4 Haziran 2012 Pazartesi

Türk Basınında ve Türk-Ermeni Toplumunda Ermeni Kıyımının 50. Yıldönümünün Yansımaları/Rıfat N. Bali*


Osmanlı Dahiliye Nezareti'nin 24 Nisan 1915 tarihinde Ermeni komitelerini feshetmesi,İstanbul Ermeni toplumunun önde gelen yaklaşık 250 şahsiyetini tutuklaması ve Çankırı'ya sürmesinin ardından(1) 27 Mayıs 1915 tarihinde hazırlanan ve kamuoyuna "Tehcir Kanunu" adıyla malolan "Vakti seferde (savaş sırasında) icraati hükümete karşı gelenler için ciheti askeriyece (askeri yönden) ittihaz olunacak tedabir (alınacak olan tedbirler) hakkında kanuni muvakkat (geçici kanun)"ın tatbiki sırasında yaşanan felaket Osmanlı Ermeni nüfusunun çok önemli bir kısmının yok olmasıyla sonuçlandı.(2) Böylesine büyük bir felaketle karşı karşıya kalan Ermeni aleminin bu kıyımı unutulması imkansız bir jenosit olarak kabul ettiği ve her yılın 24 Nisan gününde de bu felaketi kiliselerde düzenlenen ayinler,gösteri ve yürüyüşlerle andığı malumdur.Ancak Ermeni alemi için her yıl yapılan anma törenleri arasında 24 Nisan 1915'in ellinci yıldönümü özel bir anlam taşımış,bu yıldönümüne katılım daha önceki yıllara kıyasla çok daha fazla olmuştur.(3) Bu makalede,yoğun bir Ermeni nüfusunun yaşadığı Amerika ve Beyrut'ta düzenlenen ellinci yıldönümü gösterilerinin Türkiye'deki yansımaları incelenecektir.(4)

Türk Basınının Yaklaşımı

24 Nisan 1915'in ellinci yıldönümü Beyrut Ortodoks Kilisesi'nin önayak olmasıyla başlayacak,Ermeni nüfusunun yoğun olduğu Paris,New York,Londra ile Güney Amerika'nın muhtelif şehirlerinde anılacaktı.Türk basınında anma törenlerinin hazırlıklarıyla ilgili ilk haberlere Nisan ayının ilk haftasında rastlanmaya başlanacaktır.Hürriyet gazetesi Ankara muhabiri Cüneyt Arcayürek yurtdışında yapılmakta olan hazırlıkları aktardıktan sonra yazısına şöyle son verecektir:(5)

"Birinci Dünya Savaşı yıllarında,çeşitli iç hareketler sırasında,Ermenilerin de çeşitli bölge ve illerde isyan hareketlerine geçtikleri,hattâ Türklere karşı zulümlerde bulundukları bilinmektedir.O zaman,çeiitli büyük meselelerin karşısında kalındığından,bir yandan Rusya'nın öte yandan da müttefik Almanya'nın tesirleriyle tenkil hareketlerine girişilmiştir.Türkler Ermeniler tarafından öldürülmüş,Ermeniler de hareketin bastırılması sırasında ölmüşlerdir.Bir kısmı da yurtdışına kaçmışlar veya çıkarılmışlardır.Fakat bugün için gerçek şudur:Türkiye'de 80 bin civarında Ermeni vatandaşımız vardır ve bunların her biri Türk milletinin birer ferdidir.Çalışkan,bilgili vatandaşlık görevini yapan Türk vatandaşı Ermenilerin böyle bir kampanyadan üzüntü duymamaları imkansızdır."

Türk Ermeni toplumunun tavrı Arcayürek'in yazısında,Türkiye'de yaşamakta olan Ermenilere atıfta bulunarak,"Türk vatandaşı Ermenilerin böyle bir kampanyadan üzüntü duymamaları imkansızdır," cümlesiyle Türkiye Ermenileri adına kanaat belirtmesi Türk Ermeni toplumu nezdinde hemen etkisini gösterecekti.Hürriyet ertesi gün birinci sayfadan,"Söz sırası Ermeni vatandaşlarımızda" başlığıyla İstanbullu Ermenilerin önde gelen isimlerinin verdikleri demeçleri içeren bir haber yayınlayacaktı.Haber şöyleydi:(6)

"Rumların tahriki ile,24 Nisan'da 'Ermeni Katliamı' adı altında bütün dünyada eski bir olayın istismar edilerek anma törenleri tertip olunmasını şehrimizde yaşayan onbinlerce Ermeni vatandaş nefretle karşılamışlardır.

İstanbul'daki Ermeniler,böyle bir hareketin manasızlığı ve lüzumsuzluğu üzerinde durarak,'Bu olsa olsa Kıbrıs Rum Dışişleri Bakanı Kyprianou'nun bir dalaveresidir.Bazı Ermeniler de bilmeyerek buna alet olabilirler.Biz Türkiye Ermenileri maziyi unutmuş,şimdi tam bir huzur ve mutluluk içinde yaşıyoruz' demişlerdir.

Ermeni vatandaşlarımız Kıbrıs meselesini,bir İslam-Hristiyan davası haline sokmak çabasında bulunan Kyprianou'nun bu entrikasına,'Biz Ermeniler asla alet olmayacağız.Dışarıdaki Ermeni ırkdaşlarımızın da bunu çabuk farkedeceklerini sanırız' demektedirler.

Türkiye'deki Ermeni Katoliklerin Ruhani Reisi Başpiskopos Boğos Kireçyan (7) bu konuda şunları söylemiştir:

-'Biz ruhani makam olarak eski hatıraların canlandırılmasını asla tasvip etmiyoruz.Olabilir ki tarih boyunca yaşadığımız bu memlekette birbirimizi rencide etmiş hatıralar olmuşsa,bunlar maziye intikal etmiştir.

Biz bu memleketi herhangi bir Türk gibi vatanımız say›yoruz.Burada doğduk,burada vatani vazifemizi yaptık.Bizim cemaatimiz burada sulh ve sükun içinde mesut yaşamaktadır.Biz Türk bayrağı altında yaşıyoruz ve bu bayrağın savunucularıyız.

Beyrut'ta vukubulan veya yapılması düşünülen ve tertip eseri olduğuna kani olduğumuz mitingler asla fayda sağlamaz ve manasızdır.Bu mitingler buradaki Ermeni vatandaşların huzurunu asla bozamaz.Zaten onlarla alakamız yoktur.Din adamı olarak insanların birbirilerine kin beslemelerini hiçbir zaman iyi karşılamam.İnsanlar Allah huzurunda hesap verirler,politik maksatlara alet onlanlar Allah'ın istediği manada makbul insanlar olamazlar.'

Türkiye'deki Ermeni Katoliklerin Ruhani Reisi Boğos Kireçyan'ın Vekili Başrahip Ohannes Çolakyan ise şöyle konuşmuştur:

-'Muhterem Patrik'imin fikirlerine aynen iştirak ediyorum.Ben bu memlekette doğdum.Yedeksubay olarak askerliğimi yaptım.Kendimi bu yurdun evladı olarak sayıyorum.Siyasi oyunlar insanlara daima zarar vermiştir.Allah siyasi muhterisleri ıslah etsin.'

Eski AP İstanbul Senatörü Yüksek Mühendis Berç Turan,(8) bu olayla ilgili olarak şunları söylemiştir:

-'Türkiye benim vatanımdır.İnsan olarak yaşadığım bu memleketin sevinç ve ıstırabına memnuniyetle iştirak ederim.Kıbrıs davası,burada yaşayan biz Ermeni vatandaşların da davasıdır.Ermeni ırkdaşlarımı Türkiye aleyhine kışkırtmak isteyen Rumların bu hareketi Türkiye'de yaşayan 70 bin Ermeni'nin huzurunu kaçıracağını sanmam.Burada yaşayan bizler,tam manasıyla hür,mesut ve eşit haklarla aynı bir Türk vatandaşı gibiyiz.Ve bu huzurumuzun her ne sebeple olursa olsun bozulmasını asla istemiyoruz.Ben Türk vatandaşı olarak parlamentoya girmiş bir kimseyim ve bütün benliğimle kendimi bu memleketin evladı sayıyorum.Biz Ermeniler,Rumların tahrikine asla alet olmayacağız ve Kıbrıs politikasında her zaman Türklerin yanında bulunacağız.'

Çapa İç Hastalıkları Kliniği Dahiliye Mütehassısı Doçent Dr. Karabet Arma (9) ise şöyle demiştir:

-'Osmanlılar zamanında vukubulan nahoş bir olayın ellinci yıldönümünü kutlamak gibi manasız bir hareketin yapılacağını üzülerek duyduk.Atatürk,Osmanlı İmparatorluğu'nun bütün kötü hatıralarını da tarihe gömdü.Bugün burada yaşayan Ermeniler,her türlü haklara,hatta yedeksubay,milletvekilliği,senatörlük hakkına bile sahiptirler.

Türk Ermenileri,buradaki kardeşlik düzeninin bozulmasını asla arzu etmiyorlar.Yarım asırlık tarihin derinliklerine çoktan gömülmüş ve unutulmuş bir hadisenin tekrar alevlendirilmek istenmesi,bir politik cinayettir.Bazı menfaatperest siyaset adamları,azınlıkları kendi çıkarlarına alet ederek tahrik etmişlerdir.24 Nisan'da yapılması düşünülen yas günü de entrikacıların bir tertibidir.

Kyprianou,Ermenileri yem olarak kullanıp,Kıbrıs davasında yeni bir entrika çevirmek niyetindedir.

Biz Türkiye'deki Ermeniler,hiçbir zaman politika oyunlarına alet edilmek istemiyoruz.Dış memleketlerdeki Ermeni ırkdaşlarıma son sözüm şudur:Rahatımızı huzurumuzu gölgelemeyin başka ihsan istemiyoruz.'"

Türkiye Ermenileri Patriği Şnork Kalustyan'ın Beyanatı

Türkiye Ermenilerinin 82. Patriği Şnork Kalustyan(10) ise şu resmi bildiriyi yayınlayacaktı:(11)

"Türklerle Ermenilerin ilk karşılaştıkları günden başlayarak kardeşlik ve dostluk havası içinde yaşadıkları tarihi bir hakikattir.

Ermeni cemaati,o tarihten bu yana,yüzyıllar boyunca,topluma daima faydalı ve sadık bir unsur olmuş ve kendi mensuplarından bir çokları da devletin siyasi ve idari büyük sorumluluklarını taşımış ve başarılı sonuçlar elde etmişlerdir.

Osmanlı devletinin son yıllarında bazı yabancı devletler Sultanlardan imtiyazlar koparmak ve kapitülasyonlarını devam ettirmek ve nihayet Osmanlı Devleti'ni parçalamak amacıyla muhtelif cemaatleri ve bu arada Ermenileri de kendi menfaatlerine alet etmek istemişlerdir.Sömürücü devletler yüzyıllar boyunca birarada ve kardeşçe yaşamış olan iki milleti birbirinden soğutmayı amaç edinmişlerdi.Husule gelmiş olan hadiseler ve neticeleri tarihe mal olmuş birer ibret levhası olarak,insanlık ve kardeşlik hislerimizi takviyeye imkan verecek niteliktedir ve bizler için böylece kalacaktır.

Ölülerini anmak,bütün insanların hakkı ve manevi vazifedir.Ancak,bu saygı gösterileri milletlerin kalplerinde husumet tohumlarının ekilip filizlenmesine imkan ve vesile vermemelidir.Manevi hayatımızın kaynağını teşkil eden mukaddes Kitabımızın iş'arı da esasen budur.

Biz,Türkiye Ermenilerine gelince:Türkiye Cumhuriyeti devrinde yaşamış ve Atatürk ilkeleri ile büyümüş olan bu topluluk,geçen kırk sene zarfında,faziletli,yapıcı ve sadık vatandaş olduğunu daima ispat etmiştir.Biz bugün,vatandaşlar arasında kardeşlik ve güvenlik duygularının devamını görmenin mutluluğu içindeyiz.

Dış memleketlerde bulunan din kardeşlerimizden bazılarının,bu sevgi ve saygı dolu bağlılığı gölgelemeye hakları yoktur.Türkiye Ermenileri kendilerini bu memleketin ayrılmaz bir parçası olarak görmektedirler.Bu sebeple bu memleketin menfaatlerine aykırı herhangi bir hareketi de asla tasvip etmeyeceklerdir."

Nubar Sarkis Gülbenkyan'ın Beyanatı

Mezopotamya'daki zengin petrol yataklarını işletmek için kurulan Turkish Petroleum Company'deki yüzde beş hissesi nedeniyle tarihe "Bay yüzde beş" lakabıyla geçen Üsküdar doğumlu ünlü Ermeni petrol milyarderi,hayırsever ve koleksiyoner Kalust Sarkis Gülbenkyan'ın (1869-1955)(12) Kadıköy doğumlu oğlu Nubar Sarkis Gülbenkyan (1897-1977)(13) ise,ikamet ettiği Londra'dan yapacağı açıklamada şöyle konuşacaktı:(14)

"Anavatandaki Ermeni vatandaşlarımız,artık tarih olmuş mazideki hadiseler sebebiyle rahatlarını bozmayı düşünecek kadar akılsız değillerdir.Vefat eden Türkiye'deki Ermeni Katoliklerin Ruhani Reisi Başpiskopos Boğos Kireçyan'la tamamen aynı fikirdeyim.Eski olayların canlandırılmasını hiç kimse arzu etmemektedir.Zaten bu gibi tahrikler 'içeriden' değil 'dışarıdan' gelmektedir."

Ermeni Patriği ve Ermeni İleri Gelenlerin Beyanatlarının Sonrasında Basının Tavrı

Patrik Şnork Kalustyan'ın beyanatı ile İstanbullu Ermeni ileri gelenlerinin demeçleri basında gerekli olumlu etkiyi yaratacaktı.Milliyet gazetesinin kıdemli yazarı Refii Cevat Ulunay konuya değindiği yazısında Türkiye Ermenilerinden şöyle bahsedecekti:

"Artık tarihin unutulması gerekli sayfalarına gömülen bu elim hadise,müverrih Ahmet Refik merhumun dediği gibi biri İttihat Terakki,diğeri Taşnak olan 'iki komitenin iki kıtalı'dır.(15) Bunun tekrar münakaşasını tarih dahi istemez.

İnsanoğulları yaradılışlarından bugüne gelinceye kadar birbirlerini yemişler.Adem babamızla Havva anamız o güzel cennette zevk ü sefa ile oturacakken Rahman'ın yerine şeytana uyarak elma mı,buğday mı...Ne ise bir h.lt yemişler ve kovulmuşlar.Çocukları olmuş,onlar da birbirlerini öldürmüşler.Ondan sonra:

Kes,kopar,kır,sürükle,ez,yak,yık!
Ne aman bil,ne 'ah!' işit,ne yazık...

Beyrut Ortodoks kilisesinin Yunan teşvikiyle bu sönmüş mangalın külünü karıştırması memleketimizdeki Ermeni vatandaşları haklı bir infiale sevketti.Ermeni Katolik alması bütün Ermenilerin huzuruna tesir edecek bu propagandanın karşısına dikildiler:Diogenes'in Büyük Alexander'e:'Gölge etme başka ihsan istemem' sözünden ilham alarak:

-'Rahatımızı,huzurumuzu gölgelemeyin,başka ihsan istemiyoruz' diyorlar.

Ben Ermeni vatandaşlarımı severim,onların bu memleketin ilmine,irfanına,sanatına ve zanaatına ettikleri hizmetin büyüklüğünü daima takdir ederim ve onlarla sohbetten büyük zevk alırım,o kadar ki Ermenileri Hristiyan Türk olarak kabul ediyorum."

Ulunay yazısına Osmanlı Devleti döneminde devlet,sanat ve kültür alanlarında hizmet yapmış ünlü Ermeni simalarının isimlerini anarak devam ettikten sonra,"Birbirleriyle bu kadar kaynaşan iki milletin arasına Beyrut Ortodoks Kilisesi değil devletler giremez.Benim bildiğim Ermeniler böyle uçurulan balonlara güler geçerler" satırlarıyla son verecekti.(16)

Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ecvet Güresin de konuya ayırdığı yazısında Türkiye Ermenileri hakkında şu görüşleri dile getirecektir:(17)

"Lübnan'daki Ermeni kıpırdanmalarının Türkiye'de hiçbir şekilde tasvip görmediği,gerek Ermeni vatandaşlarımızın bize gönderdikleri mektuplarda gerekse Gregoryan Ermeni Patriği Sayın Şnork Kalustyan'ın demecinde beliriyor.Katolik Ermeniler de aynı tepkiyi gösteriyorlar.Zaten Ermenilerin Türkiye'de daha başka türlü bir tutuma girecekleri beklenemezdi.

Gerçi yarım asır önce yine Taşnak ve Hınçakların tahrikleriyle Türklerle Ermeniler arasında üzücü olaylar geçmiş ve Ermeniler kadar Türkler de ıstıraplı günler yaşamışlardır.Ama bütün bunlar,günahlarıyla,üzüntüleriyle tarihe malolmuştur.Artık o sayfaları yeniden çevirip eskinin küllerini deşmenin anlamı yoktur.Bunun yanında,Türkiye'deki azınlıklar içinde Ermenilerin adetleri,yaşayışları incelenirse,görülür ki,Osmanlı devrinden bugüne kadar egemen millet olan Türklerle en fazla kaynaşabilenler Ermenilerdir.Hatta bırakınız Türkiye'dekileri,yurtdışında yaşayan ve Türkiye'ye giremeyen Ermeniler bile,bulundukları yerlerde adetlerini,yaşayışlarını değiştirmemişlerdir ve çoğunda Türkiye hasreti,Türkiye'ye karşı ilgi belirli haldedir.Bu bakımdan Ermeni vatandaşlarımızın gösterdikleri tepki bir gösterişten çok,samimi duygularının bu olay vesilesiyle açığa vuruluşudur."

Milliyet yazarlarından Bülent Ecevit ise eğitim ve araştırma nedeniyle Boston'da bulunduğu sırada(18) rastladığı bir Ermeni çiftiyle ilgili anılarına yer veren bir yazı yayınlayacaktı:(19)

"Amerika'nın bir küçük kasabasında bir Ermeni dükkanı idi...

Camlı dolaba beyaz peynirler,turşular dizilmiş,raflarda pastırma,sucukların en güzelleri asılı idi...

Sokağa bakan camın ardında,evlerdeki sandıklardan çıkarılmış bir-iki bakır cezve,bir Osmanlı kaması,bir rahle...

Türk olduğumuzu öğrenince,tezgahın başındaki yaşlı,esmer Ermeni kadının gözlerinde sevgiyle kızgınlık,özlemle çekingenlik çarpıştı.Buruk sesiyle,çocukluğunun kanlı,acı olaylarını,Trabzon'dan Amerika'ya kaçışlarını anlattı.Nispet vermek ister gibi,fakat ağlamaklı bir sesle:

-'Amerika'da çok mesuduz,burada her şey var,her şey bol',dedi.

Oysa çevresindeki raflara dizdiği 'her şey' Türkiyeli idi.

Çocukluktan kalan,yürekten gelen acısına saygı duyduk...'Sizinkiler şöyle yaptıydı da,bizimkiler böyle yaptıydı' tartışmasına girmedik.Yaşlı kadının bütün sitemlerini,acı sözlerini dinledik,girdiğimize bin pişman,dükkanından ayrıldık.

Arkamızdan,titreyen bir ses:

-'Gene gelin,gelmezseniz gücenirim',diye sesleniyordu.

Yurt özlemi gibi bir duygu,bir süre sonra bizi gene o dükkana çekti.Kapıdan girdiğimizi görür görmez,yaşlı Ermeni kadın,eşimin boynuna sarılıp ağlamaya başladı.Gözlerinden sanki yaş değil,kırk yıl,elli yıl baskı altında tutulmuş bir sevgi boşanıyordu.

Üçüncü gidişimizde:

-'Bir kahvemi içmeden bırakmam!' dedi.

O 'her şey var' olan 'her şey bol' olan Amerika'da,elektrikli bir taşı prize sokarak değil,dükkanın arkasındaki küçücük odasında,ateşini külleyip derinden derine yanar tuttuğu bir mangala eski bakır cezvesini sürerek,bize köpüklü kahve pişirdi.Altımıza birer konserve sandığı çekti.Kahvelerimizi içtik.Falımıza baktı.Falımızdan yalnız iyi şeyler söyledi.

Bizim kaldığımız yere yakın,Türkiyeli Ermenilerin toplandığı bir küçük kasabaydı burası...Sokaklarında,böyle bakkallardan başka,simitçi dükkanları,lahmacuncular vardı.

Boston radyolarından birini her akşam bir-iki saatliğine kiralar,Müzeyyen Senar'dan,Münir Nurettin'den plaklar çaldırırlardı.

Bazen de,Ermeni topluluğundan bir şarkıcı eline udunu alır,titrek ve yanık bir haykırışla,İngilizce sözlü,Ermeni şiveli,alaturka şarkılar söylerdi radyodan...Unutamadığım bir tanesi,Türkçe'ye şöyle çevrilebilir:

'Yalandır yalan
Ne varsa yalan
şu deli dünyada
Ne varsa yalan...'

Biz göremedik ama,görenlerden dinledik:Kasabanın yakınında,ağaçları arasından Göksu gibi incecik bir dere akan bir de mesireleri vardır...Pazarları,çoluk çocuk,patlıcan dolmaları,turşular,böreklerle dolu sepetleriyle bu mesireye gider,çayırın üstüne Türkiye'den kalma kilimlerini serer,akşam gün kararıncaya kadar,saz çalıp,alaturka şarkılar söylerlermiş.Sokaklarda,bir çoğunu,kendi aralarında Türkçe konuşurken duyardık,içlerinde doğru dürüst İngilizce konuşamayanlar,fakat Amerika'da doğup büyümüş çocuklarını kendileriyle Türkçe konuşturanlar vardı.Genç Ermeni edebiyatçıların İngilizce dergilerini okurdum bazen...Hikayelerinin birçoğu,bir Ermeni ile Türk'ün düşmanlığı ile başlar,kucaklaşması ile biterdi.

Ermenilerin bu toprağa bağlılıkları,ama ille kendilerine mal ederek değil,bizim dilimizle,türkümüzle,bizim yemeğimizle,yaşayışımızla kaynaşarak bağlılıkları,dünyanın neresinde olsalar,kuşaktan kuşağa,bir aile emaneti gibi saklanır.Bu emanetin üstüne titrenir.Giderken sanki,sandıklarında Anadolu'nun toprağından da götürmüş,yerleştikleri yerlere o toprağı sermişlerdir.

Aslında,yüreklerindeki,ihtirassız bir yurt özlemidir.Ama kötü niyetliler,muhterisler,bu saf özleme,kendi amaçları uğrunda,başka bir yön ve nitelik vermeye uğraşırlar.Bu türlü unsurların,devletlerin,Türkiye'ye karşı canlı tutmaya çalıştıkları o kadar acı anılara rağmen,Türklere karşı,dün Amerika'sında,bugün işte,Lübnan'ında,o kadar sürekli kışkırtmalara rağmen çoğu Ermenilerin sıcak yüreğinden,ne Anadolu,ne Türk sevgisini,ne de sözünden,sazına kadar Türklüğü çıkarıp atmaya imkan vardır.Şu,sevgiden başka 'ne varsa yalan' dünyada,bizi hâlâ birbirimize düşürmeye uğraşanlar utansın."

24 Nisan 1965 Günü ve İstanbullu Ermeniler

24 Nisan günü sabahı Türk Ermeni toplumunu temsilen yüz kadar İstanbullu Ermeni ileri geleni saat 10:00'da Taksim Meydanı'ndaki Cumhuriyet Anıtı'na bir çelenk koyacak,Atatürk'e ve Türk milletine bağlı olduklarını bildirecek,Atatürk için saygı duruşunda bulunacaktı.Tören sırasında Cumhuriyet Senatosu eski üyesi Berç Turan ile İstanbul Belediye Meclisi üyesi Agop Binyat birer konuşma yapacak,heyet Cumhuriyet Anıtı'nın şeref defterine şu satırları yazacaktı:(20)

"Ölmez Atam.Önderliğinde kurulan ve ilelebet payidar olacak,aziz Türkiye Cumhuriyetinde Müslüman Türk kardeşlerimizle kader birliği ve beraberliği içindeyiz.İzindeyiz Atam.Sana minnet ve şükran borcumuzu,huzurunda saygı ile eğilerek sunarım.Türk Ermeniler."

İstanbullu Ermeni tüccar Yertvart Bezaz ise yurtdışında yapılan gösteriler hakkında,"Bu hareketleri tasvip etmiyor,nefretle karşılıyoruz.Biz Türküz ve Atatürk çocuklarıyız," beyanatında bulunacaktır.(21)

Amerikan Büyükelçiliği'nin Türk Basınını Değerlendirmesi

Birkaç hafta boyunca Türk basınını oldukça meşgul eden bu tartışmalar 24 Nisan tarihinin geride kalmasıyla birlikte tamamıyla sönecekti.Dönemin ABD Büyükelçiliği müşavirlerinden Philip Clock merkeze gönderdiği değerlendirme raporunda Türk basınında yaşanan tartışmaları şöyle özetlemekte:

"Son günlerde,çağdaş Türkiye'de nadiren,basında ise neredeyse hiç bahsedilmeyen bir mevzu efkarı umumiyede yeniden tartışılmaya başlandı:Türkiye'deki Ermeni azınlığı bahsi.Genellikle uzun zaman dönemleri zarfında 'Ermeni' kelimesi basında yer dahi almayabilir.Devlet okullarının eğitim müfredatı bu bahsi bütünüyle es geçmeye meyilli.Yerel (halk),yabancı bir gözlemci için Ermeniler tarafından inşa edilmiş oldukları aşikar olan Merkezi ve Doğu Anadolu'daki binaların Türklerin veya başka bir grubun inşa ettiğini sık sık söylemekte.Bu şekilde yok sayılan ve zahiren unutulduğu sanılan Ermeni azınlığı bahsi,son zamanlarda 24 Nisan tarihinde (1915'in) ellinci yıldönümü ile ilgili Beyrut'ta düzenlenecek konferansın beklentisi ile yeniden canlandı.Bu tür bir konferansın düzenlenmesi beklentisi -Merkezi ve Doğu Türkiye'de 1915 yılında vuku bulmuş Ermeni katliamlarının ellinci yıldönümünü anma için- Türk basınında,bazıları çok şiddetli olmak üzere,değişik tefsirlere yol açtı."(22)

Sonuç

24 Nisan 1915'in ellinci yıldönümü vesilesiyle,başta Beyrut olmak üzere,yurtdışında düzenlenen anma etkinliklerinde cereyan eden Türkiye'ye yönelik protesto hareketlerine karşı Türk kamuoyunda şoven ve milliyetçi bir tepki oluşmadı,Ermeni toplumunun fertlerine veya müesseselerine yönelik herhangi nahoş bir gösteri,taciz veya şiddet olayı cereyan etmedi.Bunun ana nedeni,Ermeni Patriği Şnork Kalustyan başta olmak üzere İstanbul Ermeni toplumu ileri gelenlerinin kamuoyunu yatıştırmaya yönelik beyanatları ile,yine aynı kişilerin 24 Nisan sabahı Taksim'deki Cumhuriyet Anıtı'nı ziyaret ederek Atatürk'e ve Cumhuriyet'e bağlılıklarını beyan etmeleridir.Nitekim konuyla ilgili gelişmeleri özetleyen ve değerlendiren Amerikan Başkonsolosu V. Lansing Collins merkeze gönderdiği raporda,"Birçok başka faktör olduğu tabii ise de,buradaki Ermeni cemaati (yukarıda) tasvir edilen jestler gibi jestler yapmaya gönüllü olmasından ötürü,Rum cemaatine kıyasla,Türk toplumu içinde onlar kadar ayrı ancak çok daha eşit bir mevkiiyi muhafaza etmiştir" tespitinde bulunacaktı.(23)

***

1-İstanbul Ermeni toplumunun önde gelen 250 şahsiyeti,Dahiliye Nazırı Talat Paşa'nın bir emriyle 24 Nisan 1915 gecesi tutuklandı ve Çankırı'ya sürüldü.Bu 250 kişiden çok azı hayatta kalabildi.Ermeni toplumu bu nedenle 24 Nisan 1915 tarihini simgesel anlamda jenositin başlangıç tarihi olarak kabul eder.

2-"Jenosit" kavramı ilk kez Raphael Lemkin (1900-1959) tarafından 1944 yılında yayınlanan "Axis Rule in Occupied Europe Laws of Occupation Analysis of Government Proposal for Redress" adlı kitapta kullanılmıştır.(Carnegie Endowment for International Peace,The Law Book Exchange Ltd,New Jersey,2005,s.79-80).Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 9 Haziran 1948 tarih ve 260 (111) A sayılı "Convention on the Prevention and Punishement of the Crime of Genocide" kararında Raphael Lemkin'in tanımını dikkate alarak "jenosit"in tarifini yapmıştır.1915 Ermeni tehciri sırasında yaşanan kıyım 9 Aralık 1948 tarihli Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararındaki tanıma göre "jenosit" sayılsa da,Türkiye Cumhuriyeti,Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararının makable şamil uygulanamayacağını savunarak bu tanımı kabul etmeyi reddetmekte.Buna karşılık,Amerikan Ermeni toplumu Raphael Lemkin'in Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda kabul edilen karardan birkaç hafta sonra,1949 yılında CBS Televizyonu'nda yayınlanan bir mülakatında "Ermeni jenositi"ne atıfta bulunduğuna işaret ederek ve jenosit tarifini yaptığında Lemkin'in Ermeni jenositini dikkate aldığını ileri sürerek,1915 kıyımı için "jenosit" tanımında ısrar etmekte.Günümüzde Holokost ve jenosit incelemeleri konusundaki en muteber isimlerden oluşan uluslararası akademik camianın,birkaç istisna hariç,tamamı tehcir sırasında meydana gelen toplu kıyımı "jenosit" olarak kabul etmekte.Aynı camia,İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilerin uyguladıkları Yahudi Soykırımını ise "Holokost" veya "Shoah" deyimleriyle anmakta.

3-Bu yıldönümü,Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti başkenti Yerevan'da büyük bir gösteri haline dönüşmüş,bunun bir sonucu olarak Ermenistan Komünist Partisi Genel Sekreteri Yakov Zarobyan görevinden alınmış ve Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti tepe yöneticilerinin çoğu değiştirilmiştir.Bu konuda bkz. Haig Sarkissian,"50th Anniversary of the Turkish Genocide As Observed in Erevan",Armenian Review,Cilt 19,sayı 4,Kış 1966,s.23-28;Vahakn N. Dadrian "The Events of April 24 In Moscow-How They Happened And Under What Circumstances",Armenian Review,Cilt 20,sayı 2,Yaz 1967,s.9-26.1965 yılındaki gösterilerde Sovyet Ermenistan halkının bir anıt inşa edilmesini talep etmesi üzerine inşaata aynı yıl başlanmış ve anıtın açılışı 1967 yılında yapılmıştır.Kaynak "Genocide Monument",http://www.armenocide.am/genocide_monument.htm

4-Ermenice lisanına vakıf olmadığımdan,bu makalenin araştırma safhasında konuyla ilgili dönemin Türk Ermeni basını incelenmemiştir.

5-Cüneyt Arcayürek,"Rumların tahrikiyle,Ermeniler,katliamın ellinci yılını anacak",Hürriyet,8 Nisan 1965.

6-"Söz sırası Ermeni vatandaşlarımızda",Hürriyet,9 Nisan 1965.

7-Başpiskopos Boğos Kireçyan 1936-1965 yılları arasında ruhani reisti.1967 yılından bu yana ruhani reis Hovhannes Çolakyan'dır.Kaynak:"Hristiyanlıktan önce Ermeniler",www.bolsohays.com/webac.asp?referans=28

8-Yüksek mimar Berç Sahak Turan (1920-1997),15 Ekim 1961-7 Haziran 1964 tarihleri arasında AP adayı olarak Cumhuriyet Senatosu İstanbul üyesiydi.Kaynak:Fahri Çoker,Türk Parlamento Tarihi Cumhuriyet Senatosu Üyelerinin Özgeçmişleri I. Cilt (1961-1964),TBMM Vakfı Yayınları,Ankara,1998,s.288-289.

9-Dr. Karabet Arman,1978-1980 arası Surp Pırgiç Ermeni Hastahanesi başhekimiydi.Kaynak:Arsen Yarman,Osmanlı Sağlık Hizmetlerinde Ermeniler ve Surp Pırgiç Ermeni Hastahanesi Tarihi,Surp Pırgiç Ermeni Hastahanesi Vakfı,İstanbul,2001,s.610.2001 yılında Fransız Parlamentosu'nun Ermeni Soykırımı Yasası'nı kabul etmesinin ardından oluşan tepki üzerine Show TV'nin 25 Ocak 2001 akşamı düzenlediği ve bazı Fransız parlamenterlerinin de katıldıkları tartışma programına Dr. Karabet Arman "Türk Ermeni Patriği Başdanışmanı" sıfatıyla katıldı.Kaynak:Oktay Ekşi,"Foyaları Ortaya Çıktı",Hürriyet,27 Ocak 2001.Dr. Karabet Arman aynı zamanda Turkish Armenian Relations Türk-Ermeni İlişkileri,(Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü,Ankara,1977) kitabının da yazarıdır.Kaynak:http://www.byegm.gov.tr/KUTUPHANEMIZ/yayinlar70-80.htm

10-Şnork Kalustyan (1913-1990),1961 yılında Patrik seçildi.Biyografisi için bkz. http://www.biyografi.net/kisiayrinti.asp?kisiid=959 ve Agos 27 Mart 1998.

11-"Patrik:mitingi tasvip etmiyoruz",Cumhuriyet,10 Nisan 1965.

12-G. Arabadjian,"Calouste Sarkis Gulbenkian",Parev,1999,http://www.geocities.com/kegham.geo/gulbenkian.html

13-Hayat hikayesi için bakınız;"Last of the Big Spenders",Time,24 Ocak 1972.Otobiyografisi için bakınız:Nubar Gulbenkian,Portrait In Oil:The Autobiography of Nubar Gulbenkian,Simon and Schuster,New York,1965.

14-"Gülbenkyan Türkiye'deki Ermeniler sulh ve refah içindedir,dedi",Hürriyet,24 Nisan 1965.

15-Refii Cevat Ulunay Ahmet Refik'in ünlü İki Komite İki Kıtal kitabına atıfta bulunmaktadır.

16-Refii Cevat Ulunay,"Biz ve Ermeniler",Milliyet,10 Nisan 1965.

17-Ecvet Güresin,"Ermeni mitingi",Cumhuriyet,10 Nisan 1965.

18-Bülent Ecevit,1954 yılında Amerikan Haber Merkezi'nin (USIS) davetlisi olarak Amerika'da bulundu.Üç ay gazetecilik eğitimi aldıktan sonra Harvard Üniversitesi'ne gitti ve buradaki Ortadoğu Enstitüsü'nde çalışmalarına devam etti,daha sonra Türkiye'ye döndü.Kaynak:"Siyasetin şairi Karaoğlan",http://dosyalar.hurriyet.com.tr/ecevit/olmaz.asp

19-Bülent Ecevit,"Ermeni",Milliyet,12 Nisan 1965.

20-"Ermeni Yurtdaşlar Anıta Çelenk Koydu",Milliyet,25 Nisan 1965.

21-"Ermeniler çelenk koydu",Hürriyet,25 Nisan 1965.Yertvart Bezaz,1957 milletvekili seçimlerinde CHP'nden İstanbul milletvekili adayı olacak,ancak seçilemeyecekti.

22-Amerikan Milli Arşivleri (College Park,Maryland) RG 59 General Records of the Department of State,Central Foreign Policy Files 1964-1966 Political and Defense POL 13-3 TUR 1/1/64 Box 2755,20 Nisan 1965 tarihli belge.

23-Amerikan Milli Arşivleri (College Park,Maryland) RG 59 General Records of the Department of State,Central Foreign Policy Files 1964-1966 Political and Defense POL 13-3 TUR 1/1/64 Box 2755,3 Mayıs 1965 tarihli belge.

---------------------------------------------------------------------------

*Rıfat N. Bali,Toplumsal Tarih,sayı:159,Mart 2007,s.62-65.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder