26 Haziran 2013 Çarşamba

"Çocukluğum çalındı Soykırım hikâyeleriyle..."/Denis Donikian*

Diasporadakilerin,"annelerinin sürgünlüğünü yaşadığını,annelerinin hikâyelerinin de çocukluklarının hikâyeleri" olduğunu söyledim.Şaşırdı Donikian ve "Evet,doğru" diyerek devam etti:"Ben burada doğdum,büyüdüm,hiç de sürgün edilmedim.Ben çocuklarıma anlatmadım 1915'i.Çünkü anne ve babamın kayıp çocukluk hikâyeleri bana da çocukluğumu kaybettirdi..."

Denis Donikian ile konuşurken ben,Donikian çok öfkeli bir başlangıç yapmışken konuşmasına,"Her Ermeni bir lobidir","Yasayı istemeyen tek bir Ermeni yok" derken,"Soykırım" sözcüğünün üzerine bastırırken ve gençliğinde,"Büyük Ermenistan" projesi üzerine çalışan,politik olarak çok sert bir örgütün üyesi olduğunu söylerken mihmandarım Isabelle Kortian şaşırıyor...

(...)

Uzun uzun konuşuyordu,1915 üzerine tartışmaların yapıldığı bir internet sitesinin kurucusu ve şair Denis Donikian.Kızgın kızgın,öfkeli öfkeli,hatta bazı anlarda hesap bile sorarak.Çok yorgundum doğrusu,soru soracak halim de yoktu pek.

Fakat sonra o konuşurken,kullandığı sözcüklerle değişen yüzünü incelemeye başladım.

Başka şeylerden konuşurken orta yaşlı olan bu adamın yüzü,1915'ten söz ederken acı çeken,öfkeli bir çocuk gibiydi.Ancak bir çocuğun yanabileceği kadar yanmış canı gibi.Bir anda anladım ki işte o zaman,o kadar insanla konuştuktan sonra,bütün bu hikâyeleri onlar çocukken duydular.Çocukluklarındaki gibi taşıyorlardı içlerinde,dinlediklerini.Üstelik onlara da çocukluk hikâyeleri anlatılmıştı,bir çocuğun acısıyla.Annelerinin çocukluklarını kurtarmak isteyen çocuklardı diaspora,imkânsız bir acıyı tedavi etmeye çalışan.Bu öfke de oradandı.Annenizin çocukluğu alınsa siz de yalınkılıç gitmez misiniz alanın üzerine?

"Ben sürgün edilmedim"

"Evet" dedi Donikian ve şaşırdı,"Evet!"
İlk kez böyle bir şey duyduğunu söyledi,bunu daha önce hiç düşünmediğini,ne acayip olduğunu,ne doğru... Böylece kekeledik bir süre karşılıklı.Tökezledik.Sonra o bu yeni bakış açısı ışığında bakmaya başladı kendine,geçmişine,yazdıklarına:

"Doğru.Yoksa ben niye sürgün üzerine yazayım ki?Burada doğdum,büyüdüm,hiç de sürgün edilmedim.Ama,işte..."

Ama işte ile başlıyor zaten hikâye.Donikian ve diasporadaki diğerleri "annelerinin sürgünlüğünü" yaşıyorlar hâlâ kendileri Fransız vatandaşı olmalarına rağmen.Donikian sarsıldı ve itiraf etti:

"Biliyor musunuz?Ben kendi çocuklarıma anlatmadım 1915'i.Çünkü anne ve babamın kayıp çocukluğuna dair hikâyeler bana da çocukluğumu kaybettirdi.Benim çocuklarımınki de çalınsın istemedim.Ben kendim çektim bu acıyı.Niye onlar çeksin ki?Ama annem anlatmış onlara da...Böylece oluyoruz işte."

Ne oluyorlar?

Denis Donikian, "yeryüzünün evsizleri" diyor buna.

Bir kuşağın acısı acaba kaç kuşağı yakar?
Hikâye çok acısıysa kuşakları,kuşaklar boyunca insanları yakmayı hak mı eder?
Ben bunları düşünüyorum ve anneleri için acı çeken çocukları ama Donikian ona söylediklerim üzerine düşünüyordu hâlâ:

"Annemler aynı köyden geldikleri insanlarla oturup o köyü konuşurlardı.Kusursuz bir yer olarak anlatılırdı oraları.Terketmek zorunda bırakıldıkları için de o kadar güzel bir ülkeydi anlattıkları elbette.Ama Ermenistan sınırı bu hikâyeleri çocukken dinledikçe benim beynimde bir mite dönüştü.Tabii ki yalandı bunlar.O köyler,o ülke o kadar kusursuz değildi.Bizim kuşağımız yalan kuşağıdır aslında bu yüzden."

Şaşırıyorum.Donikian fazla hızlı ilerlemeye başlıyor.Üstelik sorularla onu getirdiğim noktada da durmuyor,devam ediyor:

Kayıp çocukluklar ülkesi

"Aslında biz mitolojik bir ülke için mücadele ediyoruz.Doğrusu Ermenilerin biraz deli olduğunu düşünmüyor değilim.Çünkü insanların olmaları gereken yerde olmadıkları fikri üzerine bütün varoluşlarını kurmaları son derece tuhaf bir durum."

O zaman "Çocukların ülkesi" diyorum Donikian'a,"Diaspora bir kayıp çocukluklar ülkesi"...

Sonra konuştuğum onca öfkeli adamı düşünüyorum.Ermenistan'da,Paris'te...

Bir çocuğa acı anılar verdiğinizde aldığınız hep hesap soran bir yetişkin olmaz mı?Belki de bu hikâye,hiç değilse bu hikâyenin üzerinde durduğu duygusal zemin tamı tamına sadece bununla ilgili. Olabilir mi?Bunca öfke?Bir çocuğun çektiği acı çok büyüktür hep.Çünkü çocuk çok küçüktür,çok küçüktür dünyanın önünde...

*Denis Donikian,"Çocukluğum çalındı Soykırım hikâyeleriyle...",Röportaj:Ece Temelkuran;Ve Ermeni Diasporası konuştu,Milliyet,19 Kasım 2006.

http://www.milliyet.com.tr/2006/11/19/yazar/temelkuran.html


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder