6 Temmuz 2014 Pazar

Yahudiler,İsrail ve Soykırım/Tony Cliff*

Siyonizmin Doğuşu

Fransız Devrimi Yahudileri özgürleştirdi.1789 ile Almanya ve İtalya'nın birleşmesi sonrasında geçen bir yüzyıl sonunda fiziksel,ekonomik ve entelektüel getto tamamen ortadan kalkmıştı.Mendelssohn,Heine ve Marx,hepsi Yahudi idi ve Alman kültürel hayatında tanınmış kişilerdi.Yaygın anti-Semitizm,hatta soykırımlar hâlâ yaşanıyordu.Ancak bu halen feodalizmin egemenliğinin sürdüğü ve modern kapitalizmin henüz çok başlangıç noktasında olduğu Çarlık Rusya'sında geçekleşiyordu.Kapitalizm yaşlandığında ve hastalıklı hale geldiğinde,özellikle de 1930'lardaki "Büyük Bunalım"dan sonra gençliğindeki tüm demokratik kazanımlara arkasını döndü.Şimdi Yahudiler sadece gettolara değil,bunun da ötesinde gaz odalarına itiliyordu.

Bu iki dönem arasında Fransa'da çok kötü bir anti-Semitik olay patlak verdi.1895'te bir Yahudi subayı olan Dreyfus,Alman ajanı olmakla suçlandı.Bir cadı avı halinde yaşanan dava,Yahudilere karşı kitlesel bir histeriye yol açtı.Bu anti-Semitizm dalgası,yükselen Fransız emperyalizmi ve Alman emperyalizmi arasında yaşanan savaşın yan ürünüydü.O sırada Paris'te tanınmış bir gazeteci olan Theodor Herzl bu taşkınlıklardan anti-Semitizmin doğal ve kaçınılmaz olduğu sonucunu çıkardı.1895 Haziran'ında şöyle yazıyordu:

"Söylediğim gibi,Paris'te anti-Semitizm çerçevesinde daha özgürlükçü bir tutum oluşturmayı başardım;şimdi tarihsel olarak anlamaya başladım ve pişmanım.Her şeyin ötesinde,anti-Semitizmle 'savaşmaya' çalışmanın boşluğunu ve anlamsızlığını anladım."

Herzl;Dreyfus'u savunmak için ortaya çıkan Émile Zola ve çoğunluğu Sosyalist olan diğer Fransızları eleştiriyordu.Şikâyetlerini şöyle ifade ediyordu:

"Yahudiler şu anki sivil düzeni yıkmak isteyenlerden ve Sosyalistlerden yardım talep ediyor...Açık ki artık onlar Yahudi değiller.Emin olun ki Fransız da değiller.Muhtemelen onlar Avrupa anarşizminin liderleri olacaklar."

Herzl,anti-Semitizme karşı çözümün,Yahudilerin istenmedikleri ülkeleri terketmelerinden ve kendi devletlerini kurmalarından geçtiğini tartışıyordu.Bu çabayla,"anti-Semitistler bizim en güvenilir dostlarımız müttefikimiz olacaklardır" iddiasında bulundu.Bundan dolayı 1903'te Kishinev soykırımını örgütleyen Çarlık İçişleri Bakanı Plevhe ile görüşmeye gitti.Yahudilerin Rusya'dan çıkartılmasının Plevhe'nin düşmanı devrimci hareketi zayıflatacağını söyleyerek ona olta attı.

Eğer Yahudiler ve Yahudi olmayanlar arasındaki çatışmanın doğal ve kaçınılmaz olduğu varsayılırsa tabii ki o zaman Filistin'deki Yahudiler ve Araplar arasındaki çatışmalar da doğal ve kaçınılmaz olarak görülür.Öncelikle Herzl Siyonizmi "Vatansız bir halka vatan,halksız bir vatana da halk vermek" olarak tanımlıyor.Ancak Filistin'de Arapların yaşadığı gerçeğiyle karşı karşıya geldiğinde onlardan kurtulmayı zorunluluk olarak görüyordu.12 Haziran 1895'te şöyle yazıyordu:

"Sınırlar içinde yaşayan beş parasız nüfusu komşu ülkelerde iş bulmaya sevketmeli aynı zamanda kendi ülkemizde herhangi bir iş bulmalarını engellemeliyiz."

Etnik temizlik niyetinin ne kadar pervasız bir ifadesi!

Kapalı Siyonist Ekonomi

Ondokuzuncu yüzyılın sonlarından itibaren Filistin'e göç eden Siyonistler Güney Afrika'daki Beyazlara benzer bir ekonomik yapı istemediler.Orada Beyazlar kapitalistleri,Siyahlar ise işçileri oluşturuyordu.Siyonistler tüm nüfusun Yahudi olmasını istediler.Araplar Avrupalılarla karşılaştırıldığında çok düşük bir yaşam standardına sahipti ve çok yaygın açık-gizli işsizlik koşullarında yaşıyorlardı.Siyonistlerin bu hedefi gerçekleştirmelerinin tek yolu Yahudi işgücü piyasasını Araplara kapatmaktı.Bunu gerçekleştirmek için bir dizi metot uygulandı.Öncelikle,Tel-Aviv'in önemli bir kısmı da dahil olmak üzere Yahudiler tarafından satın alınmış toprakların büyük bir kısmının sahibi Yahudi Ulusal Fonu bu topraklarda sadece Yahudilerin çalıştırılabileceğini dayatan bir karar aldı.

Buna ek olarak Siyonist Sendika Federasyonu,Histadrut (Yahudi İşçiler Genel Federasyonu) üyelerine iki aidat zorunluluğu getirdi:Biri Yahudi emeğini savunmak,diğeri Yahudi ürününü savunmak için.Histadrut Arap işçileri çalıştıran meyve bahçesi sahiplerine karşı grev gözcülüğü organize ederek onları işten atmaya zorluyordu.O sıralarda genç erkeklerin Yahudi pazarlarında sebze veya yumurta satan kadınlar arasında dolaşarak Arap bir satıcı bulduklarında sebzelerin üzerine gazyağı dökmeleri ve yumurtaları kırmaları çok sık yaşanan bir durumdu.

Sırf mutfağında bulaşık yıkayan bir Arap işçi çalıştırdığı dedikodusu nedeniyle 1945 yılında Tel-Aviv'deki bir kafeteryanın saldırıya uğradığını ve neredeyse yerle bir edildiğini hatırlıyorum.Ben 1936 ile 1939 arasında İbrani Üniversitesi'nde okurken Rektör Yardımcısı Doktor D. R. Magnus karşıtı gösteriler yapıldığını hatırlıyorum.O zengin bir Amerikalı Yahudi ve bir liberaldi.Suçu,Arap bir evsahibinin kiracısı olmaktı.

Emperyalizme Bağımlılık

Siyonistler Filistinlilerin direnişiyle karşılaşacaklarını bildiklerinden,o zaman Filistin'de en etkili emperyalist gücün yardımına ihtiyaçları olduğu konusunda başından beri nettiler.

Herzl,19 Ekim 1898'de Kaiser Wilhelm'in de aralarında bulunduğu bir dinleyici topluluğuyla görüşmek üzere İstanbul'a gitti.O dönemde Filistin,Almanya'nın küçük ortağı olan Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçasıydı.Herzl,Kaiser'e,İsrail'de gerçekleşecek olan Siyonist bir yerleşimin Alman İmparatorluğu'nun bir ortağı olan Avusturya'daki Siyonist merkezi güçlendirerek Almanya'nın etkisini artıracağını söyler.Aynı zamanda başka bir havuç daha sunar:"Ona,Yahudileri devrimci partilerden uzaklaştırdığımızı da anlattım."

Birinci Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru,Filistin'in kontrolünün İngiltere'ye geçeceği kesinleşince,o dönemde Siyonistlerin lideri Chaim Weizmann İngiliz Dışişleri Bakanı Arthur Balfour'la ilişkiye geçti ve ona 2 Kasım 1917 tarihinde Filistin'de bir Yahudi anavatanı sözü veren deklarasyonu imzalattı.Kudüs'ün ilk İngiliz askeri valisi Sir Ronald Storrs,Siyonist girişimin onu cesaretlendirdiğini ve aldığı kadar verdiğini anlatır:Siyonistler "Potansiyel olarak düşman Arap denizinde sadık küçük bir devlet" kurarak İngiltere için Filistin'in Orangeman'i (İrlanda'daki Protestan azınlık) olacaklardı.

İkinci Dünya Savaşı ile Ortadoğu'daki asıl gücün İngiltere olmaktan çıkıp ABD'ne geçeceği netleşti.Bu nedenle de o dönemin Siyonist lideri Ben-Gurion ABD ile anlaşmalar kotarabilmek için Washington'a koştu.Şimdi İsrail ABD'nin en güvenilir uydu devleti.İsrail'in çok küçük olmasına rağmen ABD'nden en çok ekonomik yardım alması boşuna değil.Aynı zamanda dünyadaki tüm ülkelerden daha fazla askeri yardım alıyor.

Soykırım

Nazizmin barbarlığını anlayan Trotsky,Yahudilerin yok edilişini öngördü.22 Aralık 1935'te şöyle yazıyordu:

"Savaş çıktığında,Yahudileri nelerin beklediğini hayal etmek zor değil.Ancak savaş olmasa bile,dünyada gericiliğin bir sonraki gelişimi Yahudilerin fiziksel imhasının kesin olduğuna işaret ediyor...Ancak,gericiliğe karşı cüretkâr bir seferberlik,işçi milislerinin oluşturulması,faşist çetelere karşı doğrudan fiziksel direniş,kendine güvenin artışı,faaliyet ve tüm ezilenlerin cesareti güç dengelerinde bir değişimi provoke edebilir,dünyadaki faşizm dalgasını durdurabilir,insanlık tarihinde yeni bir sayfa açabilir."

İkinci Dünya Savaşı'na kadar dünyadaki Yahudilerin büyük çoğunluğu,özellikle de işçi sınıfından Yahudiler Siyonizmi desteklemiyorlardı.O dönemde Avrupa'daki en geniş Yahudi toplumunu barındıran ülke olan Polonya'da,Aralık 1938 ve Ocak 1939'da Warszawa,Lodz,Cracow,Lvov,Vilna ve diğer şehirlerde belediye seçimleri yapıldı.Yahudi Sosyalist işçilerin anti-Siyonist örgütü Bund,Yahudi bölgelerindeki oyların yüzde 70'ini aldı.Bund,Warszawa'da yirmi sandalyeden 17'sini kazanırken,Siyonistler sadece bir sandalye kazandı.

Tüm bunlar Soykırım ile radikal bir şekilde değişti.Avrupa'da ailesinin bir ferdini kaybetmemiş Yahudi bulmak çok zor.Soykırım'dan kısa bir süre önce teyzemin Danzig'ten Filistin'e bizi ziyarete geldiğini hatırlıyorum.Ailesiyle hiç tanışmamıştım.O ve ailesinin tüm diğer üyeleri Soykırım'da kayboldular.Çok yakından tanıdığım bir kuzenim vardı,savaştan hemen önce kocası ve beş yaşındaki çocuğu ile Avrupa'ya gitmişlerdi.Onlar da gaz odalarında öldürüldü.

Bugün Yahudilerin büyük çoğunluğu Siyonist ve bu çok anlaşılır bir durum.

Felaket

Filistinliler,1948'de İsrail Devleti'nin kuruluşunu tanımlamak için bu terimi kullanıyor.O zamandan bu yana İsrail ile Araplar arasında yaşanan üç savaşta,1948,1967 ve 1973'te Filistinliler büyük bir etnik temizliğe tabi tutuldu.Bugün,3 milyon 400 bin Filistinli mülteci var;daha önce yaşadıkları topraklarda varolandan çok daha fazla bir rakam bu.Toprak mülkiyeti verileri onların nasıl Filistin'den çıkarıldığına tanıklık ediyor:1917'de Yahudiler ülkedeki topraklarının yüzde 2,5'ine sahiptiler.1948'de bu rakam yüzde 5,7'ye çıktı ve bugün 1967 öncesi sınırların yüzde 95 kadarı Yahudilerin.Araplar ise toprakların sadece yüzde 5'ine sahip.

Bu,tarihin en trajik olaylarından biridir.Nazi barbarlığının acısını yaşamış Yahudiler gibi ezilen bir ulus,Soykırım'ın gerçekleşmesine hiçbir katkısı olmayan bir başka ulus olan Filistinlileri eziyor ve barbarlık yapıyor.

Çözüm

Filistinlilerin kendilerini özgürleştirecek güçleri yok.Önemli reformlar kazanabilecek kadar bile güçleri yok.Çok önemli reformlar kazanan Güney Afrika Siyahlarına benzemiyorlar.Apartheid'ten (Güney Afrika'daki ırkçı rejimin adı) kurtuldular,oy kullanma haklarını kazandılar,Siyah bir başkan seçtiler.Ekonomik Apartheid'in hâlâ devam ettiği doğru.Zenginlik halen çok az sayıdaki Beyaz azınlığın elinde yoğunlaşmış durumda,şimdi çok az sayıda Siyah zengin de onlara katıldı.Siyahların büyük çoğunluğu halen korkunç bir yoksulluk içinde.Güney Afrika'daki Siyahlar Filistinlilerle karşılaştırılamayacak kadar daha güçlü.Her şeyden önce,Güney Afrika'da Beyazlardan beş-altı kat daha fazla bir Siyah nüfus var.Oysa Filistinlilerin sayısı neredeyse İsraillilerle aynı.(Filistinlilerin çoğu mülteci) İkincisi,Siyah işçiler Güney Afrika ekonomisinin kalbini oluşturuyor,Filistinliler ise ekonomide çok marjinal bir yerdeler.Güney Afrika sendikası COSATU,ırkçı rejimin yıkılmasında çok önemli bir rol oynayan çok büyük bir sendika.Filistinlilerin karşılaştırılabilir bir sendikal örgütlenmesi yok.

Trotsky'nin sürekli devrim teorisinin mükemmel bir şekilde uygulanabileceği bir yer varsa,orası da Filistin'dir.Bu teori proletarya devrimi olmadan hiçbir demokratik talebin,hiçbir ulusal kurtuluşun kazanılamayacağını tartışır.Filistinlilerin ve Ortadoğu'daki herkesin kaderini belirleyen anahtar Arap işçi sınıfının elinde ve ana güç merkezleri Mısır,daha az ölçüde Suriye,Irak,Lübnan ve diğer ülkeler.Ne yazık ki,Ortadoğu solunu uzun süre boyunca belirleyen Stalinizmin zarar verici etkisi nedeniyle Arap işçi sınıfının potansiyeli gerçekliğe dönüşmedi.Irak'ta Baas Partisi'ne ve Saddam Hussein'e kapıyı açanlar,Suriye'de Assad ve Suriye'deki Baas Partisi'ni iktidara taşıyanlar,Mısır'da Nasser'a ve sonrasında İslamcılara kapıyı açanlar Stalinistlerdi.

Arap işçi sınıfının yapacağı bir devrim emperyalizme ve Siyonizme son verebilir.Bunun bölgedeki Yahudileri tehlikeye atacağını iddia etmek basitçe ikiyüzlülüktür.Güney Afrika'da Apartheid iktidardayken Afrika Ulusal Kongresi'nin (ANC) Beyazların kasaplığına soyunduğunu iddia ediyorlardı.Hiç de böyle bir şey olmadı...

*Tony Cliff,Yahudiler,İsrail ve Soykırım,Tony Cliff Arşivi.

https://tonycliffarsivi.wordpress.com/2014/06/10/yahudiler-israil-ve-soykirim-tony-cliff/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder