2 Temmuz 2012 Pazartesi

"Kemal'le maalesef küs ayrıldık!"/Tarık Akan*

"Evde şöhretli biri olduğunun farkında olamıyorduk bazen...Öyle bir hava esmiyordu...Tanınmış insanların bizi arayabileceğini akıl edemiyorduk...Zaman zaman aksilikler de olabiliyordu...
Bir gece dışarıdan geldik.Telefon çaldı.Tarık Akan...'Yahu telefona bakan kimdi?Akşamdan beri çıldırdım!'
İki-üç gün önce Tarık'la karşılaşmıştık.'Çocuklarla Tuzla'ya gelmek istiyoruz' demişti.Biz de,'Kesin geleceğiniz günü söyle evde olalım,bir de çocuklar ne yemek isterse söyle yapalım' dedik.
Arkadaşlarımıza gittiğimiz akşam aramış.'Alo,ben Tarık Akan,ablan yok mu?' Nero [Neriman Tokat],'Hadi oradan' demiş,kapatmış.Tekrar aramış Tarık:'Alo,ben Tarık Akan,yarın size geleceğiz.' 'Tabii buyurun,kahveye bekleriz,sen beni ne sandın!' Yine kapatmış Nero.'Alooooo!Bak kızım,ablana söyle köfte yapsın,yarın geleceğiz.' 'Baklava da açalım mı?' Kaç kere konuştular belli değil ama Tarık adamakıllı sinirlenmiş...Tabii Nero daha çok!.."*Gül Sunal,Kemal:Hadi Gel,Bi Kahve İçelim...,1. bs.,İstanbul:Doğan Kitap,2014,s.128.

***


Kemal benim otuz yıllık dostum.1971 veya 1972 yılıydı tahmin ediyorum."Canım Kardeşim" diye bir filmle başladım.İlk filmimdi.Orada Almanya'ya gitmek isteyen bir işçiyi oynadı Kemal.Kan tahlili,idrar tahlili gibi bütün tıbbî tahlillerin yapılması gereken bir hastanenin önünde sıra bekleyen bir işçiyi,biz de bu işçilere sağlam idrar satan,daha doğrusu onların paralarını dolandıranlardık.Kemal Sunal o rol için geldi.Film de dramatik bir filmdi.Fakat Kemal'in bu sahnesi sinemalarda oynarken bütün seyirciyi kahkahalarla güldürüyordu.

Ve Kemal,bence o sahnede şöhret oldu.Biz o zamanlar "Arzu Film"e bağlı olan bir ekip olarak çalışıyorduk.Adile Naşit,Münir Özkul,Halit Akçatepe,Zeki Alasya&Metin Akpınar,Ayşen Gruda gibi büyük bir ekibimiz vardı.Ertem Eğilmez Kemal'in o bir sahnedeki başarısını,sevgisinin,sıcaklığının ne kadar hemen seyirciye geçtiğini farketti.Sonra bir film daha ["Tatlı Dillim"] yaptık.Adını tam hatırlamıyorum.Basketbol oynuyorduk,basket takımındaki bir çocuğu oynadı.Filiz Akın da bu filmde.Buradaki rolü biraz daha büyüktü.Ve daha sonra yaptığımız filmlerde,film artık senaryo olarak da ona doğru akmaya başladı.Ve Kemal Türkiye'de bir star oldu.Her insanda bu maden bulunmaz.Kemal'deki maden milyarda bir çıkar.Bu sıcaklık,gülmesiyle,bakmasıyla,tüm hareketleriyle yıldırım gibi seyirciye geçen bir cevherdir.

Arzu Film'deyken 1972-1980 arası,Kemal'e dışarıdan çok büyük teklifler geldi,film şirketleri büyük paralar teklif ettiler.Evler,arabalar,Arzu Film'den aldığı paranın on katı yüz katı daha büyük paralar teklif ettiler,fakat Ertem Eğilmez bırakmadı Kemal'i.Arzu Film'den ilk kopan Zeki Alasya&Metin Akpınar oldu arkasından ben,benim arkamdan Kemal Sunal koptu.Kemal Sunal'ın kopmasıyla zaten Arzu Film hegemonyası da çöktü.Piyasadaki o büyük hegemonya çöktü.Arzu Film'den ayrılamamasının en büyük nedenlerinden birisi Kemal'in çok sağlamcı,garantiyi seven bir insan oluşudur...Orada bir garantisi vardı.İkincisi Ertem Eğilmez'in,"Arzu Film'den ayrılırsan sana piyasada,iş verdirtmem,benden daha iyisini bulamazsın,aç kalırsın!" tehdidiydi.Bir süre sonra Kemal bunlara karşı da direnç gösterdi.Kemal'in elinden açık senetler almış Ertem Eğilmez.Üzerinde rakam olmayan senetler.Biz Kemal'e çok kızdık,"Nasıl bunu yaparsın.Bir insan bir insanı ancak randevu evinde senetle çalıştırır,sen kimsin ki senet veriyorsun",dedik.Ve o senetleri de geri alamadı uzun bir süre.

Sonra Kemal Sunal Dündar Kılıç'ın kardeşi olan Yahya Kılıç'la filmlere başladı.Yahya Kılıç,bu senetleri geriye alabildi Ertem Eğilmez'den ve sonra "Uğur Film"le ortaklaşa çok işler yaptılar.Kemal Sunal'ın çektiği bütün filmler çok büyük hasılat ve büyük paralar getiriyordu o dönemde ve çok önemli bir komedyen oldu Türkiye'de ve artık yıkılmaz bir dev haline geldi Kemal...

Onunla bir "Hababam Sınıfı" yaptım zaten ikinci Hababam Sınıfı'nda oynamak istemedim,kaçtım.Ama Kemal Sunal'la aşağı-yukarı üç veya dört filmim var.Belki de daha fazladır,Emel Sayın'larla filan,yani Arzu Film'de tek başına film yaptığı döneme kadar her filmde vardı Kemal,zaten orada biz ekiptik."Şaban" ve "Salako" gibi tiplemeleri severek oynamıştır ve de en iyi olduğu filmlerdir o filmler.Çok da iyi oynamıştır.Kemal'e bir kere senaryo beğendirmek,Kemal'e bir şeye evet dedirtmek o dönemler çok zor bir şeydi.Kemal her şeye atlamaz,her şeye peki demezdi.

Politikayla uzaktan yakından alâkası yoktu ama konuşmaları politikti.Hiçbir hareketin içinde bulunmak istemezdi.Korkardı çünkü imza atmazdı,"evet" demez,"hayır" demez,üstüne kalır diye korkar,böyle bir şey gördüğü zaman hemen o mekândan kaçardı.Ben zaman zaman çok sıkıştırırdım,kızdırırdım ancak o zaman ağzından laf alabilirdim,o kadar dikkat ederdi.Kemal,sosyal demokrattır.Kemal yelpazenin sol tarafındaydı.Hiçbir zaman sağa yaklaşmadı ama hiçbir zaman.Bunu ne belli etti,ne konuştu,ne bir eylemin içinde oldu,asla.Hep kaçtı bundan.Beraber olduğumuzda hep sol konuşurduk ve Kemal her zaman sağı yererdi.Sağa karşı olan düşüncelerini açık net olarak söylerdi.Bir solcuydu aslında ama biz de ona çok kızardık.Türkiye'nin o dönemlerinde her şeyin içindeyiz,imzalar,protestolar,yürüyüşler,eylemler ve her türlü şey var ve Kemal'e yalvarıyoruz,asla bir gün dahi "peki" dedirtemedik.Yani sinemayla ilgili bir protestoda dahi Kemal olmazdı.Hiçbir şeye bulaşmazdı.Kemal'in kişiliğini ancak bizler biliyoruz,çok yakınında olduğumuz için.O bir yapı.Bunu zorlamanın ve de niye böyle olmadı diye Kemal'i yermenin,yargılamanın manası yok bence.Kemal başka tür bir kişilik.Kendine has bir özelliği var.Kemal kendisini tamamen kapatmıştı.İşte o kapatma en sonunda uçak faciasına kadar getirdi kendini.

Şöyle bir anımı anlatmak isterim.Kemal ilk filmlerine başladığı zaman Halit Akçatepe'yle üzerine çok giderdik.Kemal'in o dönemlerde de korkuyla ilgili problemleri vardı.Biz de o zamanlar çok genciz,23 yaşlarındayım.Halit de herhâlde 40 falan vardı ve biz her dakika korkuturduk Kemal'i.Ama her türlü şekilde korkardı kâğıdı gözünün önünde kırıştırırdık,bak şimdi tavandaki örümcek kafana düşecek derdik,kâğıdı atardık üzerine,gördüğü kâğıdı atardık.Kemal,yere düşer bayılırdı ve bir süre sonra biz bütün bu şakaları kestik.O dönemler Kemal'le sabahlara kadar içki içiyoruz,geziyoruz,her türlü eğlenceyi yapıyoruz.Baktık ki Kemal hiçbir şey,kaldıramıyor,konuşmuyor,bizden arkadaşlığı dostluğu kopmaya başladı,şakaları kaldırdık.

Mesela Kemal,şaka yaparım diye,denize bile benimle girmezdi.Hâlbuki derine de gitmez,göğsünü geçmeyecek kadar suda durur,dalar ve çıkardı.Yanında çok güvenebileceği birisi olması gerekirdi.Bu,ya Zeki Ökten olur ya da oğlu Ali olurdu,tek başına da asla girmezdi.Denizi sevmez,suyu sevmez."Tuzla'da evindeki havuza giriyor musun" diyordum,"giriyorum" diyordu ama ben inanmıyordum.O,ağacın altında gölgede oturuyordu sadece.

Bir dönemler paranoya derecesinde korkusu vardı.Evet,o korku uçakta ortaya çıktı.Hattâ hatırlıyorum,Ertem Eğilmez bir gün onu Hindistan Film Festivali'ne gönderecek.Biletler alınmış.Hindistan'da bir filmi oynuyor.Uçağa kadar geliyor,biniyor.Uçaktan bağırarak dışarı çıkıyor ve kaçıyor,bavul uçakta kalıyor.Sabahın köründe Ertem Eğilmez'in evine geldi,ki o gün Hindistan'a gitmesi gerekiyordu.Hayatta uçağa binmez Kemal.

Kemal'in huyunu suyunu bildiğimiz için Kemal'le ne zaman şaka yapılır,ne zaman konuşulur,nasıl davranılır,Kemal o dakika ne ister,tahmin ederek hareket ediyorsunuz.Çünkü ürker,kaçar gider,her şeyi terkeder,bırakır ve gider.

İçkiyi,sigarayı bıraktı.Kemal'den şüphelendim.Hattâ "Kemalciğim bir şey mi var",dedim."Önemli bir şey var söylemiyorsun",dedim.Gül'ü [merhum Sunal'ın eşi Gül Hanım] sıkıştırdım,Gül hiçbir şey söylemiyor."Hayır",dedim."Kemal bir şey var,sen Almanya'ya da gidip gelmişsin.Niye gittin Almanya'ya." Bin tane palavra söyledi."Hiçbir şeyim yok",dedi."Kemal o zaman içkiyi niye bıraktın",dedim."Yahu canım istemedi bıraktım,artık içmeyeceğim",dedi."Katiyen".Önüne tekila bardağı koyar içinde de su vardır onun,herkes tekila içiyor diye düşünür,böyle şaka yapar.Bir gün su dolu tekila bardağını gerçek tekilayla değiştirdim.O,su niyetine içti.Ölüyordu,ağzına alkol girdi diye...Öyle önemli bir hastalığı var mıydı diye şimdi de soruyorum Gül'e,"hayır" diyor ama,belki olabilir diye bir korkusu vardı Kemal'in.

Her şeyi yerdi Kemal bir dönem,sonra birdenbire yemekleri de seçmeye başladı.Tuzsuz yemeklere,özel yemeklere döndü.Son dönemde inanılır gibi değil,çok dikkat ediyordu.Tam bir hastalık psikozuna girmişti.

Sene 1975 ya da 1976 olabilir,artık aynı filmde Kemal'le oynayamadık.Ama en az haftada iki defa beraber olduk ve son yıllarda birbirimizi görmeden yapamazdık.Telefon açardık birbirimize "Özledim,hadi Arif'te buluşalım" derdik ve buluşurduk.Ben mesela birkaç gün gitmeyeyim arar,"Ne oldu Tarık bir şey mi var?" diye sorardı,bu dostluğumuz sürekli devam etti.

Çok keyifli olduğu zamanlar sevdiklerinin,arkadaşlarının yanında şen şakrak,çok espritüeldi.Çenesi durmazdı.Ama başkasının yanında,tanımadığı birisi geldiği anda midye gibi kapanır,katiyen konuşmazdı.Susar oturur,ağzını bile açmazdı.Onun için tanıdıklarıyla beraber olmak ister,tanımadıklarından hiç hoşlanmaz ve de konuşmazdı.

Onun kahveye gitmek,okey oynamak gibi alışkanlığı da yoktu.Ne kumar bilir,ne tavla bilir,hiçbir şey oynamazdı.Yeşilçam'da bir kahveye giderdik.Ben oynardım,o seyrederdi.Sonra ben kahveden kestim elimi ayağımı,bir de baktım Kemal okey oynuyor,artık her gün okey oynamaya başladı ve çok da dikkatli oynar,hepsinde parasını alır,herkesi çıldırtır..."Cimri" denir Kemal'e.Ama mesela sevdiklerine karşı nadir de olsa bir şeyler yapardı.O da bana "Sen benden daha cimrisin" derdi.Zaten Yeşilçam'da da öyle bir dedikodu çıkmıştır."Kemal bir,Tarık iki" derlerdi o dönemlerde...

Tiyatroları takip ederdi.Sinema takip ederdi.Türk müziği dinlerdi.Anımsadığım kadarıyla,Kemal şarkı söylüyordu bir aralar.Türk sanat müziği,halk müziği...

Maalesef küs ayrıldık Kemal'le...İlk defa aramızda çok ciddi bir şey oldu.Ciddileşmezdik hiçbir zaman...Ben de çok ciddileştim o da öyle ve bir anda ilişkimiz kopuverdi...Aynı masada aynı yerde oturuyorduk fakat konuşmuyorduk birbirimizle.Ama bu geçici bir süre içindi bana göre.Kemal şayet yaşasaydı böyle devam etmesine imkân ve ihtimâl yoktu.Birbirimize karşı verdiğimiz bir cezaydı.Onun açısından da benim açımdan da küsme nedeni önemliydi ama buna girmek istemiyorum.Çünkü Kemal'i çok iyi tanıyorum.Bu kadar iyi tanıdığım bir kişinin birdenbire başka bir çizgiye çıkması beni rahatsız etti ve eleştirdim.Benim eleştirmeme dayanamadı o,bana kızmaya başladı ve ikimizin kızması üst noktaya çıkınca diyaloglarımızı kestik bir süre.

Kemal,güzel bir dost ve çok özlüyoruz onu.Küfürsüz konuşmazdım zaten.O da ederdi,çok özlüyorum Kemal'i.

Akyarlar'daydım,kapı çalındı.Açmadım uzun süre,baktım çok ısrarlı çalınıyor kapı.Kim geldi hatırlamıyorum,birisi geldi."Kemal Sunal ölmüş",dedi."Saçmalama" dedim olacak şey değil.Yani inanamadım ve kendime gelemedim uzun bir süre.Atladım uçağa,geldim İstanbul'a...

*Tarık Akan,"Kemal'le maalesef küs ayrıldık!";Feriha Karasu Gürses,"Kemal Sunal:Film Başka Yaşam Başka",1. bs.,İstanbul:Sel Yayıncılık,2001,s.47-52.

2 yorum:

  1. Allah rahmet etsin büyük insandı Kemal Sunal.

    YanıtlaSil
  2. Tarık Akan 16 Eylül 2016 Sabahı hayatını kaybetmiştir. Kemal Sunal ile Tarık Akan barışmışlardır şimdi.

    YanıtlaSil