
sini ister.(31) Bir sonraki duruşmaya kilisenin tüm dinî hiyerarşisini yıkarak tanık olarak gelen Patrik Kalustyan,(32) Yergatyan hakkında ileri sürülen iddialar üzerine kendisinin de soruşturma yaptığını,ancak hiçbir kanıt bulamadığını belirtir.(33) Hürriyet ise mahkeme sonlanmadan Yergatyan hakkında hükmünü vermiştir ve bu duruşmanın haberini sürmanşetten "Patrik,Türk düşmanı papazı savundu" başlığıyla okurlarına duyurur.(34)

Yergatyan'ın isteğiyle tanık olarak çağrılacağı belirtilen eski Kudüs Baş
konsolosu Yusuf Kadri Dicle mahkemeye iştirak etmezken,diğer tanıklar Artin Ateş (ruhani ismiyle Başepiskopos Aram Ateşyan,bugünün Türkiye Ermenileri Patrik Genel Vekili) ile Simon Ergüneş'in suçlamalarla ilgili bir şey duymadıkları ve iddiaların doğru olacağını tahmin etmedikleri yönündeki ifadeleri de mahkeme tarafından dikkate alınmayacaktır.1 Mart 1983'e gelindiğinde ise askerî savcı,esas hakkında görüşünü bildirir.Bölücülük propagandası ve Atatürk Kanunu'na muhalefetten mahkûmiyet gerektirecek yeterli kanıt bulunamadığını belirten savcı,Yergatyan'ın "din adamı sıfatıyla yurtdışında Türkiye ve Türklük aleyhine çalışmalar yaptığına" kanaat getirerek altı yıl sekiz ay ağır hapis cezası ister.(35) Ancak karar duruşması tarihi olarak belirlenen 18 Mart'tan yaklaşık bir hafta önce Belgrad'da işlenen cinayetin faturası Yergatyan'a çıkarılacaktır.

Büyükelçi Balkar Suikastı

9 Mart günü,Türkiye Belgrad Büyükelçisi Galip Balkar,Adalet Komandoları militanları tarafından makam otomobilindeyken öldürülür.(36) Dönemin devlet başkanı Kenan Evren,Türkiye'nin artık sabrının taştığını vurgularken,Dışişleri Bakanı İlter Türkmen de "teröre destek verdiğini düşündükleri" Lübnan'a ani bir ziyarette bulunur ve ASALA konusunda Lübnan'ı sert biçimde uyarır.(37) Aynı şekilde,Yergatyan'ın cezaevinden arkadaşı Yalçın Küçük'e göre,bu cinayet Askerî Mahkeme'yi de çok kızdırır ve Yergatyan'ın cezası son duruşmada katlanır.Patrik Kalustyan da Küçük'le aynı fikirdedir.Kalustyan sadece Kudüs'te "Türkiye karşıtı" bir gösteriye katıldığı ispatlanabilen Yergatyan birkaç yıl ceza alacakken,Balkar'ın öldürülmesiyle durumun çok ağırlaştığını belirtir.Yergatyan da bu durumu şöyle anlatır:"ASALA'nın operasyonları benim davama yaramadı.Mahkeme ben hapiste olduğum için ASALA'nın eylemlerini artırdığını düşündü."(38)

Zira 18 Mart günü mahkeme Yergatyan'ın "Türkiye aleyhine ey
lemlere katılmaktan" Türk Ceza Kanunu'nun 140. ve 242/3. maddeleri uyarınca oybirliğiyle ondört yıl ağır hapis cezasına çarptırılmasına,ayrıca ömür boyu kamu hizmetlerinden men edilmesine ve hapis cezası sonrasında dört yıl sekiz ay Gümüşhane'de gözetim altında tutulmasına karar verir.(39) Davanın temyiz duruşması Askerî Yargıtay'da görülmeden çok kısa bir süre önce de,ASALA'nın son büyük eylemlerinden biri olan Paris Orly Havalimanı saldırısı gerçekleşir.15 Temmuz 1983'te düzenlenen saldırı sonucunda sekiz kişi hayatını kaybeder.Fransa polisi,Varujan Garabedyan'la birlikte Türkiye vatandaşı olan Ohannes Semerci ve Soner Nayır'ı tutuklar.Nayır ile Semerci'nin bir dönemde Kudüs'te eğitim görmüş olması,akıllara yine Yergatyan'ın ASALA'yla bağını getirecektir.(40) Ağustos ayında ise Askerî Yargıtay,Yergatyan'ın cezasını aynen onaylayacaktır.(41)

Yergatyan'ın Yalnızlığı


Yergatyan'ın ondört yıl ceza alma sıyla özellikle Avrupa'daki Katolik ve Protestan kiliseler ve kuruluşlar harekete geçer.Kamuoyu yaratmak için sarfedilen çabaların sonucun
da,Uluslararası Af Örgütü Mayıs 1983'te Yergatyan'ı "sadece Ermeni olmasından ötürü cezaevinde tutulan düşünce suçlusu" ilan eder.(42) ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Nancy Johnson,Yergatyan'ın serbest bırakılmaması durumunda bir sonraki sene Türkiye'ye verilen yardımın kesilmesi için mücadele edeceğini açıklar.(43) Kudüs'ten bir Benedikten rahibinin çabasıyla,Federal Almanya Cumhuriyeti Şansölyesi Helmut Kohl 9 Temmuz 1985'te Başbakan Turgut Özal'la görüşmesinde serbest bırakılmasını talep ettiği 45 kişi arasına Yergatyan'ın da adını ekleyecektir.Uluslararası kamuoyunun bu baskısı hiç olmazsa cezaevi koşullarında iyileşme sağlayacaktır.Dönemin Kudüs Ermeni Patriği Yeğişe Derderian'ın diplomatik kanalları zorlaması ve Hollanda'nın araya girmesiyle,1984 yılının başında Yergatyan Çanakkale Cezaevi'ne nakledilir.Bu değişiklik,Yergatyan için işkenceden kurtulmak ve daha rahat koğuş imkânlarına sahip olmak anlamına gelecektir.(44)

Yergatyan yine de huzurlu değildir,çünkü Türkiye'deki Ermeni toplumu tarafından tamamen yalnız bırakıl
mıştır.(45) 12 Eylül'ün baskı ortamında kimse "tescilli bir terörist"le yakın görünmek istememiş,ceza alması üzerine sevgilisi dahi ondan uzaklaşmıştır.Özellikle Patrikhane'nin ilgisizliğine çok kırılır.Sağlık ve para durumuyla ilgili defalarca telgraf çekse de,ancak 1986'nın Ocak ayında bir papaz ile bir rahibe ziyaretine gelir.Bu süreç içerisinde kendisiyle Yalçın Küçük,Bilgesu Erenus ve Hrant Dink ilgilenmeye çalışır.(46)

Fransa'da Orly saldırısı davasının ka
rar oturumu yaklaştıkça Türkiye medyası Yergatyan'ı bir kez daha hatırlar.18 Şubat 1985'te Milliyet gazetesi,Hürriyet'in daha önce yaptığına çok benzeyen bir habere imza atar.Gazeteye göre,"silahlı papaz" diye nitelenen Yergatyan'ın "seyyar cephanelik hâlinde" Suriye sınırında yakalanması "Ermeni Patrikhanesi üzerindeki kuşkuları" artırmıştır.Hürriyet ise 3 Mart 1985 tarihli sayısında,Yergatyan'ın fotoğrafını sürmanşetten "İşte üç caninin hocası papaz Hayko" başlığıyla ve öğrencilerine terörizm aşıladığı iddiasıyla verir.(47) Bu haberler,cezaevi yönetiminin ve mahkûmların Yergatyan'a tavır almasına ve rahibin daha da yalnızlaşmasına neden olur.(48)

Yergatyan 1986 yılında ilan edilen genel afla birlikte cezaevinden çıkar,fakat dışarıda da tacizlerle karşılaş
maya devam eder.Birkaç kez daha gözaltına alınır;1988 yılında bu kez tarihi eser kaçakçılığıyla suçlanarak tutuklanır,ancak kısa süre sonra serbest bırakılır.(49) Bu siyasi baskı ortamının ailesini de rahatsız etmeye başlamasıyla yurtdışına çıkmaya karar verir ve 1990 yılında Hollanda'daki Amsterdam ve Almelo Ermeni Kiliseleri'nde rahip olarak görev alır.(50) Cezaevi şartlarının ve işkencenin yarattığı ciddi sağlık sorunlarının ardından Yergatyan,11 Şubat 2004'te Hollanda'da hayata veda eder.(51)

Bitirirken:Yergatyan Neden Hedef Seçildi?


Yergatyan'ın neden hedef seçildiği hâlen bir muamma,ancak bu konuda bazı isimlerin kendilerine göre açıklamaları mevcut.Yergatyan "12 Eylül rejiminin terörizmle ilgili bir şeyler yaptığını göstermesi için" diyerek hedef seçilmesini açıklar.
(52) Yukarıda belirtildiği gibi,"Ermeni meselesi"ni bir güvenlik sorunu parantezine hapsetmeye çalışan askerî rejimin,kamuoyuna meseleyi bu yönüyle ele aldığını göstermek istemesinin önemli nedenlerden biri olduğu açıktır.

Yalçın Küçük'e göre ise devlet "Rahip Efendi'ye diz çöktürmeyi ve kendini reddetmesini" istemekte ve böylece Yergatyan'ın propaganda malzemesi olabileceğini öngörmektedir.
(53) Zira benzer bir süreç,7 Ağustos 1982'de Esenboğa Havalimanı saldırısını gerçekleştiren iki eylemciden biri olan Levon Ekmekçiyan için işletilmiştir.Askerî mahkemece yargılanan Ekmekçiyan'ın dava sürecinden idam edilişine kadar dile getirdiği -veya getirmek zorunda kaldığı- "Ermenilerin esas düşmanının ASALA olduğu" ve "Türk milletinin âlicenaplığı" içerikli cümleler gazeteler ve televizyonda defalarca kez yer bulmuştur.(54) Ekmekçiyan'ın "örgüt tarafından beyninin yıkandığı" ifadelerine benzer şekilde,Yergatyan'ın avukatı Celalettin Nurcivan da müvekkilinin bazı eylemlerini başkalarının tehdidiyle yaptığını mahkemede belirtmiştir.(55)

Hrant Dink ise Yergatyan'ı "12 Eylül'ün her kesimden olduğu gibi gayrimüslimlerden seçtiği kurban" olarak niteler.
(56) Yukarıda belirtildiği gibi,12 Eylül rejimi açık bir şekilde "iyi Ermeni-kötü Ermeni" ayrımı yapmaya çabalarken,ülke içindeki Ermeni toplumunu da siyaseten baskı altına almaktan geri durmaz.Bu süreç içerisinde iki dinadamının ve Yergatyan'la birlikte tutuklanan Ermeni toplumunun tanınan diğer isimlerinin işkenceden geçmesi ve "sudan sebeplerle" yargılanması,rejimin istediği şekilde korku duvarlarının yükselmesine neden olur.Bu korkunun en somut örneklerinden biri de,cezaevi süreci boyunca Yergatyan'la Ermeni toplumundan neredeyse kimsenin temas kurmamasıdır.Ayrıca ASALA ve Adalet Komandoları'nın üstlendiği neredeyse her saldırıdan sonra gözler Türkiye Ermeni toplumunun ne diyeceğine çevrilirken,bir yandan da cezaevinde ve askerde bulunan Ermenilere yönelik fiziksel ve psikolojik baskı önemli ölçüde artar.Zira bu baskı ortamının siyasi istikrarsızlık ve şiddetle birleşmesi,hatırı sayılır bir Ermeni nüfusun yurtdışına göç etmesiyle sonuçlanacaktır.(57)

Tüm bunlara ek olarak,Yergatyan'ın bu "içeriye nizam verme" sürecinde hedef seçilmesinin sebepleri arasın
da,kötü olarak nitelenen "dışarıdaki Ermeniler"le açık bir bağı olan Yergatyan üzerinden,Türkiyeli Ermenilerin Ermeni diasporasıyla iletişimini kuşkulu ve korku verici bir hâle getirilmesi de sayılabilir.Zira Yergatyan'ın davası birkaç Ermeni gencini yurtdışına göndermekle ilgilidir.Bu davada Yergatyan dışındaki isimler salıverilir,ancak yaşadıkları işkencenin ağırlığıyla on kişiden biri kısa bir süre sonra kalp krizi geçirerek ölürken,yetmiş yaşında olan bir diğeri de çıktıktan sonra akıl sağlığını kaybeder.Bu işkence sisteminden "siyasetle ilgisi olmayan" isimlerin "Kudüs'le bir şekilde bağ kurdukları" için geçmiş olmaları,toplum üzerinde bu anlamda uzun yıllar devam edecek olan bir ağırlık yaratır.(58)

Ayrıca Yergatyan'ı öne çıkaran bir diğer durum,gerçekten Kudüs'te 1980'de yapılan 24 Nisan anmasına katılmasıdır;dolayısıyla ceza aldığı esas eylemin bu anma olduğunun altını çizmek gerekir.Bu anlamda 12 Eylül rejimi,yurtdışında yapılan 24 Nisan anmalarına karşı takındığı şiddetli tavrın bir yansıması ola
rak "24 Nisan anması"nı yasadışı ve doğrudan Türkiye aleyhine faaliyet olarak gördüğünü bu mahkeme kararıyla tesciller.Böylece Ermeni Soykırımı inkârının örgütlenmesine dair önemli bir adım atılır.Aynı şekilde,gazetelerin Yergatyan'ın öğrencisinin ifadelerine dayanarak çizdiği 24 Nisan anması portrelerinin âdetâ "Türkiye'ye karşı düşmanlığın körüklendiği kötücül ayinler" gibi olması da bu anlamda dikkat çekicidir...

Not:
Bu yazı,1980 darbesinin "gayrimüslimler" üzerindeki etkisiyle ilgili bir çalışmanın ilk ürünü sayılabilir.Aynı zamanda,özellikle sözlü tarih çalışmasıyla genişletilmesi planlanan bu çalışma için yaşadıklarını,dinlediklerini,bildiklerini anlatmak isteyen herkese açık bir çağrıdır.Yazıyı yazarken tüm bilgi ve arşiv ihtiyacım için çalışan başta Tamar Nalcı'ya ve verdikleri bilgiler ve yardımları için Serdar Korucu,Ümit Kurt,Talin Suciyan,Ömer Turan ve Selin Kalkan ile Ani ve Arto Nalcı'ya çok teşekkür ederim.

***

1-
Türkiye kamuoyunun 1965'te gerçekleşen anmalara ilk tepkileri için bkz. Serdar Korucu ve Aris Nalcı (2014),1965:2015'ten 50 Yıl Önce,1915'ten 50 Yıl Sonra (İstanbul:Ermeni Kültür Yayınları)
2-Güven Gürkan Öztan ve Ömer Turan,"Devletin aklı,kendi suçlarına kolektif ortaklar bulmasıyla işliyor",Emre Can Dağlıoğlu'yla söyleşi,
Agos,992,8 Mayıs 2015,s.11."Ermeni meselesi" bu anlamda Kenan Evren'in halka verdiği mesajlarda önemli bir yer tutuyordu.Serdar Korucu (15 Mayıs 2015),"Kenan Evren'in gözünden Ermeni Soykırımı",CNN Türk http://www.cnnturk.com/turkiye/kenan-evrenin-gozunden-ermeni-soykirimi (son erişim tarihi:18 Eylül 2015.)
3-Güven Gürkan Öztan ve Ömer Turan,"Türkiye'de devlet aklı ve 1915",Toplum ve Bilim 132 (2015):98.
4-Hratch Tchilingirian,"A Tortured Priest Rest in Peace: In Memory of Fr. Manuel Yergatian",The Armenian Reporter International (21 Şubat 2004):22.
5-Bu ihbarın Ermeni toplumu içinden yapıldığına dair kuvvetli bir algı mevcut.Keza Hrant Dink'in Yergatyan'ın ölümü üzerine yazdığı yazıda da,Yergatyan'ın o günleri anlattığı yazısında onu "cemaat içinden kimin ihbar ettiği"nin yaşadıkları içinde mevzubahistir.Bkz. Tchilingirian,a.g.m.,s.24;Hrant Dink,"Talihsiz rahibin ardından",Agos,412,20 Şubat 2004,s.12.
6-Tchilingirian,a.g.m.,s.22.
7-Martin M. Gunter,Armenian History and the Question of Genocide (New York: Palgrave Macmillan,2011),s.106.
8-Sovyet Ermenistan'ı ile Ermeni diasporası arasındaki bağı kuvvetlendirmek amacıyla,1965'ten 1991'e kadar Yerevan'da yayımlanan haftalık gazete.
9-Tchilingirian,a.g.m.,s.22.
10-Simon Simonyan,1914 Antep doğumlu Ermeni yayıncı ve öğretmen.Ailesinin Ermeni Soykırımı'yla birlikte göç ettiği Halep'te büyüdü.1944 yılında bir grup öğretmen arkadaşıyla çıkardığı Sevan dergisiyle,Halep'i Ermenice edebiyatın yeniden doğduğu merkezlerden birisi yapan soykırımsonrası genç göçmen kuşağın önemli entelektüellerinden birisi oldu.1950'lerde aynı entelektüel grupla birlikte Beyrut'a göç etti ve 1958 yılında yıllarca Lübnan'daki Ermeni edebiyatı ve entelektüel yaşamının odağında kalacak olan Spyurk [Diaspora] dergisini yayımlamaya başladı.600'ün üzerinde Ermenice kitap basacağı Sevan Yayınevi'ni kurdu.Birçok öykü ve romanın yanı sıra,tarih ve edebiyat ders kitapları da yazdı.Dergide yazdığı Sovyetler Birliği'ne yönelik eleştirel yazılardan ötürü,Sovyetler Birliği'ne girişi yasaklandı.Lübnan İç Savaşı sırasında Spyurk'u devretmek zorunda kalan Simonyan,1986'da Lübnan'da hayata veda etti.Ölümünün ardından Sevan Yayınevi de kapandı.Nicola Migliorino,(Re)constructing Armenia in Lebanon and Syria (New York ve Oxford:Berghahn Books,2008),s.66-68,210.
11-"Türkiye'nin Kudüs eski Başkonsolosu savunma tanıklığı yapacak",Cumhuriyet,5 Ekim 1982,s.9.Gunter ise bu kitabın "1915 katliamlarını anlatan Peder (Tovma) Şigaher'in kitabı" olduğunu belirtir.Fakat Peder Şigaher'in meseleyle tek bağlantısı oğullarının ilk soruşturma kapsamında tutuklanmasıdır.Gunter,Yergatyan'ın tutuklandığında üzerinde "iddialara göre çok tanınan bir teröristin numarası"nın da olduğunu belirtir.Davaya ilişkin gazete haberlerine göre,mahkemede "teröristin telefon numarası" gibi bir suçlamaya yer verilmez.Gunter,a.g.e.,s.106.
12-Tchilingirian,a.g.m.,s.22.
13-Gunter,a.g.e.,s.106.20 Şubat 1930'da çıkarılan Türk Parasının Değerini Koruma Kanunu'yla küçük bir miktarın üzerinde "yabancı para birimi" cinsindeki parayı taşımak yasaklanmış ve bu yasak,29 Aralık 1983'te Turgut Özal'ın
başbakan olmasıyla kaldırılmıştı.Resul İzmirli,Ramazan Gökbunar ve Buğra Özer,"Dönüşümcü Bir Lider Olarak Turgut Özal",Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 42 (2014):246.
14-Dink,a.g.m.,s.12.
15-Gunter,a.g.e.,s.187;Marijke Verduyn,"Soms komen mensen bij mij thuis en dan zeggen ze:Je woont als een Hollander" [Bazen insanlar benim evime geliyorlar ve "Bir Hollandalı gibi yaşıyorsun" diyorlar],Trouw de Verdieping,3 Eylül 1998.(http://www.trouw.nl/tr/nl/5009/Archief/article/detail /27521661998/09/03/MANUEL-YERGATIAN-ARMEENS-APOSTOLISCHE-KERK-Soms-komen-mensen-bij-mij-thuis-en-dan-zeggen-ze-Je-woont-als-een-Hollander.dhtml),son erişim tarihi:10 Eylül 2015.
16-Tchilingirian,a.g.m.,s.22.
17-Dink,a.g.m.,s.12;Tchilingirian,a.g.m.,s.24.
18-Yergatyan ve Küçükgüzelyan dışındaki on tutuklunun kimler olduğuna ve ASALA'nın neden bu on kişinin serbest bırakılmasını istediğine dair elimde maalesef bilgi yok.Diğer yandan Türkiye gazetelerinin bu detayı görmemesinin veya Milliyet gazetesindeki gibi "Kürt" kelimesini kullanmamak için "beş Türk terörist ve beş ayrımcı anarşist" diye yansıtıldığının da altını çizmek istiyorum.
19-Frank J. Prial,"60 held 15 hours in a siege in Paris",The New York Times,25 Eylül 1981.(http://www.nytimes.com/1981/09/25/world/60-held-15-hours-in-a-siege-in-paris.html),son erişim tarihi:10 Eylül 2015;"Suicide commandos' seize 40 at consulate",Daily News,24 Eylül 1981,s.5.
20-Rahip Küçükgüzelyan,1950'lerden başlayarak Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi bünyesinde kurduğu Badanegan Dun'da [Çocuk Yuvası] Anadolu'dan gelen Ermeni çocuklarına Ermenice öğretir ve Ermeni kimliği kazandırır.1963'te Tuzla'da inşa edilmeye başlanan Kamp Armen de bu kurumun yazlık kampıdır.Küçükgüzelyan,25 Şubat 1981'de bu yetimhanede "çocuklara Türk düşmanlığı aşıladığı" gerekçesiyle tutuklanır,yaklaşık bir yıl hapis yatar ve bu süre zarfında ağır işkenceden geçilir.Hapisten çıktıktan kısa bir süre sonra göç ettiği Fransa'da,6 Ekim 1981'de hayata veda eder.Hrant Küçükgüzelyan,"Badanegan Dun'un öyküsü",Agos,542,18 Ağustos 2006,s.2;"Bir çınar daha devrildi,450'nin üzerinde fidan bırakarak",Agos,602,12 Ekim 2007,s.8.
21-"Serbest bırakılması istenen iki rahipten biri döviz kaçakçısı",Cumhuriyet,25 Eylül 1981,s.6.
22-"Teröristlerin 'Din adamı' dedikleri iki Ermeni kim...",Hürriyet,25 Eylül 1981,s.15.
23-Tchilingirian,a.g.m.,s.24.
24-"Patriarch of Turkey Calls Father Yergatian a Victim",The California Courier,7 Kasım 1984,s.10.
25-"Sıkıyönetim bir Ermeni papaz hakkında dava açtı",Milliyet,21 Mayıs 1982,s.14.
26-Yergatyan'a yöneltilen bu suçlamanın asılsız olduğunu ispatlamak için,Patrik Kalustyan,Kudüs Patrikhanesi'nden adı Tiger ve Joyce olan köpeklerin resmî evraklarını ve sağlık kayıtlarını temin ederek mahkemeye göndermiştir.Tchilingirian,a.g.m.,s.24.
27-"Türk düşmanlığı yapan Ermeni papazın en az on yıl hapsi isteniyor",Cumhuriyet,30 Haziran 1982,s.10.
28-Dink,a.g.m.,s.12.Mikayel 1980'de daha 12 yaşındadır ve Samandıra'da işkence gören isimler arasındadır.
29-"Tanıklar,Türkiye aleyhinde faaliyette bulunmaktan yargılanan Ermeni papazı suçladı",Milliyet,27 Temmuz 1982,s.11.Alıntıda vurguladığım açık hataların Mikayel'den mi,yoksa gazetelere servis edilen haberi yazan muhabirden mi kaynaklandığını bilmiyorum.Ancak muhabirden kaynaklanması muhtemel bu hatalar,Türkiye kamuoyunun bu derecede gündeminde olmasına rağmen konuya dair bilgisizliğinin boyutlarını anlatması açısından çarpıcıdır.
30-"Ermeni Kilisesi papazı Hayko Eldemir'in yargılanmasına devam edildi",Hürriyet,27 Temmuz 1982,s.3.
31-"Kalustyan dinlenecek",Cumhuriyet,27 Temmuz 1982,s.7.
32-Hrant Dink,Patrik Kalustyan'ın mahkemede tanıklık yapmak dışında Yergatyan için "birkaç kişisel girişimde" daha bulunduğunu yazar.Dink,a.g.m.,s.12.
33-"Kalustyan tanıklık yaptı",Milliyet,3 Eylül 1982,s.1;"Ermeni patriği Kalustyan Ermeni
papaza tanıklık yaptı",Cumhuriyet,3 Eylül 1982,s.12.
34-"Patrik,Türk düşmanı papazı savundu",
Hürriyet,3 Eylül 1982,s.1,15.
35-"Ermeni rahip Manuey'in 6 yıl 8 ay hapsi istendi",Cumhuriyet,1 Mart 1983,s.6.
36-Dönemin gazeteleri ve yaygın anlatıda olayın faili ASALA olarak gösterilse de,suikast,Ermeni Devrimci Federasyonu'na [Taşnaktsutyun] yakın olan Adalet Komandoları tarafından düzenlenmiştir.Thomas de Waal,The Great Catastrophe:Armenians and Turks in the Shadow of Genocide (New York:Oxford University Press,2015),s.154.
37-Rıfat Akaya,"Balkar şehit oldu",Milliyet,12 Mart 1983,s.9;"Türkmen:'Ermeni terörü için uyarılarımız sürecek'",Milliyet,19 Mart 1983,s.9.
38-Yalçın Küçük,Ermeni Rahiple Mektuplaşmalar (İstanbul:Tekin Yayınevi,1989),s.6;The California Courier,s.10;Tchilingirian,a.g.m.,s.24.
39-Vasfiye Özkoçak,"Türkiye aleyhtarı Ermeni papaz 14 yıla mahkûm oldu",Milliyet,19 Mart 1983,s.9;"Ermeni din adamı Eldemir 14 yıl hapse mahkûm oldu",Cumhuriyet,19 Mart 1983,s.1.
40-Gunter,a.g.m.,s.106.Orly saldırısı davasının karar aşamasına gelindiğinde medya bu bağlantıyı tekrar hatırlatacaktır.
41-"Askerî Yargıtay,Ermeni papaz Eldemir'in 14 yıllık cezasını onayladı",Cumhuriyet,27 Ağustos 1983,s.6.
42-Gunter,a.g.m.,s.107.
43-İskender Songur,"Ermeni papaz salıverilsin",Milliyet,24 Ağustos 1984,s.5.
44-Tchilingirian,a.g.m.,s.24.
45-Türkiye Ermenilerinin yüz yıllık hikâyeleri gözönüne alındığında bu yalnızlık,sadece Yergatyan'a özgü değil,tüm toplum için geçerlidir.Bu yalnızlaş(tır)manın aşamaları için bkz. Ayda Erbal ve Talin Suciyan,"One Hundred Years of Abandonement",Armenian Weekly,29 Nisan 2011.(http://armenianweekly.com/2011/04/29/erbal-and-suciyan-one-hundred-years-of-abandonment),son erişim tarihi:2 Ekim 2015. (Türkçesi için bkz."Yüzyıllık Terkedilmişlik",çev.Ayşe Günaysu,Şerhh 1 [2015]:122-132.)
46-Küçük,a.g.e.,s.6;Dink,a.g.m.,s.12;Tchilingirian,a.g.m.,s.24.
47-"Silahlı papaz olayı",Milliyet,18 Şubat 1985,s.6.;Özkan Altıntaş,"İşte üç caninin hocası papaz Hayko",Hürriyet,3 Mart 1985,s.1,13.
48-Küçük,a.g.e.,s.53-54.
49-Verduyn;Ali Fuat Duatepe,"Ermeni papaz Hayko tutuklandı",Milliyet,2 Nisan 1988,s.7.
50-Tchilingirian,a.g.m.,s.24.
51-"Yergatyan'ı kaybettik",Agos,20 Şubat 2004,412,s.1.
52-Tchilingirian,a.g.m.,s.24.
53-Küçük,a.g.e.,s.6.
54-"Ermeni terörist için karar:İdam",Cumhuriyet,8 Eylül 1982,s.9.;"Ekmekçiyan:Ermeni milletinin düşmanı ASALA'dır",Cumhuriyet,6 Ekim 1982,s.11.;Süreyya Oral,"İdam mahkûmu Ekmekçiyan bağışlanmasını istedi",Milliyet,11 Eylül 1982,s.9.;"Ekmekçiyan:Bin kere pişmanım",Milliyet,6 Ekim 1982,s.6.Ekmekçiyan'ın "itiraf"ta bulunduğu davanın dünya basını tarafından nasıl görüldüğü bile gazetelere haber olabilmiştir.Nuri Çolakoğlu,"İngiliz basını,Ekmekçiyan'ın duruşmasını yorumsuz verdi",Milliyet,9 Eylül 1982,s.9.Daha sonra Ekmekçiyan'ın ifadelerine yapılan eklemeler,"PKK'nın Ermeni örgütü olduğunun" kanıtı olarak da sunulmuştur."Ekmekçiyan,'Apocularla işbirliği yaptık' demişti",Milliyet,14 Ekim 1984,s.7.
55-"Ermeni papaz Eldemir'in tahliye isteği reddedildi",Milliyet,28 Ekim 1982,s.7.;"Ermeni papaz yargılandı",Cumhuriyet,28 Ekim 1982,s.11.
56-Dink,a.g.m.,s.12.
57-Hrant Dink,"Tuvalet Korosu",Agos,12 Eylül 1997,76,s.12.;Günay Göksu Özdoğan,Füsun Üstel,Karin Karakaşlı,Ferhat Kentel,Türkiye Ermenileri:Cemaat-Birey-Yurttaş (İstanbul:Bilgi Üniversitesi Yayınları),s.411-412;Günay Göksu Özdoğan ve Ohannes Kılıçdağı,Türkiye Ermenilerini Duymak:Sorunlar,Talepler ve Çözüm Önerileri (İstanbul:TESEV Yayınları,2011),s.20.
58-Yetvart Danzikyan,"12 Eylül ve 11 Ermeni...",Radikal,2 Nisan 2012.(http://www.radikal.com.tr/yazarlar/yetvart_danzikyan/12_eylul_ve_11_ermeni-1083629),son erişim tarihi:11 Eylül 2015.

*Emre Can Dağlıoğlu,12 Eylül'den Unutulan Bir Mağduriyet Öyküsü:Manuel Yergatyan,Toplumsal Tarih,Sayı:263,Kasım 2015,s.44-50.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder