19 Ocak 2014 Pazar

Hrant Dink ve Ermeni Soykırımı/Cengiz Alğan*

Hrant Dink'in 19 Ocak 2007 günü genel yayın yönetmeni olduğu Agos gazetesinin önünde faşist katil Ogün Samast tarafından vurularak öldürülmesinin üzerinden dört yıl geçti.Dava sürecinde devletin tüm kurumlarının cinayet hazırlıklarından haberdar olduğu,Kafes Darbe Planı'nda Hrant Dink'in öldürülmesinden "operasyon" diye bahsedildiği ortaya çıkmasına rağmen,gerçek sorumlular hâlâ cezalandırılmış değil.Hrant'ın arkadaşları,19 Ocak günü bir kez daha Agos gazetesinin önünde buluşarak adalet talep edecekler.

Hrant Dink,Türkiye'de Ermeni sorunu tabusunun yıkılmaya,1915'te gerçekleştirilen Ermeni Soykırımı'nın tartışılmaya başlandığı bir dönemde öldürüldü.Onun cenazesinde "Hepimiz Hrant'ız,hepimiz Ermeniyiz" diyerek yürüyen yüzbinlerce kişi,Hrant'ın katillerine,Türk milliyetçilerine,Ermeni Soykırımı'na karşı resmi tarihin yalanlarını savunanlara önemli bir yanıt vermişti.

Dört yıldır davanın takipçisi olan,duruşma günleri mahkemenin önünde adalet talep eden Hrant'ın arkadaşları,bu yıl da 19 Ocak'ta Agos'un önünde buluşarak Hrant Dink'i anacaklar.

Marksist.org,19 Ocak'a kısa bir süre kala,Hrant Dink cinayetine giden süreci,"Hepimiz Ermeniyiz" diyen kalabalıklarla Türk milliyetçiliğine vurulan darbeyi ve 1915 Ermeni Soykırımı'nı ele alan bir dosya hazırladı.

Hrant'ı elbirliğiyle öldürdüler

2004'te,Agos'ta,Sabiha Gökçen'in Ermeni olduğu yazıldı.Hürriyet haberi manşetine taşıdı.Genelkurmay,ilk Türk kadın pilotun kökenini tartışmanın "millî bütünlüğe ve toplumsal barışa katkısı olmayacağını" ilan ediyordu.Hürriyet,Sabah,Akşam ve Cumhuriyet gazeteleri Genelkurmay'ın açıklamasına arka çıktılar.Hasan Pulur'a göre,"Türkçe'yi iyi bildiği anlaşılan..." diye andığı Hrant,"Cumhuriyet ve Türkiye düşmanı bir Ermeni"ydi!Pek çoklarının "İlhan Abisi","Ermenilerin ortalıkta bırakıp kaçtıkları çocuklardan sayılıyor Sabiha" diye yazdı.

İki gün sonra,Hrant,İstanbul Valiliği'ne çağırıldı ve üstü örtülü tehdit edildi.Vali Güler cinayetten sonra "Devlet böyle tehdit etmez" diyecekti:"Yapsa başka türlü yapardı."

301'den dava açıldığı gün,Deniz Som,"Damardan kan temizleme operasyonu" yapmakla suçladığı Hrant'ın,"Adolf Hitler'in bile ilerisinde bir faşist" olduğunu ileri sürdü.Gazetelerin kampanyası ilk meyvesini Ülkü Ocakları'nın Agos önünde düzenlediği "ya sev ya terket" gösterisiyle verdi."Kahrolsun ASALA","Akıllı ol","Hesap sorulur","Eli kırılır","Bir gece ansızın gelebiliriz" diye bağırdılar.Ülkü Ocakları,"Hrant Dink bundan sonra bütün öfkemizin ve nefretimizin hedefidir,hedefimizdir" diye ilan etti.

2004 Şubat sonunda Emin Çölaşan,Dink'i "şeriatçı özlemi olanlar,Türkiye'nin bölünmesini isteyenler"le yan yana andı.Önce Vatan gazetesinin başyazısına,Orhan Kiverlioğlu,"Hrant'ın hırlayışı" başlığını attı.Hrant'ın "maymun genleri taşıdığını",ondan "orangutan maymununun bile tiksindiğini" yazdı.Birilerini göreve çağırıyordu:"Türklüğe hırlayan Hrant'ın kafasına dank edecek bir kanun olmalı".Kiverlioğlu daha sonraki bir yazısında da,"insan suretindeki Ermeni tarihçi sürüngenlere de Türk kanının zehirli vasfını içtimai şifa niyetine göstermek lazım" diyecekti.

Trabzon'da Yasin Hayal,Santa Maria Kilisesi rahibini keser sapıyla gaddarca dövmüş,rahip günlerce komada kalmıştı.Azınlıklar konusunda sistemli bir faaliyet görülüyordu."Azınlık Raporu"nu hazırlayan Prof. İbrahim Kaboğlu ve Prof. Baskın Oran,"halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama" suçlamasıyla yargılandı.

Her mahkemesinde hep aynı kişiler Hrant'a ve dostlarına saldırıyordu.Basın bunları,"Gazilerden Hrant'a tepki","Protestoculardan polis kurtardı" gibi başlıklarla veriyordu.Yasin Hayal,2006 başlarından itibaren,Dink'i öldüreceğini açıkça söylemeye başlıyordu.Trabzon jandarma istihbarat müdürü ise Yasin'den "sağlam,temiz çocuk,görüştüğümüz bir çocuk,ileride iyi işler yapacak" diye söz ediyordu.Ekim 2005'te Hrant,"temiz kan"la ilgili yazısından ötürü altı ay hapse mahkûm edildi.Bizzat mahkemenin atadığı bilirkişi heyetinin "bu sözlerden bu anlam çıkmaz" raporuna rağmen!Kerinçsiz ve şürekâsı yeni bir şikâyet kampanyası organize etti.Bir duruşmasında saldırganlar Hrant'a vurmaya kalktılar,mahkeme salonunda "Hain!" diye bağırdılar.Gösterilerde açılan bir pankartta,Malatya katliamı ve Hrant Dink suikastları arasındaki bağ görülüyordu:Bu kez Hrant'a,"hain" değil,"misyoner çocuğu" diyorlardı.

Trabzon'da rahip Santoro,ayin sırasında öldürüldü.Bursa'dan biri Hrant'a "Gestapo Türk" imzalı tehdit mektubu yollamış,"oğlunu,seni ve Sarkis Seropyan'ı öldüreceğiz" demişti.Tehditçi mektuba açık adresini de yazmıştı!Hrant savcılığa başvurdu.Hiçbir işlem yapılmadı.Tehdit Bursa'da değil Trabzon'daydı.

Star'da Faruk Mangırcı,şöyle yazdı:"Ermeni asıllı Gazeteci Hrant Dink,bildiğiniz gibi Türklüğe alenen hakaretten yargılanıyor.(...) Atatürk'ün 'Muhtaç olduğun kudret damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur' sözünün Türkiye düşmanlarına hatırlatılması yeterlidir sanırım".Hatırlatma kuyruğuna girildi.Yeniçağ,"Hrant uslanmadı" diye vermişti.Ortadoğu da "Ya sev ya terket" ve "Kovun bunları" başlıkları attı.İnternette Hrant,Orhan Pamuk'la birlikte "katli vacip iki köpek"ten biri ilan ediliyordu.

16 Mayıs 2006'da Hrant doğrudan saldırıya uğradı.Önce "şerefsiz,hain" diye bağıran yaklaşık elli kişi,avukatlarına bozuk para ve çakmaklar attılar.Çıkışta Hrant'a tükürmeye,vurmaya çalıştılar:"Gel de temiz Türk kanını gör,bakalım kimin kanı daha temiz","Seni şimdi hükümet koruyor,sonra kim koruyacak?"

Yargıtay başsavcısı,Hrant'ın aynı konuda sekiz ayrı yazı yazdığını söyledi,"Ermeni kökenli Türk vatandaşları açısından da Dink'in sözleri eleştiri niteliğindedir.(...) Ermeni kimliğinin korunmasını savunmak suç olmayacağı gibi,sanık mensubu olduğu cemaati/diasporayı da eleştirmektedir" diye anlattı.

Hrant,Reuters'e verdiği bir demeçte 1915 için "Soykırımdır" dedi.Üç-dört gün geçmeden yeni soruşturma açıldı.

Jandarma muhbiri Coşkun İğci,istihbarat görevlilerine Yasin'in elinde Hrant'ın evine,işyerine ait krokiler gördüğünü söyledi.İnternetten indirilmiş fotoğrafları da vardı.Ayrıca Yasin ona para vermiş,silah bulmasını istemişti.

"Temiz kan" yazısı hakkındaki davada mahkûmiyet kararı onaylanınca,gazeteler onu "tescilli Türk düşmanı" diye suçlamaya başladı.Hrant için 301'den yeni bir dava açıldı."Türklüğü aşağılamış"tı yine.

Aralık 2006'da Hrant yine mahkemede,saldırganlar "Hrant Dink,Taşnak,Hınçak,ASALA ve devşirmeler seninle gurur duyuyor-Büyük Türk Milleti" pankartıyla bina önündeydi.Ocak 2007'de Yasin Hayal mermi arıyordu.Attığı "7.65 mermi lazım" SMS mesajı polisin elindeydi.Mermi aranıyordu,çünkü katil belirlenmişti.Erhan Tuncel polise Yasin'in bir tetikçi bulduğunu bildirmişti:"Pelitlispor'da sol açık oynayan,hızlı koşan bir çocuk buldu".

15 Ocak 2007'de Hrant'ın başvurusu AİHM'ne ulaştı.Hrant başvuru yazısında "AİHM'nin kararından çok Türkiye toplumunun vicdani kararını önemsediğini","ısrarla bu ülkenin herkesle eşit bir yurttaşı olmak istediğini" belirtti.Uluslararası mahkemede bu başvurunun kayıt işlemleri tamamlandığında Hrant artık hayatta değildi.

Cinayetin ikinci duruşmasında,cezaevi araçlarından birinin önünde "Ya sev ya terket" etiketi vardı.Samast'ı yakalayıp Emniyet'e götürenler,katille birlikte fotoğraflar,videolar çektirdiler."Aslanım benim" diye hitap ettikleri katille Türk bayrağının ve "Vatan toprağı kutsaldır,kaderine terkedilemez" yazılı takvimin önüne dikilip görüntü verdiler,bu görüntüleri yaymaktan,dağıtmaktan çekinmediler.Aradan dört yıl geçti.Hrant davasındaki sanıklardan sadece üçü tutuklu.

Milliyetçiliğe en büyük darbe:Hepimiz Ermeni'yiz! 

Bugünden,"Ergenekon","Kafes","Balyoz","İrticayla Mücadele Eylem Planı",vb. darbe planları açığa çıktıktan sonra,dönüp baktığımızda,Hrant Dink'i ölüme götüren sürecin oldukça iyi düşünülmüş,organize planların bir parçası olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz.Ülkede karışıklık yaratmak ve bir askeri darbeye zemin hazırlamak için kullanılacak "zinde güçler" Hrant'ın 19 Ocak 2007'de katledilmesinden çok önce hazırlanmaya başlamışlar.

Bütün planların odak noktasında Cumhuriyet'in ezeli düşmanı azınlıklara yönelik saldırıların olduğunu artık biliyoruz.Hrant cinayetinden "operasyon" diye bahsedilmesi de bu planlı organizasyonun boyutlarını gösteriyor.2006'da Trabzon'da bir Katolik rahibin öldürülmesiyle işlemeye başlayan plan,2007 Ocak'ta Hrant'ın sokak ortasında katledilmesi ve üç ay sonra da Malatya'da üç Hristiyanın işkence edilerek öldürülmeleriyle devam etti.

Nisan ayı aynı zamanda Ankara'da başlayıp başka şehirlere devlet eliyle yayılan "Cumhuriyet mitingleri"ne sahne oldu.Aynı yıl 27 Nisan'da Genelkurmay siyasete müdahale edip bir muhtıra yayınladı.Çünkü önce erken genel seçimler ve hemen ardından yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri vardı.Genel seçimler AKP'nin ezici zaferiyle sonuçlandı.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri ise AKP adayına yüzde 70'e yakın oy kazandırdı.Kemalist rejim tüm zeminlerini kaybediyordu.

İşte Hrant Dink cinayeti,bu gelişmeler arasında,Cumhuriyet tarihinde milliyetçiliğe ve ırkçılığa en net ve en keskin cevabın verilmiş olması özelliğiyle öne çıktı.Azınlıklara gözdağı vermek ve darbeye giden süreci Ergenekon terör örgütü eliyle hızlandırmak amacıyla işlenen cinayet,çok büyük yığınsal tepkilerle tam anlamıyla ters tepti.Cinayetin işlendiği akşam Agos gazetesi önüne kadar Taksim'den yürüyen onbin kişi üç gün sonra düzenlenecek cenaze törenindeki devasa kalabalığın da habercisiydi.

23 Ocak günü Agos önünde toplanan mahşeri kalabalık Türkiye Cumhuriyeti'nin görmediği ölçüde büyük bir milliyetçilik karşıtı gösteri düzenledi.Üstelik devasa kalabalığın önünde tek bir pankart vardı:"Hepimiz Hrant'ız,Hepimiz Ermeni'yiz!" Ordu,Kemalist bürokratik oligarşi ve onun yönlendirdiği cılız taban bu büyük tokat karşısında felç oldu.

O günden beri Hrant'ın cenazesi peşinden yürüyen yüzbinler yerleşik rejimin bekçilerinin kâbusu,milliyetçilikle ilk kez bu denli büyük bir hesaplaşmada sivil hareketin gücünü sergileyen o yüzbinler içinse umudun göründüğü kapı oldu.Irkçı-milliyetçi hareketler o günden beri bir daha toparlanamadı.

1915'te ne oldu?

İkinci Meşrutiyet sonrasında Ermeniler devrimi coşkuyla karşılamışlardır.O dönemdeki politika "İttihad-ı anasır",yani farklı unsurların birliğidir.Ancak,Osmanlı'nın Balkanlar'daki yenilgileriyle,Balkanlar'dan yoğun bir göçün yaşandığı bir ortamda İttihatçı liderler çokuluslu bir imparatorluğu ayakta tutamayacaklarını görmüş,"milli" bir politika gütmezlerse yok olacaklarını düşünmüş ve bu politikayı da Türk etniği üzerinde şekillendirmeye karar vermişlerdir.Anadolu "Türkleştirilecektir".

Teşkilat-ı Mahsusa'nın kuruluşu gayrimüslim unsurların "temizlenmesi"nin başlangıcıdır.1913'ten itibaren azınlıklar İttihat ve Terakki'nin "iç düşman" tanımını karşılar.

Ermeniler azınlıklar arasında en trajik sonuçla karşılaşmışlardır.İttihatçıların bütün gayrimüslimlerden almak istediği "intikam"ın bedelini ödeyen halk olmuştur.Bunda bir faktör,Ermenilerin herhangi bir coğrafi bütünde nüfus olarak çoğunluk olmamalarıdır.İkinci faktör ise gidebilecekleri bir ülkeleri olmamasıdır.Örneğin Rumlar için Yunanistan vardır ve nitekim oraya sürülmüşlerdir.

24 Nisan 1915 ise Soykırım'ın başlangıcıdır.Ermeniler topluca göçe zorlanmış,mallarına el konulmuş,kadın ve çocukların bir kısmı Müslümanlaşmaya zorlanarak hayatta kalabilmiş,büyük çoğunluk ise Der Zor çöllerine sürülürken yolda hayatını kaybetmiştir.İttihatçı liderlerin,özellikle Talat Paşa'nın telgrafla gönderdiği emirlerle,çöle doğru giden Ermenilere kitlesel katliamlar uygulanmıştır."Tehcir"e gerekçe olarak cephe gerisinde Ermenilerin "arkadan vurması" gösterilir.Oysa sürgünler cepheyle hiç ilgisi olmayan çok sayıda şehirden yapılmıştır.

1914'te nüfus yaklaşık 13 milyondur.Yaklaşık yüzde 15'i Ermeni'dir.Bugünkü nüfusa oranlarsak yaklaşık on milyon Ermeni'nin yaşıyor olması gerekir.Ama bugün ülkedeki Ermeni nüfusu 70 bin civarındadır.En az bir milyon Ermeni organize kitlesel katliamlar,çetelerin saldırı ve yağmaları,açlık,hastalık sonucu öldürülmüştür."Büyük Felaket" (Medz Yeghern) her yıl 24 Nisan'da bütün dünya Ermenileri tarafından anılıyor.Türkiye'de de ilk defa "DurDe Girişimi"nin çağrısıyla 24 Nisan 2010'da Taksim'de 1915 kurbanları anıldı.Bu tarihin unutturulmaması İttihatçı zihniyetin kalıntılarının hayatımızdan temizlenmesi bakımından büyük önem taşır.

Tanıklıklar

Aram Köseyan (Kharberdli (Harput),1908 doğumlu):Bizi Harput'tan sürme emri verildiğinde yedi yaşındaydım.Giyinip kuşanıp,süslenip püslenerek yola çıktık.Sanki düğüne gidiyorduk.Yolda soygun başladı;kim ne bulduysa kaçırıyordu.Sonunda iç çamaşırlarımızla kalmıştık.Annem yerde yatan ölüleri görmemem için gözlerimi kapatıyordu.Sonra annemle kardeşim yolda kaldılar,yürüyemediler.Arkamızdan Türkler geliyor,çocukları topluyorlardı.Sonunda bir vadide durma emri verildi.Başladılar büyüklere sormaya:"Ermeni misin,yoksa Türk mü?"."Ermeniyim" diyenlerin hepsini uzaklara götürüp boğazladılar.Biz küçükleri geceleyin tepecik gibi bir yerde topladılar.Yorgunduk.Sabah gün ağardığında,üst üste dizili kesik başlar gördük;bunlar bir tepecik oluşturmuştu.Biz bütün gece o kesik başların üstünde uyumuşuz.

Soğomon Yetenikyan (Mersinli,1900 doğumlu):Der Zor yolunda gözlerimizin gördüğünü düşmanım görmesin.Kadın ve kızlardan oluşan 300-400 kişi kemerlerini çıkarıp kendilerini birbirlerine bağlamış,Türklerin eline geçmemek için birbirleri ardından Fırat Nehri'ne atlıyorlardı.Cesetler su yüzüne çıkmış,kale gibi üst üste yığılmışlardı.Köpekler insan eti yemekten kudurmuştu.

Yeva Çulyan (Zeytunlu,1903 doğumlu):Köyümüzden sadece ben hayatta kaldım.Türkler herkesi köyden çıkardı.Yürümemiz için bize kamçıyla vuruyorlardı.Ellerimizi arkadan bağlayarak,hepimizi kışla gibi yüksek bir yere doldurdular.Orada bıçak ve baltalarla birinin elini,diğerinin ayağını,bir diğerinin de kolunu kestiler.Bizi çırılçıplak soydular.Sabahleyin gelip yeniden başladılar katledip suya atmaya.Mağaranın altından Habur Nehri akıyordu.Birinin kafasını,diğerinin ayağını,bir diğerinin elini keserek kopardılar ve hepsini yere birbiri üstüne yığdılar.Ölmemiş insanlar vardı ama kemikleri kırılmıştı.Bir yandan kan kokusu,diğer yandan açlık...Canlı olanlar başladı ölülerin etini yemeye...

Hrant'lar ölmez(se),vatan bölünmez! 

Filmlerde,bir olay hakkındaki gerçeğin farkına varış anlarında filmin kahramanları birden duraklar,gözleri şaşkınlık ve dehşet içinde büyür ve olaya ilişkin ayrıntılar,çeşitli çağrışımlarla,bir bir kafalarında netleşerek canlanır ya.Olayla ilgisi yeni farkedilen bu ayrıntılar arka arkaya flaşlar halinde kahramanın gözleri önüne serilir.Hatırlanan her birkaç ayrıntıda bir kahramanın yüzünde,giderek farkına varmanın getirdiği aşamalı bir "bildiğine güven hissi" belirir.Olayı aydınlatmaya en kararlı surat ifadesinden sonra da,filmin kahramanı,kafasında şifreleri büyük oranda çözülen bu olayla ilgili yapması gerekenleri yapmak için harekete geçer.

Her sene 19 Ocak yaklaştığında bana da böyle oluyor.Üstelik her sene daha da fazla böyle oluyor.Birden kafamda flaşlar patlıyor...

2004 başı.Agos Sabiha Gökçen'in Ermeni olduğunu yazdı.Onbeş gün sonra Hürriyet manşete taşıdı.Ertesi gün Genelkurmay:Milli bütünlüğe ve toplumsal barışa katkısı olmayacak.Hasan Pulur:"Cumhuriyet ve Türkiye düşmanı bir Ermeni".

Daha 2004 başı.Ölüme üç yıl var.

Valilikte tehdit.Öldürdükten sonra ne demişti bunlar:"Devlet böyle tehdit etmez,yapsa başka türlü yapardı".Sonra 301. "Türklüğü aşağıladın!".Deniz Som,Cumhuriyet'te:"Adolf Hitler'in bile ilerisinde bir faşist".Oysa ne demişti ki Hrant:"Ermeni kimliğinin 'Türk'ten kurtuluş yolu gayet basittir.'Türk'le uğraşmamak. Ermeni kimliğinin yeni cümlelerini arayacağı alan ise artık hazırdır.Gayrı Ermenistan'la uğraşmak.Türk'ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan Ermeni'nin Ermenistan'la kuracağı asil damarında mevcuttur".Nesi anlaşılmaz bunun:"Türk'le uğraşmak Ermenilerin kanını zehirliyor",diyor adam.

Organize bir kampanya.

Ülkü Ocakları Agos önünde. "Ya sev,ya terket"."Kahrolsun ASALA","Akıllı ol","Hesap sorulur","Eli kırılır","Bir gece ansızın gelebiliriz".İl başkanları (hani şimdi Ergenekon sanığı,Levent Temiz) ne dedi:"Hrant Dink bundan sonra bütün öfkemizin ve nefretimizin hedefidir,hedefimizdir".Önce Vatan'dan Orhan Kiverlioğlu gazetesinin başyazısına "Hrant'ın hırlayışı" başlığı attı.Hrant'ın "maymun genleri taşıdığını",ondan "orangutan maymununun bile tiksindiğini" yazan şahıs.Birilerini göreve çağırıyor:"Türklüğe hırlayan Hrant'ın kafasına dank edecek bir kanun olmalı","insan suretindeki Ermeni tarihçi sürüngenlere de Türk kanının zehirli vasfını içtimai şifa niyetine göstermek lazım"

Plan tıkır tıkır.

"Azınlık Raporu"nu Kaboğlu'nun elinden alıp yırttılar.Baskın Hoca'yla ona dava:"Halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama".Hrant'a davalar.Mahkeme önlerinde hep aynı Kerinçsizler.Medya da gaz veriyor:"Gazilerden Hrant'a tepki","Protestoculardan polis kurtardı".Bunlar "Ermeni Konferansı"ndaki protestocular.Geleneksel olarak Cemil Çiçek tabii:"Türk milletini arkadan hançerlemektir".

2006 başı.Yasin Hayal Hrant Dink'i öldüreceğini açıkça söylemeye başlıyor.Bu herif Santa Maria Kilisesi rahibini keser sapıyla gaddarca dövmüş,rahip günlerce komada kalmamış mıydı?Hani Trabzon jandarma istihbarat müdürü "Feridun Yüzbaşı"nın "Sağlam,temiz çocuk,görüştüğümüz bir çocuk,ileride iyi işler yapacak" diye söz ettiği.

"Temiz kan"dan altı ay hapis.

Bilirkişi aynı devletin memuru değil mi?O niye Hrant'ın aynı konuda sekiz ayrı yazı yazdığını,kastının Ermenilerdeki Türk takıntısını eleştirmek olduğunu belirtmişti?Ama mahkeme:"Bu toprağın her karesi kanla sulanmıştır",dedi.Doğru.Hakikaten diyecek laf yok.

Mahkeme kapıları,Kerinçsizler:"Şerefsiz","hain",sonra da "misyoner çocuğu".Trabzon'da dövülen rahip Santoro bu defa öldürüldü.Hrant'a tehditler."Kovun bunları","tescilli Türk düşmanı","Sus,yeter artık!","katli vacip iki köpekten biri".Gene "Türklüğü aşağıladın".Sevgi Erenerol Genelkurmay'da seminer veriyor:"Misyoner faaliyetleri".Yasin Hayal mermi arıyor.SMS mesajı:"7.65 mermi lazım".Hrant'ın fotoğrafları,evinin krokileri.Aranan "temiz kan" bulundu:"Pelitlispor'da sol açık...hızlı koşar".

19 Ocak 2007.Saat üç.

Üç el silah sesi.Altı delik ayakkabı.Sızan kan.Üzeri gazetelerle örtülü.Muhtemelen "o" gazetelerle.Belki o günlerde AİHM'ne henüz ulaşan başvurusuyla ilgili haberlerin de yazılı olduğu gazetelerle.

Beyaz bere.

Türk bayrağı önünde bir katil.Jandarmalar."Aslanım benim!"."Vatan toprağı kutsaldır,kaderine terkedilemez".Doğruymuş.Kararlılarmış.Altıdan fazla ok tarafından sıkıştırılan Hrant'ı Misak-ı Milli'ye gömdüler.

Ama küçük bir hesap hatası var:"Hepimiz Hrant'ız,Hepimiz Ermeni'yiz".200 bin kişi.Ne demişti Hrant:"Bizim bu topraklarda gözümüz var.Ama alıp götürmek için değil.İçine girmek için".

19 Ocak 2011 şimdi.Dört yıl oldu.O,toprağın altında.

Biz vurulduğu yerde.Saat üçte...

*Cengiz Alğan,Hrant Dink ve Ermeni Soykırımı,Marksist,14 Ocak 2011.

http://www.marksist.org/dosyalar/2809-hrant-dink-ve-ermeni-soykirimi
http://www.marksist.org/dosyalar/2809-hrant-dink-ve-ermeni-soykirimi?start=1
http://www.marksist.org/dosyalar/2809-hrant-dink-ve-ermeni-soykirimi?start=2
http://www.marksist.org/dosyalar/2809-hrant-dink-ve-ermeni-soykirimi?start=3
http://www.marksist.org/dosyalar/2809-hrant-dink-ve-ermeni-soykirimi?start=4

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder