26 Ekim 2014 Pazar

"Bugün Kürtlerin durumu yüz yıl önceki Ermeniler gibi"/Raymond Kévorkian*

"1915,Diyarbekir ve Kürtler" konferansı için gelen Ermeni tarihçi Raymond Kévorkian,şu sıralar tüm dünyanın gözlerinin üzerinde olduğu Kobani'nin de tarihini 2011'de yazdığı kitapta anlattı.Kévorkain,bugünkü Kürtlerin durumunu,1915 öncesi Ermenilerin yaşadığı "dışlanmaya" benzetiyor.

Hilafet ilan edip "İslam Devleti" kurduğunu açıklayan Irak-Suriye İslam Devleti'nin hedefi olarak dünyanın gündemine gelen Kobani'nin Ermeniler için anlamını 2011 yılında yazdığı "Ermeni Soykırımı" kitabında anlatan tarihçi Raymond Kévorkian,İsmail Beşikci Vakfı'nın düzenlediği "1915,Diyarbekir ve Kürtler" konferansına katılmak için İstanbul'a geldi.Kévorkian'a göre bugün Kürtlerin merkezi yönetime karşı durumu yüz yıl önceki Ermeniler ile aynı.Raymond Kévorkian'ın ISİD'in ilerleyişi ile ilgili aklına takılan en önemli soru ise Der Zor'da yıkılan Soykırım anıtıyla ilgili:Kim ISİD'e bu anıtı yıkma fikrini verdi?

-Suriye'de resmi adı "Ayn el-Arab" olan,Kürt nüfusunsa "Kobanê" dediği bölge yüz yıl önce ne durumdaydı?

O zamanlar çok küçük bir kasabaydı.Bugünkü gibi bir şehirden bahsedilemiyordu.Sanıyorum bölgede o dönem Arapça konuşan topluluklar ağırlıklıydı.

"Kobani'ye Kobani Demek Gerek"

-Türkiye'de bu nedenle bir isim tartışması sürüyor.1915'e ait kaynaklarda da "Arab Punar" yani Arapça "Ayn el-Arab" denilen bölgeye bugün orada yaşayan Kürtler "Kobanê" diyor.Hangi ismi kullanmak gerek?

Yerel nüfusun çoğunluğu Kobani olarak adlandırıyorsa Kobani diye kabul etmek gerekir. 

-Kürtler bu bölgede ne zaman yoğun nüfusa sahip oldu?

Özellikle 1925'te Türkiye'de yaşananlar nedeniyle ülkeden kaçan Kürtler bu bölgelere sığındılar.Fransız yönetimi onları buraya yerleştirdi.Sulama kanalları yaptılar,şehirler kurdular.Tıpkı Kamışlı gibi.Bu bölgelerde eskiden böyle şehirler yoktu.Kobani'nin de ben 1925-1929 döneminde kovulan ya da gitmek zorunda kalan Kürtlerin bölgeye gitmesiyle geliştiğini düşünüyorum. 

-Kitabınızda bu bölge 1915'te Ermeniler için "transit hatlar"dan biri olarak belirtiliyor.Oradaki Ermenilere ne oldu?

O dönem tehcir yolları ya Rasulayn ya da Arab Punar'a (Kobani) varıyordu.Bitlis,Muş ve Diyarbakır'dan tehcir edilen kafileler buradan geçiyordu.Arab Punar'dakiler daha sonra ya Rasulayn'a ya da batıda yer alan Mumbuç'a (Münbiç) aktarılıyordu.Halep'in kuzeyindeki Mumbuç'ta büyük kamplar vardı.Tehcir edilenlerin kalabalık şehirde saklanmamaları için Halep'e gitmeleri yasaktı.Şehir dışında bulunan Karlık ve Sebil'de tutuluyorlardı.

"Fırat'ın Bir Yakası Hayat,Bir Yakası Ölümdü"

-Sonra nereye gönderildiler?

Büyük çoğunluk sonrasında Meskene'ye,"Fırat Çizgisi" dediğimiz bölgeye gönderildiler.İlk önemli kamp Rakka'nın karşısında bulunan Fırat'ın sağındaki bölgedeydi.Bazı Ermeniler o dönemin kaymakamına para vererek Rakka'da yerleşme izni aldılar.Çünkü onlar da biliyordu ki;Fırat'ın bir yakasında kalmak yaşamak,diğer tarafı ölmek demekti. 

-Bugün ISİD'in merkezi olan Rakka bir zamanlar Ermeniler için yaşama tutunma merkezi miydi?

Evet,bugün ISİD'in merkezi olsa da o zamanlar 1500 Ermeni yaşıyordu.Sonra da orada yaşamaya devam ettiler,evlendiler.Bu nedenle Rakka doğumlu Ermeniler vardır. 

-Kobani'de doğan Ermeni nüfus da vardı.Ermenistan'da yaşayan gazeteci Harout Ekmanian'ın Kobani doğumlu babası Bedros Ekmanian'ın 1950'li yıllara dayanan hatıralarına göre bölgede iki kilise ve iki okul bulunuyordu.Ermeni nüfus bölgeye ne zaman yerleşti?

Kobani,Rasulayn,Kamışlı,Der Zor,Rakka gibi yerlerin tamamı hem tehcirin geçiş yolları,hem toplama kamplarıydı.Buralar daha sonra Fransız manda yönetiminin Ermenileri yerleşmeye teşvik ettikleri alanlar oldu.Bunun iki nedeni vardı:İlk neden Ermenilerin sadece bir bölgede bulunmamasını sağlamaktı.Eğer tüm Ermeniler Halep'e gitseydi o zaman orada yoğun bir Ermeni nüfus olacaktı.Bir diğer nedense bu toprakları elde tutmanın yolunun insanları yerleştirmek olmasıydı. 

-Ancak nüfus yerleştirme süreci Fransız yönetimi ile sona ermedi.Sonrasında da devam etti değil mi?

Şunu unutmamak lazım,Şam'daki yetkililer tarafından sınıra yerleştirilen Arap topluluklar oldu.Diğer etnik grupların arasına bilerek yerleştirildiler.Bunun için bugün Irak Kürdistan'ı ile Suriye Kürdistan'ı arasında kesinti bulunuyor.Fırat'ın üstüne inşa edilen barajlar ve bölgeye taşınan Araplarla bu alanı böldüler.Özellikle de stratejik olan alanlara yönelik bu politika benimsendi.Örneğin petrol kuyularının bulunduğu Haseke bölgesinde hâlâ Arap nüfus yoğun.Zaten bu da ISİD'in orada nasıl tutunduğunu,taban bulabildiğini gösteriyor. 

"Kim ISİD'e Soykırım Anıtını Yıkma Fikrini Verdi?"

-Ermeniler bir zamanlar doğdukları topraklarda ISİD'in ilerleyişini nasıl takip ediyorlar?Özellikle de Ermenilerin Auschwitz'i diye anılan Der Zor'daki anıtın yıkılması nasıl bir etki bıraktı?

Bugün olup biteni Ermeniler yakından izliyor.Özellikle de Der Zor'daki Soykırım anıtının yıkılmasını takip ettiler.Bazı Ermeniler bu gelişme üzerine şu soruyu sordular:ISİD'e kim bu anıtı yıkma fikrini verdi? 

-Bu soruya sizin yanıtınız var mı?

Siz benim yerime cevabını verebilirsiniz.Belki... 

-Bugünkü şiddetin destekçileri kadar 1915'tekiler de tartışmalı.Sizin de katıldığınız konferansta Kürtlerin Ermeni Soykırımı'ndaki tutumu konuşuldu.Kürtler ve Türkler arasında bu konudaki tartışmaya nasıl bakıyorsunuz?

İki taraf da yaşananları kendi işine geldiği gibi yorumluyor.Türk yetkililer "Kürtler bizim emirlerimizin dışına çıktılar.Tam olarak uymadılar" diyor.Ama şunu bilmemek için çok saf olmak lazım;inisiyatif ve kararlar İttihatçı merkez tarafından alındı.

-Konferansta "Kürtler arasında yerleşik halk Soykırım'a katılmadı" dediniz ancak çıkar elde etmediler mi?

Kürtler bunu ekonomik çıkarlar sebebiyle yaptılar.Fakat İttihatçıların sahip olduğu gibi bir stratejileri yoktu.

-Peki ya yerleşik Türklerin Kürtlerden farklı bir tutumu var mıydı?

Hayır.Türk ya da Kürt olsun yönetim yerleşik nüfusa ekonomik olarak kazanç bıraktı.Onları bu yolla sürece katılmaya teşvik etti.Ama yine de elde edilen kazancın büyük bölümüne merkez el koydu.Yönetim ayrıca bu süreçte "hain Ermeni" figürünü de yarattı.İnsanlar arasında bu da etkili oldu.İttihatçılar dindar olmasalar da dini referanslar kullandılar.

-Bugün yüzleşme sürecinde Kürt hareketinin önde gittiğini görüyoruz.Sizce neden?

Kürtler kendi yaşadıklarının 1915 öncesinde Ermenilerin başına gelenle aynı olduğunu farkettiler.Kendilerinin de sosyal yapıdan bir iç düşman olarak dışlandıklarını gördüler.

-Yani empati mi kurdular?

Evet,Kürtler bir iç süreç yaşadı.Gerçekten de bugün baktığınızda Kürtler merkezi yönetime karşı yüz yıl önce Ermenilerin olduğu konumla aynı durumdalar.Bunu anlamaları,bu adımları atmalarına neden oldu.Bugün katıldığımız toplantı da bu süreci ortaya koyuyor.İsmail Beşikci de Kürtler için "sosyal yapıdan dışlanma"yı ilk dile getirenlerdendi.

-2012 yılında Aras Yayıncılık'tan çıkan "Ermeniler" kitabınız için İstanbul'a geldiğinizde gazeteci Aris Nalcı'ya "Karanlık bir odaydı geçmişimiz,şimdi anahtar deliğinden giren bir ışık var" demiştiniz.Bugünkü durum nasıl?

Bardağın yarısı boş ya da dolu olarak görülebilir.

-2015'in yüzüncü yıldönümü olması nedeniyle beklentiniz var mı?

Ben hiçbir şey beklemiyorum.Ben gözlemliyorum,bazen gülümsüyorum.Bazen mizahla izlemek lazım bazı şeyleri...

*Raymond Kévorkian,"Bugün Kürtlerin durumu yüz yıl önceki Ermeniler gibi",Röportaj:Serdar Korucu;(çev.) Burçin Gerçek;(fot.) Berge Arabian,Radikal,26 Ekim 2014.

http://www.radikal.com.tr/kultur/bugun_kurtlerin_durumu_100_yil_onceki_ermeniler_gibi-1221316

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder