26 Haziran 2013 Çarşamba

"Soykırım demek benim görevim"/Patrick Devedjian*

Türkiye'yi ayağa kaldıran "Ermeni Soykırımı'nı tanımayan suçludur" diyen yasanın mimarı,diasporanın en güçlü ismi Patrick Devedjian'a soruyorum:Bazen yorulduğunuzu hissetmiyor musunuz? "Yoruldum.Evet.Hem de çok.Ama bu benim görevim.Ben bir yüzyıl daha halımın altında kadavralarla yaşamak istemiyorum" diyor.Tam o anda gözleri nemleniyor...

"Oooo!Aman dikkat et!Ezer geçer!"

Paris'te,onunla bir görüşme yapacağımı kime söylediysem,hepsi gözlerini aça aça böyle diyordu.Türkiye'yi ayağa kaldıran,"Ermeni Soykırımı'nı tanımayan suçludur" diyen yasanın mimarı,Sarkozy'nin parlak bir politik kariyere sahip danışmanı,Sarkozy cumhurbaşkanı olursa kesinlikle Fransa başbakanı olacak olan,retorik uzmanı,kartal bakışlarıyla ünlü Patrick Devedjian'ın ismi herkeste hayret,tedirginlik,bazen de hayranlıkla karışık bir sessizlik yaratıyordu.

Mihmandarım Isabelle [Kortian] ise Devedjian'ın odasına girer girmez başlayan ve sert bir satranç maçı hissi veren görüşmeyi bazen takip etmekte zorlanıyordu.Babası Osmanlı'nın önemli bürokratlarından ve aslında Elazığ kökenli olan Devedjian aynı zamanda ASALA davasının ünlü avukatıydı.Bütün bu geçmişin mesafeli nezaketini üzerinde taşıyordu.Ama nezaket,parti binasında başlayan satranç maçının hızını hiç etkilemiyordu:

"Yasa,güvenliğimiz için"

-Türkiye'deki Ermeniler bu yasadan rahatsızlar.Diasporanın baskısıyla çıkarılan bu yasanın bütün diyalog yollarını kapatmakla birlikte Türkiye'de yaşayan Ermenileri de kurban ettiğini düşünüyorlar.Yasanın Ermenistan'dan da çok destek aldığı söylenemez.Ne dersiniz?Diaspora sadece kendisi için çıkardığı bu yasayla diğer Ermenileri kurban mı etti?

Bir yıl öncesine kadar bu yasanın çıkmasına ben de karşıydım.İfade özgürlüğünü zedeleyecekti.Ama Lyon'da Türk milliyetçilerinin yaptıkları gösteriler,oradaki Ermeni anıtının çalınması,fikrimi değiştirdi.Türkiye aktif bir reddetme politikası yürütmeye başladı.Ermeni anıtlarına karşı saldırılar yapıldı.Bunları Bozkurtlar yaptı.Türkiye diplomasisi de bu saldırıların Türk halkı tarafından onaylandığını ve desteklendiğini açıkladı.O saldırılardan sonra ifade özgürlüğü tartışmasına giremezdik.Güvenliğimiz sözkonusuydu.Fransa'daki Ermenilere yapılacak saldırılara karşı güvenliğimizi sağlayacak bir düzenlemeye ihtiyaç vardı.

-Artık ifade özgürlüğünün birincil önemde olmadığını söylüyorsunuz ama bu yasaya sizin getirdiğiniz,savunduğunuz ama kabul edilmeyen bir istisna vardı.Bilimsel çalışmalar hariç tutulacaktı.Bu istisnayı kabul ettiremediniz mecliste...

O istisnanın senatodan çıkması için elimden geleni yapacağım.O konuda senatoda fikir birliği oluşacağını düşünüyorum.Çünkü bilimsel çalışmaların özgürlüğünü korumak gerekiyor.Böylece Türkiye ile Fransa arasında bir fark olacak!Çünkü biliyorsunuz Türkiye'de TCK 301 var!

"Zaten doksan yıldır bekliyoruz"

-Evet,ben dahil birçok insanın karşı çıktığı ve aceleyle çıkarılan bir madde.Ama siz bu yasa için uzun süre uğraştınız.Üstelik teknik olarak çıkması çok zor bir yasa için...

O kadar uzun süre sayılmaz.Fransa'nın Soykırımı tanıması için üç yıl uğraşmıştık.Bu yasa için de bekleyebiliriz.Üstelik biz zaten doksan yıldır bekliyoruz.

-"Biz" diye konuşuyorsunuz.Diaspora bu kadar "homojen" mi sizce?Bütün diasporanın bu yasayı desteklediğinden emin misiniz?

Diaspora homojen değilse bile eğer sert Türk milliyetçileri yaptıklarına devam ederlerse,olacak.Kaldı ki Türkiye de dışarıdan homojen görünüyor.Kültürel farklılıkları devlet politikasıyla homojenleştiren bir politikası var.Üstelik Türkiye,Ermenistan sınırını açmamakla bu konudaki tavrını açıkça ortaya koyuyor.

-Bunlar diyaloğu imkânsızlaştıran şeyler,haklısınız.Ama çıkarmaya çalıştığınız yasanın o "sınırı" daha da sertleştireceği ortada.

Buna inanmıyorum.Ben,Türkiye'nin ancak aşırı baskılarla değişebileceğine inanıyorum.Ve yeniden ekleyeyim,biz doksan yıldır bekliyoruz!

-Doksan yıldır hayaletlerle yaşıyorsunuz.Fransız düşünür Baudrillard'ın bu konuda bir cümlesi var:"Ermenilerin durumu çok özel.Onlar yaşadıklarını ispatlamak için öldüklerini ispatlamak zorundalar." Ne dersiniz,öyle mi?

Tıpkı Yahudiler gibi.Bu,çok büyük bir travmadır.Ben ne zaman torunuma baksam onun yaşındaki çocukların bir zamanlar sadece Ermeni olduğu için öldüğünü düşünüyorum.Bu her gün yaşaması imkânsız bir acıdır.

-Ama bu imkânsız acıyla yaşıyor hatta hayatınızı bunun üzerine kuruyorsunuz bir bakıma.Kişisel olarak sormak istiyorum.Bazen yorulduğunuzu hissetmiyor musunuz?

Yoruldum...Evet.Hem de çok...Ama bu benim görevim!Ben bir yüzyıl daha halımın altında kadavralarla yaşamak istemiyorum!..

*Patrick Devedjian,"Soykırım demek benim görevim",Röportaj:Ece Temelkuran;Ve Ermeni Diasporası konuştu,Milliyet,16 Kasım 2006.

http://www.milliyet.com.tr/2006/11/16/yazar/temelkuran.html


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder