10 Şubat 2014 Pazartesi

"Soykırım sözcüğü umurumda değil!"/Charles Aznavour*

Charles Aznavour'la Ara Toranian tarafından yapılan söyleşi,"Nouvelles d'Arménie Magazine"in Ekim 2011 sayısında yayımlandı.Tam metni Türkiye'de sadece Zaman'da yer alıyor.Fransızca aslından çeviren:Hayri Gökşin Özkoray.

-"Vivement dimanche" programındaki beyanatınızla pek de yeni dostlar edinmediniz...

Artık bıkmaya başladım.Böyle başarılı olamayacağız,asla başarılı olamayacağız.Düşmanlarımız kendilerini kurtarabilmek için hâlâ hafızası olanların ölmelerini bekliyorlar.Hangi ülke bizi cansiperane savunuyor?Hiçbiri.Fransa ne tanıyacaksa tanıdı,ama daha ileri gitmiyor.Hiçbir ülke bize destek olmayacak.Asla.

Ayrıca,bugün devrim yapan Arapların hayali Kemalist modele uygun bir hükümete sahip olmak.Bu da zenginleşmekte ve sürekli daha fazla zemin kazanmakta olan Türklerin değirmenine su taşıyor.Zaten G-20'ye üyeler.Artık Avrupa Birliği'ne girmek gibi bir dertleri de yok.Bu arada Ermenistan acı çekiyor,Ermenistan her geçen gün daha da boşalıyor.Kısa zaman içinde boş bir kabuk olacak.Bu kime yarayacak?Üç tane mafya babasına mı?Binlerce zavallı insan tüm dünyaya yayılacak.Ve biz,Türklerin karşı çıktıkları soykırım sözcüğüne mi odaklanıyoruz?O halde,soruyu Türklere yöneltiyorum:Eğer bu bir soykırım değilse,bir halkın yok edilişine ne denir?Tüm bu zaman boyunca siz buna ne ad verdiniz?Mustafa Kemal vaziyeti bizzat nasıl nitelendirdi?Benim istediğim bu.Soykırım sözcüğünün icadından önce buna ne denebilirdi?Katliam mı?Ermenilerin katli mi?Şayet soykırım sözcüğünü kullanmak istemiyorsanız,en azından bunun bir katliam olduğunu kabul edin!Bu aşamaya varıldığında,zaten çok mesafe katetmiş olacağız.

Ermenistan ciddi tehlike altında ve herkes soykırım kelimesine takılı kalıyor.Bunun ülkeyi nasıl ilerlettiğini göremiyorum.Bu mantık bizi nereye götürüyor?Bu tip görüşleri ifade ettiğim için beni eleştirenler neredeler?Ermenistan'a yardım için ne yapıyorlar?Tam olarak hangi anda para yolluyorlar?Bana ders verecek kişiler bunlar mı?Onlara ilk ders verecek kişi asıl benim.Firması en az üçyüz hukukçu çalıştıran,Amerika'daki bir Ermeni avukatla bu meseleye dair konuştum.O da diğerleri gibi düşünüyordu.Fakat,ona kendi görüşümü sunduğumda bana hak verdi.

Ben siyasetçi değilim.Siyaset hakkında hiçbir şey bilmiyorum.Tek bildiğim şu:İkinci defa ölmek üzere olan bahtsız bir ülke parçacığımız var.Ve buna rağmen başka şeylerden bahsediliyor.

-Yine de,bu sorun hakkında çok aktiftiniz,özellikle de mesele Senato'ya gittiğinde.Senato nezdinde bir konuşma yaptınız...

Bu ne işe yaradı ki?

-Gösterilere de katıldınız...

Bu ne işe yaradı ki?

-Gazetelerde yazılar yayınlattınız...

Bu ne işe yaradı?Bu bizi nereye götürdü?Bize fazladan getirisi ne oldu?Bir "N" noktasından itibaren kaydedilen ilerlemeyi metre olarak saysaydık,kaç milimetre ilerlemiş olurduk?Sıfır!

-Gerçekten de hiç ilerlenmediği izleniminde misiniz?

Kıpırdanmadı ve kıpırdanmayacak da.Türkiye'ye sürekli davet ediliyorum.Türk Dışişleri Bakanı beni kendi evinde tatile bile çağırdı.O halde taleplerimiz hakkında uzlaşmalıyız.Taraflardan birinin ya da ötekinin partizan çıkarları için siyasi partisyonlar icra etmeyelim.Bir sonraki Ermenistan başkanının kim olacağını kesinlikle takmıyorum!Tek istediğim,sınırları açarak bu ülkenin biraz daha iyi soluklanmasının sağlanması.

-Burada bir yardım çağrısında mı bulunuyorsunuz?

Evet.Türkler hakkında hep iyi şeyler söylerim.Türkiyeli hiçbir Ermeni Türkleri sevmediğini söylemez.Tutumlarını,siyasetlerini sevmeyebiliriz,ama aynı şey halk için geçerli değil.Hedefim bu meselelerde biraz ilerlenebilmesi.

-2009'da Zürih'te imzalanan protokollerin başarısızlığı sizi hayal kırıklığına uğratmadı mı?

Bu protokoller imzalandıkları akşamın ertesinde kötülendi.Böyle olacağından şüphelendiğimden hayal kırıklığına uğramadım.Neden mi?Türklerle hiçbir anlaşma sağlanamadı.Her seferinde geri çekildikleri bir an geliyor ve bunun ardından yapılacak hiçbir şey kalmıyor.Bu eğilimi stratejik konumları da kuvvetlendiriyor.Kendilerini güçlü buluyorlar ve taviz vermeye gittikçe daha az yanaşmaktalar.Peki,bu durumda ne yapmalı?Hiçbir şeyin yapılmamasına ben razıyım.Fakat artık benden bir şey beklenmesin.Bıkmış durumdayım.Boşuna çaba sarfetmek istemiyorum.

Türk halkına birçok yalan aşılandı.Onlara yanlış şeyler öğretildi.Bu noktadan hareket ederek,onlara bu yalanların tam tersini öğretelim!

-Yani iki taraf için de mi akıllı ve düşünceli olmak gerekiyor?

Sadece akıllı ve düşünceli olmak gerekiyor.Mutlaka harekete geçmeli.İnisiyatifler alınmalı.Ben de size kendi adıma bir soru sorayım:Türkler ne zamandır bizim topraklarımızda yaşıyor?Size topraklarımıza yerleştiklerinden beri bizden aldıklarından bahsetmiyorum,öncesinden söz ediyorum.

-Yüzyıllardır.Yaklaşık bin senedir.

Almanlar artık Alsace ve Lorraine'i talep etmiyorlar ve biz de Ruhr bölgesine göz dikmiyoruz.Yine de biraz zeki olmak ve bu meseleleri anlayabilmek lazım.Tüm bunlar sona erdi!

Daha da ileri gideceğim.Bize birtakım topraklar verilse dahi,kim gider ki?Bu topraklar üzerinde yaşamaya kim gider?Hiç kimse.Biraz mantıklı ve zeki olalım!Bu meseleleri iyice tartalım!

-Ermeni yetkililerin bu dosyaya hakim oldukları ve işleri bu bağlamda düzgünce yürüttükleri izleniminde değil misiniz?

Bilemiyorum.Onlarla bir dahaki sefer konuşacağız.Onlara danışmadan bir şey söylemek istemiyorum.Yine de önceliklerinin sınırların açılması olduğuna inanıyorum.Dışarısı sözcükler savaşına kenetlenmiş durumda ve bunun cefasını içeridekiler çekmekte.

-Beni bağışlayın ama,Ermenistan Ermenilerinin göçünün başlıca nedeninin ülke halkı için hiçbir umut kaynağı teşkil etmeyen yürürlükteki sistem olduğunu düşünmüyor musunuz?Karabağ'daki savaş durumunu hesaba katmadığımızda bile durum böyle.Bu konuda da mı teslim olunmalı?

Tabii ki,hal böyle.Oradaki insanlara yardım adına hiçbir şey yapılmıyor.Tam tersine!Mafya üyeleri hakkında tahammül edilemeyecek hikâyeler biliyorum.Köylüleri kendi toprakları üzerinde aç bırakmayı başarıyorlar.Bu mafya üyelerini kurşuna dizmeli!Bundan daha ileri gidilemez!Mafyaya mı girmek istiyorsunuz?Mafyanızı başka ülkelerde kurun!Birçoğunda hoş karşılanacaklardır.Ama bunu kendi ülkenizde,kendi halkınıza karşı yapmayın,lanet olsun!

-Peki Ermeni davasındaki önceliğiniz nedir?

Bir uzlaşma istiyorum.Türkler gerçekleşen olayları tanımalılar.Fakat soykırım sözcüğü umurumda değil.Bu kelimeyi kullanmaları benim için neyi değiştirecek ki?

Katliamları kabul etsinler.O dönemde de söylenen buydu.Bütün dünya katliamlardan söz etti.Ve aniden,1950'lerden sonra,kabul etmesi çok zor olan soykırım kelimesine takılıp kaldık,her ne kadar gerçekliğe tekabül etse de.

-Eh yani!

Bir halkı bu dünya üzerinden silmeye karar verdiklerini kabul etmek istemiyorlar.Meydana gelenler kesinlikle unutulmamalı.Fakat,umuda meyledilmeli.

Sınır bölgesindeki Türkler Ermenilere karşı değiller.Diyarbakır Belediye Başkanı açıkça bu tanımanın gerçekleşmesi gerektiğini söyledi.İlginç şeyler söyleyen önemli insanlar var.Yine de,tabii ki bunların tam tersini söyleyenler de mevcut.Ama Türk halkı kıpırdanıyor.Dink'in cenazesi için kıpırdandı.

-Peki Karabağ meselesini nasıl görüyorsunuz?Türkiye'den ziyade,bu tarafta daha büyük bir savaş tehlikesi var.Ne öngörüyorsunuz?

Bu da paketin bir parçası.Çok da normal.Yine de şunu açıkça belirtmek lazım:Karabağ Stalin tarafından ihsan edilmeden önce de Azerilere mi aitti?Karabağ,bunun aksine Ermenistan'da mıdır?Hayır,özerk bir ülkedir.Bu doğru mu,değil mi?

-Yani,ne demek istiyorsunuz?Orada da mı geri adım atılmalı?

Hayır.Karabağ'ın kendi başına bir ülke olduğu kabul edilmeli.Azerbaycan ve Ermenistan gibi bağımsız.Ben ütopyacı mıyım?

-Bu tür tavırlar alırken Ermeni yetkililerle görüş alışverişinde bulunuyor musunuz?

Ermeni yetkililerle ne zaman tartışsam bana hak veriyorlar.Ama hiçbir şey yapmıyorlar.Fransa için de aynısı geçerli.Yetkililerle konuşulamaz,kim ve ne olurlarsa olsunlar!

Fransa'nın bizim için bir şey yapacağına inanmıyorum.Bu hiçbir şeye yaramıyor.Türkiye Fransa için fazla önemli.Bunu yadsıyamayız.Fransa kendini hep en güçlüler arasında görüyor,fakat iş tercihlere gelince durum farklı.Fransa,Ermeniler için hiçbir şey yapmayacak.İşte,doksan senedir bekliyoruz.Kitaplar yazıldı,her kategoriden insanlar Ermeni davası için tavır aldı ve bundan hiçbir şey çıkmadı.Ve,istisnai kozlar tam tersi için mücadele verirken bugün bir mucize mi bekliyorsunuz?Ütopyacı olunabilir,ama fazla hayal de görülmemeli!Ben hayal kurmuyorum.Yaşamım hayal kurmadığımı kanıtlıyor.Ben çalıştım.Siyasetçi değilim.Bu olumladıklarımı söylemek için gerekli zekâm ya da kültürüm yok.Ama bunları kalbimden söylüyorum,çünkü böyle düşünüyorum!

-Politikayla hâlâ ilgileniyor musunuz?

Siyasetçi erkek ve kadınlarla ilgileniyorum,ne yapacaklarını görmek üzere.Vaatler,vaatler!Dün konser salonunda arkadaşım Besancenot vardı.Ona saygı duyuyorum.Kendisini severim.Samimidir.Dosyalarıyla ilgili geceleri çalışır.Diğerleri hakkında bir şey bilmiyorum.Diğer siyasetçilerin konuşmalarını başkaları yazıyor!

-Yeni başlayan sezondan memnun musunuz?

Çok memnunum.Eskiden kötü şeyler yazanlar,halen mırın kırın ediyorlar,ama gittikçe daha az.Başarılı oluşumu asla affetmeyecekler.Beni ancak öldükten sonra bağışlayacaklar.Fakat ölümüme henüz yaklaşmadım.Beni iyi dinleyin,Ara.Tek istediğim,ölmesine ramak kalmış halkım için iyi şeylerin gerçekleşmesi.Orada kaç kişi kaldı?2 milyon 300 bin kişi deniyor.Yetkililer 3 milyon 600 bin diyorlar,ama bu doğru değil.

Kısa zaman içinde,1 milyon 800 bine düşecekler.Ardından da mafyanın eline düşecek bir milyon insana kadar ineceğiz.O halde nüfus artışı için Çinlilerden mi medet umacağız?

Her Ermeni'nin kendini yoklamasını istiyorum.Kendisine şu soruyu sorsun:Atalarımın memleketine katkım nedir?Bunu reddederek,şunu geri çevirerek ne getiriyorum?Hiçbir getirisi olmadığını böylece anlayacak.Gördüğüz gibi,geveze biriyim.

Yetkililer bana hak veriyor ama adım atmıyorlar!

-Aslında her şeyden çok Ermenileri sarsmak mı istiyorsunuz?

Evet,ama Türkleri de sarsmak gerekiyor;tüm bunlar aramızda belirlenecek,şayet iyi niyetli insanlarsak.

-Yine de Ermenileri biraz taciz etmektesiniz.Bunun farkında mısınız?

Ben hayatımı seyirciyi taciz ederek geçirdim.Kendi halkıma bunu yapmayacak mıyım?Bir gün kızkardeşim bana şöyle sordu:Sence bir Türk seni öldürebilir mi?Bir Ermeni de bunu aynı nedenlerden ötürü yapabilir.Risk alıyorum.Ben meseleleri böyle görüyorum.Bir işe girdim mi de tam girerim!Peki haksız mıyım?Belki.O halde bana bir çözüm sunulsun.Ama herhangi bir şey değil.Şikâyet değil.Tabu da değil;bir gün Ermenistan Cumhurbaşkanına Müslümanlaşmış Ermenilerden bahsetmiştim,onlara dair bir şey yapılmasını söyleyerek.Her taraftan reddedilen bu bahtsız insanlara yardım edilmeli.

Biz İslam'a karşı değiliz.Ermenistan'da altı muhteşem cami var,onları yok etmek isteyen Stalin'in emirlerine rağmen kurtarıldılar.İran da yenilenmeleri için gereken her şeyi yapıyor.

Biz bir milletiz.Bir millet,her tür insandan meydana gelir,en iyilerinden en kötülerine kadar ve her dine mensup insanlardan.Hristiyanlarımızın,Yahudilerimizin ve Müslümanlarımızın olması normaldir.Ermenistan bu yolda ilerlemelidir,ki bu aynı zamanda Avrupa yoludur.

-Üç Ermenistan başkanı tanıdınız.Onlardan bahsetmek ister misiniz?

Hayır,maksadım bu değil.Onlar iyi niyetli adamlar.Fakat,bazı durumlar,niyet ve iradeyi değiştirebiliyor...En azından hiçbir başkan bana asla hayır demedi.Belki de demelerini yeğlerdim.

Bugün Ermeni olmak nedir?Bunu bilmek isterim.Diaspora Ermenisi olmak ne demek?İyi yemek mi?Güzel içmek mi?Bir butik sahibi olup soykırımdan bahsetmek midir Ermeni olmak?Bunun bir anlamı yok...

Ortalığı karıştıran beyanat

4 Eylül Pazar günü "Vivement dimanche" programında,sunucu Michel Drucker'in Soykırım hakkındaki sorusuna,Charles Aznavour şöyle yanıt vermişti:"Bu rahatsız edici bir kelime ve nihayet beni de rahatsız etmeye başladı,burada söyleyeceklerimle bazı Ermenileri karşıma alacağım,ama bence bu önemsiz.Şayet Türkler kendilerini tek rahatsız eden şeyin 'soykırım' kelimesi olduğunu söyleme dürüstlüğüne sahiplerse,sınırların açılması ve Türk hükümetinin bizimle bir diyalog başlatması için başka bir kelime bulabiliriz." "1,5 milyon, küçük bir ülke için hatırı sayılır bir rakam..." diyen gazetecinin tespitine,Aznavour şöyle cevap verdi:"2 veya 1,5 milyon,aynı şey.İki çocuk öldürüldüğünde veya 1,5 milyon Ermeni ya da 6 milyon Yahudi öldürüldüğünde,bu aynı şeydir.Öldürülmüş,öldürmek istenmiştir,önemli olan budur..."

*Charles Aznavour,"Soykırım sözcüğü umurumda değil!",Röportaj:Ara Toranian,Nouvelles d'Arménie Magazine,Ekim 2011;(çev.) Hayri Gökşin Özkoray,Zaman,6 Ekim 2011.

http://www.zaman.com.tr/yorum_soykirim-sozcugu-umurumda-degil_1187317.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder