11 Ağustos 2015 Salı

Savaş,Tehcir,Ütopya:Darüleytamların Yükselişi ve Çözülüşü/Taylan Esin*

1917'de ülkedeki darüleytamlar bir genel müdürlüğün çatısı altında toplanır ve masrafları için bütçeden önemli ölçekte ek tahsisat ayrılır.Mayıs 1918'de ise "memleketin muhtelif mahallerinde[ki]...darüleytamların şubelerinin merkezden idare ve teftişi...kabil olamayacağına ve...şubelerin birçoğunda...adem-i intizam hâlinin önüne geçilemeyeceğine ve bu suretle darüleytamlardan beklenen gayenin elde edilmesi imkânsız bulunduğu"na kanaat getirildiğinden,şubelerin azaltılması kararlaştırılır.Darüleytamlar neden 1915'te aniden belirip,savaş bitmeden gözden kaybolur?Bu yazıda bu soruya cevap arayacağız.

"Lozan'ın yanında bir Türk beldesi
Şenlendi,her fennin bir medresesi,
Ziraat,ticaret,sanat evleri
Yapılıp,oldu bir umran meşheri.
Kız erkek çocukları gelip doldular,
Yeni Âdem,yeni Havva oldular.
Yavrucak Türklere açık eşiği;
Yeni bir hayatın oldu beşiği."
(Ziya Gökalp,Kızıl Elma)

Mesele

Genel olarak muhtaç,özelde yetim ve öksüz çocukların kurumsal çerçevede bakım ve ıslahı,ondokuzuncu yüzyılda devlet-toplum ilişkisinin gözden geçirilmesi isteğiyle eşzamanlıdır.(1) Eytam Nizamnamesi'nin düzenlenmesi ve Eytam Nezareti'nin kuruluşu,Tanzimat ile Islahat Fermanı arasındaki bir tarihte,1851'de gerçekleşir.Midhat Paşa'nın Tuna valiliği sırasında,1863'ten itibaren kurulan ilk ıslahhaneler toplumun ihyası fikrine dayanır:"Çocukların sokaklarda,bakımsız ve terbiyeden mahrum kalarak kötü huylar edinmelerine ve ileride hapishanelere düşmelerine mani olmak...ilerideki hayatlarında,vatanlarına ve mensup oldukları topluma yararlı elemanlar hâline getirilmeleri...cemiyet[e]...düşen önemli bir borçtur."(2) Islahhanelerin sakinleri yetim-öksüz,terkedilmiş,Kırım ve '93 Harbi'nden sonra ise mülteci çocuklardır.(3)

Abdülhamid'in saltanatında "ıslahhane" terimi kaybolur;yeni kurulan yetimhanelere,kurucusunu değil Batılı benzerlerini hatırlatan "sanayi mektebi"/"darüleytam" adları verilir.1863-1899 arasında toplam 34 okul açılır.1863'teki başlangıca rağmen,kurumsal gelişme sadece yavaş değil aynı zamanda istikrarsızdır.Sanayi mektepleri uzun ömürlü olmaz;bir kısmı mali kaynak sıkıntısından,bir kısmı da bilinmeyen nedenlerle kapanır.(4)

Darüleytamlarla ilgili ikinci dönüm noktası 1894-1896 Ermeni Katliamı'dır.Olaylar sonucu yetim kalan binlerce Ermeni çocuğun misyoner okullarına yönlenmesi kısa sürede siyasi bir soruna dönüşür.Bölgeye genel müfettiş atanan Şakir Paşa,1895-1896'da yazdığı raporda "gerek misyoner okullarının faaliyetlerine bir cevap olması,gerekse halkın...ihtiyacı olması nedeniyle okullar,özellikle de medrese-i sanayilerin açılmasını zaruri bulmaktaydı."(5) Rekabet ondokuz-yirminci yüzyıl Osmanlı eğitim reformunun temel saikidir.Osmanlı Devleti,komşu ülkelerin,misyonerlerin ve azınlıkların kurduğu okullar karşısında geri kalmamak için,eğitim hizmetlerini gözden geçirmek ve dönüştürmek zorunda kalmıştır.(6) 1895'ten sonra da devlet yetimler için girilen rekabete iki şekilde cevap verir:Bir taraftan okul kurma planları yaparken,diğer taraftan rakiplerinin elini zayıflatmaya çalışır.İlk karşı taktik,katliamı,sefaleti ve yetimlerin varlığını inkâr etmektir.İkincisi Ermeni yetimlerine yapılacak yardımları engellemek,son "önlem" de misyoner yetimhanelerini kapatmaktır.(7)

"Abdülhamid rejiminin öncelikli kaygısı...vilayetlerde misyonerlerin Ermeni yetimlerine yönelik faaliyetlerini engellemektir." Maarif ve Hariciye nazırları tarafından 1899'da hazırlanan bir raporla İstanbul'da,"bazı vilayat-ı şahaneden de eytam celb ile talim ve terbiye ettirmek üzere" bir darüleytam inşası düşünülür,ancak misyoner faaliyetleri durdurulunca rekabet de ortadan kalkar:"Abdülhamid daha küçük bir projeye,yani Darülhayr-ı Âli'ye yönelmiş...kimsesiz Müslüman sokak çocuklarının ve yetimlerin koruyucusu olmuştur."(8) Darülhayr-ı Âli 1909'da kapanır.

Yirminci yüzyılda,(9) Balkan Savaşları zarfında yaklaşık 450 bin asker seferberliğe katılır;şehitlerin geride bıraktığı ve kaybedilen topraklardan göçen,sayısı onbinleri bulan(10) büyük bir yetim kitlesi ortaya çıkar.Ocak 1918'de Faik (Kaltakkıran) Bey tarafından kaleme alınan "Darüleytam Müdüriyet-i Umumiye Raporu ve 1334 Bütçesi Hakkında Rapor"da (bundan sonra Rapor),"darüleytamların savaş mahsulü" olduğu belirtilir.(11) Dolayısıyla,Balkan Savaşları sırasında ve sonrasında darüleytamların tekrar canlanmış olması beklenir.Buna rağmen örneğin Yunus Nadi'ye göre,yapılması gerekenler o dönemde farkedilmemiştir:"O zaman bu çocuklar için henüz ayrı ve hususi bir teşkilat lüzumunu hemen hiç de derpiş etmiş [öngörmüş] değildik...Bu çocukların pek çoğunu sultani mekteplerine yerleştirerek masraflarını deruhde eyledik [üstlendik]."(12)

Ancak çeşitli kaynak ve resmî belgelere göre mekteplere yerleştirilmek şöyle dursun,çocuklar çok zor durumdadır:1913 Haziran'ında Harbiye Nezareti kaza ve vilayet merkezlerinde birer darüleytam tesisinin gerekli ve faydalı olduğu düşüncesini Sadaret'e iletmiş,Maarif Nezareti ise cevabında yetimler için dokuz yerde leyli iptidai okul açılması için tahsisat istendiğini,fakat buna benzer müesseselerin medeni ülkelerde devlete herhangi bir yük getirilmeden doğrudan hayırseverlerce vücuda getirildiğini,dolayısıyla zenginlere başvurulması hâlinde bir-iki yetimhane yapılabileceğini belirtmiştir.(13) Balkan Savaşları'ndan kısa bir süre önce kurulmaya başlayan darüleytamlar kısa süre sonra kapanmış ve yetimler 1915'e kadar sahipsiz kalmıştır:"Balkan Savaşları sonrasında gelen ve bakacak kimseleri olmayan çocukların sokaklarda serseri hâlde dolaşmalarının engellenmesi gerekiyordu.Bu yüzden 1915 yılı eğitim döneminde sanayi mektep kontenjanlarının yüzde 30 veya yüzde 40'ının böyle çocuklar için ayrılması istenmişti."(14) Dolayısıyla,Müslüman/Hristiyan çocukların barınabileceği darüleytamların kurulması ve sürdürülmesi fikri,Birinci Dünya Savaşı kadar yıkıcı olmasa da birçok felaket ve irili ufaklı savaştan geçmiş İmparatorluk'ta bir türlü karşılık bulmamış ve türlü nedenlerle hayata geçirilememiştir:"Ecnebiler memleketimizde...yüzü mütecaviz darüleytam açmış[ken]...bu memleket henüz bir darüleytam [bile] açmamıştı."

Kasım 1914'ten sonra işler değişir.İlk darüleytam bu tarihte Kadıköy'de açılır.1917'ye gelindiğinde ülke genelindeki yetimhane sayısı 65 hattâ 80'e,(15) öğrenci sayısı da Maarif Nazırı'nın verdiği bilgiye göre 16 bine ulaşır.(16) Bunun önemli bir ihtiyaca cevap verdiği açıktır:Birinci Dünya Savaşı'nda tarımdan çekilen ve askere alınanların sayısı,Balkan Savaşları'ndakinin beş-altı katıdır;dolayısıyla yetimlerin sayısı ve ihtiyaçları önceki dönemlerdekiyle kıyaslanmayacak kadar fazladır.Ancak aynı dönemde kaynaklar kıtlaşmıştır.Devlet geliri 1330 (1914-1915) bütçesinde 34 milyon lira öngörülürken,savaşın henüz ilk yılında 7-8 milyon lira düşer.(17) Dolayısıyla,açık olmayan,savaşın zorlu iktisadi koşullarında yetimhanelere bu kaynağın nasıl ayrıldığıdır:1863-1899 arasında yalnız 34 okul açılabilir ve bunların çoğu ödenek sıkıntısı nedeniyle kısa sürede kapanırken,savaşın en şiddetli iki senesinde bu sayılara nasıl ulaşılmıştır?

İkinci soru 1917 senesinden sonraki gelişmelerle ilgilidir.1917'de ülkedeki darüleytamlar bir genel müdürlüğün çatısı altında toplanır ve masrafları için bütçeden önemli ölçekte ek tahsisat ayrılır.1918'e gelindiğinde ise,bu geniş teşkilatın barışta da ayakta tutulması ve Mütareke dönemine devredilmesi beklenirken,ani bir gelişme olur.Mayıs 1918'de "memleketin muhtelif mahallerinde[ki]...darüleytam şubelerinin merkezden idare ve teftişi...kabil olamayacağına ve...şubelerin birçoğunda...adem-i intizam [düzensizlik] hâlinin önüne geçilemeyeceğine ve bu suretle darüleytamlardan beklenen gayenin elde edilmesi imkânsız bulunduğu"na kanaat getirildiğinden,şubelerin azaltılması kararlaştırılır.(18) Darüleytamlar neden 1915'te aniden belirip,savaş bitmeden gözden kaybolur?Bu yazıda bu soruya cevap arayacağız.

Rapor,darüleytamların gelişimini üç aşamaya ayırır.İlk dönem,Darüleytam Müdüriyet-i Umumiyesi'nin (DMU) kurulmasına kadarki dönemde şubelerin oluşum sürecini,ikincisi DMU'nin kuruluşundan rapor tarihine kadar geçen zamanı,üçüncüsü ise nihai gelişmeleri kapsar.(19) Yazıda bu dönemlendirmeye sadık kalınacaktır.

Kasım 1914-Nisan 1917

1913-1917'deki Maarif Nazırı Ahmed Şükrü (Bayındır) Bey'in ifadesi(20) ve Rapor'a göre,"...darüleytamlar harb mahsulüdürler.Bunların teşkiline ait ilk teşebbüs imtiyaz-ı ecnebiyenin lağvından sonra ekseriyetle Fransız,İngiliz,Rus,İtalyan ve Amerikan eytamhanelerinde bulunan yerli çocukların hükümet tarafından terbiye ve idare edilmesine lüzum görülmesi üzerine vuku bulmuştur.Elde bulunan vilayat sanayi mektebleri,meccani talebe kabul eden leyli idadi ve sultaniler,darüşşifa ve...benzeri sair birkaç müessese adedlerinin mahdudiyeti ve daha ziyade tahsil gayelerini gütmeleri itibariyle esasen kâfi gelmiyorlardı."(21)

Öncelikle hükümetin muhasım/ecnebi (İtalya ve ABD henüz savaşa girmemiştir) devlet tesislerine el koyması,"yetimhanelerindeki yerli çocukların hükümet tarafından idare ve eğitilmesi zorunluluğu"ndan kaynaklanmamıştır;zira bunların büyük bir kısmı zaten yetimhane değil,okul,ibadethane veya atölyedir.Muhasım devlet/azınlık tesislerine el koymak o dönemde yaygın bir uygulamadır:Haydarpaşa,Yeldeğirmeni'ndeki Fransız ve Nişantaşı'ndaki İngiliz okuluyla Galata'daki Saint Benoit birer sultaniye dönüştürülecek,iki ticaret mektebi Beyoğlu ve Galata'daki İngiliz okullarına nakledilecektir.Heybeliada'daki Rum Ticaret Mektebi'ne 1916'da Bahriye el koyar.(22) Bu uygulamadan azınlık yetimhaneleri de nasibini alır.Büyükada Rum darüleytamının askerî hastane yapılacağı ve eytamın "muvakkaten" başka yere nakledileceği,Rum Ortodoks Patrikhanesi'ne henüz Kasım 1914'te bildirilir.Bina daha sonra Alman askerlerine tahsis edilir.(23) 2 Aralık 1914'te Fener'deki iki ruhban okulunun darüleytama dönüştürülmesine karar verilir.(24) Bunlardan biri "25 Ocak 1915'te açılan...Kadıköy Darüleytamı'dır."(25)

1915'te başkent darüleytamlarının sayısı artar:Kadıköy Saint Joseph ve Notre Dame de Sion'un darüleytama dönüştürülmesine karar verilir.Galata (Rus Manastırı) ve Bebek'te (Saint Joseph yetimhanesi) birer şube açılır.(26) İstanbul yetimhanelerindeki çocuk sayısı,1915 Mayıs sonunda 700'e,Şubat 1916'da 2400'e varır.(27) Okul ve ibadethane dışındaki yapılara da el konur.Bunlardan biri,Tophane'deki Kırmızı Kışla'nın bitişiğinde bulunan meçhul binadır.(28) İkinci örnek,Emlak-ı Hakaniye'den "kiralanan" Sirkeci'deki kârhane binasıdır.18 Aralık 1922'de Hazine,DMU'nden binayı artık tahliye etmesini ve birikmiş kiralarını ödemesini ister.(29) Kârhane işletilmiş mi,yoksa okula mı dönüşmüştür?

Taşra darüleytamları 1915'te kurulmaya başlar ve Nisan 1917'ye kadar sayıları 49'a ulaşır.(30)

İstanbul'dan farklı olarak,Anadolu'da yetimhane kurulması gerekçe gösterilerek el konan binaların bir kısmı emval-i metrukedendir.Örneğin Edirne'deki darüleytamların ilki İtalyan Okulu'na,ikincisi Ermeni kilisesi müştemilatına,(31) Ankara'daki darüleytam da Hammaloğlu isimli bir Katolik/Ermeni'nin konağına kurulmuştur.(32) Ahmed Rıza Bey,14 Şubat 1918 tarihli Meclis-i Âyan oturumunda "Gerek taşra ve gerek İstanbul darüleytamlarının hemen kaffesi muhasım devletler tebaasına...veya emlak-ı metrukede müessestir...Eytamın bir kısmı da Ermenilerden kalan evlere doldurulmuş.Yakında bunları sahiplerine iade etmek iktiza ederse ne yapacağız?" diye endişesini dile getirir.(33) Aynı ifade Rapor'da da yer alır.(34) Nitekim 2 Mart 1919'da Bolu'nun Ermeni mahallesi ahalisinden Bursalıoğlu Estiyan'ın darüleytama "hibe" ettiği hanenin iadesi için mahkemeye müracaat ettiği bildirilir.Konuya İngilizler de müdahildir.(35)

İzmit-Armaş (Armaşa/Ermişe/Akmeşe),yirminci yüzyılın başında 500 haneli bir Ermeni köyüdür.Kuruluşu 1611'e uzanan Meryem Ana Manastırı'nın külliyesinde bir kilise,okul,kitaplık,basımevi bulunmaktadır.Manastırın dağınık bir görünüm sergileyen tarlaları 1863'ten sonra birleştirilerek bir çiftlik oluşturulmuş,binası yakın zamana kadar ayakta olan 50 beygir gücünde bir su değirmeni kurulmuştur.(36) Armaş,İzmit merkez,Arslanbey,Bağçecik (Bardizak),Ovacık gibi yerleşimlerle beraber,tütün ve özellikle ipekçilik bölgesi,aynı zamanda da Batı Anadolu Ermeni siyasi ve ruhani kültürünün önemli merkezlerinden biridir.(37) Savaşın öncesinde Armaş'ta 1550,üç okul ve Amerikan Koleji'nin bulunduğu Bağçecik'te 9 bin Ermeni yaşamaktadır.(38)

Tehcirden sonraki gazete haberlerine göre,Armaş nahiyesinde "Bin şehid evladını istiab edebilecek genişlikte bir şubenin tesisi için Maarif Nezareti'nce gerekli tedbir" alınır.Şubede "bilhassa nazari ve ameli" bir çiftçilik eğitimi verilecektir.(39) 7 Şubat 1916'da muhtemelen Talat Paşa,İzmit mutasarrıfına "Armaş Manastırı meselesini oraya gelip bizzat tetkik edeceğim.O vakte kadar vaz-ı asliyesine [bulunduğu şekle] halel getirmeyiniz" diye yazar.(40) Sonrasında ruhban okulu ve anlaşılan manastır kapatılır.Sadece binalar ve tarım arazisinden değil,örneğin Bağçecik'teki iki iplik fabrikasından da yararlanmak istenmiş olmalıdır.(41) İngiliz Fevkalade Komiserliği'nin 21 Mart 1919 tarihli ihbarına göre,Bağçecik'teki Ermeni kilisesi Darüleytam İdaresi'nce camiye çevrilmiş,(42) Mayıs 1917'de Bağçecik'e 150,Armaş'a 80 erkek muhacir çocuğu yerleştirilmiştir.(43)

Tasvir-i Efkâr,1915-1916'da Anadolu'da yeni yapılan ya da genişletilen bina ve tesis haberlerini verir:"Söğüt kasabasında bir darüleytam tesisi için İstanbul vilayetince lâzım gelen tedarikat ikmal" edilerek 1916'nın ilk aylarında açılmıştır.(44) Enver Ziya Karal'ın on yaşında kaydolduğu İzmir-Alaçatı ile Kastamonu kazalarından Çankırı,Boyabat,Daday,Tosya,Taşköprü ve Araç kazalarında birer darüleytam kurulması kararlaştırılmış,Kastamonu merkez darüleytam kapasitesinin yüzden beşyüze çıkarılmasına karar verilmiştir.Teke Sancağı (Antalya) merkezinde de bir darüleytam açılır.(45) "...yetim ve dulların her hususta temin-i refah ve saadetini bir an ihmal etmeyen İttihat ve Terakki Cemiyeti bu defa da [1915-1916'da] Bursa'da şimdilik kırk çocuk kabul edecek ve mükemmel bir sanayi mektebi hâlinde bulunacak bir darüleytam tesisine karar vermiştir."(46) 15 Aralık 1916 tarihli bir belgeye göre,ülkedeki darüleytam sayısı 67'ye,öğrenci sayısı ise en az 10.100'e ulaşır.(47)

1916'dan itibaren,darüleytamların sayısı patladığı gibi ölçek ve ufukları da genişler:22 Eylül 1916 tarihli bir köşe yazısına göre,etrafı bağ ve bostanlarla çevrili ve tarıma elverişli İzmit Armaş nahiyesi ile Pirahmed ve Mecidiye [Haskal](48) isimli köylerde vücuda getirilen darüleytamın takriben 400 bin dönüm kadar arazisi vardır.Savaş hâlinden dolayısı müessese eksikleri tamamlanamamış ve 1916'da ancak 400 yetim kabul edilebilmiştir.Armaş'taki talebe sayısının,1917'de dört,uzun vadede ise onbine çıkması,Mecidiye-Pirahmed köylerinde bin yetimin iskânı hedeflenmektedir.

Darüleytam Öğrencilerinden Bir Sanayi Ordusu

Bu süreçte beklentiler de artar:Aynı yazıya göre,Armaş'a her nahiyeden onüç yaşından büyük onar çocuk getirilecek,bu çocuklar bilimsel,pratik ve kuramsal çiftçilik dersleri verildikten sonra nahiyelerine geri gönderilecektir.Maksat "faaliyet-i ziraiyye ve sanayiyeyi,bütün memlekete tevsi ve teşmil eylemekdir."

Darüleytam öğrencilerinden âdetâ bir sanayi ordusu ve kendi kendini geçindiren bir nüfus yaratılmak istenmektedir."Bu fikir ile Kadıköy'de bir kundura şubesi tesis ve küşad edilmiş ve dört ustabaşının taht-ı nezaretinde olarak elli yetime kunduracılık öğretilmektedir...Bütün darüleytamların kundura ihtiyacatını,yalnız Kadıköy şubesi tatmin...eylemektedir...Bu gibi sanayi şubeleri küşadından maksadımız öteden beri memleketimizde mahkûm-ı atalet kalan sanayi hayatımızı inhitattan [batmaktan] kurtarmak,inkişaf-i iktisadiyemizi temin eylemektir...Sanayi merkezlerinde yetişen talebe,mesela telgrafhaneye,Matbaa-ı Amire'ye...Şişli'deki ekmek fırınına,tersaneye,tornahaneye ve marangozhanelere izam edilmiş olub buralarda sanat öğrenmektedirler." Kendi yağıyla kavrulma fikri öyle bir noktaya gelir ki,"darüleytamlar[daki] çocuklardan hemen hepsinin...dişlerinin pek fena olduğunun görülmesi üzerine bir dişçi şubesi [açılır]...ve çocuklara dişçilik tahsil ettirilmeğe" başlanır.

Darüleytam tasavvuru bir sonraki aşamada,kendi kendine yeterli bir iktisadi bünye temininin ötesine geçer ve ticari bir fikre dönüşür:Bir Avusturya şirketiyle yapılan sözlü anlaşmayla,12'si İstanbul,9'u Armaş ve 1 tanesi de Bağçecik'te olmak üzere 33 fabrika tesisi kararlaştırılır.Bu fabrikalardan bir kısmı dökümhane,demirhane,iplik,ipek,kendir,demircilik,tornacılık,dökümcülük ve marangozluk sanayilerine tahsis edilecek;şirket,açılacak fabrikaların hasılatından yüzde 10 tesis hakkı alacak,kalan kısım şirket ile yetimhaneler arasında paylaşılacaktır.Darüleytam bu süreçte bir yatırım aracı hâline gelir:"Açacağımız fabrikalardan çok kazanacağımızı ümid ediyoruz."(49) Ekim 1916 tarihli bir habere göre,sözleşme çok yakında imzalanacak,imalathanelerin birinde otomobil yapılabilecektir.(50)

Uzun vadeli hedef ise farklıdır:"...Asıl gaye memlekete sanat ehli yetişdirmeğe matuf olmakla beraber,talebe arasından tahsil[e]...büyük bir meyil ve istidad ibraz edenler dahi,bittefrik sultani mekteblerine sevkedilmektedir.Sanayi şubelerine kabul edilecek talebe...yedi yaşından oniki yaşına kadar numune tahsilini ikmal eyledikten sonra sanayi merkezlerine alınmakta ve orada muhtelif şubelerde çalıştırılmaktadır." Böylece darüleytamlardan sanayi merkezlerine,oradan da sultanilere uzanan yolda yeni bir nesil yetiştirilecektir.Daha da ileri gidildiği ve darüleytam fikrinin zamanla "Kızıl Elma" benzeri bir ütopyaya evrildiği anlaşılıyor:"Armaş'ta küşad edilecek fabrikaların etrafını birer sanat köyü hâline ifrağ etmeği tasavvur ettik.Bu suretle yetiştirmekde olduğumuz zükur ve inas bilcümle yetimleri aynı zamanda yekdiğerleri ile teehhül ettirerek [evlendirerek] sanat köylerinin,aynı zamanda birer saadet köyü hâline ifrağına çalışılmaktadır."(51) Midhat Paşa döneminde,savaşın ve fakirliğin kopardığı yetimler topluma geri kazandırılmaya çalışılırken,Birinci Dünya Savaşı sırasında yetimlerden farklı bir nesil,bir uygarlık,yeni bir toplum kurulmak istenir.Bu artık bir "dava"dır.(52)

Bütçe Sorunları Nisan 1917-Ocak 1918

1917'de Maarif Nezareti bütçesi aynı kalırken,darüleytamların yapısı değişir ve bütçeleri azalır.2 Nisan 1917'de çıkan DMU Teşkil ve Müteferriatı Hakkında Kanun uyarınca müessese Maarif Nezareti'ne bağlanır,gelirleri sınıflandırılır,işleyişi Nezaret ve Meclis-i Mebusan nezdinde denetim altına alınmak istenir:Muhasebe ve muamelat için yeni ve uygun kadro,format ve teknikler oluşturulur.(53)

Ödenek ihtiyacın çok altına düşmüş olacak ki,müesseseye "bir defaya mahsus olarak" 150 bin lira ve 500 bin dönüm kadar arazinin kullanım hakkı verilir.Yine de,toplam rakam önceki senenin ancak yüzde 71'ine çıkarılabilir.Hükümet muhtemelen bunu telafi etmek için,müdüriyete "ziraat ve sanayi-i muhtelife talim ve tatbiki" için başka şirketlerle mukavele imzalama imtiyazını da verir.Bir gün sonra,3 Nisan 1917'de Merkez-i Umumi'nin 1917 bütçe kanunu çıkar.Tahmini gelirler 37 milyon kuruşa düşmüştür;bunun 32 milyonu genel bütçeden,4 milyonu müessesenin öz kaynaklarından,kalanı vilayet/belediyelerce ve bağışla karşılanacaktır.

Bütçe yine yetersiz kalmış olacak ki,26 Kasım 1917'de müessese avans talebinde bulunur.(54) 19 Aralık 1917 tarihli kanunla 1333 DMU bütçesine 42 milyon kuruş daha eklenir.(55) Bu ilave için,"erzak ve eşya fiyatlarının nisbetsiz bir şekilde" yükselmesinin öngörülemediği açıklaması yapılır;ancak başka sorunlar vardır:Ödeneğin bir kısmının 1918'in Ocak ayında,yani yeni bütçenin hazırlanmasına iki ay kala bile müdüriyetin eline geçmediği de anlaşılmaktadır.Öncelikle vilayetler ve belediyelere salınan 800 bin kuruştan eser yoktur.İkinci olarak,4 milyon kuruşluk müessese gelirinin 500 bin kuruşu,bütçeden verilecek 32 milyon kuruştan 28 milyon 500 bin kuruş taksitler hâlinde tahakkuk edebilmiştir.Taksitle ödeme nedeniyle toptan erzak ve levazım alınamadığı için fiyat avantajı sağlanamadığı gibi,tedarik sıkıntısı sonucu "idare ve iaşe hususunda müşkülata uğranmakta olduğundan ve bu[nun] da etfalin ahval-i sıhhiyesine tesir etmekde bulunduğundan şikâyet" edilir.Ödeme düzenindeki bu sorunlar nedeniyle şubelerin mali durumları kötüleşmiş,oluşan borç döndürülemediği için gıda tedariki zorlaşmıştır.1917 Kasım ayında merkez ve mülhakatın 1916'dan kalan 4,5 milyon kuruş borcu vardır.(56) Bu nedenle,Maliye'den gelecek miktar sene sonuna kadarki maaşa yetecek,borçlarla dört aylık masraf tümüyle açıkta kalacaktır.(57)

Bütçenin ilaveye rağmen böylece düşmesi,aynı zamanda okul sayısında 1916 sonu ila 1917'de başlayan bir azalma anlamına gelir:25 Temmuz 1917 tarihli belgeye göre,okul sayısı 65-80'den 56'ya,15-16 bin olan öğrenci 1917 sonunda 11.600'e düşmüştür.(58) İlk etkilenen,taşra okullarıdır.Sivas vilayetinde açılmış ve mahallince idarelerinde müşkülat çekilen dört öksüz yurdu(59) (Sivas,Amasya,Merzifon erkek ve Merzifon kız) müdüriyet tarafından Ağustos 1917'de mecburen devralınır ama borçları kabul edilmez.(60) Adana-Şeyhli okul binası Orman Mektebi yapılmak üzere Vilayet tarafından işgal olunduğundan,öğrenciler "muvakkaten" Akbaz darüleytamına nakledilir.(61) 

1917'de Tasvir-i Efkâr darüleytamlardan söz etmez olur.Yıl boyunca gazetede yer bulan tek haber,10 Nisan 1917 tarihli nüshadaki teknik bir ayrıntıdır.Avusturyalı sermayedarlarla başlatılması düşünülen ve 9 Kasım 1917'de Sadaret'e,muamelesinin acilen yapılması talebiyle şirket nizamnamesi bile sunulan(62) parlak proje de gerçekleşmez.Öncelikle,Osmanlı tarafında,kurulacak şirketin her sene sermayesi kadar kâr etse bile,bu gelirin okulların masrafına yetmeyeceği hesaplanmıştır.(63) Ayrıca yapılacak işin niteliği düşünülenden zaten farklıdır:"Sermayedarların Avusturya'da mühim fabrikalar ashabından oldukları...burada ciddi müessesat-ı sanayiye vücuda getirmekden ziyade,gerek ziraat gerek müessesat-ı sanayiyi asıl fabrikalarına ham veya nim [yarı] mamul...tedarik etmek...[karşılığında] kendi fabrikalarından mamul eşya celb etmek...isteyecekleri pek tabii olduğundan" istenen sonuç alınamamıştır.(64) Masal 1917'nin sonunda sona erer.

Yeniden Yapılanma Ocak 1918-Eylül 1920

1918 "yeniden yapılanma" yılıdır.Encümen,yaptığı hesaplar sonrasında,okul ve çocuk sayısının azaltılmasını ve yeni sanayihaneler açılmamasını önerir.(65) 24 Şubat 1918 tarihli kanunla,1917'de oluşturulan statü değiştirilir.DMU,müessese müdürüyle,Maarif Nezareti'nce seçilecek beş kişinin yanı sıra,birer Şura-yı Devlet,Darülfünun,Ziraat ve Ticaret Odası azasından oluşacak bir meclis tarafından yönetilecektir.(66) Bu yetkiler 28 Ağustos 1919'da Meclis-i Kebir-i Maarif'e devredilir.(67) Ocak-Mart 1918 arasında iki genel müdür değişikliği olur.(68)

3 Mart 1918'de DMU'nin 1 Mart 1918-28 Şubat 1919 arasındaki gelir ve giderlerini öngören bir bütçe kanunu yayınlanır.Buna göre,gider tahmin edilen 527 bin liranın 445 bini genel bütçeden karşılanacaktır.(69) Ancak bu meblağ yetmediği için,2 Eylül 1918'de 34 bin(70) ve 3 Ocak 1919'da 118.500 liralık ilaveler yapılır.(71) 8 Nisan 1918'de 1917 no'lu Kanun'un ilk maddesi değiştirilerek,darüleytamlara kabul edilecek çocukların taşıması gereken şartlar kesinleştirilir.(72) Amaç muhtemelen çocuk sayısında bir kısıntıya gitmektir.

Müessese bütçesine yapılan ilaveler Mütareke'den sonra da sürer.(73) Ancak tahsisat rakamları düşmeye(74) ve tahsisatın idare edileceği süreler uzamaya başlar.(75) Edirne(76) ve Bursa hariç taşra darüleytamları 1918'de kapanmaya başlar ve Ekim ayında çocuklar İstanbul'a getirilir.(77) Elbette hepsi şanslı değildir.Örneğin Maarif Nezareti'nden 1918'de Kayseri'de "Talas Eytam Yurdu"nda "temin-i idareleri" artık mümkün olamayan çocukların İstanbul'daki okullara yerleştirilmesinin de imkânsız olduğu bildirilir.(78) Aydın maarif müdürünün 19 Mayıs 1919 tarihli yazısında,yetimhanenin kapanması üzerine velisi olmayanların yuvasız ve çaresiz kaldığı belirtilerek yardım istenir.Antep mıntıka müfettişinin 22 Nisan 1919 tarihli ihbarıyla,yetimhane kapandıktan sonra İstanbul'a götürülen ama firaren Antep'e dönen dokuz yetimin serseri ve sefil hâlde bulunması nedeniyle Maarif Nezareti'nden yardım istenir.Gelen cevap öğreticidir:"Çocukların İstanbul'dan Antep'e kadar şu surette seyahat edecek bir sinde [yaşta] ve cibiliyette [yapıda] bulunduktan sonra...darüleytamlarda mevkileri olamayacağı tabii görülmesine,nerede olsalar ekmeklerini kazanabilecekleri [anlaşılmasına]...mebni kendilerinin tekrar darüleytamlara kabulünde hiçbir faide" görülmemiştir.(79) Almanya ve Avusturya'ya gönderilen yetimler de bu ihmalden paylarını alır.(80)

Öte yandan ihtiyaç şiddetlenmiştir:1919'da sadece İstanbul'da "anasır-ı muhtelifeye mensub" yüzbinden fazla kimsesiz vardır.O zamana kadar darüleytam şubeleri/ordu menzil idareleri marifetiyle iskân edilenler,ordunun terhisi ve okulların İstanbul'a nakli üzerine açıkta kalmıştır.(81)

İşgalden sonra,muhasım devletlerin okul binaları mecburen boşaltılır;çocuklar Çağlayan Kasrı'na ve benzer binalara,saraylara nakledilir.İstanbul'daki yedi şubenin Üsküdar'da Validebağı Kasrı'nda birleştirilmesi düşünülür.(82) 1920'de İstanbul'daki Ermeni yetimhanelerinde 3827,Türk yetimhanelerinde ise sadece 2798 çocuk bulunmaktadır.(83) Aynı yıl bir irade ile okullar Maarif'ten alınarak Dâhiliye Nezareti'ne bağlanır.(84) Beraberinde darüleytamlar kaynaksızlık nedeniyle "özelleştirilir":Validebağı'na Amerikan Şark-ı Karib Muavenet Cemiyeti destek sağlar.Cemiyet ayrıca,Anadolu'da yeni yetimhaneler açar veya mevcutları canlandırır.(85) 7 Nisan 1921'de Maliye Nezareti,DMU'ne bir miktar ödeme yaptıktan sonra,kalanının cemiyet tarafından karşılanmasını ister.(86) 29 Aralık 1919'da Maraş Amerikan İane Şirketi müdürünün Elbistan'da bir darüleytam açmak istediği ve "ahalinin rızasını" aldığı kaymakamlıktan bildirilir.(87) "Ecnebi" müesseselere yine ihtiyaç doğmuş,yetimhaneler meselesi böylece aslına rücu etmiştir.Darüleytamların idaresine Mütekaidin-i Askeriye Cemiyeti de talip olur.(88)

12 Eylül 1920'de Sadrazam'dan Dâhiliye'ye,oradan da Şehremaneti ve Maarif'e gönderilen yazılarda,"müessesedeki kızların erbab-ı namusu ve iffetten olan ailelere evladlık ve erkeklerin esnaf nezdlerine çırak olarak" verilerek "Hazine'ye mühim bir masraf teşkil eden darüleytamların ilgası" istenir.(89) 1921'de bütçe 18.500 liraya,çocuk sayısı 3500'e düşer.(90) 1922'den sonra çocukların bir kısmı Darüşşafaka'ya verilir.(91) Ankara hükümetine gelince,muhtemelen siyaseten İstanbul'da yeni okullar istemediğini anlıyoruz:29 Ağustos 1922'de Sıhhiye ve İctimaiyat Vekili'nden Osmanlı Hariciyesi'ne gönderilen yazıda,Şark-ı Karib Muavenet Cemiyeti'nin Validebağı yerine Sinop'ta bir darüleytam inşası önerilir.(92) 1924'te darüleytamlardaki çocuk sayısı ancak 4912'dir.(93)

Yükselişin İmkânları

1-Savaş:Muhasım/ecnebi devletlerin el konan binaları "ilim ve sanat müesseseleri olduğu ve bunların depolarında birçok malzeme bulunduğu için ilk senelerde...eşya,levazım hattâ yiyecek hususlarında" çok fazla güçlük çekilmemiş,"istediği eşyaya el koyma salahiyetini almış bulunan ve darüleytamlar idaresine getirilmiş [Kara] Kemal Bey" her şeyi kolaylıkla temin etmiştir."Bundan dolayıdır ki yalnız mekteplere ve manastırlara değil mesela muharip devletler tebaasından herhangi bir sanayi müesseseye de el atılarak orası darüleytam talebesi için bir sanat atelyesi" hâline getirilmiştir.(94) Avusturya şirketiyle yapılan anlaşmaya göre "kurulacak" otuzüç tesis muhtemelen önceden vardır.

Yunus Nadi'ye göre ise,İsmail Mahir "hatır ve hayale gelebilecek sanatların kaffesine [tümüne] darüleytamlarda birer mevki vermek iştiyakından kendini alamıyordu." Çeşitli ve geniş bir programın yürütülmesi hem uzmanlaşmayı engellemekte hem de bütçeyi zorlamaktadır.(95) Ayrıca,darüleytamlardaki sanayi eğitimine karar verilirken,başka yerlerdeki örnek okulların tedrisatı incelenmediği gibi ülkedeki sanayinin ihtiyacı da dikkate alınmamaktadır.Zaten sanayi mekteplerinde "sanatlar talimi esasına da ehemmiyet verilmediği gibi...bu etfale öğrenmeğe sevkedildikleri sanatlar hakkında ibtidai bir malumat edinebilecek bir ders bile" gösterilmemektedir.(96) Bu,hesapsız bir tavır kadar,Ergin'in anlattığı gibi,el konan atölye ve imalathanelerin darüleytama dönüştürülmesinin fiili sonucu da olabilir.Sanatlar ihtiyaca göre değil,eldeki sermaye/"okul"a göre seçilmektedir.(97) Örneğin "İttihat ve Terakki Kulübü tarafından...tesis edilen darüleytama sermaye ve darülmesai [çalışma yeri] olmak üzere Potukyan Onnik Efendi'nin kumaş mağazası zabtedildi[ği]...diğer mağazalardan da kumaş,kösele...kaldırıl[dığı]"(98) Ankara'da,tesadüfe bakın ki,"terzilik ve kunduracılık şubeleri açıldığı ve Vilayet bütçesinden yıllık...bin kuruşluk yardım yapılabileceği" bildirilmiştir.(99) 

El konan fabrika ve imalathanelerin bir kısmı DMU'ne devredildikten sonra boşaltılır,makineleri,sonra da binası satılır.Bunlardan ikisi Kartal'daki ipek ve mensucat fabrikasıdır.Uzun süredir boş duran ikinci fabrikanın satışı 20 Ekim 1921'de DMU tarafından Dâhiliye'ye teklif edilir.(100)

Başka "kaynaklar" da vardır:Galata Rıhtımı'ndaki sundurma antreponun işgali ve buradaki eşyaların çalınması üzerine yapılan tahkikata ait evrak ile Maarif Nezareti memurlarından oluşan muhakemat komisyonunun mazbatası,15 Haziran 1920 tarihli Meclis-i Vükela kararı ardından Şura-ı Devlet'e havale edilmiş ve 1920'de incelenmiştir.Mazbataya göre,hırsızlık,hüviyetleri belirlenemeyen darüleytam talebesi ve "dışarıdan gelenler" tarafından yapılmış,ancak "işde medhaldar olan memurinin rüesa-ı idarede bulunan zevattan ibaret" olduğu ve bir kısım eşyanın hâlen darüleytam ambarlarında bulunduğu anlaşılmıştır.Tespit sonrasında eşyaların Galata rüsumat başmüdürlüğüne iadesini Maarif Nazırı Şükrü Bey engellemiş,"Şükrü Bey ile...İsmail Mahir Efendi'nin işgal ve vaz-ı yed muamelelerini bizzat idare ettikleri" belirlenmiştir.(101) 

Savaşın yarattığı bu kolaylıklardan dolayı,işgal edilen binalarda tadilata gidilip,yapılara katlar,pavyonlar eklenir."Mesela Notre Dame de Sion'un üzerine bu sırada bir kat eklenmiş,Yedikule'deki İtalyan Mektebi de bir misli genişletilmiş"tir."Binalarla eşya düşman malı ve onlara el atanlar gayri mesul şahıslar olduğu için,israfın suiistimalin haddi hesabı yoktur.Ve bunu da kimse sormağa ve araştırmağa cesaret" edememektedir.(102) Gazetelere göre,1916'da Haydarpaşa'daki yapıcı mektebi binası inşaatı sürmüş,Bebek'e tesisat ve yapı unsurları eklenmiş,Büyükdere'deki tadilat tamamlanmış,1917'de Kadıköy erkek şubesi ile Haydarpaşa'da çalışmalar sürmüş ve Bebek'te kızlara mahsus ahşap deniz hamamı inşa edilmiştir.(103) "Harb mahsulü" darüleytamlar,dolayısıyla,savaşın getirdiği ihtiyaçlar kadar "imkânlar"dan da doğmuştur.Hem "arz" hem de talebin mahsulüdürler.

2-Tehcir:Şehit çocuklarını yetiştirecek müesseselere gelir sağlanmasını öngören geçici kanun 1915'te yürürlüğe girer.(104) Ancak haberleşme ve müskirat vergileriyle masrafların karşılanamayacağı açıktır.Nitekim taşra darüleytamlarının "masraflarının bulundukları vilayetin bütçelerinden karşılanması ilkesi benimsendi ve vilayetlerin Hazine'den para talepleri kabul edilmedi.Bu nedenle taşra darüleytamları vilayet idarelerinin ayırdığı kaynaklarla kurulmuştur."(105) 20 bin lira hariç,(106) 1331 bütçesinde darüleytamlara ayrılmış bir tahsisat görülmez.

İhtiyaçlar,vilayetlerde 1915'te ortaya çıkan başka türden bir "imkân"la karşılanır:Ankara'da Ermeni-Katolik tehcirinden sonra kurulan darüleytamın yağmalanan mallarla nasıl finanse edildiğine değinilmişti.Kastamonu'da ise,Ermeniler tutuklandıktan ve dükkânları yağma edildikten sonra,merkezde açılması kararlaştırılan darüleytamın bina ve levazım tesisine sarfedilmek ve "karşılığı ianat ve teberruattan temin olunmak üzere" 1915 bütçesine valinin talebiyle 100 bin kuruş konur.Yağmayla suçlananlar arasında darüleytam müdür vekili de vardır.(107) Söğüt'ün 1915'teki kuruluşunda "halkın bağışları etkili" olmuştur.(108)

30 Mayıs 1916'da Armaş darüleytamı namına tarla aramak için Adapazarı'nın Ferizli karyesine gelen darüleytam hukuk müşaviri ve arkadaşları "kilisenin kapusunu küşad [açarak] ve derununda bulunan eşya-ı ruhaniyeyi sandukalara vaz [koyarak]...karakola teslim" ederler.(109)

Ağustos 1919'da Kırkkilise'nin (Kırklareli) Rum/Bulgar tüccarları ve Karakaçan (Ulah) kâhyaları tarafından verilen dilekçede,"Kırkkilise civarında kısmen ahalinin gayri mezru [ekilmemiş] tarlalarından isticar ettikleri [kiraladıkları] ve kısmen orman nizamnamesinin 16. maddesi mucibince hakk-ı rayet [otlatma] istihsal eyledikleri mahallerde" hayvanlarını yaymışken,Vilayet "Meclis-i İdaresi'nce meraların darüleytam inşaatı namına müzayede ve ihalesine teşebbüs edilmesi üzerine" Vilayet'e başvurmuşlar;ancak müracaatları ret ve aldıkları ruhsat iptal edilmiştir.(110) Dolayısıyla,okulların sadece binaları değil ihtiyaçları da gasp/terkedilen mal/haklarla sağlanmıştır.

"Çocuk Davası"

Ahmed Rıza Bey,"Darüleytama anadan,babadan mahrum yedi yaşına kadar erkek,oniki yaşına kadar kız çocuklarının kabulüne karar verildiği hâlde bilahare...babalı çocuklar hattâ...20-22 yaşındaki"(111) delikanlılar da alınmış...tarafını bulup girebilen çocuğu hattâ bazı asker kaçaklarını kabul [etmiştir]" diye şikâyette bulunur.(112) "Bu karmaşada,hangi darüleytamda ne kadar çocuğun barındığı bile" saptanamamakta,yönetim de halkta tepki uyandırmamak için,buralardaki mevcutları açıklamaktan kaçınmaktadır.(113) İstanbul Nüfus Müdüriyeti yazısına göre,Bebek ve Kadıköy'deki çocuklar 14 Nisan 1918 tarihinde henüz yetimhane defterlerine kayıt edilmemiştir.(114) Plansızlığa başka bir işaret,okullara Mayıs 1915'te gazete ilanıyla öğrenci toplanırken,(115) Eylül'den itibaren davetle öğrenci alınması,"davet olunmayanlar[ın] katiyen kabul" edilmemesidir.(116)

Nitekim 1915 başında "hem anasız hem babasız,saniyen şüheda evlatları,salisen malulin ve guzat [gazi] evlatları ve rabien anası ve kimsesi olmayıb babası asker bulunanlar,hamisen ebeveynden birisi mevcud fakat malul ve mariz [hasta],mecnun,kötürüm ve fakir olanların alınması" kararlaştırılmışken,(117) 8 Nisan 1918 tarihli kanunun bu şartları yeniden belirlemesi muhtemelen şartlara uymayan çocukların okullardan çıkarılmasına yöneliktir.

Bu karmaşa,ihmal ve düzensizliğin mi,yoksa örtük bir planın mı göstergesidir?İddiaya göre,"İttihat ve Terakki bu çocuklara öncelikle parti ideolojisini aşılama" çabasındadır.(118) "Darüleytam ittihazı ve idaresi...fırkacılık çerçevesi içine sokulmuş"tur.(119)

Moda'daki Notre Dame de Sion'a kurulan darüleytamı ziyaret eden Fahrünnisa Hanım'ın izlenimleri Tasvir-i Efkâr'da yayımlanır.Buna göre,okulda "Dört-altı yaşındaki çocuklar vatan şarkıları okuyorlardı.İçeri girdiğimizde bizi askerce selamladılar ve tegannilerine devam ettiler.İntikam marşını söylerlerken o küçük yavruların gözleri bütün manasıyla parlıyor ve kalbleri intikam ateşiyle yanıyordu.Bu son manzara beni fevkalade memnun etti.Küçük yaşta iken hissiyat-ı milliye ve muhabbet-i vataniyesi tetimme edilen [tamamlanan] bir milletin atisi[nin] herhalde parlak olacağı şüphesiz[dir.]"

İşin ilginç tarafı Fahrünnisa Hanım,anlaşılan,aynı okulda okumuş,belki de buradan mezun olmuştur:"İki sene evvel o mektebe devam eylediğim zamanı derhatır ettim.İçeri girdiğim zaman siyahpuş [siyahlar giyen]...matemnak [matem dolu] bir çehre beni karşılardı.Kapının üzerinde kırmızı güzel levhanın yerinde bir sene evvel siyah bir zemin üzerinde büyük Fransızca harflerle 'Notre Dame de Sion' yazılı bir levha vardı." Kasvet ve durağanlığın yerini,neşeli intikam marşları almıştır.

1915'te "Darüleytam'da" başlıklı haberden de benzer bir izlenim edinilir:"Evvelki gece...Bebek Şubesi'nde hazin bir tablo yaşandı.Müessesenin fahri müdürü...İsmail Mahir Efendi sabaha karşı talebe koğuşlarını esna-ı teftişinde evlad-ı şühedadan gözleri yaşla dolgun bir yetim çocuğu tesadüfle teessürünü sormuş ve bayram gecesini annesiz ve babasız geçiren bu kimsesiz kızcağız[ın] verdiği hazin...cevab üzerine 'Merak etmeyin yavrularım...sizi validenize götüreceğim' demiş ve mektebde mevcud 300 kadar garib ve bikes şehid çocuklarını alarak Bebek tepesinde ikâmet buyuran...Enver Paşa'nın kayınvalidelerinin köşklerine götürmüştür.Köşkde,mini mini talebelerden biri,[Hanımefendi'ye hitaben] aşağıda telhisen [özetle] nakl eylediğimiz bir hitabe okumuştur:'Ey vatanın en bülend [yüce] ve en fedakâr evladının feyyaz [cömert] ocağı!Anasız,babasız bu millet uğrunda şehid veren bizler,bu bayramımızı onlardan mahrum olarak geçiriyoruz.Onların yerine sizi ziyarete geldik.Bundan sonra bizim anamız,babamız,her şeyimiz sizsiniz.Emin olunuz ki,hepimiz onların göğüslerini iftihar ile kabartan o bülend intikam hislerini unutmayacağız.Onların hakiki ve fedakâr kızları olduğumuzu bütün mevcudiyetimizle isbata çalışacağımıza bayrağımızı tasid [yükseltmek] için,bu geceyarısı evinizin eşiğine kadar gelen masumların bu ziyaretlerinden sevgili hakanımızla,bizi cenah-ı himayelerine alan vatanperver vükela ve milletimizi haberdar eylemenizi niyaz ederiz'..."(120)

Anne-babalarının olduğu kadar saltanatın,(121) Harbiye Nazırı'nın ve hükümetin(122) çocuğu olan yavrucaklar,az zaman içinde "bülend intikam hisleri" ile dolmuştur.Bizzat İsmail Mahir'in deyişiyle,darüleytamlar "âdetâ harbe iştirak eden başka bir ordu demektir."(123) Bu,muhtemelen bir İslam ve Türk ordusudur:(124) Kâğıthane-Çağlayan Darüleytamı hakkındaki kitabın girişinde,darüleytam,"millet ve devlet-i Osmaniye'nin saadet ve selameti namına ifna-ı hayat eden...fedakâr İslam ve Türk şehidlerinin...evlad-ı yetimlerine mahsus şefkat ve terbiye müessesesi" olarak tanımlanır.Kitaptaki fotoğraflar ise dini eğitim uygulamalarını gösterir.(125) Dolayısıyla,yetimlerden sadece üretken/sanatkâr değil,intikam marşlarından anlaşıldığı kadarıyla,aynı zamanda müntekim,muti ve militarist bir nesil de yetiştirilmek istenmiştir.(126)

Çözülüşün Nedenleri

1-Savaş ve tehcir:Savaş ve Hristiyan tehciri nedeniyle 1916'dan itibaren ülke çapında bir kıtlık başlar(127) ve fiyatlar özellikle 1917'den itibaren artmaya başlar.1916'dan itibaren vilayetlerden gelen katkı düşünce,merkezi bütçedeki tahsisat mecburen artar:"Darüleytam şubelerinin sayısı çok arttığı gibi artık vilayet idareleri darüleytamlara kuruluş aşamasındaki kadar maddi anlamda destek verememeye" başladığından,"yapılan ilavelerle 1916 yılı bütçesinde darüleytamlar için ayrılan tahsisat 52 milyon kuruşa kadar" yükselir.(128) Vilayetler,1917 için kendi paylarına düşen 800 bin kuruşu bile karşılayamamıştır.1915'in Aralık ayındaki Meclis-i Âyan görüşmelerinde,1916 Maarif ve Darüleytam bütçesinin şişirilmesine Legofet ve Ahmed Rıza beyler anlam veremez.

"Ambarlardaki malzeme bitince,halkta da el konulmak suretiyle alınabilecek eşya,yiyecek ve levazım kalmayınca...[kanunla] varidat kaynakları tahsisi cihetine gidilmiştir."(129) Nitekim tamir ve tadilat uygulamalarından vazgeçilir:23 Mayıs 1918'de Erzincan'da 5 bin yataklı bir yetimhane kurmak için belediyeye ait iki bina belirlenmiş,ancak harabeye dönmüş bu binaların tamiratından yüklü bir meblağa ihtiyaç olduğu için vazgeçilmiştir.(130)

Van'da bir şube kurulma isteğine,Maarif Nezareti 9 Ocak 1918'de "merkezdeki darüleytamlar bile idare edilememekde olduğundan orada...küşadı gayri kabildir" cevabını verir.(131) Ankara'daki yetimhane Maarif'e devredilir.(132) 1916'da savaş ve tehcirin yarattığı "imkânlar" kurumuş,1917'de buna bir de kıtlık ve pahalılık eklenmiştir.

2-İsraf ve yolsuzluk:Yetimhaneler birer arpalığa dönüşmektedir:"Darüleytam bütçelerinin gider fasılları gözden geçirildiğinde personel ödemeleri için ayrılan tutarın ne kadar fazla olduğu görülecektir." Her beş öğrenciye bir çalışan düşmektedir ve maaşlar,iaşe masrafının yüzde 40'ına kadar çıkmıştır.(133) Örneğin Ankara yetimhanesinde 75 öğrenciye karşılık 15 hademe,10 memur ve öğretmen bulunmaktadır.(134) Buna karşın,Mütareke'den sonra Ermeni cemaati tarafından yönetilen Kuleli yetimhanesinde (Askerî Lise) bin civarında erkek çocuk için 99 çalışan vardır.(135) 

"Divan-ı Harb-i Örfi nezdindeki İkinci Tedkik-i İhtikâr Komisyonu marifetiyle hesabatı tedkik edilmekte olan tüccardan Mıgırdıç Frankiyan Efendi'nin harb senelerinde Maarif Nezareti ve DMU'ne bazı eşya taahhüdatında bulunduğu" öğrenildiğinden darüleytamların durumu mercek altına alınmış,sonuçta başka şeyler ortaya çıkmıştır:15 Mayıs 1919 tarihli yazıya göre,Şükrü Bey'in bakanlığı sırasında şekerci Nâzım Bey'e Viyana'dan ithal ettirilmiş iki vagon şeker,"Nezaret namına celb edilerek Sirkeci gümrüğüne teslim edildikten sonra bir vagonu memurin ve muallimin ile darüleytama tevzi ve diğer vagon Nâzım'a terkedilmiştir." Bu muamele için bir mukavele yapıldığına dair kayıt yoktur.(136)

DMU 1919'da teftiş edilir ve yetmişten fazla konuda "tahkikat-ı ibtidaiye icrası" gerektiği rapor edilir.Kuruluşundan itibaren nakit muamele ve hesaplarının incelenmesiyle "mekatib ve mebani-i ecnebiyenin...intikali işlerindeki eşya ve levazımın suret-i sıhhiyede tesbiti" gerekli görülür.(137) Teftiş layihası,muhtemelen müessesenin cevap ve açıklamalarını almak için 12 Mayıs 1919'da DMU'ne gönderilir.Ne buna,ne de sonraki altı yazıya DMU'nden herhangi bir cevap gelir.

Sivas Ermeni kıyımının baş zanlısı Muammer Bey,Konya'da öksüz yurdu namıyla açtığı okullar hesabına binlerce lirayı suiistimal etmiş,sanayi mektebine atadığı ordudan atılma müdürün suiistimal ve çocuklara yaptığı sarkıntılığı belgeleyen evrakı mahkemeye göndermeyerek durumu örtbas etmiştir.(138) "Bu kurumlar kısa zamanda birer yolsuzluk yuvası" olmuştur.(139)

Çıkarımlar

Bilindiği üzere,savaş ve Hristiyan tehciri 1914'ten itibaren büyük bir insan gücünün üretimden çekilmesine neden olmuştur.Tehcir sonucu,ortaya,önce göç ettirilen ve öldürülenlere ait eşya ve emlaktan oluşan sahipsiz büyük bir servet,1916'dan itibaren de derin bir üretim ve iaşe darboğazı çıkar.

Darüleytamlar İstanbul'da muhasım devletlere,vilayetlerde ise Osmanlı Hristiyanlarına ait servetten beslenerek genişlemiş,ancak sonrasında servetin tükenmesi,1916'da başlayan iaşe darboğazı ve 1917'de artan hayat pahalılığı karşısında ayakta kalamamıştır.Dolayısıyla yalnızca harp değil,aynı zamanda tehcir "mahsulü" ani yükseliş ve çözülüşler,emval-i metrukenin tasfiyesi sırasındaki geçici bolluk ile ardından gelen kıtlığın,ekonomideki bu dalgalı seyrin bir suretidir.İsraf ve suiistimal tasfiyenin geçici "yan etki"sidir.

Darüleytamlara taşıyabileceklerinden fazla çocuk iskânı,anlık bir fırsat algısı kadar,bu servetin edinimini ulvi bir yatırımla aklama veya cephede ve cephe gerisinde faydalı olabilecek asker-sanatkâr bir "gürbüz-dinç" nesli yetiştirme amaçlı olabilir.(140) Darüleytamlar Abdülhamid'den itibaren,çocuklara olduğu kadar siyasete de çatı olmuş,kendi içinde bir "dava" veya bir ütopyanın parçası olduğu ölçüde ve sürece kabul görmüştür.

Gasp/terkedilenleri kullanarak yeni bir nesil yetiştirmek,bir trajedinin üzerinde "saadet köy"leri kurmak,işin ahlâki boyutu bir yana teknik açıdan da mümkün olmamış,emval-i metrukenin paylaşımından yetimlerin hissesine sefalet ve açlık düşmüştür...

***

1921'de Darüleytamlar

Darüleytam Müdür-i Umumisi'nden Dâhiliye Nezareti'ne,Mart 337 Amerikan Şark-ı Karib Muavenet Heyeti 1.856.088 kuruşa baliğ olan bütçemizi tesviye edemediğimiz için yarından itibaren Darüleytam'a ekmek vermeyeceği bildirilmiştir.Şu hâlde yarından itibaren 3500 yetimin ekmeği dahi yoktur.
Şimdiye kadar müteaddid müracaatlarımla karibü'l-vuku [gerçekleşmesi yakın] olan bu vaziyetin bütün fecayiini Maliye Nezareti'ne arz eylemiştim.Sözüme havale-i sem-i itibar eden [kulak asan] olmadı ve her defasında bin türlü lakırdıyla işi geçiştirmek en büyük muvaffakiyet addedildi.Bugün artık felaket tahakkuk eylemiştir.Zaten besleyemediğimiz ve zaman zaman gıdasızlıktan öldürdüğümüz çocuklara bu suretle ekmek de veremediğimiz takdirde üç güne kadar cümlesini mezara tevdi edeceğimiz şüphesizdir.İhtiyacı anlamamak kâh hiddetle,kâh hilmle [yumuşaklık],kâh güya kurnazlıkla,ekseriya keyif ile hareket ederek vazifelerini ifa ettikleri zannında bulunan Maliye ne zaman irae-i umuru(?) [gösterdikleri ilgi] 3500 cenazenin üzerinde bir teessür duyarlarsa tek başıma bütün dünyaya yalan diye ben bağıracağım.
Maliye Nezareti'nden Dâhiliye Nezareti'ne,Nisan 337 Darüleytam İdaresi'ne Mart 337 başından 2 Nisan tarihine kadar 10.250 lira tediyat icra edildiği gibi 26 Mart 337'de dahi Kanun-ı Sani 337 tahsisat-ı maktuası [kesinti] bakiyesi olan 21.900 küsur lira ve onu müteakiben Şubat 337 tahsisat maktuası bulunan 37.500 liranın nısfı [=yarısı] tesviye edilmiş ve say-ı Hazine'ye göre [Hazine'nin çabasıyla] nısf-ı diğerinin de tediyesi mukarrar bulunmuş [kararlaştırılmış] olduğundan meblağ-ı mehuze [alınmış miktar] ile Amerikan Şark-ı Karib Muavenet Heyeti matlubunun temin-i tesviyesi [talebinin ödenmesi] lüzumunun Darüleytam Müdüriyet-i Umumiyesi'ne tebliği rica olunur.(BOA.DH.İ.UM 19-16/1-54.)

***

İsmail Mahir Efendi

"1868 doğumlu,İstanbul Darülmuallimini'nden mezun.'Onu Meşrutiyet'ten evvel 1888'de Selanik Darülmuallimin başmuallimliğinde ve sonra müdürlüğünde görürüz...Genç beyinlere hürriyet için derin bir aşkın ilk tohumlarını' atıyor.1906'da,yanı sıra,Selanik Mekteb-i Sanayi müdürü görevini de üstleniyor.Mektebi ıslah için uğraştı...Mektep onun sayesinde az zamanda bir numune sanayi mektebi hâline gelmişti...bir gün bütün Osmanlı vatanının zincirlerini dişleriyle kırıp ilk halas [kurtuluş] nefesini ferah ve sevinç ile aldığı büyük gün [Meşrutiyet] başka bir tecelliye nail oldu.Uzun yıllardan beri dillere telaffuzu yasak edilen kendi adından mahrum,iğreti bir isimle yaşamaya mahkûm iken ona tekrar kavuştu...'Hamidiye Sanayi Mektebi',yeniden 'Midhat Paşa Sanayi Mektebi' oldu.
1907'de müessis ve sahibinin vefatıyla idaresiz kalan Selanik Ticaret Mektebi'ni satın [almak için]...o zaman Selanik'te bulunan Aydın Valisi Rahmi Bey'i gördü,ikna etti ve maksadına muvaffak oldu.
İttihat ve Terakki Cemiyeti henüz 'Osmanlı Hürriyet Cemiyeti' iken ona ilk iltihak edenlerden biriydi...
İlk Meclis-i Mebusan'a intihab olarak iştirak etmişti...1913'te fahri olarak Darülmuallimat müdürlüğünü almış,...1330 Teşrinisanisinde ise yine fahri olarak Darüleytam müdürlüğünü deruhde etmişti..."(Türk Yurdu,c.5,sayı 10-11,Sayı 117,s.200-202'den kısaltılarak alınmıştır.)
"Fırka mensuplarının iddialarına göre cesur bir adamdı.Fakat başı sarıklı ve kültürü kıt olan bu zat burnundan ilerisini göremez ve düşünemezdi.Arkadaşları da öyle olacak ki,sanki bu harp hiç sona ermeyecek,galibiyetle de mağlubiyetle de neticelense hiçbir devlet,hiçbir hak sahibi hakkını arayıp sormayacakmış...gibi hareket edildiği için İsmail Mahir öldüğü zaman onun ölüsünü Bebek'teki Saint Joseph Mektebi'nin çarçabuk camiye çevrilen kilisesi önüne yani mektebin ta göbeğine gömmüşlerdi.Mütareke'nin ilanıyla beraber İstanbul'a gelen ve müesseselerine sahip olan Fransızların elinden bu zatın ölüsünü bir hakarete maruz kalmadan kurtarmak üzere bir gece içinde sarfedilen emeği ve çekilen zahmeti o zamanki Maarif Nazırı filozof Rıza Tevfik'in beyanatından öğrenmiştik."(Osman Nuri Ergin,Türk Maarif Tarihi,s.1549.)

***

1-Devletin toplumu çocuk üzerinden dönüştürme isteği için bkz.Kürşat Bumin,Batı'da Devlet ve Çocuk (İstanbul:Alan,1983.)
2-Nesimi Yazıcı,"Osmanlılarda Yetimlerin Korunması Üzerine Bazı Değerlendirmeler",AÜİFD XLVIII (2007),sayı 1,s.27,31.
3-Nazan Maksudyan,Hearing the Voiceless-Seeing the Invisible:Orphans and Destitude Children...,doktora tezi,Sabancı Üniversitesi,2008,s.200.
4-Nazan Maksudyan,a.g.e.,s.200-201,276-278,280-281.
5-Ali Karaca,Anadolu Islahatı ve Ahmed Şakir Paşa (İstanbul:Eren,1993),s.183-184.
6-Benjamin C. Fortna,Imperial Classroom:Islam,the State and Education in the late Ottoman Empire (Oxford/NY:Oxford University Press,2002.)
7-Nazan Maksudyan,a.g.e.,s.376-385.Son önlemin örneğin Diyarbakır'daki uygulayıcısı Vali Halid Bey'dir (Hatip Yıldız,"II. Abdülhamid Döneminde Diyarbekir Vilayeti'nde Açılan Yetimhaneler...",Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Dergisi,14 (2010),s.103-118.
8-Nadir Özbek,Osmanlı İmparatorluğu'nda Sosyal Devlet (İstanbul:İletişim,2002),s.240-246.
9-1909 yetimleri için bkz.Nazan Maksudyan,"Cemal Bey'in Adana Valiliği ve Osmanlıcılık İdeali",Toplumsal Tarih,Sayı 174,Haziran 2008.
10-Yunus Nadi,"Darüleytamlara Dair",Tasvir-i Efkâr,10 Eylül 1332'de 15-20 bin rakamı verilir.
11-Edirne Mebusu Faik,Meclis-i Mebusan,1334 senesi DMU Bütçesi,Muvazene-i Maliye Encümeni Mazbatası,1334.28 Kasım 1917 tarihli DMU'nin 1333 icraatı,7 Ocak 1918 tarihli DMU ve 1334 bütçesi hakkındaki iki ayrı rapordan oluşur.
12-Yunus Nadi,a.g.e.;Safiye Kıranlar,Savaş Yıllarında Türkiye'de Sosyal Yardım Faaliyetleri,1914-1923,doktora tezi,İstanbul Üniversitesi,2005,s.24.
13-Ersin Müezzinoğlu,"Darüleytamlar",History Studies,c.4/1,2012,s.399-417.
14-Safiye Kıranlar,a.g.e.,s.23,52.
15-Nafi Atuf,"Bizde Darüleytamlar",Türk Yurdu,c.7 (13-14),s.30.
16-Osman Nuri Ergin,Türk Maarif Tarihi,c.3-4 (İstanbul:Eser,1971),s.1551.
17-Faruk Yılmaz,Devlet Borçlanması ve Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Dış Borçlar (İstanbul:Birleşik,1996),s.72.
18-Safiye Kıranlar,a.g.e.,s.63.
19-Rapor,s.16.
20-Osman Nuri Ergin,a.g.e.,s.1553.
21-Rapor,s.1.
22-BOA.BEO 4428/332068.
23-Orhan Türker,Prinkipo'dan Büyükada'ya (İstanbul:Sel,2011),s.75-76.
24-"Fener'de Darüleytam",Tasvir-i Efkâr,11,19 ve 25 Teşrinisani 1330.Tasvir-i Efkâr'daki haberlere önemli bir çalışma sayesinde erişebildim:Özgül Karakaş,Tasvir-i Efkâr Gazetesi'nin Kronolojik Dizini ve Seçilmiş Metinlerin Aktarımı,yüksek lisans tezi,Çanakkale 18 Mart Üniversitesi,2011.
25-Safiye Kıranlar,a.g.e.,s.55.
26-Tasvir-i Efkâr,9 Temmuz 1331.
27-Rapor,s.3.
28-BOA.BEO 4422/331628:"Tophane'de Kırmızı Kışla'ya muttasıl olup Darüleytam tarafından işgal edilen mahallin tahliyesinden sarfınazar buyurulduğu..."
29-BOA.BEO 4676/350692;BOA.DH.İ.UM 7-8/1-36.
30-Rapor,s.2-3.
31-Oral Onur,Edirne Hilâl-i Ahmer ve Himaye-i Etfal Cemiyetleri,İstanbul,2004,s.20-22.
32-"Ankara'da Emval-i Metruke Nasıl Yağma Edildi?",Alemdar,15 Aralık 1918.
33-14 Şubat 1918 oturumu.
34-"...darüleytamların hemen kaffesi muhasım devlet tebaasına veya onların tabiyetini haiz eşhas-ı hükmiyeye aid mebani de veya emlak-i metrukede müesses[dir.]"(Rapor,s.20.)
35-BOA.BEO 4588/344074.
36-Agop Minasyan,"Armaş Manastırı",Toplumsal Tarih,13 (78),2000,s.32-41.
37-Nurdan İpek,Armaş Ermenileri,yüksek lisans tezi,Kocaeli Üniversitesi,2004.Yakup Aygil&Özkan,Bithynia Tümlüğü İçinde Akmeşe,2012 kaynağına ulaşamadım.
38-R.K. Kévorkian&P.B. Paboudjian,Les Arméniens dans l'Empire Ottoman a la Veille du Génocide,ARHIS,Paris,1992,s.128-136.
39-Tasvir-i Efkâr,24 Teşrinievvel 1331.
40-BOA.DH.KMS 36/35.
41-BOA.İ.DUİT 115/75;BOA.MV 205/08.
42-BOA.DH.ŞFR 97/356.
43-BOA.DH.ŞFR 548/80.
44-Tasvir-i Efkâr,24 TE ve 25 KS 1331.
45-Nurdan Şafak,"Darüleytamda Çocuk Olmak",FMS İlmi Araştırmalar Dergisi,Sayı 2,Güz 2013;Tasvir-i Efkâr,28 KS 1331;30 Mayıs,1 Haziran ,17 Temmuz 1332.
46-Türk Yurdu,Sayı 92,Tutibay baskısı,c.4,s.233.
47-Ersin Müezzinoğlu,a.g.e.Bir kaynağa göre,1915'te darüleytamlara yerleştirilen çocuk sayısı 16 bini bulur.(Nurdan Şafak,a.g.e.)
48-Savaştan önce 810 nüfus,bir kilise ve ilkokullu Pirahmed/Haskal'daki meslek okulunda birçok zanaat öğretim/araştırması yapılıyordu.Adını,yaptığı işler ve ödediği vergiler nedeniyle Mecidiye nişanı almasıyla hak etmişti.(Wikipedia)
49-"Darüleytamlara Dair",Tasvir-i Efkâr,9 Eylül 1332.
50-Tasvir-i Efkâr,6 Teşrinisani 1332.
51-"Darüleytamlara Dair",Tasvir-i Efkâr,9 Eylül 1332.
52-Kâzım Karabekir,Çocuk Davamız (İstanbul:Emre,2000.)
53-Düstur,T2/C9,s.575;Rapor,s.5.
54-BOA.BEO 4493/336913.
55-1333 Maliye ve DMU Bütçesine 42.060.402 kuruşun ilavesi hakkında kanun (Düstur,T2/C10,s.38,19 Aralık 1917.)
56-BOA.BEO 4493/336930.
57-Rapor,s.6,12-13,22.
58-Ersin Müezzinoğlu,a.g.e.
59-Bunlar genel bütçeden değil,Kastamonu leyli ibtidaisi gibi vilayetlerce finanse edilen kurumlardı.(Nafi Atuf,a.g.e.)
60-BOA.DH.İ.UM 5-1/1-19.
61-Rapor,s.11.
62-BOA.BEO 4486/336443;BOA.BEO 4495/337076.
63-Rapor,s.23-24.
64-Rapor,s.21,23.
65-Rapor,s.24.
66-Düstur,T2/C10,s.38,24 Şubat 1918.
67-"DMU hakkındaki Kanun'a Muaddel Kararname" (Düstur,T2/C11,s.359,28 Ağustos 1919.)
68-Tasvir-i Efkâr,4.1/20 Mart 1918.
69-Düstur,T2/C10,s.137,2 Mart 1918.
70-Darüleytam bütçesine 39.093 liranın ilavesi hakkında irade-i seniyye (Düstur,T2/C10,s.580,1 Eylül 1918.)
71-DMU'nin 1334 senesi bütçesine 118.500 lira Tahsisat-ı Fevkalade İlavesi hakkında Kararname (Düstur,T2/C11,s.94,3 Ocak 1919.)
72-10 Cemaziyelahir 1335 tarihli Kanun'un 1. maddesini Muaddel Kanun,Düstur,T2/C10,s.452,8 Nisan 1918.)
73-1335 senesi için DMU bütçesine 100.000 lira Tahsisat-ı Fevkalade İlavesi hakkında Kararname (Düstur,T2/C11,s.448,17 Kasım 1919.)
74-DMU'nin 1336 senesi Mart ve Nisan Aylarına Mahsus Muvakkat Bütçe Kanunu,18 Mart 1336.
75-DMU'nin 1336...Muvakkat Bütçe Kanunu'nun 1337 senesi Mart ve Nisan Mahlarına Dahi Temdiden Tatbiki hakkında Kararname (Düstur,T2/C12,s.396,7 Mart 1921.)
76-Edirne'deki Asım Bey darüleytamı,Mütareke'den sonra Ermenilerin dönüşü üzerine tahliye edilir.(http://www.edirnetarihi.com)
77-Erzurum,Sivas,Trabzon yetimhaneleri 1919'dan sonra,mülga 3. Ordu'nun menşei bilinmeyen kaynaklarıyla ayakta kalır.(Kâzım Karabekir,a.g.e.)
78-BOA.BEO 4554/341549;BOA.MV 214/33,26 Ocak 1919.
79-BOA.MF.MKT 1238/71.
80-Rapor,s.21;BOA.DH.İ.UM 19-16/1-28;Nazan Maksudyan,"Kep ve Pelerin",Toplumsal Tarih,Sayı 243,Mart 2014.
81-Söz,14 Ocak 1919.
82-Safiye Kıranlar,a.g.e.,s.71-74,81.
83-İstanbul 1920,C.R. Johnson (ed.) (İstanbul:TVYY,1995),s.220-221.
84-Düstur,T2/C12,s.284,3 Ekim 1920;BOA.BEO 4656/349192.
85-Safiye Kıranlar,a.g.e.,s.81,313-317,319.
86-BOA.DH.İ.UM 19-16/1-54.
87-BOA.DH.İ.UM 7-4/1-51;BOA.HR.HMŞ.İŞO 67/26.
88-BOA.DH.HMŞ 32/28,8 Mart 1921.
89-BOA.DH.İ.UM.EK 122/1.
90-BOA.DH.İ.UM 19-16/1-54.
91-Nurdan Şafak,a.g.e.
92-BOA.HR.İM 41/60.
93-Ali Vahid,Alelumum Öksüz Çocuk ve Darüleytam Teşkilatı hakkında Layiha,1341,s.16-17.
94-Osman Nuri Ergin,a.g.e.,s.1548-1549.
95-Tasvir-i Efkâr,10 Eylül 1332;31 Kânunusani 1334.
96-Rapor,s.17.
97-Meclis-i Âyan'ın 14 Şubat 1918 tarihli oturumunda Mahmud Paşa,"birçok mahallerde gayri muhik [adaletsiz] vaziyetler ve işgaller icra olunmuştur...Terbiye ve tahsil müessesesi olması lâzım gelen darüleytamlar,...sanayi,ziraat ve ticaret şirketi hâline ifrağ edilmek isteniyor" diye itiraz eder.
98-Alemdar,15 Aralık 1918.
99-Safiye Kıranlar,a.g.e.,s.59.
100-BOA.DH.İ.UM 7-7/1-24 (özetten);7-7/1-48.
101-BOA.BEO 4657/349225.
102-Osman Nuri Ergin,a.g.e.,s.1548-1549.
103-Rapor,s.6,20.
104-Düstur,T2/C7,s.210-212,16 Mayıs 1331.
105-Safiye Kıranlar,a.g.e.,s.57.
106-"Yalnız 331 senesi Maarif Nezareti bütçesinin 17. faslına darüleytamlar mahsusatı namıyla 2 milyon küsur bin kuruş idhal edilmiş olub esbab-ı mucibe olarak Balkan Harbi'nde bikes kalan etfalin temin-i talimi için darüleytam tesisi lâzım geldiği dermiyan olunmuşdur."(Rapor,s.17.)
107-Taylan Esin,"Büyük Savaş'ta Üç Şehrin Hikâyesi:İmar ve İmha",Toplumsal Tarih,Sayı 256,Nisan 2015.
108-Safiye Kıranlar,a.g.e.,s.57.
109-BOA.DH.EUM.KLU 11/21.
110-BOA.ŞD 1955/34.
111-Rapor,s.17.
112-MAZC,14 Şubat 1918.
113-Necdet Sakaoğlu,"Darüleytamlar" maddesi,İstanbul Ansiklopedisi,c.2,s.558-559.
114-BOA.DH.SN.THR 78/106.
115-Safiye Kıranlar,a.g.e.,s.52.
116-Tasvir-i Efkâr,4 Eylül 1331.
117-Rapor,s.3.
118-Necdet Sakaoğlu,a.g.e.
119-Osman Nuri Ergin,a.g.e.
120-Tasvir-i Efkâr,2 Eylül ve 31 Temmuz 1331.
121-Hanımefendi,Şehzade Süleyman'ın eşidir.(=?Sabiha Sultan)
122-Armaş'taki okullar,Reşadiye,Talatiyye,Enveriyye,Saidiyye adlarını taşıyordu.(Safiye Kıranlar,a.g.e.,s.62.)
123-Tasvir-i Efkâr,10 Eylül 1332.
124-Kâzım Karabekir'in Doğu alaylarında "eğittiği" çocuklar 1922'de bir memleket gezisine çıkar;turnede İzmir/Maraş faciası,Palikaryalar vs. temalı müsamereler vererek asker kıyafetinde İstanbul'a gelirler:"Ahali Anadolu şehit yavrularının omuzlarında silah taşıdığını görünce heyecan geliyor,intikamlı bakışlarının arasında boğuluyordu." Erzurum'daki "Paşa Baba"larına yazdıkları bazı izlenimleri şunlardır:Beylerbeyi(?) "Saray['ındaki]...büyük salonlar...döşemesi bütün mermerden olan odalar görmeye değer.Yazık ki bu muhteşem binanın kalfası bir Rummuş";"İstanbul'un en güzel yeri Beyoğlu.Fakat...oradaki bütün tüccarlar,sanatkârlar hep Türkden gayrı olduğu için [bize] neşe yerine bilakis kırgınlık veriyordu."(Kâzım Karabekir,a.g.e.,s.153 vd.)
125-Çağlayan Darüleytamındaki Çocukların Bir Günlük Hayat ve Meşguliyeti.
126-Türk/Müslümanlaştırılanlar arasında Ermeni çocuklar da vardı:"Mevkileri tebdil edilen Ermenilerin on yaşından dun çocuklarını darüleytam tesisiyle veya müesses darüleytamlara celp ile talim ve terbiye etmek mutasavvır olduğu..."(Taner Akçam,Ermenilerin Zorla Müslümanlaştırılması [İstanbul:İletişim,2014.])
127-Taylan Esin,"Tehcir,Açlık ve Propaganda",Toplumsal Tarih,Sayı 253,Ocak 2015.
128-Safiye Kıranlar,a.g.e.,s.58.
129-Osman Nuri Ergin,a.g.e.,s.1548-1549.
130-Galip Eken,"Erzincan Darüleytamına Ait Bazı Bilgiler",Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi,14 (1),Haziran 2013,s.123-133.
131-BOA.DH.ŞFR 94/83.
132-Alemdar,15 Aralık 1918.
133-Safiye Kıranlar,a.g.e.,s.95;Rapor,s.19.
134-Ersin Müezzinoğlu,a.g.e.,s.406-407.
135-Mehmet Ş. Yaman,Son Dönem Osmanlı Toplumunda Kimsesiz Çocuklar,1850-1920,yüksek lisans tezi,Hacettepe Üniversitesi,2012,s.96.
136-BOA.MF.MKT 1238/61.
137-BOA.DH.İ.UM 11-3/4-43;19-14/1-68.
138-Sabah,7 Kasım 1918.
139-Necdet Sakaoğlu,a.g.e.
140-Kâzım Karabekir,"Çocuklar Ordusu"nu Güç Dernekleri nizamnamesine göre örgütler.(a.g.e.,s.54.)

*Taylan Esin,Savaş,Tehcir,Ütopya:Darüleytamların Yükselişi ve Çözülüşü,Toplumsal Tarih,Sayı:258,Haziran 2015,s.66-77.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder