21 Haziran 2013 Cuma

Ermeni meselesinde nereden başlamalı?/Selçuk Gültaşlı*

Nasıl ki Rumlar,Avrupa Birliği (AB) üyeliğini garantiledikten sonra Annan Planı’nı “burunları dahi kanamadan” reddettiyse ve şimdi sorunun çözümü için Türkiye’den jest üstüne jest beklemekteyse ve bu konuda ABnin zımni desteğini aldıysa,Ermeniler de “soykırım” konusunda artık önemli mevziler kazandılar,meseleyi Türkiye ile tartışmak teklifine soğuklar.Kıbrıs’ta geç kalan Türkiye,Ermeni meselesinde de aynı ataletin içinde.

Geçen hafta Belçika Meclisi’nde yapılan Ermeni “Soykırımı”nı inkâr edenlere hapis ve para cezası öngören oylamaya bir göz atalım.Oylamaya katılanlar 129 kişi.Evet” diyenler 108,çekimser” kalanlar 21.Hayır” diyen 0 (yazıyla sıfır).150 bin Türk’ün yaşadığı,bakanından senatörüne birçok Türk asıllının görev yaptığı Belçika devletinin meclisinde bir kişi de çıkıp “Türkleri incitmeyelim.Türkler iddialar için ortak ve bağımsız bir komisyon teklif etti” demiyor.Çekimser” kalanlara gelince bunlar da Türkiye’nin AB üyeliğine şiddetle karşı çıkan faşist-ırkçı Vlaams Belang milletvekilleri.Tasarıya karşı çıkmalarının sebebi Türkiye’ye aşklarından değil,soykırım” cezalarını ırkçı mantıklarına münafi bulmalarından.Artık tasarının senatoda kabul görüp görmeyeceğine bakacağız.

Türkiye’nin resmi televizyon kanallarını seyredince sanki TBMMnde Ermeni “Soykırımı”nın kabul edilmesi için bir kanun teklifi olduğu fikrine kapılıyor insan.Ekrandaki emekli bir asker “Soykırım olduysa bunu Ermeniler Türklere karşı yaptı” diyor.Orly katliamında Türkiye’yi savunan Fransız avukata,Azeri bir hanım ve Prof. Mümtaz Soysal destek veriyor.Ama aralarında tarihçi yok.

Ermeni “Soykırımının” hakikat olduğunu savunan internet sitelerine bir göz atıyorsunuz.Hepsi birbirinden profesyonel hazırlanmış.Kimilerinde ağıtlar var.Soykırım” olmadığını savunan sitelerin çoğu ciddi imla,yazım hataları ile malul.Bunların İngilizce versiyonları daha da kötü.Türk’e Türk propagandası” yapmakta son derece mahir kafalar meseleyi dünyaya anlatmaya gelince “sanki Türkler de söylediklerine inanmıyor” havası veriyor.

Avrupa’daki haber programlarında sadece Ermeni tezlerine ses verildiğinden şekva edip,Batıyı haklı olarak seçici olmakla suçlarken iyi hoş da Fransa’da “soykırım” programlarına Türk tezini savunacak birini resmi ve gayri resmi yollardan arayıp bulamayınca niye öfkemizi doğru mecralara akıtmıyoruz?Türk’e Türk propagandası” için ekranlardan inmeyenler, mesele,işi Avrupa’ya anlatmaya gelince yoklar.

Fransa’nın Cezayir’den özür dilemediği doğru,Belçika’nın Kongo’da ondokuzuncu yüzyılda öldürülen milyonlarca Kongoluya “soykırım” yaptığını söyleyenlere ne kadar dik baktığı ortada.Bu örnekleri çoğaltmak da mümkün.Azgın Ermeni diasporasının taleplerinin Türkiye’nin “soykırımı” kabul etmesi ile son bulacağını düşünmek safdillik.Anadolu Ermenilerinin İlber Hocanın tabiriyle “masum Berlin Yahudisi” olmadığı da su götürmez bir gerçek.

Amma velakin tehcir ve tenkil kanununun mimarı Talat Paşa,1 Kasım 1918’de İttihat ve Terakki Partisi’nin son kongresinde bakın ne diyor:"Birçok yerlerde çoktan beri teraküm etmiş olan adavetler bu vesile ile (tehcir) infilak ederek katiyen arzu etmediğimiz suiistimallere sebep olmuştur.Birçok memurlar haddinden ziyade zulüm ve şiddet gösterdiler.Birçok yerlerde bigayrıhak birtakım masumlar da kurban oldular.Bunu itiraf edelim.”

Bir dönem bu topraklarda yaşayan Ermenilerin büyük bir acı yaşadıklarını kabul etmekle işe başlamak lazım.Ancak o zaman,dünyayı,yaşananların soykırım olmadığı,Yahudilerin başına gelenlerle hiçbir irtibatının bulunmadığı konusunda ikna etme konusunda bir şansımız olabilir.

***


Ermeni tarihçi Ara Sarafian'ın dikkat çektiği gibi Türk,İslam ve yabancı düşmanlarının elinde oldukça uygun bir araca dönüşen "soykırım" meselesinde nereden başlamalı,ne yapmalı?Fransa'nın "soykırımı" inkâr edenleri cezalandırma tasarısını ertelemesi bizi rahatlatmalı mı yoksa bu meseleye doksan yıldır şaşı baktığımızı mı hatırlatmalı?Ben ikinci şıktan yana saf tutanlardanım!

Yurtdışında yaşamaya başlayanların Ermeni meselesinin boyutları ile "çarpışması" uzun sürmüyor.Hemen herkesin hafızasından silemediği,kendisini "suçüstü yapılmış" gibi hissettiği tuhaf tesadüfleri var.Benim de bir hikâyem var.

Birkaç yıl evvel karşıya geçmek için trafik ışıklarında bekliyordum.Şıklığıyla göz kamaştıran 80'lerine yakın zarif mi zarif bir teyze,Fransızca,"Karşıya geçiyorsanız bana da yardım eder misiniz?" diye sordu.Brüksel'de sıkça rastlanılan bir durum.Avrupalılar yaşlandıkça,yalnızlaşıyor.Karşıdan karşıya geçerken,markette para sayarken yaşlılar gençlerden yardım istiyor.Memnuniyetle yardım edeceğimi,ama İngilizce konuşursak kendimi daha rahat ifade edebileceğimi söyledim.Mükemmel İngilizcesiyle "Böyle yakışıklı bir gencin koluna girmek ne kadar hoş" diye espriler patlatan teyze,koluma girerken "İngiliz misiniz?" diye sordu.Yeşil ışık yanmış,kısacık yolu geçerken,"Hayır, Türküm" diye cevaplamıştım sorusunu.

Yaşından beklenmeyecek bir çeviklikle kolumdan çıkarak,"Ben Ermeniyim,siz bizim düşmanlarımızsınız" demez mi?Bir taraftan hadiseyi anlamlandırmaya çalışırken bir yandan da şöyle bir şey geveledim:"Bütün insanlar gibi Ermenileri de seviyorum.Neden düşman olalım?" Teyze bu arada birkaç adım mesafe koymuştu zaten aramıza,"Ben Türklerden nefret ediyorum" deyince sohbeti sürdürmenin imkânı olmadığını anladım."Gideceğiniz yere kadar götüreyim bari" diyecek oldum,nezaketle hemen reddetti.

Böyle elektrikle çarpılmışa döndüğünüz hadiselerden sonra adet üzere meseleye dair daha fazla okumaya başlıyorsunuz ve "papağanlaştırılarak" dondurulan zihni müktesebatınız çözülmeye başlıyor.

"Soykırım olduysa Ermeniler bize yaptı" ya da "Ermeniler tehcir sırasında salgın hastalıktan öldü" gibi rezil ve komik argümanları bir tarafa bırakıp,1915'te Osmanlı vatandaşları Ermenilere karşı bir zulüm yaşandığını kabul ve acılara hürmet etmekle işe başlamalı.Türk yanlısı olduğu iddiası ile Ermeni diasporasının hedefi haline gelen Prof. Guenter Lewy bile ölen Ermeni sayısını 642 bin olarak veriyor.Ermenilerin yaşadığı büyük acıyı kabul etmeden Ermeni diasporası ile mücadele etmek beyhude,böyle bir durumda Batı'da sizi dinleyecek ciddi bir tek mahfil bulmanız imkansız!Bu çekilen ızdırabı kabul,Ermeni komitacılarının katliamlarını,işgalci Rus ordusu ile ittifaklarını,Batı'nın,Balkanlar Müslümanlardan soykırımsı bir gayretle temizlenirken gizlemediği memnuniyetini ve daha da önemlisi kendi geçmişleriyle yüzleşmeyi reddedenlerin Türkiye üzerinden vicdanlarını temizleme operasyonuna dair manalı birkaç kelam etme zemini hazırlayacak.

Meseleye doğru bir yerden bakmaya başladıktan sonra bir ezber daha bozmak lazım.O da Müslümanların,Kürtlerin,Alevilerin devleti yıkmaya ahdetmiş gruplar olduğu anlayışı.Avrupa'daki Türkleri birleştirmek için Brüksel'e gelen MGK eski Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılınç'ın konuşmasına başörtülülere hakaret ederek başlamasıyla diplomatların saçlarını başlarını nasıl yolduklarını çok iyi hatırlıyorum.İnşaya gelen general harap ederek ayrılmıştı Brüksel'den.Devlet ricali Avrupa'daki Türkleri kendi elleriyle tasnif etmeye başlarsa,yarın öbür gün memleket için insan bulmakta zorlanır,bu sefer döner yine kendi insanına hakaret eder.Kendisini Müslümanıyla,Kürdüyle,Alevisiyle bütün Türkiyelilerin temsilcisi olarak gören büyükelçilere ihtiyaç var,Sezer'in başörtüsü yasağını Avrupa'ya taşıyanlara değil.

Müslümanlara "Türkiye laiktir,laik kalacak!",Kürtlere "siz dağ Türk'üsünüz,maalesef kandırıldınız" cevabını layık gören papağan zihin,Ermenilere de "siz tifodan öldünüz" dedikçe bu beladan kurtulamayız.Balkanlar'da,Kafkaslar'da,Yemen'de kaybettiğimiz insanlarımızın aziz hatırasına nasıl sahip çıkıyorsak,Ermenilerin acısını da hissetmeliyiz.Ancak ondan sonra soykırım tezgâhı ile mücadele etmeye başlayabiliriz!..

*Selçuk Gültaşlı,Ermeni meselesinde nereden başlamalı?,Zaman,25 Nisan 2005-29 Mayıs 2006.

http://www.zaman.com.tr/selcuk-gultasli/bruksel-ermeni-meselesinde-nereden-baslamali_166896.html
http://www.zaman.com.tr/full-name/bruksel-ermeni-meselesinde-nereden-baslamali-ii_289159.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder