17 Eylül 2014 Çarşamba

"Yeni Türkiye"nin Ders Kitapları/Prof.Dr.Taner Akçam*

Agos gazetesi gene güzel bir iş yaptı.Serdar Korucu,önümüzdeki yıl okullarda okutulacak ders kitaplarından Süryani ve Ermenilere ilişkin yazılanlardan bize bir demet sundu!

Serdar'ın yazısından esinlenip,şu kitaplara bir de ben bakayım,dedim ve sadece "Ermeni Meselesi" diye dillendirilen konuyla sınırlı bir tarama yaptım.Aslında bu taramanın,tüm Hristiyanlar,Yahudiler,Aleviler ve diğer milletler için de yapılmasında fayda var.

Konuyu önemli kılan AKP'nin "Yeni Türkiye" projesi.Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçimlerine bu sloganla girdi ve "Yeni Türkiye"ye ilişkin bir vizyon belgesi açıkladı.Davutoğlu hükümetinin programı da bu temelde yazıldı.Özetle,Cumhurbaşkanı ve Başbakanı ile AKP,"Yeni Türkiye"yi kurmak için kolları sıvamış durumda.

Ayrıca hükümete yakın duran bazı aydınlar,başta Ermeniler olmak üzere Hristiyan ve Yahudileri kurulmakta olunan "Yeni Türkiye"nin kurucu unsuru olmaya davet ettiler.Bu daveti kabul etmeyen Ermenilere ve özellikle bazı kanaat önderlerine epeyce kızıldı ve ağır eleştiriler yöneltildi.

Özellikle bu davet nedeniyle de,"Yeni Türkiye"nin kurucularının Ermeniler hakkında ne düşündüklerine,ders kitaplarında yazılanlar ışığında bakmakta büyük fayda var.Çünkü ders kitapları tam da zurnanın zırt dediği yerdir.

Ermeni Meselesi ve Misyonerler Ulusal Tehdit!

Ders kitaplarından çok şey öğrenebiliriz.Orada yazılanlar,bize hem "Yeni Türkiye" vizyoncularının Ermenileri nasıl gördüklerini anlatır hem de Türkiye'nin geleceğini kuracak genç nesilleri nasıl yetiştirmek istediklerini öğretir.

Ders kitaplarında verilen mesaj kesindir:Genç nesiller Ergenekon kafası ile yetiştirilmek isteniyor.İlkokul sekizinci sınıfta konuyla ilk defa karşılaşılan körpe genç beyinlere Türkiye'nin üç büyük ulusal güvenlik tehdidi ile karşı karşıya olduğu anlatılıyor.Ulusal güvenliğimize yönelik ilk tehdit "Ermeni Meselesi",ikincisi "Terörizm" ve üçüncü büyük tehdit "Misyonerler"!

Yanlış okumadınız!Malatya'da üç Hristiyan'ın katledilmesi ve Hrant Dink cinayetinin nedeni olan Ergenekoncuların ulusal güvenlik tehdit anlayışları "Yeni Türkiye"ciler için de aynen geçerli."Yeni Türkiye"ciler de,Ermeniler ve Soykırım iddiaları ile misyoner faaliyetlerini ulusal güvenliğimize yönelik en büyük tehdit olarak görüyor ve gençlerimizi bu bilgilerle yetiştiriyorlar!

Ders kitaplarında sadece,"Ermeni Meselesi" ulusal güvenliğe yönelik büyük tehdit olarak okutulmuyor,ayrıca Ermeniler,yabancı emellere alet olup kışkırtılanlar;vatanı bölmek isteyenler;Türklere ve Müslümanlara saldıran ve katledenler;hatta bu emellerine ulaşmak için "soykırım yalanı" uyduranlar olarak tanıtılıyorlar.

Elbette "Yeni Türkiye" vizyonu ile yola çıkanlar,ders kitaplarının en az bir yıl önceden hazırlanması gerektiği vb. gibi gerekçelerle,"henüz,'Yeni Türkiye' dersimizin o bölümüne gelmedik" diyebilirler.Ve bizden bir-iki yıl daha beklememizi,biraz daha sabretmemizi isteyebilirler.

Azla yetinmeyi seven birisiyim.AKP'nin onüç-ondört yıldır iktidarda olduğu vb. gibi kuvvetli bazı tezlerin arkasına sığınmadan,hükümetin,"kusura bakmayın,hemen değiştireceğiz" yollu bir açıklamasını kabul etmeye hazır olduğumu bildirmek isterim.Yeter ki kitaplarda yazılanlar için "kusura bakmayın" desinler.Çünkü yazılanlar için yapılabilecek tek şey özür dilemek ve kitapları piyasadan çekmektir.

Kurucu Unsur Mu Yoksa Bu Ülkede Nasıl Yaşıyorsunuz Sorusu Mu?

Ders kitaplarında yazılanlara bakarak,Ermenilere "Yeni Türkiye"de kurucu unsur olmalarını önerenlere şaşırmamak elde değil.Aslında bu yazılanlardan hareketle,Ermenilere bırakın kurucu unsur olma teklifi yapmayı,onlara çok başka bir soru sormak daha doğru olur.Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı değerli Ermeniler,gençlerini,sizi düşman ve tehdit olarak göstererek yetiştiren bir ülkede nasıl yaşıyorsunuz?Çocukların bile bu zihniyetle eğitildiği bir ülkede yaşamak nasıl bir şeydir?

İşin özeti şu:"Yeni Türkiye" vizyoncularının,Ermeniler üzerine söylediklerinde yeni hiçbir şey yok.Her şey eskisinin tekrarı.Bu tekrar sadece Esat Uras,Kamuran Gürün,Gündüz Aktan ve Yusuf Halaçoğlu gibilerin bayatlamış tezlerinin tekrarı ile sınırlı değil;askeri vesayet rejiminin Ergenekoncu zihniyetinin de bir tekrarı.Hepsi tek cümle:"Ermeniler düşmandır ve ulusal güvenliğimize yönelik bir tehdittir."

Konuyu daha fazla uzatmadan sözü ders kitaplarına bırakalım.

İlköğretim T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük

Kitap ilköğretim sekizinci sınıf için yazılmış,yazarı Salim Ülker.İki ayrı kitaptan oluşuyor.Birisi ders kitabı;diğeri öğrenci çalışma kitabı.Konu her iki kitabın da yedinci ünitesinde ele alınıyor.Ünitenin başlığı,"Atatürk'ten Sonra Türkiye:İkinci Dünya Savaşı ve Sonrası".Ders kitabının beşinci konusu "Türkiye'ye yönelik tehditler".Konu başlığında amacın şu olduğu söyleniyor:"Bu konuda ülkemize yönelik iç ve dış tehditlerin neler olduğunu,bu tehditlere karşı duyarlı olmamız gerektiğini öğreneceğiz."

Tehdidin amacı "devlet düzenini yıkmak" olarak tanımlanıyor.Peki,birinci ve en büyük tehdit ne?"Türk-Ermeni İlişkileri" ve çocuklardan tartışılması istenen soru,"Ermeni iddiaları karşısında ülkemizin haklılığını ortaya koymak için neler yap(ıl)malıdır?" Öğrenciler,"ülkemize yönelik iç ve dış tehditler karşısında üzerimize düşen görevler bulunmaktadır" denerek,"bu tehditler konusunda bilinçli olma(ya)" çağrılmaktadır.

Ders kitabında,Ermeni meselesinin bir ulusal tehdit olduğu öğretildikten sonra,öğrenci çalışma kitabı olarak hazırlanan kitapta da öğrencilere ödev veriliyor.Dokuzuncu etkinliğin başlığı "Türkiye'yi tehdit eden güçler ve Milli Güvenlik".Öğrencilere verilen ödev de şu:"Ülkemize yönelik aşağıda yer alan tehdit unsurlarına karşı devlet ve vatandaş olarak yapılması gerekenleri noktalı yerlere yazınız."

Birinci tehdit mi?Yanılmadınız,"Ermeni Meselesi".Ve öğrencilerden ayrıca "Ülkemize yönelik tehditlere karşı milli siyasetimiz doğrultusunda oluşturulan Milli Güvenlik Kurulu'nun temel görevlerini" araştırmaları isteniyor.

Bunları okuduktan sonra,Hrant Dink cinayeti gibi cinayetleri işleyen kişilerin nasıl ortaya çıktığı konusunda bir şey yazmamı beklemiyorsunuzdur herhalde.Cevabı basit çünkü:Onları okullarda biz yetiştiriyoruz!

Yarın diğer kitaplara bakalım!

Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2014-2015 ders yılında okullarda okutulmak üzere hazırladığı kitaplarda 1915 üzerine yazılanlara yakında bakmaya devam ediyorum.Geçen yazıda,"İlköğretim T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük" adlı kitaba bakmıştım.Şimdi "Ortaöğretim Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük" kitabına bakalım.

Bu kitap,bir komisyon tarafından yazılmış;doğrudan Milli Eğitim Bakanlığı yayını.Kitapta,1909 yılında Adana'da 20 bin kişinin ölümü ile sonuçlanan Adana Katliamı,"Adana Ermeni Ayaklanması" olarak tanımlanmış.Dönemin İttihatçı hükümetinin bile kullanmadığı,İttihatçıların Taşnaklarla birlikte 1909 Ağustos ayında yayınladıkları ortak bildiri ile "devrime karşı yönelmiş,karşı devrimci bir katliam" olarak kınadıkları bir olaydan söz ediyoruz burada...Yani Yeni Türkiye'nin vizyoncuları 1909 İttihatçılarının bile gerisindeler.

Kitapta,bir sürü aslı astarı olmayan bilgi de var;ilk Ermeni sosyalist örgütü olan Hınçakların,"Ermeni Patriği Zaven Efendi tarafından 1877'de kuruldu(ğu)" bilgisi bu saçmalıklardan birisi.Ne yılı doğru ne Zaven'in kurucu olduğu.Hani nasıl olsa kimse bilmiyor,ne satarsan gider,uydur uydurabildiğin kadar durumu...

1915 Ermeni Olayları

Kitapta,"1915 Ermeni Olayları" başlığı ile Soykırım konusuna epey yer ayrılmış.Önce,Ermenilerin savaşta Ruslarla işbirliği yaptığı vb. gibi artık ezberlediğimiz ve içerikten yoksun bazı cümleler tekrar edildikten sonra,1914-1915 yılında Hınçak ve Taşnak örgütlerinin Anadolu'nun birçok yerinden isyanlar çıkarttığı anlatılıyor.Üstelik bu örgütler,"kendilerine katılmayan Ermenileri bile öldürmekten çekinmemişler";ve hatta "kurtulmak istiyorsan önce komşunu yok et" diye bir de talimat yayınlamışlar.Bu talimat üzerine Ermeniler "eli silah tutan Türk erkeklerinin cephelerde bulunması ile savunmasız kalan Türk köylerinesaldırarak birçok köyün halkını çoluk çocuk demeden" katletmiş.

Ermenilerin yaptıkları bununla da sınırlı kalmamış,ayrıca "Osmanlı kuvvetlerini arkadan vur(muş),Osmanlı birliklerinin harekâtını engellemiş,ikmal yollarını kesmiş,köprü ve yolları imha etmiş(ler)";bununla da yetinmemişler,"Rusya'ya casusluk yapmış ve bulundukları şehirlerde isyan ederek Rus işgalini de kolaylaştırmışlardır."

Bu satırları okurken bir şeyi de aklınızda tutun;sayıları çok ama çok azaltılmış olmakla birlikte,bugün Türkiye'de yaşayan Ermeniler var!

Ve kendinizi lütfen onların yerine koyun!

Kitaba göre,Çanakkale'de ölüm kalım savaşının verildiği bir sırada,Ermenilerin Ruslarla işbirliğinin engellenmesi için bazı önlemlerin alınması elbette kaçınılmazmış.

Tehcir yasası bu zorunluluğun ürünü olarak ortaya çıkmış ama tehcirin bir başka önemli amacı daha varmış.Ermenilerin hayatlarını korumak ve kurtarmak.Kimden mi?Yine Ermenilerden.Şaka değil,ciddi ciddi yazılan bu:"Bu yasa ile Ruslarla işbirliği yaparak katliama girişen Ermeniler,tehlike oluşturdukları için yaşadıkları illerinden güvenli bir Osmanlı toprağı olan Suriye'ye göç ettirildiler."

Cümlenin düşüklüğünün kusuruna bakmayacağız.Bu bilgi bir diğer kitapta da tekrar edecek.Osmanlı hükümeti,Ermenileri Ermeni çetelerinden kurtarmak için Suriye'ye sürme kararı almakla yetinmemiş,sürgün sırasında Ermenilerin güvenliği için her türlü tedbiri de almış.

"Osmanlı Devleti,savaş içinde olmasına rağmen göç ettirilen Ermenilerle ilgili tedbir ve önlemler almıştır.Göç ettirilen Ermenilerin vergileri ertelenmiş,diledikleri eşyalarını almalarına izin verilmiş,yol boyunca saldırılara karşı korumak ve ihtiyaçlarının giderilmesi için memurlar görevlendirilmiş,can ve mal güvenlikleri için karakollar kurulmuştur."

Kitap tabii ki,Kurtuluş Savaşı'nın diğer cephelerine ilişkin de bir sürü deli saçması bilgi ile dolu ama onlar üzerine yazmayı başkalarına bırakalım!Diğer ders kitabında neler yazılmış ona bakalım!

Ortaöğrenim Tarih Kitabı

Kitap,onuncu sınıflar için yazılmış ve Osmanlı yönetimindeki Ermenilerin hayatlarını anlatmakla işe başlıyor.Yapılan tam bir cennet tasviri;detaylarına girmek doğru değil;"bu kadar da olsun artık,boş ver",deyip geçmekte fayda var.Fakat, kitapta 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'na ilişkin ileri sürülen bir bilgi var ki,değme tarihçiye şapka çıkarttırır.Meğer Ruslara karşı 1877-1878 Savaşı'nın kaybedilmesinin sebebi de Ermenilermiş;Ermeniler isyan etmişlermiş ve Osmanlı ordusunu arkadan kuşatmışlarmış ve Osmanlılar savaşı bu nedenle kaybetmişler,denen aynen şu:

"Osmanlı Devleti'nde ilk defa,bu savaş sırasında Ruslar tarafından kışkırtılan,Ermeniler de isyan ettiler.Ermeni çeteleri Rus orduları ile birlikte hareket ederek Türk askerinin iki ateş arasında kalmasına neden oldular." Bu durum karşısında çaresiz kalan Osmanlılar ise ateşkes önerisinde bulunmak zorunda kalmışlar.

Bu bilgi daha önce herhangi bir kitapta tekrar edildi mi yoksa ilk defa burada mı dile getiriliyor bilemiyorum.Ama galiba,"Yeni Türkiye"de yeni olan,yalana kuyruk eklemektir,dersem çok hata yapmış olmayacağım.

1894-1896 ve 1909 Katliamları

Kitapta yer alan,Ermenilerin Fransız Devrimi'nden etkilenmedikleri,sadece Ruslar tarafından kışkırtıldıkları ya da 1877-1878 Savaşı sırasında Müslümanlara zulmettikleri gibi bir sürü deli saçması fikirlerle uğraşmayalım;Abdülhamid döneminde,1894-1896 yılları arasında muhafazakâr tahminle 80 bin,en geniş rakamla 300 bin insanın öldürüldüğü Ermenilere yönelik katliamlar hakkında söylenenlere bakalım.

Kitaba göre bu tarihlerde katliam falan olmamış.Hiç Ermeni de öldürülmemiş.Sözkonusu olan sadece Ermenilerin kışkırtılması imiş.Kışkırtılan Ermeniler ayaklanmışlar ve Osmanlı güvenlik kuvvetlerini ve Müslümanları katletmişler.İsyanlar,her yere yayılmış ve hatta Ermeniler "isyana katılmayan Ermenileri dahi" öldürülmüşler.

1909 Adana Katliamı hakkında verilen bilgi de farklı değil:"Ermeniler 1909'da Adana ve Dörtyol'da Müslümanlara saldırarak katliamlar başlattılar." İsyanın elebaşısı ise,"Ermeni piskoposu Museg" imiş ve "Osmanlı Devleti'nin isyanı bastırması üzerine Mısır'a kaç(mış)".Bu söylenenleri bilgi kategorisinden bile saymak mümkün değil.Yazılanlar,kitap yazarlarının ideolojik körlüğü ile değil,"ne söylersen söyle,yer bu millet,salla gitsin" şımarıklığı ile açıklanabilir.İstediğini yaz,yeter ki Ermeni'ye karşı olsun,yazarların düsturu bu.Nitekim bu şımarıklık olmasa idi,Osmanlı Arşivi'nin Adana Katliamı'na ilişkin çıkarttığı iki ciltlik kitaba bakabilirler;ortada iddia ettikleri Ermeni ayaklanmasının sözkonusu olmadığını öğrenebilirlerdi.

1915 Konusu

1915 konusuna gelince yazılanlar daha da tuhaflaşıyor.Tehcirin nedeni şöyle izah ediliyor;Sarıkamış yenilgisinden "sonra harekete geçen Ruslar;Van,Muş,Bitlis,Erzincan ve Trabzon'u işgal ettiler.Bu bölgedeki Ermeniler de Ruslarla birlikte hareket ederek işgal ettikleri yerlerde katliam yaptılar.Bugün Ermenilerin dünya kamuoyuna duyurmaya çalıştıkları 1915 olayları bu esnada yaşandı."

Yapılan da şu olmuş;Taşnak ve Hınçak örgütleri hem Ruslarla işbirliği yapıyorlarmış hem de katliamlar yapıyorlarmış,"Osmanlı Devleti (de) Ermenilerin Ruslarla işbirliğini önlemek ve katliamlarını durdurmak için Ermeni terör...cemiyetlerini" kapatmış.Ve Ermenileri "geçici olarak" Suriye'ye göç ettirtmiş.

Kitaba göre,Ruslar tarafından silahlandırılan Ermeniler,"Türk köylerine baskınlar yaparak katliama giriş(miş)" ve isyanlar çıkartmışlar.İsyanlar nedeniyle göçe mecbur olan Müslümanlara saldırmışlar ve katliamlar yapmışlar.Osmanlı hükümeti de bir karşı tedbir olarak,24 Nisan 1915'te "Ermeni komite merkezlerinin kapatılması,belgelerine el konulması ve komite elebaşlarının tutuklanması" için bir genelge yayınlamış.Soykırım diye anılan bu genelge ve buna bağlı olarak yapılan 2345 kişilik tutuklama imiş.

Fakat bu önlemler yeterli olmayınca Tehcir Kanunu çıkartılmış.Ve "bu kanunla,bölgedeki Ermenilerden sadece isyan hareketine karışanlar savaş bölgesinden alınıp ülkenin güvenli bölgelerine göç ve yerleşime tabi" tutulmuşlar.Aynı bölgelerde,yaşayan "Süryani,Keldani,Musevi ve Rum" gibi topluluklara ise hiç dokunulmamış.Kitap yazarları keşfettikleri bu büyük hakikati,"bunların göçe tabi tutulmamaları sadece isyana katılan Ermenilerin göç ettirilmesi dikkat çekicidir",cümlesi ile hatırlatmaktan gurur duyuyor gibidirler.

Söyleyecek söz bulamadığımı itiraf etmek zorundayım.1990'lı yıllar aklıma geldi.O yıllarda bu tür deli saçması iddialar çok moda idi.Gündüz Aktan,Şükrü Elekdağ ve Yusuf Halaçoğlu gibileri bu yalanları bilgi diye yayarlardı.Ben de kendilerine,Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nin yayınladığı belgeleri okumalarını salık verirdim.Bu belgelerde sadece Edirne,Kütahya,Bolu,Kastamonu gibi Anadolu'nun her yerinden Ermenilerin sürüldüğünü anlatılmıyordu.Ayrıca,vali ve kaymakamlar yazdıkları cevabi tellerde,bölgelerinde hiç Ermeni kalmadığını da bildiriyorlardı.

Bu iddiaların açıktan yalan olduğu anlaşıldıktan sonra bu tür saçmalıkları tekrar eden kalmamıştı.Ama anlaşılan "Yeni Türkiye" kurucuları,vizyonlarını eski yalanlar üstüne kurmaya karar vermişler.Kitaba yakından bakmaya devam edeceğim!

Onuncu sınıflar için yazılmış "Ortaöğretim Tarih" kitabına,1915 konusunda yazılanlarla ilgili olarak bakmaya devam ediyorum.

Kitapta,gülseniz mi ağlasanız mı bilemeyeceğiniz bir tez var.Tehcir Ermenilerin güvenliğini sağlamak için yapılmış!Şaka değil,ciddi bir tez olarak ileri sürülüyor bu;tehcir,"Ermeni halkın can güvenliğini de sağladı." Peki,Ermenilerin can güvenliklerini tehdit edenler kimler?İnanmayacaksınız ama gene Ermeniler!Yani devletimiz,Ermenileri Ermenilerden korumak için tehcir kararı almış;niye mi "çünkü bu [Ermeni] çeteler terör eylemine ve isyana katılmayan Ermenileri de öldürüyorlardı."

Ermeni çetelerinin saldırı ve katliamları nedeniyle,hayatları tehlikeye düşen Ermenilerin,vatandaşını koruma bilincine sahip devletimiz tarafından daha güvenlikli olan yerlere taşınması eylemi olarak tehcir...

Her şey aklıma gelirdi ama bu asla...Herkesi,"Yeni Türkiye"cilerin hayalimize bile sığdırmaya başaramayacağımız derin vizyonlarının eseri olan bu muazzam teorileri karşısında şapka çıkarmaya davet ediyorum!

Sıkıntı veriyor biliyorum!Ama unutmayalım ki bilgi diye sunulan bu deli saçmalıklarını çocuklarımıza okutacaklar ve okutuyorlar.

Kitaptan bilgileri aktarmaya devam ediyorum:Osmanlı Devleti,yer değiştirme uygulamasına tabi tuttuğu Ermenilerin nakli sırasında ağır savaş şartlarına rağmen olağanüstü gayret göstermiş! "Dahiliye Nezareti yayımladığı yönetmeliklerle göçün nasıl yapılacağını en ince ayrıntılarına kadar" planlamış.Örneğin,"Yaşlılar,güçsüzler,körler,dul ve yetimler tehcire tabi tutulmamış";"göç ettirilen Ermenilerin yerleştirilecekleri yerlerde tarım arazilerinin verimli olmasına dikkat edilmiş yine buralarda güvenliklerini sağlamak için karakollar kurulmuş... gittikleri yerlerde eski meslek ve işlerini yapmalarına imkân sağlanmış."

Bunları okuyunca insanın,sürgün edilen Ermenilerin şanslı oldukları sonucunu bile çıkartması,hatta keşke onlarla birlikte ben de sürülseydim demesi bile mümkün.Hem güvenliğiniz sağlanıyor hem de o zor koşullara rağmen her türlü imkân tanınıyor!Daha ne istiyoruz değil mi?

Rakamlar ve Toplu Mezarlar

Kitabın sürgün ve ölümlere ilişkin verdiği rakamlar da çok ilginç.Yusuf Halaçoğlu'nun tüm tehcir sırasında 30 bin Ermeni'nin hayatını kaybettiği tezine biraz zam gelmiş gözüküyor;"tarafsız araştırmacıların verdiği rakamlara göre savaş ve hastalıklar dahil 300 bin Ermeni hayatını kaybetmiştir" deniyor.Ama Ermenilerin öldürdüğü ve göçe zorladığı Müslüman sayısı bunun çok ötesinde imiş.Ermeniler,600 bin Türk öldürmüşler;"Rus resmi belgelerine göre sadece Erzurum,Erzincan,Trabzon,Bitlis ve Van'da Ermeniler yaklaşık 600 bin Türk'ü katlettiler ve 500 binini de göçe zorladılar."

1915 konusundaki iddiaların en sonuncusu,bir komedinin son perdesi gibidir;"Osmanlı Devleti'nin Ermenileri yok etme gibi bir niyeti olsaydı göç sırasında ve sonrasında bu kadar önlem alması mümkün olabilir miydi?Kaldı ki öldüğünü iddia ettikleri insanların toplu mezarları nerededir?" Burada,Mardin'de bir mağarada bulunan ve bir toplu mezara ait kemiklerin,Yusuf Halaçoğlu tarafından kaşla göz arasında yok edilmesi hikâyesi aklıma geldi...Ama galiba en doğrusu,hükümete,toplu mezarlara ilişkin serbest kazı yapma iznini vermesi için başvuruda bulunmak...

Kitabın saçmalıkları burada da bitmiyor.Sürgüne giden Ermenilerin geri döndükleri,eski mallarını ve mülklerini geri aldıkları vb. de iddialar arasında yer alıyor.ASALA'nın Türk diplomatlara yönelik siyasi cinayetleri ve diasporanın Soykırım'ın kabul edilmesi için gösterdiği faaliyetler de kitapta özel olarak ele alınan konular arasında.

"Dört T" Nedir?

Kitaba göre,hem ASALA hem diaspora tüm eylemlerini "Dört T" planı çerçevesinde yaptı ve hâlâ da yapıyorlar...Bu "Dört T" şu;Tanıtım,Tanınma,Tazminat veToprak.Ve kitap Ermenilerin bu çabalarına karşı mücadele edilmesi gerektiğini anlatıyor.Türk hükümetlerinin yaptığı faaliyetler sıralanıyor.Bu faaliyetler arasında sayılanlar şunlar;"Ermenilerin soykırım iddialarına karşı Türkiye 2001 yılı sonunda 'Asılsız Soykırım İddialarıyla Mücadele Koordinasyon Kurulu'nu oluşturdu.Bu kurul Ermeni iddialarının asılsızlığı konusunda bilimsel çalışmalara başladı.Ayrıca Ermeni sorunu okulların müfredat programlarına alınarak gençlerin bilinçlendirilmesi süreci başlatıldı.Yine Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) 'Türk-Ermeni İlişkileri Milli Komitesi'ni kurdu."

Anladığım kadarıyla bu değerli kurumlar hâlâ faaliyette ve çalışmalarını sürdürüyor.Okutulan ders kitaplarının da bu değerli kurumlarımızın katkısı ile yazılmış olabileceği ihtimali de oldukça mümkün gibi geldi bana...

"Yeni Türkiye"nin Ötekisi Ermeni

Burada aktardıklarım,iki kitapta yer alan deli saçması fikirlerin sadece 1915 ile ilgili olanları.Bu bilgilerden hareketle söylenebilecek şudur:Her cennet cehennemini tanımlamak zorundadır.Her güzel geleceğe davet,kötü karşıtının ne olduğunu anlatarak yapılmak zorundadır.Geleceğe ilişkin her vizyon sahibi,bu vizyonuna engel olacak düşmanını tanımlama ihtiyacını duyar.Ders kitaplarında Ermeniler üzerine yazılanlardan çıkartılacak sonuç şudur;"Yeni Türkiye"nin bir düşmanı da Ermenilerdir.

Ermeniler ders kitapları ile düşman olarak tanımlanıyorlar.Geleceğimizi teslim edeceğimiz genç beyinler,"kışkırtılmaya açık,ülkemizi bölmek isteyen,düşmanla işbirliği yapmış" Ermeni imajı ile eğitiliyorlar.Soykırım iddiası ise zaten kim oldukları belli olan bu Ermenilerin emellerine ulaşmak için uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir.

AKP'nin "Yeni Türkiye" vizyonuna inanan ve ona dört elle sarılan aydınlara naçizane bir önerim var:Eğer gücünüz varsa,hükümetin bu kitapları geri çekmesini sağlayın!Bu kitaplarda resmedilen Ermeni imajından dolayı ve Ermeni meselesini ulusal güvenliğe yönelik tehdit olarak tanımlandığı için hükümetin özür dilemesini sağlayın!

Yardıma mı ihtiyacınız var?Elimden bir şey gelmez ama istediğiniz yardım olsun!Yeter ki bu iğrençlik son bulsun,bu iğrençliği yazan veya yazılmasına onay veren kafayla "kurucu unsur" olma muhabbeti üzerine konuşmaya gerek görmüyorum...O sizin sorununuz!

Türkiye'nin Ermenileri mi?Onlara tek sorum var:Bu ülkede nasıl yaşıyorsunuz?Gerçekten bunu nasıl başarıyorsunuz?

Kasıtla nefret suçu işlenmektedir!

Ders kitapları ile ilgili yazı serisi dün bitmişti!

Ama bir ilave daha yapmak ve yazıyı,"Ortaöğrenim Tarih 10" kitabından uzun bir alıntı ile bitirmek istiyorum.

Kitapta şunlar söyleniyor;"Rusya tarafından silahlandırılan Ermeniler,Türk köylerine baskınlar yaparak katliama giriştiler...Osmanlı Devleti'nin Çanakkale Cephesi'nde ölüm kalım savaşı verdiği sırada Ermeniler,topyekûn isyan için çalışmalarını hızlandırdılar.Ermeni örgütlerinin resmi gazetesi olan Ararat,Ermenilere yapacakları eylemleri açıklayan aşağıdaki beyannameyi yayımladı(Ağustos 1914)."

"Ararat" dergisinden alındığı iddia edilen beyanname 15 maddelik;kitapta tümünü yayımlamışlar.10 maddesini aynen aktarıyorum ve her bir maddeyi çok dikkatli okumanızı rica ediyorum:

"1-Kim olursa olsun her Ermeni asli ihtiyaçlarından bazılarını satmak suretiyle silahlanmalıdır.
2-Seferberlik ilanıyla silah altına çağrılan Ermeniler bu çağrıya uymayacaklar,Müslümanlar da dâhil çevrelerindeki halkı da orduya katılmaktan men edeceklerdir.
3-Her ne suretle olursa olsun silah altına alınmış olan Ermeniler ordudan firar edip Ermeni çetelerine ve gönüllü birliklerine katılacaklardır.
6-Cephe gerisinde iki yaşına kadar olan bütün Müslümanları gördükleri yerde ve her fırsatta katledeceklerdir.
7-Müslüman halkın yiyecek,mal ve mülkünü ele geçirecek veya yakıp yıkacaklardır.
8-Terkedecekleri ev,hububat,kilise ve hayır kurumlarını yakıp Müslümanları bunların suçlusu olarak ilan edeceklerdir.
9-Resmi devlet dairelerini kundaklayacak,Osmanlı zaptiye ve jandarmalarını katledeceklerdir.
10-Cepheden yaralı dönen Osmanlı askerlerini öldüreceklerdir...
14-Ermenilerin yaptıkları isyan,ihtilal ve katliamın faturasını Müslümanlara çıkararak bunu iç ve özellikle dış kamuoyunda neşredeceklerdir.
15-İtilaf devletleri hesabına casusluk ve rehberlik yapacaklardır."

Kitap,Ermenilerin bu "beyannameyi hemen uygulamaya" koyduklarını ve "Türk halkına en büyük zararı Birinci Dünya Savaşı yıllarında verdiklerini" iddia etmektedir.

"Ararat" dergisinden alındığı iddia edilen böyle bir beyannamenin gerçekten varolup olmadığı üzerine tartışma yapmak bile son derece anlamsız.Yani,"bulun bu belgeyi ve aslını yayınlayın;yoksa sizi yalancı ilan edeceğim" gibi bir söz sarfetmeyeceğim.

Çünkü yayımlayanlar da 15 maddelik böyle bir belgenin olmadığını biliyorlar!Sözü edilen belgeye ve içerdiği noktalara bu denli uzun yer vermemin tek bir nedeni var!

Burada kasıtlı yapılan bir eylem sözkonusudur.Böyle bir belge vardır diyen bir kişi ancak ve ancak 1933 ve 1945 yılları arasında Hitler'in Propaganda Bakanlığında Goebbels'in emrinde çalışan birisi olabilir.Bu belgenin yer aldığı bir kitap ancak ve ancak Nazi Propaganda Bakanlığı tarafından yayımlanır ve dağıtılır.Aksini iddia edeceklerin iddialarını seve seve dinlemeye hazırım.

Şimdi kendinizi,Ermeniler savaş sırasında tüm bu sayılan maddeleri gerçekten yaptı diye okuyacak olan bir Türk gencinin yerine koyun.Bu gencecik beyinler,Ermeniler hakkında ne duymaya,ne düşünmeye başlayacaklardır?

Eklemeye gerek yok ki bu kitaplar,zaten sayıları çok az kalmış Ermeni okullarında,Ermeni çocuklara da mecburi ders olarak okutulmaktadır.Bu kitapları okumak zorunda kalan bir Ermeni öğrencinin psikolojisi üzerine hiçbir şey söylemek istemem.

İşte bu nedenle iddia ediyorum.Burada açık bir kasıt vardır!Bunu yapan,ne yaptığını bilerek yapıyor.Kasti olarak,hem de sonuçlarını bilerek,bilinçli bir nefret suçu işliyor.Bu bir şeyi daha gösteriyor!1915'te bir milyonun üzerinde insanı imha eden zihniyet hâlâ işbaşındadır.Sosyal bilimciler arasında bu "Genocidal mentality-Soykırıma dönük zihniyet" olarak tanımlanmaktadır!

AKP'nin sessiz devrim yapmakta olduğunu söyleyen ve destek veren her kişi ve kuruluş,eğer insan haklarına saygı duyan demokratlar olmak iddiasındaysalar,bu kitaplarda yazılanlara karşı seslerini çıkartmak zorundadırlar.Bunu yapmadıkları müddetçe,"soykırıma dönük zihniyetin" destekçisi olmakla suçlanacaklarını kabul etmek zorundadırlar.

Son bir sözüm de geçenlerde "Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi" dersinin kaldırılması için imza kampanyası başlatan aydınlarımıza.Anladığım kadar bu konularda duyarlılar,mesajımın onlara olmasının tek nedeni budur.

Kendilerinden imza kampanyalarına son vermelerini rica ediyorum.Önümüzdeki tablo itibarıyla uğraştıkları konu,son derece kenar ve ayrıntı bir husustur.Boş bir işle uğraşıyorlar hatta diyebilirim ki biraz gereksiz bir gösteri yapıyorlar.

Çünkü turpun büyüğü başka yerde.Turpun büyüğü tarih derslerinde.İnkılap Tarihi dersi kalksa ne olur,kalkmasa ne olur!Zaten daha kötüsünü tarih ders kitaplarında yazıyor ve okutuyorlar.

Değerli kampanyacılar,eğer eyleminize neden olan fikirlerinizde ciddi iseniz,derhal tüm tarih ders kitaplarının geri çekilmesi ve bu kitaplardan dolayı AKP hükümetinin özür dilemesi gerektiği kampanyasını başlatınız!İlk imzacınız ben olacağım.

2015,Soykırım'ın yüzüncü yılı yaklaşıyor.AKP ve ona yakın olan her kişi ve kuruluş bilmek zorundadır ki,"Ermeni sorunu" konusunda ağızlarını her açtıklarında artık önlerine bu kitaplar konacaktır.Bu kitaplar geri çekilmeden,başta bu kitapların zorla okutulduğu Ermeniler olmak üzere,kamuoyundan açıkça özür dilenmeden 2015 konusunda söylenebilecek tek bir söz bile yoktur!..


*Prof.Dr.Taner Akçam,"Yeni Türkiye"nin Ders Kitapları,Taraf,15-18 Eylül 2014.

http://www.taraf.com.tr/yazilar/taner-akcam/yeni-turkiyenin-ders-kitaplari-i/30814/
http://www.taraf.com.tr/yazilar/taner-akcam/yeni-turkiyenin-ders-kitaplari-ii/30821/
http://www.taraf.com.tr/yazilar/taner-akcam/yeni-turkiyenin-ders-kitaplari-iii/30833/
http://www.taraf.com.tr/yazilar/taner-akcam/kasitla-nefret-sucu-islenmektedir/30841/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder