18 Ocak 2015 Pazar

Söz Agos'un/Rober Koptaş*

Agos Yayın Yönetmeni Rober Koptaş,[Hrant Dink suikastına giden] süreçle ilgili sorularımızı şöyle yanıtladı:

-Gazetenizin genel hassasiyetlerini ve kimliğini nasıl tarif edersiniz?

Agos,Türkiyeli Ermenilerin Türk ve Kürt aydınlarıyla birlikte çıkardığı,Türkiye'nin demokratikleşmesi,insan hakları,hak ihlalleri konularına duyarlı,siyasetin sol yelpazesinde yer alan bir gazete.Türkiye'nin barışçı bir gelecek ve birarada kültürü yaratılabilmesi için geçmişle yüzleşmesinin önemli olduğuna inanan,Türkler ve Ermeniler arasında barışa ve yakınlaşma çabalarına önem veren ve bütün bu alanlarda söyleyecek sözü olan bir yayın.Türkiye'de tektipçi devlet anlayışını ve zihniyetini eleştirirken,Ermeni kimliğinin her türlü tektipçi veya anti-demokratik yorumuna karşı da tutum alan,kendi cemaatinin de sivilleşmesi ve şeffaflaşması için çaba gösteren bir siyasi aktör aynı zamanda.

-Dink'in bazı medya organlarında açıkça hedef haline getirildiği eleştirileri yapıldı.Siz,medyanın cinayete giden süreçte toplum algısını olumsuz yönlendirecek yayınlara imza attığını düşünüyor musunuz?

Elbette.Gazeteci arkadaşımız Kemal Göktaş'ın bu konudaki tez ve kitap çalışması,Hrant Dink'i ölüme götüren süreçte medyanın önemli bir kesiminin yaptığı yayınlarla onu bir "Türk düşmanı" olarak yaftaladığını ve bu yaftayı onunla ilgili her haberde kullanarak,toplumun kılcal damarlarına bu bilinci zerkettiğini gösteriyor.

-Gazetelerin cinayet sürecinde nasıl bir duruş sergilediğini ve toplumda nasıl bir Dink algısı yarattığını düşünüyorsunuz?

Özellikle 2004'teki Sabiha Gökçen haberi ve sonrasında yaratılan algı,Hrant Dink'in "Türklüğü aşağılayan bir Türk düşmanı olduğu,bir çıbanbaşı olduğu,diasporanın yardımıyla Türklerin soykırım yaptığını kabul ettirmek için uğraştığı,bulduğu her fırsatta Türklerin kötülüğü için çalıştığı" yönündeydi.

-Hürriyet Gazetesi'nin Sabiha Gökçen haberinizi yayınlayıp,kamuoyunda Dink'in tanınırlığını ve hedef haline getirilişine neden olduğu yazıldı.Siz de bu eleştirilere katılıyor musunuz?

Sabiha Gökçen haberinin Hürriyet'te ilk yayımlanışında gazetecilik açısından herhangi bir sorun yoktu.Ersin Kalkan'ın Agos'u kaynak göstererek yaptığı haber,gazetecilik anlamında temizdi.Ancak sonraki günlerde,özellikle Genelkurmay'ın konuyla ilgili,Hrant Dink'i tehdit eden ve hedef haline getiren açıklamasından sonra,Hürriyet'in yayın çizgisi de değişti ve Dink'i bir "yalancı",bir "müfteri" konumuna düşüren yayınlar yapıldı.Zaten haberi yapan Ersin Kalkan da,2010 yılında Agos'a verdiği demeçte,Hürriyet'in bazı yazarları ve yayın çizgisiyle Hrant Dink'i hedef haline getiren süreçte etkin bir rol oynadığını söyledi ve bu sözleri nedeniyle de Hürriyet'ten ayrılmak zorunda kaldı.

-Siz cinayette tetiği çektiren nedenleri nasıl açıklıyorsunuz?

Devlette bir yerlerde Hrant Dink'in çizmeyi aştığı,haddinin bildirilmesi gerektiği,"kaleminin kırıldığı" şeklinde bir karar alındığına inanıyorum.Medya ve toplum da bu kararın alınmasına katkıda bulundu.Tetiğin çekilmesi,devlet odaklı bir suç örgütüne ve onun birtakım hücrelerine havale edildi.Katilin yakalanmasının ardından mahkeme sürecinde yaşananlar,ortadaki tüm kanıtlara rağmen gerçek sorumluların ortaya çıkarılmaması için gösterilen sistematik çaba da,bu cinayetin devlet eliyle işlenmiş olduğunu hepimize hissettiriyor zaten.

-Sizce medyanın Dink'in ölümünün ardından çıkaracağı bir ders var mıdır?

Elbette ki.Medyanın gücünün bir insanı hedef haline getirebileceği,hatta katline yol açabileceğine dair bir örnek var artık elimizde.(Bir başka örnek de şüphesiz Ahmet Kaya'nın sürgünde ölümüdür) Yaptığı işe ve vicdanına en ufak saygısı olanlar,bundan böyle bu tip yayınlar yapmaktan uzak dururlar diye umuyorum.Ama gazetecilik değerlerinden çok devletin bekasını korumayı görev edinenlerin bu tip bir ders çıkarmayacakları açıktır.Onlar kendilerine verilen görevleri yerine getiriyor.

-Dink'i suçlayıcı haber ve yorumları okuyanların etkilenmeleri sonucunda bir eyleme kalkışabileceğini düşünüyor musunuz?

Milliyetçiliğin sürekli olarak yüceltildiği,bütün yaşamın bu değer çevresinde örgütlendiği,silah kültürüyle de içli-dışlı yaşayan bir toplumda,bir "Türk düşmanını temizleyerek" şan ve şeref kazanmak isteyen nice Ogün Samast'ların çıkacağı bir sır değil.Önde gelen bütün yazarların,Türkiye'nin demokratikleşmesi için çaba gösteren bütün gazetecilerin yargılandığı ve korumayla gezdiği bir ülke burası.Ortada ciddi bir tehlike olmasa,sizi gölge gibi takip eden bir korumayla gezmeyi kim ister ki?..

*Rober Koptaş,Söz Agos'un,Röportaj:Şükran Pakkan;Şükran Pakkan,Neler Yapmadık Şu Vatan İçin:Milliyetçilik,Medya ve Hrant Dink Cinayeti;(ed.) Ece Özbaş-Korkmaz,1. bs.,İstanbul:Postiga Yayınları,2011,s.219-221.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder