22 Temmuz 2013 Pazartesi

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılına giderken ya da madem ki millet-i sadıka.../Refik Esmerel

Bir 24 Nisan'ı 98.kez geride bıraktık.Yani yeryüzünde insan eliyle gerçekleştirilmiş en yüzkarası eylemlerden birinin,yani Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılına ramak kaldı.Peki Türkiye Cumhuriyeti Devleti daha ne zamana kadar bu insanlık ayıbı eylemi bu ülke halkının boynunda asılı tutacak?Bir bütün olarak toplumumuz bu kanlı vahşetin günahlarından arınma,kendi gerçeklerimizden biriyle daha yüzleşme ferasetine ulaşamayacak mı?Özgür,müreffeh,kaynaklarını ve olanaklarını hakaniyetle paylaşabilen bir Türkiye kurabilmenin yolu nasıl açılacak?

Aslında bu özde sorularımızı sayfalarca çoğaltabiliriz.Ama önümüze çözümü çağırmak istiyorsak fazla soruya çok da gerek yok.Çünkü ülkemizin öznel ve nesnel koşulları sorunun çözümü yolunda somut ve ciddi adımlar atmaya son derece müsait olduğunu hiç kimse artık inkâr edemez.İşçi sınıfımızın ve onun öncü partisinin değişik biçimlerde,farklı düzlem ve içeriklerle seslendirdiği en temel gerçekler artık bütün topluma mal olmuş durumdadır.Ermeni halkına,Ermeni Soykırımı'na yaklaşımda da durum bu mimval üzeredir bütün iftira ve karalamaların izleri silinememiş olsa da,bütün şoven önyargıların köküne kibrit suyu ekilememiş ise de...
Öte yandan sorunun geride bırakılması için tutulacak somut yollar da yaşamın içinden boy vermektedir.Kürt Özgürlük Hareketi'nin bu konuda da örnek alınacak ve desteklenecek pratiklerine tanık oluyoruz.Mardin'den bir (Nasturi) Süryani'nin parlamentoya gönderilmesi örneği önümüzde duruyor.50.000 Kürt'ün temsilci olarak Bir Süryani yurttaşı onurlandırmasını anlam ve önemiyle farkedebilirsek kendi öneri ve çözüm yollarımızı bulup da ete ve kemiğe büründürebiliriz.Yanı sıra başta Ermeniler olmak üzere farklı etnik ve dini kimliklere karşı her türlü vahşi saldırının olabileceğinin örnekleri de güncelliğini koruyor.Hrant Dink'in göz göre göre katledilmesi,er Sevan'ın kışlada imha edilmesi gözlerimizin önündedir.Nitekim "Varlık Vergisi" ve Aşkale sürgünleri,6-7 Eylül Olayları Osmanlı tarihinde değil Türkiye Cumhuriyeti tarihinde tanıklık ettiğimiz vahşetlerdir.Rahip cinayetleri,Malatya Zirve katliamı gibi örnekler katliamcıların yanıbaşımızda kan soluyarak dolaştıklarının resimleridir.Yani soykırım geçmişte kalmış bir nahoş hatıradan ibaret değildir.
O halde Türkiye halkı,işçi sınıfı ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti,Ermeni halkına,tarihine ve geleceğine ilişkin tutum ve davranışlarını kökten değiştirmek ve düzeltmek mecburiyetindedir.Ve bu mecburiyet artık ihmal edilemeyecek,savsaklanamayacak,belirsiz bir geleceğe bırakılamayacak bir politik görevdir!
Bunların yanı sıra sayıları son derece azalmış olmasına karşın Türkiye'de yaşayan Ermenilerin de 10,20,40,80 yıl önceki Ermeniler olmadığı gerçeği var.Bir kez son yıllarda Ermenilerin Türkiye'yi terketme eğilimi hemen hemen tümüyle duraklamış görünüyor.Yanı sıra -tam sayıları bilinmemekle beraber- azımsanmayacak sayıda Ermenistan Cumhuriyeti yurttaşı Ermeni çalışma amaçlı Türkiye'nin büyük kentlerine akın etmiş durumda.(Büyük çoğunluğu da gayri insani yaşam ve çalışma koşullarında). Bütün bunlardan daha da önemlisi hatırı sayıda Ermeni aydını ülkenin siyasal ve kültürel yaşamına eskisinden çok daha aktif katılmaktadır.Ermeni aydınlarımız revanşizmden uzak,ama geçmişe sünger çekmeyi de reddeden sağlıklı bir barışma ve yüzleşmenin savunucusu konumundalar.Bu durum İşçi sınıfımız ve politik temsilcisi -tarihinde birçok kez gerçekleştirdiği gibi- Ermeni halkı ve aydınlarıyla sıkı bir işbirliği ve ortak davranış normları gerçekleştirmesine fazladan olanaklar sunmaktadır.Bu olanakları heba etmeyecek bir politik insiyatif alabileceğimizi göstermeye özenli olmamız zorunludur.
1915 Soykırımı yalnızca yüzbinlerce insanın katledilmesi suçu değildir.Bu suç aynı zamanda Anadolumuz topraklarına karşı işlenmiş de çok ağır bir suçtur.Öncelikle bu kırım ve sürgünle bu topraklar baştan başa şovenizm zehiriyle yıkanmış,halkımızın bilincindeki insani değerler iğdiş edilmiştir.Bu katliam ve sürgünle bu toprakta kurulan medeniyetlerin sonucu olarak yetişen kalifiye işgücü topraklardan koparılmış ve ülkemizdeki üretici güçlerin yetşkinlik düzeyi yüz yıl gerilere taşınmıştır.Sonraki yıllar boyunca Anadolu ekonomisinin bir türlü düzelemiyor olması,kalkınma hamlelerinin hep sonuçsuz kalmasını uygulanan Ermeni Soykırımı'ndan ayrı tutamayız.Ermeni halkının çalışkanlığı,işine ve amaçlarına bağlılığı Anadolu'da,Osmanlı'da hep takdir edildiği içindir ki bu millet Osmanlı tarafından "Millet-i Sadıka" olarak kabul ve takdir edilmiştir.Bugünkü hükümetler de geçmişte kalan bu yaklaşımı Ermenilere karşı bir suç işlenmediğinin göstergesi olarak ileri sürebilmekteler.Oysa yapılması gereken böylesi kof böbürlenmeler değildir.Mademki bu millete ecdadınız "Millet-i Sadıka" diyordu,o zaman niçin bu milletle aranızda şu lüzumsuz duvarları koruyor ve bu halka karşı işlenmiş suçları gizlemeye çalışıyorsunuz?
Hükümetin hangi konuda ne yapmak isteyip istememesi elbette önemsiz değildir.Ama bizim ne istediğimiz,neye nasıl ve hangi mücadele araçlarıyla ulaşabileceğimiz,neyin savaşını gündemimize alacağımız asıl önemli olandır.Hükümet ve devlet kendisini bize göre,bizim ortaya koyduğumuz talaplere göre düzeltmelidir.Düzeltmek zorundadır.Çünkü bizim tercihlerimiz,bizim inandıklarımız,bizim toplumun önüne alternatif olarak koyduklarımız,kesinlikle ve kesinlikle,her açıdan -madden ve manen- bu ülke topraklarının ve bu topraklar üzerinde emeğiyle değer yaratan bütün insanların bugünkü ve gelecekteki çıkarlarını koruyan ve geliştiren esas anlayıştır.İşte Ermeni meselesine bakışımız da bu perspektif temelindedir.Ve Türkiye'de yüzüncü yılında Ermeni sorunu kalmamalıdır.Bu herkesten önce biz komünistleri ve işçi sınıfını en yakından ilgilendiren bir konudur.Çünkü gerici bujuvazi uluslara ve halklara düşmanlık temelinde oluşturduğu ırkçı-şoven milliyetçi söylemlerle öncelikle emekçi sınıfların gözlerini boyamakta,bilinçlerini zehirlemektedirler.Bu zehiri dört bir yana saçarak işçi sınıfımızın ekmek,özgürlük ve iktidar mücadelesinin önüne yapay,ama güçlü bariyerler inşa etmektedir.Kısacası Türkiye'deki Ermeni sorunu işçi sınımızın,emekçi halkımızın en güncel çözüm bekleyen sorunlarından biridir...

http://www.tkp-online.org/index.php/2-makaleler/148-ermeni-soykrmnn-100-ylna-giderken.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder