9 Ekim 2014 Perşembe

Mustafa Kemal "Kürtlere özerklik verilecek" dedi/Prof.Dr.Cemil Koçak*

*Tarih Kurumu,Mustafa Kemal'in Kürtlerle ilgili 1923'teki sözlerini sansürledi.Mustafa Kemal'in 1925'e dek Türk tanımı yoktu.Mustafa Kemal,Türkiye halkı diyordu çok defa.Kanunlarda da bu böyleydi
*Mustafa Kemal,hocalarla dua ederek,besmeleyle,kurbanla Meclis'i açtı.Meclis,Osmanlı'da böyle hiç açılmadı.Mustafa Kemal,Meclis'i bugün böyle açsaydı,irtica denirdi buna
*Anadolu çok büyük işgal yaşamadı.Kurtuluş Savaşı üç yıl sürdü,şehit-yaralı 30 bin zaiyatımız oldu.Bu,Cumhuriyet'in meşruiyeti için pırıltılı hale getirildi

Neden? Cemil Koçak

Geçenlerde,Prof.Dr.Taner Akçam'ın Ermeni sorunuyla ilgili yazdığı son kitabında yer alan Mustafa Kemal'in bir sözü çok tartışıldı.Mustafa Kemal'e ait bu sözlerin Meclis kayıtlarında bulunamadığı ileri sürüldü.Aynı günlerde Türk Tarih Kurumu'nun Mustafa Kemal'in dinle ilgili bazı sözlerini sansür ettiği basına yansıdı.Bu,anlaşılması çok zor bir çelişkiydi.Cumhuriyetimizin kurucusu olan ve devletin bütün kurumlarıyla 'ilkelerine' bağlı olduğu Ulu Önder'in sözleri yine devlet tarafından sansür ediliyordu.Devletin bazı kurumları niye Mustafa Kemal'in bazı sözlerini sansür ediyordu?Saklanmaya çalışılan neydi?Niye yakın tarihimiz hep böyle sırlarla doluydu?Yakın dönem siyasi tarih üzerine çalışan Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Cemil Koçak'la Cumhuriyet dönemini,bu dönemin sırlarını,Mustafa Kemal'in kişiliğini,devletle Mustafa Kemal'in ilişkilerini ve bugünkü durumu konuştuk.

-Geçen gün tuhaf bir gerçek ortaya çıktı.Taner Akçam,Ermeni sorunuyla ilgili yazdığı kitaba,Mustafa Kemal'in "Utanç verici olay" diye bir sözünü başlık almıştı.Mustafa Kemal'in bu konuşmayı Meclis'in gizli oturumunda yaptığı da söylendi...Bu konuşmanın Meclis zabıtlarında sansürlendiği de söylendi...Hangi görüş doğru?

Mustafa Kemal,24 Nisan'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışı nedeniyle yaptığı ilk Meclis konuşmasında bu sözü söyledi.Mustafa Kemal,bu sözün geçtiği bölümde,"Karşıtlarımız (İtilaf devletleri) bize tehditte bulunuyorlar.Memleket dahilinde katliam yapılmamasını istiyorlar.Bu iddia geçersizdir...Memleketimizin hangi kıtasında Ermenilere karşı katliam yapılmıştır veya yapılmaktadır" diyor.Ve hemen sonra da,ekliyor."Harbi Umumiye'nin (Birinci Dünya Savaşı'nın) başlangıç safhalarından bahsetmek istemem.Zaten İtilaf devletlerinin bahsettikleri de bittabi maziye ait fazahat" diyor.

-"Fazahat"ın anlamı nedir?

Kaynak Yayınları'na göre "fazahat"ın Türkçesi,"utanç verici işler,alçaklık"tır.Dolayısıyla Mustafa Kemal,Ermeni olaylarıyla ilgili olarak "utanç verici işler" diyor."Bugün böyle bir olay yok ama,dün vardı.1915'te utanç verici bir şey olmuştur ve İtilaf devletleri de zaten bugünden değil;geçmişe ait utanç verici,alçakça işlerden bahsediyor" diyor.

-Peki Mustafa Kemal'in bazı sözleri toplumdan bilinçli bir şekilde saklanmış olabilir mi?

Şu olabilir.Mustafa Kemal'in bazı sözleri,konjonktüre uygun düşmeyebilir.Biz,Mustafa Kemal'i "büyük devlet adamı,büyük kumandan,ulu önder" sıfıtlarıyla anıyoruz.Oysa en önemli özelliği olan siyasetçi tarafını unutuyoruz..İsmet Paşa,"Mustafa Kemal'in siyasetçiliği kumandanlığından üstündür" diyor.Gerçekten Mustafa Kemal öngörüsü yüksek olan çok iyi bir siyasetçi.Ve bir siyasetçi,yerine ve zamanına göre aynı konuda farklı şeyler söyleyebilir,kurduğu ittifakları değiştirebilir.Bu,siyasetin doğasında var.Mustafa Kemal'in de farklı zamanlarda aynı konuda farklı görüşleri var. 

-Hangi konular bunlar?

Mesela Mustafa Kemal'e "Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'na girmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?" diye soruyorlar.1919'da sorduklarında "Savaşa girilmemesi diye bir ihtimal yoktu" diyor.Çünkü Mustafa Kemal o zaman İttihatçılarla birlikte davranmak zorundaydı ve onları koruyor.Zaman geçiyor,Cumhuriyet kuruluyor.Aynı soru yine soruluyor.İttihatçılar için,"Bunlar cahildir.Birinci Dünya Savaşı'na girip memleketin altını üstüne getirdiler" diyor.Mustafa Kemal'in Sovyetler Birliği'yle ilişkisini ve sözlerini alın,emperyalizme ve kapitalizme karşı çıkan çok Bolşevik Che Guevera tarzı bir Mustafa Kemal kurabilirsiniz kafanızda.Ama aynı Mustafa Kemal camiden çıkıp Meclis'i açıyor.Hocalarla birlikte dua ederek kurbanlarla,besmelelerle Meclis'i açıyor.Meclis Osmanlı'da böyle hiç açılmadı.

-Mustafa Kemal bugün Meclis'i böyle açabilir miydi?Açsaydı ne olurdu?

İrtica denirdi buna.Mustafa Kemal siyasetçi olarak böyle yapmak zorunda olduğunu düşündü.Çünkü o dönemde İslami bir dayanışmaya ihtiyacı vardı.

-Mustafa Kemal'in dinle ilgili sözlerinin de Türk Tarih Kurumu tarafından sansür edildiğini okudum gazetelerde.Bu mümkün mü?

Mümkün.Mustafa Kemal'in meşhur "Medeni Bilgiler" kitabındaki dinle ilgili bazı sözleri sansürlenmiş.Mustafa Kemal bu kitabında,"İslam Arapların dinidir...Biz ise Türküz...İslam bizi geriletti...Bizden uzak dursun" havasında bir söz ediyor.1930'larda söylenmiş bir söz bu.Bizim için hangi Mustafa Kemal geçerli,bunu söyleyen Mustafa Kemal mi,Meclis'i duayla açan Mustafa Kemal mi?Mustafa Kemal gidip camide halka hutbe de okuyor.Balıkesir'de bir camide konuşuyor.Yapacaklarını,"İslam da bunları emrediyor" diye anlatıyor.Mustafa Kemal ondan sonra hiç camiye gitmiş mi?Gitmemiş.

-Bir yandan devlet bütün kurumlarıyla Kemalist/Atatürkçü,bir yandan devletin kurumları Mustafa Kemal'in sözlerini sansürleyip saklıyor.Bu çelişki nereden kaynaklanıyor?

Çünkü farklı konjontürlerde farklı Kemalizm/Atatürkçülük versiyonları var.Herkesin kendine göre içini doldurabileceği boş bir kutudan bahsediyoruz.Mustafa Kemal'in aynı konuda farklı yaklaşımları var.Eğer Mustafa Kemal'in siyasetçi olarak söylediği bir söz,o günkü konjonktüre uymuyorsa sansür ediliyor. 

-Kemalizm/Atatürkçülük,Mustafa Kemal'in ölümünden sonra mı ortaya çıktı?

Aslında Kemalizm/Atatürkçülük diye bir şey yok.Mustafa Kemal var.Kemalizm/Atatürkçülük diye bir ideoloji hiçbir zaman olmadı.Mustafa Kemal'in aklından bir ideolojik paket hazırlamak hiç geçmedi.Mustafa Kemal'in siyaseti,duruma göre hareket etmek oldu.Mesela iktisat siyasetinde,özel sektör de devletçilik de arka arkaya denendi.Kemalizm/Atatürkçülük bir pragmatizmdir.Dolayısıyla biz bunu söyledik,angaje olduk,bu programın dışına çıkamayız gibi teorik bir platformdan tamamen uzak bir sistemdir.Kazanmak için gereken neyse o yapılır.Gerekirse ittifaklar kurulur ve bozulur.Mesela Türk Tarih Kurumu,Mustafa Kemal'le ilgili başka şeyler de sansür etti.

-Türk Tarih Kurumu başka neyi sansürledi? 

Mustafa Kemal'in 1923'te İzmit'te basın mensuplarıyla yaptığı çok uzun bir görüşme var.Mustafa Kemal orada Kürt meselesine değiniyor.1960'larda Mustafa Kemal'in söylev ve demeçleri toplanırken,o tarihte gazetelerde yayımlanmış olan konuşmasının bu bölümü çıkarılıyor.O konuşmasında Mustafa Kemal,Milli Mücadele'nin başında da,Teşkilat-ı Esasiye'de de olduğu gibi "Kürtlere yerel özerklik,otonomi ya da ona benzer bir şey verilecek" diyor.Zaten "Türk milleti" ve "Bu memlekette Türkler yaşar" tanımlaması da 1925'teki Şeyh Said İsyanı'ndan sonra ortaya çıkıyor.

-Niye?

Şeyh Said İsyanı dönüm noktasıdır.Bu isyanın ikili bir yüzü var.Kürtler hem Cumhuriyet'in reformlarına karşı ayaklanıyorlar,hem de bir Kürt milliyetçiliği ayaklanmasını gerçekleştiriyorlar.1925'e dek Mustafa Kemal Meclis'teki konuşmalarında,"Türk,Kürt,Çerkes hepimiz İslam'ın unsurlarını oluşturuyoruz" diyor.1925'ten sonra ise "Türkiye'de yaşayan herkes Türk milletidir,herkes Türktür.Cumhuriyet'i Türkler kurdu" deniyor.Yani,"Herkes kendine Türk diyecek ve Türkçe konuşacak" deniyor.Oysa Mustafa Kemal'in 1925'e kadar bir Türk tanımı yoktu.Kanunlarda da Türk tanımı yoktu,çoğu zaman "Türkiye halkı" diye geçiyordu ve Mustafa Kemal de çok defa böyle diyordu.

-Mustafa Kemal Kürtlerle yapmış olduğu ittifakı bozdu mu?

Şeyh Said Ayaklanması'nın temel nedeni,bu ittifakın bozulmasıdır zaten.Bu ittifakın bozulmasına tepkidir ayaklanma.Kürtleri yanına alarak verdiği Milli Mücadele'yi başarıyla sonuçlandırdıktan sonra Mustafa Kemal,bir siyasetçi olarak Kürtlerin desteğine ihtiyacı kalmadığını düşündü.Bu ittifakı,ileride yapmak istediklerine engel olarak görmeye başladı ve muhtemelen de kafasında nihai hedef olarak Kürtlere özerklik vermek gibi bir şey yoktu.Onun nihai hedefi bizim bugün anladığımız üniter devletti.Aslında Mustafa Kemal'in Kürt sorununa bakışı,bugünkü resmi politikadan farklı değildi. 

-Eğer her dönem konjonktüre uygun farklı bir Kemalizm/Atatürkçülük varsa,bugünkü Kemalizm/Atatürkçülük nedir?

Bugün Kemalistlerin/Atatürkçülerin dile getirdiği bir "cumhuriyet ilkesi" var.Oysa cumhuriyetçilik,devlet başkanının hanedan üyesi olmayıp,bir şekilde seçimle gelmiş olmasından ibaret bir yönetim şeklidir.Yani saltanata son vermektir.Cumhuriyeti bu şekilde tanımlarsanız,"cumhuriyetçi" olmanın manası pek yok.Ama bizde bir de "cumhuriyetin temel ilkeleri,değerleri" diye bir lakırdı var.Cumhuriyetin içi,kendisiyle ilgili olmayan laiklik meselesiyle doldurulmaya çalışılıyor.Aslında Kemalizm/Atatürkçülük,laiklik meselesidir.Bugün Kemalizm'den/Atatürkçülük'ten geriye ne kaldı derseniz,laiklik meselesi kaldı.Kemalizmin/Atatürkçülüğün içinde demokratik bir mesele hiç yok.

-Kemalizm'de/Atatürkçülük'te niye demokrasi yok peki?

Aslında demokrasi ve laiklik ayrılamaz.Laiklik demokrasi için ne kadar gerekliyse,demokrasi de laiklik için o kadar gereklidir.Mustafa Kemal hayatı boyunca aslında özgür aklı vurguluyor.İslam'ın getirdiği zihniyet dünyasını,dinin sosyal baskısını yıkmadan,insanların özgür bir akla sahip olmasının mümkün olamayacağını ve din hâkimiyetini yok etmeden demokratik bir düzenin kurulamayacağını düşünüyor.Dinin insanlar üzerindeki baskısının ancak otoriter bir düzende ortadan kaldırabileceğine inanıyor.Kemalizm/Atatürkçülük esas itibariyle budur ve tipik bir aydınlanma felsefesidir.Kemalizm/Atatürkçülük siyasi felsefe olarak otoriterliğin dışında asla tanımlanamaz. 

-Kemalizm/Atatürkçülük çağdaş demokrasiye izin verir mi? 

Korkarım vermez.

-Bugünkü Kemalizm/Atatürkçülük'le,Mustafa Kemal'in gerçek kimliği ve sözleri ne kadar örtüşüyor?

Kemalizm/Atatürkçülük,Mustafa Kemal'e çok haksızlık ediyor.Mustafa Kemal böyle ayet düzeyinde birtakım sözlerden ibaret bir insan değil.Onun Birinci Meclis'te Milli Mücadele'ye yön verebilmek ve insanları ikna edebilmek için yaptığı konuşmalar çok önemli.Çok akıllı,öngörü sahibi,kararlı iyi bir siyasetçi Mustafa Kemal.Eğilip bükülmüyor mu?Evet eğilip bükülüyor.İnanılmaz bir eğilip bükülmesi var,esnekliği çok yüksek Mustafa Kemal'in.Mustafa Kemal iyi bir siyasetçi.Ama biz Mustafa Kemal'i bizim yaptıklarımızı yapmayan insanüstü bir varlık,bir superman olarak düşünüyoruz.

-Mustafa Kemal'in pek çok sözü niye topluma yansıtılmıyor?

"Nutuk" dahil,Mustafa Kemal'in yaptığı konuşmaların geniş kesimlerce okunduğunu söyleyemeyiz.Biz,Mustafa Kemal'in söylediklerini,"İstikbal göklerdedir.Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" gibi,"ayetler" tarzında biliyoruz.Mesela "Nutuk",yıllardır en çok basılan kitaptır.Bir üniversite mezununun önüne koysanız,ne anlattığını anlatamaz.Çünkü "Nutuk"u tam anlayamaz. 

-Niye?"Nutuk" o kadar anlaşılmaz mı?Biz yakın tarihimizi "Nutuk"tan öğrenemez miyiz?

Öğrenemeyiz."Nutuk" sekiz yıllık bir otobiyografidir.Mustafa Kemal "Nutuk"ta,1919'da Samsun'dan başlayarak 1927'ye kadar geçen sekiz yıllık hadiseleri,sadece kendi açısından anlatıyor."Nutuk",sadece telgrafnamelerden kurulu bir metindir."Nutuk"u profesyonel tarihçinin dışında kimsenin anlaması mümkün değlidir.Ortalama bir vatandaş "Nutuk"tan bir sonuç çıkaramaz.Bu yüzden biz "Nutuk"un "Ey Türk Gençliği" diye başlayan sadece son satırlarını biliyoruz ve onu da "ayet" gibi asıyoruz.  

-Tarihçiler geçmişte ne olduğunu araştırmakta zorlanıyorlar mı?

Arşivlerin hepsini kilitli bir dolaba koysanız da,yakın tarihle ilgili yeterince malzeme var.Yazılmış kitapları,o gün basılmış gazeteleri profesyonel bir gözle okursanız,yakın tarihte ne olduğu anlaşılıyor.Mesela Milli Mücadele yıllarının gazetelerine bakıyorsunuz,İstanbul'da işgal altında çıkan gazeteler Mustafa Kemal'i alkışlıyor,Anadolu hareketini destekliyor.Yayımladıkları karikatürlerde Yunan subaylarıyla,diğer yabancı askerlerle dalga geçiliyor.Normal koşullarda işgal altında bunlar mümkün değildir.

-Peki nasıl olabiliyor bu?

Demek ki o kadar da bir işgal yok.Eğer hakiki bir işgal olsa,insana nefes aldırmazlar.Anadolu çok büyük bir işgal yaşamadı.İşgal asıl Güneydoğu'da Fransızlar tarafından Antep,Maraş ve Urfa'da yaşandı.Batı Anadolu'da da Yunan işgaline karşı savaşıldı.İtalyanlar ve İngilizler geldi ama hiç savaşmadık.Birinci Dünya Savaşı'nın galipleri İstanbul'a yüzbin kişilik orduyla geldiler ama,İstanbul'da Kartal'dan öteye geçmediler.Kaltal'dan sonrası Kuvay-ı Milliye'den soruluyordu.Çünkü onların Osmanlı Devleti'ni tamamen ortadan kaldırma niyetleri yoktu.Zaten İngilizler Musul ve Kerkük'ü almıştı.Anadolu'yla ilgilenecek durumda değillerdi.Çünkü kuzeyde Rusya'da Bolşevikler bambaşka bir sistem kuruyordu.Asıl hedefleri Rusya'ydı.Rusya daha büyük tehditti ve oraya asker göndermek istiyorlardı. 

-Biz Kurtuluş Savaşı'nı kime karşı yaptık? 

Mücadelenin ana hattı,batıda Yunanistan'ın ittirilmesi,doğuda da Ermenistan'ın ittirilmesidir.Kâzım Karakarabekir'in ordusu doğuda Ermenilerle savaştı.Osmanlı Ermenileri değil bunlar.Rusya'da Bolşeviklerle de savaşan Beyaz Ordu taraftarı Menşevik Ermeniler bunlar.Doğu Anadolu'yu istiyorlardı.Türk ordusu güneyde Fransızlarla,batıda da yüzbinin üzerindeki Yunan askeriyle savaştı.İngilizlerin Musul ve Kerkük'ü alması üzerine Fransızlar da hiç olmazsa güneydoğuda bir yer edinmeye çalışıyordu.Kurtuluş Savaşı üç yıl sürdü ve şehit-yaralı toplam 30 bin kişilik zaiyatımız oldu.Kurtuluş Savaşı'nın pırıltılı hale getirilmesinin nedeni,Cumhuriyet'e ve Cumhuriyet'le birlikte yapılanlara bir meşruiyet kazandırmak içindir.

-Toplum yakın geçmişin gerçeklerini öğrenirse çok mu şaşırır?

Şaşırır fakat çok rahatlar.Bu toplum rahatlamaya ihtiyacı olan bir toplum.

-Toplumdan saklanan sırların kaynağında İttihatçılar mı var?Onları mı korumaya çalışıyoruz?

Cumhuriyeti kuran kadronun İttihatçı olmasının da payı var tabii.Normalde cumhuriyetçilerin Osmanlı saltanatında olan her şeyi suçlaması gerekirken,savunmak durumunda kalıyorlar.Çünkü İttihatçılar,geçmişlerini silip atamıyorlar.Çünkü Cumhuriyet bir kopuş değil,bir geçiş aslında.Fransız İhtilali'ndeki gibi gelenler gidenleri giyotinle kesmiş olsalardı,önceki dönemle bir kopuş olurdu.O zaman Enver Paşa,Sarıkamış'ta ölen 90 bin asker için 90 bin kere didiklenirdi.Ama durum öyle değil.Enver Paşa'nın yaveri,Cumhuriyet'te Mustafa Kemal'in yaveri.Yaverler düzeyinde bir devamlılığı var işin.Aynı kadro,aynı zihniyet Cumhuriyet'i devam ettiriyor.İşte o zaman da rejim değişikliği olmuyor,iktidar değişikliği oluyor.Osmanoğulları'nın saltanatı bitiyor,Cumhuriyet kuruluyor.İttihat ve Terakki Partisi isim değiştiriyor ve İttihatçılar Cumhuriyet Halk Partisi oluyor.İttihatçılar Osmanlı'yı batırıyorlar ama Cumhuriyet'i de kuruyorlar.

-Osmanlı'nın son döneminde yaşanan acı olayları gizlemenin nedeni de,Cumhuriyet'i kuran kadronun İttihatçı olması mı?

Evet.Kopuş olmadığı için,Ermeni Katliamı da bu yüzden tartışılamıyor.  

-1915'teki olayları siz tarihçi olarak nasıl tanımlıyorsunuz? 

Ben eskiden de 1915 olaylarına katliam derdim hâlâ öyle diyorum.Tapu kayıtları,bu meselenin özüne ilişkin bilgi kaynağıdır.Çünkü 1915 çok sayıda Ermeni'nin öldürülmesiyle sınırlı değildir.Aynı zamanda büyük miktarda servet de el değiştirdi.Ne boyutta servet değişimi olduğu,Müslümanlara ne boyutta mülk devri gerçekleştiği anlatımdan çıkmaz.Bu ancak tapu kayıtlarından okunabilir.Yaklaşık bir milyon Ermeni yerinden alınıyor ve bir daha dönmüyor.O bağlara,bahçelere,dükkânlara,işyerlerine birileri sahip oluyor.Tapu kayıtlarında bu ortaya çıkıyor.1915'ten 1918'e kadarki tapu kayıtlarından Ermenilerin o sıradaki mülk toplamı ve bunların kimlere geçtiği rahatlıkla görülebilir.Bunun ortaya çıkmasından çekiniliyor...

*Prof.Dr.Cemil Koçak,Mustafa Kemal "Kürtlere özerklik verilecek" dedi,Röportaj:Neşe Düzel,Radikal,13 Kasım 2006.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=204424

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder