13 Haziran 2013 Perşembe

Biraz da kalanlar üzerinden konuşalım.../Hrant Dink*

Hrant Dink'e göre tehcirden kurtulanlar konusunda ne Türkler ne de Ermeniler dürüst...

Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink,tehcirden canlı kurtulanlar konusunda kimsenin dürüst davranmadığı inancında.Dink,1919'da 650 bin Ermeni'nin geri döndüğü savını şu ilginç yaklaşımla değerlendiriyor:"Biraz da kalanlar üzerinden konuşalım.Bakalım kalanlar ne yaşamışlar.Kalanlar üzerinden gidersek belki de birbirimizi daha iyi anlayabileceğiz.Belki herkese bir Ermeni akraba bulamayacağız ama insani öyküler bizi birbirimize daha yakınlaştıracak."

-Size göre 1915'te yaşananlar neydi?

1915'te yaşananların adını koymak açısından kafamda herhangi bir soru işareti yok ama adıyla uğraşmak gibi bir derdim de yok.Olan bitenin ne olduğunu idrak etmek problem olabilir ama bu da benim için sorun teşkil etmiyor.Sonuçta içselleştirilmiş bir tarih var.Yaşananlar benliğimize ve bedenimize işlemiş vaziyette.Bu dünyadaki tüm Ermeniler için geçerli ama Türkiye'de yaşayan Ermenilerin bir şansı var,diğerlerinin yaşamış olduğu travmayı biz yaşamıyoruz.Bizim yaşanan travmayı iyileştirecek bir ilacımız var,o da Türklerle birlikte yaşayabilmek.Canlı bir varlığı yüzlerce yıldır yaşadığı topraklardan söküp atıyorsanız aslında onu yokluğa uğurluyorsunuz demektir.Ermeni halkı üçbin yıldır yaşadığı kökünden koparılmış,doksan yıldır,bir yokluğa ve belirsizliğe yolculanmıştır.Ermeni halkı bunun travmasını ve köklerine bağlı olamamanın acısını yaşamaktadır.Ermenistan'ın ortaya çıkmış olması travmayı gidercek bir unsur olarak görünse bile,yaşanan travmanın büyüklüğü bunu engelliyor.

-Türkiye'nin resmi tezlerine göre,1919 yılı itibarıyla 650 bine yakın Ermeni Anadolu'ya geri dönmüş.Tehcir sonrası böylesi kitlesel bir geri dönüş sözkonusu mu?

Sayın Yusuf Halaçoğlu'nun,bu iddialarını dile getirdiği kitaplarındaki yaşananlara ilişkin tahrifatları düzeltmesi gerekir.Bu yapılmadan bu kitaplarda ortaya atılan diğer bilgileri de dikkate almak imkânsızdır.Bilimadamı ciddiyeti yanlışlığı ortaya konulan bilgileri düzeltmeyi gerektirir.Bilimsel duruş böyle sağlanabilir.Öte yandan 1919'da 650 bin civarında Ermeni'nin geri döndüğü söyleniyorsa,bu Ermenilerin ne olduğu da anlatılabiliyorsa,bu iddiaları ciddiye alırız.Ama benim Lozan belgelerinden edindiğim bilgilere göre,geri dönen Ermeni sayısı 300 bin.130 bini İstanbul'a,170 bini de Anadolu'nun çeşitli illerine gitmiş.Ama bu intikal eden Ermeni'nin ne kadarının kendi kimliğini ifade edebildiği,ne kadarının Müslümanlaştırıldığı gibi ayrıntılara sahip değiliz.Cumhuriyet tarihinde ise tümü İstanbul'da yaşayan 60 bin Ermeni'den söz ediliyor.Malatya,Sivas gibi yerlerde çok çok az sayıda Ermeni varlığından söz edilebilir.Ben belki sayın Halaçoğlu ile bir konuda hemfikir olabilirim.Ermeniler gelmiş olabilir.Ama bunlar sonradan ne oldu?Evlatlık alınan çocuklar,genç kızlar ne oldu?Biz de öğrenmeye açığız.Çünkü bu konuda Ermeni dünyasının da çok namuslu davrandığını düşünmüyorum.Ermeni tarihçilere de kalanları sorduğumda,"Orasını karıştırma" diyorlar."Karıştırma" dedikleri noktanın,"Bir buçuk milyon Ermeni öldürüldü" tezine zarar vereceğini düşünüyorlar."Öldüler" demek işlerine geliyor.Ama her gün öğreniyoruz ki,onlar ölmemiş.Bekir Coşkun'un yazısında vardı.Anneannesinin Ermeni olduğunu söylüyordu.Daha kimbilir kimler böyle.Ölenlerin üzerinden konuşmak bizi doğru dürüst bir çözüme de götürmüyor.Biraz da kalanlar üzerinden konuşalım.Bakalım kalanlar ne yaşamışlar.Kalanlar üzerinden gidersek belki de birbirimizi daha iyi anlayabileceğiz.Belki de birbirimize akraba çıkacağız.Bir yakınlaşmadan bahsediyorsak,bakalım hayat önümüze neler çıkaracak.Kalanların kimler olduğu açığa çıktıkça,eminim o zaman insanlar birbirlerini kolay kolay "Ermeni p.çi" ya da "Ermeni d.lü" diye aşağılayamayacaklar.Anadolu çok karışık bir tarih.Bu durumda Ermeniler de üsluplarına dikkat etmeliler.Belki herkese bir Ermeni akraba bulamayacağız ama insani öyküler bizi birbirimize daha yakınlaştıracak.

-Yıllardan beri Türkiye'de dile yerleşmiş olan Türk Ermenileri betimlemesini nasıl değerlendiyorsunuz?

Ben "Türk değilim,Türkiyeliyim ve Ermeniyim" dediğim için hakkımda dava açıldı.Bu sözlerim Türklüğü aşağılama olarak algılanıyor.Benim kendi kimliğimi ötekinin üzerine inşa etmemeye özenen bir yapım var.Türklüğü aşağılamayı bırak,başka hiçbir etnisiteyi aşağılayamam.Ama kusura bakmasınlar ben Ermeniyim ve Türkiyeliyim.Türk değilim.Türklüğün değil,Türkiyeliliğin hepimizi kucaklayan bir kavram olduğunu düşünüyorum.Bir de insanın üzerine neden hissetmediği bir kimlik zorla giydirilmeye çalışılır ki?

-Zaten somut ayrımcılıklar yok mu,örneğin Ermeniler askere alınırlar ama asla subay olamazlar...

Böyle şeyler var.Türkiye olumsuz anlamda ayrımcılığı zaten yapıyor.Ama diğer yandan istiyorlar ki,biz kendimizi Türk gibi hissedelim.Korkudan belki yaparım ama beni korkutarak Türkleştirilmemin kimseye faydası olmaz.Türk Ermenisi,Türk Yahudisi,Türk Rumu diyorlar.Peki Türk'ü tarif ederken Türk Türkü mü diyeceğiz?Ya da Almanya'daki Türkler kendilerini nasıl hissedecekler.Alman Türkü mü denilecek?Yakın geçmişte yaşandı.Bulgaristan'daki Türk'ün kendi Türk kimliğini haykırmasını isteyeceksin,bu meşru ve doğal olacak ama Ermeniler kendi kimliklerini savundukları zaman "Hayır" diyeceksin.Bu ikiyüzlülüktür.

-Size göre çözüm nerede ya da başka bir ifadeyle Ermeniler ne istiyor?

Öncelikle zaman ve bilgi gerekiyor.Türkiye'nin doksan yıl sonra siyasetçisi,halkı,aydınıyla büyük oranda gerçeği bilmediğini düşünüyorum.Zaman,gerçeği bilme,sorgulama,araştırma zamanı.Türkiye'ye dışarıdan yapılan "ikrar" dayatması ve Türkiye'nin topluma yönelik "inkâr" dayatması eşit ölçüde haksızlıktır.Bilginin,ifadenin serbestleşeceği bir sürece ihtiyaç var.Demokrasimiz geliştikçe,öğrendikçe vicdanlarımız da harekete geçmeye başlayacak.İfade özgürlüğünün olması gerekiyor.Kendi içinde konuşamayan bir Türkiye'nin Ermenilerle de konuşacak bir şeyi olamaz.Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırın açılması,diplomatik ilişkinin geliştirilmesi tüm sorunların çözümünde motor görevi üstlenecektir.Böyle bir ilişki başlarsa,iki halk arasındaki ilişki açısından da normalleşme başlar.Tarihe saplanıp kalma niyetinde değiliz.Önemli olan geleceğimizi kurtarabilmektir.Tazminat meselesi de bu normalleşme ilişkisi içinde normal bir kavrama dönüşebilir.İki ülke yakın ilişkiler kurarlarsa,beraber kalkınma projelerini konuşmaya başlarlar.Hatta fakir Ermenistan'a Türkiye,Avrupa ve dünya neden destek vermesin...

*Ermeni Sorunu,Röportaj:Ertuğrul Mavioğlu,Radikal,13 Şubat 2006.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=178551

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder