4 Aralık 2014 Perşembe

Ermeni ders kitaplarında 1915/Prof.Dr.Taner Akçam*

Milli Eğitim Bakanlığı Ders Kitapları'nda Ermeniler hakkında yazılanları aktardığımda birçok insan,"peki Ermenistan'da ders kitaplarında durum ne",biçiminde sorular sordu.Gerçekten de acaba Ermeni ders kitaplarında 1915 nasıl anlatılıyor ve bu bağlamda nasıl bir Türk imajı çiziliyordu?

Ben de merak ettim ve Ermenistan'dan birkaç dosttan rica ettim ve sağolsunlar konunun ele alındığını söyledikleri 8. ve 11. sınıf ders kitaplarından ilgili sayfaları yolladılar.

Meselenin hassasiyetini ve önemini bilen Hayko Panosyan ilgili bölümleri çevirdi;çevirmediği kısımların içeriğini anlattı;ona teşekkürü bir borç bilirim.

Ermeni Tarih Kitabı'
nda 1915 konusunda yazılanları aktarmadan önce iki önemli hususun altını çizmek istiyorum.İkinci husus gelecek yazının konusu olsun.

Birinci husus şu:Ders kitaplarında Ermeniler hakkında yazılanlar hâlâ orada duruyor.100'e yakın aydının açık çağrısına rağmen,hükümetten en küçük bir açıklama gelmedi.

Ben bu sessizliği,hükümetin bu kitaplardan memnun olduğu biçiminde yorumluyorum.

Demek ki,hükümete göre,Ermeniler Türkiye'nin ulusal güvenliğine yönelik en büyük tehditlerin başında gelmektedir.Ve ders kitaplarında Nazileri aratmayacak ırkçı ve nefret söyleminin yer almasında hiçbir mahsur yoktur.

Ama aynı hükümet alışılmış reflekslerle ABD elçisini Dışişleri'ne çağırıp,esip- kükremeyi ihmal etmemiş!Eğer ABD Soykırım konusunda adım atarsaymış,ilişkilerimiz bozulurmuş...

Artık kabak tadı veren bu tehditlerin boş ve geçersiz olduğunu iddia edecek değilim.İşe yaradığı kesin.

Asıl problem ABD'nin gereksiz korkaklığı.Eğer Soykırım konusunda ufak bir adım atarsa sorunun çözülmesine büyük katkı yapacağının ya farkında değil ya da farkında ama sorunun çözülmesini istemiyor.

Sanki sorunun çözümüne katkı yapmak yerine,konuyu Türkiye'ye yönelik sürekli bir tehdit olarak kullanmayı tercih ediyor.

ABD'nin yasama veya yürütme kanalıyla 1915'i soykırım olarak tanımlamasının Ermeni sorununun çözümüne devasa katkı yapacağı fikrim şaşırtıcı gelebilir.

Biliyorum,Türkiye'de Ermeni sorununda dışarıdan gelen her türlü baskıya kötü gözle bakılır.Liberal arkadaşlarımda bile "
Batı parlamentolarında alınan soykırım kararlarına" karşı derin bir itiraz vardır.Söylediklerinin özeti,mesele parlamentoların karar vereceği bir şey değildir;bu kararlar sorunu çözmez ve ama daha da kötüleştirir!

Oysa ABD açısından dananın kuyruğu hiç de öyle değil!Bu husus ayrı bir yazı konusu ama meraklısı için bir ipucu vereyim:İsviçre bankalarındaki,Naziler tarafından yatırılmış Yahudi altınlarının akıbetinin ne olduğuna ve meselenin nasıl çözüldüğüne yakından bakın!

Birinci notu şöyle kapatayım:
Ders Kitapları konusunda Türkiye'nin başı çok ağrıyabilir.

2015 yılı nedeniyle,dünyanın hemen her köşesinde bir dizi faaliyetler olacak.Toplantılar,yürüyüşler düzenlenecek;Soykırım'ın tanınması talepleri dile getirilecek.

Kimi Batı ülkesi vicdani nedenlerle,kimisi Türkiye'ye karşı kullanabilecekleri bir başka koz daha yakalamış olmanın fırsatını kaçırmamak için bu tür faaliyetlere destek verecek.

Sonuçta muhtemel herkesin konuştuğu yanına kalacak ve 2016'ya bakılacak ama
Türkiye,alışılmış reflekslerle ABD ve Batı ülkelerini tehdit edeceğine,bu ders kitaplarının her fırsatta önüne konacağını bilerek,konu hakkında adım atsa çok daha iyi yapar.En azından üzerindeki baskıyı biraz olsa hafifletmiş olur.

Ben kendi adıma her platformda ders kitapları konusunu gündeme getireceğim.Bu konuda Türkiye'ye baskı uygulanması çağrısında bulunacağım.Çünkü
Nazi dönemini andıran ifadelerin benim ülkemin ders kitaplarında yer almasını ne ülkeme ne de Türkiye insanına yakıştırıyorum! Ermeni ders kitaplarında 1915 hakkında neler yazıyor ve kitaplardaki Türk imajı nedir?

Özellikle
11. sınıf tarih kitabından yapacağım uzun alıntılarla konuya sınırlı da olsa bir açıklık getirmeye çalışacağım.Fakat bundan önce,dün sözünü ettiğim bir hususa değinmek istiyorum.Bu da meşhur "her iki taraf" meselesi...

Her çatışmanın iki tarafı vardır ve çatışma konusunda fikir edinmek için her iki tarafa da bakmak ve her iki tarafın da fikrini almak gerekir,denir.İlk bakışta çok makul bir tezdir bu.

Eğer Türk tarafının ders kitaplarına bakıyorsanız,elbette Ermeni tarafının ders kitaplarına da bakmanız gerekir.Bundan daha normal ne olabilir ki?

Fakat,bu "
her iki taraf" tezine biraz yakından bakarsanız,epey çürük tarafları olduğunu ve olduk olmadık yerlerde çok yanlış şekilde kullanıldığını görürüz.

Örneğin,
1915 bağlamında söylenen her şeyde bir Türk,bir de Ermeni görüşü aranır.Sanki iki ayrı hakikat vardır.

Oysa 1915'te nelerin yaşandığına ilişkin söylenebilecek olan,bir hakikatin farklı veçhelerinden ibarettir.
1915'in Türkçesi ve Ermenicesi olmaz;tıpkı 1940-1945 Yahudi Soykırımı'nın İbranicesi ve Almancası olmayacağı gibi.

Bu her iki taraf tezinin bir diğer tuhaf kullanımı,liberal aydınlar arasında çok yaygındır.Aydınlar,Soykırım konusunu her ele aldıklarında,"
her iki tarafın milliyetçiliğinden" bahsederler ve bu "iki taraf milliyetçiliğini" hem geçmişte yaşananların asıl sorumluları olarak tanımlarlar hem de bugünkü çözümünün önündeki büyük engel olarak görürler.

Bu tutumlarıyla liberaller,"
taraflar ve onların milliyetçiliklerinden arındırılmış" kendilerine has temiz ve düzgün bir alanın sınırlarını çizer ve böylesi bir zeminin temsilcileri olarak "her iki tarafın milliyetçiliklerine" eşit ve eşdeğer uzaklıkta eleştirilerde bulunurlar.

Ben,1915 bağlamında bu "
her iki taraf ve milliyetçilikleri" düşüncesinin epey yanlış olduğunu düşünenlerdenim.

Birincisi,1915'te "
iki tarafın milliyetçilerinin mesuliyetleri" teziyle kastedilen nedir,çok anladığımı söyleyemem.Türk milliyetçiliğini anlıyorum;İttihat ve Terakki Partisi'nin kastedildiği aşikâr.Ama Ermeni milliyetçileri kimler ve kabahatleri ne?1915'te ne yaptılar ki Soykırım'dan Türk milliyetçileri gibi mesul ve sorumlu oldular?Neyi yapmamaları lazımdı?

Daha bu konuda,somut bilgiye dayanan herhangi bir analiz okumadım.Söylenenler bana içi boş bir retorik gibi geliyor.

Naçizane kanaatim,sorun hem Ermeni milliyetçiliği ile ilgili değildir;bir toplumsal aktör olarak Ermenilerin topluca rolü ile ilgilidir;hem de konu "
mesuliyet" bağlamında tartışılamaz.

Soykırım çalışmalarında uzun süre,biraz da Holokost etkisiyle,kurban grubun soykırımın pasif,etkisiz ve kaderini bekleyen taraf olduğu düşünüldü.Eğer,kurban gruba aktif bir rol verilirse,soykırımın mazur gösterilebileceğinden korkuldu;failler,kurban grubunun şu veya bu davranışını gerekçe olarak gösterebilir ve kurbanlar da olanlardan mesul tutulabilirlerdi.Oysa pasif,etkisiz ve edilgen kurban düşüncesi yanlıştı.Yahudiler de dahil,kurban gruplar süreçlerin şu veya bu şekilde aktif aktörleri idiler.Aktör olarak yaptıklarının tartışılmasının ise mesuliyet konusu ile alakası yoktu.

1915'e ilişkin de soru şudur:Eğer (milliyetçi veya değil farketmez) Ermeniler sürecin aktif bir aktörü idi iseler,eylemlilikleri sürecin şöyle veya böyle gelişmesini ne denli etkilemiştir?Buradaki sorunun,liberallerin yaptığı gibi "
tarafların milliyetçiliği" veya "Ermenilerin mesuliyeti" tartışması ile alakası olmadığını belirtmeye ise gerek yoktur.

Soykırım sürecinin aktif aktörü olarak Ermeniler tartışmasını burada yapma şansına sahip değilim.Şu kadarını söyleyebilirim;sorunun "
her iki taraf ve milliyetçileri" ile gibi basit şablonla alakası yoktur.Ayrıca Soykırım,Ermeni toplumunun,şu veya bu şekilde davranmış olmasıyla fazla etkileme şansına sahip olmadığı bir sürecin ürünü olarak ortaya çıkmıştı.

Eğer Ermeni milliyetçiliğinden kastedilen Taşnak örgütü ise,galiba onlara yönelik yapılabilecek en büyük eleştiri milliyetçilikleri değil,İttihatçılara fazla güvenip,aşırı uzlaşmacı çizgi izlemeleriydi.

Artık galiba,bu "
her iki taraf" işini bir kenara bırakarak,Ermeni ders kitaplarına daha yakından bakabiliriz.
Ermenistan'da okutulan ders kitaplarında 1915 konusu nasıl ele alınmaktadır?11. sınıf ders kitabı
ndan yapacağım alıntılarla konuyu açıklamaya çalışacağım.Alıntıların arasına,anlamayı kolaylaştırmak amacıyla köşeli parantezlerle kısa açıklamaları koydum.

Kitabın adı:Hayots Patmutyun 11 (Ermeni Tarihi 11)

Yazarları:
Aşot Melkonyan,Aram Simonyan,Aram Nazaryan,Pavel Çobanyan,Vladimir Barkhutaryan,Edik Gevorkyan,Karen Khacatıryan (Zangak,Yerevan 2010).

Kitapta konular bölüm,kısım ve başlık olarak üç kategoride ele alınmış ve her başlık ayrı bir yazara ait.
Hayko Panosyan'ın çevirileri,birinci bölüm,ikinci kısım altıncı başlık altında yer alıyor.Başlık,"Birinci Dünya Savaşı Yıllarında Ermenistan ve Ermeniler";yazarı Aram Nazaryan.

Birinci Dünya Savaşı'nda Kafkasya Cephesi

[
İttihatçıların savaşta izledikleri politikanın ana hatları neydi,konusuna şu açıklama getiriliyor:]

1-"Jön Türkler Rus İmparatorluğu'nda yaşayan Türkçe konuşan ve Müslüman diğer halkları Ruslara karşı kullanma ve ileride onları "Büyük Turan"da birleştirme amacını taşıyorlardı.Pan-Türkist bu planın uygulanması yolunda Ermeniler ve Ermenistan ciddi engellerdi.Dolayısıyla,Osmanlı İmparatorluğu'nun savaşa katılma amaçlarından biri de 'Ermeni engeli'nin [ortadan] kaldırılmasıydı."(s.110)

2-"Kafkas Cephesi'nin başlangıç sürecindeki en önemli olay 9 Aralık 1914'ten 5 Ocak 1915'e dek süren Sarıkamış Savaşı'dır.Enver Paşa komutasındaki Türk Ordusu Oltu,Artvin ve Ardahan'ı zaptedip,Batum'a çok yaklaşarak,Kars-Sarıkamış bölgesinde Rus Ordusu'nun gerisine çıkabildi.Ama Rus askerleri ve Ermeni gönüllülerinin kahramanca savaşmaları sayesinde 90 bin kişilik Osmanlı Ordusu tümüyle bozguna uğratıldı."(s.113)

Ermeni Gönüllü Hareketi

[
Kafkas Ermenileri soruna nasıl bakıyor ve ne tür politikaları öneriyorlardı,konusunda şunlar söyleniyor:]

3-"Osmanlı İmparatorluğu savaş durumunda Ermenileri kendi saflarına çekmeye büyük bir önem veriyordu.Öte yandan,Ermeni halkının ve onun yönetici kadrolarının önünde o günlerde,Ermeniliğin,en başta Batı Ermeniliğinin [Ermeniler,Osmanlı yönetimi altında yaşadıkları bölgeyi ya 'tarihi Ermenistan' ya da 'Batı Ermenistan'ı olarak adlandırırlar] güvenliğini sağlamak için nasıl bir tavır takınılması,nasıl bir yol izlenmesi gerektiği şeklinde çözülmesi zor sorular başgöstermişti.

Kafkas Rus Yönetimi,Türkiye'ye karşı savaş durumunda Ermenilerin davranışını belirlemek için bazı adımlar attı.Vorontsov-Dashkov ve Ermeni Ulusal Bürosu'nun temsilcileri [
aralarında Aleksandr Khadisyan'ın da olduğu bazı isimler ve onların görev ve makamları sayılmaktadır] arasında yapılan birkaç görüşme sonucunda tarafların tavrı belirginleşti."(s.114)

[
Kafkas Ermenilerinin Ermeni gönüllü birlikler kurması kararı şöyle açıklanıyor:]

4-"[Tiflis] Ermenistan Ulusal Bürosu'nun hedeflediği en yakın politik amaç,Batı Ermenistan'ının özerkliğini elde etmekti.

O günlerde Kafkasya Ermenileri'nde genel bir heyecan hüküm sürüyordu.Binlerce kişinin katıldığı toplantı ve gösteriler yapılıyor,gençler savaşa aktif olarak katılmak ve gönüllü müfrezeleri kurmak istiyorlardı.Hemen hemen hiç kimse Rus Ordusu'nun erken bir zaferinden şüphe etmiyordu.

Bu koşullarda Ulusal Büro Ermeni Gönüllü Hareketi'nin teşkilatlanma faaliyetlerine öncülük etti."(s.115)

5-"Ermeni gönüllü grupları Rus Ordularına yardım etmeliydi.Gönüllüler hareketinin başlıca amacı,Rus Ordusu'nun yardımıyla,Ermeni vilayetleri ve Kilikya'da Rusya'nın hamiliğinde özerkliğin tesis edilmesiydi.

Gerilla mücadelesinin yiğit komutan ve erleri Tiflis'te toplandılar.Rusya'nın çeşitli yörelerinden,Balkanlar'dan ve ABD'nden gönüllüler geliyorlardı.

Vatanseverliğin çok yüksek olduğu bir sırada,1914 Kasım başlarında zaten dört gönüllü müfrezesi oluşmuştu.Birinci müfreze Salmast'ta [
İran Azerbaycan'ında] kurulmuştu,komutanı Andranik'ti."(s.115)

[
Gönüllü birliklerin savaştaki başarıları şu şekilde anlatılıyor:]

6-"Birinci müfreze Erciş bölgesinde savaşıyordu.7 Şubat 1916'da Andranik 1.500 gönüllüsüyle ve 200 Kazak atlısının yardımıyla Bitlis'i zaptetti.

Dro'nun ikinci müfrezesi Hınıs-Muş bölgesinde 1240 gönüllüsüyle 13 Ocak 1916'da Hınıs'ı zaptetti ve 2 Şubat'ta Muş'a girdi.

Üçüncü müfreze Hamazasb'ın akıllı uygulamaları sayesinde Van'da ve daha sonra Hizan bölgesinde büyük başarılara ulaştı.11 Mart 1916'da onun gönüllüleri Hizan'ı zaptettiler ve katliamlardan sağ kalan 5 bin Ermeni'yi Türk boyunduruğundan kurtardılar."(s.117)

[
Kitap,soykırım kararının Ermeni gönüllü birliklerinin kurulmasından önce verildiğini söylüyor:]

7-"Aksi iddia edilemez ki,[Ermeni gönüllü hareketi] Ermenistan'ın kurtarılması için verilen silahlı mücadelenin muzaffer ve şanlı sayfalarındandır.Gönüllü hareketi olsun olmasın,Jön Türkler Ermenistan'daki ve Osmanlı İmparatorluğu sınırları içindeki Ermenilerin soykırımını çok önceden,bu durumun yaratılmasından önce,planlamışlardı."(s.118)

[
Ermeni gönüllü birlikleri 1916 yılında Rusya tarafından dağıtılmıştır.Kitapta buna ilişkin getirilen açıklama şöyle:]

8-"Rus yönetimi Ermenilerin 'özerklik' ve 'bağımsızlık' planlarını biliyordu.Ermeni müfrezelerinin dağıtılmasının başlıca nedeni buydu."(s.118) Ermenilerin Büyük Felaketi (Medz Yeğern)

[Türklerin savaş sonrası planının,Batı Ermenistan'ını Türkiye sınırları içine katmak olduğu söyleniyor.]

9-"Türkler,Avrupa'dan atıldıktan sonra,yeni bir Türk vatanının yaratılmasını en başta halledilmesi gereken sorunları yapmışlardı.Ve ilk iş olarak Ermenistan bu 'vatan'larının sınırları içine alındı."(s.120)

10-"Batı Ermenilerinin yok edilmesi planı,Osmanlı Türkiye'si tarafından Birinci Dünya Savaşı'na resmen girmesine kadar olan sürede,devlet tarafından geliştirilmiş ve uygulanır hale getirilmiş olduğu inkâr edilemez bir gerçektir."(s.120)

[
Soykırımın nedenleri arasında ekonomik nedenlere özel bir ağırlık veriliyor.]

11-"Ermeni Soykırımı'nın nedenleri arasında ekonomik etken de önemli bir rol oynamıştır.Ermeni sanayicileri ve para sahipleri girişimcilikleri ve doğal yetenekleri sayesinde büyük sermaye biriktirebilmişlerdi.Ermenilerin yok edilmesiyle Türkler istenmeyen rakiplerden kurtulma ve onun parasal ve maddi varlığına sahip olma imkânını elde ediyorlardı."(s.120)

[
Soykırımın nasıl organize edildiği konusunda şu bilgilere yer veriliyor:]

12-"Büyük Felaket (Medz Yeğern):Ermenileri ortadan kaldırmaya yönelik Türk devlet politikası,dünya savaşının ilk iki yılında tüm Batı Ermenilerine uygulandı.Ermeni Soykırımı'nın bu evresi tüm insanlık tarafından Büyük Felaket olarak bilinir."(s.122)

13-"İmparatorluğun Ermeni nüfusunun ortadan kaldırılmasını kolaylaştırmak için Türk yetkililer ilk önce Ermenilerin savaşma yeteneği olan potansiyelini yok etmeyi kararlaştırdılar.18-45 yaşları arasında 300 binden fazla Ermeni Osmanlı Ordusu'nda silah altına alındı."(s.122)

14-"Ekim 1914'te ilk tutuklamalar yapıldı bile.Zeytun'da Nezaret Çavuş feci şekilde işkence edilerek öldürüldü.Kasabanın 60 ve çevre köylerin 30 göze batan Ermenileri tutuklanırlar.Cevdet Bey 1915 Nisan başlarında Van'da büyük yetkiye sahip olan Iskhan,Vramyan ve başkalarını pusuya düşürerek hesaplarını gördü.

Ermeni yönetici güçleri ve entelektüellerine en büyük ve beklenmedik darbe İmparatorluğun başkentinde vuruldu.11 Nisan'da (yeni takvimle 24 Nisan'da) 1915'te ve ondan sonraki birkaç gün içinde İstanbul'da,polis,önceden hazırlanmış listelere göre,Türk resmi verileriyle 2.300'den fazla insanı tutukladı."(s.123)

15-"Jön Türk hükümetinin emri uyarınca Ermeni sürgünler Ras ul Ayn,Deyr ez Zor,Rakka vb. Mezopotamya ve Suriye'deki toplama kamplarına sürülüyorlardı.Jön Türk yetkilileri Ermenilerin,özellikle çocukların İslamlaştırılmasına çok önem veriyorlardı...Türk hükümetinin emriyle,sürgün yerlerinde sağ kalmış olan Ermenilerin bir kısmının ortadan kaldırılmasına başlandı.

Böylece,Ermenilerin Büyük Felaketi Ekim gerçek anlamda 1914'ün sonunda başladı ve 1916'nın yazına kadar sürdü.Batı Ermenistan'da ve İmparatorluğun diğer vilayetlerinde yaşayan iki buçuk milyon Ermeni'den bir buçuk milyondan fazlası Medz Yeğern'e kurban oldular.Jön Türkler Ermenistan'ı Ermenisiz bırakma şeytani planlarının temel kısmını hayata geçirdiler."(s.124)

Ermeni Soykırımı'nın Tanınması Sürecinin Başlaması

[Soykırım sonrası süreç üzerine şunlar söyleniyor:]

15a-"Büyük Felaketin Sonuçları:Büyük Felaket yalnızca Ermenilere değil,uluslararası uygarlığa karşı işlenmiş ağır bir cinayettir.Ermeni Soykırımı yalnızca Batı Ermenistan'da kalmayıp,Osmanlı Türkiye'sinin Ermeni yoğunluklu tüm yerleşim alanlarında uygulanıyordu."(s.126)

15b-"...Günümüz Türk tarihçi ve siyasetçileri,Ermeni Tehciri'ni savaş şartlarından kaynaklanan vazgeçilemez bir önlem olarak açıklıyorlar.Ama Arap çöllerine sürülen Batı Ermenilerinin vicdansızca katledilmeleri,Tehcirin amacının Ermenilerin ortadan kaldırılması olduğunu kanıtlamaktadır."(s.127)

16-"Jön Türklerin elebaşlarından Talat'ın terbiyesizliği,Amerikan elçisi Morgenthau'ya,Osmanlı uyruğu Ermenilerin Amerikan bankalarındaki sigorta poliçelerini talep etmeyi önermeye kadar gitti."(s.127)

[
1918,savaş sonrasında,İstanbul'da İttihat ve Terakki mensuplarına yönelik açılan davalar hakkında şu yorumlar yapılıyor:]

17-"...Türk Mahkemesi bile Jön Türklerin ağır suçunu kabullenmek zorunda kalmıştı.Mahkeme kararı 5 Temmuz 1919'da açıklandı."(s.129)

18-"Böylece,politik- hukuksal açıdan Ermeni Soykırımı'nı tanıma açısından ilk ciddi adımı Türk hükümeti kendisi atmış oldu."(s.129)

19-"15 Mart 1921'de Berlin'de Sagomon Tehleryan Büyük Felaket'in en başlıca sorumlusu Talat Paşa'nın idam cezasını gerçekleştirdi."(s.130)

[
Türk-Ermeni ilişkilerinin geleceğine ilişkin şu önerilerde bulunuluyor:]

20-"Günümüzde Ermeni-Türk ilişkilerinin geleceği,Türk halkının kendisinde Ermeni Soykırımı'nı tanıma ve mahkûm etme gücünü bulmasına çok yakından bağlıdır.Ama birbirini izleyen hükümetlerin faaliyetleriyle devlet ve siyaset adamlarının açıklamaları,Türkiye'nin resmi duruşunun temelinde inkâr ve reddetmenin olduğunu kanıtlamaktadır.

Öte yandan,Büyük Felaket'ten kurtulan Ermenilerin nesilleri ve genellikle tüm Ermeni halkı,yalnızca Soykırım'ın tanınması için değil,aynı zamanda hak edilen tazminat ve birleşik Ermenistan'ın yeniden kurulması ulusal amacı için mücadeleye devam ediyorlar."(s.130)

Alıntılar bu kadar;genel bir değerlendirmeyi de sonraya bırakalım.

Genel bir değerlendirme

Ermenistan ders kitaplarında 1915 konusunda genel bir değerlendirme yapmam elbette zor.Yapabildiğim bir arkadaşımın çevirdiklerini yayınlamaktan ibaretti.

Alıntılar bir tek 11. sınıf ders kitabından idi.8. sınıf ders kitabında konu aynı yazar tarafından ele alınmıştı ve çok daha kısaydı;tekrara gerek yoktu.

Okuduklarımdan edindiğim bir kaç izlenim şu:

Birincisi,bana göre yazılanların içeriği makul;dilde herhangi bir tuhaflık yok.Söylenenlere katılabilir veya katılmayabilirsiniz,hepsi bu...

Örneğin,Ermeni gönüllülerinin rolü konusunda söylenenler bana biraz abartılı geldi;aslında bu birlikler askeri açıdan büyük bir rol oynamadılar;bu nedenle Rusya tarafından dağıtıldılar.

Gönüllü birliklerin varlığı,hem 1915'te Ermenilere karşı alınan tedbirlerin bir gerekçesi olarak kullanıldı,hem de daha sonraki inkâr politikalarında önemli bir yer işgal etti.

Gönüllü birliklerle ilgili bu dili abartılı ama normal buluyorum;çünkü her ulusa biraz kahramanlık hikâyesi gerekir.Hele soykırıma uğramış topluluk açısından bunun öneminin altını ne kadar çizsek azdır.

Dikkatimi çeken,daha doğrusu altını çizmek istediğim husus,"
Batı Ermenistan,Batı Ermenileri" gibi ifadeler.Ermeniler,bizim Doğu Anadolu Bölgesi dediğimiz toprakları Batı Ermenistan olarak tanımlarlar.Kürtlerin Kuzey ve Güney Kürdistan tanımlamaları gibi...Bu ifadelerin bazen aynı bölge için kullanıldığı da olur.

Bu coğrafyada yaşayan halkların,asırlardır üzerinde yaşadıkları toprakları kendilerine göre tanımlamaları son derece normal.Bunu "
senin- benim" kavgasının bahanesi yapmak yerine,saygı duymak ve zenginliğimizin bir göstergesi olarak kabul etmek gerekir diye düşünürüm.

Dikkatimi çeken son bir husus,Türk ders kitaplarındaki ırkçı ve açık nefret söylemi ile dolu ifadelerle karşılaştırıldığında,Ermeni ders kitabında Türklere yönelik nefret ve düşmanlık içeren bir dilin olmaması.

Türkiye'de konunun bu boyutunun öneminin yeteri kadar anlaşılabileceğini zannetmiyorum.

Tüm benzeri örneklerinden bildiğimiz ve normal olan,katliama uğramış toplulukların,katliamdan sorumlu tuttukları gruba karşı "
iyi duygular" beslememeleri ve bunun dile de yansıması.Bu nedenle de bu iki topluluk arasındaki ilişkilerin normalleşmesi çetindir, zordur.

Bir örnek vereyim,Almanya ile İsrail 1951-1952 yıllarında Holokost nedeniyle tazminat konusunu görüşmektedirler.Konu İsrail parlamentosunda ele alındığında,hem solcu hem de sağcı Yahudiler,"
kanlı Alman parası istemiyoruz", diye gösteriler yaparlar.Onlara göre,Almanlarla tazminat görüşmesi yapmak ve para almak,Holokost sırasındaki Alman suçunu hafifletmekti ve suç satın alınamazdı.

Almanya'da doğmuş ve anadili Almanca olan birçok Yahudi'nin Almanca konuşmayı reddetmiş olduğuna kendim şahit oldum.

Bu tür tepkiler son derece normal.Bu nedenle Ermeni ders kitaplarında,bu tepkiyi çağrıştıran yorumların bulunmaması,dilin dikkatli kullanılması çok önemli.Ama başka eserlerde bulunursa da çok şaşırmam.

Ayrıca eklemek isterim ki,bu tür tepkilerin,liberal dostlarımın sıkça yorumladığı tarzda milliyetçilik ile hiçbir alakası yok.Milliyetçisi,sağcısı,solcusu,herkes gösterir bu tür tepkileri.Sonuçta,katliamdan sağ kurtulan ve onu takip eden kuşaklara egemen bir halet-i ruhiyeden konuşuyoruz.

Son bir husus da gene "
iki taraf" konusunda olsun.

Önümüzdeki yıllarda bu "
Ermeni tarafı","Türk tarafı" kıyaslamaları devam edecek.Bu son derece normal ve yapılması gereken bir şey.Fakat bu tür kıyaslamalar yaparken,soykırım sorumlusu ile soykırımın kurbanı olmuş topluluklar arasında karşılaştırmalar yapıldığı unutulup,taraflar arasına basit bir eşit işareti koyarak analiz yapılırsa yanlış yapılır.

Milliyetçilik konusu verilebilecek en iyi örnektir.Ermeni milliyetçiliği geçmişte ve bugün yok mudur?Elbette vardır,her ulusun milliyetçisi olduğu gibi...Ama "
Ermeni milliyetçiliği" tezini kullanıp,Ermenileri (veya onların milliyetçilerini) yaptıkları nedeniyle soykırımdan mesul saymak veya imha kararının alınmasına katkıda bulunduklarını iddia etmek son derece ciddi bir yanlıştır.

Bu tür tezleri ileri sürenlerin,kimleri ve neyi kastettiklerini çok açık ve net tanımlayabilmeleri önemlidir.Bu yapıldığında görülecektir ki,özellikle liberallerimiz tarafından "
Ermeni milliyetçiliği" ifadesi altında ileri sürülen birçok görüş aslında Türk milliyetçi tavır alışın basit bir göstergesinden başka bir şey değildir...

*Prof.Dr.Taner Akçam,Ermeni ders kitaplarında 1915,Taraf,30 Kasım-4 Aralık 2014.

http://www.taraf.com.tr/yazilar/taner-akcam/ermeni-ders-kitaplarinda-1915-1/31474/
http://www.taraf.com.tr/yazilar/taner-akcam/ermeni-ders-kitaplarinda-1915-2/31483/
http://www.taraf.com.tr/yazilar/taner-akcam/ermeni-ders-kitaplarinda-1915-3/31489/
http://www.taraf.com.tr/yazilar/taner-akcam/ermeni-ders-kitaplarinda-1915-4/31501/
http://www.taraf.com.tr/yazilar/taner-akcam/ermeni-ders-kitaplarinda-1915-genel-bir-degerlendirme-5/31509/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder