13 Haziran 2013 Perşembe

"Anadolu'nun gayri Türk unsurlardan temizlenmesi"/Prof.Dr.Taner Akçam*

Prof.Dr.Taner Akçam,tehcir sırasında işlenen suçlardan ötürü 1397 kişinin yargılandığı iddialarının yalan olduğunu savunuyor.Akçam'a göre benzer türde ihlallerin bir daha yaşanmaması için 1915'te meydana gelen haksızlıkları gidermek gerekli...

Minnesota Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyelerinden Prof.Dr.Taner Akçam'a göre 1915'te Ermenilerin başına gelenler,1913'te başlatılan "Anadolu'nun gayri Türk unsurlardan temizlenmesi" planının bir parçası.1915'in soykırım olup olmadığı ise 1948 Birleşmiş Milletler tanımına bakılarak karar verilecek bir husus.Akçam,geçmişle yüzleşmenin hem Türkleri hem de Ermenileri yaşanan travmanın etkisinden kurtaracağı inancında.

-Ermeni meselesine ilişkin onarıcı adalet süreci yaşanması gerektiğini ve bunun için "Hakikat Komisyonu" oluşturulması gerektiğini söylüyorsunuz."Onarıcı adalet süreci" nasıl işleyecek?

Benim söylediğim,Türkiye ve Ermenistan'ın konuya kendi demokrasileri ve bölge ilişkilerinin demokratikleşmesi açısından yaklaşmalarıdır.Hakikat komisyonu bu yollardan birisidir;başka öneriler de getirilebilir.

Ana soru şudur:Geçmişte yapılmış bir tarihi haksızlık vardır ve bu nasıl ortadan kaldırılır.Genel ilke olarak,geçmiş bir tarihte yaşanmış insan hakları ihlalleriyle uğraşanlar iki amacı gütmelidirler:Birincisi bu türden ihlallerin ve haksızlıkların yeniden olmamasını sağlamak ve ikincisi bu haksızlıkların doğurduğu zararları gidermek.Bunu yapabilmek için ise atılacak adımların başında kamuoyunun sorunu algılayış tarzını değiştirmek gelir.Özellikle Türkiye'de ama her iki tarafta da egemen bilgilenme ve konuşma tarzının değiştirilmesi,kamuoyunun bilgilendirilmesi ve kamuoyu bilincinin uyarılması bu sorunu çözmenin merkezinde durmaktadır.

"Bilginin Ortak Havuzu" yaratılmadan,üzerinde konuşulan malzemenin bilinir hale getirilmesi sağlanmadan bu konuda fazla bir adım atılamaz.Dolayısıyla benim "Hakikat Komisyonu" dediğim girişim,öncelikle tarafların aynı ortak bilgi ve belgeler üzerinden konuşmasını sağlamak amacıyla kurulmalıdır.Hakikat komisyonları,değişik biçimleri ve yetkileri olmakla birlikte,esas olarak ilgili tarafların konuyu algılayış ve konuşma tarzlarını değiştirmeye hizmet ederler.

Tarihi haksızlıkları ya cezalandırıcı adalet ile (yani suçluları cezalandırarak) ya da onarıcı adalet ile (uğranılmış haksızlıkları telafi ederek) çözersiniz.Bunun için ise öncelikle ve öncelikle hakikatin bilinmesi ve kabul edilmesi gerekir.Tarihte yaşanmış haksızlık tanınmadıkça sorunun çözümü imkânsızdır.

-1915 sürecini siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

1915'de olan,1913'den beri geliştirilen ve 1914'de önce Batı Anadolu'da Yunanlara karşı uygulanan bir planın tüm Anadolu'ya yaygınlaştırılmasıdır.Bu politikayı hayata geçirenler yaptıklarını "Anadolu'nun gayri Türk unsurlardan temizlenmesi" olarak tanımlarlar.Burada gayri Türk'ten kastedilen aslında Hristiyanlardır.Anadolu'nun homojenleştirilmesi olarak da tanımlayabileceğiniz bu politikanın iki önemli ayağı olmuştur.Hristiyanlar Anadolu dışına itilirken,Müslüman nüfus harmanlanmış ve yeniden dağıtılmıştır.Türk olmayan Müslümanların asimile edilmeleri esas alınmıştır.Bu anlamda asıl ayrım Müslüman ve gayrimüslim ekseninde olmuştur.Hristiyanlara yönelik politika da bölgeden bölgeye,yıldan yıla farklılık göstermiştir.Örneğin 1914 bahar aylarında Ege ve Trakya'dan Rumlar,öldürmeler de dahil,zorla Yunanistan'a sürülmüşlerdir ama savaşın başlaması ile birlikte Yunanlara karşı etnik temizlik durmuştur.Büyük imha Ermeni,Süryani ve Asurilere karşı gündeme getirilmiştir.Ana amaç Hristiyanlardan kurtulmak ve Müslümanları asimile etmek idi biçiminde özetlenebilir.

-Ankara'yı en çok "soykırım" ifadesi öfkelendiriyor.Siz yaşananları nasıl tanımlıyorsunuz?

1915'in soykırım olup olmadığı,1948 Birleşmiş Milletler tanımına bakılarak karar verilecek bir husustur.Sosyal bilimciler arasında bir eylemin soykırım sayılıp sayılmaması hususunda,iki önemli unsurun bulunması gerektiği konusunda bir uzlaşma vardır.Bunlardan birisi kasıt diğeri ise tanımda yer alan (ulusal,etnik,ırksal veya dinsel) grubun varlığıdır.Buna bağlı olarak da soykırım konusunda üç önemli soruya cevap aranır:Kasıt nedir ve nasıl ispatlanır;bir grubu kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak ne demektir (bunun bir ölçüsü var mıdır) ve bu sözkonusu grup nasıl tanımlanacaktır?İmha kastının varlığı için iki önemli belge grubu kullanılır.Birincisi,doğrudan kanıtlardır.Bunlar,eylemi yapan grubun liderlerinin,diğer grubun imhasına yönelik yazılı veya sözlü ifadeleridir.Doğrudan öldürmelere yönelik emir ve kararlar bu kapsama girerler.Dolayı kanıtlar ise daha çok eylemin belli bir modele göre gündeme getirildiğini,öldürme ve imhaların yaygınlığını,sistematikliğini gösteren belgeler grubudur.Eğer doğrudan imhaya yönelik bir belge bulunmasa bile,eylem sözkonusu grubun kısmen imhası ile sonuçlanmışsa ve hele hele eylem sırasında sonucun öldürme ve imha ile sonuçlanmakta olduğu biliniyorsa ve eylem durdurulmuyorsa kasıt unsuru gerçekleşmiş sayılır.Örneğin Ermenilerin sürülmesi sırasında,imha edildikleri haberleri İstanbul'a düzenli geliyordu ama buna rağmen eyleme devam ediliyordu;yani gruba yönelik saldırılar bilinerek eyleme devam edildi.Bu durumda bile kasıt unsuru gerçekleşmiş sayılır.

Elimizde,İttihat ve Terakki Partisi'nin doğrudan imha kastını gösteren onlarca bilgi ve belge mevcuttur.Bugünkü Başbakanlık Arşivi amacın imha olduğunu kanıtlayacak binlerce dolaylı belge ile doludur.

Tekrar etmekte fayda vardır.Bizim şu anki ihtiyacımız çocuğa ad koymak değil,neyin yaşanmış olduğunu bilinir kılmaktır.

-Ermeni tehciri sırasında işlenen suçlardan ötürü cezalandırılan kişiler olduğu öne sürülüyor.Bu iddialarla ilgili değerlendirmeniz nedir?

1397 kişinin,Ermenilere kötü muamelede bulundukları için cezalandırıldıkları iddiası,diğer iddialar gibi yalandır.Yusuf Halaçoğlu bu iddiayı tekrar ettiği kitabında 12 adet Osmanlı belgesini kanıt olarak gösterir.Ama bu belgelerden bir tanesinden bile alıntı yapmaz,çünkü yapamaz.1915-1916 döneminde bazı soruşturmalar olmuştur ama bu Ermeni mallarını zimmetlerine geçiren memurlar aleyhinedir.İttihat ve Terakki,Ermeni mallarını kendisi kullanmak istediği için,yağmaya engel olmak istemiştir.Soruşturmalar bununla ilgilidir ki kaç kişinin mahkemeye verildiği bile belli değildir.Çünkü bölgelere bu amaçla gönderilen heyetlerin,yüksek rütbeli memurları Divan-ı Harbe verme yetkileri yoktu.Yani,ortada koca bir yalan vardır.Aksini iddia ediyorlarsa,belgelerini yayımlasınlar.

-Geçmişle yüzleşmenin bugün Türklere,Ermenilere,uluslararası topluma katacağı kazanımlar nelerdir?

Birincisi,her iki ülkenin kendi kimliklerini demokratik temelde yeniden tanımlamalarına hizmet edecektir.İkincisi,her iki ülkenin de demokratik bir gelecek kurmaları sağlanabilecektir.Üçüncüsü,bölgeye istikrar gelecek ve bölge barışına önemli bir katkıda bulunulacaktır.Dördüncüsü özellikle Türkiye'nin modern devletler ailesi içerisinde yer alması kolaylaşacaktır.Beşincisi,her iki toplum da içinde yaşadıkları travmadan kurtulabilecektir...

*Ermeni Sorunu,Röportaj:Ertuğrul Mavioğlu,Radikal,17 Şubat 2006.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=178879

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder