13 Haziran 2013 Perşembe

Sadece insanlar değil bilinç de yok oldu/Erdoğan Aydın*

Araştırmacı-yazar Erdoğan Aydın'a göre Ermeni sorununun bugün büyüyerek önümüze gelmesinin ana sebebi,Türkiye Cumhuriyeti devletinin inkârcı tutumu.Aydın,Ermeni katliamının bu topraklardaki sivil toplumu,vatandaşlık bilincini ve örgütlülüğü de yok ettiği inancında.

-Ermeni sorununun,güncelleşerek önümüze gelmesinin kaynağı ne?

Öncelikle yeni bir dünyada yaşadığımızı ve bu yeni dünyada dün uluslararası politikada sorunsallaşmayan pek çok şeyin bugün çözümü zorunlu sorunlar haline geldiğini görmek lazım.Kuşkusuz bu süreçte Irak işgalinde olduğu gibi bir dizi haksız ve hukuk dışı müdahaleyle de karşı karşıyayız.Ancak ne Türkiye Irak'ın karşılaştığı tipte bir sorunla karşı karşıyadır ne de Ermeni sorunu suni bir sorun.Kaldı ki sorunun bu yeni dünya koşullarında güncelleşmesindeki belirleyici faktör,Türk devlet geleneğinin soruna ilişkin tutumudur.Başta Kürt sorunu olmak üzere karşısına çıkan sorunları inkâr ederek ve ezerek "çözmeye" çalışan bu gelenek,yeni dünya koşullarında uluslararası tepkilere de davet çıkarıyor.Sorunların sınırlar ardına saklanmasının artık mümkün olmadığı günümüzde bu tutum,sorunu daha da büyüterek kendini köşeye sıkıştıran bir ipoteğe dönüyor.Özetle sorunun emperyalist politikalarca maniple edilmesinden söz edilmesi halinde bile,buna olanak sağlayan birincil neden bu devlet politikasıdır.Bu ise,dünden farkla Türkiye'nin sorunlarını büyütüp,demokratikleşme ve kalkınma olanaklarını tahrip etmektedir.Oysa soruna daha soğukkanlı,hukuka uygun yaklaşabilmiş olsa hem böylesi bir uluslararası kuşatma olmayacak hem de sorunun çözümü mümkün olacak.

-Soğukkanlılığı nasıl elde ederiz?

Empati yaparak,kendimizi onların yerine koyarak,geriye dönüp "Acaba Ermeniler yok edilmeseydi ne olurdu" diye düşünerek...

-Ne olurdu?

Halen yaşadığımız Türkiye bambaşka bir ülke olurdu.Unutulmamalı ki tehcir ve kırımlarla yok edilen,bu toprakların sadece hümanist potansiyeli,kültürel çeşitliliği değil aynı zamanda üretici güçleri,zanaatkâr birikimi,üretim kapasitesiydi.Ermeni ve Rumların tasfiyesi ülkemizin dünyadaki rekabete çok daha geri bir noktadan katılmasına neden oldu.Diğer yandan yok edilen aynı zamanda bu toprakların sivil toplumu,yani devlete karşı vatandaşlık bilinci ve örgütlülüğü idi.Özetle tehcir ve kırımdan sonra geriye kalan,üretici birikimi ve yurttaşlık kimliği çok daha geri,köylülüğü aşamayan mütevekkil bir halk,bu halkın karşısında çok daha güçlenmiş bir devlet,öteki kültür ve toplumlara karşı koşullanmış bir kültürel atmosferdi.Bu koşullar,aydınlanmanın toplumsal temel bulmakta niye bu denli zorlandığını,devletin niye bu denli ceberrut olduğunu,yoğun devlet yönlendirmesine karşın üretici güçlerin gelişme dinamiğinin niye bu denli cılız olduğunun yanıtını veriyor."Bütün dünyanın bize karşı" olduğu,herkesin "bizi bölmeye" çalıştığı şeklinde,evrensel bir kimlik edinmemizi önleyen paranoya da işin cabası.

-Kangrenleşmiş bu sorunun çözümü için neler yapılmalı?

Ne denli ağır olursa olsun her sorun gibi burada da çözüm mümkün.Ama öncelikle çözümden yana bir irade gerek.Karşılıklı bir güven atmosferi yaratılmalı.Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırın açılması,hem iki tarafı da zenginleştirir,hem de önyargıların aşılmasını hızlandırır.Aksi halde devlet Ermenistan'ın boğazını sıktıkça,uluslararası planda Türkiye'nin de boğazı sıkılır...

*Ermeni Sorunu,Röportaj:Ertuğrul Mavioğlu,Radikal,13 Şubat 2006.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=178551

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder