4 Mayıs 2015 Pazartesi

Perşembe Konuşmaları'nda Ümit Kurt*

Tarih Vakfı'nın "Tehcir-Taktil-Soykırım:1915-2015" başlıklı Perşembe Konuşmaları serisinin dokuzuncu buluşmasının konuğu Clark Üniversitesi'nde doktora çalışmalarını sürdüren Ümit Kurt oldu.Ümit Kurt konuşmasında tehcirin Antep'te görünen yüzü ve "emval-i metruke"nin akıbeti üzerinde durdu.

Ümit Kurt,5 Şubat 2015 tarihinde yaptığı "1915 Antep'inde Ermeni Tehciri ve Ermeni Mallarının El Değiştirme Süreci" başlıklı konuşmada Antep Ermenilerinin nasıl tehcir edildiğini,tehcir kararının alınmasında nasıl bir sosyo-politik arka plan olduğunu,tehcire iştirak eden ve bu kararın alınması noktasında merkezi otoriteden çok daha cevval hareket eden yerel aktörlerin ve eşrafın rolünü anlattı.İlaveten,Ermenilerin sürgün edilmesiyle birlikte geride bırakmak zorunda kaldıkları taşınır ve taşınmaz malların nasıl bu sürgüne destek veren yerel elitler ve mütegallibe tarafından ele geçirildiğini ve bu minvalde bir servet ve mülk transferinin nasıl kuvveden fiile çıkarıldığını izah etti.Antep'te Ermenilerin sürgün edilmesi olayının bölgedeki yerel elitlerin ve diğer toplumsal unsurların desteği ve yardımı olmaksızın gerçekleşmesinin mümkün olmadığını,özellikle Ermenice birincil kaynaklara dayandırarak ortaya koydu.

İttihat ve Terakki iktidarının Ermenilerin emval-i metrukesinin elde edilmesi,Ermenilere ait mallara el koyulması ve bunların idaresi sürecindeki rolü ve kontrolü tartışılmaz olmakla birlikte (iktidar olması hasebiyle),bütün bu süreci yereldeki kurumların,elitlerin ve aktörlerin işbirliği ve koordinasyonuyla yürüttüğünü söyleyen Ümit Kurt,Ermenilerin taşınır ve taşınmaz mallarının devletin idaresi altında kamusallaştırılıp devletin uhdesine geçirilmesinin sadece İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin bu konuya ilişkin kararlarının ve çıkardığı hukuksal mevzuatın uygulanmasıyla sınırlı bir süreç olmadığını,bu kararların uygulandığı vilayetlerde bulunan farklı toplumsal grupların/sınıfların davranış ve tutumlarıyla da yakından ilintili olduğunu belirtti.Antep özelinde bütün bir tehcir ve malların el değiştirmesi sürecinin ciddi bir toplumsal destek ve rıza çerçevesinde vuku bulduğuna,bunun arkasında da mal/mülk/servet edinme ve emval-i metrukeden pay alma motivasyonunun bulunduğuna işaret etti.

Kurt'a göre Ermenilerden kalan malların kamusallaştırılması dönemin iktidarının ve devlet elitlerinin kontrolünde "kurallara" ve "hukuksal mevzuata" uygun yapılmış,ancak pek tabii geniş ölçekli bir yerel destek ve katılım hasıl olmuştur.Bu şekilde aslında İttihat ve Terakki kendi suçuna bu unsurları da ortak etmiştir.En azından ondokuzuncu yüzyılın son çeyreğine kadar Antep'te Ermeniler ve diğer Müslüman topluluklar arasında göreceli de olsa "uyumlu" birarada yaşayabilme pratiklerinden bahsetmek mümkündür,ancak yine bu dönemde,Ermenilerin bilhassa ekonomi ve eğitim gibi alanlarda göstermiş oldukları ilerlemenin karşısında Türk-Müslüman grupların yerinde sayması,aynı coğrafyada yaşayan iki farklı topluluk arasında belirgin fay hatlarının oluşmasına sebep olmuştur.

Antep Ermenilerinin tehcir edilmesi sürecinin Anadolu'nun diğer vilayetlerindekine göre 1 Ağustos 1915 gibi oldukça geç bir tarihte başladığını ifade eden Kurt,bu tarihe kadar Antep'e bilhassa Zeytun,Maraş,Sivas,Elbistan,Gürün ve Furnuz gibi bölgelerden sürgün edilen Ermenilerin geldiğini ve bu minvalde Antep'in Ermeni sürgünleri için bir çeşit transit bölge olduğunu belirtti.Şehrin Temmuz sonuna kadar tehcir edilecek bölgelere dâhil olmamasında,Antep Mutasarrıfı Şükrü Bey ve kazanın askeri komutanı Hilmi Bey'in bu karara karşı olmalarının payı olduğunun altını çizerek,bu durumun,Soykırım sürecinde merkez ile yerel idareciler arasında mutlak bir uyum olmadığını açıkça ortaya koyan bir veri olduğunu vurguladı.

Antep'te yereldeki idari,politik ve sivil aktörlerin Ermenilerin sürgün edilmesi adına merkezi idareden çok daha cevval ve işgüzar bir biçimde hareket ettiklerine dikkat çeken Kurt,burada bilhassa iki yerel aktöre odaklandı:Antep Mebusu ve Antep İttihat ve Terakki Cemiyeti kurucusu,üyesi ve reisi olan Ali Cenani,bir diğeri ise Ermenilerin tehcir edilmesine her daim karşı çıkan ve karar alındıktan sonra istifasını veren Antep Mutasarrıfı Şükrü Bey'in yerine atanan Ahmed Bey.Ali Cenani ve Ahmed Bey'in,hem Antep Ermenilerinin topyekûn tehcir edilmesi sürecinde aktif rol oynadığı,hem de toplumun büyük bir kesimini bu sürece dâhil ettiği ve bölgedeki yerel unsurları harekete geçirdiğini anlatan Kurt,Antep Ermenilerinin sürgün edilmesinden sonra da,geride bırakmak zorunda kaldıkları mal,mülk ve bütün servetin el değiştirilmesi ve talan edilmesi sürecinde de bu iki ismin en ön saflarda yer tuttuğunun altını çizdi...

*Perşembe Konuşmaları'nda Ümit Kurt,Toplumsal Tarih,Sayı:255,Mart 2015,s.14.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder