13 Haziran 2013 Perşembe

Köy adlarının başındaki "kara" ve "kızıl" takıları da katliam yıllarından kalma/Faik Bulut*

Faik Bulut,Kars'ta çocukluk yıllarında bulunan toplu mezarların Ermenilerin mi yoksa Müslümanların mı olduğunu,çıkan paranın cinsine göre ayırt ettiklerini söylüyor.Köy adlarının başındaki "kara" ve "kızıl" takıları da katliam yıllarından kalma...

Araştırmacı-yazar Faik Bulut,bazı tarihçilerin ortaya attığı "Ermenileri Kürtler kesti" imasının maddi bir dayanağı olmadığını söylüyor.Ermenileri katleden Hamidiye Alayları'nın Kürt isyanlarını bastırmak için de kullanıldığını anımsatan Bulut,kendisi 10 yaşındayken 115 yaşındaki Zeri ninesinin anlatımını ise şöyle aktarıyor:"Bizimkiler Hamidiye Alayları'na yardım ederdi.Kırmızı Köprü diye bilinen yere giderek pusu kurmuşlar.Öyle vurdular,öyle vurdular ki,cesetle dolan Kars Çayı geri akmaya başladı."

-1915 olaylarının öncesi ve sonrası neydi?Başka hangi azınlıkları kapsadı?

Ermeni meselesinin 1915 ile sınırlanmasını çok yanlış buluyorum.Öncesi ve sonrası vardır.Bir de perspektif olarak genelde Ermeni meselesi global düzeyde ele alınıyor.Ama her bölgedeki Ermeni meselesi,Adana'daki,Afyon'daki,İstanbul'daki,Çorum'daki,Muş'taki,Batman'daki,Kars'taki Ermeni meseleleri birbirinden farklıdır.O nedenle her bölgede yaşananları sanki birbirinin aynıymış gibi konuşmak hatalı sonuçlara vardırır.İşin özünde katliam ve tehcir vardır.Belgeler bunu gösteriyor.Bunun yanı sıra mukatele de vardır.Yani etnik boğazlaşma olmuştur.

Türkler,Çerkezler,Kürtler,yani Osmanlı'nın yanında yer alanlarla sadece Ermeniler arasında bir kavga yok.Nasturiler ve Asurilerle de benzer olaylar yaşanıyor.Bu olaylar Türkiye'nin sınırlarını da aşıyor.Bugünkü Irak Kürt bölgesinde Asuriler İngilizlerle birlik olup Kürtlere hücum etmişler.İran bölgesinde Nasturi ve Ermeniler birlik olup,1919'ların ünlü İranlı Kürt lideri Simko İsmail'e bağlı birliklerle savaşmışlar.Yani o dönem yaşanan olayları sadece Türk-Ermeni boğazlaşması diye sınırlandırırsak yanlış olur.Bu olayların sınırları hayli aşan bir boyutu var.Uluslaşma,milli bir bencilliği gerekli kılıyor.Bir başkasını ret ve düşman kabul etmeden uluslaşma olur mu?1877'den başlayan,Birinci Dünya Savaşı'nın sonlarına kadar devam eden boğazlaşmalar,bölgedeki uluslaşma kavgası ekseninde değerlendirilmelidir.Rus Çarlığı,İngiltere, İran ve Osmanlı tüm bu çatışmalarda doğrudan rol oynamış,azınlıkların çatışmasını bizzat bu büyük devletler körüklemiş ya da kışkırtmıştır.

-Ermeni ve Kürtler arasındaki çatışmaların nedenleri neydi?

Ermenilerin Büyük Ermenistan projesi de boğazlaşmalarda oldukça etkili oluyor.Ermeni komitacılar Kars'ta,Erzurum'da,Van'da sürekli etnik temizlik gerçekleştiriyorlar.1890'dan başlayarak,sonraki yıllarda daha da şiddetlenerek devam ediyor.Fakat boğazlaşmanın elbette ki tek kaynağı komitacıların etnik temizlik çabalarıyla sınırlı değil.Kürt şeyhlerinden bazılarının Ermenileri kesmek üzere fetva yayımladıkları biliniyor.Bu şeyhlerden birinin,"Ermeniler yüzümü görmesin,yoksa günaha girerim" diyerek yüzünü peçeyle örttüğü söylenir.Ama bunun yanında Ermenileri koruyan,himayesine alan Kürt ağa ve din adamları olduğunu da biliyoruz.Van bölgesinde,Çatak'ta Kör Hüseyin Paşa,Hacı Musa Bey gibi isimler katliamlar yaşanırken Ermenileri himayesine alanlar arasında sayılır.Said-i Nursi bildiğim kadarıyla 1500 Ermeni'yi himaye edip korumuştur.1910-1915 arasında özellikle Dersimli olan Kürtler,Seyid Riza ile Ali Şir,Ermenileri hem korumuş hem de onlarla işbirliği yapmıştır.Hatta 1917 Ekim devrimi sürecinde Dersim bölgesinde Ermenilerle birlikte yaklaşık üç ay kadar süren bir sosyalist şûra oluşturmuşlar,ama Erzincan komutanı Ermeni Murad Paşa ile "Büyük Ermenistan" talepleri konusunda anlaşamamışlardır.İran'a karşı 100 bin kişilik bir Kürt ayaklanması çıkaran Nakşi şeyhi Ubedullah'ın Ermenilerle yaptığı önemli bir anlaşma da vardır:"Siz bize silah üretin,biz de size Şemdinli tütünü verelim." Karşılıklı anlaşmalar sonucunda Ubeydullah'ın "Ermenilere dokunulmayacak" fetvası çıkarmış olması son derece anlamlıdır.

-Çok önemli dayanışma örnekleri de yaşanmış,çok hazin öyküler de var...

Ben halk hikmetine çok inanıyorum.Karslı olduğum için bölgede çok araştırmalar yaptım.Çok yaşlı insanlarla konuştum.Annemin ninesi Zeri Nine,ben 10 yaşındayken o 115 yaşındaydı.Çok net anlatırdı.Bizim oradaki köylerin çoğu Ermeni köyleridir.Biz Kürtler çok sonradan oralara yerleşmişiz.Cami boyalı,duvarları kazıdığınız zaman freskler çıkıyor.Zeri Nine şöyle anlatırdı:"Ermeni çeteleri geldiler,bizi samanlığa kapattılar,ateşe verip bırakıp gittiler." O dönemde bizimkiler Hamidiye Alayları'na yardımcı olurlarmış.Bu olayı duyunca Kırmızı Köprü diye bilinen yere giderek pusu kurmuşlar.Sadece Ermeni komitacıları değil,sivil Ermenileri de öldürüyorlar.Zeri Nine bu kanlı misillemeyi de şöyle anlatırdı:"Öyle vurdular,öyle vurdular ki,Şubat ayıydı.Cesetle dolan ve eksi 30 derecede donan Kars Çayı geri akmaya başladı." Biz de onlar da kesti demeye getiren anlatımlardı bunlar.

Aslında Kürtler ve Ermeniler birlikte yaşardı.Toprakta don olup olmadığını anlamak kolay değildir.Ermeni Agop bu işte ustaydı.Katarlardı Agop'u öne,tarlalara giderlerdi.Agop pantolonunu sıyırır toprağa otururdu.Agop,bu toprakta don var derse tohum ekilmezdi.Ama Rus Çarlığı ve İngilizler bir tarafı,Osmanlılar diğer tarafı kullanmışlar,iki halk birbirine böyle düşman olmuş. 

Şeyh Said ve Dersim isyanlarına katılan insanlar hatıralarını yazdıklarında Ermenilere yapılan mezalimi çok açık bir biçimde açıklıyor.Bunların bir kısmı Kürtler adına özeleştiri de yapıyor.Ama çoğu hatıratta Ermeni katliamlarında doğrudan Osmanlı suçlanır.Örneğin Şeyh Said isyanını hazırlayanlardan Cibranlı Halid Paşa'nın ilginç bir yaklaşımı var.Tehcire tabi tutulmuş Ermeni varlığı sona ermek üzereyken Kürtler bu gelişmeler karşısında sevinç duyuyor.Cibranlı Halid ise,"Osmanlılar bazı Kürtlerin de kılıcıyla Ermenileri temizledi,şimdi sıra bize geldi.Önce zo diyenler öldürüldü,sıra lo diyenlerde" diye duyduğu sıkıntıyı dile getiriyor.

-Tüm bu yaşananların günümüze etki ve yansımaları nedir?

Öncelikle büyük devletler yaşananlardan ötürü özür dilemeli.Bir de tam sınır kapısına büyük bir "barış ve insanlık anıtı" dikilmeli.Anıta,hem Ermenice,hem Türkçe,hem Kürtçe kardeşliğin önemini anlatan yazılar yazılmalı.Bizim Kars yöresinde eskiden köylerin isimleri kara ve kızıl ile başlardı.Bu köylerin tamamında boğazlaşma yaşanmıştır.Eskiden Ermenilerin yaşadığı bizim köyün 500 metre kuzeyinde temel için kazı yapardık,toplu mezar çıkardı.Beşyüz metre güneyde kazı yapardık başka bir toplu mezar çıkardı.Bu mezarların Ermenilere mi yoksa Kürtlere mi ait olduğunu anlamak da zor değildi.Mezardan Rus parası çıktığı zaman Ermeni mezarlığı,Osmanlı parası çıktığında ise Müslümanların mezarlığı derdik.12 Eylül döneminde ise Erzurum'da çıkan bütün toplu mezarlar Müslümanların katledilmesine,Ermeni mezalimine kanıt olarak gösterildi...

*Ermeni Sorunu,Röportaj:Ertuğrul Mavioğlu,Radikal,16 Şubat 2006.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=178851

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder