5 Mayıs 2015 Salı

Jamanak gazetesi 1915 (I)/Dr.Aylin Koçunyan*

Bilindiği gibi 24 Nisan 2015 Osmanlı Dâhiliye Nezareti'nin,Ermeni komite merkezlerinin kapatılması,elebaşılarının tutuklanması ve her türlü belgelerine el konmasına dair aldığı kararların,bir başka deyişle Ermeni Kırımı'nın başlamasının yüzüncü yılı.Talat Paşa'nın imzaladığı genelge sonrasında İstanbul'da ilk etapta yüzlerce Ermeni komite mensubu tutuklanarak Çankırı ve Ayaş'a gönderilir,bu rakam birkaç ay içinde hızla artar.Tutuklanıp ölüme gönderilenlerin arasında Jamanak gazetesinin yazarları da vardır.Aşağıda okuyacağınız sunuştan sonra,savaş sırasında yayın hayatını sürdürebilmiş olan gazetenin 1915 boyunca yayımlanan yazılarından seçtiklerimize her ay bir dizinin bölümleri olarak yer vereceğiz.

II. Meşrutiyet'in ilanından birkaç ay sonra,Ekim 1908'de,Osmanlı başkenti İstanbul'da Misak ve Sarkis Koçunyan kardeşler tarafından kurulan Jamanak (Ermenice "Zaman"),Türkiye'nin ve Ermeni dünyasının aralıksız olarak bugüne dek yayımlanan en uzun soluklu günlük gazetesi olmuştur.Misak Koçunyan veya takma adıyla Kasim,kendi gazetesini kurmadan önce Manzume-i Efkâr,Arevelyan Mamul,Arevelk,Masis,Puzantion gibi gazetelerde çalışmış;yazdığı kısa hikâye,tefrika ve romanlarla Batı ve Doğu Ermeni edebiyatında saygın bir konum edinmişti.

Osmanlı başkentinde 1840'larda şekillenmeye başlayan Ermeni basını,cemaat yapısının Batılı normlarla yeniden düzenlendiği 1863 tarihli Millet-i Ermeniyân Nizamnamesi'nin ilanıyla büyük bir patlama yaşamış,II. Abdülhamid'in baskıcı rejiminden nasibini almıştı.Jamanak yayın hayatına başladığında,belli başlı iki Ermenice gazete,Arevelk ve Puzantion okurlarına sesleniyordu.1908 İhtilali'nin bir ürünü olarak doğan Jamanak yeni bir ilgi odağı oldu.Misak Koçunyan entelektüel kişiliğiyle Zabel Yesayan,Krikor Zohrab,Aram Andonyan,Yervant Odyan gibi dönemin aydınlarını kurumu etrafında toplamayı başardı.Gazetenin 1908-1909 tarihli sayıları sadece II. Meşrutiyet'in ilanının Ermenilerde bulduğu yankı açısından değil,I. Meşrutiyet ve II. Abdülhamid'in baskıcı yönetimine bir retrospektif sunması ve iki dönem arasındaki devamlılık ve kopuşların izlenmesini sağlamasıyla da ilginçtir.II. Meşrutiyet'in ilanına rağmen,İmparatorluk'ta hâlen beklenen demokratik ortamın hasıl olmaması ve taşra vilayetlerinde hüküm süren güvensiz ortam nedeniyle,Jamanak yazarları İttihat ve Terakki hükümetinin samimiyetini sorgulamış,Tanin gibi Osmanlıca gazetelerin gayrimüslimlere karşı takındığı milliyetçi çizgiyi eleştirmiş ve aydınlardan çiftçi halka kadar uzanan geniş bir yelpazede Ermeni cemaatinin siyasi taleplerini sütunlarına taşımıştır.Bu bağlamda,Birinci Dünya Savaşı yıllarına kadar Jamanak cemaat-geniş toplum,cemaat-devlet arasındaki ilişkilere veya Ermeni cemaatinin kendi içindeki dinamiklere eleştirel bir bakış getirmiştir.

Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle gazetedeki bu yüksek eleştirel tonun yavaş yavaş inişe geçtiğini görmezden gelemeyiz.Bunda kuşkusuz,Misak Koçunyan'ın 1913'teki zamansız ölümüyle Sarkis Koçunyan'ın görevi devralması ve kurumda geçiş döneminin yaşanması belli bir rol oynar;ancak savaşın yarattığı panik ortamının,iki kardeş arasındaki üslup farklılıklarından daha etkili bir faktör olduğu açıktır.2 Eylül 1914 tarihinden itibaren,bazı özel sayılar hariç,gazetenin hacmi dört sayfadan iki sayfaya iner.Genellikle cemaat yaşamının işleyişiyle ilgili aksaklıkların veya İmparatorluk'la ilgili gündemin imzalı yazarlar tarafından hararetle tartışıldığı ilk sayfada ton giderek yumuşar.Gazete yönetimi bu içerik değişikliği konusunda okurlarını şu satırlarla uyarır:

"Gazetemizin kurucusu Kasim,Jamanak'ı yayımlarken,onu Ermeni halkının gazetesi hâline getirmek istemiş ve bu niyetinde başarılı olmuştur.Onun ölümünden sonra da Jamanak kendi kurucusunun çizmiş olduğu yönde ilerlemeye devam etti ve halkın desteğine her zaman nail oldu.Herhangi bir grup veya partinin organı olmaksızın,altı yıl boyunca bağımsız şekilde milletin genel menfaatlerini gazete sütunlarına taşıdı.Mevcut savaş koşullarının bir sonucu olarak,diğer bütün gazeteler gibi biz de Jamanak'ın hacmini yarıya indirmek zorunda kaldık.Gazeteyi tehlikeye atmadan yayın devamlılığını sağlamak için başka izlenecek yol kalmıyordu."(1)

Bazı hatıratlarda,Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte İmparatorluk sokaklarındaki Fransızca dükkân tabelalarının kısa zamanda Almanca'ya dönüştüğünün bahsi geçer.Benzer bir durum Jamanak gazetesinin künyesinde de farkediliyor.Yayımlandığı günden 1915'e kadar,gazetenin üst kısmında ortada yer alan Ermenice künye bilgisini,sağ ve sol kısımlarda yer alan Osmanlıca ve Fransızca künye bilgileri tamamlıyordu.1915'in ikinci yarısında Fransızca künye bilgisinin çıkarıldığını ve Ermenice logonun üzerinde bir Osmanlıca logonun da belirdiğini gözlemliyoruz.24 Nisan 1915'te sürgün edilen Ermeni aydınları arasında Yervant Odyan,Krikor Zohrab,Aram Andonyan,Teotik,Rupen Zartaryan,Rupen Sevag gibi pek çok Jamanak yazarı da bulunuyordu.Jamanak'ın 1915 yılı sayılarında,diğer pek çok gazetede olduğu gibi,ne Ermeni aydınların sürgün edilişi ne de dönemin Ermenice kaynaklarında "Medz Yeğern" veya "Ağed" diye geçen ve bugün artık birçok mecrada Soykırım olarak nitelenen büyük trajediden hiçbir bahis olmamasından,basına uygulanan sansür ve hissedilen korkunun boyutunu tahayyül edebiliyoruz.12/25 Nisan 1919 tarihli Jamanak sayısı,yaşananlara dair bazı anı kesitleri sunar.24 Nisan 1915 günü akşamüstü,gazetenin bulunduğu Cağaloğlu yokuşunda yazarlar sıradışı bir hareketlilik olduğunu ve polislerin varlığını farketmiş,onlarla birlikte birkaç partilinin götürüldüğünü görmüşlerdi.Ertesi gün öğlene doğru polisler Yervant Odyan'ı almak üzere Jamanak ofisine gelmişti;fakat kendisi o anda orada yoktu.Yine 25 Nisan sabahı,yazı işlerinden Hovhannes Boğosyan her şeyden habersiz çıktığı sabah yürüyüşünde,görüşlerini zaman zaman Jamanak gazetesi sütunlarında paylaşmış olan Gomidas'ın götürülme haberiyle sarsılmıştı.Sürgüne giden aydınlardan Yervant Odyan hayatta kalmayı başarmış ve 1919'da gazetedeki köşesine geri dönerek,yaşadıklarını "Anidzyal Dariner (Lanetli Yıllar)" başlıklı dizi yazısıyla okurlarla paylaşmıştır.İlk tanıklıklardan biri sayılan "Anidzyal Dariner" daha sonra kitaplaşmış,İngilizce ve Fransızca'ya da çevrilmiştir.

1915 yılının ikinci yarısına kadar,Jamanak yazarları her şeye rağmen ilk sayfada gerek savaş gerekse ülkedeki genel gidişatla ilgili görüşlerini aktararak bir yorum ve ifade alanı yaratmıştır;ancak yılın ikinci yarısından sonra bu alan da giderek zayıflamıştır.Yine de savaş sürecini Osmanlı basını ve yabancı basın ile Reuters,Havas gibi haber ajansları üzerinden yaptığı derlemelerle okuyucuya ileten Jamanak gazetesi,sansür engeline karşı bu çok boyutlu aktarım şeklini seçerek,bir bakıma anlatımdaki tek sesliliği ve tekdüzeliği aşmaya ve sınırlanan alanı esnetmeye çabalamıştır.Birinci Dünya Savaşı'nın yüzüncü yılının anıldığı bu dönemde,dünya tarihçileri küresel savaşın yerel tanıklıklarını irdeleyerek kapsayıcı bir tarihyazımı geliştirme çabasındalar.Bu bağlamda,gazetenin 1915 ve genelde Birinci Dünya Savaşı sayıları,küresel savaşın ve "power politics" olarak adlandırabileceğimiz güçler dengesinin bir cemaat gazetesinin penceresinden nasıl algılandığını izlemek açısından önemli bir belge niteliği taşımaktadır.Daha insani yönüyle düşünecek olursak,bu,savaş yıllarının yıkıcılığı karşısında mücadele veren bir cemaat kurumunun varoluş çabalarının gazete gibi düşünsel bir boyuta nasıl yansıdığının hikâyesidir...

***

1-Jamanak,15/28 Ekim 1914.Ayrıca bkz.Toros Azadyan,Jamanak:Karasnamya Hişadagaran,1908-1948 (İstanbul:Becid Basımevi,1948),s.175.

*Dr.Aylin Koçunyan,Jamanak gazetesi 1915,Toplumsal Tarih,Sayı:256,Nisan 2015,s.10-11.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder