15 Aralık 2014 Pazartesi

Birinci Cihan Harbi Sonrası Ermeni Mallarının İadesi:Cebel-i Bereket Örneği/Ümit Kurt*

1915'te sürgün edilen Ermenilerin geride bıraktıkları malların idaresi için Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde,bir dizi kanun ve kararname çıkartılmıştır.Ermenilerin sürgün edilmeden önce sahip oldukları taşınır ve taşınmaz malları el değiştirmiştir."Emval-i Metruke Kanunları" adı altında İttihat ve Terakki iktidarının,daha sonra da Cumhuriyet döneminde çıkartılan bir dizi kanun,tüzük ve diğer hukuki düzenlemelerle kitabına ve "hukukuna" uydurularak sözkonusu mallar Ermenilerden alınmıştır.Bu makale Fransız işgali döneminde Cebel-i Bereket Sancağı'na geri dönebilen Ermenilere mallarının iade edilmesiyle ilgileniyor.

Dönemin iktidar partisi olan İttihat ve Terakki'den Cumhuriyet yönetimine tevarüs eden Ermenileri yerinden etme ve mülksüzleştirme planı devreye sokulurken kullanılan şiddetin en temel aracı bu planı gerçekleştirmeye dönük olarak yürürlüğe konan hukuksal mevzuattır.Esas itibariyle,burada ekonomik şiddetten kasıt tehcir edilen ve zorla yerlerinden çıkartılan Ermenilerin geride bırakmak zorunda kaldıkları taşınır ve taşınmaz mallara mevcut hukuk sisteminin bütün enstrümanlarından yararlanılarak el konulması suretiyle bu topluluğun koşullarının ortadan kaldırılmasıdır.

Aynı süreç Nazi Almanya'sında ve Hitler ordularının işgal ettiği Avrupa'daki birçok ülkede yaşayan Yahudilerin mallarının ve ellerinde bulunan bütün servetin ve gelirin yine "kanun" ve "hukuk" yoluyla Nazi Almanya'sının kasasına aktarılması;bu sayede savaşın finanse edilmesi ve bu rejime destek veren merkezi ve yerel aktörlere ve Aryan ırkına mensup toplumsal kesimlere dağıtılması şeklinde meydana gelmiştir.(1) Yahudiler,Alman vatandaşlığından çıkarılmak suretiyle "sivil ölü" [civilian death] statüsüne indirgenmiş yani hukuken yok sayılmışlardır.(2)

Ekonomik şiddetin fiziksel ve çıplak şiddet gösterilerine dayanması gerekmez.Şiddeti kullanma tekelini elinde bulunduran yasal bir aygıt olarak devlet bu devletin bürokratik aygıtı belirli bir topluluğun ekonomik yaşam koşullarını ortadan kaldırarak da şiddet uygulayabilir.Üstelik burada kullanılan şiddet hem hukuksal bir zeminden hem de politik bir gayeden neşet eder.Dolayısıyla ekonomik şiddet aslında politik ve egemen olan iktidarın tekelinde bulunan hukuk sisteminin yarattığı şiddet ile doğrudan ilintilidir.Egemen,şiddet kurucu ve yapıcı bir "hukuki" entite olarak devlet,aynı zamanda kanunun gücüne dayanarak şiddet uygular.Dolayısıyla şiddet olgusu aynı zamanda bir devletin bütün hukuki mevzuatına sinmiş ve ona mündemiç bir hale gelmiştir.Kanun koyucu ve kurucu olmak aynı zamanda şiddet kurucu olmayı da beraberinde getirir.Kanunlar,şiddet kullanma tekelini elinde bulunduran devletin bürokratik ve ideolojik aygıtları olarak da işlev görürler.Bu durumda değişik ve farklı çıkarlara sahip olan sınıfların kendi sınıfsal çıkarlarını azami seviyeye çıkarmaya çalıştığı bir mücadele alanı olarak devlet,bu mücadeleden galip gelen egemen sınıfın temsilcisi olur.Böylece askeri,siyasi,dini veya ekonomik sınıflar ve/veya elitler de şiddet araçlarıyla donatılmış olurlar.Bu elitler sahip oldukları güçten dolayı zaten ayrıcalıklarla donatılmıştır.Bunlar kendi çıkarlarına hizmet edebilecek her türlü kaynağa ulaşmak bakımından muktedirlerdir.

Bir topluluktaki belirli bir unsurun ekonomik olarak varoluş temellerini ortadan kaldırmak aynı zamanda bu unsuru siyaseten hiçlik/yokluk derekesine de indirir.1915'te Ermenilere yönelik şiddet gösterilerinin ve katliamların toplumsal rıza ve destek mekanizmaları üretmesinde ve bu bağlamda Ermenilerin yok oluş sürecine bilhassa Sünni Müslüman yerel elitlerin ve sınıfların katılımında Ermenilerin sahip oldukları malları ve serveti edinme motivasyonunun payı azımsanmayacak bir öneme sahiptir.Dolayısıyla ekonomik motivasyonun sürgün edilen Ermenilere yönelik şiddet gösterilerindeki etkisi ekonominin Türkleştirilmesi,milli ve Müslüman bir burjuvazi yaratma idealinde tezahür eder.Bu politik ve hukuki şiddetin doğasının ekonomik bir boyut kazanması ve katliamların arka planında böyle bir örüntünün varlığı altı çizilmesi gereken tarihsel bir olgudur.

Bunun izdüşümlerini İttihat ve Terakki iktidarının Ermeni Tehciri ve Soykırımı'na dönük aldığı merkezi kararlara verilen toplumsal destek ve sosyal rıza mekanizmalarında görebilmek mümkündür.Ekonomik çıkar,şiddetin tonlarını ve kiplerini de belirlemiştir.Toplumsal destek ayakları ekonomik bir motivasyon üzerinden şekillenir.Yalnız burada Ermenilerin siyasi,hukuki,ekonomik ve kültürel varlığını ortadan kaldırmakla onların mal ve servetine el koymak arasında doğrusal bir illiyet bağı kurmamak gerekir.Zira,ekonomik motivasyon politik ve ideolojik bir kararın yarattığı kanaldan girerek kendisine bir niş bulmuştur.Bu anlamda Ermenilerin yokluk durumuna düşürülmesi esas itibariyle politik ve ideolojik bir hedeftir.Emval-i Metruke Kanunları ve bunun etrafındaki bütün bir hukuki mevzuat sonucunda Ermenilerin mal ve mülklerine el koymak bu politik ve ideolojik temelli kararın bir sonucudur.

Esasında,tehcire tabi tutulan Ermeniler açısından geride bırakmak zorunda kaldıkları taşınır ve taşınmaz mal varlıklarının kendilerine iade edilmesine ilişkin somut hukuki ve idari adımlar atılmıştır.Gerek Ermenilerin sürgün yerlerinden memleketlerine geri dönüşleri gerekse de mal ve mülklerinin iadesi hususunda İttihat ve Terakki hükümeti sonrası gerekli yasal mekanizmalar teşkil edilmiştir.Ancak süreç içerisinde Kemalist hareketin giderek güç kazanması ve iktidarı ele geçirmesi sonucunda Ermeniler bir kez daha Anadolu'yu terketmek durumunda kalmıştır.Mallarının iadesi ile ilgili hukuki düzenlemeler ise iptal edilmiş ve İttihatçı Tasfiye ve Emval-i Metruke Kanunlarına geri dönülmüştür.Dolayısıyla,1918 sonrası Soykırım'dan sağ kurtulup Türkiye'ye geri dönebilmiş ve hatta mal ve mülkleri iade edilmiş Ermenilerin veya onların vârislerinin bir kez daha menkul ve gayrimenkul malları ellerinden alınmıştır.

Birinci Cihan Harbi'nin yenilgi ile sonuçlanması üzerine,İttihat ve Terakki hükümeti 8 Ekim 1918'de istifa etmiş ve ilk hükümet 11 Ekim 1918'de Ahmed İzzed Paşa tarafından kurulmuştur.4 Kasım 1922 tarihine kadar toplam 11 hükümet görev yapmıştır.(3) Hükümetlerin ilk eylemleri,İttihat ve Terakki üyelerine karşı yargılamaları başlatmak(4) ve sürgüne gönderilen ve sağ kalan Ermenilerin geri dönmelerine izin vermek olmuştur.

Sürgünden İlk Dönüşler

Aslında,tehcir edilenlerin sınırlı olarak geri dönmelerine İttihat ve Terakki Partisi yönetimi sırasında,1918 başı ile birlikte müsaade edilmeye başlanmıştır.Ermenilerin de geri dönmelerine müsaade edileceği ve buna ilişkin kararların alınacağı haberleri yaz aylarında duyurulmuştur.(5) Toplu geri dönme konusunda ilk resmi adım 18 Ekim 1918 tarihinde atılmış ve "ahval-i harbiyye dolayısıyla ve karar-ı askeri ile bir mahalden çıkarılarak diğer mahallere sevkedilmiş olan bilumum ahalinin yerlerine avdetlerine müsaade" edildiği tüm bölgelere bildirilmiştir.Geri dönenlerin seyahatlerini güvenlik içinde yapmalarının temin edilmesi ve "emr-i tatbikinde kat'iyyen [mazeret] ve te'ahhura [gecikmeye] meydan verilmemesi" istenmiştir.(6)

19 Ekim 1918'de Meclis-i Mebusan'da okunan hükümet programında Ahmed İzzed Paşa,"Ahvali harbiye ve ilcaatiyle memleket dahilinde bir mahalden diğer bir mahale nakl ve tehcir edilmiş olan vatandaşlarımızın peyderpey ve mevayı kadimlerine avdet etmelerine karar" verildiğini ve uygulamaya başlandığını açıklamıştır.(7) İzzed Paşa'nın sözleriyle,"bir-iki seneden beri pek büyük ıstıraplara maruz olan bu vatan evladının emval-i menkule ve gayri-menkulleri kendilerine iade olunacak ve satılmış olan eşyalarının bedelleri de tediye edilecektir [verilecektir]."(8)

21 Ekim 1918'de sürgün edilen Ermeni ve Rumların geri dönmelerine müsaade edilmesine ilişkin emir ilgili tüm illere gönderilmiştir.(9) 22 Ekim'de,"Seyahat varakası" ile seyahat etme usulünün kaldırılmasının düşünüldüğü ve bunun ne gibi zararlar yaratabileceği sorulmuştur.(10) 23 Ekim 1918'de sürgün edilen Ermeni ve Rumların sağ salim memleketlerine dönebilmeleri için gerekli tedbirlerin alınması istenmiş ve bu hususlarda kusuru görülenlerin cezalandırılacakları bildirilmiştir.(11) 20 Kasım 1918'de bildirilen rakamlara göre,7.163'ü Ermeni toplam 10.601 kişi geri dönmüştür.(12) 21 Aralık 1918 tarihinde ise 2.552 Müslüman,19.695 Rum ve 23.420 Ermeni'nin geri döndüğü açıklanmıştır.Açıklamayı Meclis'te yapan bakan,bu insanların yerleştirilmiş olduğunu da söylemiştir.(13)

Konuya ilişkin en önemli adım 4 Kasım 1918'de atılmış ve "Tehcir Kanunu" olarak bilinen 27 Mayıs 1915 tarihli geçici kanun Kanun-ı Esasi'ye aykırı bulunarak iptal edilmiştir.(14) Geri dönmeler konusunda karşılaşılan en büyük sorun,Ermenilere geride bıraktıkları menkul ve gayrimenkul malların nasıl iade edileceği olmuştur.18 Aralık 1918 tarihinde bu konuda ayrıntılı bir tamim hazırlanmış ve bölgelere gönderilmiştir.Tamimde,Ermenilerin el konulan mallarının geri verileceği ve geri dönenlerin evlerinde oturan memur,zabitan ve şahısların bu yerleri en kısa sürede boşaltmaları istenmiştir.(15) Ermenilerin ev ve arazileri teslim edilecek;bu evlerde oturan muhacir ve mülteciler tahliye edilecek,imkân olmadığı durumlarda,müsait evlerde birkaç aile birarada barındırılacak,açıkta kalanlar muhacir köylerine yerleştirilecektir.22 Aralık 1918 tarihli bir yazıda,Dahiliye Nazırı,22 Eylül 1916 tarihli geçici kanuna göre tasfiyeye tabi tutulmuş olan "emval ve matlûbâtın" sahiplerine "tamamen ve kâmilen iadeleri(ni)" sağlayacak bir kanunun süratle hazırlanmakta olduğunu bildirmiştir.(16)

Yukarıdaki hukuki ve idari düzenlemeler çerçevesinde Adana vilayetine bağlı Cebel-i Bereket Sancağı'nın Osmaniye kazasından 1915'te sürgün edilen Ermeniler geri dönmeye başlamıştır.Osmaniye Ermenileri geri döndüklerinde taşınır ve taşınmaz mallarının iadesine ilişkin birçok başvuruda bulunmuşlardır.19 Aralık 1918 tarihinde bölgenin Fransız işgaliyle birlikte Adana'daki Fransız Askeri Valisi Albay Brémond'un gayretleriyle Cebel-i Bereket Sancağı'na bağlı Osmaniye kazasına geri dönen Ermenilere ait,ancak o dönemde Müslümanlar tarafından işgal edilen ve kullanılan menkul ve gayrimenkul malların iadesine ilişkin somut adımlar atılmıştır.Birçok Ermeni'nin mallarının iadesi süreci başlatılmıştır.

Bu makalenin bundan sonraki kısmında bu sürecin nasıl gerçekleştirildiği anlatılacak;ilaveten malların adedi,türü,gerçek sahibi ve gerçek sahiplerinin tehcir edilmesinden sonraki "sahipleri"ne dair bilgilerin yer aldığı kapsamlı bir liste verilecektir.Paris Nubarian Kütüphanesi'ndeki arşiv çalışmalarım sırasında karşıma çıkan bu belge,tehcire tabi tutulmuş Osmanlı Ermeni vatandaşlarının menkul ve gayrimenkullerinin,İttihat ve Terakki hükümeti döneminde düzenlenen "Emval-i Metruke Kanunları" vasıtasıyla tasfiye edilerek devlet eliyle Müslümanlara nasıl dağıtıldığını sarih bir biçimde göstermektedir.Dolayısıyla yukarıda çerçevesini çizdiğimiz idari ve adli düzenlemelerin tehcir edilerek yerlerinden edilmiş;malları ve mülkleri tasfiyeye uğramakla birlikte el değiştirmiş Ermenilerin hem memleketlerine dönmelerinin hem de mallarının iadesinin sağlandığı somut durumlar vakidir.Ancak,Fransızların 1921'de bölgeden çekilmesi sonucu bu süreç akamete uğramış ve İttihatçı Emval-i Metruke ve Tasfiye Kanunlarına geri dönüş yapılmıştır.(17)

Nubarian Kütüphanesi ve arşiv merkezindeki araştırmalarım sırasında bu konuyla ilgili olarak rastladığımız ilk belge 10 Nisan 1919'da Cebel-i Bereket Sancağı Askeri Valisi Teğmen Andrea tarafından Adana Askeri Valisi Albay Brémond'a gönderilen bir bilgi notudur.(18) Sözkonusu not 14 Nisan 1919 tarihinde Brémond'a iletilmiştir.Teğmen Andrea imzası taşıyan bu bilgi notunda Teğmen,Cebel-i Bereket Sancağı'nın Osmaniye kazasına geri dönen Ermenilerin mallarının iadesinin yapıldığına ilişkin detaylı bilgiler aktarılmıştır.Buna göre,Osmaniye kazasında iade edilen Ermeni mal varlıklarının listesi de bilgi notu eklenerek,Albay Brémond'un dikkatine sunulmuştur.Osmaniye'deki Ermenilere bütün mallarının iade edildiğine dair Cebel-i Bereket Ermeni Konseyi Başkanı Misak Namlian ve üç üyeden imzalı bir vesika elde edildiği belirtilmiştir.(19)

İlaveten,Dörtyol'da ailelerine teslim edilecek kadın ve çocuk kalmadığı bilgisi de verilmiştir.Diğer yandan Hassa ve Bağçe [Bahçe] kazalarındaki Ermeni mallarının iadesi işleminin devam ettiği;İslahiye'de Asteğmen Boğos'un sayesinde anlaşmazlıkların dostane bir biçimde çözülüyor olduğu vurgulanmıştır.9 Nisan 1919'da Dörtyol Kaymakamı Şevki Bey,Müslüman evlerinde bulunan bütün çocukların,kadın ve genç kızların aileleri geri dönebilmişse ailelerine veya Ermeni Ulusal Birliği'ne geri verildiğini bildirmiştir.(20) Halihazırda bu konuda yapacak hiçbir işlem kalmamıştır.Ayrıca 12 Nisan 1919 tarihli bir başka bilgi notunda ise 10 Nisan 1919'da Cebel-i Bereket Sancağı Askeri Valisi Teğmen Andrea'nın gönderdiği listeye ek olarak yeni bir gayrimenkul listesi sunulmuştur.Cebel-i Bereket Ermeni Ulusal Birliği,esas sahipleri Ermeni olan ve kimlerden geri alındığı da belirtilen 18 parça tarla,bahçe ve mağazayı ve bunların kendi uhdelerinde olduğunu gösteren bir vesikayı aynı bilgi notuna eklemiştir.

Malların İadesi İle İlgili Listenin İçeriği

Teğmen Andrea'nın bahsettiği listede memleketine geri dönen Ermenilere iade edilen malların listesi yer almaktadır.Yüze yakın aileyi içeren bu listede iade edilen malın cinsi/türü,adedi,numarası,esas sahibi ve esas sahibi tehcir edildikten sonra sözkonusu malın kime geçtiği gibi bilgileri içermektedir.Listelerin birinde örneğin Osmaniye'den Ohannes Melkosyan'a ait olan bir evin,1 Ocak 1919'da kendisine iade edildiğine dair bir not düşülmüştür.Öte yandan Ohannes oğlu Garabet ve oğluna ait olan buğday ekili tarla Hacı Ökkeş Efendi'ye geçmiştir.Hacı Ökkeş Efendi sözkonusu tarlanın tapulu ortağı olduğu iddiasındadır.Yine Ohannes oğlu Garabet'e ait olan arpa ekili tarla ise Osmaniye'de Müderris Hasan Efendi'den alınıp esas sahibine iade edilmiştir.Garabet Sarikoğlu'na ait dükkânlardan biri Ziraat Bankası tarafından satılmış;bir diğer dükkân ise 4 Ocak 1919'da annesine iade edilmiştir.Başka bir örnekte Artin Haçaryan'a ait bir adet ev 3 Aralık 1918'de;Adanalı Markaryan kardeşlere ait dört adet dükkân 4 Ocak 1919'da sahiplerine iade edilmiştir.Sahibinin geri dönemediği durumlar ve/veya mallarına el konulmayan kişilerin de isimleri listededir.Örneğin,David oğlu Şükrü'nün,Tarasın eşi Meryem'in ve Karnik'in geri dönmediği;Sıvacı mühtedi Mehmed,Köşkerci Astour ve Sarhoş oğlu Garabet'in mallarına el konulmadığı listede belirtilmiştir. 

Sözkonusu listelerin sonuna 182/42 no'lu ve 12 Nisan 1919 tarihli bir not daha düşülmüştür.Bu notun altında Hazine memuru Hayri,mal müdür yardımcısı Bekir Sıtkı Bey'in imzaları bulunmaktadır.Bu memurlar bu bilgi notunu Cebel-i Bereket Mutasarrıfı Hüsnü Bey'e arzetmiş;Hüsnü Bey de Teğmen Andrea'ya aynı notu iletmiştir.Bu notta daha önce Hazine tarafından el konulan Osmaniye'deki Ermeni malları ve tarlalarının o andaki sahiplerinden geri alınıp esas sahiplerine iade edildiği belirtilmiştir.Bunun dışında bilgi notuna ekledikleri 18 parça mal varlığı ve tarlanın da tümüyle Ermeni cemaatine devredildiği bildirilmiştir.Memurlar kazada iade edilecek başka bir mal varlığı kalmadığını ifade etmişlerdir.

Sonuç

1918 sonrası ne kadar Ermeni'nin dönmüş olabileceği ve bunların ne kadarının mallarını geri alabildikleri konusunda bir tahminde bulunmak zordur.1919 Mart ayında,işgal kuvvetlerinin,geri dönen insanlara yeteri kadar yardım yapılmadığı şikâyetleri üzerine Dahiliye Nezareti'nin hazırladığı bir raporda geri dönenlerin sayısı;232.679 olarak verilmiştir.(21) Aynı günlerde çıkan gazete haberlerine göre hükümet 118.352 Rum,101.747 Ermeni'nin geri dönüp yerleştirildiğini açıklamıştır.(22) 17 Haziran 1919 tarihinde Damat Ferid Paşa,İngiliz Yüksek Komiserliği'ne verdiği bir raporda geri dönen Ermeni ve Rum sayısını 276.015 olarak bildirmiştir.(23) 3 Şubat 1920'de ise gazeteler,"Mütareke zamanından beri memleketlerine hükümet ma'rifetiyle iade olunabilen Ermeni ve Rum" sayısını 335.883 olarak vermiştir.(24)

Bu dönem sırasında geri dönen Ermenilerden ne kadarı mallarını geri alabilmişlerdir?Bu konuda da elimizde fazla bir bilgi yoktur.Yalnız,14 Eylül 1922 tarihinde,Ermeni mallarının nasıl geri verileceğini ayrıntılı olarak düzenleyen ve 26 Eylül 1915 tarihli Tasfiye Kanunu(25) ve 8 Kasım 1915 tarihli tüzüğü(26) yürürlükten kaldıran 12 Ocak 1920 tarihli kararnamenin iptali için yapılan meclis görüşmeleri sırasında Dahiliye Nazırı Hasan Fehmi Bey son derece önemli bir açıklama yapmıştır.Buna göre,12 Ocak 1920 tarihli "kararnamenin tatbikatı,kanunda mevcut olan ahkâmın onda biridir.Yani birçok mevaddı tatbik olunmamıştır."(27) Anlaşılan Emval-i Metruke'nin yüzde 90'ı daha sahiplerine iade edilmemiştir ve 12 Ocak 1920 kararnamesinin iptal edilmek istenmesinin de nedeni budur.Ankara hükümeti artık Ermenilere herhangi bir mal geri vermek istememektedir.Bu nedenle İttihatçı Tasfiye Kanunları'na geri dönmüştür.Bunu da 26 Eylül 1915 tarihli Tasfiye Kanunu'nu ve 8 Kasım 1915 tarihli tüzüğü 15 Nisan ve 29 Nisan 1923'te yeni maddeler eşliğinde yeniden yürürlüğe koyarak yapmıştır.Cumhuriyet dönemi boyunca,emval-i metruke işlemleri esas olarak 15 Nisan 29 Nisan 1923 kanun ve kararnamesi esas alınarak düzenlenmiştir.Burada [da] İttihatçı dönemin ana mantığı korunmuştur.

Somut durumlarda yukarıda Cebel-i Bereket Sancağı örneğinde olduğu gibi malları iade edilen Ermeniler olmuştur ancak bu bütün bir Anadolu coğrafyası ve 1,5 milyona yakın Ermeni nüfusu düşünüldüğünde oldukça ufak bir mal varlığını kapsamaktadır.Üstelik bu makaleye konu olan gerek Adana vilayeti,gerekse de Osmaniye,Bağçe,Hassa ve Dörtyol kazalarında bile geri dönen Ermenilerin mallarının tamamının iade edildiğini söylemek oldukça güçtür.Malların iade edildiğini gösteren durumlarda Ankara hükümeti İttihatçı Tasfiye Kanunları'nı devreye sokarak bu sürecin önüne geçmiş ve bütün stratejisini Ermenilere bir kıymık bile vermemek üzerine inşa etmiştir.

Buradan da anlaşılacağı üzere Ermeni Soykırımı,sadece Ermenilere karşı işlenmiş barbarlık gösterilerinde değil,aynı zamanda Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde çıkarılmış bir dizi normal ve sıradan hukuk metinlerinde gizlidir.Genç Cumhuriyet'in ilkel sermaye birikim süreci,proto milli burjuvazinin kökenleri ve topyekûn ekonominin Türkleştirilmesi başka bir ifadeyle gayrimüslim unsurlardan arındırılması mezkûr şiddetin ekonomik bileşkeleri gözönünde bulundurulmadan anlaşılamaz.Emval-i Metruke Kanunları aynı zamanda o dönemde tehcire ve kırıma belirtik ve örtük destek veren Anadolu'nun birçok bölgesindeki yerel eşraf ve elitlerin zenginliklerinin kaynağının açığa çıkarılması bakımından son derece önemlidir.Sözkonusu yerel elitler Ermenilerden kalan taşınır ve taşınmaz mallara ve mülklere Emval-i Metruke Kanunları'nın onlara sağladığı "fırsatlar" sayesinde el koyarak 1950'li ve 1960'lı yıllarda taşra burjuvazisi oluşmuş;1970'li yıllarda ise ağırlıklı olarak kent burjuvazisine evrilmişlerdir.Bu olgu,Cebel-i Bereket ve Osmaniye özelinde ekteki listede [bkz.Emre Can Dağlıoğlu,Osmaniye'de el konulan malların listesi yayımlandı,Agos,5 Kasım 2014.http://www.agos.com.tr/tr/yazi/8396/osmaniyede-el-konulan-mallarin-listesi-yayimlandi] Ermenilerin sürgün edilmesinden sonra bilhassa gayrimenkul mallarına el koyanların isimlerine baktığımızda yalınkat bir biçimde karşımızda durmaktadır...

***

1-Bu konu ile ilgili muazzam bir literatür bulunmaktadır.Müstakilen literatürdeki önemli birkaç eser için bkz. Götz Aly,Hitler's Beneficiaries:Plunder,Racial War,and the Nazi Welfare State (New York:Metropolitan Books,2006);Yitzhak Arad,"Plunder of Jewish Property in the Nazi Occupied Areas of the Soviet Union",Yad Vashem Studies XXI (2000):109-148;A. Barkai,From Boycott to Annihilation:The Economic Struggle of German Jews 1933-1945 (Hanover,NH:University Press of New England,1989);Martin Dean,Robbing the Jews:The Confiscation of Jewish Property in the Holocaust,1933-1945 (Cambridge University Press,2008)
2-Ernest Fraenkel,The Dual State:A Contribution to the Theory of Dictatorship (The Lawbook Exchange,Ltd.;Reprint edition,2006)
3-Yedi ayrı sadrazam tarafından kurulan bu hükümetlerin görev sürelerine ilişkin bkz.;Tarık Zafer Tunaya,Türkiye'de Siyasi Partiler,Cilt II,Mütareke Dönemi,(İstanbul:Hürriyet Vakfı Yayınları,1986),s.37.
4-1919-1922 döneminde İstanbul'da faaliyet gösteren Divan-ı Harbi Örfi'de toplam 63 dava görülmüş ve 200 civarında sanık yargılanmıştır.Konu hakkında daha ayrıntılı bilgi için bkz.;Vahakn N. Dadrian&Taner Akçam,Tehcir ve Taktil Divan-ı Harb-i Örfi Zabıtları:İttihat ve Terakki'nin Yargılanması (1919-1922) (İstanbul:İstanbul Bilgi Üniversitesi,2009)
5-BOA/DH.ŞFR.,90/51,Dahiliye Nezareti EUM'den Ma'muretü'l-aziz Vilayetine 6 Ağustos 1334 (1918) tarihli şifre telgraftan hükümetin bu konuda bazı hazırlıklar içinde olduğunu anlıyoruz.
6-Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü,Osmanlı Belgelerinde Ermenilerin Sevk ve İskanı,(Ankara:Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yayını,2007),s.396.
7-Meclis-i Mebusan Zabıt Ceridesi,Devre:3,İçtima Senesi:5,Cilt:I,19 Teşrin-i Evvel 1334,(Ankara:TBMM Basımevi),s.29.
8-Meclis-i Mebusan Zabıt Ceridesi,a.g.e.
9-Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü,Osmanlı Belgelerinde Ermenilerin Sevk ve İskanı,a.g.e.,s.396.
10-BOA/DH.ŞFR.,92/207,Edirne,Erzurum,Adana,Ankara,Aydın,Bitlis,Halep,Hüd'avendigâr,Diyarbakır,
Sivas,Trabzon,Kastamonu,Konya,Ma'muretü'l-aziz,Musul ve Van vilayetleriyle Urfa,İzmit,Bolu,Canik,
Çatalca,Karesi,Kale-i Sultaniye,Menteşe,Teke,Kayseri,Kütahya,Karahisar-ı Sahib,İçel,Batum,Kars,
Erzincan,Eskişehir,Niğde mutasarrıflıklarına 22 Ekim 1334 (1918) tarihli şifre telgraf.
11-Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü,Osmanlı Belgelerinde Ermenilerin Sevk ve İskanı,a.g.e.,s.397-398.
12-Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü,Osmanlı Belgelerinde Ermenilerin Sevk ve İskanı,a.g.e.,s.402.Geri dönüşler konusunda daha ayrıntılı bir çalışma için bkz. İbrahim Ethem Atnur,"Tehcirden Dönen Rum ve Ermenilerin İskanı",(Yüksek Lisans Tezi--Erzurum Üniversitesi,1991)
13-Meclis-i Mebusan Zabıt Ceridesi,Devre:3,İçtima Senesi:5,Cilt I,s.362.
14-Meclis-i Mebusan Zabıt Ceridesi,Devre:3,İçtima Senesi:5,Cilt I,s.114-116.
15-Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü,Osmanlı Belgelerinde Ermenilerin Sevk ve İskanı,a.g.e.,s.412-417.
16-Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü,Osmanlı Belgelerinde Ermenilerin Sevk ve İskanı,a.g.e.,s.414,417.
17-Bu sürecin tafsilatlı ve nüanslı bir analizi için bkz. Taner Akçam&Ümit Kurt,Kanunların Ruhu:Emval-i Metruke Kanunlarında Soykırımın İzini Sürmek (İstanbul:İletişim Yayınları,2012);Ümit Kurt,"Varlık ve Yokluk Kıskacında Ermeniler:1915 Ermeni Kırımı'nın Ekonomik Şiddet Boyutu",Türkiye'de Siyasal Şiddetin Boyutları içinde,(der.) Güney Çeğin&İbrahim Şirin,(İstanbul:İletişim Yayınları,2014),s.79-127.
18-Nubarian Kütüphanesi,M.S.C./I-V,Cilicia-Adana.227:10 Nisan 1919'da Cebel-i Bereket Sancağı Askeri Valisi Teğmen Andrea'dan Adana Askeri Valisi Albay Brémond'a gönderilen bilgi notu.
19-A.g.e.
20-A.g.e.
21-Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü,Osmanlı Belgelerinde Ermeniler (1915-1920),s.230.Yazıda bu sayının ne kadarının Rum ve Ermeni olduğu belirtilmez.
22-Memleket Gazetesi,12 Mart 1335 (1919)
23-Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü,Osmanlı Belgelerinde Ermeniler (1915-1920),s.246.
24-Ati Gazetesi,3 Şubat 1336 (1920)
25-26 Eylül 1915 tarihli geçici kanun Tasfiye Kanunu olarak da bilinir.Ana amaç Ermeni mallarını tasfiye etmektir.
26-Sözkonusu Tasfiye Kanunu'nun nasıl uygulanacağına dair düzenlemeleri içerir.
27-TBMM Gizli Celse Zabıtları,Devre:1,İçtima Senesi:3,Cilt III,s.769.

*Ümit Kurt,Birinci Cihan Harbi Sonrası Ermeni Mallarının İadesi:Cebel-i Bereket Örneği,Toplumsal Tarih,Sayı:251,Kasım 2014,s.50-[56].





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder