15 Aralık 2014 Pazartesi

Perşembe Konuşmaları'nda Dr.Fuat Dündar/Hazal Özdemir*

Fatma Müge Göçek'le başlayan,Fikret Adanır ve Nazan Maksudyan'la devam eden Perşembe Konuşmaları'nın dördüncüsü Dr.Fuat Dündar'ın katılımıyla,14 Kasım [2014] Perşembe günü Tarih Vakfı binasında gerçekleşti."Modern Türkiye'nin Şifresi" ve Tarih Vakfı Yurt Yayınları'ndan çıkan "Kahir Ekseriyet" kitaplarıyla tanıdığımız Dündar,"Sayımlar,Savaşlar ve Ermeni Nüfus Meselesi (1828-1923)" sunumuyla nüfusun,ondokuzuncu yüzyılın son çeyreğinden itibaren modern devletler için önemli bir mekanizma haline geldiğini ve devletlerin siyasi güç elde etmek için demografik mühendislik yoluna gittiklerini belirtti.Osmanlı Devleti de bu sürecin bir parçasıydı:Nüfusu şekillendirmek ve manipüle etme yolunda yapılan etnik temizlik,imha ve soykırımlar 1828-1923 dönemine damgasını vurmuştu.Konuşmasında bahsettiği dönemi,oldukça çatışmalı,trajik ve kompleks bir yüz yıl olarak niteleyen Dündar,1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı,93 Harbi ve Birinci Dünya Savaşı gibi önemli kırılma noktalarını vurguladı.

Sürecin belirleyici faktörleri olan bu üç savaş,Osmanlı'daki etnik ve dinsel kompozisyonu değiştirmekle kalmamış,kimlik çatışmalarına da neden olmuştur.Osmanlı-Rus savaşlarının yanı sıra,Abdülhamid dönemi sayımları ve Jön Türk seçimleri de,yerel kimliklerin politizasyonu bağlamında,Ermeni nüfus siyasetini etkileyen ve biçimlendiren gelişmelerdendir.1828-1908 arasını Ancient Regime (Eski Rejim),1908 sonrasını ise Devrimler Çağı olarak değerlendiren Dündar,1908 sonrası hız kazanan Ermeni nüfusa yönelik şiddetin Osmanlı modernleşmesinin bir parçası olduğunun alını çizdi.1828-1878 arası,kendi ifadesiyle "uzatmalı nikâh" dönemi olarak nitelendirilebilirdi.Bu dönemde iklim,Rumsuzlaştırmadan yanadır,Ermeniler hâlâ millet-i sadıka olarak anılır.Osmanlı hoşuna gitmese de,Tanzimat'ın barış söylemi içerisinde Ermeni otonom bölgesini kabul eder.1878'den sonra ise Ermeni meselesi uluslararası bir sorun haline gelir ve Osmanlı daha büyük güçlere karşı sorumlu tutulur:Hükümet,Ermenilere veya Kürtlere değil,İngilizlere,Fransızlara ya da Ruslara hesap vermekle yükümlüdür.1915'e giden süreçte Osmanlı'da önemli gelişmeler yaşanır:İktidarın merkezileşme ve modernleşme temayülü ve bu bağlamda nüfus siyasetine verdiği önem,uluslararası savaşlar,tabandaki değişim:Milliyetçilik,sosyalizm,sosyal Darwinizm gibi akımların yayılması ve halkın temsil mekanizmalarına katılma isteği,matbaa, telgraf,demiryolu gibi teknolojik gelişmelerin "hayali cemaatler"in altyapısını oluşturması gibi...

1828-1829 Savaşı,Ermeni nüfus meselesi bağlamında Osmanlı'da iki temel yıkımı beraberinde getirir.Savaşı kazanan Ruslar,Doğu Anadolu'da bir Ermeni otonom bölgesi yaratır.Rusya'nın bu bölgede güç elde etmesi,Osmanlı hükümetini telaşlandırdığı gibi,"hain Ermeni" söylemini de dolaşıma sokar.Ermeni'yi hainleştirmek,Müslümanları kurulan yeni orduya katmak için bir teşvik mekanizması görevi görür.Bilindiği gibi,1826'da Yeniçeri Ocağı lağvedilmiş ve Asakir-i Mansure-i Muhammediye ordusu kurulmuştur.1839'da başlayan Tanzimat dönemi ise hain Ermeni söyleminden uzaklaşarak kendi "sadık tebaa" söylemini yaratır.Tanzimat,1878 Osmanlı-Rus Savaşı'na kadar,geçici bir barış dönemini başlatır.93 Harbi,doğuda büyük çapta kıtlık ve salgına sebep olunca Ermeni meselesinde radikal bir çözüm arayışına gidilir.Savaştan sonra imzalanan Ayastefanos [Yeşilköy] Antlaşması,Ermeni sorununun doğuşuna işaret eder.Literatürün yok saydığı "Bab-ı Ali,Ermeni mahallelerinde reform yapacak ve onları Kürtler ve Çerkeslere karşı koruyacaktır" maddesi problemi çözmez,tersine oluşacak problemlere dayanak olur.Ermenilerin yaşadığı yerlerin tespiti gündeme gelince nüfus sayımları yoluyla Ermeni mahalleleri belirlenmeye çalışılır.Ermenileri,Kürtlerden ve Çerkeslerden koruma söylemi ise topluluklar arasına çizilen çizginin işaretidir:Bir tarafı zalim,bir tarafı mağdur olarak nitelendiren bu tavır,1876'dan 1908'e giden süreçte toplumların birarada yaşamasını zorlaştırır.1891'de devletin doğrudan Ermenilere şiddet uygulayan Hamidiye Alayları'nı mobilize etmesi,Ayastefanos [Yeşilköy] Antlaşması'ndan sonra ortaya çıkan Ermeni devrimci örgütlerinin kurulmasını hızlandırır.Osmanlı'nın kötü yönetimi,maruz kaldıkları şiddet,milliyetçiliğin Ermeniler arasında yayılması ve gerçekleşmeyen reform istekleri onları örgüt kurmaya iter.

1895'e kadar,Osmanlı,İngiltere ve Fransa Ermeni nüfusunu tespit etmeye çalışır ve farklı iddialarda bulunur.Osmanlı,nüfusu haneler üzerinden sayarak belirler,ancak hanenin içinde birden fazla aile yaşamaktadır.Bu şekilde Osmanlı,Ermeni nüfusunu olduğundan az gösterir ve Van ile Bitlis dışında Ermenilerin diğer doğu vilayetlerinde yoğun olarak yerleşmediği yargısına varır.Sicillerin yenilenmesinin gündeme gelmesi,Ermeni sicillerinin kayba uğradığını ortaya çıkarır.Dr.Fuat Dündar,bu sayım faaliyetlerinin,Ermeni örgütlerinin kuruluşunu hızlandırdığını ifade etti.Nüfus sayımları sürerken reformun ne ölçüde yapılacağı da önemli bir sorundur:Reform sadece Ermenileri mi kapsayacaktır,yoksa Osmanlı sınırları içinde daha geniş kapsamlı bir reformdan mı bahsedilmektedir?Ermeni nüfusunda hangi bölgeler kapsama alınmalıdır?

Patrikhane'nin reform isteği Van ve Bitlis'le sınırlı kalmaz:Harput,Malatya,Diyarbakır,Erzurum ve Sivas'ın da reforma dahil edilmesi istenir.Sıra Ermeni nüfusun devlet yönetimine katılımını ve bürokrasideki temsiliyet oranını bulmaya gelir.Mevcut Osmanlı hükümeti,farklı kimliklerin taleplerini aktarabilecek bir mekanizma olmaktan uzaktır.Ermeniler yönetime ancak yerel ve mikro ölçekte katılabilmektedirler:Muhtar ya da kaymakam olabilirler,ancak vali olamazlar.Osmanlı birokrasisindeki yetkisizlikleri,Ermeni aydınlarda travma yaratır:Osmanlı modernleşmesi Batılı tarzda eğitim almış aydın talebinde bulunur ancak eğitimli ve modern Ermeni aydınları,modernleşme projesinin dışına itilir.

1908 Devrimi ise bir kırılma noktası niteliğindedir.Sekülerleşen yeni rejimle birlikte devrimci örgütlerin sayısında patlama yaşanır.1908,1912 ve 1914 nüfus sayımlarında Müslüman Türkler yöneten çoğunluk,başka bir deyişle "kahir ekseriyet" olmak için seçimi ellerinde tutmaya çalışırlar.Ermeniler,1878 Berlin Antlaşması'nın yeniden gündeme gelmesini isterler:Ortada ne reform vardır,ne de yönetime istedikleri oranda katılabilmektedirler.1914'te tekrar bir reform antlaşması imzalanır.Dr.Fuat Dündar,bu antlaşmayı Soykırım'ın ayak sesleri olarak niteledi.Antlaşma hem Rusya'nın zoruyla imzalanır,hem de Osmanlı sadrazamı ile bir Rus konsolosu arasında gerçekleşir.İttihat ve Terakki Cemiyeti,bu durumun Osmanlı'yı aşağıladığını düşünür.Reform paketinin genişletilmesiyle Rusya Kayseri ve Konya'ya dayanır.Erzurum,Van,Bitlis,Diyarbakır,Harput ve Sivas'ta otoritenin Ruslarla paylaşımı zorunluluğu gündeme gelir.Asıl kıyameti koparan ise bölgede yeniden nüfus sayımı yapılacak olmasıdır.Bu,Osmanlı için Doğu Anadolu bölgesini gayrimüslimlere teslim etmek anlamına gelir.Bulunan çözüm,en kısa sürede bölgeyi Ermenilerden temizlemektir.Bu sırada Birinci Dünya Savaşı çıkmıştır.Dündar,sanıldığının aksine Osmanlı'nın Alman zoruyla değil,ittifak aradığı için savaşa girdiğini belirtti:Rusya'nın askeri gücü altında yapılacak seçimin kendi lehine sonuçlanmayacağını anlayan hükümet,çareyi savaşa girmekte bulur.

Savaşın topyekûn niteliği,sıradan insanların da mobilize edilmesi ve asker millet kavramının ortaya çıkması,şiddeti de totaliterleştirir.Dündar,Süveyş'te yenilen Cemal Paşa'nın nüfus savaşına yöneldiğini ve Zeytun'da Soykırım'ı başlattığını öne sürdü.1915'te Ermeni Tehciri talebi Talat Paşa'dan gelir,Nisan ayında Van'da Ermeni direnişleri başgösterir.9 Mayıs'ta sınır bölgelerinin Ermenilerden temizlenmesi,23 Mayıs'ta kıyı bölgelerinin boşaltılması kararı alınır.27 Mayıs'ta ise tehcir talebi yasallaştırılır.Literatür bu tehcir kanununu da yok sayma eğilimindedir.21 Haziran'da ise,reform antlaşmasına tabi tutulan istisnasız her Ermeni'nin tehciri gündeme gelir.Burada dikkati çekmesi gereken önemli bir nokta ise tehcir emrinin idari makamlara değil,orduya verilmesidir."Hainlikleri hissedilen" Ermenilerin imha edilmesinde de bir sakınca görülmez ve ordu imha,yetkisini de elde eder.Bahsedilen ordu,Osmanlı nizami ordusu,Üçüncü Ordu ve gayri nizami güçler,yani Kürtlerdir.Aynı yılın Haziran ve Temmuz aylarında büyük katliamlar yaşanır,İstanbul hükümeti kontrolü sağlamıştır.Ermeni milletvekilleri de öldürülür.Yerel bölgelerden İstanbul'a telgraf çekilir,dullara ve yetimlere ne yapılacağı sorulur.Ermeni kadınlarından cinsel emek olarak yararlanılır ya da Müslümanlarla evlendirilirler.Yetimler ise yetimhanelere gönderilir ya da Müslüman aileler tarafından sahiplenilir...

*Hazal Özdemir,Perşembe Konuşmaları'nda Dr.Fuat Dündar,Toplumsal Tarih:Sayı 252,Aralık 2014,s.20-[21].

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder