23 Ekim 2013 Çarşamba

Eşsiz ve Nadide Bir Eser Çökmenin Sınırında:Müren Kilisesi/Christina Maranci**

Büyük tarihsel ve sanatsal önemi olan antik bir eser cidden çökme tehlikesiyle yüz yüze.Müren Kilisesi Kars vilayeti Digor ilçesinde (40.242125 K 43.662953 D),Kars-Iğdır karayolunun güneyindedir.Müren,Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından eski eser olarak 11 Ocak 1996'da tescil edilmiştir.Bu muhteşem yapının güney duvarı 2008'de yıkıldı ve kubbeyi taşıyan payandalar zarar gördü;bu,kısa zamanda tam bir çöküş olabileceği anlamına geliyor...

Küresel Savaşların Dönüm Noktası

Müren tarihteki en dramatik zaman dilimlerinden birini anlamamız için büyük önemi haizdir;yedinci yüzyıl Bizans-İran savaşlarının zirve yaptığı ve Arap istilalarının başladığı bir zamanda yaklaşık 638'de inşa edilen Müren,savaşlarla tahrip olan bir dünyanın mihenk taşıdır.Geç Dönem Roma İmparatorluğu,Ermenistan ve Erken Dönem İslam tarihçileri bu az bilinen dönemi anlamak için Müren'in değerli yazı ve kabartmalarını incelemişlerdir.(1) İranlılar ve Bizanslılar arasındaki savaşlar ve ilk Arap istilalarıyla ilgili çok az çağdaş kaynak vardır,buna karşılık Müren,Bizans İmparatoru Herakleios'un (hük. 610-641) güney cephesindeki niyetleri konusunda kritik bir tanıklık sunar.Herakleios'un ismi yapının batı cephesi duvarı boyunca uzanan bir yazıtta geçer.Şimdi sol tarafı desteksiz kalan kuzey kapısı bilim insanlarına göre Herakleios'un Kudüs'e Gerçek Haç'ı geri götürmesinin en erken temsilidir.(2) Gerçek Haç'la ilgili haberler,İranlılar tarafından 614'te ele geçirilmesi ve sonra 630'da geri alınması,Hristiyan aleminde yankı bulmuş ve hükümdarlık döneminin sonundaki imparatorun da etkisiyle sadece siyasi değil,kozmik bir zafer olarak anlaşılmıştı.Bir bilim insanının da belirttiği gibi bu epigrafik ve görsel olay Bizans'ın doğu sınırında kesin bir başarı izlenimi bırakmıştır.(3) Hatta bu eserin finansmanında ve inşasında Herakleios'un bile rolü olmuş olabilir.

Neden bir Bizans imparatoru Ermeni yaylasında kilise inşa etmekle ilgilensin?Cevabı imparatorluk sınırlarını askeri,sosyal ve dini açıdan aynı anda güçlendirmenin doğasında aramak gerekir.(4) 620'lerin sonunda,629'da,Herakleios'un seferi kısa bir süre için büyük başarı kazandı ve İmparator Mavrikios'un (hük. 582-602) sınırlarını tekrar tesis etti.Arap fetihlerinin öncesinde zaferleri Herakleios'a geniş kapsamlı siyasi projeler hayal etmesine müsaade ediyordu ancak bu hayalleri süratle suya düşecekti.Geç 630'lar,imparatorluk gücünün Suriye,Filistin ve Mısır'da Araplar karşısında alınan bir dizi yenilginin hemen sonrasında sarsıldığını gördü.Henüz 634'te Roma birliklerinin alandan kaçtığı Gazze yakınlarındaki savaşla başlayan ve saldırı altındaki Herakleios'un birliklerinin tükendiği,Arap kaynaklarında Yarmuk Savaşı (636) olarak geçen kesin Arap zaferleri Yakındoğu Roma'nın işgalinin yolunu açtı.Bu noktadan sonra Mezopotamya'daki ilk işgallerle fetihler Suriye'ye ulaştı,bunu 638'de İranlıların uğradığı ezici yenilgiler takip etti.

Geniş plato Doğu Anadolu'yu geçip İran Ermenistanı'na ulaşmak için en uygun yer olduğundan Müren'i çevreleyen arazi Bizans ordusu için kritik önemi haizdi:Herakleios'un 628 ve 631 seferlerinin ikisi de Müren'in bulunduğu bölge olan Şüregel düzlüğünden geçti.Herakleios'un tek ihtiyacı platoyu geçmek değildi,aynı zamanda müttefik Ermeni prenslerinden destek almak istiyordu.Böyle iki elit imparatorla beraber Müren'deki yazıtta zikredilir ve bu yazıt bilim insanlarınca yerel ve imparatorluk güçleri arasındaki bir ittifakın ifadesi olarak anlaşılır.(5)

Herakleios programının bir parçası olarak Bizans ve Ermeni kiliseleri arasındaki Hristiyanlıkla ilgili farklara da bir çözüm bulmaya çalıştı.451'deki Kadıköy Konsili kararlarını reddettikleri ve Hazreti İsa'nın iki doğasının tanrısal (miaphysite) kelimesinde birleşmiş olduğu doktrinini destekledikleri için Bizanslılar tarafından heretik kabul ediliyorlardı.632/633 Theodosiopolis Sinod'u,Ermeni ve Bizans inanışlarını Hazreti İsa'nın "tek enerjisi" (monoenergism) kavramını kullanarak,sonradan "tek irade" (monothelitism) olarak değiştirildi,barıştırma girişimiydi.638 bildirisinde (ekthesis) Herakleios monothelitism'i resmi görüş ilan etti,bu pozisyon 680 Konstantinopolis Konsili'nde övülecekti.(6) Müren'in bu monothelite uzlaşmayı dışa vurma niyetiyle yapıldığından emin olamasak da kilisenin bildirinin yayınlanmasıyla neredeyse aynı zamanda tamamlanması dikkat çekicidir.Bu yüzden kilise,kriz döneminde Bizans'ın sınırı sağlamlaştırma girişimlerinden kalan değerli bir kanıt olarak düşünülebilir.

Tarihi Zengin Bir Taşra

Müren,Urartu'dan başlayarak bölgenin tarihsel devamlılığına tanıklık eden Doğu Türkiye'nin zengin arkeolojik taşrasının bir parçasını oluşturur.Müren dokuzuncu yüzyılda Bagratlılar Devleti'nin (merkezleri Argina,Shirakavan ve sonra Ani) siyasi ve ekonomik açıdan esas aksı olan Arpaçay (Aras'a soldan dökülen) (Urartian Ahuriani[7]) boyundaki antik yerleşim ağının bir parçasıydı.Ermeni medeniyetinin en erken örneklerinden bazıları Arpaçay'ın seyri boyunca konumlanmışlardır,bunların hepsinin üstünde İ.Ö. üçüncü yüzyılda kurulan Bagaran'daki Orontid Ermenistanı'nın kült merkezi ve başkenti Erwandaşat gelir.Beşinci yüzyıldan yedinci yüzyıla kadar Erken Ortaçağ'da bölge,içlerinde altıncı-yedinci yüzyılın (şimdi yıkıntı halde) kubbeli meşhur Tekor (modern Digor'da bulunuyor) bazilikasının da bulunduğu pek çok tahkim edilmiş yerleşim ve kilisenin inşa edildiğine şahit oldu.Müren yakınlarındaki Kilittaşı köyünde de yaklaşık 629'da inşa edilen,şimdi artık tahrip olmuş kubbeli Bagaran Kilisesi yatıyor.

Bir Sanat Eseri

Eğer Müren tarihsel açıdan önemliyse eşit derecede bir sanat eseri olarak da dikkate değerdir.Ermeni Ortaçağ mimarisinden oluşan yapısından Müren'in olağanüstü olduğu anlaşılıyor.35 metrelik uzunluğuyla yedinci yüzyıl Kafkasya'sından kalan ikinci en geniş kubbeli bazilikadır.Müren'in inşaatında görülen kırık taş işçiliği Ortaçağ Ermeni ve Gürcistan yapı tekniği için karakteristiktir.Eserin iç ve dış yüzeyleri yumuşak,cilalı ve dikkatle dik açı olacak şekilde kesilmiş ve çok iyi birleştirilmiş taşlardan örülmüştür öyle ki,sıradan bir ziyaretçi yapının yekpare taştan yapılmış olduğu izlenimine kapılabilir.Duvarın orta kısmı (ne yazık ki şimdi sağa-sola dağılmıştır) işlenmemiş taşlardan ve harçtan oluşmuştur.Kaplama roze veya gri sünger taşından yapılmıştır;bu renklerin birbirini takip etmesi patronların ve mimarların da muhakkak arzuladığı,estetik olarak hoş bir etki bırakmaktadır.

Müren çarpıcı güzellikte bir eserdir.Platonun üstünde güneş yükseldiğinde Müren alev gibi parlar,buluttan bir örtü içinde için için yanıyor gibidir.Dışarıdan güçlü bir şekilde simetrik,içeride ise incelen oranlarla yükselir.Bu özellikleri bilim insanlarına Müren'in,yakınlardaki ünlü Ani Katedrali'nin (yaklaşık 989-1001) bir taklidi olduğunu düşündürür.(8) Bagratlılar,beşinci yüzyıldan yedinci yüzyıla Shirakavan,Oğuzlu,Biwrakan ve başkent Ani'de görüldüğü gibi Ermeni mimari rönesansının klasik modellerine sahip olduklarının bilincindeydiler.Müren'in ayakta kalmış olması (en azından günümüze dek) Bagrati mimari rönesansının kaynak malzemesini anlamamız için değerli bir fırsat sunar.

Ayrıca Müren dönemin en geniş kabartma programına aracılık eder.Yukarıda anlatılan emperyal imaja ek olarak batı kapısında da tasvirli dekorasyon görülür;Hazreti İsa,Peter,Paul,bir rahip ve iki prensin üstünde tympanum'da başmelekler Mikail ve Cebrail yer alır.Nihayet kutakta etkileyici bir fresk programı sunan Müren,son buluşların gösterdiği gibi sadece Ermeni geleneğinin en geniş duvar resim programını oluşturmaz,altıncı yüzyıldan bildiğimiz Bizans resim geleneklerine de şahitlik eder.(9)

İşgal ve Terketme

Müren 640'lardaki Arap fetihlerinden sonra Emevi Halifeliği'nin Arminiya II olarak bilinen bölümünü oluşturdu.783'te ülke Ermeni Bagratlılara satıldı ve 884-1045 arasında Bagrati Krallığı'nın bir parçası oldu.Onüçüncü yüzyıl,Müren'de bir genişleme dönemine şahitlik eder.Bu dönemde siteyi muhtemelen Ani'den Zak'ari hanedanı (Gürcüce Mkhargrdzeli) kontrol ediyordu.1261'de Müren başka suretle tarihsel kaynaklarca doğrulanmayan Sahmadin adında birisi tarafından alınmıştı.Sahmadin'le ilgili yazı Ermenice olarak kilisenin güney cephesinde (şimdi çökmüş) ve şimdi artık kayıp olan konutunun cephesinde yazılıydı.Arşiv fotoğrafları Sahmadin'in bu binanın cephesi için mukarnas veya sarkıt tonoz kullandığını gösteriyor;Ani ile beraber muhtelif Ortaçağ yapı gelenekleri için bir toplanma yeri olarak bölgeyi ilginç kılıyor.Müren'deki son yazıt 1320'ye tarihlenir ve sitenin bir yerleşim yeri olarak geç ondördüncü yüzyıldan onbeşinci yüzyıla Karakoyunlu aşiretlerinin veya Timurluların istilalarını görmediği sanılıyor.(10) Müren'deki Geç Ortaçağ ve Erken Modern dönemlerini anlamamız için çok daha fazla çalışmaya ihtiyaç var,yine de günün birinde kazıların bu sorunları çözebileceğini ümit edebiliriz.

Müren şimdi metruk.Kilise doğuda ve güneyde Digor Nehri'nin vadisiyle ve batıda kuru bir vadiyle sınırlanan yüksek bir plato üzerinde duruyor.En yakın köyler Karabağ (batı yönünde beş kilometre) ve Kilittaşı'dır (güney yönünde üç kilometre).Ermeni sınırına çok yakın olmasından dolayı arazi sıkı bir askeri bölge kabul ediliyor.Müren iki ülkenin sınırını çizen Arpaçay'dan bir kilometre uzakta ve izinsiz ki almak kolay değil,ziyaret edilemiyor.

Buna rağmen Google Earth'de de bulunan bölgenin en net fotoğrafı,topografyanın ve sitenin yapı dokusunun dikkat çeken anlamını ortaya koyuyor.Müren Kilisesi'nin etrafına insan işi yapılar toplanmış.Bu yapıların yoğunluğu ve birkaç yüz metreye yayılmış olması insan yerleşiminin kalıntılarını işaret ediyor.Duvarlar üç yönde uzuyor:Kilisenin kuzeybatısına,güneybatısına ve güneydoğusuna,her birinin uzunluğu 400 metre civarında.Bu yapı toplulukları net bir şekilde farklılaşıyor;kilisenin güneybatısında daha fazla bakir toprak var ve en yoğun yapılaşma kilisenin kuzeybatısı ve güneydoğusunda.Ne doğrusal veya ızgara gibi muntazam bir plan ne de bir şehir duvarı kalıntısı gözüküyor.Dokuzuncu yüzyıl kaynaklarında geçtiği gibi bu araziler arasındaki çizgisel açıklıklar yolların varlığını,belki de Müren'de bir zamanlar meşhur olan üzüm bağlarını sulamak için kanalları akla getiriyor.Esas yerleşimin 400 metre kuzey/kuzeydoğusunda,daha küçük ve daha düşük yoğunlukta ikinci bir site batıdan doğuya uzanıyor.

Malzeme olarak zengin kalıntılarıyla Müren,Kars bölgesinde şimdi büyük bir turist çekim merkezi olan yakındaki çok daha ünlü Ani şehriyle ilişkilidir.Terkedilmiş bir Ortaçağ yerleşimi olarak Müren ünlü komşusunu hatırlatıyor;iki tarafta da ziyaretçi evlerin ve yolların açık izlerini bulacak ve Ortaçağ'daki yaşamın dokusunun anlamını kavrayacaktır.İki yerleşim de Ermeni Bagrati Krallığı'na aitti:Başkent Ani ve kraliyet ailesinin bağışlarıyla zenginleşen Müren.Mimari ilişkiler de kurulabilir;Müren'deki ünüçüncü yüzyıl konutunda (şimdi yıkılmış) kullanılan "Selçuk zinciri" süslemesi Ani'deki Savoir Kilisesi'nde de görülebilir.Bu büyüleyici bağlantılar Müren'i,Ani'nin tersine daha da talihsiz bir şekilde ulaşılmaz kılıyor.

Bu eserle ilgili pek az arkeolojik çalışma olması sürpriz değil;kazı veya alan çalışmalarına izin verilmiyor.1903'te mimar Toros Toromanyan siteyi ziyaret etti,fotoğrafladı ve kilisenin bir planını çıkardı.1960'larda Fransız bilim insanları Jean-Michel Thierry ve Nicole Thierry Müren'i ziyaret ettiler ve incelediler.İki durumda da tatmin edici bir çalışma mümkün olamadı.

Acil Durum

Kilisenin müphem durumunu düşünürsek bilgimizin sınırlı olması acı verici.Erken yirminci yüzyılda yapı iyi durumda olmasından dolayı Ermeni mimar Toros Toromanyan tarafından methedilmişti.Ama Müren 1990'lardan sonra hızla kötüye gitti.Yirminci yüzyılın başındaki fotoğraflar kilisenin güneybatı duvarının çöktüğünü gösteriyor;2008'de bütün güney holü çöktü,kabartma külliyatı ve yazılar da beraber.Şimdi batı cephesinin kuzey köşesi boyunca genişleyen çatlaklar görülüyor,geri kalan cepheler ve kubbe payandaları da ciddi hasara uğramış.Bu kubbenin kısmen desteklendiği ve batı duvarının sıradaki yıkılacak duvar olduğu anlamına geliyor.Müren'in bütünleşik yapısal durumu sağlamlaştırma konusunu daha da acilleştiriyor,aktif bir sismik bölgede olması özellikle endişe verici.

Müren Niçin Kurtarılmalı?

Pek çok bilim insanı Müren'le ilgileniyor.Yedinci yüzyıl tarihçileri,mimari ve heykel tarihçileri,Bizans uzmanları,Ermeni dili ve tarihi uzmanları,Pers İmparatorluğu'yla ve Erken Dönem İslam tarihiyle ilgilenen bilim insanları bu eserin dünya tarihinin değerli bir belgesi olduğunun farkındalar.Gerçekten Doğu Anadolu'daki kültürel çeşitliliğin kilit taşı olan Müren sadece antik bir eser olduğu için değil,ama küresel öneminden dolayı da tanınmalıdır.Araştırmalar gösteriyor ki Müren'in kendisi farklı ve bazen de çatışan politik unsurlar arasındaki işbirliğiyle ortaya çıkmıştır;Müren böyle bir işbirliğinden iyilik çıkabileceğine dair bir hatırlatmadır.En önemlisi Müren gibi bir eseri korumak gelecek için umut verecektir;gitgide dertleri artan bir dünyada insanın korumacı potansiyelindeki umudu.Müren dünyanın çatışmalı bir döneminde,işbirliğinin gücüne dair dokunaklı bir hatırlatmadır.Lütfen onun kötüye gidişiyle ilgili duyarlılığı artıralım...

*Igor Dorfmann-Lazarev,Oya Pancaroğlu,Ahmet Ersoy ve Edhem Eldem'e bu makaleye yaptıkları nazik ve cömert yardımları için teşekkür ederim.

***

1-Daha fazla bilgi ve kaynakça için bkz. "Building Churches in Armenia:Medieval Art at the Borders of Empire and the Edge of the Canon",Art Bulletin 88,(2006):656-675;Timothy Greenwood,"A Corpus of Early Medieval Armenian Inscriptions",Dumbarton Oaks Papers 58 (2004):27-91;James Howard-Johnston,Witnesses to a World Crisis:Historians and Histories of the Middle East in the Seventh Century (New York:Oxford University Press,2010)
2-Christina Maranci,"The Humble Heraclius:Revisiting the North Portal at Müren",Revue des études arméniennes 31,(2009):359-372.
3-Mark Whittow,The Making of Byzantium (Berkeley:University of California Press,1996),209.
4-Bkz. Armenian History attributed to Sebeos,çeviri Robert Thomson,tarihsel açıklama James Howard-Johnston ve Timothy Greenwood'un yardımlarıyla (Liverpool:Liverpool University Press,1999,cilt 2.
5-Bkz. Christina Maranci,"Building Churches" ve Timothy Greenwood,"A Corpus of Early Medieval Inscriptions",birinci dipnotta olduğu gibi.
6-Walter Kaegi,Heraclius:Emperor of Byzantium (Cambridge,UK ve New York:Cambridge University Press,2003),269-272.
7-Cf. M. Salvini,Corpus dei testi urartei,1,Rome,2008,A 8-6,s.346-347.
8-Christina Maranci,"TheArchitect Trdat:Building Practices and Cross-Cultural Exchange in Byzantium and Armenia",Journal for the Society of Architectural Historians,September (2003):294-305.
9-Christina Maranci,"New Observations on the Frescoes at Müren",Revue des études arméniennes 35,yakında çıkacak.
10-Jean-Michel Thierry ve Nicole Thierry,"La cathédrale de Müren et sa décoration",Cahiers archéologiques 21 (1971):43-77.
Ayrıca bakınız:
-virtualani.org
-Paolo Cuneo,Architettura armena dal quarto al diciannovesimo secolo (Rome:De Luca,1988):632-635.
-Patrick Donabedian,L'âge d'or de l'architecture arménienne:VIIe siécle (Marseille:Parenthéses,2008)

**Christina Maranci,Eşsiz ve Nadide Bir Eser Çökmenin Sınırında:Müren Kilisesi;(çev.) Ahmet Akşit,Toplumsal Tarih,sayı:237,Eylül 2013,s.[68]-72.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder