18 Aralık 2013 Çarşamba

İsrail'le İlgili Tartışmalar Hakkında Görüşler ve Tekrarlayan Derin Düşünceler/Allen Ginsberg**

Daniel Berrigan'ın İsrail -ve Filistin- askeri politikalarına ve psikolojisine saldıran konuşmasının haberini ilk okuduğumda kendi bilinçaltım konuşuyor gibi hissettim.Metin hem açık ve ciddi görünüyor hem de uzaktan gelen haberlere dayanarak da olsa İsrail hükümeti için karakteristik olduğunu düşündüğüm modern tarzdaki askeri ve milliyetçi şovenizmine ilişkin o güne dek tartışılmamış birçok noktayı gözler önüne seriyor.İsrail'in ABD'nin Hindiçin'deki savaşına verdiği destek,İsrail milliyetçi zihniyetini tümüyle sorgulamama;ondan da önemlisi,ABD Yahudilerinin yahut İsrailli çoğunluğunun,Sion toprakları orada yaşayan Filistinlilerin ellerinden alınırken kullanılan şiddetin -yani aslında Meyer Lansky'nin silahlarının- ulaştığı boyutların ve buna verdikleri onayın sonuçlarının hiç bilincine varıp varmadıklarını düşünmeme yol açtı.Arkadaşım Peter Orlovsky 1961'de Filistin mülteci kampında,Yahudiler ya da Siyonistler tarafından silah zoruyla atılmış Kutsal Topraklar'daki kahvehaneden bir aile görmüş.Benim ailemdekiler de dahil olmak üzere İsrail yanlılarının bu insanlık sorununa karşı yaşadıkları unutkanlık ya da yok edilen duyarlılık Arapların yoksul,pis,uygarlaşmamış ve histerik bir güruh olduğu yolunda genel bir yaklaşımla sarılı sanki.Birçok Yahudi'nin siyasi düşüncesine yerleşmiş bu imaj aslında "ırkçılık" denen şeydir ve uyuşmazlık çıkaran kimseleri,öteki taraftakilere bizim gibi insanlar değillermiş gibi davranmalarına ve onların yarattıkları sorunları kuvvet yoluyla çözmeye sevkeder.

Arapların da İsraillileri böyle gördüğünden kuşkum yok.Ama biz şimdi kendi tarafımızın -yani Yahudi ailelerinin ya da Batılı modern orta sınıf beyazların- yaşadığı nevrozu tartışıyoruz.Biz kendi kafalarımızı temizleyebiliriz;kendi ikiyüzlülüğümüzden kurtulunca,sözde "düşman"dan arınmanın sinyalini veren daha doğru adımlar için umut vardır.Söylenecek çok şey var.Söylenmiş olanlarsa çok az.Aslında ben bir şey söylemekten korkuyordum ailem ve İsrail'deki dostlarım incinir,kızar,anlayışsız davranır diye -nasıl yaparsın bunu!Yahudi bir Momma gibi!O mine Hertz,mein Hertz!Ama Berrigan,açıkça belirttiğim gibi,neredeyse cesur sayılabilecek şekilde konuşmuş;genelleştirmelerindeki direnç uyandıran öfke tonu kafasındaki bir Tanrı'nın etkisidir belki;Budist bir Yahudi olarak ben,Yahudi,Müslüman ve Hristiyan inançlarında kendini üstün gören bir egoizm sergileyen tek Tanrıcılığa inanmıyorum.Belki de,her iki tarafta böylesine güçlü bir dinsel misyon inancı olmasının sebebi de bu merkezi otorite figürüdür.Ama bana söylendiğine göre,insani açıdan asıl sorun bu değil;yani İsraillilerin ve Filistinlilerin bedensel sağlığı ve hayatı ve ruhsal huzuru aynı mekân için çarpışıyor birbiriyle.Kutsal Topraklar için yani!Bir anlamda bir toprak parçasına,ülkeye,yere,çamura,başka mekânlara kutsallık yükleyen herkes kendini,Tibetli Budist arkadaşların deyişiyle "Manevi Materyalizm"le,kandırıyor...Yani kişinin içsel farkındalığını,bedenlerimizin ölüme giden yolda aldığı dış görünüşlerden biriyle karıştırıyor.Yani sorun,hayatta olan İsraillilerle Filistinlilere güneşin altında bir yer sağlanabilmesi meselesi.Yahudilerin korkusu,öfkeyle ve daha çok şiddetle çözülemeyecek kadar büyük.Filistinlilerin korkusunu pek o kadar bilmiyorum,fakat İsraillilerin,insanların korkularıyla aynıdır herhalde.

Anladığım kadarıyla,geri dönen Mesih kabilenin hazır olduğunu haber verinceye kadar Yahudilerin siyasi bir devlet kurmaması yolunda ortodoks bir duruş daima vardı.Laik bir devlet kurmakla Yahudiler tüm devletlerin yaşadığı güç siyasetinin avı haline gelmiş;modern devletin güçten kaynaklanan materyalizmine ve kibrine,milliyetçilikten kaynaklanan insanlıktan çıkma haline ve geleneksel eleştirilere maruz kalmıştır.Ama ben ve başka insanlar soykırımla suçlanırız diye eleştiride bulunmaktan korkuyorduk.Yakın zamanlardaki savaş dönemine ailemden bazıları "Ya zafer ya Buchenwald" diye yaklaşmıştı.Doğru bir değerlendirme miydi bu?Bence değildi.

Ama yine de Yahudilerde tuhaf bir yıldırma tavrı var.Kimse İsrail hakkında can sıkıcı bir şey söylememeli,öyle bir şey yapmak terbiyesizliktir,dönekliktir,nevrotik,kendi kendini lekeleyici bir Yahudi anti-Semitizmidir."Git,radikal bir Yahudinin kendinden nefret etmesini ve kendini 'goyem'le,(1) hatta 'goyem'le de değil,'schwartzas'la özdeşleştirmesinin analizini yapabilen bir psikiyatriste,Dr. Franzblau'ya görün.

Ben kendimi birileriyle özdeşleştiriyor muyum?Evet,hayır.Ben kendimi Martin Buber'le özdeşleştirmiştim,onu Eichmann'ın mahkemesiyle ilgili -öldürelim mi öldürmeyelim mi?- tartışmaları dönerken ziyaret ettiğimde.İsrail,karşısına çıkan bu muhteşem fırsat döneminde ölümden başka bir yanıt bulamadı.(Benim o zamanki görüşüm onun bir Kibbutz'a konmasıydı) Kutsal Toprak mı?Herkesin bir kutsal toprağı olmalı.Birleşmiş Milletler binasını kurun oraya,alın size uluslararasılaştırılmış Kudüs.Bu pratik bir çözüm müdür bilmiyorum,ama "İsraillileri denize dökelim"e karşılık "Yahudilerin atom bombası"ndan daha iyidir bence.

Daniel Berrigan'ın konuşması faydalı ve gerekli bir tartışma başlattı,sermayedeki yanılsamaların kırılmasını sağladı ve bana İsrail'in kimliği hakkında konuşmak ve düşünmek için daha önce rastladığım Yahudi yahut Arap hiçbir yorumcunun açmadığı bir alan açtı.Onun görüşlerinin İsrailli sosyalistler tarafından uzun yıllar önce dile getirilmiş olduğunu farkettim.Ortadoğu tartışmalarının uzun geçmişi konusunda epey cahil olduğumu söylemem gerek.Her iki tarafta kullanılan tonun çok kendini beğenmiş ve saldırgan olması yüzünden uzak durmuş olabilirim.Ya da sorunların çözümsüz olması yüzünden.Ya da gerçeğin benim yüzleşemeyeceğim kadar korkunç ya da zihnimin kör olmasından."Teolojik anti-Semitizm"in tam olarak ne demek olduğunu,tarihini,rengini,terimin kendisini bilmiyorum.Özelleşmiş bir terim bu.Ve bu terimin şu haldeyken bir anlam taşıdığından kuşkuluyum bana daha çok Berrigan'a karşı,hiç de iyi bir niyetle kullanılmayan bir slogan gibi geliyor.Dikkati,silahlı bir Arap kampıyla çatışan İsrail askeri yaşamından,iki grubun da komşu aşiretleri küçük düşürmenin Tanrı'nın emri ya da tarihsel bir mecburiyet olduğuna,aksi takdirde bunun utancından mahvolacaklarına inanmalarının yarattığı sorunlardan başka yerlere çekiyor.

Bunların tedavisiz nevrozlar olduğunu sanmıyorum,çünkü burada sorun temelde daha basit ve aslında çözüm aynı aileden halklar çıkmış,dünyanın orta yerinde büyük bir mülteci kitlesi olan Yahudi ve Arap halklarının,fiziksel güvenliğinde ve huzurunda yatıyor...

1-Goyem-goyim:İbranice,Yahudi olmayanlar.

***

*İlk defa Liberation'da (cilt 18,no.6,Şubat 1974,s.14) yayımlandı.
**Allen Ginsberg,Toplu Halüsinasyon:Seçme Yazılar,1952-1995;(ed.) Gökçe Gündoğdu;(çev.) Süha Sertabiboğlu,1. bs.,İstanbul:Sel Yayıncılık,2013,s.70-73.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder