26 Haziran 2013 Çarşamba

"Diasporanın gücü abartılıyor"/Alexis Govciyan*

200 Ermeni derneğinin oluşturduğu Konfederasyonun Başkanı Alexis Govciyan,Türkiye'de diasporanın gücünün abartıldığını söylüyor:"Biz sandığınız kadar güçlü değiliz.Siz bizim Tanrı'yla konuştuğumuzu mu sanıyorsunuz?.."

Yazar Ernest Hemingway'in bir zamanlar içki parası için,barında boks maçı yapmak zorunda kaldığı Select Cafe'de,Pangaltı Lisesi'ni anlatıyor Alexis Govciyan.Bir edebiyat dersinde öğretmene niye bütün önemli Ermenilerin 1915'ten sonra ortadan kaybolduğunu sorduğunu, öğretmenin onu dersten sonra yanına çağırdığını,başının belaya girdiğini sanıp korktuğunu, sonra kimseye anlatmaması şartıyla öğretmenin 1915'ten söz ettiğini...

"Eğer 1915 hakkında konuşabilseydim,terkedemezdim Türkiye'yi" diyor Alexis Govciyan,tatlı bir gençlik hatırası gibi kırık dökük kalmış Türkçe sözcükleri de karıştırarak araya.

Oysa biraz önceden beri "Soykırım" üzerine kurduğu ödünsüz cümleleri dinleyen biri asla onun ilk gençliğini İstanbul'da geçirdiğini tahmin edemezdi."Diaspora,Anadolu'dur" dedi Govciyan ve ekledi sonra:

"Bu mesele Türklerle Ermeniler arasında değildir.Bu,siyasi bir meseledir."

"İnkâr ederek olmaz"

Oysa bu "siyasi meseleyi" şimdi o da oğullarına anlatıyor.Peki bir diaspora Ermenisi geçmişi yeni kuşaklarda yeniden üretmek için hangi yaşları tercih eder?

"Oğullarıma 12-13 yaşına geldiklerinde anlattım.Ama anlatırken Türklere öfke duymamaları gerektiğini söyledim."

Bu mümkün müdür?Bir çocuğun "katilleri" olarak sunulan insanlara karşı soğukkanlı bir mesafe alabilmesi?Yetişkinlerin bile soğukkanlı olmadığı böyle bir meselede,mümkün müdür?

"Bekleyelim,başka şeylerden söz edelim,bugünden,yarından konuşalım.Bunlara tamam,ama geçmişi unutarak ya da inkâr ederek asla olmaz bu."

Yani "Soykırım meselesi" konuşmanın ön koşulu:

"Duygusal bir mesele"

"Ön koşulu değil,ama gereklilik.Güven oluşması için bu gerekiyor.Kaldı ki yasayı tam desteklediğim bile söylenemez.Bence Soykırımı reddetmek bir insanı suçlu değil,sadece deli yapar."

-Türkiye tarafı da tazminat ve mal talebi konusunda güvensizlik duyuyor diasporaya...

"Türkiye'de bu işlerle ilgilenen herkes aslında biliyor ki mal talebi filan olamaz.Bu,bizim için duygusal bir mesele.Soykırım her reddedildiğinde bizim için tekrar yaşanıyor."

-Yok sayıldıkça var olan insanlar mı o zaman diaspora?

"Tabii ki öyle.Soykırım bizim tek varlık nedenimiz değil.Türkiye'nin sürekli reddetmesi,Talat Paşa Komitesi gibi çalışmalar bizi bu hâle getiriyor.Türkiye'dekiler diasporanın gücünü abartıyor.Biz,sizin sandığınız kadar güçlü değiliz."

Anlatıyorum ona,Türkiye'de Orhan Pamuk'un Nobel'i Ermeni lobisi sayesinde aldığını düşünenler olduğunu:

"Bu inanılmaz!Ne sanıyorlar?Tanrı'yla her gün konuştuğumuzu mu?Evet bazen konuşup havanın nasıl olmasını istediğimizi de söylüyoruz!.."

*Alexis Govciyan,"Diasporanın gücü abartılıyor",Röportaj:Ece Temelkuran;Ve Ermeni Diasporası konuştu,Milliyet,17 Kasım 2006.

http://www.milliyet.com.tr/-soykirim--demezsem-yuzumu-aynada-goremem/ece-temelkuran/guncel/yazardetayarsiv/17.11.2006/178266/default.htm

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder