1 Ekim 2012 Pazartesi

1915 Soykırımı Sürecindeki Kürtler Üzerine Kısa Birkaç Not/Sait Çetinoğlu*

Geçenlerde Osmanlı Meclisi mebusan üyesi Vahan Papazyan'ın anılarını yayına hazırlarken anıların ekinde yer alan raporda zikredilen bazı Kürt egemenleri hakkında bilgi için nasname özgür bireyler topluluğundan Şükrü Gülmüş'ten bu kişilere dair biyografik bilgi istemiştim.Şükrü Gülmüş bir istek ve bir rapor adıyla Nasname özgür bireyler topluluğu sitesinde bu raporu yayınlaması üzerine okuyuculardan ilgilenenler doğal olarak yorumlarını bildirdiler.Bu yorumlardan biri özellikle yazının milliyetçi Kürt liderleri karaladığını ve bu çalışmaların art niyet taşıdığı ve doğru olmadığı mealinde Kürt resmi tarih tezi oluşturmaya yönelik bir özleme yönelik bir düşünceyi ve tehlikeli bir yönelimi ifade etmekteydi.Oysa çok iyi bilinmektedir ki Soykırım aktörleri Kürt Hacı Musa,Cemile Çeto,Ashkar Sımko,Kör Hüseyin Paşa... gibilerin Kürt yurtseverliğiyle bir ilişkileri yoktur.Kemalist iktidar sırasında kendilerine gerek kalmadığını anlayan bu kişiler,Şeyh Said İsyanı'ndan sonra bu isyana destek vermemelerine karşı sıranın kendilerine geldiğini anlamaları karşısında yeni bir güvenli liman aramalarıdır.Kemalist rejim kimseye minnet duygusu taşımaz.Minnet ettiği kişileri de ortada bırakmaz.Bu Soykırım aktörlerinin Kürt milli hareketi ile anma çabası,Kürtlerin üzerinde düşüneceği önemli bir konudur da.Bunlar Kürt milli hareketi ile en son ilişkilendirilecek kişilerdir.Geçmişte Hamidiye Alayları'yla bölgede Ermeniler üzerinde katliamlar uygulayan bu aşiret reisleri,İttihat ve Terakki iktidarında aşiret alaylarıyla 1915 Soykırım aktörleridir.Kemalist iktidarın yükselme döneminde bölgedeki paralı ajanları olarak karşımıza çıkar.Bu kişiler Kemalist iktidarın kurulma sürecinde Kemalistler tarafından maddi olarak fonlanmışlardır da.

Bu yazı bu yanlış algılama ve yanlış düşüncenin izale edilmesine yöneliktir,bu yazıdan maksadımın özellikle Kürtleri karalamak ve yeni bir polemik konusu yaratmak olmadığını da belirtmek isterim.Sözkonusu yorum olmasaydı bu yazı da yazılmayacaktı.

1915 Soykırım Sürecine Kürtlerin dahli üzerine yazılanlar ve söylenenler önemli bir külliyat oluşturmasına,hatta önemli Kürt yazarlar tarafından da konunun işlenmesine rağmen Kürdistan'ın kuzeybatı kesiminde yaşayan Kürtler tarafından yeterince bilinmemektedir.Ya da bilinmek istenmemektedir.Bunun birkaç sebebi olabilir:Bunları sürece dahil olmaktan dolayı inkâr,bu sürece dahil olmaktan dolayı cezalandırma korkusundan dolayı milli mücadelede Türk milliyetçileriyle işbirliği,Hristiyanların el konulan malları,haremlere alınan kadınları,köleleştirilen kadınları ve çocuklarından dolayı taşınan (bugün hoş karşılanamayan) duygular... gibi nedenler sıralanabilir.

Katılmanın konuşulmasından hoşnut olmama hali sürüyor.Bu konuda Kürtler ve Kürdistan yalnız değildir.1915'te önemli bir Ermeni nüfus barındıran Maraş bölgesi için de unutma inkâr ve konuşmama sözkonusudur.Bu yörenin insanı da konuşmamaktadır ve konuşulmaktan hoşlanmamaktadır.1915'te sürgüne gönderilen Ermeni Patriği Zaven Efendi'nin hazırladığı Exterminators listesinde Maraş'ta katliamlara katılanlar önemli bir liste oluşturmaktadır.Bu listede ismi geçenler ile ilgili hangi Maraş kökenli arkadaşa soru sordumsa bir cevap alamadım ve bana olan bakışı değişti hatta ilişkisini kesenler de oldu bunlar içinde yıllardır tanıdığım birlikte çalıştığımız kişiler de vardı.Neredeyse karşıma çıkan her Maraşlıya bu konuyu sorduğumda tek kelime alamadım.Herkes de bu kişileri tanıyordu."Cumhuriyet" döneminde uzun yaşamışlardı.Bu konudaki suskunlukta ağız birliği bir olguyu güçlendirdi:Bu da katliamlara Maraş'ta katılımın kitlesel olduğuydu ve suskunluk bundandı.Aynı olgu Diyaribekir içinde söylenebilir.Patrik Zaven'in Diyaribekir ve Mardin listesi de uzundur.Gerçi bunların elebaşıları olan ailelerden bugün bölgede pek az kalmış olsa da bu elebaşı olan aktörler bölge halkını bu katliamlara kitlesel katılmalarında önemli rol oynamışlardır.Bu olgunun tesbiti yaşı elliyi biraz aşan birkaç kişiden sormakla bile mümkündür.Birkaç istisnası olsa da aşiret reisleri ve şeyhler bölgedeki 1915 Soykırımını kitleselleştiren aktörlerdir.

Oysa Kürtlerin 1915 Soykırım sürecine dahli Kürdistan'ın diğer parçalarında konuşulan tartışılan konulardandır.Güney Kürdistan'dan Kürt yazar Kemal Mazhar Ahmed'in Birinci Dünya Savaşı'nda Kürdistan adlı çalışmasını da akademik bir çalışma olarak özellikle burada zikretmek isterim.Konuyla ilgili Kürt araştırmacı Recep Maraşlı'nın Ermeni Ulusal Demokratik Hareketi ve 1915 Soykırımı da önemli bir katkıdır.Kürtler Recep Maraşlı'nın bu eserini bir tarih felsefesi olarak özümseyerek okumalıdırlar.

Konuya dair bu uzun girizgahtan sonra Kürt yurtsever önderlerden Cibranlı Halit Bey'in Kürtlerin bu sürece dahil olmakla kendi boğazımızı kesecek kılıcı biledikleri yargısıyla konumuza başlayalım.

Bu yazı Türkiye'de resmi tarihin karaladığı Binbaşı E. Noel'in "Kürdistan Hatıraları ve Raporları"ndan sürecin,Otonom Kürdistan yanlısı ve bu konuda çalışmalar da yürüten bir şahsiyetin notlarından Kürtlerin 1915 Soykırım sürecine dahil olmasına dair yargılarına dayanarak sürecin bir vechesine ışık tutmaya çalışacağız.Bu konuda Binbaşı E. Noel,okurun Türkçe'de ulabileceği geniş kaynakların dışında bir kaynak olduğundan Noel'in notları özel olarak seçilmiştir.Binbaşı Noel Kürdistan'ın istatistiklerle de desteklenen ayrıntılı bir fotoğrafını çekmiştir.Raporlarında döneme ilişkin birçok ayrıntıya yer verir.Aşiretlerin isimlerine,yapılarına,reislerine,güçlerine,kontrol bölgelerine,yerleşim bölgelerinin savaş öncesi ve sonrası demografisine,üretim yapısına dair ayrıntılı ve önemli bilgiler vermektedir.Yazıda italikle belitilen bölümler Noel'den alıntılardır.

Binbaşı Noel 11 Nisan 1919 günü akşamı Miran'lı Mustafa Paşa'nın oğlu aşiret reisi Naif Bey'in misafiridir.Ev sahibi hakkında şunları not etmiştir:Naif Bey bir reis olarak beni,hassas ve akıllı bir adam olmasıyla etkiledi.Peş-Xabur'da katledilen 900 Hristiyan olayındaki rolü nedeniyle kendisine karşı gelişebilecek olayları düşünmekte ve kendisinin sadece Türk hükümetinden aldığı emirleri uyguladığını vurgulamaktadır.Naif Bey bu rolü kendisi açıklamaktadır ve Noel'in yönelttiği herhangi bir soru da yoktur.

Nsibin'de Kürtler İngilizlerin yörede Hristiyanların katliamları için çok acımasız cezalar düşündüğü yolundaki milliyetçi Türklerin söylentilerinin ve propagandasının tesirinde oldukları saptamasını yapar.Bu söylentinin Kürtler tarafından da yayıldığını söyleyerek propagandanın başarısı sadece korkuya dayanmakta olup geçicidir yargısını da ekler.Geceyi birlikte geçirdiğim aşiretlerden biri açıkça [bu nedenle] İngilizlere karşı direnebileceklerini ifade etmişti. Diye yazar.

Ama onlara İngiliz ve Ermeninin farklı şeyler olduğu açıklandığında kararı zayıflamıştı,notunu düşer.Üstlerine,yapılan katliamlara karşı İngilizlerin intikamcı politika uygulayacakları yönündeki söylentilerin etkisinin kırılması için Türklerin doğrudan verdiği emirler veya yönlendirmeleri üzerine,Kürtlerin yaptığı katliamların failleri konusunda genel bir af ilan edilmesi gerekebilir diye rapor verecektir.Noel bu konuda ısrarlıdır da,aksi taktirde aşiretlerin insafına kalmış olan pek çok Hristiyanın hayatı da dolayısıyla gözlerimizin önünde tehlikeye girecektir diye vurgular.Noel'in burada kastettiği aşiretlerin alıkoydukları kadın ve çocuklardır.Milliyetçi propagandanın başarısının misilleme hurafesi ve Ermeni öncelikli politikaların korkusu üzerinde yükseldiğinin altını çizer.

Noel,Şeyh Abdülkadir hakkında şunları da ekler.Konstantinopolis'ten Şeyh Abdülkadir,Nsibin'deki ileri gelenlere bir telgraf göndermiştir.Bu zat Türkiye himayesinde bağımsız bir Kürdistan'a olumlu bakan hareketin başlıca yöneticilerindendir.Kürtlerin Hristiyanları öldürerek milli davalarına zarar vermemelerini acilen salık vermektedir.Daha sonra bir başka telgraf da Kürt lider Emir Ali'den gelir.Bu zat da Bedirhan Beg'in oğludur.

Nsibin'de o sırada 250 Hristiyanın yerel Müslüman evlerinde esir ve köle gibi tutulan genç kadın ve çocuğun 200'ünün sebest bırakıldığını ve halen bilinen 50 genç kadın ve çocuğun ise tutulmaya devam edildiğini kaydeder.Yerel mülki amirlerin bu kişileri ellerinde tutan egemenlere güçleri yetmemektedir:Halen Nsibin'de,yaklaşık 50 kadar Hristiyan,Müslüman evlerinde tutsak gibi yaşamaktadır.Gidecek bir yeri olsaydı çoğunluğu gidebilecek durumdadır.Ancak bir kısmı da kaymakamın etki edemiyeceği kadar zengin ve nüfuzlu ailelerin yanındadır...Müslüman aileyi çocuğu geri vermeye zorlamak bir çözüm olabilir.Böylesi şehirlerde mümkündür ama köylerde durum farklıdır.Pek çok vaka da Hristiyan çocuklar Kürt ailelerce fidye karşılığı verilmektedir.

Noel Müslüman evlerinde esir ve köle gibi tutulan genç kadın ve çocukların tutsaklıktan azat edilmesi sorunundan başka çok daha önemli bir konu da çalınan mal varlığının geri verilmesidir diyerek Hristiyan kurbanların el konan varlıklarına dikkat çeker.Eğer Türklerin kendi kararlarına bırakılırsa pek bir şeyin geri verilmeyeceği,zira böyle bir şey görülmemiştir sözleriyle bu konuya önemle eğilinmesini ister.Gaspedenlerin direnişlerinden ve kararlılığını yaptığı görüşmeler neticesinde anlayıp not eder.Ancak emlakın geri verilmesi veya tazmin düşüncesinin bile,dini ve ırklararası düşmanlıkları canlandıracağı ve Müslüman kamuoyunun tümünü bize karşı ayaklandıracağını,bunun da ciddi askeri sorunlar yaratacağını söylediler.Nitekim,milli mücadele de bu olgu üzerinde yükselecektir.Noel notlarında Nsibin'de savaş öncesi 120 Hristiyan evinden ancak 10 tanesinin kaldığını durumlarının ise kölelikten çok az farklı olduğunu da ilave eder.Bunlar da muhtemelen Ermeniler dışındaki Hristiyanlar olmalıdır.Üstelik bu kalanların şartları da son derece kötüdür.

Mardin ile ilgili bilgiler de verilir.Mardin'de bir aşiret reisinden söz eder.Şammar sefi Ali Abdurrezzak'ı da onlarla buldum,haracını almaktaydı.Yaşlı bir adamdı.İngilizlere karşıydı.Kendi çizgisinden şaşmaz ters ve kolay kabul edilmez bir insandı.Bir süre bana bağırdı sonra kalktı ve söylenerek çadırdan çıktı:"Tüm bu İngilizleri de Ermeniler gibi yok etmek gerek" diyerek.

1915 katliam sürecine Almanların dahiline dair bilgiler de verilir,buradaki bilgilerin yerel kaynaklardan toplandığına da dikkat çeker:Türkiye'nin savaşa girmesinin hemen sonrasında,pek çok öngörü,Hristiyanların geleceği hakkında fikir vermektedir.Huzursuzlukların en erken işaretleri başından beri Hristiyanlara karşı düşmanca tavır takınmış olan Alman subaylarından gelmektedir.İttifaktaki dostları olarak Türklere düşüncelerini iletip savaş gerekçesi olarak yapacakları katliamları yasalaştırabileceklerini söylediler.1914 Aralığında bile,Mardin'de bir Alman,Reichstag'ın bir Ermeni katliamını yasal bir önlem olarak gördüğünü ve onların ihanetinin ispatlanmış sayıldığını söylemekteydi.Noel,yerel kaynaklardan derlediği bilgilerle 1915 Soykırım sürecine ilişkin ayrıntılı bilgiler verir.Subayların ve mebusların aşiret reislerine yaptıkları propagandalardan,Kürtlerin oluşturduğu katliam birlikleri El-Hamsin'lerin örgütlenmelerinden söz ederken sistematik bir hareket olduğunun ve gizli bir organizasyona bağlı bir komisyonun varlığının altını çizer:Tüm bu bahsedilen olaylar dizisi,tüm teferruat konusunda çalışmalar yapan,karar veren bir polis kurumunun varlığını ispat etmektedir...Komisyon emirlerine mutlak surette itaat edilecekti.Aksi takdirde hükümetteki görevlerinden azledilecek veya farklı cezalara çarptırılacaklardı.Noel bu örgütlenmeyi tarif ederken titiz bir planlamadan söz eder:Tahminlerin ötesinde olayın asıl içyüzü,programın bilimsel denecek bir titizlikle planlanmış olmasıdır.Kürtler bu titiz planın tetikçileri olarak örgütlenmişlerdir.(Ancak burada bir toplumsal sorumluluğa da dikkat çekmek gerekir;bu tetikçilikte Kürtler yalnız değildir diğer unsurlar da en az Kürtler kadar bu katliamlara katılmışlardır.Tek başına İttihat ve Terakki'nin binyıllardır bu coğrafyada yaşayan kadim halkın kazınmasında bu derece başarıyı yerel halkın çeşitli motivasyonlarla alet edilerek bu katliamlarda tetikçi olarak rol almamış olsaydı bu kadar kısa bir sürede bir halkı topyekun bu coğrafyadan kazıyamazlardı) Noel;cahil halkı ceza sorumluluğundan vareste tutar:[Katliamlar] Konstantinopolis'ten gelen talimatla yerel cahil Müslümanları alet ederek gelişmiştir.Cezalandırılması gereken onlar [Kürtler] değildir.Üst düzey devlet idarecileri ve onlara gönüllü hizmet eden yerel Müslüman yöneticiler sorumludur.Zira onlar da bu vesile ile ceplerini doldurmuştur.Katliamların yer yer rakamlarını da verir.

Yerel kaynaklardan aldığı bilgilerle ölüm konvoylarını ve katliamları katliamlarda kullanılan yerel milislerin marifetleri ayrıntılı anlatırken ekler.Bu süregelen olayların faillerinin hangi mantık veya gerekçe ile hareket ettiklerini anlamak çok zordur.

Aralarında pek fazla anlaşamayan farklı aşiretlerin Ermeni Soykırımı sözkonusu olduğunda yekvücut olduğunu da vurgular.Yerel idareci ve yöneticilerin propagandalarında halkı bu şekilde korkutarak yanlarına çekmektedirler:Bu amaçla İngiliz idaresinin Ermeni yanlısı olacağı varsayımı yayılmaktadır.Bu şekilde Hristiyan katliamlarına katılanların cezalandırılması ve Ermenilerin Kürtler üzerinde idareci olarak tayin edileceği söylentisi ile korkutmaktalar.Bu propagandada oldukça büyük bir başarı elde etmişlerdir...Halk ve özellikle aşiretler ciddi şekilde korkutulmuş bize karşı düşmanca bir atmosfer yaratılmıştır.Noel bu olguya karşı halkın bu korkusunu giderecek çalışmalar tavsiye ederek bir bildiri taslağı önerir.

Diyaribekir'deki siyasi durum ve yerel ileri gelenlere dair notlar başlığında;Doğu'daki pek çok şehirde olduğu üzere,Diyaribekir'deki ileri gelenler de bazı istisnalar hariç yozlaşmış ve dejenere entrikacılar olarak tanımlanabilirler.Onlar emirleri altındakileri baskı altında tutar,insan haklarını ihlal eder,daima yozlaşmış bir Türk subayı ile işbirliğine hazır olup devleti dolandırırlardı.Bu özelliklerle İttihat ve Terakki Partisi'nin etkin destekleyicileri olması şaşırtıcı değildi.Ayrıca tüm bunlara ek olarak kendi çıkarlarını gözetme hırsı da vardı.İttihat ve Terakki Partisi'nin ve Türk hükümetlerinin olası yok olma ihtimallerine karşı tüm bu adamlar Kürt milliyetçi partisine katıldılar.

Bu işbirlikçilerin yanında Kürt ulusal örgütlenmesi çalışmalardan ve önderlerden söz eder:Adil olmak gerekirse,yine de Kürtler grubu içinde bazı öyle üyeler mevcuttur ki,Kürdistan'ın bir bütün olarak gerçekleşebilmesi uğruna canla başla çalışmaktalar.Bunları isimlendirir de:

-Kamil Bey Kahyalı Zade

-Şevket Zaza İsmail ailesinden

Diğerleri ise;

-İhsan Bey,Dr. Fuat Bey,Ekrem Bey.Bu sonuncusu İsviçre'de tahsil görmüş enerjik bir adamdır.Ancak Cemil Paşa ailesine ait olması (Yani 1915 katliamlarında çok belirgin katılımı ispatlanmış olması ve dolayısıyla çok fazla maddi çıkar sağlamış olması) onun aleyhinde bir bilgidir.

İzmir'in işgaline değinerek bu işgalin etkilerini vurgular:Kürtler İzmir örneğinin Diyaribekir'e de uygulanmasını bekliyor.İngilizler önce gelip şehri işgal edecek bu da Ermeni birliklerin gelişine önayak olacaktı.Tüm bu önlemler doğal seyrini takip etti.Yerel ahali arasında çok fazla fanatizm oluşmuştu.Eski yozlaşmış şehirliler ki şimdi Kürt Partisi üyesiydiler ve 1915 katliamlarının hesabından korkmaktaydılar.Yeni bir katliam istemekteydiler.Öyle ki bu son kalan şahitler de yok edilebilsin ve kirli mazileri gömülebilsin;deliller ortadan kalksın.

Son söz olarak ifade edelim ki Britanya İmparatorluğu'nun özel temsilcisinin kişisel olarak Ermeni halkına ağıt yakması Ermeni halkının kaderini değiştirmeyecektir.Britanya,T. E. Lawrence'ın Lincoln Stephens'e verdiği röportajda açıkça söylediği gibi halklarla ilgilenmez.Britanya daha çok tabii kaynaklarla ilgilenmiştir,halklardan çok... İngilizler tüccar olup idealist değiller.

İngilizlerin Ermenistan'ın bölünmesi taraftarı olduğunu da Arabistanlı Lawrence bu röportajda ifade ederek,Brintanya'nın Ermenisiz bir Ermenistan istediğini de açıklar.

Bu da,dönemin emperyal gücü tarafından Kürdistan'ın(!) nasıl ve neden dört parçaya ayrıldığının ifadesi olsa gerektir.

*Sait Çetinoğlu,Armenieninfo.net,2 Şubat 2011

http://www.armenieninfo.net/sait-cetinoglu/620-sait-cetinoglu-1915-soykirimi-suerecinde-kuertler.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder