6 Kasım 2014 Perşembe

Andrei Sakharov:Patolojik Bir Vak'a/Kıvılcım Çağla*

Geçen yazılarımdan birinde sözde demokrasi ve insan hakları şampiyonu bir anti-Sovyetik yazardan yani Solzhenitsyn haininden söz etmiştim.Solzhenitsyn edebiyat alanındaki en tanınmış anti-Sovyetik muhalif aydın sayılıyorsa,bilim insanları içinde en tanınmış olanı da kuşkusuz Andrei Sakharov idi.Hani şu nükleer fizikçi,hidrojen bombasının sözde "babası",1975 Nobel barış ödülü sahibi Andrei Sakharov.Sovyet elitini oluşturan aydınların önemli bir kısmının neden sosyalizme ihanet ettiği veya sosyalizmin yıkışına duyarsız kaldığı sorunu bence henüz yeterince çözümlenmemiş önemli bir sorun.Bu sorun üzerinde epeydir kafa yormaktayım.Sakharov sözkonusu olduğunda ise durum daha da karmaşık hale geliyor:Fiziğe kafası çalışan bir insanın politika sözkonusu olunca nasıl bu kadar aptal veya nasıl bu kadar hain olabildiğini doğrusu anlamak zor.Fakat basit gerçek şu ki Sakharov hain olmanın ötesinde psikolojik olarak da hasta idi.Çünkü bir hain koşullar olgunlaşmadıkça kendini gizler.Sakharov ise 1970'lerin sonlarına doğru ancak bir psikopatın söyleyeceği şeyler söylemeye başlamıştı.Ancak yine de soru ortadadır ve bir açıklama gerekmektedir.

Bu noktada bana en açıklayıcı gelen teori şöyle özetlenebilir:Ekim Devrimi Rusya'da soylular ve burjuvaları mülklerinden etmekle kalmadı,aynı zamanda onların ideologları olan aydınların bilim ve eğitim alanındaki tekelini kırdı ve yoksul köylü ve emekçi çocuklarına bütün kapıları ardına kadar açtı.İşte bu feodal-burjuva aydınlar için bu kadarı gerçekten fazla oluyordu.Kendi tekellerindeki mesleklere birtakım "aşçı,arabacı,uşak,mujik takımının" çocuklarının gelip yerleşmesi bunlar için doğrusu pek çekilmez bir acı,pek acı verici bir deneyim,adeta psikolojik bir travma yaratmış olmalıydı.Ah şu melun Stalin,ah şu lanet olası diktatör Stalin,ne gerek vardı entelijensiya ve subay sınıfı arasına köylü çocuklarını sokmaya!Stalin'in genç yaşta (35 yaşında) tarım ve köyişleri bakanı yaptığı işte bu köylü çocuklarından Ivan Benediktov'un şu sözleri Sakharov türünden aydınları ne güzel tanımlıyor:"Bunların birçoğu devrimi çok geç kabul ettiler,onda bile deyim yerindeyse 'bağırlarına taş bastılar',bilimsel Olimpos'a çıkmak üzere harekete geçme cüretini gösteren 'aşçı kadınların çocuklarına' açıkça husumetlerini belli ettiler".*(Bkz.V. Litov,Stalin ve Khrushchev hakkında Ivan Aleksandrovich Benediktov ile Söyleşi,Yazılama Yayınları,2008,s.57). Bu arada belirtelim,Benediktov'un kullandığı "aşçı kadınların çocukları" deyiminin kökeni 1887 tarihli bir çarlık genelgesine dayanıyor.O zamanki çarlık eğitim bakanı Delyanov'un yayınladığı ve Çar III. Aleksandr'ın onayladığı bir genelgede gimnazyum müdürleri "aşçı,uşak,arabacı" gibilerin çocuklarını okula almakta daha dikkatli olmaya çağrılıyordu.Çarlığın bakanına göre bu gibilerin çocukları içinde bulundukları çevrenin dışına çıkmamalıydılar.

Geçenlerde RFKP Moskova örgütünün internet sayfasında Sakharov'un 1989 yılında SSCB Halk Temsilcileri Kongresi'nde yaptığı bir konuşmanın video klibi yayınlandı.Klip Sakharov'un Sovyetlerin Afganistan savaşı ile ilgili bir konuşmasını gösteriyor.(Bkz.http://moskprf.ru/index.php?option=com_content&task=view&id=708&Itemid=27) İzledim ve gördüm:Hain Gorbachev'in,sonraki ardılları Yeltsin ve Putin'in yücelttiği,Batılı burjuva medyasının ve yarım aydın liberallerinin göklere çıkardığı bu "büyük" fizikçi saçma sapan ve mantıksızca konuşuyordu.Üstelik doğru düzgün cümle bile kuramıyordu.Önce "ben Sovyet ordusuna hakaret etmedim" diyor,ardından "Sovyetlerin bir milyon (evet bir milyon!) Afgan vatandaşını öldürdüğü"nü iddia ediyordu.Uyuşturucu taciri aşiret ağalarının paralı askerleri olan Amerikan uşağı şeriatçı "mücahid"ler sürüsünü "vatanları için savaşan yurtseverler" diye tanımlıyordu.Bunları SSCB Halk Temsilcileri Kongresi'nde yapıyor ve bir de alkış alıyordu!

Şimdi gelin kahramanımızın biyografisine bir göz atalım.Andrei Dmitryevich Sakharov 1921 yılında Moskova'da bir fizik öğretmeninin oğlu olarak dünyaya geldi.Bir papazın oğlu ve avukat olan dedesi anayasacı burjuva demokrat partisi Kadetlerin üyesi ve Duma'daki temsilcilerinden biri idi.Annesi 1917'de emekliye ayrılan çarlık generallerinden birinin kızı idi.Annesi baba tarafından Çariçe II. Katerina zamanında Rus uyruğuna geçmiş ve soyluluk unvanı almış Yunanlardan,ana tarafından da yine Mukhanovlar sülalesinden bir Rus soylu ailesinden geliyordu.Sakharov ailesi devrimden önce dedesinin kiraladığı ve fakat devrimden sonra kamulaştırılmış olan bir dairenin bir kısmında kalıyordu.Ne dersiniz,bizim kahramanın ailesinde epeyce soyluluk ve bir miktar dindarlık varmış değil mi?Bu arada bu bilgileri nereden alıyoruz?Sakın onu karalamak isteyen bizim gibi Sovyetiklerden biri olmasın?Hayır efendim,bunları adeta övünerek anlatan bizzat Sakharov'un ikinci eşi ve dava arkadaşı,maddi ve manevi mirasçısı Yelena Bonner.(Bkz. www.sakharov-center.ru/sakharov/. Sakharov'un hayatında çok önemli bir rol oynayan Bonner'e biraz ilerde değineceğiz) Öte yandan bir zamanlar sadece kendilerine ait olan bir dairenin bir kısmının başkalarına verilmiş olması acaba ailede ve küçük Sakharov'da Sovyet rejimine karşı kin ve nefret duyguları yaratmış olabilir mi?Yaratması şart değil tabii ki ve bilmiyorum,amatör psikologluk yapacak da değilim.Ancak insan kendine bu soruları sormadan edemiyor.

Bizim küçük Andrei ilkokula nedense pek alışamaz,yedinci sınıfa kadar evde babasından ders alır,ancak yedinci sınıftan itibaren okula gitmeye başlar.Anılarında yaşıtları ile pek anlaşamadığını yazar.(Herhalde pek dahi olduğundandır!) Neyse,1938 yılında liseyi bitirip Moskova Üniversitesi Fizik Fakültesi'ne girer.Savaş başladığında birçok yaşıtları orduya gider ancak bizimkinin sağlığı elvermez.Üniversiteyi 1942'de bitirir.Savunma sanayisinde mühendis olarak çalıştıktan sonra 1945 yılında SSCB Bilimler Akademisi Fizik Enstitüsü'nde lisansüstü çalışmalarına başlar.Danışmanı sonradan hidrojen bombası projesinde yanında çalışacağı Igor Tamm'dır.Bu yıllarda ABD'nin sahip olduğu atom bombasını yapabilmek ve eşitlik kurabilmek için SSCB'nde dev projeler yürütülmektedir ve bu projelerin en üst düzey yöneticisi bilimsel olarak Igor Kurchatov,siyasal olarak KGB başkanı Lavrentiy Beria'dır.Fizikçi değilim,bu nedenle Sakharov'un bilimsel çalışmalarını değerlendirecek değilim.Zaten konumuz da bu değil.Burada Sakharov'un siyasal etkinliği ile ilgileniyoruz.Ancak yaygın ve yanlış bir kanıyı düzeltmek gerekiyor:Sakharov tek başına hidrojen bombasının mucidi falan değildir,bu projede çalışmış çok sayıda bilim insanından biridir sadece.Nitekim ne kendisi ne de eşi Yelena Bonner'in aksine bir iddiası olmamıştır.

Öte yandan o sıralarda SSCB'nin en ücra köşesinde,Japonya yakınlarındaki Sakhalin'de bir askeri okul öğrencisi olan köylü çocuğu Oleg Lavrentiyev çocukluktan beri fiziğe ilgi duymaktadır ve atom bombası çalışmalarını elinden geldiğince izlemeye çalışmaktadır.1950 yılında parti oblast komitesine bir dilekçe vererek atom bombası yapmak için bir yöntem bulduğunu ileri sürer.Tabii parti sekreteri önce ciddiye almak istemez fakat bu gencin çok ciddi olduğunu görünce daha sonra ne olur ne olmaz diye dilekçesini Beria'ya gönderir.Beria dilekçeyi tesadüfen görür ve Lavrentiyev'in Moskova'ya gönderilmesini ister.Lavrentiyev Moskova'ya getirilir,Beria ve bilim insanlarıyla görüştürülür.Gerçekten de bu genç adam kendi başına fizikte çok ciddi mesafeler katetmiştir ve dikkate alınması gereken bir yöntem önermektedir.Nitekim Sakharov da o sırada Lavrentiyev'in raporu üzerinde olumlu görüş bildirir.(Bu konudaki bazı arşiv belgeleri,Lavrentiyev'in raporu ve Sakharov'un bu konudaki görüşü 2001 yılında Rusya Bilimler Akademisi Fizik Enstitüsü'nün prestijli dergisi Uspehi fiziçeskih nauk dergisinde yayınladı.Bkz.http://ufn.ru/ufn01/ufn01_8/Russian/r018o.pdf.) Fakat 1953 yılında Stalin ölür,Beria da kurşuna dizilir ve bizim Lavrentiyev iki büyük koruyucusunu birden yitirir.Bundan sonra kendisine karşı tavır tamamen değişir:Üniversiteden de,Fizik Enstitüsü'nden de düşmanca tavırlarla karşılaşır.Atom ve hidrojen bombası projelerinden uzaklaştırılır.Sanki birileri onu kendi aralarına sokmamak için yemin etmiştir.Nitekim Lavrentiyev daha sonra ancak Harkov'da bir enstitüde iş bulabilir.Burada yine Benediktov'dan uzunca bir alıntı yapmanın tam sırası:

"Stalin genel kabul görmüş uzmanların ve devlet enstitülerinin görüşüne göre 'gerçekçi olmayan' hedefler koyan 'grup-dışı' bilim insanlarını,yalnız mucitleri birçok kez destekledi,onlara gerekli desteğin verilmesinde,bütçe ayrılmasında vs. ısrar etti...O zaman Stalin'in hareketi bana hatalı görünüyordu,insanın dikkatini daha önemli işlerden uzaklaştıran,bir yığın zaman ve siniri boşa harcayan hareketler gibi görünüyordu.Artık bu soruna başka türlü bakıyorum.
Stalin biz ekonomi yöneticilerini 'outsider'ların' ('yabancıların'- Benediktov'un kendisi İngilizce sözcük kullanıyor -C.B.) proje ve önerilerine dikkatlice bakmaya,kitlelerin teknik yaratıcılıklarını her yönden teşvik etmeye alıştırdı ve bir şeyler de elde etti.Elbette,mucitler ve rasyonalizatörler için,özellikle resmi çizgiye ters düşenler için 1930'lu ve 1940'lı yıllarda hayat kolay değildi -her düzeyden olup 'sakin hayatı' sevenler o zaman da yeterince çoktu.Ama en azından muhafazakârlıkla,ataletle,hükümet daireleri ve bilimsel kurumların 'grup bencilliği' ile o yıllarda etkin ve sonuç alıcı bir biçimde mücadele ediliyordu,bütün bu iğrençlik karşılaştırılamayacak denli daha az idi.Birçok çok önemli ve çok değerli icatlar ve keşifler onyıllarca raflarda yatarken bunların müelliflerinin sadece kendi çıkarlarını düşünen kurumlar ve bilimsel enstitüler tarafından ustaca kovuşturmalara ve aşağılamalara uğradığı bir durumu o zaman için düşünülemez görüyorum...Kimseye gereği olmayan,'kendisi için' çalışan onlarca,yüzlerce enstitüler,bütün gün boyunca aylaklık eden milyonlarca boş gezenler,bilimi etki alanlarına göre bölüşmüş ve sadece yetenekli 'yabancılardan' kurtulmak için çabalarını birleştiren tekelci 'ünlüler' klanları -işte size,Stalinist 'şiddet ve diktadan' şüphesiz 'özgür' olan bugünkü bilimimizin toz pembe değil,gerçek tablosu!.."*(agy,s.58-59.)

Biz yine Sakharov'a dönelim.1967'ye kadar Bilimler Akademisi'nde çeşitli projelerde çalışan Sakharov,1967'de Sovyet önderliğine bir mektup yazarak anti-balistik füzeler konusunda Amerikalıların önerilerinin dikkate alınmasını ister.Ayrıca bu konuda yazdığı bir broşürün yayınlanmasını istemektedir.Sakharov ciddiye alınmaz.Ancak bizim Sakharov İngiliz filozof,matematikçi ve savaş karşıtı Bertrand Russell (1872-1970) olmaya mı özendiğinden yoksa bir yerden vahiy mi geldi bilinmez,artık fizikle değil politikayla uğraşmaya karar vermiştir.Elbette fizikçilerin politikayla ilgilenmesinde yanlış bir şey yok ve elbette Bertrand Russell saygın bir barışçı idi.Fakat şu önemli farkla ki Russell Sovyet karşıtı olmakla birlikte kendi içinde tutarlı bir biçimde ABD'nin Vietnam Savaşı'na da karşı çıkmıştı,bizim sözde insan hakları savunucusu ve silahlanma karşıtı Sakharov ise önce sözde karşı olacak,ancak daha sonraları ABD'nin savaşının Vietnamlıları özgürleştirmeye yönelik olduğunu savunacaktı!*(A.D. Sakharov,Trevoga i Nadezhda,Moskova 1991,2. bs.,s.136.1. bs. 1981) Tıpkı türdeşi Solzhenitsyn gibi o da Amerikan uşaklığında sınır tanımayacaktı!

1968 yılında Sakharov yazdığı "Barış İçinde Birarada Yaşama,İlerleme ve Entelektüel Özgürlük" adlı broşürü samizdat olarak yayınlar ve yurtdışında yayınlanır.Böylece kapitalist dünya Solzhenitsyn'den daha sağlam bir ajan bulmuştur:Sakharov saygın bir fizikçi,akademisyen ve birçok Sovyet ödülü ve nişanının sahibidir.Peki ne yazmaktadır bizim dahi dahi fizikçi siyasi broşüründe?Kısaca özetlemek gerekirse,anti-Stalinizm,Galbraith'in bilinen kapitalizm ve sosyalizmin yakınlaşacağı (convergence) teorisi,üzerine biraz barış sosu ve sahte bir özgürlük söylemi.(Khrushchevci revizyonist "barış içinde birarada yaşama" teorisinin tahripkâr etkisini ayrı bir yazıda ele almak istiyorum).Aynı yıl Çekoslovakya'ya Sovyet müdahalesine karşı çıkar.Bu arada muhalif çevrelerle ilişkileri gelişir.Fakat her şeye rağmen Bilimler Akademisi'nde çalışmaya devam eder.Nasıl,şu SSCB ne kadar "totaliter" bir devletmiş değil mi?Acaba aynı konumda bir Amerikan fizikçisi açıkça Sovyetik beyanatlar vermiş olsa şu "hür" ABD'nin üniversitelerinde veya başka bilimsel kurumlarında (örneğin NASA'da) barınabilir miydi?

Andrei Sakharov'un hayatındaki dönüm noktası 1972 yılında gerçekleşir,bu yıl içinde yine muhalif bir aydın olan Yelena Bonner ile ikinci evliliğini yapar.(Sakharov'un ilk eşi 1969 yılında ölmüştür.) Bonner'in de ikinci evliliğidir bu,her ikisinin de yetişkin çocukları vardır.Yelena Bonner'in Ermeni milletinden olan babası Gevork Alikhanyan 1920-1921 arası Ermenistan KP birinci sekreterliğini yapmış ve daha sonra Komintern'de çalışmış ancak 1938'de tasfiyeler sırasında idam edilmiştir.Yahudi milletinden olan annesi Ruf Bonner de 1938 yılında sekiz yıl sürgüne mahkûm edilmiştir.Her ikisi de 1954 yılında Khrushchev'in etkisiyle rehabilite edilmiştir.Ancak belli ki Yelena Bonner Sovyet rejimine hınç duymaktadır.Bonner'in Sakharov üzerinde çok büyük etkisi vardır.Öyle ki bir süre sonra Sakharov'un çocukları bile ondan izin almaksızın babalarını ziyarete gelemeyecektir.Ayrıca Bonner Siyonist İsrail'in de sevdiği bir isimdir.Bu arada önemli bir ayrıntı da şudur:Anti-Semitizmle suçlanan Stalin zamanında,nasıl olmuşsa nükleer fizikte doktora yapanların birçoğu Yahudidir.

Bonner,Sakharov'un 1989'da ölümünden sonra 1991'de yayınlanan kitabında Andrei Sakharov'un "yurtsever" ("patriot") sözcüğünü hiç sevmediğini,illa kullanmak gerekiyorsa onun bütün insanlığın yurtseveri olduğunu ve kaygıları,dünya görüşü,algılayışı bakımından onun çok kozmopolit olduğunu yazdı.*(Zvonit kolokol...God bez Andreya Sakharova,Moskova 1991,s.47.) Esasen Sakharov'un Bonner ile evlendikten sonra bu kozmopolitlik yolunda hızla ilerlediği anlaşılıyor.Bonner kitabında Sakharov'un günlüklerinden şu alıntıyı da yapıyor:"Ben gerçek anlamda bir bilimadamı değilim..."*(agy,s.102).

Sakharov daha sonra hidrojen bombası yapımındaki çalışmalarından dolayı da suçluluk duyduğunu ifade edecekti.Ancak tam da bu çalışmalar için almış olduğu ödüller 1980 yılında iptal edilince geri vermeyi reddetti,çünkü ona göre bu karar haksızdı!

Bu arada tıpkı Solzhenitsyn örneğinde olduğu gibi kapitalist dünya kendi öz adamını ödüllendirmekte gecikmedi.Sakharov'a bir makale yazması sipariş edildi ve bu makale 1975 Nobel barış ödülünü kazandı.Hatta ABD ona verdiği değeri göstermek için Washington'da Sovyet elçiliğinin bulunduğu caddeye Sakharov adını verdi!Böylece Sovyet elçiliğine giden bütün yazışmalarda adreste ister istemez Sakharov adı geçiyordu!

Tıpkı Solzhenitsyn gibi Sakharov da belli bir noktadaki hayal kırıklığından sonra düzen içi muhalefeti bırakıp düpedüz ve doğrudan anti-Sovyetik faaliyete başladı.Sakharov örneğinde bu tarih 1972 olmalı.Ancak Solzhenitsyn ile Sakharov'un yine de önemli bir farkı vardır:Yukarıda gördüğümüz gibi Sakharov kozmopolittir,Solzhenitsyn ise ilkel bir Rus milliyetçisidir.Sakharov 1970'lerin ortalarından itibaren sözlü olarak çevresinde açıkça Rus halkına düşmanca ifadeler kullanmaya başlar.Rusya'ya birkaç hidrojen bombası sallamak gereğinden söz eder!Psikolojisinin bozulduğu bellidir.Nihayet 1979 yılında Afgan hükümetinin çağrısı üzerine Sovyet ordusunun Afganistan'a girmesine karşı çıkar.Bardağı taşıran bu davranışı üzerine Ocak 1980 Gorki şehrine (Şimdiki Nizhniy Novgorod) sürgün gönderilir.Burada psikolojik tedavi görmeye başlar.Hanımı Bonner de yanındadır.

1986 yılında iktidara gelen Gorbachev haini Sakharov'u Gorki'den Moskova'ya getirtir ve Sakharov tekrar fizik enstitüsünde çalışmaya başlar.Ancak bilimle filan uğraştığı yoktur artık.Perestroykacı imaj yapıcılar Sakharov'dan acı çekmiş büyük "demokrat" bilimadamı çıkarmaya karar vermişlerdir.Gerçekten de Sakharov onlar için sözde demokrat güruhun itibarını artırmak için iyi bir malzemedir.Nitekim 1989 yılında halk temsilcisi seçilir.Meclis'teki davranışlarını yakından görenler "demokratik" hipnoza kapılmamış iseler bu adamın psikolojik sorunları olduğunu farkederler.

Halen hayatta olan ve Sakharov Vakfı'nı yöneten Bonner'in vakfına 2001 yılında oligark Berezovsky tam üç milyon dolar bağışlamıştı.Doğrusu çok az bir para,SSCB'ni yıkma işinde Gorbachev kadar rolü olmuş bir adamı azizleştiren bir vakfa oligarklar ne kadar ödese azdır.Nitekim Sakharov'u azizleştirmek için Putin iktidarı da çok şey yapmıştır.Moskova'da başka şehirlerde onlarca cadde,alan,kurum vb. birçok yere Sakharov'un adı verilmiştir...

*Kıvılcım Çağla,Andrei Sakharov:Patolojik Bir Vak'a,Sol,23 Eylül 2008.

http://haber.sol.org.tr/yazarlar/kivilcim-cagla/andrey-saharov-patolojik-bir-vaka-kivilcim-cagla-rusya-2175

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder