13 Haziran 2013 Perşembe

Tehcirde Almanların etkisi vardı/Dilek Zaptçıoğlu*

Dilek Zaptçıoğlu:Alman devleti,tehcirin korkunç katliamlara yol açtığını gördü ama bu,"Irklar Darwinist bir mücadele içindedir" zihniyetine uygundu.Taner Akçam'ın "soykırım için neden önemsiz" teorisi barışa zararlı...

Gazeteci-yazar Dilek Zaptçıoğlu'nun Ermeni tehcirinin uluslararası boyutu üzerine oldukça ilginç düşünceleri var.Zaptçıoğlu'na göre,1921'de Talat Paşa'ya karşı düzenlenen suikast davasında tehcir konusunun geçiştirilmesi,Alman devletinin günahlarıyla ilgili.

-1993'te Talat Paşa davası ile ilgili yaptığınız çalışmadan yola çıkarak,Ermeni tehciri konusunda nasıl bir tablo var?

Talat Paşa'nın 1921'de Berlin'de öldürülmesinden sonra rekor hızla bitirilen cinayet davasını Cumhuriyet gazetesi için bir dizi halinde hazırlamıştım.Berlin'de arşivlerde davanın seyrini okuduğumda şunu gördüm:Alman devleti,sanık Soromon Tehleryan'ın beraat etmesini ve davanın dallanıp budaklanmadan en kısa zamanda bitirilmesini istemişti.Cinayet planlı olmasına karşın Tehleryan,ailesi Ermeni tehcirinde öldürüldüğü savıyla meczup muamelesi gördü ve serbest bırakıldı.Peki Almanya bu davayı vesile ederek o yıllarda neden tehcir olayını tartışmamış?Yanıtı çok basit.Çünkü gizleyecek bir şeyleri olduğunu düşünmüşler.Bunun tartışılmasını o zaman yapmadılar ama bugün bu,Almanya'da "Biz göz yumduk,suçumuz var" şeklinde genel kabul görüyor.Bu "suça iştirak"in tehcire kışkırtma,fikir verme şeklinde geliştiğini söyleyenler de var.Örnek olarak Alman oryantalist Paul Rohrbach'ın Anadolu'yu kolonizasyon projesi ve Ermenilerin "ayak altından çekilmesi" önerisi gösteriliyor.Almanlar 1910'larda en büyük rakipleri olarak İngiltere'yi görüyor ve Teşkilat-ı Mahsusacılarla Alman Max von Scheubner-Richter (1915'te Erzurum'daki Almanya Konsolosluğu'nda görevli) ve başka bazı ajanları Müslüman halkı İngiltere'ye karşı kışkırtmak için Doğu Anadolu'dan geçirip İran'a gönderiyor.Almanlar,İngiliz tebaasındaki Müslümanları ayaklandırmak için Berlin'de Arapça Cihat gazeteleri çıkarıyorlar.Bir başka gerçek de,Alman askeri ve mülki erkânının Ermenilerden nefret etmesi.Ermenileri "Doğu'nun Yahudisi" diye niteliyorlar.Bu konularda elimizde çok yeni bir derleme kaynak da var.

-Ne var bu kaynakta?

2005'te çıkan bu 675 sayfalık derleme,Ermeni Soykırımı tezinin önemli Alman savunucusu Wolfgang Gust tarafından hazırlanmış.Vahakn Dadrian'ın girişimi sonucu yayımlanmış,"1915/1916 Ermeni Soykırımı" şeklinde gayet açık bir ad taşımış olsa da;Alman Dışişleri'nin "Türk Tezi"ni doğrulayan birçok belgesini de içeriyor.Alman elitlerin onları nasyonal sosyalizme götürecek olan ve bugüne kadar yansıyan etnik-bazlı,ırkçı ve dünyayı etniklere ayırıp anlamaya yönelik dünya görüşü burada da mevcut.Alman dokümanlarına göre,Anadolu'da yaşayan etniklerden Rumlar kurnaz ve kibirli,İslamlar cahil ve geri,Kürtler tembel ve serseri,Ermeniler de açgözlü ve antipatik.Almanlar,tehcirin özellikle Kürt çetelerince korkunç katliamlara yol açtığını görüyor,hükümetin bunu önleyemeyişini sistemli bir göz yumma olarak yorumluyor ve şöyle düşünüyorlar:Eğer Türkler Ermenileri öldürmese,onlar Türkleri alt edecek.Bu bir ölüm-kalım savaşı.Tehcir kararında doğrudan etkili olmasalar da Almanların Birinci Dünya Savaşı'nı da çıkaran "Güçlü olan kazanır" ve "Irklar Darwinist bir mücadele içindedir" zihniyetini İstanbul'a taşıdıklarını ve Batı'dan ithal bu etnik bazlı düşüncelerin de Osmanlı'yı dağıttığını,milletleri birbirine düşman ettiğini,nihayet boğazlaşma ortamı yarattığını düşünüyorum.

-Yani yaşananlarda Alman devletinin de sorumlulukları var.

Anadolu halkı,bunun bir "Talim-i Alman" olduğunu düşünüyor.Sarıkamış Harekâtı Enver Paşa'nın savaştan önce Almanlar'a "Rusya'ya Kafkaslar'da cephe açmak" üzere verdiği taahhüt üzerine gerçekleşiyor.Ben İttihatçıların elbette yanlış ama "etnik temizlik" saikiyle hareket etmediğini düşünüyorum.Şu soruyu sormak lazım:Niçin Yahudilere ve Selaniklilere,yani diğer gayrımüslimlere hiç dokunulmamış?Çünkü onlar tehlike ve tehdit olarak ve sonunda düşman olarak görülmemiş.İttihatçılar ve özellikle bölgedeki Kürtler,1915'te Ermenilerin hepsini düşman kabul etmişler.Kürtler,Ermenileri hem yağmalamak hem de topraklarında devlet kurmalarına engel olmak istemişler.Yahudi Soykırımı ile en büyük fark burada.Tarihi ve bugünü anlamak için "Neden?" sorusunu sormak çok önemli.Taner Akçam'ın "soykırım için neden önemli değil" teorisi bence Türkiye'de barış için yapılabilecek en yanlış şey.

-Ermeni meselesinin tartışılmasından nasıl bir sonuç çıkabilir?

Bir kere diaspora Ermenileri için bu,bir kimlik ve tanınmadan öte sevilme mücadelesi.Küçük ve yoksul Ermenistan onlara her gün "Bugün vatanın için ne yaptın?" diye soruyor,onları çifte vatandaş yapmak için yasalar çıkarıyor.Ben Almanya'da,kendilerini Yahudilerle aynı kefeye koydurtmak için çırpınan Ermeni politikacılar tanıdım,elbette politikacı olarak değil,mesela dernek başkanı,vb. olarak ortaya çıkıyorlardı.Almanlar ve Batı,Yahudi Soykırımı konusunda haklı olarak çok hassas.İkisini aynı kefeye koyduğunuzda büyük yol kat etmiş oluyorsunuz.Soykırım lobisi,hep bu "Barbar Müslüman Türk" üzerine kuruyorlar söylemlerini ve resmen ırkçılar.Onların en baş meselesi,Yahudi Soykırımı ile Ermeni Soykırımı'nı aynı platforma oturtmak.

-Peki bu hedeflerine ulaşabiliyorlar mı?

Bu iki olay arasında gerçekten çok büyük fark var.Çocuk,yaşlı,kadın,erkek Ermeniler gerçekten büyük acılar yaşamışlar ve biz Türkler,bugün bundan büyük üzüntü duyduğumuzu söylemeliyiz.Ama söylem,Türkiye çalıntı topraklar üzerine kuruldu düşüncesi ihsas ettirilerek,hatta barbar Türkler ileri ve uygar Hristiyanları kesti teorisi üzerine kuruluyor.İşte bugün kitapçı rafları bu yüzden de milliyetçi edebiyatla dolmakta.Soykırım tartışması da tam bu yüzden de yanlış,çünkü üzüntüyü,acıyı bile politikleştiriyor...

*Ermeni Sorunu,Röportaj:Ertuğrul Mavioğlu,Radikal,17 Şubat 2006.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=178879

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder