21 Mayıs 2015 Perşembe

Perşembe Konuşmaları'nda Meltem Toksöz/Bülent Erdem*

Tarih Vakfı Perşembe Konuşmaları'nın 2 Nisan 2015 tarihli konuğu Meltem Toksöz,"1909 Adana Katliamı:Osmanlı Ermeni Tarihinde Olay,Dönüşüm ve Söylem" başlıklı sunumuyla Osmanlı Ermenilerinin tarihinde 1915 öncesi ve sonrasını farklı bir pencereden okuma imkânı sunan 1909 Adana Katliamı'nı anlattı.

Meltem Toksöz konuşmasına 2005 yılında Boğaziçi Üniversitesi'nde yapılamayan Ermeni Konferansı'ndan bugünlere gelinmesinin önemini vurgulayarak başladı ve Çukurova bölgesinin 1890 sonrasında pamuk üretimine dayalı ihracatının tarımsal kapitalistleşme sürecini hızlandırdığını,bu eşzamanlı süreç içinde Osmanlı modernizasyonunun başladığını belirtti.Bunun ardından bölgedeki nüfus yapısı üzerinde duran Toksöz,sınırı kuzeyde Toros Dağları'na,doğuda Aladağlar'a uzanan geniş Çukurova coğrafyasında yerleşim alanlarının dağ eteklerinde olmasının karmaşık ve renkli bir nüfus yapısını beraberinde getirdiğini;ondokuzuncu yüzyıl başlarına bakıldığında yerleşik nüfusun öncelikle -Kilikya Krallığı'ndan beri orada bulunan- Ermeniler,ardından Rum ve Araplar olduğunu;yarı göçebe,konar göçer ve etnik olarak da değişken bu nüfusun hareketliliği,karmaşıklığı ve renkliliğinin Çukurova'nın kapitalistleşme sürecinde önemli bir rol oynadığını anlattı.Buradan yola çıkarak,1909 Adana İğtişaşı'nın bu kapitalistleşme sürecinin kırılma noktası olduğunu belirtti.

Meltem Toksöz devamla şunları anlattı:Hükümetin "iğtişaş",yerel yetkililerin "vaka",Ermeni kaynaklarının "facia",misyonerlerin ve yabancı dildeki kaynakların "katliam" dediği olaylar hakkındaki söylemler arasında ortak bir payda vardır,bu da sonuçta çok sayıda insanın ölmüş olduğu gerçeğidir.Bu sayı iyimser bir tahminle 35 bin civarındadır.Hükümet bu katliama "iğtişaş" diyerek olayı nötralize etmek ve olayın yerelliğini de belirlemek istemektedir.

Adana "karmaşası" 1908 Devrimi ve sonrası Osmanlı Devleti için pek çok ipucu verir.En önemli ipucu da devlet içi ve devlet dışı siyasetlerin düz ve net bir çizgi izlemediği,tam aksine kafaların son derece karışık olduğudur.Nisan 1909'dan sonra Adana-İstanbul ilişkilerindeki dalgalanmalar beş ay kadar sürer ve hükümetin Adana Ermenileriyle ilgili herhangi bir karara bu süre içinde varamadığını gösterir.Hem yerel hükümetin yaptıklarına,hem de cezai sürece bakıldığında,beş ayın sonunda alınan tavır açıkça olayları kabul etme ve Ermenilerin uğradığı kaybı bir an önce gidermeye yöneliktir.

Olayların başlama tarihi Çukurova hayatı için önemli bir zamana denk düşer.Öncelikle bu ay,çapa mevsimine rastlar;ikinci olarak,Ermeni nüfus açısından çok önem taşıyan ve çapa mevsiminin bitişine rastlayan Paskalya dolayısıyla kutlamalar yapılmakta,dükkânlar ve Ermeni ve misyoner okulları da kapalı tutulmaktadır.Olaylardan iki gün öncesi,12 Nisan 1909,Paskalya pazartesisidir.Salı günü de Adana'da haftalık pazarın kurulduğu gündür;pazar için civar köylerden pek çok kişi gelmiştir.Başka bir önemli nokta,olayların başladığı 14 Nisan 1909'un doğudaki tüm Amerikan misyonerlerinin toplantısının da tarihi olması nedeniyle pek çok misyonerin görgü tanığı olmasıdır,zira Adana'daki ellinci yıl toplantısı için Anadolu'dan pek çok misyoner bu yörededir.

Olayların gelişimine dair anlatılardaki en büyük çelişki,olayları kimin başlattığı konusundadır;ancak beyaz tebeşirle kapıları işaretlenen Müslümanlara ait dükkânların yağma dışı kalabilmesi ve olayların başladığı 13 Nisan (yani 31 Mart Salı) günü bütün Müslümanların,hükümet yetkilileri dâhil,fes yerine sarık giymesi de önceden planlama ve kasıt kanıtları olarak gösterilir.

Olaylardan sonra Vali Cevad Bey ile Ferik Mustafa Remzi Paşa azledilir,bir Adana'da diğeri Cebel-i Bereket'te olmak üzere iki ayrı divan-ı harp kurulur ve Cemal Paşa bölgeye vali olarak atanır.Cemal Paşa'nın yaptığı ilk iş,olayların şiddetini kabul etmektir.Cemal Paşa'ya göre 17 bin Ermeni,1850 Müslüman ölmüştür;toplam kayba ilişkin veriler ise Adana Piskoposluğu raporunda 17.844,Patrikhane Soruşturma Heyeti raporunda 21.361 kişidir.Osmanlı Bankası hasarı 5 milyon lira olarak hesaplar.Yine Piskoposluk raporuna göre toplam 24 kilise,16 okul,2323 ev,24 han,3 otel,2 fabrika,1429 bağevi,253 çiftlik,1002 çoban kulübesi,523 dükkân,23 değirmen hasar görmüştür.Kabaca her altı binadan biri yıkılmıştır.Cemal Paşa ev ve dükkânların yeniden yapılması için kredi bulur,bir de inşaat komisyonu kurar.Dört ay içerisinde Ermeni mahallesinin yeniden yapılması sağlanır.İğtişaştan sonra kurulan bu mahalle Çarçabuk Mahallesi adıyla anılır.Cemal Paşa ayrıca bir komisyon da oluşturarak,gaspedilen mallarını isteyen Ermenilerin dilekçelerini toplar.Arşivde bulunan belgelere göre,Ermenileri koruyan Müslüman ve kamu görevlilerine nişan ve madalya verilmiştir.Meclis-i Mebusan'dan gelen heyet raporları hiçbir zaman su yüzüne çıkmamış,heyette bulunan Tekirdağ Mebusu Hagop Babikyan'ın ani şüpheli ölümü işe bir muamma karıştırmıştır...

*Bülent Erdem,Perşembe Konuşmaları'nda Meltem Toksöz,Toplumsal Tarih,Sayı:257,Mayıs 2015,s.26.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder