29 Eylül 2012 Cumartesi

"Azerbaycan Aydınlarının" Kurşuna Dizilmesi ve Haydar Aliyev/Levon Melik-Shahnazaryan*

Bir süre önce Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) konuşma yaparken Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti ya da AKP) Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dramatik bir hikâye anlattı.Anılan hikâyeye göre,1945 yılında,Türk tarafına geçen ve siyasi sığınma isteyen 146 Azeri aydını vurularak öldürüldü.Erdoğan büyük ihtimalle doğruyu söyledi,aksi takdirde o teşhir edilmiş olurdu.Bu uydurma bir hikâye değil."Azerbaycan'ın aydınları" gerçekten öldürüldü,ama bu konuda çok sayıda soru işareti var.Özellikle,kimin kimi nerede öldürdüğü,cesetlerin nereye gömüldüğü henüz bilinmemektedir.

İşte burada karşımıza şu soru çıkıyor:Erdoğan bu hikâyeyi ne amaçla hatırlattı?

Türk basınına dayanarak,Erdoğan'ın bu hikâyeyi CHP'lilerin itibarına zarar vermek amacıyla anlattığı düşünülebilir.1945 yılında Türkiye'nin Cumhurbaşkanı 1938-1972 yılları arasında Cumhuriyet Halk Partisi'nin de lideri olan Mustafa İsmet İnönü imiş.Tabii ki bu iddianın bir mantığı var,Erdoğan muhalefetin konumunu zayıflatmak fırsatını kaçırmayacaktır.Ancak bu mesaj sadece CHP'ne karşı değildi.Aslında,CHP'nin iktidar olduğu yıllar sırasında Türkiye o kadar kanlı cinayetler işledi ki Erdoğan bunlar hakkında konuşsaydı yüzyıllar da yetmeyecekti.Erdoğan,Kemalistlerin,Yunan kentlerini yakmasından ve nufüsu katletmesinden,Dersim Kürtlerinin soykırımından ve bu Kürtleri,Türk yoğunluklu bölgelere taşımasından ve Hristiyanlara yönelik katlimalarından bahsedebilirdi.

Erdoğan,1960 yılları başlarında sadece Ermenilere karşı yürütülen vergi politikasını anlatabilirdi ya da Sovyet ordusundan Türkiye'ye kaçan binlerce Bulgarın kaderlerini anlatabilirdi.Yani,bu partinin tarihindeki kanlı izler Erdoğan'ın birçok şey anlatmasına izin veriyor.Ancak Erdoğan Azerilere ilişkin hikâyeyi seçti,neden?

Erdoğan'ın anlattığı hikâyenin Azerbaycan yönetimini de hedeflediği görünüyor.Bilindiği gibi Erdoğan ile Ilham Aliyev arasında derin anlaşmazlıklar var,bunun sebebi Azerbaycan-İsrail dostluğu,Türkiye-Ermenistan gerginliği ve Azerbaycan tarafından Kürt isyancılarına verilen mali ve teknik yardımdır.Nitekim,son günlerde PKK üyelerinin,Azerbaycan aracılığıyla elde ettikleri İsrail istihbarat donanımını kullandıkları belli olmuştur.Demek ki öldürülen 146 Azeri aydını hakkında konuşan Erdoğan Azerbaycan'ın "ulusal lideri" olan Haydar Aliyevich Aliyev'in itibarına darbe vurmayı da amaçlıyordu.Azerbaycan'da bunu anladı.Nitekim popüler "Zerkalo" gazetesi Erdoğan'ın anlattığı hikâyeye hemen tepki gösterdi."Zerkalo" konuya ilişkin olarak "Erdoğan kimin hakkında konuştu?" başlıklı bir yazı yayımladı.

Galiba çok acele etmişler,çünkü "Zerkalo" gazetesinin yazısı çok ilkeldi.Anılan yazıyı kaleme alanlar "Ne Tükiye ne de Azerbaycan arşivlerinde Erdoğan'ın anlattığı hikâyenin gerçekliğini kanıtlayan olgular var" diyerek bu şekilde kendilerinin de bu hikâyeden haberdar olduklarını göstermişlerdir."Zerkalo" gazetesinin iddiasına göre 146 Azeri aydını Türkiye'yi kendi iradeleriyle değil,Sovyet İçişleri Halk Komiserliği görevlileri tarafından uçağa zorla bindirilip terkettiler."Zerkalo" gazetesinin iddiasına göre Türkiye'den bu şekilde getirilen Azeri aydınlar,Azerbaycan Komünist Partisi'nin Merkez Komitesi Genel Sekreteri Mirjafar Abbasovich Baghirov'un iradesine rağmen kurşuna dizildi.

Mirjafar Baghirov,Stalin'i bu karardan vazgeçirmeye çalışıyordu,ama basarılı olamadı.Gazeteye göre Azeri aydınlarını götüren birliği Sovyet İçişleri Komiserliği çalışanlarından Ermeni general M. Stepanyan yönetiyordu.Aydınların kurşuna dizilmesi ise "Smersh (Смерть шпионам- casuslara ölüm)" bülümünden Ermeni asıllı 29 asker gerçekleştirdi."Zerkalo" gazetesinin yazarları iddialarını daha inandırıcı kılmak için "Azeri bilimadamlarını taşıyan uçağın numarasını" ve operasyon "kodunu" dahi yazmışlar.(Hatırlatalım ki anılan yazının başlangıcında yazarlar Erdoğan'ın anlattığı bu hikâyenin gerçekliğini kanıtlayan olguların olmadığını belitmişlerdi).Acelecilik gazeteye başka bir şaka daha yaptırdı.Mesele şu ki Erdoğan Türkiye sınırını geçen "Azerbaycan aydınları"nın o zamanki Türk yetkililer tarafından iadesi hakkında konuştu.İlginçtir ki Erdoğan'ın bahsettiği bu konuşma Türkiye Parlamentosu'nda mebus ve İsmet İnönü'nün de torunu olan Gülsün Bilgehan'ı da ikna etmiş.

Yazdığı gazete makalesinde dedesinin bu aydınları iade etmeye zorlayan bir durum içinde olduğunu söyledi,çünkü Stalin'in bu olayı Türkiye ile savaş başlatmak için bir bahane olarak kullanma isteğini tespit etmiş.Böylece,"Azerbaycan aydınları" gerçekten SSCB'ne iade edilmiş ve orada da hain olarak hemen idam edilmiş.Ve burada yeni bir entrika ortaya çıkıyor."Sabah" gazetesinin iddiasına göre SSCB vatandaşı olan "Azerbaycanlı aydınlar" Aras Nehri'nin Boraltan Köprüsü'nü geçtikten sonra hemen kurşuna dizilmişlerdir.Gazetenin belirttiğine göre bu kişiler elleri bağlandıktan sonra Türklerin gözü önünde kurşuna dizilirler.Boraltan Köprüsü'nün Nahçivan'ı Türkiye ile birbirine bağladığını ve bu olayın 1945 yazının sonu sonbahar başında gerçekleştiğini de belirtmek isteriz.

Aynı zamanda "Zerkalo" gazetesinin bir haberinde kurşuna dizilenlerin gerçekte Azerbaycanlı Yahudi olduklarının iddia edildiğini de eklemek gerekir.1945 yılında Yahudilerin SSCB'nde baskı altında olmamalarına rağmen bazı Yahudilerin kurşuna dizilmesiyle ilgili olabileceğini de gözönünde bulundurmaktayız.Nahçivan'da kurşuna dizilen aydınların arasında Yahudi kökenlilerin de bulunmuş olma ihtimalini de gözden ırak tutmamaktayız."Kozmopolitizme karşı mücadele" SSCB'nde 1948 yılında "Doktorlar Komplosu" ise 1953 yılında vuk'u bulmuştur.

Bu olaylara kadar SSCB vatandaşı Yahudilere karşı baskı uygulanmamaktaydı ve SSCB'nde Yahudilerin konumları o kadar sağlamdı ki 1944 yılında neredeyse Kırım'da bir "Kırım Yahudi Özerk Cumhuriyeti" kurmak üzereydiler.1945 yılında Yahudilerin SSCB'nden toplu olarak kaçmasını gerektirecek bir durum yoktu ve 146 Yahudi kökenli "Azerbaycanlı aydının" Türkiye'den sürülerek Ermeni sınır muhafızları tarafından kurşuna dizilmesini,Azerbaycan'ın Ermeni karşıtı paranoyasıyla açıklamak mümkündür.

Günümüz Türk-İsrail ilişkileri ile Türkiye'deki Yahudi karşıtı ruh ortamında Erdoğan'ın CHP'ne Yahudilerin kurşuna dizilmiş olduğundan söz etmesi mümkün gözükmemektedir.Bütün bu olaylarda Haydar Aliyev'in rolü daha da ilginçtir.1941 yılında dayısının himayesi altında olan 18 yaşındaki Haydar Aliyev'in Nahçivan Özerk Cumhuriyetin'nin "NKVD"sinin bir bölümünün ve aynı zamanda da "Nahçivan Halk Komiserler Şurası" Başkanı tayin edildiği ve 1948'e kadar da bu görevlerde bulunduğu açıktır.

Türklerin hemen gözlerinin önünde gerçekleştirilen idam hakkında Aliyev'in bir şey bilmemesi sözkonusu değildir.Neden Aliyev hayatının sonuna kadar sessiz kalmıştır?Komünist Partisi'nden biletinin kesilmesinden ve Kremlin ile ilişkilerin bozulmasından sonra da,karşısında bir darbe hazırlığı için Rusya'yı açıkça suçlamasından sonra da sessiz kalmıştır.İşte bu nedenle bütün bu sorular daha da özel anlam taşımaktadır.Aslında,1990'lı yılların ikinci yarısında Azerbaycan arşivlerinden 1945 yılına dair belgeler de dahil olmak üzere yüzlerce cildin kaybolması dikkat çekicidir.Hatırlatalım ki Haydar Aliyev 1993-2003 yıllarında Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı'nda bulunmuştur...

*Levon Melik-Shahnazaryan

**Ermeni Haber Ajansı,29 Eylül 2012.

http://ermenihaber.am/?lang_id=1&menyu_id=9&news_=3&cur_news=172

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder