23 Ocak 2015 Cuma

Nâzım Hikmet'in tanıklığıyla Ermeni Katliamları/Serdar Korucu*

Ünlü şair,"romantik komünist" Nâzım Hikmet 113. doğum yılında anılıyor.15 Ocak 1902'de doğan Nâzım Hikmet,şiirlerinde Heybeliada Bahriye Mektebi öğrencisi olduğu yıl,1915'teki Ermeni Soykırımı'na da,öncesindeki katliamlara da yer verdi.

Bu şiirlerden en bilineni,Soykırımı konu aldığı için sansürlenen,1950'de yazdığı "Hapisten Çıktıktan Sonra" şiirinin "Akşam Gezintisi" bölümüydü.

"Mürettip Refik'le Sütçü Yorgi'nin
Ortanca kızı çıkmışlar akşam piyasasına
Parmakları birbirine dolanmış Bakkal Karabet'in ışıkları yanmış Affetmedi bu Ermeni vatandaş Kürt dağlarında
babasının kesilmesini Fakat seviyor seni çünkü sen de Affetmedin Bu karayı sürenleri Türk halkının alnına"


Memleketimden "Ermeni" Manzaraları 


Nâzım Hikmet'in çok daha ayrıntılı olarak Ermenilere yönelik katliamlara atıfta bulunduğu şiirleri "Memleketimden İnsan Manzaraları" kitabındaydı.


Beş kitaplık eserin üçüncüsünde şair,ilk olarak Soykırım öncesinde Ermenilerin toplumdaki varlığına işaret ediyordu.1941'i tasvir eden Nâzım Hikmet şiirinde,Bozkır hapishanesinde Çopur İhsan Bey,Asri Yusuf ve Bakkal Sefer'in Sabah gazetesinin otuz üç yıllık (yani yaklaşık 1909-1908'e ait) bir sayısını okuması sırasında Ermenileri anıyordu.

"-Çok eski bir gazete,efendi ağa,

33 senelik.""-Ver."
Çekip aldı gazeteyi Bakkal Sefer.Kendini zor tutuyordu Yusuf gülmemek için.Bakkal Sefer kokladı gazeteyi,altın dişleri kaysı gibi tatlandılar ağzında.Taktı gözlüklerini:“-Bak,gördün mü,İhsan Bey,resim de yok,baştan başa Müslüman yazısı.
Al,
oku da dinleyelim."
Yumdu gözlerini bakkal,
ağız açık,
bir akşam ezanı vakti gibi parlıyor altın dişleri.
"-Gazetenin ismi 'Sabah',efendi ağa,
10 Rebiülahır 1327.
Numero 7038.
Sahibi imtiyazı Mihran."Asri Yusuf sordu:“-Vay,sahibi Ermeni miymiş?" "-Ermeni,mermeni,
oku İhsan Bey...""-Okuyorum,efendi ağa
Directeure-proprietaire."
(Fransızcayı Türkçe gibi okudu).Gözlerini açtı Bakkal Sefer:"-O ne,İhsan Bey?""-Fransızca,efendi ağa.""-Doğru,
eskiden İstanbul'da,Beyoğlu'nda gâvur dükkâncılar
Frenkçe de yazarlardı levhalarına.
Bak,şimdi yasak ettiler bunu,iyi oldu.
Türkçe yazmalı,Türk'ün ekmeğini yiyenler."

"Tarsus sokakları cesetlerle dolu"


Şair,Osmanlı dönemi gazetelerini okurken 31 Mart Vakası'na da değiniyordu.Nâzım Hikmet Ermenilerin direnişteki yerlerini anlattıktan sonra Adana Katliamı'ndaki korkunç tabloyu da aktarıyordu.


"-Okusana,İhsan Bey,niye durdun?""-Okuyorum,efendi ağa.
'Abdülhamid'in Müfarakatı.'
Yani Abdülhamid'in gidişi,
Yusuf anlıyorsun ya,yani herifi nasıl dehlemişler."
Bakkal Sefer tasdikledi:"-Sürdülerdi Selânik'e.
Ama sonra Selanik Yunan'a geçince geldi.Seferberlikte İstanbul'da öldü,cenazesini de bir kaldırdılar,
görmeliydin!Millet kırıldı ağlamaktan,
sen sürgünü bırak İhsan Bey,başka şey oku...""-Okuyalım.
'Abdülhamid'in Serveti':Abdülhamid'in yanında şark şimendiferleri tahvilâtı
700.000 imiş,
5 milyon 150 bin lira
eder."
Yusuf güldü:
"-Çalışıp alın teriyle kazanmış,belli!"
Bakkal Sefer gözlüklerinin altından baktı Yusuf'a:"-Şimdikiler gibi,"-dedi,-
"bal tutan parmağını yalar,oğlum.
Havadis yok mu,İhsan Bey,havadis oku.""-Var,ama gazetenin bu yanı hepten parçalı.""-Olsun,oku,İhsan Bey.""-Taşkışla ve civarındaki yerler
Osmanlı,Arnavut,Rum,Ermeni,Musevi,Bulgar kanlarıyla sulandı,
vatan aşkı ve hürriyet için...Hayretle sordu Asri Yusuf:"-Türk yok muymuş be?""-Osmanlı diyor ya.""-İkisi bir mi?""-Bilmem.""-Sen oku hele..."
"-Tatavla'dan topları geçirmeye uğraşan askerlere Ermeni kadınlarının yardımını görenler..."
Bırakacak oldu gazeteyi İhsan Bey,
bakkalı kızdırmaktan kesmişti ümidini:"-Okunmuyor,
paramparça."
Bu sefer Asri ısrar etti:
"-Ne olursa olsun,oku dibine kadar."
"-Kâmil Paşa'nın firarı.
evler ateşe verilir
pazar günü firar.........
konağından Caddebostanı'na
...............bir kayığa binerek
bir istimbota can attığı.......
Asri Yusuf hatırladı mapusluğunu:"-Allah yolunu açık tutsun,
tutulmasa bari!.."
Devam etti İhsan Bey:"-'Adana vukuatı'
menhus eller,kirli nasıyeler
........evli bir Ermeni kadının hanesine.....
.....zevci gelir,bu mel'unlardan üçünü kurşunla katleder
bu fırsattan istifade,Ermeni evlerine hücum
.....hükümetin miskinliği
İslamlar Ermenilere,Ermeniler İslamlara...
.....evler ateşe verilir
Şehri yağma eden mürteciler.
Adana kıtali köylere
Tarsus sokakları cesetle doludur.
Daha okuyalım mı?"

"Ve Ermeniler kesilirken kana battı göbeğine kadar"


Şair,beşinci kitaptaysa Ermeni Katliamları'nın Türkiye'deki yansımasını da anlatıyor,sert baba figürünü katliamlara doğrudan katılan "Çolak İsmail" karakteri üzerinden canlandırıyordu:


"İsmail'i,seferberlikle,yaşı on altı olduğu halde,

tutup askere gönderdiler.Domuzuna yiğitti.Yozgat taraflarına jandarma gitti.Ve Ermeniler kesilirken,
kana battı göbeğine kadar.
Kaçtı,eşkiyalık etti.Seferberlik bitti,
döndü köye,kemeri:küpe,bilezik ve gümüş mecidiye dolu."
...
"Gitmedi Ömer
ve yere serilinceyedek Çolak'dan dayak yedi,
kan içinde ayıldı ve karar verdi babasını öldürmeye.
Söyledi anasına:
"-Herifi uyurken vuracağım."
Ana ağladı:
"-Yedi canlıdır baban,
seni,beni de öldürür sen onu birde öldüremezsen.
Bin yıl yaşa diye beddua almış Ermeni papazından.
Vazgeç oğul.
Ben çilemdir çekerim.
Sen şehre git,çalış boğaz tokluğuna,
kurtar tatlı canını."

*Serdar Korucu,Nâzım Hikmet'in tanıklığıyla Ermeni Katliamları,Agos,13 Ocak 2015.

http://www.agos.com.tr/tr/yazi/10225/nazim-hikmetin-tanikligiyla-ermeni-katliamlari

***


"Nâzım Hikmet'in,1951 yılında Sofya'ya geldiğinde Ermeni cemaati tarafından coşkuyla karşılandığını söyleyen Osman Rauf Alper,bu ziyaretle ilgili olarak şunları anlatıyor:

'Ermeni cemaati onu kendi derneklerine götürdü.Kendisine,Ermeni meselesi hakkında soru sorduklarında Nâzım,'Ermeni Soykırımı,alnımızda kara bir lekedir' diyor..." (Bkz. Nâzım'a farklı bir bakış,Türkiye gazetesi,17 Şubat 2001.


***

"Nâzım Hikmet'in 'Akşam Gezintisi' şiiri 2002 yılında da tartışma konusu olmuştu.UNESCO'nun yüzüncü doğum yılı nedeniyle 2002 yılını 'Nâzım Hikmet Yılı' ilan etmesinin ardından Kültür Bakanlığı da etkinlikler düzenlemişti.Bunlardan biri de Nâzım Oratoryosu CD'siydi.Besteleri Fazıl Say'a ait olan oratoryoda sanatçı Genco Erkal Nâzım'ın şiirlerini seslendirmişti.'Akşam Gezintisi' de bu şiirlerden biriydi.Ancak burada da Ermeni bölümünün sansürlenerek okunduğu ortaya çıktı.Sansürlü oratoryo Ermeni sanatçı Khatchatour Pilikian tarafından 19 Şubat 2006 tarihinde verilen bir konferansta da gündeme getirilmiş hatta Pilikian Ermeni Soykırımı'nı ilk dile getiren sanatçının Orhan Pamuk değil Nâzım Hikmet olduğunu vurgulamıştı..."*Nâzım'ın sansürlenen Ermeni şiiri,Haber:Nevzat Atal,Habertürk,22 Aralık 2006.(Bkz. http://www.haberturk.com/polemik/haber/9989-nazimin-sansurlenen-ermeni-siiri)

***

"Nâzım Hikmet'in Rusya'da yazdığı 'Romantika' adlı eserine işaret eden Ulusal Bilim Akademisi Doğu Bilimleri Araştırma Enstitüsü Başkanı Prof.Dr. Ruben Safrastyan,'Kitabın kahramanı Ahmet adlı bir Türktür.Nâzım Hikmet,bu kahramanına 'Ermeni olayı Türkiye'nin yüz karasıdır' dedirtir' diyerek,birçok Türk'ün Nâzım'ın bu eserini dahi bilmediğini söyledi..."*Semih İdiz,Ermenistan liderini arıyor III,Milliyet,16 Şubat 2008.(Bkz. http://www.milliyet.com.tr/2008/02/16/yazar/idiz.html)

"-Anushka sana sevdalanabilirmiş Petrosyan.
-İyi de edermiş.
-Sen ona?
-Ben de ona.Ama ikimiz de geç kaldık.Bir Türk oğlu geldi girdi aramıza.
-Emredin çıkayım.
-Çıksan da faydası yok artık...Şu Türk oğullarından şu Ermenilerin çekmediği mi kaldı?Kıyma kıyar gibi doğradınız bizi.
-Ben yoktum sizi doğrayanların arasında.
-Yalnız sen değil,işin aslına bakarsan,ellerine bıçak verilen Türk köylüsü de yoktu,o bıçakla kestiler,ama yoktular.İşin doğrusu bu.Kafalarına giydirdiler jandarma üniformasını,yaptırdılar bu işi.
-Ne de olsa,halkımın alnına sürülen kara leke..."*Nâzım Hikmet Ran,Romantika [Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim],1962.

***


"Nâzım Hikmet,Orhan Pamuk'tan çok önce Ermeni Soykırımı'nı kabul etmişti ve burada rastladığı Ermenilerden özür dilemeye çalışıyordu,suçluluk hissediyordu..."*Prof. Anna Anatolyevna Stepanova,

"V Politekhe yego 'krestil' Mayakovskiy",Röportaj:Kirill Zhurenkov,Ogonyok,36 (5446) 12 Eylül 2016 [http://kommersant.ru/doc/3081686];T24,Manevi kızı,Nâzım Hikmet'i anlattı:En yakınları bile ihbar etmişti,(çev.) Ulaş Gökçe,(red.) Melih Güneş,15 Eylül 2016.[http://t24.com.tr/haber/manevi-kizi-nazim-hikmeti-anlatti-en-yakinlari-bile-ihbar-etmisti,360004]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder