6 Temmuz 2012 Cuma

Meşrutiyet Döneminin Umut ve Umutsuzluk Sarkacında Ermeni Devrimci Partileri ve Krikor Zohrab/Rober Koptaş*

Türkiye'deki hakim milliyetçi tarihyazımı Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarını incelerken,Osmanlı Ermenilerini tek bir siyasi amaç çevresinde örgütlenmiş,adeta yekvücut olmuş,mutlak bağımsızlık yanlısı bir siyasi bütün olarak sunar.Osmanlı Ermenileri içerisinde farklı görüşte grupların ve pek çok farklı sesin varolduğu genellikle gözden kaçırılır.Oysa,anılan dönemi özcü bir bakış açısından,kolaycı genellemelerden ve "seçmeci" bir tarih algısından(1) sakınan,buna karşılık siyahla beyaz arasında yer alan gri bölgelerin izini sürmeye çalışan bir yaklaşımla yeniden ele almakta sonsuz yarar var.

Jön Türk devrimini izleyen dönemin en ilgi çekici özelliklerinden biri,Müslüman ve gayrimüslim Osmanlı unsurları arasında ortak bir siyasi zeminden söz etmeyi belki de ilk kez olası kılmasıdır.1908 öncesi ve sonrasında Ermeni siyasi partileriyle diğer Osmanlı grupları arasındaki ortak çalışmalara bakmaksa,(2) "Türk-Ermeni sorunu"nun temel dinamiklerini anlayabilmek açısından büyük önem taşır.Günümüz tarihçilerinin pek çoğu,1915'te yaşanan Büyük Felaket'in etkileri nedeniyle,dönemi bu olasılıkları görmezden gelerek anlatıyorlar.Bu dönemde faaliyet gösteren siyasi partilerin veya en önemli Ermeni siyasi aktörlerden biri olan Krikor Zohrab'ın yaptıkları,Osmanlıcılık,milliyetçilik,yurttaşlık tartışmaları hakkında önemli ipuçları sunar.(3)

Osmanlı Ermenilerinin Meşrutiyet'in ilanıyla kapıldığı ve döneme ait fotoğraf ve kartpostallara olanca coşkusuyla yansıyan heyecan,içtenliğini bir gelecek umudundan alıyordu.Onyıllardır zor siyasal koşullar altında yaşayan Ermenilerin "Hür Osmanlılar!Hür vatandaşlar"(4) olma umudu,Meşrutiyet'le birlikte canlanıyordu.Yeni bir toplumsal sözleşme temelinde,topraklarla,mal ve mülkle,idari ve siyasal katılımla,yaşam koşullarıyla ilgili sorunların giderilebileceği umuluyordu.Böylece,pek çok Ermeni'nin milli kimliklerin varlığını koruyan bir şemsiye olarak algılamayı tercih ettiği Osmanlıcılık sayesinde barışçı bir geleceğe ulaşmak mümkün olabilecekti.Zaman bu öngörüyü haksız çıkarmış olsa da,tarihin bir anında bu beklentilerin tedavüle çıkmış olmasının anlatabileceği şeyler hiç de anlamsız değildir.

"Yeni Türkiye" Umudu

Ondokuzuncu yüzyılda,İstanbul'da yeşeren reformcu "Genç Ermeni" hareketinin taşradaki Ermenilerin sorunlarının çözümü yolunda başarısızlığa uğraması(5) ve Abdülhamid rejiminin bu hareketin en temel kazanımlarına dahi tahammülsüzlükle yaklaşması,(6) Kafkasya'da doğan Ermeni devrimci hareketinin Osmanlı topraklarında Ermeni halkının yaşadığı sorunların tek taşıyıcısı olması sonucunu doğurdu.Türkiye'de hakim tarihyazımı,Ermeni devrimci hareketini,huzursuzluk çıkararak Osmanlı Devleti'ni zayıflatmayı amaçlayan emperyalist müdahalelerin bir ürünü olarak gösterir.Ermeni devrimcileri gerçekten de Avrupa'dan destek bulmayı önemsiyorlardı;(7) ancak,bilhassa kırsal Ermeni nüfusunun onyıllardır ciddi sorunlar yaşamakta olduğu da yadsınamaz bir gerçekti.(8) Dahası,özellikle 1890'lı yıllardan itibaren,Ermeni örgütleri Sultan'ı devirmek ve meşruti bir yönetim kurmak için diğer muhalif gruplarla işbirliğine girmeye çalışmış,"Bağımsız bir Ermenistan" sloganıyla yola çıkan örgütler zamanla,Jön Türk devriminden de önce,Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğüne saygılı olacaklarını ilan etmişlerdir.

İstibdada karşı mücadele veren diğer gruplara yaklaşma çabası ve bu çabanın Ermeni örgütleri üzerindeki dönüştürücü etkisi genellikle dikkate alınmaz.Söz gelimi,Taşnaktsutyun 1907 kongresinde "Osmanlı Ermenistanı" üzerindeki hedefini şu şekilde formüle eder:

"Bütün seçimlerin ırk,din,cinsiyet ayrımı gözetilmeksizin,genel,eşit,doğrudan,gizli ve nispi oy esasına göre yapıldığı demokratik bir Osmanlı Devleti sınırları içerisinde,yerel özerklik ve federatif bağlar üzerinde yükselen,siyasi ve toplumsal özgürlük."(9)

Jön Türk devriminin ardından iki önemli Ermeni partisi,Taşnaktsutyun ve Hınçak,artık sadece ülkenin ilerlemesi yönünde bir siyaset izleyecekleri taahhüdünde bulundular.İki örgüt 1908 öncesinde silahlı mücadele yürütmüştü,ancak bu tarihten sonra yasal siyaset izlediler.Pek çok yerde,Ermeniler ve Müslümanlar arasında daha önce yaşanan sorunların,toprak tartışmaları gibi meselelerin sürmesi,büyük şehirlerdeki ve taşradaki devrimcilerin olaylara yaklaşımında bazı farklılıklar yaratıyordu.Meşrutiyet'in ilanından birkaç ay sonra Van'daki Taşnaktsutyun bürosu tedbir amacıyla silah satın almak için kaynak istediğinde,partinin İstanbul'daki liderlerinden Agnuni onlara,silah satın almaya gerek olmadığını,"Türk zaptiyesinin Ermeni kadınının namusunu koruyacağı bir zamanda yaşıyoruz"(10) sözleriyle bildirecekti.

Meşrutiyet rejimi,Taşnak ve Hınçakların Osmanlı partiler sistemine dahil olması anlamına geldi.Taşnaklar 1908,1909 ve 1912'de İttihat ve Terakki'yle birlikte hareket ettiler.Hınçaklarsa önce Ahrar,ardından Hürriyet ve İtilaf'la yakın temastaydı.(11) Hınçak Partisi'nin hazırladığı "Türkiye Programı"ndaki şu ifadeler dikkat çekicidir:

"Hınçak Partisi hiçbir zaman mutlak ayrılık yanlısı,milliyetçi bir parti olmadı.Biz Türk mutlakiyetinden,Türk istibdadından ayrılmak istedik...Bugün rejim istibdat veya mutlakiyet olmadığına göre...ayrılık fikri de varlık nedenini bütünüyle kaybediyor."(12)

Osmanlı Ermenilerinin siyasi katılımının en önemli göstergelerinden biri bizatihi Osmanlı Meclis-i Mebusanı'dır.Aralık 1908'de göreve başlayan ilk mecliste yer alan on Ermeni mebustan beşi,daha önce silahlı mücadele içerisinde yer almış fedai liderleridir (Kozan mebusu Hampartzum Boyadjian,Erzurum mebusları Vartkes Serengulian ve Karekin Pastermadjian,Van mebusu Vahan Papazyan,Muş mebusu Keğam Der-Garabedyan).(13) Hınçak Partisi'nin önde gelen isimlerinden Hampartzum Boyadjian,bu dönüşümün önemli sembollerinden biridir.Ermeni devrimci hareketi saflarında adeta efsaneleşmiş,hakkında türküler yakılmış bir isim,Sason'daki olaylar sırasındaki kahramanlıklarıyla nam salmış bir devrimci olan "Büyük Murad",Meşrutiyet'le birlikte Kozan'dan mebus seçilmiş,Osmanlı Meclisi'nin saygın bir üyesi haline gelmiştir.

İttihat ve Terakki'nin Ermeni siyasi partilerinin Meşrutiyet'i korumak için çalışmalarından büyük yarar sağladığı söylenebilir.Cemiyet,özellikle Abdülhamid yanlısı muhafazakar çevrelerin muhalefetine karşı koymada Ermenilerin Meşrutiyet rejimine karşı duyduğu bağlılığa güveniyordu.Öte yandan,İttihat ve Terakki ile Taşnaktsutyun arasındaki anlaşmalar da,bilhassa toprak sorununun çözüme kavuşacağına dair bir uzlaşmaya dayanıyordu.(14) Taşnakların 1911'deki altıncı kongresi bu durumu teyit eder:

"1890'larda Ermenilerin toprak ve mülklerinin müsaderesi Ermenilere karşı sistematik bir zorbalık olarak kabul edilmelidir.Bunun sonucunda,Ermenilerin 1890'da sahip olduğu toprak ve sular status quo olarak tanınmalıdır.Bu,anayasal adaletin ve İttihat-Taşnak işbirliğinin en önemli koşuludur."(15)

1912'deki anlaşmanın ardından İttihatçılarla Taşnaklar arasındaki ilişki giderek bozuldu.Verilen sözler tutulmamış,belki de tutulamamıştı.Doğu vilayetlerinde reform için Ermeni taleplerinin giderek artması ilişkileri daha da gergin hale getirdi.1912 sonunda Taşnakların yayın organı Troşag'da yazan Vağinag adlı bir yazar,"Yeni Türkiye'nin dört yıllık tecrübesi,'eski' ve 'yeni' arasındaki farkın yalnızca bir vitrin manzarasından ibaret olduğunu gösterdi," diye yazacaktı.(16) Ocak 1913'te,İttihat ve Terakki'nin bütün iktidarı eline almasıyla sonuçlanan Babıali baskınının ardından ilişkiler hızla kopma noktasına gelecekti.

Bir Osmanlı Liberali

Ahrar,Taşnaktsutyun ve İttihat ve Terakki'nin kesişme noktalarında duran Krikor Zohrab,meşruti rejimin güçlü olması ve Ermenilerin rejimin gelişiminde önemli bir rol oynaması gerektiğini savundu.Ermeniler ve diğer Osmanlı grupları arasında dayanışmanın artırılması gerektiğine inanan Zohrab,İttihat ve Terakki'yi de,eleştirel bir mesafeyle de olsa İmparatorluktaki en özgürlükçü,ilerleme yanlısı ve güçlü siyasi hareket olduğu için destekledi.Zohrab'ın Abdülhamid rejimiyle meşruti yönetim arasındaki tercihi,reformist ve liberal bir Osmanlıcılık yönündeki arayışları,Ermeni halkının ve Meşrutiyet'in güvenliğine öncelik veren pragmatik ve pratik bir siyasi tavır olarak değerlendirilebilir.Zohrab'ın,bu ılımlı tavrına karşın İttihatçıların 1915'teki katliam siyasetinden kaçamamış ve katledilmiş olması ise,ilişkilerin yaşadığı trajik kırılmaya işaret eder.

Krikor Zohrab 1861'de İstanbul Beşiktaş'ta doğdu.Beşiktaş ve Ortaköy'deki Ermeni okullarında okuduktan sonra Galatasaray'da mühendislik ve hukuk eğitimi aldı.Avukatlık yaptı,aynı zamanda dönemin en önemli Ermeni yazarlarından biriydi.Osmanlı toplumunun gündelik yaşamını,toplumun farklı tabakalarından insanlar arasındaki gerilimleri,kadınların sorunlarını gerçekçi bir perspektifle kaleme aldığı eserleriyle Ermenice edebiyatta "hikayelerin prensi" unvanını kazandı.(17)

Zohrab,1906'da,İştip'te işkence gören Bulgar bir devrimciyi savunduğu için avukatlık yapmaktan men edildi.İki yıl boyunca mesleğini yapamadı.Siyasi sakıncalı pek çok Ermeni'nin yaptığı gibi İskenderiye'de yaşamak üzere Avrupa'ya çıktı.Paris'te bulunduğu sırada Jön Türk devriminin gerçekleştiği haberini aldı ve hızlı bir şekilde İstanbul'a döndü.İstanbul'a dönüşünde düzenlenen çeşitli mitinglerde konuşmacı oldu,(18) Darülfünun'da,Mekteb-i Hukuk'ta ders vermeye başladı.Meşrutiyet-i Osmani Kulübü'nün(19) kurucu üyelerinden biri oldu.1908,1912 ve 1914'teki seçimlerde İstanbul mebusu olarak parlamentoya giren Zohrab,bu üç döneminde de seçilen altı Ermeni mebustan biriydi.

Zohrab,1915'in Mayıs ayının son günlerinde Erzurum mebusu arkadaşı Vartkes Serengulian'la birlikte tutuklandı ve Divan-ı Harb-i Örfi'de yargılanacakları söylenerek Diyarbakır'a gönderildi.Diyarbakır yolunda,dostları Talat Paşa'ya,Hüseyin Cahid [Yalçın] Bey'e,Necmeddin Molla'ya,Alman Büyükelçisi Hans Wangenheim'a ve Halil Bey'e (Menteşe)(20) çeşitli mektuplar göndermesine ve Diyarbakır'da değil İstanbul'da yargılanmalarını talep etmesine karşılık olumlu yanıt alamadı.İki arkadaş Temmuz 1915'te,Urfa yakınlarında,Teşkilat-ı Mahsusa tarafından kullanılan bir çete reisi olan Çerkes Ahmed tarafından öldürüldü.(21)

Zohrab bir siyasetçi olarak her şeyden önce bir Osmanlı liberaliydi.Hem Osmanlı Devleti'nin hem de Ermeni milletinin daha özgürlükçü yasalarla yönetilmesi gerektiği fikrine yürekten bağlıydı.Düşünce,basın,örgütlenme ve toplanma hakkı üzerinde kısıtlamalara karşıydı.Siyasi katılımın önemine,kadınların toplumdaki yerlerinin iyileştirilmesine inanıyordu.Bu hususlar,aynı zamanda onun Abdülhamid rejimine muhalefetinin de kaynağıydı.Jön Türk devrimi,Zohrab ve onun gibi düşünen pek çok kişi için,sözü edilen alanlardaki değişimin gerçekleşebileceğine dair büyük umudun simgesiydi.Zohrab'ın siyasi beklentisi,tüm Osmanlılar için daha fazla hürriyet,refah ve terakki;Ermeniler içinse barış ve huzurdu.

Ahrar,Taşnaktsutyun,İttihat ve Terakki

Meşrutiyet döneminde en önemli ideolojik ayrım noktalarından biri adem-i merkeziyetti.Osmanlı Ermenilerinin büyük çoğunluğu,Ermenilerin karşı karşıya kaldıkları sorunların çözümünün vilayet yönetimlerine daha çok yetki verilmesiyle çözülebileceğine inanıyordu.Zohrab'ın Jön Türk devriminden kısa bir süre sonra,Prens Sabahaddin'in fikirlerini savunan,"Batı tarzı" bir programa sahip(22) Ahrar Fırkası'nın kurucularından biri olmasını bu yönelime bağlamak gerekir.Zohrab,Ahrar'ı Jön Türklerin özgürlükçü kanadı olarak algılıyor ve orada üreteceği siyaset ve güdeceği yapıcı muhalefetle diğer -merkeziyetçi- kanadı etkileyebileceğini umuyordu.

Zohrab siyaseten Taşnaklarla birlikte hareket ediyordu.Taşnakları İttihatçılarla birlikte hareket etmeye teşvik ediyor,mecliste de onlara yakın bir siyaset izliyordu.Bazı kaynakların yanlışlıkla belirttiği gibi İttihat ve Terakki Partisi'ne(23) veya Hınçaklara(24) üye olmadı.Ermeni sosyalist partileri yerine,merkezde duran ve oğlu Levon Zohrab'a yazdığı bir mektupta belirttiği gibi "çoğunlukla Türklerden"(25) oluşan bir partiye üye olmasının nedenlerini,Osmanlıcılık ilkesini orada savunmanın daha tutarlı olacağına dair inancında aramak gerekir.

Zohrab başta Ahrar Fırkası'na mensup olmasına karşın,1910'da yaptığı çeşitli konuşmalarda Ermenileri İttihat ve Terakki'yi desteklemeye çağırdı.Bunun en öncelikli nedeni,Mart-Nisan 1909'da meydana gelen Meşrutiyet karşıtı olaylar sırasında yaşananlardı.Zohrab için,onca umutla beklenen ve onca umudun bağlandığı Meşrutiyet'e karşı bir hareketin içinde yer alan kişileri barındıran bir partiyle bağlantısını sürdürmek sözkonusu değildi.Ahrar'ın 31 Mart günlerinde İttihat ve Terakki'ye karşı sergilediği tutum Zohrab açısından Meşrutiyet'e karşı olan muhafazakar güçlerle işbirliği içinde olmak anlamına geliyordu.Bu durum Zohrab'ı Ahrar'dan uzaklaştıracaktı.

"Ben İttihat ve Terakki Fırkası'ndan değilim ve çok defa da o fırkanın düsturları aleyhinde mücahedede bulundum.Fakat o fırkanın muhterem bir fırka olduğunun hilafında hiçbir vakit değildim ve başkasının taraftarıyım ve idim.Bu itibarla,olan vak'ada bu fırkaya karşı bir husumet beslemem ve fırkayı mahvetmek için bir cehd ve azim gördüğümden dolayı ve onun zımnında Meşrutiyetimize de vurulan darbeyi gördüğümden dolayı son derece müteessir oldum."(26)

Zohrab'ın son derece pragmatik gerekçelerle İttihatçıları desteklediği söylenebilir.Ona göre,meşruti rejim ülkenin gelişimi açısından elzemdi.Bu nedenle,Meşrutiyet'i getiren partiye yönelik saldırılar bertaraf edilmeliydi.Devr-i sabıkı geri getirmek isteyen gruplara karşı İttihat ve Terakki'yi savunmak şarttı.Ayrıca,ülkenin geleceğini elinde tutan en önemli güç odağının yanında saf tutmak Ermeniler için ciddi kazanımlar sağlayabilir,her şeyden önemlisi,yeni katliamların önü alınabilirdi.

"İslam unsuru içinde gerçek özgürlükçüler,bizim gibi özgürlükçüler azdır;olanlar da o partiye [İttihat ve Terakki] mensuplar.İlkelerimiz ve hislerimiz onları bu zorlu yolda desteklemeyi,işlerini kolaylaştırmayı emrediyor.Bu partinin hatalarını benden daha katı ve sert bir şekilde dile getiren yoktur.Ama bu onların özgürlükçü temellerini görmemi engellemiyor.Dahası,onlardan daha özgürlükçü olan parti var mıdır?Ahrar ve Mutedil Hürriyetperveran pek çok muhafazakar ve dinci unsur barındırıyor."(27)

Zohrab'ın yeni rejime desteği elbette Ermenilerin yaşam koşullarında büyük bir değişim beklentisi üzerine kuruluydu.Avukatlığı sırasında Ermeni halkının taşradaki yaşam koşullarına da yakından tanık olan Zohrab,arazi meselesinin,müsaderelerin,Kürt aşiretleri veya Hamidiye Alayları nedeniyle karşılaşılan sorunların istibdat rejimi altında çözülmeyeceğine inanıyordu.Zohrab'ın seküler,modernist,pozitivist dünya görüşü ve ilerleme fikrine bağlılığı,istibdadı bir "zulmet"(28) olarak görmesine neden oluyor,Meşrutiyet'in devamı için de,onu savunan partiyi,bütün eleştirilerine rağmen destekliyordu.

Zohrab 1909'da Adana'da yaşanan ve 20.000 civarında Ermeni'nin hayatını kaybettiği Adana katliamından sonra dahi bu tavrını değiştirmeyecekti.Ermeni kamuoyunda katliama İttihatçıların da katıldığı yönündeki kuvvetli şüpheleri dağıtma amacı güden konuşmalar yaptı.Eylül 1910'da Üsküdar'daki Raffi Cemiyeti'nde yaptığı konuşmada,Osmanlı hükümetinin Adana olaylarının ardından aldığı tedbirleri savunacaktı:

"[Adana'daki felaketin sonucu] tedavi edilemez.Ancak 'mevcut koşullar altında' hükümet-i Osmani'den talep edebileceğimiz her şeyin yerine getirildiğini teslim etmemiz gerekiyor.Bir Hristiyan katliamı nedeniyle yüz Müslüman'ın asıldığını,bin kadar suçlunun hapse atıldığını ne zaman gördünüz?Meşruti hükümet bu cesareti gösterdi.Bunu kabul etmek ve hükümete bu nazarla bakmak her vicdanlı Ermeni'nin borcudur."(29)

1912 seçimleri için yapılan propaganda çalışmaları sırasında da Zohrab bu tavrını sürdürdü.Katıldığı birçok toplantıda Ermenilerin Meşrutiyet'ten önce ve Meşrutiyet'ten sonra hangi koşullar altında yaşadığını karşılaştırdı ve meşruti dönemin getirdiği yararları sıraladı.Ayrıca,İttihat ve Terakki ile Hürriyet ve İtilaf arasında kıyaslamalarda bulundu ve Ermenilerin İttihatçılardan yana oy kullanması gerektiğini söyledi.(30)

Zohrab,kozmopolitizm ilkesi üzerine kurulu bir Osmanlıcılığı savunuyordu.Ona göre,homojenleştirici,tektipleştirici bir Osmanlıcılık anlayışı İmparatorluktan ayrılmak isteyenlerin sayısını kaçınılmaz bir şekilde artıracaktır.Osmanlı yurduna gönülden bağlılığın artması amacıyla,gayrimüslimlerin askerliği,eğitim,adalet,milli iktisat ve -burada iki kısa örnek dışında değinemeyeceğimiz- pek çok toplumsal sorun hakkındaki fikir ve projelerini ateşli bir şekilde savunacaktır.

Uhuvvetin Tesisi İçin

Gayrimüslimlerle Müslümanlar arasındaki sorunların en iyi askerlik görevi yoluyla giderilebileceğine inanan Zohrab,bedel-i askerinin kaldırılıp askerlik hizmetinin tüm Osmanlı vatandaşlarının yükümlülüğü olması gerektiğini savunuyor ve bu konuda Ermeni Patrikliği'nin tavrına da ters düşüyordu.Zohrab,gayrimüslimlerin askerliğinin Kanun-i Esasi'de yer alan tüm Osmanlıların eşit olduğuna dair ifadenin bir gereği olduğuna inanıyordu:

"Biz bunu bir mesele-i maliye diye telakki etmeyelim rüfeka-yı kiram!Bu mesele,bir uhuvvet meselesidir,bir siyaset meselesidir.Biz (...) bugün vatanın müdafaası uğrunda para mı esirgiyoruz zannolunuyor.Biz vatanımız için kanımızı vermek istiyoruz.(...)Bugün bu memleket en ziyade hangi cihetten mutazarrırdır,biz bunu biliriz.Burada yaptığımız kanunlar içinde her vakit uğraştığımız bir hiss-i uhuvvet tesisi içindir ki,bu memleket yalnız onunla selamet bulabilir.(...)Osmanlılığın en akdem vazifesi budur.Bütçeden bin kat daha mühimdir.Bugün bütün bu memleket için bu tefrikaları kaldırmak istiyoruz.Kavmiyet,milliyet vesair birtakım bu gibi şeyleri menetmek için uğraşıyoruz.Biz beraber yaşamak istiyoruz.Beraber yaşamak cihetini öğrenmek için de beraber ölmek lazımdır."(31)

Zohrab,çeşitli milletlerin okullarında Türkçenin hangi sınıftan itibaren ve hangi ağırlıkta okutulacağına dair meclis tartışmalarında hükümetin savunduğu ve anadil eğitimine daha az önem veren projeye şiddetle karşı çıkacak,Türkçenin en iyi şekilde öğretilmesini,ancak anadillerin de geri plana atılmamasını savunacaktı:

"Bugün ilm-i ilim-i terbiye-i akvamla meşgul olan birçok hükkam,bir hakikat-ı müselleme olmak üzere tayin etmiştir ki her yerde terbiye-i ibtidaiye lisan-ı maderzad ile olacak.Ne için?Bu hiçbir noktadan değil,çocuğun terbiyesinin tekamülü noktasından caridir,elzemdir.Bunda bir fikr-i siyasi cari değildir.(...)Terbiye-i ibtidaiyenin lisanı lisan-ı maderzad olunca,coğrafyayı da kendi lisanından okumalı,tarihi,hesabı da kendi lisanından okumalı.Fakat bu demek midir ki asıl o devletin lisan-ı aslisini okumayacağız?Aynı derecede ve belki daha ziyade okumak lazımdır.Bunu bütün mevcudiyetimizle temin etmeli."(32)

Sözü Milliyetçilik Söylediğinde

Zohrab zamanla,İttihat ve Terakki'nin söz verdiği reformları yerine getirmediğini,hatta bazı durumlarda,yapısal birtakım sorunlar nedeniyle bu sözleri tutmanın sadece İttihatçılara da bağlı olmadığını gördü.Bu durum,onu İttihatçılara karşı daha muhalif bir çizgiye taşıdı.1913'te,Vilayet-i Sitte'de reform konusunun çokça tartışıldığı günlerde Patrikhane çevrelerinde,sorunun çözümü için uluslararası diplomasiden yararlanmak gerektiğini savundu.Konuyu Rus büyükelçiliğinden Andre Mandelstam ve İttihatçı liderlerden Halil Bey'le müzakere ediyordu.Reform görüşmeleri Şubat 1914'te Osmanlı ve Rus taraflarının imza koyduğu bir anlaşmayla sonuçlansa da,bu süreçte yaşananlar nedeniyle özellikle Taşnaklarla İttihatçılar arasındaki ilişkiler bozuldu.(33)

Her iki tarafın birbirine karşı sert ifadeler kullandığı bu dönemde,uzlaşmaya dair umudun giderek azaldığı bir sırada Zohrab,Halil Bey'le bir reform planı üzerinde anlaşacak,ancak bu planı İttihatçıların yeni bir oyunu olarak gören Ermeni çevrelerine kabul ettiremeyecek,bunun verdiği küskünlükle de uzun bir süre Ermeni Milli Meclisi'nin toplantılarına katılmayacaktı.Ne de olsa Birinci Dünya Savaşı arifesinde artık sözü milliyetçilik söylüyordu.Zohrab gibi kozmopolit ve liberal unsurların hareket alanları artık son derece daralmıştı.

***

1-Stefanos Yerasimos,Birinci Dünya Savaşı ve Ermeni Sorunu,(Ankara:Türkiye Bilimler Akademisi Forumu,2002),s.6.

2-Genel yaklaşımları farklı olsa da M. Şükrü Hanioğlu ve Aykut Kansu'nun bu konudaki çalışmaları öncü niteliktedir.Şükrü Hanioğlu,Preparation for a Revolution:The Young Turks,1902-1908,Oxford,New York:Oxford University Press,2001;The Young Turks in Opposition,New York:Oxford University Press,1995;Bir Siyasal Örgüt Olarak Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti ve Jön Türklük,İstanbul:İletişim,1986?;Aykut Kansu,1908 Devrimi,İstanbul:İletişim,2001.

3-Bkz. Rober Koptaş,"Armenian Political Thinking in the Second Constitutional Period:The Case of Krikor Zohrab",yayımlanmamış yüksek lisans tezi,Boğaziçi Üniversitesi,2005.

4-Krikor Zohrab,Siyasi Nutuklar,(Dersaadet,1324),s.3.

5-Bkz. Vartan Artinian,Osmanlı Devleti'nde Ermeni Anayasasının Doğuşu,1839-1863,(İstanbul:Aras,2004).

6-Sultan Abdülhamid Ermeni devrimci faaliyetlerini gerekçe göstererek 1891'de Nizamname-i Millet-i Ermeniyan'ı askıya almış ve Patrikhane bünyesinde kurulan Milli Meclis'i kapatmıştı.Nizamname'nin yürürlüğe girmesi ve milli kurumların faaliyete geçmesi için Meşrutiyet'in ilanını beklemek gerekecekti.

7-Vincent Lima,"The Evolving Goals and Strategies of the Armenian Revolutionary Federation,1890-1925," The Armenian Review,1991,vol. 44,no. 2/174,s.vii;ayrıca bkz. Kağvadzkner Hay.Heğ.Taşnaktsutian Yerrort Inthanur Joğovi Adenakrutyunneren (Ermeni Devrimci Federasyonu'nun Üçüncü Genel Kongresi Tutanaklarından Derlemeler),(Cenevre:Taşnaktsutyun,1905),s.8-9,13-18,özellikle "Avrupa'da Propaganda" başlıklı bölüm.

8-Hans-Lukas Kieser,Iskalanmış Barış,Doğu Vilayetlerinde Misyonerlik,Etnik Kimlik ve Devlet,1839-1938,(İstanbul:İletişim,2005),s.25-40.

9-Haydakir 1907 (Program 1907),(Cenevre:Troşag,1907),s.17.Vurgu Rober Koptaş'a ait.

10-Vahan Papazyan,İm Huşerı (Anılarım),(Beyrut:Hayrenik,1952),cilt 2,s.36.

11-Bkz. Arsen Avegyan&Gaidz F. Minassian,Ermeniler ve İttihat ve Terakki,(İstanbul:Aras,2005).

12-Isdepan Sabah-Gulian ve Murad (Hampartzum Boyadjian),"Haraçapan" (Önsöz) Dzırakir Hınçagyan Gusagtsutyan (Dacgasdani Hamar) (Hınçak Partisi Programı/Türkiye İçin),(İstanbul,1908),s.3-4;aynı cümle partinin 1910 programında da yer alır (İstanbul,1910),s.15.Taşnaklar Adana olaylarından sonra topladıkları beşinci kongrelerinde ayrılıkçı fikirleri reddettiklerini bildirir:Haydararakir yev Voroşumner HH Taşnaktsutyan Hinkerort Inthanur Joğovi-1909 (Ermeni Devrimci Federasyonu'nun Beşinci Kongresi Bildirgesi ve Kararlar-1909),s.3 ve 6.

13-Vahan Papazyan anılarında,Ahmed Rıza Bey'in,kendisinin silahlı mücadele veren bir fedai lideri olduğunu öğrendiğinde,"Ne hoş!Güvenilir dostlarımız Meşrutiyet'in kurumlarını savunmak için dağdan iniyorlar," dediğini aktarır,Vahan Papazyan,a.g.e.,s.89.

14-Hans-Lukas Kieser,a.g.e.,s.245.

15-HH Taşnaktsutyan Vetserort Inthanur Joğovin Voroşumnerı (Ermeni Devrimci Federasyonu'nun Altıncı Kongresi'nin Kararları),(İstanbul:Taşnaktsutyun,1911),s.6.

16-"Ankhusapelin" (Kaçınılmaz Olan),Troşag,Kasım-Aralık 1912 (11-12),s.290.

17-Minas Tölölyan,Tar mı Kraganutyun,1850-1950 (Bir Asır Edebiyat,1850-1950),(Kahire:Husaper,1955),s.375.Kevork B. Bardakjian,A Referance Guide to Modern Armenian Literature,1500-1920,(Detroit:Wayne State University,2000),s.130.

18-Bilhassa ünlü Taksim Mitingi'nde,bkz. Siyasi Nutuklar,(Dersaadet:1324).

19-Arevelk (Doğu),20 Temmuz 1908.

20-Halaskar Zabitan günlerinde evinde saklayıp hayatını kurtarmış olduğu Halil Bey en büyük umuduydu.

21-Ahmed Refik (Altınay),İki Komite İki Kıtal,(Ankara:Kebikeç,1994 [1919]);Falih Rıfkı Atay,Zeytindağı,(İstanbul:Varlık,1964 [1932]),s.88-90;Hüseyin Cahit Yalçın,Tanıdıklarım,(İstanbul:Yapı Kredi,2001 [Yedigün,1936],s.47."The Case of Deputy Krikor Zohrab:His Letters from Exile,His Odissey,and Circumstances of His Death",The Armenian Review,vol.35(1-137),Bahar 1982,s.3-29.

22-Tarık Zafer Tunaya,Türkiye'de Siyasi Partiler,İkinci Meşrutiyet Dönemi,(İstanbul:Hürriyet Vakfı,1984),s.17.

23-Rh. Y.G. Çark,Türk Devleti Hizmetinde Ermeniler,1453-1953,(İstanbul:Yeni Matbaa,1953),s.236.

24-Tarık Zafer Tunaya,a.g.e.,s.144.

25-14 Ağustos 1908 tarihli mektup,(Yerger [Eserler] içinde,Yerevan:Kraganutyan yev Arvesdi Tankaran,2003),cilt IV,s.147.

26-Meclis-i Mebusan Zabıt Ceridesi:Devre:I,İçtima Senesi:1,cilt:3:28 Mart 1325 Tarihli Ellibeşinci İnikattan-14 Mayıs 1325 Tarihli Seksenbirinci İnikada Kadar (Ankara:TBMM Basımevi,1982),s.715.

27-Krikor Zohrab,"Hay Badkamavori Mı Haşvedvutyunı" (Bir Ermeni Mebusun Muhasebesi),Yerger içinde,cilt V,s.389-390.

28-Krikor Zohrab,Siyasi Nutuklar,a.g.e.,s.6.

29-Krikor Zohrab,Yerger,s.384.

30-Azadamard,6 Nisan 1912.

31-Meclis-i Mebusan Zabıt Ceridesi:Devre:I,İçtima Senesi:1,cilt:5:13 Haziran 1325 Tarihli Yüzbirinci İnikattan-16 Temmuz 1325 Tarihli Yüzyirminci İnikada Kadar (Ankara:TBMM Basımevi,tarihsiz,s.191.

32-Meclis-i Mebusan Zabıt Ceridesi:Devre:I,İçtima Senesi:1,cilt:4:16 Mayıs 1325 Tarihli Seksenikinci İnikattan-11 Haziran 1325 Tarihli Yüzüncü İnikada Kadar,s.209.

33-Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. Rober Koptaş,"Zohrab,Papazyan ve Pastermadjian'ın Kalemlerinden 1914 Ermeni Reformu ve İttihatçı-Taşnak Müzakereleri",Tarih ve Toplum Yeni Yaklaşımlar,no. 5,Bahar 2007,s.159-178.

---------------------------------------------------------------------------

*Rober Koptaş,Toplumsal Tarih,sayı:182,Şubat 2009,s.70-75.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder